|
|
 |
DÜNYA BANKASI'NA
VERİLEN "KALKINMA POLİTİKASI" BAŞLIKLI MEKTUP...
TÜRKİYE
EKONOMİK REFORM KREDİSİ
KALKINMA POLİTİKASI MEKTUBU
James Wolfensohn
Başkan
Dünya Bankası
Washington, DC 20433
Sayın Wolfensohn,
1 - Hükümetimizin
ekonomik reform programının amacı, ülkemizi yüksek enflasyondan kurtarmak
ve Türkiye’nin gerçek potansiyeli ile uyumlu olarak sürdürülebilir ve adil
bir büyümenin temellerini güçlendirmektir. Bu programın, Türkiye’yi 21.
yüzyılın zorluklarına hazırlayacağına ve ulusumuzun Avrupa Birliği’ne erken
girmesine yardım edeceğine inanıyoruz. Reform programı, 2000-2002 dönemini
kapsamaktadır. Program, enflasyonu düşürmek için tasarlanmış sıkı makroekonomik
politikalar ile makroekonomik istikrarı sürdürmek ve canlanan büyüme için
uygun ortamı oluşturmak için tasarlanmış geniş kapsamlı yapısal reformları
birleştirmektedir. Program aynı zamanda, istikrarın külfetinin toplumun
güçsüz kesimlerinin üzerine orantısız olarak yıkılmaması amacını taşıyan
sosyal güvenlik ağını güçlendirecek faaliyetleri de içermektedir. Hükümetin
reform programını desteklemek üzere, IMF Yönetim Kurulu Aralık 1999'da
üç yıllık bir “stand-by” düzenlemesini onaylamıştır. Hükümet, Dünya Bankası’ndan
da, Ekonomik Reform Kredisi ve Mali Sektör Uyum Kredisini de içeren bir
uyum kredileri programı talep etmektedir (paragraf 18).Programın zamanında
ve etkin bir şekilde uygulanmasını teminen Hükümet Banka'dan, sosyal güvenlik
ve tarım reformları konusunda öngörülen karmaşık yapısal reform önlemlerini
desteklemek üzere yeni yatırım kredileri hazırlamasını talep etmektedir.
Hükümet uyguladığı reform programının kısa süreli sosyal maliyetleri olacağının
kesinlikle farkındadır. Bunların çözümüne yardımcı olmak üzere Hükümet,
Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemini güçlendirmeye yönelik sosyal güvenlik
ağı projesini uygulamak için Banka'dan destek talep etmektedir. Banka'nın
bu konudaki ivedi cevabı, Hükümetin iddialı reform gündeminin hızını sürdürmesi
açısından hayati önem arzetmektedir.
2 - Reform programının
ilk uygulama sonuçları cesaret vericidir. 1999 yılı konsolide bütçe temel
fazlası için konulan program hedefinin GSMH'nın yaklaşık % 1'i oranında
aşılmış olması, Hükümetin mali uyum programına bağlılığının bir göstergesidir.
Politikalarımızın temel sonucu, iç piyasadaki faiz oranlarının son on yılın
en düşük seviyelerine düşmesidir. 1999 yılının son çeyreğinde % 90'lar
seviyesinde olan kamu kağıtları üzerindeki ihale faiz oranları % 40'lara
düşmüştür. Yatırımcıların güveni ve Türkiye'nin uluslararası sermaye piyasalarındaki
kredibilitesi, ABD tahvillerinin 525 baz puan üzerinde marjla gerçekleştirilen
30 yıllık Eurotahvil ihracı da dahil olmak üzere, artmıştır. İlk göstergeler,
reel ekonominin de canlanmaya başladığına işaret etmektedir. Ancak, kısmen
program çerçevesindeki son vergi önlemleri, 1999 sonundaki kamu sektörü
fiyat artışları ve Dünya piyasalarındaki daha yüksek petrol fiyatları nedeniyle
enflasyon Aralık ve Ocak'ta yüksek oranda seyretmiştir. Faiz oranlarındaki
beklenenden daha keskin olarak gerçekleşen düşüş, anti enflasyonist hedeflerde
veya yapısal reform programının hızında bir gevşemeyi haklı çıkarmamaktadır.
Makroekonomik Program
3 - Program, makroekonomik
hedefler açısından, enflasyonun 2000 yılı sonunda keskin bir düşüş ile
%25’e indirilmesi ve %5 - 5.5’lik yeniden canlandırılmış bir büyümeyi amaçlamaktadır.
Tüketici Fiyatları enflasyonunun daha da ileri gidilerek 2001 yılının sonunda
%10 - 12’ye, 2002 yılında da tek haneli rakamlara indirilmesi hedeflenmektedir.
Bu, 1999 yılı için tahmin edilen yaklaşık %65’lik TÜFE enflasyonu ile karşılaştırılabilir.
Toptan Eşya Fiyatları enflasyonunda da benzer bir yol izleyerek 1999’daki
tahmini %55 oranından 2000 yılının sonunda %20’ye inmesi amaçlanmaktadır.
Buna paralel olarak, reel faiz oranlarının 1999’daki tahmini ortalama olan
%40’dan, 2000 yılında yaklaşık %25, 2001 yılında yaklaşık %15 ve 2002 yılında
da %12’ye düşmesi beklenmektedir. Artan fiyat istikrarı ve düşük sermaye
maliyetleri, Ağustos ve Kasım'daki büyük depremler nedeniyle yoğunlaşan
1999 yılındaki ciddi ekonomik durgunluk sonrasında 2000 yılında toparlanması
için gerekli şartları yaratacaktır. Hükümetimiz, %5- 6 aralığında bir büyümenin
2001 - 2002 döneminde sürdürülmesi projeksiyonunda bulunmaktadır.
4 - Enflasyonla mücadele
programı, enflasyonist beklenti ve ağır reel faiz kısır döngüsünü kırmak
için, kamu borçları stokunun GSMH’ya oranını istikrara kavuşturmaya odaklanacaktır.
Son yıllarda, yüksek bir reel faiz ortamında bütçe açıklarını finanse etmek
ihtiyacı, bütçeyi sürdürülemez bir yola sokmuştur. Kamu bankalarının görev
zararlarını da içeren toplam kamu sektörü borcu, 1998 sonundaki GSMH’nın
%44’ü oranında iken 1999 yılı sonunda tahminen %58’e yükselmiştir. Kamu
borçlarındaki bu hızlı artış, yurt içi faiz oranları üzerinde baskı kurmuş
ve önemli kamu harcama önceliklerini dışlamıştır. Sonuç olarak ortaya çıkan
makroekonomik dengesizlik, Türkiye’yi iç ve dış şoklara karşı güçsüz bırakmıştır.
Hükümetimizin enflasyonla mücadele programı kamu sektör boçlarının GSMH’ya
oranını mevcut seviyesinde veya buna yakın bir seviyede sabitlemeyi amaçlamaktadır.
Bu, esas olarak, enflasyon vergisinin olmadığı bir durumda borçların sabitlenmesi
ile tutarlı belli başlı bir faiz dışı fazla yaratacak bir ön mali uyumla
başarılacaktır. Mali uyum, faizler düşünceye kadar borç servislerinin yüksek
maliyetini karşılamak için, 2000 - 2002 döneminde 18 milyar ABD Doları
nakit gelir yaratmayı amaçlayan özelleştirme programının hızlandırılması
ile tamamlanacaktır (paragraf 28). Borç servisi yükü, son yıllarda neredeyse
tamamen iç finansmana dayanan sistem ile karşılaştırıldığında, güvenilir
politikaların benimsenmesi suretiyle mümkün kılınan daha dengeli bir iç
ve dış finansman karışımına geçilmesi ile daha da hafifletilecektir. Hükümet,
5.3 milyar Doları 2000 yılında olmak üzere, 2000 - 2002 yılları arasındaki
kamu sektörü net dış borçlanmasını 14.5 milyar ABD Doları (1999 yılı GSMH’sının
%7'sinin üzerinde) olarak hedeflemektedir. Bu tutarın yaklaşık 3 milyar
Dolarının, Dünya Bankası’ndan “çabuk kullanılacak destek” şeklinde sağlanması
beklenmektedir.
5 - Makroekonomik
istikrar, güçlü mali uyum ile desteklenecektir. 2000 yılı bütçesindeki
hedefimiz, mevcut Hazine bonosu stoğu üzerinden enflasyonun düşmesiyle
oluşacak beklenmedik kâ rlardan elde edilecek GSMH’nın %1.2’si oranındaki
istisnai gelirler de dahil olmak üzere, kamu sektörü için GSMH’nın %3.7’si
oranında bir faiz dışı fazlaya (deprem maliyetleri de dahil %2.2) ulaşmaktır.
2000 yılı bütçe hedefleri, değişmeyen politikalar ile gidildiğinde oluşacak
eğilimlerle kıyaslandığında, GSMH’nın %7’sinin üzerinde bir uyumu yansıtmaktadır.
Bu düzeyde bir uyum, kamu sektörü borç stoğunun uzun dönemde istikrara
kavuşturulması için fazlasıyla yeterli olacaktır. Ancak buna, enflasyon
düşerken geçici olarak artacak olan faiz ödemeleri yükünü karşılamak için
2000-2002 döneminde ihtiyaç olacaktır. Hükümet, özelleştirmede hedeflenen
gelirler ile birlikte, 1999 yılında %58 olan kamu borçları/GSMH oranının
2002 yılında %55’e doğru ılımlı şekilde azalmasını destekleyecek olan bu
mali uyum seviyesini 2001 - 2002 yıllarında sürdürmeye kararlıdır.
6 - Hükümet ve Meclis,
2000 yılı mali hedeflerini desteklemek için kararlı adımlar atmıştır. Meclis,
1998 yılı beyanlarına dayanan ilave gelir ve kurumlar vergisi ödemelerini,
1999 için motorlu taşıtlar ve emlak vergilerinin iki katına çıkartılmasını,
2000 yılı sonuna kadar cep telefonu faturalarına özel bir ilave vergi konulmasını
ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da dahil, düzenleyici kurullar tarafından
elde edilen gelir fazlalarına uygulanan kesintilerin artırılmasını da kapsayan
büyük bir vergi paketini Kasım ayında kabul etmiştir. İlave olarak, Meclis,
nüfusun belirli gruplarının askerlik hizmet sürelerini ücret ödemeleri
karşılığında azaltan bir tasarıyı kabul etmiştir. Aralık 1999'da Meclis,
beklenmedik kazançların (windfall gains) azaltılması amacıyla, 1 Aralık
1999 tarihinden önce çıkartılmış kamu kağıtlarına stopaj vergisi konulmasını
kabul etmiştir. Bu tedbirlerin 2000 yılında GSMH’nın %2’si civarında bir
gelir yaratması beklenmektedir. 2000 yılında GSMH’nın %1.1’i oranında gelir
yaratacak ilave bir gelir paketi daha bir kararname ile yürürlüğe konulmuştur.
Bu paket; (i) standart KDV oranının %15’ten %17’ye, dayanıklı tüketim mallarından
alınan KDV oranının ise %23’ten %25’e artırılmasını, (ii) tütün ve alkollü
içkilerden alınan KDV oranında %20’lik bir artışı, (iii) kira gelirleri
ile serbest meslek gelirleri stopajının %15’ten %20’ye artırılmasını, (iv)
faiz gelirleri ve repolardaki stopaj oranının 2 yüzdelik puan artırılmasını
ve (v) ücret ve maaş karşılığı çalışanların vergi dilimleri ve istisnalarındaki
artışların hedeflenen enflasyon ile sınırlandırılmasını içermektedir. Ocak
sonunda, Hükümet petrol tüketim vergilerinin, ad valoremden enflasyona
endeksli maktu vergiye dönüştürülmesine ilişkin Yasayı onaylamıştır. Bu
önlem petrol vergi gelirlerinde GSMH'nın % 0.4'ü oranında bir artış getirecektir.
Hükümet aynı zamanda, 2000 yılı bütçesinde öngörüldüğü üzere, kamu kağıtlarını
elinde bulunduran kurumların vergilendirilebilir kazançlarının (Vergi Usül
Kanunu, Madde 279) hesaplanma yöntemini yeniden düzenleyecektir. Bu önlemlerin
2000 yılında GSMH’nın % 1.1’i oranında bir gelir yaratması tasarlanmaktadır.
7 - Harcama tarafında
Hükümet, 2000 yılı içerisinde, geçen Ağustos ayında uygulamaya konulan
sosyal güvenlik reformundan (paragraf 14) beklenen %0.5 ve 2000 yılı içerisinde
başlatılacak tarımsal destekleme politikaları reformundan beklenen % 1.1
de dahil olmak üzere, GSMH’nın %2.4’ü oranında bir bütçe tasarrufu hedeflemektedir
(paragraf 20). Tasarrufların GSMH’nın %0.8’i oranındaki geri kalan kısmı,
Hükümetin uygulamaya koymakta olduğu bütçe harcama tedbirlerinden gelecektir.
Bu paket; (i) bütçe içindeki mevcut 61 fonun 20’sinin Şubat 2000’e kadar
ortadan kaldırılması, (ii) devlet memuru maaşlarında ileriye dönük endekslemenin
başlatılması ve 2000 yılı bütçesi kapsamında devlet memuru işe alımlarında
%80’lik yenileme sınırının getirilmesi, (iii) kamu kesiminin genelindeki
işe alımlarda en fazla %15’lik yenileme sınırının getirilmesi, (iv) geçici
işçi harcamaları ve diğer cari harcamalardaki kesintiler de dahil olmak
üzere yatırım dışı kamu harcamalarının azaltılması ve (v) personel ve sosyal
güvenlik fonlarına transferler dışındaki tüm faiz dışı harcamalarda %2
kesinti yapılması yönündeki adımları içermektedir. Bu paket tam olarak
Mayıs 2000’in sonundan önce yürürlüğe girecektir.
8 - Kur ve para politikaları,
kısa vadede enflasyonla mücadele programı için nominal çıpa oluştururken,
daha uzun vadede gereksiz katılıkları engelleyecektir. 9 Aralık tarihinde
Merkez Bankası “dalgalı kur- crawling peg” kur rejimini ve ilk 12 ay için
de dalgalanma (crawl) oranını açıkladı. Bu oran, %20 oranındaki TEFE enflasyon
hedefi ile uyumludur. Her üç aylık dönem sonunda, önceden açıklanan kur
takvimi, enflasyonla mücadele sürecini desteklemek düşüncesiyle üç aylık
ilave bir süre için uzatılacaktır. 1 Temmuz 2001’e kadarki ilk 18 aylık
sürede önceden açıklanan kurun etrafında herhangi bir bant olmayacaktır.
Bundan sonra, merkezi parite oranının etrafında simetrik olarak giderek
genişleyen bir bant uygulamaya konulacaktır. Bant, her yıl %15 oranında
genişleyecektir. Bant’ın uygulamaya konulacağı 2001 yılının ortasına kadar
para politikası, her üç aylık dönem sonundaki net iç varlıklar stoğunu,
değerleme farklarına göre ayarlanmış olarak, Aralık 1999’daki seviyesinde
sabit tutacak bir kurala dayanacaktır. Bu sebeple, her bir üç aylık dönem
içindeki kısa dönemli dalgalanmalar haricinde tüm para tabanı, ödemeler
dengesi yolu ile yaratılacak ve yurt içi faiz oranları tamamen piyasa tarafından
belirlenecektir. Sermaye akımları, yurt içi faiz oranları üzerindeki etkilerini
en yüksek düzeye çıkarmak amacıyla, sterilize edilmeyecektir. 2001 yılının
ikinci yarısında kur bandının uygulamaya konması ile net iç varlıklar hedefleri,
enflasyonla mücadele hedeflerini desteklemek üzere daha esnek bir parasal
çerçeve oluşturmak için daha da esnek hale gelecektir.
9 - Gelir politikası,
memur maaşlarında geleceğe dönük endeksleme ve dolayısıyla özel sektöre
açık işaretler verilmesini sağlama yolu ile enflasyonla mücadele programını
destekleyecektir. Memur maaşlarında 2000 yılında yapılacak artışlar hedeflenen
TÜFE oranına göre belirlenecektir. %15 oranında bir artış 1 Ocak’ta verilmiştir
ve % 10'luk bir artış daha 1 Temmuz’da verilecektir. Asgari Ücret Komisyonu
Ocak ve Temmuz 2000 için asgari ücrette, enflasyon hedefiyle uyumlu olarak
yıllık bir artışla sonuçlanacak ayarlamayı ilan etmiştir. Gelir politikası,
bir yandan anti-enflasyonist programı desteklerken, diğer yandan tüketici
talebinin sürdürülmesine yardımcı olacak bir büyüme oranının sağlanmasında
anahtar bir rol oynayacaktır. Bu çerçevede, Hükümet programında yer alan
tüm transfer ödemelerinin zamanında yapılmasını sağlamaya devam edecektir.
Dengeli bir gelirler politikası, 2001-02 yılları arasında makroekonomik
programın esas unsuru olmaya devam edecektir.
10 - Makroekonomik
çerçeve, sürdürülebilir dış dengeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomiyle daha
fazla bütünleşmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Hükümet, 1999’daki yavaşlamanın
ardından 2000 yılında %5-6’lık bir ihracat artışı ve turizm gelirlerinin
1998 seviyesine doğru aşamalı olarak toparlanmasını hedeflemektedir. İthalatın,
genel ekonomik iyileşmeye bağlı olarak daha hızlı artması beklenmektedir.
Sonuç olarak, ödemeler dengesinin, 2000 yılında GSMH’nın %2’si, oranında
açık vermesi ve 2001-2002 döneminde bu açığın %1.5-2 arasında kalması beklenmektedir.
Bu, uzun vadeli borç ödeme gücü ve dış borç/GSMH oranında ufak bir düşme
ile uyumlu bir seviyedir. Merkez Bankası’nın brüt uluslararası rezervlerinin
2000 yılında 5 milyar ABD Doları, 2000-2002 döneminde ise toplam olarak
yaklaşık 20 milyar ABD Doları tutarında artması hedeflenmektedir. Bu artış,
kısa vadeli borçlar/rezervler oranının 2001 yılında %100’ün altına inmesini
sağlayacaktır. Uluslararası rezervlerin artması, makroekonomik istikrara
katkıda bulunacak ve enflasyonla mücadele programımızın itibarını güçlendirecektir.
Yapısal Reform Programı
11 - Hükümet, makroekonomik
istikrarın desteklenmesi ve sürdürülebilir ve adil bir büyümenin temellerinin
oluşturulması için tasarlanmış geniş bir yapısal reform programı uygulamaktadır.
Mali uyumun desteklenmesi ve kamu finansmanının sürdürülebilir bir yola
koyulabilmesi için yapısal mali reformların uygulanması, en başta gelen
önceliğimizdir. Bununla ilişkili bir öncelik, bütçede önemli bir masraf
kalemi haline gelen sosyal güvenlik sisteminin reformudur. Sistemin mali
dengelerinin güçlendirilmesine ilave olarak, bu reformlar, Türkiye’nin
sosyal koruma sisteminin bu önemli parçasını modernize etmek için kapsam
ve idari verimliliği artırmak amacını taşımaktadır. Hükümet büyümeyi teşvik
etmek için; mali sektörü güçlendirecek, tarımsal politikaları modernleştirecek
ve su ve elektrik hizmetleri sektörlerine özel sektör katılımını artıracak
olan ve uzun süredir ertelenen reformları sürdürmektedir. Bu faaliyetler,
sanayi ve hizmet sektörlerindeki önemli kamu varlıklarının satışını da
içeren özelleştirmeyi hızlandırmak için çabaların yoğunlaştırılması ile
tamamlanacaktır.
12 - Hükümet, 2000
yılı bütçe paketindeki geçici önlemleri 2001-2002 yılları bütçelerini desteklemek
üzere daha kalıcı önlemlerle değiştirmek niyetindedir. Bu konuda, 1998
yılında yürürlüğe konulan vergi reformunun tamamlanmasına özel önem verilecektir.
Bu çerçevede, Hükümet, 1 Temmuz 2000’de yürürlüğe girecek peşin vergi ödemeleri
konusunda 4444 Sayılı Kanunun Madde 2.2’sinde tanınan yetkisini kullanacaktır.
Bu tedbirin 2000 yılında GSMH’nın %0.4’ü oranında gelir yaratması beklenmektedir.
Vergi idaresinin güçlendirilmesi çabaları, kısmen Dünya Bankası’nın desteği
ile Kamu Mali Yönetimi Projesi (PFMP) altında devam edecektir. Harcama
tarafında Hükümet, Ağustos 2000 tarihi itibariyle en az 25 bütçe içi fonu
daha ortadan kaldırmayı düşünmektedir. Geri kalan bütçe içi fonlar Haziran
2001 itibariyle kapatılacaktır. Hükümet, 2001 bütçesine dahil edilebilecek
önerilerin geliştirilmesi amacıyla, bir Kamu Harcamalarının ve Kurumsal
Yapının Gözden Geçirilmesi (PEIR) çalışmasının yapılması konusunda da Dünya
Bankası’nın desteğini talep etmiştir. Bu harcama reformlarının; (i) bütçe
dışı fonların sayısında azalma, (ii) kamu yatırım programına yeni projelerin
dahil edilmesi konusunda yeni sınırlamalar getirilmesi, (iii) Hükümet garantileri
için bir kayıt sisteminin kurulması ve yeni garanti ihdasında sınırlamalar
getirilmesi ve (iv) daha etkin harcama kontrol mekanizmalarının oluşturulmasını
içermesi beklenmektedir. Yeni kontrol mekanizmaları, 2001 yılında konsolide
merkezi bütçe için taahhüt bazında muhasebe ve raporlama ile bütünleştirilmiş
bir mali enformasyon sisteminin başlatılmasını içermektedir. Bu faaliyetler
için destek, Kamu Mali Yönetimi Projesi (PFMP) kapsamında sağlanmıştır.
PEIR, iki aşamada gerçekleştirilecektir. 2000'deki ilk aşama kamu harcama
reformları üzerine yoğunlaşacaktır. 2001 ortasında gerçekleştirilecek olan
ikinci aşama, kamu sektörü yönetiminin geliştirilmesine ilişkin kurumsal
hususlar üzerinde yoğunlaşacaktır.
Sosyal Güvenlik Reformu
13 - Hükümet, Türkiye
için mali açıdan sağlıklı ve adil bir sosyal güvenlik sisteminin sağlanması
konusunda taahhüde girmiştir. Sosyal güvenlik reform programının; (i) kamu
“Pay-As-You-Go-PAYG” (dağıtım) sosyal güvenlik sisteminin mali güvenilirliğini
sağlamak için politika reformları, (ii) üç sosyal güvenlik kuruluşunun
güçlendirilmesi ve birbiriyle uyumlu hale getirilmesi yolu ile kapsam ve
uyumu geliştirmeye yönelik idari ve örgütsel reformlar ve (iii) isteğe
bağlı özel emeklilik sistemin desteklemek için yasal ve düzenleyici çerçevenin
oluşturulmasından oluşan 3 aşaması bulunmaktadır. Hükümet, sosyal güvenlik
reform programının uygulanmasına yardım etmek üzere Dünya Bankası’ndan
yatırım finansmanı şeklinde destek talep etmiştir.
14 - Meclis Ağustos
1999’da PAYG sosyal güvenlik sisteminde; (a) sisteme yeni girenler için
tam emeklilik yaşını 58/60’a (kadın/erkek), halihazırda sisteme dahil olanlar
için ise 10 yıllık bir geçiş dönemi ile 52/56’ya çıkartan, (b) asgari prim
ödeme dönemini, sisteme yeni girenler için Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nda
25 yıla (SSK için 7000 gün), mevcut SSK prim ödeyicileri için de 10 yıllık
geçiş dönemi ile birlikte 5000 günden 6000 güne çıkartan, (c) temel emekliliğe
esas aylık bağlama oranını SSK ve Bağ-Kur için azaltan, (d) ilk emeklilik
maaşının hesaplanmasındaki referans dönemini tüm çalışma hayatına yayan,
(e) prime esas ücret tavanını sigortalanabilir asgari ücretin üç katına
kadar yükselten ve bunu TÜFE artı GSMH büyüme oranına endeksleyen, (f)
emeklilik maaşlarını TÜFE’ye endeksleyen, (g) Sosyal Yardım Zammını nominal
olarak sabit tutan, (h) Bağ-Kur için sağlık sigortası katkı oranını &10’dan
%12’ye ve %15’e çıkartan büyük bir politika reformunu onaylamıştır. Bu
reform paketi ayrıca, işsizlik sigortası programını da başlatmıştır. PAYG
reformu ile GSMH’nın %3’üne yaklaşan sosyal güvenlik sistemi açığı bastırılmış
olacaktır. Hükümet, bunun 2000 yılında reform yapılmayan duruma göre GSMH’nın
%0.5’i oranında bir tasarruf sağlayacağını beklemektedir.
15 - Hükümet orta
vadede, geçen Ağustos ayında kabul edilen politika reformuna ilave başka
politika reformlarının da gerekli olacağının farkındadır. Bu reformlar
kamu PAYG sisteminin daha uzun vadede mali denge sağlarken, çok taraflı
bir emeklilik sisteminin başlatılması için ortam yaratmak üzere tasarlanmaktadır.
İlk adım olarak, PAYG sistemindeki katkıların tavanı Nisan 2001’de minimum
düzeyin dört katı, Nisan 2002’de yine minimum düzeyin beş katına çıkartılacaktır.
İşsizlik sigortası programının düzgün uygulanması, bütçe üzerinde yük olmaması
veya işgücü piyasası şartlarını bozmaması önemlidir. Hükümet, bu amaca
ulaşmak için işsizlik sigortası programının işleyişini 2000 yılı boyunca
dikkatlice izleyecek ve Dünya Bankası ile işbirliği içerisinde politika
değişiklikleri yapacaktır.
16 - Sosyal güvenlik
reformunun ikinci aşaması, 2000 yılında başlatılacak olan idari ve kurumsal
reformlara odaklanmaktadır. Bu refromlar mevcut sistemin kapsamını, verimliliğini
ve şeffaflığını geliştirecektir. Anahtar kurumsal hedefler; mevcut üç sosyal
güvenlik kuruluşunun koordine edilmesi ve birbiriyle uyumlu hale getirilmesi
ile emeklilik, sağlık sigortası ve işsizlik sigortasının muhasebe ve idari
işlevlerinin kesin olarak birbirinden ayrılmasıdır. Hükümet tarafından
13 Mart 2000’de sosyal güvenlik sisteminin idari/kurumsal reformu için
faaliyet planı uyarlanacak ve idari reformun uygulamasının desteklenmesi
için taslak yasa tasarısı Meclis’e Mayıs ayı içinde sevk edilecektir. Bu
idari reform sosyal güvenlik sisteminin gecikmiş katkı payı ödemeleri sorununa
yönelik aşamaları da kapsayacaktır. Hükümet 13 Mart 2000’e kadar kamu kuruluşlarının
katkı payı ödemelerinin üç yıl içerisinde yapılmasını içeren gecikmiş katkı
payı ödemelerinin azaltılması planına son halini verecek ve uygulamaya
koyacaktır.
17 - İsteğe bağlı
ek emeklilik sistemi için yasal ve düzenleyici çerçevenin kurulması, sosyal
güvenlik sistemi reformunun üçüncü aşamasını oluşturmaktadır. Gönüllü özel
emeklilik programlarına ilişkin taslak kanun hazırlanmış olup, Mayıs 2000
içinde Meclis’e sunulacaktır. Kanun, yeni gönüllü özel emeklilik programları
ile kamu PAYG sistemi arasında uygun koordinasyonu sağlayacaktır. Kanun
kapsamında özel emeklilik fonlarına izin veren ve bu fonları düzenleyen
bir koordinasyon kurulu oluşturulacaktır. Koordinasyon kurulu, bu fonlar
tarafından yapılan yatırımları denetleyen Sermaye Piyasası ile yakın işbirliği
içerisinde olacaktır. Eşanlı olarak çıkartılacak bir Kanun, yeni planların
adil ve yeterli bir şekilde vergilendirilmesini sağlayacaktır. Özel emeklilik
kanunu ve vergilendirmeye ilişkin sözkonusu Kanun, 2000 yılı sonundan önce
istihsal edilecektir.
Mali Sektör Reformu
18 - Mali sektörün
güçlendirilmesi yönündeki reformlar Hükümetin programının ayrılmaz bir
parçasıdır. Meclis Haziran ayında bağımsız bir denetim birimi (Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurumu, BDDK) oluşturan yeni bankacılık kanununu
onaylamıştır. Meclis daha sonra Aralık ayında bankacılık kanununda, BDDK’na
bankacılık sektörüne giriş ve sektörden çıkış için tam yetki ve ihtiyati
düzenlemeleri değiştirme yetkisi veren bir dizi değişikliği de kabul etmiştir.
Değişiklikler ayrıca, problemli bankaların sorunlarının çözümü için izlenecek
prosedürleri açıklamaktadır. Hükümet, açık döviz pozisyonunun sermayenin
%20’sine indirilmesi, düzenlemelerin konsolide bir şekilde uygulanması
için değiştirilmesi, içeriden öğrenme (insider trading) üzerindeki kısıtlamaların
sıkılaştırılması ve 1999 yılı ortalarında getirilen ve kredi tasniflerinde
geçici rahatlama sağlayan kuralların tersine çevrilmesi de dahil olmak
üzere ihtiyati (prudential) düzenlemelerin güçlendirilmesi için adımlar
atmaktadır. Bankacılık kanunu değişikliklerinin kabulünden sonra Hükümet
beş problemli bankayı tasarruf mevduatı sigorta fonuna, bunların başarılı
bir şekilde satışını öngörerek devretmiş, bir küçük yatırım bankasını da
tasfiye etmiştir. Mali sektör reform programı, kamu bankalarının zaman
içerisinde özelleştirilmelerine öncülük etmek üzere yeniden yapılandırılmalarını
kapsamaktadır. Vakıf Bank 2000 yılında özelleştirilmek için seçilmiştir.
Diğer üç kamu bankası- sırasıyla, tarım ve KOBİ sektörlerine hizmet veren
Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlak Bankası, işletme bakımından yeniden
yapılandırılacak ve mali durumları, verimliliğin artırılması ve yönetimin
ticari esasa oturtulması için güçlendirilecektir. Yeniden yapılandırma
planı, Hazine ile birikmiş görev zararları stoğu üzerinde bir çalışma yapmayı
içermektedir. Hükümet, Dünya Bankası’ndan mali sektör reform programının
desteklenmesi için bir Mali Sektör Uyum Kredisi talep etmiştir.
Tarım Reformu
19 - Tarım alanında,
Hükümet, büyümenin desteklenmesi ve tarımsal destekleme politikalarının
bütçe ve tüketiciler üzerindeki yükünün azaltılması için geçmişe kesin
bir set çekmek niyetindedir. Orta vadeli hedef, hükümetin sübvanse ettiği
girdi, kredi ve temel mahsullerdeki fiyat desteklerine dayanan mevcut sistemin,
zaman içerisinde küçük çiftçileri giderek daha fazla hedefleyecek doğrudan
gelir desteği programı ile değiştirilmesidir. Hükümet, 2000-2002 döneminde
doğrudan gelir desteği programının uygulanması için stratejisini seçmiştir.
Doğrudan gelir desteği programı 2000 yılında pilot olarak başlatılacak
ve ulusal çiftçi kayıt sistemi hazırlıkları başlayacaktır. Pilota dayalı
olarak program, 2001 yılında ulusal olarak uygulamaya konulacak ve 2002’de
de geçiş tamamlanacaktır. Pilot, Mart 2000’de başlatılacaktır. Genel olarak,
tarım reformu programı, yıllık olarak GSMH’nın yaklaşık %1’i oranında bir
uzun vadeli bütçe tasarrufu yaratacak ve Türk tüketicisine en az GSMH’nın
birkaç puanı oranında tasarruf sağlayacaktır. Daha önemlisi, bu program,
çiftçilerin katma değeri daha yüksek ürünlere geçmesini ve özel sektörün
tarım sektöründe yatırıma girmesini engelleyen bozucu teşvik yapısını kaldıracaktır.
Hükümet, Dünya Bankası’ndan Ekonomik Reform Kredisi (ERL)’ni tamamlayacak
bir yatırım proje finansmanı yolu ile doğrudan gelir desteği programının
planlanması ve uygulanması, geniş bir tarımsal veri tabanının kurulması,
alternatif ürün programının uygulanması ve tarım satış kooperatifleri birliklerinin
bağımsız kurumlar (paragraf 22) haline dönüştürülmesine yardım etmesini
istemiştir.
20 - Hükümet, doğrudan
gelir desteği sistemi hazırlıklarının yanısıra tarımsal destekleme politikalarını
rasyonel hale getirme çabalarını hızlandırmaktadır. Gübre sübvansiyonu
nominal olarak 1997’den beri sabit tutulmakta, bunun sonucunda 1997 sonunda
toplam fiyatın yaklaşık %45’i oranında olan birim sübvansiyon, Ağustos
1998 itibariyle yaklaşık %31’e düşmüş bulunmaktadır. Gübre sübvansiyonu,
2000-01 döneminde nominal değer olarak sabit kalacaktır. Ziraat Bankası
kanalıyla sağlanan kredi sübvansiyonları konusunda ise, sübvansiyonlu kredilere
uygulanan faiz oranları 1998’de 5-15 yüzdelik puan artışıyla ortalama %60-65
civarına yükseltilmiştir. Aralık 1999’da Hükümet tarımsal kredi sübvansiyonlarını
2000 süresince aşamalı olarak ortadan kaldırmayı öngören bir program başlatmıştır.
Söz konusu program, (i) tarımsal kredilere uygulanan nominal faiz oranının,
bu oran 12 aylık hazine bonosu faiz oranlarının 3 aylık hareketli ortalaması
artı 500 baz puana eşitleninceye kadar düşürülmemesi ve ardından bu farkın
sabit tutulması; (ii) çiftçilere değişken faizli bir kredi seçeneğinin
sunulması ve (iii) Ziraat Bankası’na 2000 yılında oluşan herhangi bir sübvansiyon
için bütçeden nakit telafisi sağlanması unsurlarını içermektedir. Ayrıca,
Ziraat ve Halk Bankaları tarafından sağlanan sübvansiyonlu kredilerdeki
nominal artış, 2000 yılında % 55’i geçmeyecektir. Halk Bankası’ndan Küçük
ve Orta Ölçekli İşletmelere (KOBİ) açılan sübvansiyonlu kredileri de kapsayan
bu programın 2000 yılında GSMH’nın %0.6’sı oranında bir bütçe tasarrufu
sağlaması beklenmektedir.
21 - Tarımsal destekleme
fiyatları hususunda Hükümet, destekleme fiyatlarının ilgili dünya piyasa
fiyatlarına bağlı olarak belirlenmesini getiren ve hükümet sübvansiyonlarının
2002 sonuna kadar tedricen ortadan kaldırılmasını başlatan bir dizi politika
değişikliğini ilan etmiştir. 2000 için hububat destekleme fiyatları, ilgili
dünya referans fiyatlarına bağlanarak, bu fiyatlarla dünya fiyatları arasındaki
fark %35’i geçmeyecek şekilde belirlenecektir. Hububat ithalatındaki tarife
oranları tüketicilerin yükünü hafifletme çabası çerçevesinde azaltılacaktır.
Hububat alımlarından sorumlu devlet kuruluşu olan TMO’nun hububat satış
fiyatları, (a) TMO’nun alış fiyatı artı stoklar üzerinden alınan faiz yükü
de dahil olmak üzere satış zamanına kadar oluşan depolama maliyetlerinden
veya (b) aynı nitelikteki hububatın gümrük vergisi dahil ithalat parite
fiyatından hangisi daha düşük ise o fiyattan daha az olmayacaktır. Tütün
için 2001 sezonunda ihale ile satış sistemi başlatılacak ve ihale yoluyla
satılmayan tütün fiyatları en düşük ihale fiyatının altında iskontolu olarak
belirlenecektir. İskonto fiyatı düşük kaliteli tütün üretimini caydırmak
için zaman içinde arttırılacaktır. Bu önlemler ile 2000 yılında GSMH’nın
%0.3’ü oranında bir bütçe tasarrufu sağlanması beklenmektedir. 2001 yılında,
bütçe açıklarını azaltmak ve tarımsal destekleme fiyatlarını daha fazla
piyasaya dayalı hale getirmek için (i) dünya hububat fiyatlarının üzerine
çıkan farkın ve hububat ithalindeki gümrük tarife oranlarının daha da azaltılması;
(ii) zeytinyağı ve pamuk için ödenen primlerin azaltılması; (iii) çay toplama
programı kapsamındaki ödemelerin alternatif ürün programının hızlandırılması
ile koordineli olarak azaltılması ve (iv) şeker pancarı fiyatlama mekanizmasının
reformunu içeren ilave önlemler alınacaktır. 2001 yılında, bu ilave reform
tedbirlerinden doğacak mali tasarruf doğrudan gelir desteği vasıtasıyla
tekrar çiftçiye kanalize edilecektir.
22 - Tarımsal reform
programı, devletin tarımsal üretim ile tarımsal sanayi üretiminde doğrudan
bir rol almaktan çekilmesine yönelik orta vadeli hedef doğrultusunda, sektördeki
devlet varlıklarının ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesini kapsamaktadır.
İlk aşamada 2000 yılında Hükümet, tarımsal Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT)
üzerinde, her bir kuruluş bazında, Hazine’nin vereceği kredi garantisine,
yeni sermaye enjeksiyonuna ve bütçeden transferlere sınırlamaları içeren
sıkı bir bütçe kısıtlaması uygulayacaktır. Hükümet, halihazırda Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı’nın altında faaliyet gösteren tarım satış kooperatifleri
birliklerine (TSKB) tam özerklik sağlayacak yasayı hazırlamıştır. Hükümet,
bu yasanın Mayıs 2000 sonuna kadar yürürlük kazanmasını beklemektedir.
Bu yasa, tarım satış kooperatiflerinin işletmesinde bütün öncelik haklarını
ve hükümetin rolünü ortadan kaldıracaktır. Bu önlem ile 2000 yılında GSMH’nın
%0.2’si oranında bir bütçe tasarrufu sağlanması beklenmektedir. Buna paralel
olarak, tarımsal KİT’ler için özelleştirme işlemleri başlatılacak ve faaliyetine
son verilmiş olan, devletin girdi temin eden kurumu, Türkiye Zirai Donatım
A.Ş. (TZDAŞ)’nin bütün varlıkları 2000 sonu itibariyle tasfiye edilecek
ve kalan bütün çalışanları ayrılacak ya da başka görevlere atanacaklardır.
Hükümet, Tekel’in alkollü içki, tuz, ve tütün ürünü üretim tesislerinin
özelleştirilmesine imkan vermek amacıyla 2000 yılında yürürlük kazanmasını
beklediği bir yasa hazırlamaktadır. Hükümet Çaykur’un çay ve TŞFAŞ’ın şeker
fabrikalarının 2001 yılında özelleştirilmesini başlatmayı planlamaktadır.
Sözkonusu tesislerin fiili özelleştirilmeleri 2001’de başlayacaktır. Bu,
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun sözkonusu varlıkları Özelleştirme İdaresi’ne
devretme yönünde bir karar almasını içerecektir.
Kamu Hizmetlerinin Yeniden
Düzenlenmesi ve Özelleştirme
23 - Altyapı ve enerji
sektörlerinde yatırımı ve özel sektör katılımını teşvik etmek, Türkiye
ekonomisinin geleceği açısından hayati bir önem taşımaktadır. Ağustos ayında,
Meclis (i) özelleştirme için anayasal bir zemin oluşturan ve yetkililere
kamu kuruluşları tarafından yerine getirilen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin
özel sektöre satılabileceğini ya da devredilebileceğini yasayla belirleme
izni veren; (ii) Yabancı bir unsur taşıyan, yani yabancı bir yatırımcının
doğrudan veya mali ilgisinin bulunduğu imtiyaz sözleşmelerinde ve kamu
hizmetleriyle ilgili diğer yasal anlaşmalarda ortaya çıkan anlaşmazlıkların
çözümünde uluslararası tahkime gitme olanağını tanıyan ve (iii) imtiyaz
sözleşmeleri ve kamu hizmetleriyle ilgili diğer yasal anlaşmalar konusunda
Danıştay’ın rolünü tavsiye vermekle sınırlayan bir dizi anayasal değişikliği
kabul etmiştir. Bu değişikliklere dayanarak Meclis, Aralık ayında Yap-İşlet-Devret
(YİD) projelerine ilişkin Kanun’da değişikliğe giderek elektrik, su ve
ulaşım da dahil bir çok sektördeki proje anlaşmalarını Ticaret Kanununa
tabi hale getirmiştir. Hükümet, ayrıca, Aralık’ta imtiyaz sözleşmeleri
ve kamu hizmetleriyle ilgili diğer yasal anlaşmalar konusunda Danıştay’ın
rolünü tavsiye vermekle sınırlamak ve inceleme için iki aylık zaman çizelgesi
koymak amacıyla Danıştay Kanununa ilişkin değişiklikleri onaylamıştır.
Ocak ayında, Meclis yabancı unsur taşıyan imtiyaz sözleşmelerine uluslararası
tahkim yolunu açan ve Bakanlar Kurulu’nu mevcut sözleşmelerin her birinin
durumuna göre değerlendirilerek uluslararası tahkimden geriye dönük olarak
yararlanması için yetkilendiren müteakip yasal düzenlemeyi onaylamıştır.
Telekomünikasyon Reformu
24 - Hükümet telekomünikasyon
sektöründe hızla hareket etmektedir. (i) Türk Telekom’un Türk Ticaret Kanununa
tabi bir şirkete dönüştürülmesini sağlayacak; (ii) telekomünikasyon için
bağımsız bir düzenleyici kurulu oluşturacak ve (iii) telsiz telefon dahil
tüm hizmetlerin özel sektörce yerine getirilmesine izin verecek yasal düzenleme
Ocak ayında kabul edilmiştir. Bu kanun çerçevesinde, Türk Telekom rekabete
müsait bir yapıda faaliyet gösteren bir özel sektör kuruluşu haline dönüştürülecektir.
Türk Telekom’un anonim şirkete dönüştürülmesine ilişkin faaliyet planı
çıkartılmıştır. Türk Telekom’un kablo TV işlemleri ve ilerideki GSM hizmetleri
Avrupa Birliği standartlarına göre ayrı birer alt kuruluşa verilecektir.
Yeni kanun ile, Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdindeki taahhütleriyle
uyumlu olarak Türk Telekom’un sabit-hatlı hizmetlerdeki tekeli 2003 yılı
sonunda kaldırılacaktır. Hükümet iki telsiz telefon hizmetleri (GSM) lisansının
daha özel yatırımcılara satışını gerçekleştirecektir. Bu satışın yılın
ikinci çeyreğinde bitirilmesi amacıyla ihale işlemleri 1 Mart 2000 tarihinde
başlatılmıştır. Düzenleyici Kurul üyeleri Mart sonuna kadar atanacak ve
kurul 2000 yılı ortasında bütünüyle işlevsel hale gelecektir. Hükümet,
Türk Telekom’un sermayesini, 2001 yılında hisselerin %49’una kadarının
satışı hedefi ile kademeli olarak açacaktır. İlk aşama kuruluşun %20 hissesinin
stratejik bir yatırımcıya 2000 yılında satışı ile ilgilidir. 2001 yılında;
i) hisselerin ilave %5’lik bir bölümü kuruluşun çalışanlarına ve yerel
yatırımcılara ve ii) en az %14 oranındaki hissesinin uluslararası IPO ile
satılmasına ilişkin iki ilave işlem tamamlanacaktır.
Enerji Reformu
25 - Hükümet, 2000
yılında Türkiye'nin enerji güvenliğini uygun bir maliyetle temin etmek
için enerji reformunu canlandırma niyetindedir. Uluslararası tahkime imkan
veren yasal değişiklikler önemli bir adımı temsil etmektedir. Ancak, özellikle
geçtiğimiz yılda mali durumu bozulan elektrik üretim ve iletim şirketi
TEAŞ’ın yer aldığı elekrik sektöründe yeni tedbirlerin alınmasına ihtiyaç
vardır. Önemli bir faktör, yeni faaliyete geçen YİD santrallerinden elektriğin
yüksek fiyattan alınmasıdır, ancak, elektrik dağıtım şirketi TEDAŞ’a satılan
elektriğin bedelinin tahsilatının düşük oranlarda kalması gibi diğer faktörler
de dikkate değer bir rol oynamıştır. Hükümet bu problemleri, elektrik temin
etme işini ve ayrıca bununla ilgili piyasa risklerini özel sektöre devreden
rekabetçi bir piyasaya hareket ederek, kapsamlı bir çerçevede çözmeye karar
vermiştir. Bu yeni yaklaşımın esası halihazırda hazırlanmakta olan Elektrik
Piyasaları Kanunu olacaktır. Kanun, uygulanabilir Avrupa Birliği standartlarını
karşılayacaktır. Anılan Kanun, tarife politikası üzerinde tam yetkiye sahip
bir bağımsız düzenleyici kurum kuracak, rekabetçi bir piyasanın çerçevesini
oluşturacak ve sözkonusu Kanun’un yayımlanmasını müteakip 1.5 yıl içinde
yeni piyasa modeline geçiş için açık bir takvim belirleyecektir. Hükümet,
Elektrik Piyasası Kanunu’nun 2000 yılı içinde yürürlüğe girmesini beklemektedir
ve yeni piyasa modelini uygulamak için Banka'dan teknik yardım istemektedir.
Yeni piyasa modeline geçişin ilk adımı olarak Hükümet, Nisan’da TEAŞ’ın
üretim, iletim ve elektrik ticaret şirketi olarak ayrılmasını sağlayacak
kararnameyi çıkaracaktır. Elbette ki, rekabetin yerleşmesi zaman alacaktır
ve geçiş döneminin gereği gibi idare edilmesi gerekmektedir. Acil nitelikli
problemlerin çözümü için Hükümet, TEAŞ için zamana bağlı bir mali iyileştirme
planını kabul etmiştir. Mali iyileştirme planı, düşük maliyetli üretim
projelerinin önceliklendirilmesi, tahsilat performansının iyileştirilmesi
ve TEAŞ'ın işletme maliyetlerinin azaltılmasını içeren önlemler de dahil,
problemleri kaynağında çözmek için alınacak ön tedbirlerden oluşacaktır.
Plan, son ama gerekli bir çare olarak toptan ve perakende elektrik tarifelerinin
ayarlanmasını içerecektir.
26 - Hükümet enerji
sektörünün özelleştirilmesine ilişkin programını sürdürmektedir. Hükümet,
uluslararası tahkimin uygulanmaya başlanmasının, kamunun sahip olduğu dağıtım
şirketlerinin ve termik santrallerinin imtiyaz sözleşmeleri (İşletme haklarının
devri) veya doğrudan özelleştirme suretiyle özel sektöre devri yönündeki
çabaları kolaylaştıracağını beklemektedir. İletim sistemi kamu tarafından
sürdürülecektir. Ocak'ta kabul edilen YİD Kanunu'ndaki değişikliklere göre,
elektrik üretimi ve dağıtımı için imtiyaz sözleşmesi yapılan şirketler
uluslararası tahkimin geriye dönük olarak uygulanması için başvuruda bulunabilirler.
Başvuruları Bakanlar Kurulu'nca kabul edilen firmalara bu sözleşmeleri
uygulamaları için yeterli zaman (31 Aralık 2000 tarihine kadar) verilecektir.
Elektrik Piyasası Kanunu'na göre Hükümet elektrik dağıtım şirketleri ve
kamunun sahip olduğu santralleri özel sektöre satma yetkisini kullanmaya
çalışacaktır. Aralık 2001'e kadar özelleştirilmelerinin tamamlanması hedefi
doğrultusunda, kamunun yönetiminde kalan elektrik dağıtım şirketlerinin
satışı için 2001'in ilk çeyreğinde ön yeterlilik ihalelerine çıkılacaktır.
Kamunun yönetiminde kalan termik santrallerin özelleştirilmesinin 2002
yılı ortası itibariyle tamamlanması beklenmektedir.
27 - Doğalgaz sektörünün
liberalizasyonu Türkiye’nin enerji sektörünün dengeli ve maliyet etkin
kalkınmasını sağlamak için önemlidir. Hükümet, Petrol Kanunu'nda gaz sektörünün
reformu için bir çerçeve ve zaman çizelgesini oluşturacak değişiklikleri
2000 yılı içinde yasalaştırmak niyetindedir. Bu reform programı, Avrupa
Birliği standartları doğrultusunda, bağımsız düzenleyici kurulun kurulmasını
ve gaz sektöründeki tekelin kırılmasını sağlayacaktır. Ayrıca bu program,
kamunun sahip olduğu doğalgaz dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi için
bir zaman çizelgesi içerecektir. Hükümet, düzenleyici kurumun Aralık 2000
sonuna kadar etkin hale gelmesini ve piyasanın 2001 yılı içinde faaliyete
geçmesini tasarlamaktadır. Hükümet, BOTAŞ’ın acilen doğalgaz/petrol iletim
şirketi, doğalgaz dağıtım şirketleri ve bir doğalgaz şirketi şeklinde ayrılmasını
planlamaktadır. Düzenleyci kurumun kurulmasından sonra, kamu doğalgaz ticaret
şirketi yeni gaz alım sözleşmelerine girmeyecek ve diğer lisanslı toptansatıcılarla
aynı koşullar altında faaliyet gösterecektir.
Özelleştirme Programı
28 - Özelleştirme
programının hızlandırılması, özel sektörün güçlendirilmesi ve bütçe için
kaynak yaratılması açısından yüksek öncelik taşımaktadır. 2000 yılı için
özelleştirme gündemi, Özelleştirme İdaresi (Öİ)’nin programının yanısıra
Türk Telekom’un kısmi satışı, yeni telsiz lisansları ve yukarıda bahsedilen
enerji özelleştirme hedeflerinden oluşmaktadır. Hükümet, özelleştirmeden
2000 yılında 7.6 milyon Dolar nakit sağlamayı hedeflemektedir. Bu iddialı
hedefi başarmak ciddi olarak şeffaf ve etkin bir karar alma sürecinin temin
edilmesine bağlı olacaktır. Hükümet, her bir özelleştirme işleminin tamamlanması
için Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun sadece nihai onayının alınmasına yönelik
olarak, Öİ’ye 2000 yılı programını uygulaması için tam yetki vermiştir.
Öİ; TÜPRAŞ, POAŞ, PETKİM, THY ve ERDEMİR gibi Türkiye’nin en büyük kamu
şirketlerini, ayrıca daha küçük ancak sigorta ve tekstil sektörlerinde
önemli olanları (SÜMER Holding gibi) içeren 28 büyük işletmeden oluşan
2000 yılı programını uygulamak için hızlı hareket etmektedir. Şubat 2000
sonu itibariyle, Öİ, yıl içindeki hedeflerini yerine getirmek için aşağıdaki
önemli hususları (değerlendirmede teyit edilecektir) başarmış olacaktır:
(i) en az 15 şirket için ihale sürecini başlatmak, (ii) en az 10 şirket
için müzakereleri başlatmak, ve (iii) en az 5 şirket için sözleşmelerin
imzalanması.
Sosyal Güvenlik Ağı
29 - Hükümet Türkiye’nin
sosyal güvenlik ağını güçlendirmeye kararlıdır. Bu, reform programı için
varılan toplumsal uzlaşmanın sürdürülmesinde hayati önemi haiz bir koşuldur,
ancak güvenlik ağımızın eksik olduğu açıktır. Güvenlik ağı, yeni işsizlik
sigortası programının yanısıra işten çıkarılan işçilere ödenecek kıdem
tazminatı ödemelerini kapsamaktadır. Mevcut durumda, Türkiye, elverişsiz
konumdaki kesimler için bir ulusal sosyal yardım ödeneğine sahip değildir.
Hükümet Dünya Bankasından mevcut sosyal güvenlik sisteminin iyileştirilmesi
için teknik destek ve reformlar yapıldıkça artması beklenen bu tür sosyal
hizmetlere olan talebi karşılamak üzere mali destek içeren bir acil proje
yardımı talep etmiştir. Bu sosyal güvenlik ağı projesi, ekonomik reform
programının zayıf gruplar üzerindeki etkisini daha sık olarak takip etmeyi
sağlamak üzere izleme sisteminin güçlendirilmesini içermelidir.
Sonuç
Sayın Başkan, sizi temin
ederim ki, Hükümet reform programımızı yukarıda özetlenen şekliyle tam
olarak uygulacaktır. Enflasyonu dize getirmek ve bu küreselleşme çağında
Türk Ekonomisini modernize etmek yolunda son derece kararlıyız. Hükümet
bu mektupta açıklanan politikalar ve önlemlerin programımızın hedeflerini
gerçekleştirmek için yeterli olduğuna inanmaktadır. Ancak, enflasyonu düşürme
hedeflerimize ulaşmak ve ekonomik büyümeyi yeniden tesis etmek için gerekirse
ilave önlemler almaya hazırız. Bu bağlamda, uluslararası camianın ve özellikle
Dünya Bankası'nın desteğine güveniyoruz. Program ilerledikçe, Banka ile
düzenli bir şekilde görüş teatisinde bulunmak niyetindeyiz.
Saygılarımla,
Recep Önal
Ekonomiden Sorumlu Devlet
Bakanı
KAYNAK:
HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI
(20 MAYIS 2000)
  |