|
ŞEKER KANUNU
GENEL GEREKÇE
Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması; bir iktisadî devlet teşekkülü
olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile Türkşekerin bağlı ortaklığı
durumundaki Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. ve Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.
ile kooperatiflere ait Konya, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikaları tarafından
gerçekleştirilmektedir. Bu faaliyetlerinde tüm fabrikalar 6747 sayılı Şeker
Kanununa, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile bağlı ortaklıkları ise 233
sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile şirket ana statüsü hükümlerine tabidir.
Türkiye’de Şeker rejimini düzenleyen 22.6.1956 tarihli ve 6747 sayılı
Şeker Kanununun birçok maddesinin, zaman içinde özellikle iktisadî devlet
teşekkülleri ve kamu iktisadî kuruluşlarının yeniden yapılanmalarına ilişkin
kanunî düzenlemeler, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun yürürlüğe
girmesi ve şeker istihlak vergisinin katma değer vergisine dönüşmesi ile
uygulama olanağı kalmamıştır.
Halen sektörde pazar payları % 20’nin üzerinde bulunan Konya, Kayseri
ve Amasya Şeker Fabrikalarının özel fabrikalar olarak 6762 sayılı Türk
Ticaret Kanunu hükümleri yanında, 6747 sayılı Şeker Kanununa tabi olmaları,
bu fabrikalar için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum arz etmektedir.
Birçok teşebbüs gibi Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin de özelleştirilmesinin
gündemde olduğu bu günlerde şeker üretimi pazar ve fiyat mekanizmalarının
sektör bazında yeniden değerlendirilmesi, böylece hukukî anlamda yeni bir
sektörel altyapı oluşturulması gereği ortaya çıkmıştır.
Şeker Kanunu, VII nci Beş Yıllık Kalkınma Planının tarımsal politikalar
ile ilgili yapısal değişim projesi kapsamında, güncelleştirilmesi öngörülen
kanunî düzenlemeler arasında yer almıştır.
Avrupa Birliği Helsinki Zirvesi sonrasında kazanılan aday ülke statüsü
yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki taahhüt ve gelişmeler de
şeker rejiminin yeniden düzenlenmesini gerekli kılmıştır.
Bu bakımdan, tasarı ile;
– Şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunması,
– Sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi,
– Avrupa Birliği düzenlemeleri yanı sıra, Dünya Ticaret
Örgütü ve diğer uluslararası taahhütlere uyum sağlanması,
– Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukukî alt yapının
hazırlanması,
ilke olarak benimsenmiştir.
Şeker sektörünün, yarattığı yüksek katma değer yanında tarım ve endüstri
kesiminde sağladığı yüksek istihdam düzeyi nedeniyle pancar şekeri üreticisi
gelişmiş ülkelerde bile düzenleme altına alınmıştır. Bu düzenlemeler pancar
üreticileri ve işleyicilerinin menfaatlerini buluşturan düzenlemeler olup,
sektörü yapısal anlamda düzenleyici bir nitelik arz etmektedir.
Ülkemizdeki şeker fabrikalarında halen otuz bin civarında işçi istihdam
edilmekte ve binlerce çiftçi ailesi geçimini pancar tarımı ile sağlamaktadır.
Bu nedenledir ki halen mevcut ve ileride kurulacak şeker fabrikalarının
tam kapasite ile üretim yapmaları ve rasyonel çalışmaları, sadece ekonomik
yönden değil sosyal yönden de geçimlerini pancar tarımına bağlamış üreticiler
için de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yapılan düzenleme ile şeker
fabrikalarının iç pazar paylarının kotalara bağlanması yoluna gidilmiş,
sektör, iç piyasada rekabete açık hale getirilmiş, Devletin ilgisi ile
sektörün özelliklerinin gerektirdiği asgarî düzeyde tutulmuş, pancarda
ve şekerde tek fiyat uygulaması terkedilmiş, şeker fabrikası kurulmasına
yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamalar
kaldırılmıştır.
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(9.2.2001)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanarak, Bakanlar Kurulunca
14.12.2000 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan
ve Başkanlıkça 20.12.2000 tarihinde esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna, tali komisyon
olarak da Komisyonumuza havale edilen "Şeker Kanunu Tasarısı", Komisyonumuzun
30.1.2001 tarihinde yaptığı 26 ncı birleşimde Hükümeti temsilen Sanayi
ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu ile Maliye Bakanlığı, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı
ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü temsilcilerinin katılımıyla
incelenip, görüşülmüştür.
Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması, Türkiye Şeker
Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile bağlı ortaklık ve kooperatiflere ait şeker
fabrikalarınca 22.6.1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanunu hükümleri
çerçevesinde yapılmaktadır. Bu sektörde, kamu fabrikaları yanında sektördeki
pazar payları % 20'nin üzerinde olan özel şeker fabrikaları da faaliyette
bulunmaktadır. Ancak, özel fabrikaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
hükümleri yanında, 6747 sayılı Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunma
zorunluluğu, söz konusu şirketler için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum
arzederek rekabet güçlerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu olumsuzlukları
gidermek amacıyla, Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma
Planının tarımsal politikalar ile ilgili hukukî ve kurumsal düzenlemeler
kapsamında, şeker üretim-tüketim dengesinin gözetilmesi esasına dayalı
olarak şeker sanayiinde özel sektörün daha etkin kılınması amacıyla 6747
sayılı Şeker Kanununda gerekli düzenlemeler yapılması öngörülmektedir.
Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde; şeker üretiminde istikrarın
sağlanması ve korunması, sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre
yönlendirilmesi ve özelleştirmeye olanak sağlayacak hukukî alt yapının
oluşturulması, Avrupa Birliği düzenlemelerinin yanında Dünya Ticaret Örgütü
ve Uluslararası taahhütlere uyum sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Yapılan bu düzenlemeler neticesinde;
– Şeker fabrikalarının iç pazar paylarına kota getirilmesi,
– Sektörün iç piyasada rekabete açılması ve Devletin sektör
üzerindeki ilgisinin asgarî düzeye çekilmesi,
– Pancarda ve şekerde tek fiyat uygulamasının kaldırılması,
– Şeker fabrikası kurulmasına yönelik 6747 sayılı
Şeker Kanununda yer alan kısıtlamaların kaldırılması,
Suretiyle sektöre yeni bir dinamizm kazandırılması amaçlanmıştır.
Tasarının tümü üzerinde yapılan müzakerelerde;
– 2000'li yıllara girerken idarî, malî ve hukukî mevzuatımızın
çağın gerekleri ile uluslararası kuruluşlara karşı yükümlülüklerimiz doğrultusunda
zaman geçirilmeden yeniden düzenlenmesinin yararlı olacağı, bu çerçevede
getirilen düzenlemelerin şeker sektörüne dinamizm kazandırılması açısından
önemli olduğu,
– Şeker piyasasında şeker üretimi ile ilgili olarak oluşturulması
öngörülen kota sisteminin, serbest rekabetin oluşmasına engel teşkil edebileceği,
– Özelleştirilecek şeker fabrikalarında halen otuzbin
işçi istihdam edildiği, üç milyona yakın çiftçi ailesinin geçimini pancar
tarımından sağladığı, bu nedenle özelleştirmenin sosyal boyutunun ihmal
edilmemesi gerektiği,
– Tasarının, pancar üreticisi açısından önemli olduğu,
ancak tasarıda pancar çiftçisinin durumunu iyileştirmeye yönelik tedbirlere
yer verilmediği, Avrupa çiftçisinin rekabet gücüne karşın hem üreticinin,
hem de ihracatçının desteklenmesine dönük bir prim sisteminin oluşturulmasında
yarar görüldüğü,
– Öngörülen düzenlemelerde şeker üreticisine stok
zorunluluğu getirilmesinin, üretim maliyetlerini artıracağı, bunun yerine
Toprak Mahsulleri Ofisi benzeri merkezî bir kuruluşun stratejik öneme sahip
gıda ürünlerinde zorunlu hallerde kullanılmak üzere stoklama yapmasının
serbest piyasa ekonomisinin özüne daha uygun düşeceği,
– 1956 yılında yürürlüğe giren 6747 sayılı Kanun ile günümüzün
ekonomik ve malî yapısına uyum sağlamanın mümkün olmadığı, bu nedenle getirilen
düzenlemelerin memnuniyetle karşılandığı, getirilen düzenlemeler ile şeker
sektörünün çağın gereklerine göre yeniden yapılanmasının sağlanacağı,
– Pamukta ve diğer önemli tarım ürünlerinde olmayan bir
modelin şeker sektöründe oluşturulmasının serbest piyasa ekonomisi açısından
yararlı olmayacağı, bu nedenle kurulması öngörülen kurumun düzenleyici
ve denetleyici olmaktan ziyade sektörde yönlendirici olacak şekilde yapılandırılması
gerektiği,
Şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip, Hükümet adına
yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
– Ülkemizde şeker rejimini düzenleyen 6747 sayılı Şeker
Kanununun 1956 yılında çıkarıldığı, ekonomik ve malî yapıdaki hızlı gelişmeler
karşısında bazı maddelerinin güncelliğini yitirdiği, bu nedenle ekonominin
yapısal değişim ve gelişmelerini kapsayacak yeni bir düzenleme yapılması
ihtiyacının hasıl olduğu,
– Dış ticaret boyutu ile dünya şeker borsalarını etkileyecek
büyüklüğe ulaşan şeker sektörünün, Dünya Ticaret Örgütüyle yapılan anlaşmalar
ve AB'liğine üyelik sürecinde üstlenilen yükümlülükler çerçevesinde yeniden
düzenlenmesi gerektiği,
– Tasarının ülke tarımı ve ekonomisine katkıları gözönüne
alınarak, şeker üretimi alanında dengeli bir gelişmenin sürdürülmesinin
sağlanmasına yönelik olarak hazırlandığı,
– Türkiye'nin pancar şekeri ve nişasta bazlı şekerlerden
oluşan tadlandırıcı sektöründe, 2001 yılı fiyatları ile 1.4 milyar dolarlık
üretim kapasitesine ulaştığı,
– Tasarı ile öngörülen düzenlemelerin, şeker sektörünün
gelecekteki yapılanmasında önemli bir rol oynayacağı,
– Geçmişte şeker sektöründe yaşanan istikrarsız üretimin
yapısının giderilmesi ve pazar büyümesine uyumlu sektörel bir gelişmenin
sağlanması amacıyla kota sistemi oluşturulduğu, bu sistemin dünya pancar
şekeri üretiminin yaklaşık yarısına sahip AB'de de uygulandığı,
– Kurulun yapısının, sektörün sağlıklı bir şekilde çalışmasını
sağlamak amacıyla ilişkili olduğu kamu kuruluşları ile organik bağ içinde
olması ve kararlarda katılımcılık ilkesini öne çıkartacak doğrultuda oluşturulduğu,
İfade edilmiştir.
Bu görüşmeleri müteakip, konunun daha ayrıntılı bir şekilde
incelenebilmesini teminen bir alt Komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
Alt Komisyonumuz, 6.2.2001 tarihinde, ilgili Bakanlık
ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla yapmış olduğu toplantıda yapılan
titiz çalışmalar sonucunda oluşturduğu metni bir raporla birlikte Komisyonumuza
sunmuştur.
Alt Komisyonda yapılan çalışmalar sonucunda Tasarının;
• "Kotalar ve kotaların tespiti" başlıklı 3 üncü maddesi;
birinci fıkrasına, pancar şekeri üreticilerinin de desteklenmesi amacıyla,
nisaşta kökenli şeker üretimine % 12 düzeyinde kota getirilmesine ilişkin
bir hükmün eklenmesi suretiyle,
• "Şeker Kurumu" başlıklı 7 nci maddesi, Kurumun ilişkili
olduğu Bakanlığın, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olduğuna açıklık getirecek
bir düzenlemenin ikinci fıkra olarak eklenmesi suretiyle,
• "Şeker Kurulu" başlıklı 8 inci maddesinin;
– Kurulun yapısının biri Başkan ve biri Başkan vekili
olmak üzere 7 üyeden oluşacak şekilde yeniden belirlenmesi,
– Kurul Başkanının sorumluluk alanına, Kurulun işleri
ile ilgili olarak kamuya bilgi verilmesinin eklenmesi, Başkanvekilinin
seçilme usulünün belirlenmesi ve Başkanvekilinin Başkanın yokluğunda üstleneceği
görev ve yetkilerine açıklık getirilmesi,
– Kurul üyelerinin, Bakanlar Kurulunca, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığının ilgili
olduğu Bakanlık, sakaroz kökenli şeker üreten sermayesi kamuya ait olan
şirket ile pancar kooperatiflerinin oluşturduğu üst birliğin göstereceği
ikişer temsilciden oluşan adaylar arasından birer üye olmak üzere biri
Başkan ve 6 üye seçilmesine imkân verecek doğrultuda yeniden düzenlenmesi,
– Yüksek Planlama Kurulunca kamu iktisadi teşebbüsleri
yönetim kurulu başkan ve üyeleri için tespit edilen ücretin, Kurul Başkan
ve üyeleri için üç kat olarak belirlenmesi,
– Kurul üyeliklerine seçileceklerde aranan 4 yıllık lisans
düzeyinde öğrenim yapmış olma şartından, pancar kooperatiflerinin oluşturduğu
üst birlik temsilcisinin muaf tutulması ile Kurul üyeliklerine atanacaklarda
özel veya kamu sektöründe olmak üzere mesleklerinde en az 10 yıl süre ile
çalışmış olma şartının eklenmesi,
– Kurul üyelerinin 3 yıllık görev sürelerinin 5 yıl olarak
değiştirilmesi, herhangi bir nedenle Kurul üyelikleri sona erenlerin
yerine Bakanlar Kurulunca en geç 1 ay içinde yeni atama yapılacağının hükme
bağlanması,
– Kurulun ayda en az "iki" defa toplanması, Kurulun toplantıları
ile Kurul üyelerinin bu toplantılara devamlarına ilişkin esas ve usullere
açıklık getirilmesi,
– Kurul kararlarının üye tam sayısının salt çoğunluğunun
aynı yöndeki oyu ile alınacağı şeklinde,
Düzenlenmesi suretiyle,
• "Kurulun görev ve yetkileri ile denetimi" başlıklı 9
uncu maddesi;
– Birinci fıkrasının (b) bendi, kurum harcamaları ve işlemleri,
depolama primi araştırma geliştirme faaliyetleri ile benzeri idarî giderler
için şirketlerden alınacak katılım payının cari yıla ait gayri safi satış
gelirlerinin binde beşini aşmayacak şekilde sınırlanması ve bu miktarı
bir katına kadar artırma yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmesi, (g) bendine
kurul tarafından ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilen bilgilerin
tam ve doğru olarak verileceğine açıklık getirecek bir ibarenin eklenmesi
ve Kurulun yurt içinde ve yurt dışında faaliyet alanı ile ilgili kuruluşlarla
işbirliği yapabilmesine ve bu kuruluşlara gerektiğinde üye
olabilmesine olanak sağlayan bir düzenlemenin fıkraya (k) bendi olarak
eklenmesi,
– Üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere; Kurulun, ticari
sırları, gizli rekabet bilgileri başta olmak üzere ticari açıdan hassas
her türlü bilginin açıklanmasını engelleyici esas ve usulleri belirleyerek
uygulamasına imkân veren bir düzenlemenin yeni bir fıkra olarak eklenmesi,
– Dördüncü fıkrası, fıkrada geçen "millî bankalardan"
ibaresinin konuya açıklık getirilmesi amacıyla "Türkiye'de yerleşik bankalardan"
şeklinde değiştirilmesi,
– Beşinci fıkrası; kurumun idarî yönden Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, malî yönden ise Sayıştayca denetleneceğine açıklık getirilmesi,
Suretiyle,
• "Sekretarya" başlıklı 10 uncu maddesi, Kurumun sekretarya
personelinin sayısını gösterir listenin eklenmesi suretiyle,
• "İdari para cezaları" başlıklı 11 inci maddesi; Kurulun
belirlediği esas ve usullere aykırı olarak hareket edenlere uygulanacak
idarî para cezalarını belirleyen düzenlemelerin eklenmesi, Kurulca verilen
idarî para cezalarının % 10'unun kurum özel hesabına aktarılabilmesi ve
kalan miktarın bütçeye gelir yazılmak üzere Hazineye intikal ettirilmesine
olanak tanıyan düzenlemeler yapılması suretiyle,
• Geçici 2 nci maddesi; Kanunun yürürlük tarihi dikkate
alınarak Kurulun hammadde ekim dönemini tespit edebilmesine olanak verecek
şekilde yeniden düzenlenmesi suretiyle,
• Geçici 3 üncü maddesi; ilgili kuruluşların kurul üyeliğine
atanacak adaylarını bir ay içinde tespit ederek Sanayi ve Ticaret Bakanlığına
bildirmeleri ve Kurul Başkan ve üyelerinin bu süreyi takip eden bir ay
içinde atanmalarını öngören hükümleri ihtiva edecek şekilde yeniden düzenlenmek
suretiyle,
• Sakaroz kökenli şeker üreten sermayesi kamuya ait Şirketin,
özelleştirilmesinden sonra bu Şirkete ait Şeker Kurulu üyeliği kontenjanının,
ödenmiş sermayesi en yüksek olan sakaroz kökenli şeker üretimi yapan ikinci
şirkete intikal etmesini öngören bir düzenlemenin geçici 6 ncı madde olarak
eklenmesi suretiyle,
• Diğer maddeleri ise aynen,
Kabul edilmiştir.
Bu defa Komisyonumuz; 8.2.2001 tarihinde, Hükümeti temsilen
Sanayi ve Ticaret Bakanı A. Kenan Tanrıkulu ile ilgili kurum ve kuruluş
temsilcilerinin de katılımıyla yapmış olduğu 28 inci birleşimde, görüşmelere
Alt Komisyon tarafından hazırlanan metnin dikkate alınması suretiyle devam
edilmesine karar vermiştir.
Alt Komisyon Metninin;
• "Kotalar ve kotaların tespiti" başlıklı 3 üncü maddesi;birinci
fıkrası, nişasta kökenli şekerler için belirlenen toplam A kotası miktarı
için öngörülen "% 12"lik toplam ülke A kotası üst sınırının "% 10" olarak
değiştirilmesi, üçüncü fıkrasında yer alan "...beşer yıllık..." ibaresinden
önce "...müteakip..." ibaresi eklenmesi suretiyle,
• "Şeker ihracat ve ithalat" başlıklı 6 ncı maddesi, madde
metninde yer alan "her yıl" ibarelerinin metinden çıkarılması suretiyle,
• "Şeker Kurulu" başlıklı 8 inci maddesinin; üçüncü fıkrasında
yer alan "sakaroz ve nişasta kökenli şeker üreten Türkiye'de ödenmiş sermayesi
en yüksek olan şirketlerin ayrı ayrı önerecekleri" ibaresi, ifadeye açıklık
kazandırmak amacıyla "sakaroz ve nişasta kökenli şeker üreten şirketlerin
her grubundan Türkiye'de öz sermayesi en yüksek olan birer şirketin ayrı
ayrı önerecekleri" şeklinde değiştirilmesi, dördüncü fıkrası, kurul üyelerine
ödenecek ücretin, Tasarıda olduğu gibi, Yüksek Planlama Kurulunca kamu
iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyeleri için belirlenen
ücret kadar olması doğrultusunda değiştirilmesi suretiyle,
• "Kurulun görev ve yetkileri ile denetimi" başlıklı 9
uncu maddesi; birinci fıkrasının (b) bendi; Tasarının kanunlaşmasından
sonra yeni kurulacak şirketlerin ve katılım paylarının ödenmesine ilişkin
esasların ilave edilmesi ve (d) bendinde yer alan "her yıl" ibaresinin
çıkarılması suretiyle,
• "Sekretarya" başlıklı 10 uncu maddesi; Kurumun sekretarya
personelini gösterir cetvelde yer alan kadroların statüleri ile yeni kadro
ihdaslarında değişikliklerin Kanunla yapılabileceğinin hükme bağlanması
suretiyle,
• "İdarî para cezaları" başlıklı 11 inci maddesi; beşinci
fıkrasından sonra gelmek üzere; Kurulun görevlerini yerine getirmek için;
ihtiyaç duyacağı bilgi ve belgelerin ihtiyaca uygun,tam ve doğru olarak
zamanında verilmesini sağlamaya dönük bir düzenlemenin altıncı fıkra olarak
metne eklenmesi ve yedinci fıkrasında yer alan "Verilen idarî para cezaları"
ibaresi, malî mevzuatla uyum sağlaması açısından "Tahsil edilen idarî
para cezaları" şeklinde değiştirilmesi suretiyle,
• Geçici 4 üncü maddesi; Kurulun faaliyete geçmesinden
sonra, yeterli malî olanaklara kavuşuncaya kadar Kurulun ihtiyaçlarının
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından karşılanabilmesine
olanak sağlayacak doğrultuda düzenlenmesi suretiyle,
• Geçici 6 ncı maddesi; madde metninde yer alan "ödenmiş
sermayesi en yüksek olan" ibaresi "öz sermayesi en yüksek olan" şeklinde
değiştirilmesi ve bu maddeden sonra gelmek üzere; 2001 yılında da pancar
fiyatlarının Bakanlar Kurulunca belirleneceğine ilişkin bir düzenlemenin
geçici 7 nci madde olarak metne eklenmesi suretiyle,
Diğer maddeleri ise aynen,
Kabul edilmiştir.
Ayrıca, Komisyonumuz, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim
Şirketinin fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra, Kurulun yeniden yapılandırılmasının
ve görevlerinin yeniden düzenlenmesinin zorunlu olacağı, bu nedenle Hükümetin
bu gelişmelere karşı duyarlı ve hazırlıklı olunması istenmiştir.
Raporumuz, havalesi gereği Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna sevk edilmek üzere Yüksek Başkanlığa
saygı ile arz olunur.
MUHALEFET ŞERHİ
1/798 Şeker Kanunu Tasarısı ile ilgili muhalefet şerhimiz,
aşağıda arz edilmiştir.
Tasarının gerekçesinde bu tasarı ile şeker üretiminde
istikrar sağlanması, sektörde rekabet kurallarının hâkim kılınması, Avrupa
Birliği ve Dünya Ticaret Örgütüne karşı taahhütlerin yerine getirilmesi
ve özelleştirmeye imkân verecek hukukî şartların hazırlanması hedeflerine
ulaşılmak istendiği ifade edilmektedir. Ancak tasarı tetkik edildiğinde
bir ucunda pancar üreticisinin, diğer ucunda ise tüketicilerin bulunduğu
sektörün rekabet şartlarında ayakta kalabilmesini mümkün kılacak tedbirlerin
alınmadığı görülmektedir.
1. Tasarıya göre pancar ve şeker fiyatları serbest
bırakılacak, rekabete açılacaktır. Rekabet piyasasında ithal şeker de bulunacaktır.
AB’de şeker 60 sente mal edilmekte, iç piyasada 120 sente
tüketilmekte, fazlası 30 sente ihraç edilmektedir. Aradaki farklar fondan
karşılanarak çiftçinin pancar ekmesi desteklenmektedir. AB’nin milyonlarca
ton şeker fazlası ihraç edilmektedir. Tasarıda pancar çiftçisinin nasıl,
ne miktar ve hangi usullerle destekleneceği belli değildir.
İlgili sayın Bakanın komisyonumuzdaki açıklamasına göre;
Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ile yaptığı anlaşmalar neticesinde
şeker ithalinin engellenmesi ve yerli üretimin fonlarla desteklenmesi imkânsız
hale gelmiştir. AB ise WTO ile yaptığı anlaşmalarda kendi çiftçisini ve
şeker piyasasını korumuştur. Fonlarla desteklenmektedir.
Bu tasarı kanunlaştığı takdirde son yıllarda pancar ekim
alanı devamlı daraltılan çiftçimiz pancar ekemeyecek hale gelecek ve şeker
fabrikaları kapanacaktır. Türkiye şekerde dışa bağımlı hale gelecektir.
2. Şeker pancarı, işçiliği fazla olduğu için istihdam
destekleyen bir bitki çeşididir.
Şeker pancarı yaprakları, küspesi ve melası ile hayvan
besiciliğinde aranan bir bitkidir.
Diğer taraftan şeker pancarı çevre dostu bir bitkidir.
Ormanlara göre 7 misli fazla oksijen vermektedir.
Yeni getirilen şeker kanunu ile pancar ekiminin getirdiği
bu imkânlar ortadan kalkacaktır.
3. Türkiye şeker piyasası son yıllarda ithal mısıra dayalı
nişasta esaslı tatlandırıcı üretiminin baskısı altına girmiştir. Gerekli
tedbirler alınmadığı için pancar tarımı giderek gerileyecektir. AB’de mısır
esaslı izoglikoz üretimi pancardan üretilen toplam şeker miktarının yüzde
2’si ile sınırlandırılmıştır. 1999/2000 döneminde AB’de pancar şekeri üretimi
14, 5 milyon tondur. Türkiye’de gerekli kontrol olmadığı için mısırdan
üretilen izoglikoz kapasitesi 292 000 tona ulaşmıştır.
Pancar şekeri üretimi ise 2 milyon ton mertebesindedir.
4. Tasarı ile getirilen Şeker Kurulunun özerk bir kurum
olması gerekir. Bu kurulun sadece şeker için değil, bütün tarım sektörü
için “Denetleyici ve Düzenleyici” bir kurul olarak kurulması gerekir. Buğday,
pamuk, fındık, tütün, süt, et ve diğer tarım ürünleri için güçlü bir kurum
kurulmalıdır.
5. Tasarı IMF’ye verilen sözü yerine getirmek için alelacele,
iyi hazırlanmadan getirilmiştir.
6. Tasarı kanunlaştığı takdirde öncelikle Doğu ve Güneydoğu
Anadoludaki fabrikalar rekabet şartları kalmayacağından kapanacaktır.
7. Et Balık ve Süt Endüstrisi kurumları gerekli tedbirler
alınmadan özelleştirilince hayvancılık bugün çökmüştür. Aynı durumla bitkisel
üretim ve öncelikle pancar tarımı karşı karşıya kalacaktır.
8. Pancar tarımında ve şeker sanayiinde büyük ağırlığı
olan Türk Şeker bünyesindeki Şeker Enstitüsü ne olacak, faaliyetlerine
nasıl devam edecek. Bu belli değil.
9. Tasarıda şeker depolama priminin, yani stok maliyetinin,
hangi esaslara göre ödeneceği açıklanmamıştır. İlerde ihtilâflara sebep
olacak ve sistem çalışmayacaktır.
10. Güvenlik stokunun ticarî ve sınaî kuruluşlar tarafından
yapılması hükmü getirilmektedir. Sistemin çalışması mümkün görünmemektedir.
11. Şeker fabrikaları özelleşecekse kurulun Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı ile ilgilendirilmesi gerekir.
|
Cevat Ayhan
|
Hüseyin Karagöz
|
Aslan Polat
|
|
Sakarya
|
Çankırı
|
Erzurum
|
|
Sait Açba
|
Dengir Mir Mehmet Fırat
|
S. Metin Kalkan
|
|
Afyon
|
Adıyaman
|
Hatay
|
ŞEKER KANUNU TASARISINA MUHALEFET ŞERHİMİZDİR
Türkiye şeker pancarından şeker üreten bir ülke olarak
şeker pancarı üreticilerini desteklemek zorundadır. Entegre olmaya çalıştığımız
AB ülkeleri nüfuslarının % 5’ini oluşturan tarım kesimini desteklemeye
devam etmektedir. Biz de nüfusumuzun % 40’ını oluşturan tarım kesimimizi
desteklemek zorunda olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Şekerpancarı tarım
ürünleri içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü şekerpancarı
en yüksek katma değer, en yüksek istihdam sağlayan yan ürünlerinin tamamı
değerlendirilebilen bir bitkidir. Yetiştirildiği bölgelerin (karşılaştırmalı
üstünlüğü) tartışmasız bir bitkisidir. Onun için şekerpancarı üretimi desteklenmesi
gereken bir ürün olduğu tartışma götürmez bir gerçektir.
Şeker Fabrikalarının Özellikleri :
Şeker varlığı yüksek pancarların yetiştirildiği, yüksek
pancar işleme kapasiteli fabrikaların bulunduğu İç Anadolu Şeker Fabrikalarında
şeker üretim maliyeti düşüktür.
Diğer şeker fabrikalarının şeker üretim maliyeti % 20-50
daha fazladır.
Türk şeker, şekeri paçal maliyetle hesap edip, pazarlandığında,
bilançosunu başa-baş veya çok cüzi bir zararla kapatmaktadır.
Türk şeker zarar etmemekte, zarar ettirilmektedir.
Şekeri 50 bin TL./Kg ilave bir fiyatla toptan pazarlayabilse,
1.6 milyon ton/yıl şeker satışı ile, 80 trilyon TL. kâr edebilir. Şeker
ucuza sattırılmaktadır.
Şeker şirketinin zarar ettirilmesinde, yönetimin ve çalışanların
hiçbir kusuru yoktur.
Şeker Kanunu akabinde özelleştirme gündeme gelecektir.
Türk şeker yüksek pancar işleme kapasiteli + sosyal amaçlı
fabrikalar ile beraber özelleştirilmelidir.
Sosyal amaçlı fabrikalar, Türk şekerin elinde bırakılır,
satılmazsa, bu özelleştirilme değil, kârlı fabrikalara peşkeş çekme olur.
Özelleştirilme sonucu Türk şeker, şeker fabrikalarının
tamamını satın alan bir özel sektör şeker fabrikalarının yönetiminde niçin
şeker kuruluna tâbi olsun. Özel sektör mevcut tesislerini nasıl çalıştırıyor
ise, sistemini kendi kurallarına göre yürütmek ister.
Hem özelleştireceğim diyorsun hem de özelleştireceğin
tesisleri katı bir merkeziyetçi yaklaşımla yönetmek istiyorsun. Tüm tesislere
sahip olabilecek bir özel sektöre şeker kuruluşundan 2/7 yer veriyorsun.
Tüm şeker fabrikalarını satın alacak bir özel sektör,
niçin şeker kurulu tarafından kendine yön verdirsin.
Şeker Kanunu bu yönü itibariyle özelleştirme yaklaşımına
ters düşmektedir.
Devlet; iç tüketimi karşılayacak şeker üretimini fabrikalar
üzerinden adil paylaştırsın.
Kasıtlı fazla üretene tedbir alsın (burada çok önemli
bir gerçek, Türkiye tüm fabrikalarını tam kapasite ile çalıştırıp, 2,4
milyon ton/yıl şeker üretimini gerçekleştirmeli. 400 000 ton/yıl tüketim
fazlası şekerin ihracatı için gereken tedbirleri almalıdır.)
Dahili tüketim fazlası şekerin stoklanması/ihracatın esaslarını
getirsin.
Sınırlardan kaçak şeker girişini önlesin.
Madde 3
Fabrikada yapılacak modernizasyon yatırımları ile de mevcut
şeker fabrikalarının kapasitelerini ve randımanlarını artırmak mümkün olabilmektedir.
Şeker fabrikalarının pancar kıyım kalitesini artırıcı, difüzyonda daha
az zayiatla pancarın şekerini artırıcı, mesela giden şekeri azaltıcı moder-nizasyon
yatırımları ile randıman artırılabilmektedir.
Örneğin, Kayseri ve Konya Şeker Fabrikaları bu tür yatırımlarla
şeker üretim randımanlarını yükseltmişlerdir. 40-50 yıllık şeker fabrikaları
modernizasyon yatırımlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Fabrikalar özelleştirildiğinde, özel sektör bir yandan
maliyeti düşürücü diğer yandan randımanı artırıcı yatırımlar yapmak mecburiyetindedir.
Bu konu teşvik edilmesi gerekirken;
Yasada yer alan “Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut
fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için kota temin etmek zorunludur.
Şirketlere yeni kota tahsisine kurul yetkilidir.” Cümlesi, bu yatırımları
engelleyici anlamdadır.
60-70 yıllık Uşak-Alpullu-Eskişehir-Turhal Şeker Fabrikaları
çok yüksek bakım-onarım yatırımları ile faaliyetlerini sürdürmektedir.
Özelleştirme sonucu bu fabrikaları alan özel sektörün şehir dışında daha
modern, mecburen de daha yüksek kapasitede yeni bir şeker fabrikası inşa
etmesine engel olunmamalıdır.
Madde 4
Ülkemizdeki iklim seyri şeker pancarındaki şeker varlığının
% 2 daha az oluşmasına sebep olmaktadır. 1 milyon ton pancar işleyen bir
fabrikada üretilen şeker % 12 randımanla 120 000 ton, % 14 randımanla 140
000 ton olabilmektedir. 140 000 ton kotası olan bir fabrika, elde edilen
şeker olarak iki yıl % 90’ın altına düşebilir.
İyi niyetle fabrikalarını çalıştıracak bir özel sektör,
şeker kurulunun insafına bırakılamaz.
“....kota ile arz arasındaki fark kadar kota haklarını
Kurulca belirlenecek süre için kaybederler. Şirketler bu süre içinde kaybettikleri
kota hakkına karşılık yeni kota sağlayamazlar.”
Çok katı ve özel sektöre itimatsızlık ve güvensizlik ifadesi
taşımaktadır.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ni bir yandan özelleştireceksin,
diğer yandan,
“Kotaların tespiti, tahsisi, iptali ve transferleri ile
yeni kota tahsisine ilişkin hususlar ve uygulamaya ilişkin denetimler Bakanlık
tarafından, Müsteşarlığın görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir.”
İbaresini yazacaksın. Bunlar, özgürlüğü kısıtlayıcı serbest piyasa ekonomisine
ters düşen kararlardır.
Madde 5
“Şeker pancarı ve şeker fiyatları üreticiler ve şeker
fabrikasını işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenir.”
İfadesine yer verilirken (doğrusu bu) aynı maddede, “buna ilişkin usul
ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” İfadesi
bir mantıksızlık örneğidir.
Madde 6
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ne ait tüm şeker fabrikalarını
satın alan özel sektör tüm iyi niyeti ile fabrikalarını çalıştırıp iç tüketimi
karşılayacak şekeri üretirken, diğer yönden ihraç gayesiyle ithal ettirilip,
iç piyasada satışı kontrol edilmezse, bu uygulama sonucu şeker fabrikalarının
hiç biri çalıştırılamaz. Türkiye piyasası mısırdan tatlandırıcı imal eden
Amerikan sermayeli firmaların eline geçer.
Her ne sebeple olursa olsun, Türkiye’ye ham veya işlenmiş
şeker ithalatı yapılmamalıdır.
Devlet; İmalatçı, ihracatçılara, şekeri yurt içinden temin
etmeleri ile ilgili tedbirleri almalıdır.
Madde 7
Şeker kurulu : Toplam 7 üye olmasına rağmen, (E) bendinde,
(c) bendinde belirtilen üye dışında,
Nişasta kökenli şeker üreten şirketleri temsil etmek üzere
birer üye.
Bu yaklaşım ve anlayış yanlıştır.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ne ait şeker fabrikalarının
tamamını satın alan bir şirket, en fazla iki kişiyle temsil ediliyorken
(1,6 milyon ton/yıl şeker üreten şirket) 100-200 bin ton/yıl nişasta kökenli
şeker üreten şirket bir kişiyle temsil edilmektedir.
Nişasta kökenli şeker üreten şirketlere kota verildikten
sonra bunlardan birisinin Genel Müdürüne, Şeker Kurulunda yer vermek gerekir
mi?
Madde 11
“C Şekerini Kurul kararı dışında iç piyasada satan veya
bedelsiz devredenler hakkında 1 inci fıkrada ön görülen ceza uygulanır.”
İfadesi açık ve anlaşılır değil, 1 inci fıkrada C Şekerinden
bahsedilmiyor.
Son derece tehlikeli, sanki kasıtlı olarak anlamı taşımaktadır.
Türkiye Şeker üretim maliyeti paçal : 60 cent/kg, ithal
şeker 30 cent/kg.
İthal şeker yurt içinde satılırsa, ithalatçı kilo başına
25 cent kazanabilir.
150 000 tonluk bir ithalatta, (Türkiye’nin bir aylık tüketimi)
150 000 000 kg x 25 cent/kg : 3 750 000 000 cent = 37,5 milyon Dolar =
(67 000 TL./kg ile) =25 trilyon TL.’lık bir kazanç demektir.
Madde 13
Geçici Madde :
Ülkemizde şeker fabrikaları 5-10 yılda tamamlanabilmektedir.
Yurt içinde şeker fabrikası kurup işletmek üzere Bakanlar Kurulundan izin
alanların kota hakkı 3 yıl süre ile geçerli kılınmış. Gerekli finansı bulmakta
zorlanan özel sektör, bu madde gereğince, yatırım yapmak istemez.
Bu madde yatırımcılığı engellemektedir.
Türkiye, ileriki yıllarda artan nüfusun şeker ihtiyacını
dahili üretimle karşılayamaz duruma gelince ithalat cihetine yönelten bir
maddedir.
|
Kemal Kabataş
|
Oğuz Tezmen
|
Mehmet Dönen
|
|
Samsun
|
Bursa
|
Hatay
|
|
M. Sadri Yıldırım
|
|
Necati Yöndar
|
|
Eskişehir
|
|
Bingöl
|
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu
(19.2.2001)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Şeker Kanunu Tasarısı; Sanayi ve Ticaret, Tarım ve Köyişleri,
Maliye Bakanlıkları, Dış Ticaret ve Hazine Müsteşarlıkları, Panko Birlik
ile Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği temsilcilerinin de katıldığı
15.2.2001 tarihli Komisyonumuz toplantısında görüşülmüştür.
Kanun Tasarısının tümü üzerinde yapılan müzakerelerde;
Komisyonumuza davet edilen temsilciler, bugün içinde bulunduğumuz
konjonktürün, Şeker Kanunu Tasarısının bir an önce yasalaşmasının ve sektörün,
rekabete açık, özel sektörün yatırım yapabileceği, devletin sahip olduğu
mevcut şeker fabrikalarının özel kesime açılacağı ve şeker ürününün serbestçe
ticaretinin yapılabileceği bir altyapının hazırlanmasını zorunlu hale getirmiş
bulunduğunu;
Bugün Türkiye’de içinde bulunduğumuz sistemde, Türkiye’nin
yaklaşık üçte ikisinin şeker pancarı ziraatıyla uğraştığını, 30 civarında
fabrikanın faaliyet gösterdiğini, 3 tane özel şeker fabrikasının bu konuda
faaliyette bulunduğunu ayrıca nişasta bazlı şeker üreten 5 özel fabrikanın
faaliyette bulunduğu ikili, hatta üçlü diyebileceğimiz bir yapının söz
konusu olduğunu;
Dünya şeker üretiminin kaynaklarına bakıldığında ülkemizdeki
bu yapının dünyanın diğer ülkelerinde de yürürlükte olan bir yapı olduğunu,
Dünya şeker ihtiyacının büyük bir kısmının şeker kamışından, şeker pancarından
ve yine ülkemizde olduğu gibi nişasta kökenli, mısır kökenli ürünlerden
elde edildiğini, ancak şeker pancarından elde edilen şekerin, şeker kamışından
elde edilen veya diğer yollarla elde edilen şekerle rekabet edebilmesinin
arkasında herhangi bir destek olmaksızın mümkün olmadığını, bu bakımdan
Türkiye için öngörülen bu Kanun Tasarısının;daha çok Türkiye’nin mevcut
durumunu dikkate alan, şeker pancarı üretim coğrafyasının ve Türkiye’nin
şekeri hangi teknolojiyle ürettiğini dikkate alan ve dolayısıyla, bu mevcut
yapıyı muhafaza etmeyi öngören ama Dünyadaki gelişmelere de bir anlamda
dikkat etmek suretiyle mevcut gelişmeyi muhafaza etmeye çalışan bir anlayışla
hazırlandığını,
Yine, bu Tasarı kapsamında mevcut beş tane nişasta kökenli
şeker üreten firmanın da bu rejime dahil edildiğini,
Ayrıca, Avrupa Birliği rejiminde, yapay tatlandırıcıların
da bu sisteme dahil edilmesinin söz konusu olduğunu, bu konunun tartışıldığını
ancak, bizdeki hububat rejimi içerisinde nişasta kökenliler, kimya rejimi
içerisinde yapay tatlandırıcılar çok tartışmaya mahal vermeksizin tanımlanmadığından,
sonuç itibariyle bunların şeker veya şeker yerine ikame ediciler pazarında
kullanıldığından, bu tanımın bu Kanunla yapılmasının ve Kanunda birtakım
kotaların verilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığını, bu düşüncenin
Plan ve Bütçe Komisyonunda da, alt komisyon çalışmalarında da kabul gördüğünü,
bunun Kanunun en can alıcı noktalarından bir tanesi olduğunu,
İfade etmişlerdir.
Kanun Tasarısının tümü üzerinde yapılan müzakereler sonucunda
maddelerin müzakeresine geçilmesi Komisyonumuzca oy birliği ile kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının maddelerinin müzakeresi sonucunda;
1. Kanun Tasarısının 1 inci maddesine şekerin ihraç edilebilme
faktörü de göz önüne alınarak “ve gerektiğinde ihracat” ibareleri eklenmiştir.
2. Kanun Tasarısının 2 nci maddesinin (e) bendinde tanımlanan
tatlandırıcıların kapsamını genişletmek üzere “kurutulmuş glikoz, glikoz
şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu” ibareleri eklenmiş, yine aynı maddenin
(i) bendindeki “ile işlenmek üzere ihraç kaydıyla temin edilen ham ve beyaz
şekeri” ibareleri, ihracat kaydıyla getirilen ve suiistimal edilerek yurt
içinde tüketilen ve büyük haksız kazanç sağlayan şekerlerin yurda girişini
önlemek amacıyla metinden çıkarılmıştır.
3. Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin birinici fıkrasına
Plan ve Bütçe Komisyonunca eklenen “Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek
toplam A kotası, ülke toplam A kotasının % 10’unu geçemez” ibareleri, şeker
pancarından şeker elde edilmesini teşvik etmek ve şeker pancarı üreticilerini
korumak amacıyla benimsenmiştir.
4. Kanun Tasarısının 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının
sonuna 1980 yılında liberal ekonomiye geçen ülkemizde şirketlerin biraraya
gelerek tröst yaratmamaları için “şirketler monopol ve oligopolik kararlar
alamazlar” cümlesi eklenmiştir.
5. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği
8 inci madde 1 inci fıkrasının birinci cümlesi 7 nci
maddenin sonuna eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrası, ülke ekonomisine
daha fazla katma değer sağlayan sakaroz kökenli şirketlerin korunmasına
katkıda bulunmak ve özel şirketlerin ülke genelindeki üretimlerinin temsil
oranlarının hakkaniyet ölçüsünde dağılımını sağlamak, sermayenin fazlalığından
ziyade gerçek üretim gücünün büyüklüğünün tam kapasitede kullanılarak üretilmesi,
pazarlanması riskine de katılmasını sağlamak, böylece yabancı ve yerli
girişimcilerin sadece sermaye artırımı yoluyla söz
sahibi olmak gibi niyetlerini önlemek amacıyla yeniden düzenlenmiş,
keza yapılan bu düzenlemeye paralel olarak 7 nci fıkradaki “Bakanlar Kurulu”
ibaresi “Bakanlık” olarak değiştirilerek kabul edilmiştir.
6. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği 9 uncu maddenin
son fıkrası Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetim yetkisinin;
kuruluşların kendi yasalarıyla ve sermayesinin çoğunluğunun Devlete ait
kuruluşların, ayrıca Kamu İktisadî Teşebbüslerinin idarî, sosyal, ekonomik,
malî ve teknik açıdan her türlü denetim faaliyetlerini kapsaması ve hazırladığı
raporun Yüce Meclis tarafından ibra edilerek daha geniş kapsamlı denetlenmesi
amacıyla “Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu” olarak değiştirilmiştir.
7. Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinde yer alan
3 yıllık süre; kurulma izni almış ve kurulma çalışması yapan fabrikaların
öngörülen 3 yıllık sürede bitirilememe ihtimali yüksek olduğundan 5 yıllık
süreye çıkarılmıştır.
8. Plan ve Bütçe Komisyonunca Kanun Tasarısına geçici
6 ncı madde olarak ilave edilen madde, 8 inci maddede yapılan değişiklik
gerekçelerine paralel olarak yeniden düzenlenmiştir.
Kanun Tasarısı üzerinde yapılan bu değişiklikler haricindeki
diğer maddeleri Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği şekilde Komisyonumuzca
aynen kabul edilmiştir.
Raporumuz gereği yapılmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı
ile sunulur.
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu
Raporu
(27.3.2001)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca
14.12.2000 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan
ve Başkanlıkça 20.12.2000 tarihinde esas komisyon olarak Komisyonumuza
havale edilen "Şeker Kanunu Tasarısı" Komisyonumuzun 20.3.2001 tarihinde
yaptığı 7 nci birleşiminde, Hükümeti temsilen Sanayi ve Ticaret Bakanı
sayın Ahmet Kenan TANRIKULU, Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı
Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel
Müdürlüğü temsilcilerinin katılımıyla incelenip görüşülmüştür.
Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması; bir iktisadî devlet
teşekkülü olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile Türkşekerin
bağlı ortaklığı durumundaki Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. ve Kütahya Şeker
Fabrikası A.Ş. ile kooperatiflere ait Konya, Kayseri ve Amasya şeker fabrikaları
tarafından gerçekleştirildiği, bu faaliyetlerinde tüm fabrikaların
6747 sayılı Şeker Kanununa, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile bağlı ortaklıklarının
ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile şirket ana statüsü hükümlerine
tâbi olduğu,
Türkiye'de şeker rejimini düzenleyen 22/6/1956 tarihli
ve 6747 sayılı Şeker Kanununun birçok maddesinin, zaman içinde özellikle
iktisadî devlet teşekkülleri ve kamu iktisadî kuruluşlarının yeniden yapılanmalarına
ilişkin kanuni düzenlemeler, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun
yürürlüğe girmesi ve şeker istihlak vergisinin katma değer vergisine dönüşmesi
ile uygulama olanağı kalmadığı,
Halen sektörde pazar payları % 20'nin üzerinde bulunan
Konya, Kayseri ve Amasya şeker fabrikalarının özel fabrikalar olarak 6762
sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri yanında, 6747 sayılı Şeker Kanununa
tâbi olmaları, bu fabrikalar için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum
arz etmekte; Bir çok teşebbüs gibi Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin
özelleştirilmesinin gündemde olduğu bu günlerde şeker üretimi pazar
ve fiyat mekanizmalarının sektör bazında yeniden değerlendirilmesi, böylece
hukuki anlamda yeni bir sektörel alt yapı oluşturulması gereğinin ortaya
çıktığı,
Şeker Kanunu, VII nci Beş Yıllık Kalkınma Planının
tarımsal politikalar ile ilgili yapısal değişim projesi kapsamında,
güncelleştirilmesi öngörülen kanuni düzenlemeler arasında yer aldığı,
Avrupa Birliği Helsinki Zirvesi sonrasında kazanılan aday
ülke statüsü yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki taahhüt ve
gelişmeler de şeker rejiminin yeniden düzenlenmesini gerekli kıldığı,
Bu bakımdan tasarı ile;
- Şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunması,
- Sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi,
- Avrupa Birliği düzenlemeleri yanı sıra, Dünya Ticaret
Örgütü ve diğer uluslararası taahhütlere uyum sağlanması,
- Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukuki alt yapının
hazırlanmasının,
İlke olarak benimsendiği,
Şeker sektörünün, yarattığı yüksek katma değer yanında
tarım ve endüstri kesiminde sağladığı yüksek istihdam düzeyi nedeniyle
pancar şekeri üretiminin gelişmiş ülkelerde bile düzenleme altına alındığı,
bu düzenlemelerin pancar üreticileri ve işleyicilerinin menfaatlerini buluşturan
düzenlemeler olup, sektörü yapısal anlamda düzenleyici bir nitelik arz
edeceği,
Ülkemizdeki şeker fabrikalarında halen otuz bin civarında
işçi istihdam edildiği ve binlerce çiftçi ailesinin geçimini pancar tarımı
ile sağladığı, bu nedenledir ki halen mevcut ve ileride kurulacak şeker
fabrikalarının tam kapasite ile üretim yapmaları ve rasyonel çalışmalarının,
sadece ekonomik yönden değil sosyal yönden de geçimlerini pancar tarımına
bağlamış üreticiler için büyük önem taşıdığı, bu nedenle, yapılan düzenleme
ile şeker fabrikalarının iç pazar paylarının kotalara bağlanması
yoluna gidilmiş, sektör iç piyasada rekabete açık hale getirilmiş, Devletin
ilgisi ise sektörün özelliklerinin gerektirdiği asgari düzeyde tutulmuş,
pancarda ve şekerde tek fiyat uygulaması terkedilmiş, şeker fabrikası kurulmasına
yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamaların
kaldırıldığı belirtilmiştir.
Komisyonda yapılan müzakerelerde;
- Şeker sektörünün iç piyasada rekabete açılması, devletin
sektör üzerindeki ilgisinin asgari düzeye çekilmesi,
- Şeker fabrikalarının kurulmasına yönelik 6747
sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamaların kaldırılması,
- Sektöre yeni bir dinamizmin kazandırılması,
- 1998 yılında şekere kota koyulduğu şeker pancarı üretimiyle
ve şeker pancarı çiftçiliğiyle ilgilenen herkesin bunu bildiği, kota meselesinin
yeni olmadığı, ayrıca 1999 ve 2000 yıllarında şeker üretimindeki maliyet
yüzünden stok şekerin satılamadığı bilhassa dış ticaret pazarlarına
bu sebeple sürekli sübvansiyon olduğu bu sübvansiyonun Hazineden karşılandığı,
dolayısıyla, bunun yine şeker pancarı üreten ve şeker pancarı üretiminin
sonucunda hasıl olan şekeri kullanan Türk Toplumunun her türlü ekonomik
ve sosyal kesimini ilgilendiren bir mesele olduğu vurgulanmış,
Geçmişte şeker sektöründe yaşanan istikrarsız üretim yapısının
giderilmesi ve pazar büyümesine uyumlu sektörel bir gelişmenin sağlanması
amacıyla kota sisteminin oluşturulduğu, bu sistemin Dünya pancar şekeri
üretiminin yaklaşık yarısına sahip AB'nde de uygulandığı,
Kurulun yapısının, sektörün sağlıklı bir şekilde çalışmasını
sağlamak amacıyla, ilişkili olduğu kamu kuruluşları ile organik bağ
içinde olması ve kararlarda katılımcılık ilkesini öne çıkaracak doğrultuda
oluşturulduğu,
Ülkemizde şeker rejimini düzenleyen 6747 sayılı Şeker
Kanununun 1956 yılında çıkarıldığı, ekonomik ve mali yapıdaki hızlı gelişmeler
karşısında bazı maddelerinin güncelliğini yitirdiği, bu nedenle ekonominin
yapısal değişim ve gelişmelerini kapsayacak yeni bir düzenleme yapılması
ihtiyacının hasıl olduğu belirtilmiştir.
Bu görüşmelere müteakip Kanun Tasarısının daha ayrıntılı
bir şekilde incelenebilmesini teminen bir alt komisyon kurulmasına karar
verilmiştir.
Alt komisyonumuz 15.3.2001 tarihinde ilgili Bakanlık ve
kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla yapmış olduğu toplantıda yapılan
çalışmalar sonucunda oluşturduğu metni bir raporla birlikte komisyonumuza
sunmuştur.
Komisyonumuz Alt Komisyon metnini çalışmalarında esas
alarak Kanun Tasarısının maddelerine geçilmesini oybirliği ile kararlaştırmıştır.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu metninin 1 inci maddesi
komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 2 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul
edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 3 üncü maddesinin birinci
fıkrasındaki "kategorilerine" ibaresi daha anlaşılır ve öztürkçe olması
gerekçesiyle "türlerine" olarak düzeltilmiş; aynı fıkranın sonuna "Bakanlar
Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak % 50'sine kadar artırmaya,
% 50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir." ifadesi değişen şartlara göre uygulamaya
esneklik kazandırmak amacıyla eklenmiş; Ayrıca, aynı maddenin dördüncü
fıkrasının ikinci cümlesinin “fabrikaları” ibaresinden sonra " ile bu Kanunun
yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar"
ibaresi, tevsiat yapmakta olan fabrikaların kotalarının düzenlemesine olanak
sağlamak üzere eklenmiş ve 3 ncü madde olarak kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 5 inci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 6 ncı maddesi Komisyonumuzca
aynen kabul edilmiştir.
Tasarının 7 nci maddesinin son cümlesi, "Kurumun
organları, Şeker Kurulu ve Hizmet Birimlerinden oluşur." şeklinde değiştirilmiş;
" Kurum Şeker Kurulu tarafından yönetilir." ifadesi eklenmiş ayrıca, ikinci
fıkra olarak "Kurumun ilişkili olduğu Bakanlık Sanayi ve Ticaret Bakanlığıdır."
cümlesi eklenerek 7 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 8 inci maddesinin üçüncü
fıkrası, “grubundan” ibaresinden sonra, "Türkiye'deki fabrikalarından nominal
üretim kapasitesinin son üç yıl ortalama üretimi en fazla olan iki şirketin
ayrı ayrı önerecekleri ikişer aday arasından birer üye olmak üzere bir
başkan ve altı üye seçer ve atar. Başkanvekilini, kurul üyeleri kendi aralarından
seçer." şeklinde düzenlenerek 8 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 9 uncu maddesinin (b)
bendinin son cümlesi, "Katılım paylarını yeniden belirlemeye Bakanlar Kurulu
yetkilidir" şeklinde düzenlenmiş; (i) bendi, özelleştirme işlemlerinin
geçiciliği ve özelleştirme sonrası gerekliliğini kaybedeceğinden
madde metninden çıkarılmış; bent numaraları yeniden teselsül ettirilmiş,
aynı maddenin sondan ikinci fıkrası, "Kuruma ait gelirler Türkiye'de
yerleşik bankalarda açılacak bir hesapta toplanır. Bu hesaplardan Kurul,
bu Kanunun amaçlarına uygun olarak harcama yapmaya yetkilidir." şeklinde
düzeltilmiş ayrıca son fıkra " Kurumun denetimi Başbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulu tarafından yapılır" şeklinde düzenlenerek 9
uncu madde olarak kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 10 uncu maddesi
ve ekli cetveli 7 nci maddeye paralel olarak başlığı ile birlikte yeniden
düzenlenerek kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin 11 inci maddesi Komisyonumuzca
aynen kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 12 nci maddesindeki "Sekretaryanın"
ibaresi 7 nci maddeye paralel olarak "Hizmet Birimlerinin" olarak
düzeltilerek 12 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 13 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu metninin geçici 1
inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin geçici 2 nci maddesi
aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin geçici 3 üncü maddesi
aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu metninin geçici 4 üncü maddesindeki
"sekretaryanın" ibaresi, "Hizmet Birimlerinin" olarak düzeltilerek
kabul edilmiştir.
Tasarının geçici 5 inci maddesi aynen kabul edilmiştir.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu metninin geçici 6
ncı maddesi aynen kabul edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonunun geçici 7 nci maddesi aynen
kabul edilmiştir.
1996-2004 dönemi için geçerli olan Dünya Ticaret Örgütü
taahhütlerimizin 2005 yılı başından itibaren yenileneceği gözönüne alınarak,
oluşabilecek şartlar çerçevesinde Kurum ve organlarının görev ve
yetkilerinin sona erdirilebilmesi öngörülmektedir. Ancak, ileriye dönük
kararlarda bugünden bağlayıcı olmamak üzere, Bakanlar Kurulu'nun aksi bir
karar alabileceği hükmüne de yer verilmesi amacıyla Kanun Tasarısına geçici
8 inci madde olarak yeni bir madde eklenmiştir.
Kanun Tasarısının 14 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Kanun Tasarısının 15 inci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
İşbu raporumuz Genel Kurulun onayına sunulmak üzere
Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.
MUHALEFET ŞERHİ
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU
BAŞKANLIĞINA
Komisyonumuzca görüşülüp kabul edilen Şeker Kanununa aşağıdaki
hususlardan dolayı muhalifim. Arz ederim.
1. Kanun, pancar çiftçimizin ihtiyaçlarını gidermekten
ve gelişmesine katkı sağlamaktan uzaktır. Bu husus en büyük çiftçi kuruluşumuz
TZOB Başkanlığınca da teyid edilmektedir. (Bkz. Şeker ve Şekerpancarı-Sorunları
ve Çözüm Önerileri, Faruk Yücel, TZOB Yönetim Kurulu Bşk., Ankara-Mart
2000)
2. Pancar fiyatının önceden belirlenmesi ticaretin temel
kuralı ve pancar çiftçisinin talebi olduğu halde bu kanunda bu husus dikkate
alınmamıştır.
3. İhraç edilemeyen şekerin ihraç edilememesinin faturası
pancar çiftçisine çıkarılarak ayrıca haksızlık yapılmaktadır.
4. 1998 yılından beri uygulanan kota, üretimi düşürmüştür.
Son üç yılın ortalamasına göre kota belirlenmesi pancar çiftçisine ikinci
bir haksızlıktır.
5. Doğu Anadolu gibi rakımı yüksek olan yörelerimizde
pancar üretiminin dışında başka bir sanayi bitkisi üretimi yapılamadığından
bu yörelerde de kota uygulanması göç olgusunu artırıcı bir faktördür.
6. Bu Kanun pancar çiftçisinin ihtiyaçları dikkate alınarak
hazırlanan bir kanun değil; doğrudan IMF’nin dayatması neticesinde çıkarılmak
istenen, pancar üretimini giderek ortadan kaldıran, netice itibariyle Türk
çiftçisinden esirgenen desteği giderek yabancı ülke çiftçilerine sağlayacak
olan bir kanundur.
21.3.2001
Suat Pamukçu
Bayburt
|