Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin açıklamaları
şöyle:
(19 Mart 2001)
Bilindiği gibi kasım ayının üçüncü yarısında mali piyasalarda yaşanan
dalgalanmalar sonucunda faiz oranları yükselmiş, dövize talep artmış ve
Merkez Bankası o dönemde 6 milyar dolarlık döviz satmıştır.
Uluslararası kuruluşların mali desteği ve uygulanmakta olan programın
güçlendirilmesinin etkisiyle mali piyasalardaki tedirginlik hızla giderilmiş.
Ve Merkez Bankası döviz rezervleri takip eden dönemde 5 milyar dolar bir
artış göstermiştir. Ancak mevcut yapısal sorunlara ilave olarak kasım ayındaki
kriz bankacılık sistemini daha da kritik hale getirmiştir.
Özellikle faizlerdeki hızlı yükseliş, kamu bankaları ve bazı özel bankaların
mali yapılarını bozmuş ve bankacılık sisteminin mevcut yapısal sorunlarını
daha da ağırlaştırmış. Şubat ayına geldiğimizde, hazine ihalesi öncesindeki
olumsuz gelişmeler, uygulanan programa olan güvenin tamamen kaybolmasına
neden olmuş ve Türk lirasına karşı ciddi bir atak meydana gelmiştir. Nitekim
19 Şubat’ta 7.6 milyar dolarlık döviz talebi olmuş.
Merkez Bankası yüksek seviyedeki bu döviz talebine karşı likiditeyi
kontrol etmeye çalışmış, likidite sıkışıklığı özellikle kamu bankalarının
aşırı düzeydeki günlük likidite ihtiyaçları nedeniyle ödemeler sisteminin
kilitlenmesine neden olmuştur. Bu ortamda uygulanmakta olan döviz kuru
sisteminin sürdürülmesinin ekonomiye getireceği zararlar göz önüne alınarak
döviz kurları 22 Şubat’ta dalgalanmaya bırakılmıştır.
Hepinizin bildiği gibi 2000 yılbaşında uygulamaya konulan program, döviz
kurlarının 2001 yılı ortasında bir band içinde seyretmesini ve üçüncü yılın
sonunda da enflasyonu tek haneye indirmesiyle birlikte, kurların tamamen
dalgalanmaya bırakılmasını hedeflemekteydi. Ancak mali piyasalara olan
güvenin az olması sonucunda mevcut döviz kuru rejiminin terkedilmesi ve
kurların dalgalanmaya bırakılması zorunlu hale gelmiştir.
Merkez Bankası, dalgalı kura geçilmesiyle birlikte piyasalara işlerlik
kazandırabilmek için bir dizi operasyon yapmıştır. Kilitlenen ekonomik
sistemi tekrar işler hale getirebilmek için 26 Şubat’tan itibaren piyasaların
Türk lirası ihtiyacı karşılanmıştır. Türk lirası piyasalardaki likidite
ihtiyaçlarının giderilmesiyle birlikte kriz sırasında yüzde 2 bini aşan
günlük faiz oranları yüzde 80’lere kadar gerilemiştir. Bu operasyonlar
çerçevesinde yine Merkez Bankası, bankalara döviz repo imkanları tanıyarak
dış yükümlülüklerini aksatmadan yerine getirmelerini sağlamaya çalışmıştır.
Son günlerde döviz piyasasında sakinleşme gözlenmekle birlikte işlem
hacimlerinin sığlığı nedeniyle piyasa henüz dengeye kavuşmuş değil. Bankacılık
sisteminin dış yükümlülükleri için gerekli döviz likiditesi sağlanmaya
devam edilecektir. Piyasaların normal çalışabilmesi için büyük çaba göstereceğiz.
Ancak bu piyasalarda serbest de oluşacaktır. Döviz fiyatıyla ilgili herhangi
bir taahhüdümüz yoktur.
Merkez Bankası önümüzdeki dönemde piyasalarda istikrarı sağlama çabalarına
öncelik verecek ve operasyonlarını bu amaca yönelik olarak sürdürecektir.
Bu aşamada kamu bankalarıyla ilgili olarak yapılacak operasyonla ilgili
kısa bir bilgi vermek yararlı olacaktır.
Bilindiği gibi, kamu bankaları yapısal sorunları nedeniyle aşırı borçlanma
şeyiyle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Kamu bankalarının yaklaşık 17 katrilyon
liralık gecelik borçlanma ihtiyaçları, faiz oranlarının dengeye kavuşmasını
engellemekte ve para politikası uygulama imkanını da sınırlandırmaktadır.
Mali piyasaları sürekli şey halinde tutan bu sorunun öncelikle çözülmesi
gerekmektedir. Bu sorunun çözüme kavuşturulması için hazine, kamu bankalarının
görev zararı alacakları karşılığında bu bankalara tahvil ve bono verecektir.
Kamu bankaları, belirli bir program dahilinde bu tahvil ve bonolar karşılığında
Merkez Bankası’na repo veya satış karşılığı temin edilebilir likiditeyle
diğer bankalara ve banka dışı gelişme olarak gecelik borçlanmalarında azalacaklar.
Merkez Bankası ve Hazine, artan likiditeyi piyasada ters repo veya bono
tahvil satışlarıyla çekeceklerdir.
Önümüzdeki dönemde Merkez Bankası, ekonomideki enflasyonist baskıları
gidermek amacıyla parasal bir şeye öncelik vererek, ancak para politikası
uygulamasında ödemeler sisteminin ve döviz piyasalarının etkin bir şekilde
çalışması da...
Para politikası uygulamasında mevcut varlıklar ve net uluslararası rezervler
büyüklükleri takip edilecek, parasal büyüklükler aracılığıyla enflasyonist
bekleyişler etkilenmeye çalışılacaktır. Merkez Bankası, döviz piyasalarına
sadece döviz kurundaki aşırı dalgalanmaları gidermek ve piyasaların işleyişlerini
düzenli hale getirmek için müdahale edecektir. Döviz kurlarının serbestçe
oluşumunu engelleyici bir müdahalede bulunmayacaktır.
Öte yandan, önümüzdeki günlerde yeni bir Merkez Bankası kanunu tasarısı
hazırlanarak meclise sunulacaktır. Tasarıda, Merkez Bankası’nın temel amacının
fiyat istikrarını sağlam olarak belirlenmesi, ana politikasının belirlenmesi
ve uygulanmasından sorumlu olacak para politikası kurulunun oluşturulması,
Merkez Bankası şeyine atama ve görevden alma usullerinin değişmesi ve bir
çok başka değişiklikler öngörülmektedir.
Ayrıca para politikası uygulamasında şeffaflık ve hesap verilebilirlik
arttırılarak dönemsel raporlama sistemi getirilecektir. Piyasalarda istikrarın
sağlanmasıyla birlikte, para politikası uygulamasında fiyat istikrarına
yönelinecektir. Daha sonra da gerekli ön koşulların oluşmasıyla birlikte
orta vadede Merkez Bankası enflasyon hedeflemesi sistemine geçecektir.
Sayın Bakan’ın da vurguladıkları gibi Türkiye, enflasyonu yenmek zorundadır.
Toplumda gözetlediğimiz birçok rahatsızlığın esas kaynağı, 20 yıla yakın
bir süredir yaşadığımız, herkesi spekülatif faaliyetlere yöneltmiş olan
yüksek enflasyon olmuştur. Bunu hükümet ile tam bir uyum içinde ve güçlü
bir maliye politikasının desteğiyle mutlaka yeneceğiz.
Teşekkür ediyorum.
|