| EK 1
TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU'NUN
REEL SEKTÖRÜN GÜÇLENMESİNE YÖNELİK OLARAK HÜKÜMETTEN BEKLENTİLERİ
EKONOMİK ÖNLEMLER
1. Yaşanan mali kriz nedeniyle İstikrar Programı'na sarsılan
güven yeniden tesis edilmelidir. Bunun için özel sektörle işbirliği ve
reel sektörün ihtiyaçlarının dikkate alınması esastır. Ayrıca, programda
şeffaflık sağlanmalı ve gerçekçi hedeflere dayandırılmalıdır.
2. Ekonomik programın dinamik bir biçimde yürütülebilmesi
için her kararda IMF'nin onayını almak için beklenmemelidir. Hazine, Merkez
Bankası ve IMF arasındaki ilişkilerde hızlı bir karar alma mekanizması
kurulmalıdır.
3. "Küçük ve Etkin Devlet" ilkesine uygun olarak ekonomide
devletin ağırlığı azaltılmalıdır.
4. Ekonomik alanda AB’nin Maastricht Kriterleri’ne özdeş
kurallar getirilmelidir.
5. Kamu hizmetlerinde Toplam Kalite Yönetimi'ne geçilmelidir.
6. Kamuda Verimlilik Programı başlatılmalı, Harcama Reformu
yapılmalıdır.
7. Kamu personel reformu yapılmalıdır.
8. Özelleştirme, şeffaf şekilde, kesimlerin katılımı ve
sermayenin tabana yayılması amaçlarına yönelik olarak hızlandırılmalı;
kamu bankaları bir an önce özelleştirilmelidir.
9. "Minimum Bürokrasi" ilkesi benimsenmeli; yatırım yapan,
istihdam yaratan, gelir üreten müteşebbisin faaliyetlerini kolaylaştıran
bir bürokratik zihniyet değişimi gerçekleştirilmelidir.
10. İşletmelere yönelik tüm mevzuat, girişimciliği destekleyen
yaklaşımla yenilenmelidir.
11. Kamu tarafından üretilen mal ve hizmetlerin fiyat artışları,
hedef enflasyon oranını aşmamalıdır.
12. Mali sektör güçlendirilmeli ve şeffaf hale getirilmelidir.
13. Yatırımlarda yatırım destekleri hukuken yok edilmektedir.
Türkiye’de istihdamı artırmak için yatırımlar, yöre, ürün ve / veya
yatırım miktarına göre yatırım indirimi teşvikleri ile ödüllendirilirler.
Bu teşvikler bir ekonomiklik (fizibilite) raporuna dayanılarak Hazine
Müsteşarlığı’nca verilir. Her yatırımın bir yatırım süresi ve indirimi
yapabilecek bir kârlılık süresi vardır.
Teşvik alındıktan sonra yapılan vergi artışları ile çıkarılan yeni vergilerin
söz konusu, daha önce teşvik almış yatırımları hukuken ve ahlâken etkilememesi
gerekirken tersi yapılmakta ve böylece o yatırımın ekonomikliğini yok etmektedir.
Mesela yatırım indirimi stopajı %10 iken 250 Milyon US$’lık yatırım yapmak
üzere %200 yatırım teşviği almış halka açık bir işletmenin, bahis konusu
stopaj vergisinin %18’e çıkarılması halinde, fon kesintileri dahil vergi
avantajı kaybı;
a. Kâr dağıtması halinde 37.950.000.-$
b. Kâr dağıtımı yapılmayan halde 56.375.000.-$
olacaktır.
Bu durumda bundan böyle verilen teşviklere hangi yerli veya yabancı
yatırımcı inanacaktır?
Esasında yatırım indirimine getirilen stopajın kaldırılması gerekir.
Bu yapılmadığı gibi, vergi artışları ve yeni vergi türleri daha önce
teşvik almış yatırımcılara uygulanmaktadır.
Söz konusu uygulamalara bir an önce son verilmelidir.
14. Hisse senedi alım satımından elde edilen kar, vergi
dışı bırakılmalıdır.
15. KDV oranları düşürülmelidir. Ayrıca, işletmelerin faaliyetlerine
kısmen de olsa devam edebilmesi, böylelikle devlete vergi akışının ve katma
değer yaratmanın devamını sağlayabilmek için KDV’lerin Haziran 2001’e kadar
ikişer ay ertelenmesi sağlanmalıdır.
16. Sanayi işletmelerinde, kullanılan hammadde ve ara malların
ithalatında %6 oranında KKDF’nuna vergi alınmaktadır. Halbuki ana mamülü
yurt dışında tamamlanmış Türkiye’de katma değer yaratmayan ve Türkiye’ye
bitmiş olarak ithal edilen ürünlerin üreticileri ülkelerinde böyle bir
vergiye tabi olmadıklarından yerli üreticilere karşı haksız bir rekabet
avantajı sağlamaktadırlar.
Bundan dolayı bu tür hammadde, ara mamulü kabul kredili, vadeli
akreditifli ve mal mukabili ithal edilmesi halinde ya KKDF hiç alınmamalı
veya ilk üç ay için KKDF’den muaf tutulmalı bir yıla kadar olan vade için
%1 olmalıdır.
17. Geçici vergi uygulaması kaldırılmalı veya 6 aylık periyodlara
dönüştürülmeli ve oranı % 10-15 seviyesine indirilmelidir.
18. Enflasyon muhasebesi sistemine mutlaka geçilmelidir.
19. Başta kurumlar vergisi olmak üzere vergi oranları düşürülmelidir.
Kurumlar vergisi, gelir vergisi gibi müterakki hale getirilmeli, bu çerçevede
gelir ve kurumlar vergisi oranları eşitlenerek, en düşük oran % 10 ve en
yüksek oran % 30 olarak belirlenmelidir.
20. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 28. maddesi ile
tanınan gayrimenkuller ve menkul kıymetlerin satışından elde edilen karın
sermayeye ilavesi halinde uygulanan vergi istisnaları devamlı hale getirilmelidir.
21. Ücret dışı işgücü maliyetleri, bireysel gelir vergisi,
kar ve kar payı üzerindeki vergiler azaltılmalıdır.
22. Yeni getirilen vergiler geriye doğru işletilmemelidir.
23. Ek vergi ve asgari geçim standardı uygulamaları kaldırılmalıdır.
24. Yatırım yapacak firmalara finansman ve teknoloji desteği
sağlanmalıdır.
25. Yeni teknolojilerin ithali ve ihracı desteklenmelidir.
26. Girişimcilere daha fazla finansal sermaye ve risk sermayesi
imkanı sağlanmalıdır.
27. Yeni kuruluş ve yatırımlara kolaylık gösterilmelidir.
28. Ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturan KOBİ'ler her
türlü araçla desteklenmelidir.
29. Özel sektör tarafından kurulan Organize Sanayi Bölgeleri'nin
desteklenmesi için "yatırım indirimi" nispeti artırılmalıdır. Kuruluşların
21 ayrı Bakanlıktan izin almaları keyfiyeti kaldırılmalı, tüm izinler Sanayi
ve Ticaret Bakanlığı'nca verilmelidir.
30. Yabancı kaynak girişini artırmak için Yabancı Sermaye
Kanunu değiştirilmeli ve ekonomide kurallar herkes için eşit olarak uygulanmalıdır.
31. İhraç ürünlerinde yeni markaların geliştirilip kalitenin
artırılması, yeni ihraç ürünleri bulunması, yeni pazarlara ve özellikle
Kuzey ve Güney Amerika’ya, Afrika’ya, Asya’ya giriş olanaklarının araştırılması,
ihracatçıların bol ve ucuz kredi desteğine sahip kılınması, dış ticaretle
ilgili resmi ve özel örgütlenmenin gözden geçirilerek etkinliğinin artırılması
gibi tedbirleri içerecek bir “Ulusal İhracat Seferberliği Programı”
uygulanmalıdır.
32. İhracat teşvik belgelerinin süreleri 6 ay uzatılmalıdır.
33. Eximbank'ın ödenmemiş sermayesi 1 milyar doların üzerinde
olacak şekilde artırılmalıdır.
34. Eximbank kredilerinin geri ödemesi üçer aylık dönemler
halinde ertelenmelidir.
35. Banka birleşmelerine sağlanacak kolaylık diğer sektörlere
de yansıtılmalıdır.
36. Bankaların bankacılık dışında faaliyet göstermeleri
engellenmelidir.
37. Bankaların sendikasyon kredilerinin belli bir oranının
KOBİ'lerin ihracatı için tahsis edilmeleri zorunluluğu getirilmelidir.
38. BDDK kontrolündeki tüm bankalar hızla tasfiye edilmelidir.
39. Dahilde işleme rejimi hariç tutulmak üzere hayali ihracata
mesnet oluşturan döviz taahhütlerinin tamamı bir kereye mahsus affedilmelidir.
40. Tarım politikasının AB normlarına uydurulması bakımından
destekleme politikalarında prim sistemine geçilmelidir. Hayvancılığın geliştirilmesi
amacıyla da Hayvancılık OSB'leri kurulmalıdır.
SOSYAL ÖNLEMLER
1. Enflasyonla Mücadele Programı’nın daha geniş toplumsal desteğe
sahip kılınması ve dolayısıyla başarı şansının artırılması için hükümetle
sosyal taraflar arasında bugün dünya ülkelerinde de birçok örneğini gördüğümüz
bir "Toplumsal Çerçeve Anlaşması” yapılmalıdır.
2. Dünya çalışma hayatında yaşanan gelişim ve değişime bütünüyle
aykırı düşen ve mevcut haliyle yasalaştığı takdirde, bugün için en fazla
ihtiyacını duyduğumuz yatırım, üretim ve istihdam artışını engelleyecek
olan İş Güvencesi Yasa Tasarısı üçlü uzlaşma sağlanamaması halinde geri
çekilmelidir.
İş Güvencesi Yasa Taslağı değerlendirilirken; 2001 Yılı Programı'nda
yer alan "İşsizlik sigortasının tesis edilmesi ve iş güvencesine ilişkin
mevzuat düzenleme çalışması nedeniyle bütünlük içinde değerlendirilmesi
gereken kıdem ve ihbar tazminatı müesseselerinde gereken düzenlemelere
ilişkin hazırlık çalışmaları tamamlanacaktır" hükmü, dikkate alınmalıdır.
3. Yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunumuzun temeli, iki
dünya savaşı arasında bir tarih -1936- taşıyan 3008 sayılı Kanuna
dayanmaktadır. Oysa o tarihten bu yana ve özellikle XX. Yüzyılın son çeyreğinde
dünyada yaşanan hızlı gelişim ve değişim, çalışma hayatına pek çok yeni
kavram kazandırmış; sosyal tedbirlerin ekonomik tedbirlerle uyumlu olmasının
zorunluluğunu ortaya koymuştur.
Temeli 1936 yılında yürürlüğe konulan Yasaya dayanan 1475 sayılı İş
Kanunu’muz bir bütün olarak ele alınmalı, çalışan çalıştıranlarımız çağdaş
bir iş kanununa kavuşturulmalıdır.
Söz konusu iş kanunu;
-
AB Yönergelerine ve uluslararası sözleşmelere uyum,
-
Esneklik,
-
Türk çalışma hayatının ihtiyaçları,
-
A tipik çalışmalar
ile ilgili koşulları, dolayısıyla rekabet gücünü ve çalışma hayatımızın
güncel ihtiyaçlarının karşılanması, ekonomi ve endüstri ilişkilerinin uyumunu
hedeflemelidir.
4. İşgücü maliyetlerinin yükseltilmesinden kaçınılmalıdır.
Ülkemiz başta işgücü maliyetleri olmak üzere, tüm rekabet alanlarındaki
avantajlarını kaybetmiştir.
Artık yabancı yatırımcı ve sermaye, devlet tarafından sağlanan destekleri
de göz önüne alarak Polonya, Macaristan, Hindistan ve Çin gibi ülkeleri
tercih etmeye başlamıştır.
Yurt dışında doğrudan yabancı sermaye yatırımı yapmayı tercih eden Türk
kuruluşlarının sayısı bile şu anda 80’in üzerindedir. Bunların içinde ülkemizin
çok önemli kuruluşları da bulunmaktadır.
Bu yönelişin daha büyük boyutlara ulaşmaması için hükümetimizce acil
önlemler alınması gerekmektedir. Özel sektörün yatırımlarının artırılmasının
çareleri bellidir. Öncelikle mevcut SSK prim ödemelerinin ve vergilerin
azaltılması gerekmektedir.
Sigorta prim ödemeleri ile SSK’nın tüm yükü işverenin sırtındadır.
Aynı durum vergi için de geçerlidir.
Kayıtlı işlemlerin üzerinde aşırı vergi yükü bulunmaktadır.
Bunlardan başlıcaları,
-
Gelir Vergisi
-
Gider Vergisi
-
Kurumlar Vergisi
-
Belediye Vergisi
-
Emlak Vergisi
-
Motorlu Kara Taşıtları Vergisi
-
Harçlar
-
Gümrük Vergisi
-
Damga Vergisi
-
Çevre Temizlik Vergisi’dir.
Yeni vergiler getirilmesi bu yükü daha artıracaktır. Böyle bir yanlışa
düşülmemelidir.
Biz, vergiye değil aşırılığa karşıyız. Hükümetlerin bütçe açıklarının
bu ödemeler ile işverenden karşılanması anlayışı artık terk edilmelidir.
“Yarısı Devlet’e, yarısı işçiye”anlayışı değişmelidir.
Türkiye’de devletin ücretten yaptığı kesintiler çalışanın alım gücünü
düşürmekte, işçi geliri ile işveren gideri arasında büyük fark meydana
getirmektedir. İşçilik ödemelerini artırıcı ve net ücreti azaltıcı etkisi
olan vergi, fon ve benzeri yükler hafifletilmeli, gereksiz olanlar kaldırılmalıdır.
Zorunlu istihdam oranının yüksekliği ise diğer bir problemdir. Mevcut
% 8’lik oran azaltılarak makul bir düzeye indirilmelidir.
Tüm bunlar ülkemizin rekabet gücünü yok etmektedir.
Ülkemizin 2000 yılında 47 ülke arasında yapılan sıralamada rekabet gücü
bakımından 42. sırada yer almış olmasının nedeni de bunlardır. 1999 yılında
37. sırada olduğumuz dikkate alındığında, ülkemizin rekabet gücü bakımından
sürekli zayıfladığı görülmektedir.
5. Hükümet, ekonomik istikrar programının hedeflerine uygun
toplu iş sözleşmesi bağıtlayan işletmelere ve bu işletmelerde istihdam
edilen işçilere şu destekleri sağlamalıdır:
-
Sosyal sigorta işçi ve işveren prim oranlarında 5 puanlık indirim,
-
İşsizlik sigortası işçi ve işveren prim oranlarının % 50 oranında azaltılması,
-
Özelleştirme sonucu işsiz kalmış olanları istihdam eden işverenlerin sosyal
sigorta primlerinden muaf tutulmaları,
-
İşverenlerin sosyal amaçlı fonlar için yaptıkları ödemelerin % 50 oranında
azaltılması,
-
İşletmelerin hizmetiçi eğitime yaptıkları harcamaların vergiden muaf tutulması,
-
Asgari ücretin vergi yükünün azaltılması,
-
İşyerlerinin enerji girdilerine uygulanan vergilerin % 50 oranında azaltılması,
-
Yeni istihdama yönelik düşük faizli kredi kullanma imkanı tanınması.
6. Çalışma mevzuatının esnekleştirilmesi konusunda Hükümet-işveren-işçi
kesimi ortak çalışmalar yapmalıdır.
7. Ekonomik ve Sosyal Konsey, en kısa sürede yasal zemine
oturtulmalı ve etkin şekilde işletilmelidir.
8. Sosyal güvenlik sistemi, AB ülkelerindeki sistem ve
yapılar dikkate alınarak gerçek anlamda reforma tabi tutulmalıdır.
9. SSK primleri kademeli olarak aşağı çekilmelidir.
10. Sendikal ve sosyal yaklaşımlar duygusal ve siyasi oportünizmden
kurtarılıp, dünya gerçeklerine uyulmalıdır.
11. Sendikal ilişkiler tarafların inisiyatifine en geniş
şekilde bırakılmalıdır.
12. Girişimciliğin büyük bir memleket hizmeti olduğu ve
hem hak, hem de görev niteliği taşıdığı tüm topluma iyi anlatılmalıdır.
13. Hayatboyu eğitim süreçleri yaratılmalı ve işletme içi
mesleki-teknik eğitim desteklenmelidir.
14. İstihdamın artırılması konusunda Avrupa Birliği üyesi
ülkelerde görüldüğü gibi bir “Ulusal Eylem Programı" süratle hazırlanıp
yürürlüğe konmalıdır. Bu program, sosyal taraflar ve sosyal taraflarla
merkezi hükümet kuruluşlarından başlayıp en küçük yerel yönetim birimlerine
kadar tüm kamu kuruluşları arasında çok yoğun bir işbirliğine dayandırılmalıdır.
Yine, program çerçevesinde istihdam yaratmaya hazır ve hevesli işverenler
teşvik edilmelidir:
-
Bir yıl içerisinde işçi sayısını geçmiş yıla oranla %30 nisbetinde
artıran işyerlerinin ilave istihdam ettiği işçilerinin SSK ve İşsizlik
Sigortası primlerinin işveren katkısına ait bölümünün %20'si devletçe karşılanmalı
ve bakiye %80’nin %30’u bir yıl ertelemeye tabi kılınmalıdır.
-
Bir yıl içerisinde işçi sayısını geçmiş yıla nazaran % 30 nispetinde artıran
işyerlerine EXIMBANK kredilerinin dağıtımında öncelik tanınmalıdır.
-
Çalıştırdığı işçi sayısının yarısına tekabül edecek miktarda işçi istihdamıyla
yeni bir işyeri açan işverenin SSK ve İşsizlik Sigortası primlerinin yarısı
bir yıl muafiyete tabi kılınmalı, ikinci yıl primleri ise 1 yıl süreyle
ertelenmelidir.
-
Yıllık üretimini geçmiş yıla nazaran %30 artıran ve/veya ihracatını geçmiş
yıla oranla %50 artıran işyerlerinin Kurumlar Vergisi % 25 oranında indirime
tabi kılınmalıdır.
|