Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
TOBB'UN EKONOMİNİN SORUNLARI RAPORU
TİSK RAPORU
EKONOMİ ZİRVESİ

TOBB RAPORU
TÜRK EKONOMİSİNDEKİ SEKTÖREL SORUNLAR
8 Şubat 2001

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Hükümete, 8 Şubat 2001 tarihinde düzenlenen ekonomik zirvede, "ekonomimizin içinde bulunduğu sorunlar ve çözüm önerileri", "Türk ekonomisinin sektörel sorunları" başlıklı iki rapor sundu.
 

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRK EKONOMİSİNDE SEKTÖREL SORUNLAR



DEMİR-ÇELİK SEKTÖRÜ

• Türk demir çelik sektörü 2000 yılının ikinci yarısından itibaren, bir taraftan sabit kur uygulaması sebebiyle % 10.7 oranında değer kazanan Türk Lirası, diğer taraftan ise EURO’nun dolar karşısında % 20’lere varan oranda değer kaybetmesi sebebiyle, uluslararası piyasada sıkıntıya girmiş, sektörün ihracatında önemli ölçüde düşüş meydana gelmiştir.

• İhracattaki bu daralma ve buna ilaveten Yapı Denetim Kararnamesi ve yatırımların azalma sebepleri ile üretim 1999 yılı üretim seviyesinde kalmıştır.

• Sektörün 2001 yılında benzeri bir durgunluk yaşamaması için;

- Enerji bedellerinin teminat mektubu karşılığında birkaç ay süre ile ertelenmesi,

- Eximbank kredi limitlerinin miktar ve kredi şartları itibariyle iyileştirilmesi,

- Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’nun, hammadde alımlarında kaldırılması,

- İSDEMİR’in daha fazla vakit kaybetmeksizin yassı ürüne dönüştürülecek şekilde süratle özelleştirilmesi,

- Sektörün 2000 yılında dolar bazında %15 oranında pahalılaşmış bulunan enerji girdisini, Aliağa Bölgesinde kurmayı planladığı santralden elde edebilmesini teminen gerekli desteğin sağlanması,

- Enerji bedeli ödemelerinin, üçer aylık sürelerle yapılmasına imkan sağlanması,

- Gerçekleştirilen ihracat çerçevesinde ortaya çıkan KDV iadesinin, diğer vergiler ve Devlete yapılan SSK pirimi, enerji bedeli gibi ödemelerle mahsup edilmesine imkan sağlanması,

- Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerden yapılan ve esasen yurtiçinde üretim fazlası olan kütükte ithalatın önlenmesini teminen, kütük ithalatının dahilde işleme rejimi kapsamından çıkarılması veya ihraç süresinin en çok üç ay ile sınırlandırılması, geçici olarak ithal edilen kalitesiz kütüklerin iç piyasaya sürülmesini engelleyici tedbirlerin alınması,

gerekmektedir.
 

TEKSTİL VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ

• Sektörün finansman sorunlarının çözümü için bankaların tüm sektörlere ihracat taahhüdü olmadan, kısa vadeli döviz kredisi kullandırabilmelerini sağlayan mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.

• Eximbank tarafından yerli üretim payı fazla olan ihracatı kredilendirmeye öncelik veren uygulamalar geliştirilmelidir. Bunun için net katma değer kavramı ölçü olarak alınmalıdır.

• KDV oranları pamukta olduğu gibi elyafta %1, iplik, kumaş ve konfeksiyon üretimi aşamalarında %4, perakende satışlarda ise % 17 olarak uygulanmalıdır.

• Pamukta prim sistemi ilan edilmelidir,

• Haksız rekabetin önlenmesi için mevzuat değişikliklerinin yapılması gereklidir. Özellikle Uzakdoğu kaynaklı haksız rekabeti kontrol edecek önlemler alınmalıdır. Bunun için tekstil ürünleri ithalatında geçerli olan kotalarının doğru ve eksiksiz takibi için malın son çıkış ülkesi baz alınması yerine, orijinal menşe ülkesinin kota limitleri kapsamında izlenmesi gerekmektedir.

• Off-shore ülkeleri menşe şahadetnamelerinin orijinalliğinin gümrüklerimizce dikkatlice incelenmesi gerekmektedir.

• Kayıtlı istihdamın, kayıtlı ekonominin ve ihracatın teşviki için gerçek üretici firmaların ödedikleri SSK primleri %50’si sübvanse edilmelidir. Bu sübvansiyonlar, ödenen vergilerden mahsup edilebilmelidir.

• Sektörün kullanmakta olduğu ve ileri teknoloji için gerekli olan enerji fiyatlarının Avrupa ülkelerindeki seviyelerde olması sağlanmalıdır. Bunun için elektrik enerjisi üzerinden alınan fonlar kaldırılmalıdır. Özellikle ihracatta navlun primi ve enerji indirimi uygulaması sağlanmalıdır.

• İstihdam yaratan ve döviz getiren sektörde Eximbank kredilerinin verilmesi işlemleri çabuklaştırılmalıdır.

• Türk Lirası ile verilen kredilerin faizleri rakiplerimizin uygulamalarına paralel olarak aşağıya çekilmelidir.

• Sektör, Eximbank kredilerinin ve KOBI kredilerinin kapsamı genişletilerek desteklenmelidir.

• Hükümet tarafından yürütülen sıkı para politikası, dolayısıyla döviz kurlarının baskı altında tutulması neticesinde, kazancını ülkeye döviz olarak getiren ihracatçının ihracat gelirleri bir yerde sınırlandırılmıştır.

• 2000 yılında Türkiye’nin konfeksiyon ihracatının % 67’si, tekstil ihracatının %52’si Avrupa Birliği ülkeleri için kayda aldırılmıştır. Ancak, Avrupa Birliği’nin ortak para birimi Euro yürürlüğe girdiğinden bu yana ABD Doları karşısında zayıf kaldığından Dolar/Euro paritesi bu yıl da ihracatçı aleyhine seyretmiştir.

• Tekstil ve Konfeksiyon sektöründe üretim maliyetleri içerisinde hammadde maliyeti en önemli kalemdir. Sektörün en çok kullandığı hammaddeler ise başta pamuk, ardından da sentetik suni liflerdir. Ne var ki, 2000 yılı boyunca Türkiye’de hammadde fiyatları istikrarlı olmamış, yürütülen istikrar programlarına rağmen özellikle yılın ilk aylarında hammadde fiyatları hızlı bir şekilde artmıştır. Bilindiği gibi Türkiye’de hammadde fiyatları dolara endeksli olarak seyretmektedir. Dolar ise uluslararası piyasalarda değer kazandığından ihracat yapan firmaların aleyhine bir gelişme sözkonusu olmuştur.
 

OTOMOTİV VE YAN SANAYİ SEKTÖRÜ

• Yan sanayide ihracatın artışı karlı olduğu için değil, sadece taahhütlerin yerine getirilmesi zorunlu olduğu için sağlanmıştır. Çünkü bu dönemde yan sanayi ekonomik ölçeğin altında üretim yapmak zorunda kalmıştır.

• Yan sanayi için düşük maliyetli kredi kaynakları bulunmalıdır.

• Otomotiv kredilerindeki düşük faiz nedeniyle 2000 yılının otomotiv satışları hızla artarken yılın son aylarında faiz oranlarının yükselmesi ve tüketici kredilerinin durma noktasına gelmesi nedeniyle otomotiv alımlarında meydana gelen düşmeler sonucunda bazı firmalar üretime ara vermek zorunda kalmıştır.

• Sektörde ithalatın payı artmış ve üretimin payı azalmıştır. Yerli araçlarda bile yerli parçaların kullanımı azalmıştır.

• Girdi maliyetleri enflasyonun üzerinde ve satış fiyatlarındaki artışlar ise enflasyon oranının altındadır. Yan sanayide işçilik ücretleri Çek Cumhuriyetindeki ücretlerin 4 katı durumundadır. Bu nedenle sektör maliyetleri düşürebilmek için ülkemizde bulunması zor olan kalifiye işçileri bile işten çıkarmaya çalışmaktadır.

• EURO/Dolar paritesi nedeniyle sektörde ithalat cazip, ihracat karsız duruma gelmiştir.

• Ana sanayi ile yan sanayi arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmiştir.

• Rekabet gücümüzün azalması nedeniyle, sektörde yabancı sermaye beklenirken yerli sermayenin eski doğu bloku ülkelerine yatırım yapmak için gitme eğilimleri gözlenmektedir.
 

MADENCİLİK SEKTÖRÜ

• Maden aramacılığının, madenciliğin geliştirilmesi açısından taşıdığı öncelik ve bu faaliyet türünün taşıdığı yüksek risk dikkate alınarak, özel sektörün maden aramacılığına daha aktif katılımının sağlanabilmesi için, arama yatırımlarına % 50 oranında destek, KDV ile vergi resim ve harçlardan muafiyet şeklinde olmalıdır. Arama yatırımlarının reel değeri üzerinden amortismana tabi tutulması sağlanmalıdır.

• Büyük ölçüde Kamu Kuruluşları’nın tasarrufunda olan yeraltı potansiyeli,daha etkin ve verimli işletmecilik yapmak ve yeni yatırımlar gerçekleştirerek ekonomiye kazandırmak için, en kısa zamanda özelleştirilmelidir.

• Madencilikte vergi yükü çok ağırdır. Ülkemizde brüt karın yarısından fazlası doğrudan gelir veya kurumlar vergisi, stopaj, devlet hakkı, madencilik fonu, KDV, v.b. olarak devlete ödenmektedir. Madencinin ödediği toplam vergi yükü % 25-30 seviyelerine indirilmelidir.

• Sektörde uluslararası rekabet gücünün korunabilmesi için üretim girdileri (Elektrik, akar yakıt, patlayıcı madde v.b.) düşük vergili fiyatlardan sağlanmalı, taşımalar desteklenmelidir.

• Madencilik sektöründe,diğer sektörlere nazaran üretilen mamulün, pazar koşulları nedeniyle, uzun süre stoklanması söz konusu olmaktadır. Stok değerlerinin reel değerler üzerinden muhasebeleştirilmesi için amortismana tabi varlıklar gibi her yıl yeniden değerlendirme katsayısı ile işleme tabi tutulmalıdır.

• 2840 sayılı Yasa bir an önce yürürlükten kaldırılmalı, bor sahaları dahil, devletin işletmediği veya eski sahiplerince işletilmekte olan sahalar öncelikle eski sahiplerine iade edilmelidir. İadesi mümkün görünmeyen sahalarda devlet, sahaların eski sahipleri ile işbirliğine gitmelidir.
 

TURİZM SEKTÖRÜ

İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle, reel ekonomide ve onun vazgeçilmez parçası olan Turizm sektörünün katlanmak durumunda olduğu çok ağar hasarın kısmen önlenmesi yönünde alınabilecek acil tedbirler özetle sunulmaktadır;

• Rekabet koşulları ve ülkenin sektörden beklentisi açısından hibe ve sübvansiyonlu krediler şeklinde nakdi teşvikler ihdas edilmelidir.

• Kamu arazilerinin tahsisi uygulaması tümüyle durmuştur. Adil ve şeffaf bir ihale düzeniyle sektörün bu yöndeki tıkanıklığı giderilmelidir.

• Tur operatörleri dinamik teşvik unsurlarına kavuşturulmalıdır.

• Zarar eden ihracat ve turizm sektörlerinin zararlarını telafi etmek yönünde, İhracatı teşvik tedbirleri acilen aktif hale getirilmeli, Turizm gelirleri ihracat sayılmalıdır.

• Yatırımların açılmasını teminen; bankaların kredi portföyünde bulunan teşvik belgeli yatırım projelerinin bankalarca genel kabul görmüş proje değerleme kriterleri çerçevesinde yapılacak değerlendirme ve bulunacak borç ödeme güçlerinin tespiti ölçüsünde azami 5-8 yıla kadar uzatılması,

• Söz konusu projelere en fazla, 6 ay, l yıl ödemesiz dönem tanınması, Anılan şirketlere 31 .12.2000 tarihi itibariyle kayıtlı özkaynaklarının % 25’i kadar işletme kredisi verilebilmesi,

• Yukarıda açıklanan projelerin mevcut karşılık kararnamesi kapsamı dışında tutulması tedbirleri acilen geliştirilmelidir.

• Türk Bankalarının yatırımcılar lehine yurt dışına teminat vermeleri kolaylaştırılmalı kıt ve kısa vadeli olan iç kaynak yerine yatırımcıların dış kaynağa yönelmeleri sağlanmalıdır.

• Türkiye ve Türk imajı çalışmaları için en az 250 milyon ABD doları, Turizm yöreleri ve sektörel tanıtımı için ise ayrıca 250 milyon ABD doları olmak üzere toplam 500 milyon dolar tanıtıma kaynak ayrılmalıdır.

• Enflasyon Muhasebesi uygulamasına derhal geçilerek, geriye dönüşlü kararlar alınamayacağı ve mevzuat düzenlemeleri yapılamayacağı garantisi verilerek yabancı sermayenin girişi kolaylaştırılmalıdır.

• Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı içerisinde Turizm Yöresi Belediyeciliği kavramı yer almalıdır.

• Turizm Bakanı Yüksek Planlama Kurulu Üyesi olmalıdır.
 

DERİ SEKTÖRÜ

• Çevreye uygun üretim yapılmasının sağlanması ve bu anlamda Çevre Kanunu ve

• Yönetmeliklerin eksiksiz ve tavizsiz olarak uygulanmasının temin edilmesi ve çevreye saygılı üretim yapan kuruluşlar için başta elektrik olmak üzere sübvansiyonların acil olarak devreye sokulması gerekmektedir.

• Deri Sanayinin en önemli girdisi olan ham derinin temininde en büyük engel hayvan hastalıkları olmaktadır. Bu konuda sektörü rahatlatacak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın hazırladığı, 3285 sayılı Hayvan sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nda yapılacak değişiklik tasarısının bir an önce TBMM’ye sevk edilmesi gerekmektedir.
 

BANKACILIK SEKTÖRÜ

• Bankaların kaynaklarının en büyük bölümünü oluşturan mevduatta vadeler; önceki dönemlerde yaşanan yüksek enflasyon ortamının yarattığı belirsizlik, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık gibi faktörlerin etkisiyle oldukça kısalmış, bu durum bankaların plasman politikalarını etkileyerek uzun vadeli kredi kullandırabilme imkanını ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle 1 yıldan uzun vadeli (munzam karşılık ve disponibiliteden muaf,  % 5 ve vade yapısına göre sıfırlanan stopajlı) mevduat türü geliştirilmelidir.

• Gecelik reponun kaldırılarak repo işlemlerinin en az 1 ay ve katları olarak düzenlenmesi, likitide ihtiyacının giderilmesini sağlayıcı olacak, vade uzatımı açısından da bir rahatlama yaratacaktır.

• Reel ekonomide yaşanan krizler ve bunun sonucu görülen iflaslar, azalan üretim, istihdam ve ihracat, bu firmalara kredi veren bankaları da doğrudan etkilemiş, bankaların takipteki alacaklarını ve geri dönmeyen kredilerini artırmıştır.

• Bunun için Karşılıklar Kararnamesinde aşağıdaki değişikliklerin yapılması önemlidir:

• Borcunu ödeme kararlılığına sahip firmaların taksit dönemlerinin, her bir sektöre göre değişkenlik gösteren firma nakit akışı göz önüne alınarak, ilgili firma ve banka arasındaki anlaşmaya göre serbestçe tayin edilmesi ve yenilenen kredi vadesinin 3 yıldan 5 yıla çıkartılması, Bankaların yenilenerek yeni bir itfa planına bağladıkları alacaklarının tahsilini garanti altına almak üzere ilgili firmaya yenilenen alacak tutarının % 25’ine kadar açılabilen ilave kredi sınırının kaldırılarak banka ve firma arasında yapılacak anlaşma ile belirlenmesi

• Ayrıca kısa vadeli kaynaklarla finanse edilen yatırımlara (ihracata yönelik) verilen nakdi kredilerin (kanuni takipte olanlar da dahil) yeterli teminat verilmesi halinde gayrinakdi krediler ile dışarıdan uygun koşullarla sağlanacak banka garantili kaynaklarla değiştirilmesi.
 

MAKİNA İMALAT SEKTÖRÜ

• Kamu ihalelerinde yerli yatırım malı alımları için kaynak ayrılmalı, ihale şartnamelerine yerli mamulleri dışlayacak hükümlerin konulması kesinlikle önlenmelidir.

• Direktiflerin (CE işaretlemesinin) ülkemizde uygulanmasına imkan verecek, kısaca ÇERÇEVE KANUN olarak tanımlanan kanun en kısa zamanda Meclisimizde görüşülüp kanunlaştırılmalıdır. Akreditasyon Kurumu en kısa zamanda aktif hale getirilmelidir.

• Serbest bölgeler, ihracatçılara destek sağlamak maksadı ile geliştirildiğinden hareketle bu bölgelerde imal edilip ithal edilen mallardan bir telafi edici fon veya vergi alınması sağlanmalıdır.
 

İLAÇ SEKTÖRÜ

• İlaç fiyatlarının tespitinde enflasyon, devalüasyon maliyet artışları dikkate alınmamakta, geç ve yetersiz verilen zamlar endüstriyi yok olmaya götürmektedir. Bu nedenle fiyat kararnamesi tam ve eksiksiz uygulanmalı, 1 .9.1995 ve 28.4.1998 tarihli ilaç Fiyatları Hakkında Tebliğler yürürlükten kaldırılmalıdır.

• % 6 olan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonunu kaldırılmalıdır.

• KDV oranı %  8 ‘e indirilmelidir.
 

MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİ SEKTÖRÜ

• Teknik müşavirlik hizmetlerinin satın alınması ile ilgili olarak yürürlükte olan mevzuat, gelişmiş ülkeler ve uluslararası uygulamalar taklit edilerek tamamen değiştirilmeli ve AB’nin zorunlu kıldığı gibi müstakil bir Teknik Müşavirlik Hizmetleri Devlet ihale Kanunu çıkarılmalıdır.

• Teknik Müşavirlere yetki ile birlikte sorumluluk verilmeli, bu sorumluluk uluslararası sistemlerde olduğu gibi profesyonel Sorumluluk Sigortaları aracılığı ile hayata geçirilmeli, böylece özel sektörün kendi kendini kontrolü sağlanmalıdır. Devlet; müşavirlik karnesi, uzman mühendislik belgesi v.b gerçek kaliteyi yansıtmayan ve çarpık ticaretlere yol açan belgeler vermekten vazgeçmelidir.

• Yapı Denetim Kararnamesi yerini “Yapıda Kalite Yasası” adı altında yeniden hazırlanacak bir yasaya bırakmalıdır. Denetim şirketi adı altında kurulan paravan şirketlerin yok edilmesi mutlaka gereklidir.
 

MÜTEAHHİTLİK SEKTÖRÜ

• Devam eden ve öncelik verilen projeler için dış kredi kullanımı sağlanmalıdır.

• Libya ve Orta Doğudan sonra l998’den bu yana Rusya Federasyonu ve Orta Asya ülkeleri de dış müteahhitlik faaliyetlerimizin durakladığı veya daraldığı pazarlar haline dönüşmüştür. Eximbank Yurt dışı müteahhitlik işlerine daha fazla destek vermeli, yeni pazarlarda Eximbank liderliğinde Türk finans sektörünün az miktarda da olsa yurt dışı işlerinin gelişmesine yardımcı olması gerekmektedir. Eximbank devam eden müeahhitlik işlerine zaman zaman uyguladığı köprü kredi sistemini günün şartlarına uydurarak geliştirmelidir.
 

DENİZCİLİK SEKTÖRÜ

• Dünyada deniz yolu ile 5 milyar ton yük taşınmakta ve 300 milyar USD tutarında bir navlun geliri pastası denizci ülkeler arasında paylaşılmaktadır.

• Türk ekonomisi ve denizciliği hem bu navlun pastasından; hem de gemi inşa sanayii tersaneler olarak yeterli payı alamamaktadır.

• Bugün tersaneler, uluslararası teknik yeterliliği itibariyle kendini daha önceki yıllarda defalarca kanıtlamış ve üretim kapasitesi de Türkiye için önemli düzeye çıkarılmış olmasına rağmen, hemen hemen tamamen boş durumdadır.

• Bütün Dünya ülkelerinin halen uygulamakta olduğu ekonomik destekler için hemen kaynak bulunmalı ve gemi inşa sektöründe bunlar değerlendirilmelidir.

• Gemi inşa sektörünün, yeterli destek görmesi halinde ekonomimize kısa dönemde kazandırabileceği döviz tutarı 10 milyar USD dolayında olabilecektir.

• Filonun gençleşmesi ve tonaj olarak artırımında süratle yatırım kredi fonları oluşturulmalıdır.

• Özel sektörün yurt dışından bulmuş olduğu krediler için teminat desteği devletçe sağlanmalıdır.

• Türk yüklerinin Türk bayraklı gemilerle taşınması konusunda özen gösterilerek gerekli fonlar Devletçe ekonomik program ve prensipleri aksatmadan ve de çoğunlukla dış kredi kaynaklarından sağlanmalıdır.

 



(10 ŞUBAT 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş