|
TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ
TÜRK EKONOMİSİNDE SEKTÖREL SORUNLAR
DEMİR-ÇELİK SEKTÖRÜ
• Türk demir çelik sektörü 2000 yılının ikinci yarısından itibaren,
bir taraftan sabit kur uygulaması sebebiyle % 10.7 oranında değer kazanan
Türk Lirası, diğer taraftan ise EURO’nun dolar karşısında % 20’lere varan
oranda değer kaybetmesi sebebiyle, uluslararası piyasada sıkıntıya girmiş,
sektörün ihracatında önemli ölçüde düşüş meydana gelmiştir.
• İhracattaki bu daralma ve buna ilaveten Yapı Denetim Kararnamesi ve
yatırımların azalma sebepleri ile üretim 1999 yılı üretim seviyesinde kalmıştır.
• Sektörün 2001 yılında benzeri bir durgunluk yaşamaması için;
- Enerji bedellerinin teminat mektubu karşılığında birkaç ay
süre ile ertelenmesi,
- Eximbank kredi limitlerinin miktar ve kredi şartları itibariyle iyileştirilmesi,
- Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’nun, hammadde alımlarında kaldırılması,
- İSDEMİR’in daha fazla vakit kaybetmeksizin yassı ürüne dönüştürülecek
şekilde süratle özelleştirilmesi,
- Sektörün 2000 yılında dolar bazında %15 oranında pahalılaşmış bulunan
enerji girdisini, Aliağa Bölgesinde kurmayı planladığı santralden elde
edebilmesini teminen gerekli desteğin sağlanması,
- Enerji bedeli ödemelerinin, üçer aylık sürelerle yapılmasına imkan
sağlanması,
- Gerçekleştirilen ihracat çerçevesinde ortaya çıkan KDV iadesinin,
diğer vergiler ve Devlete yapılan SSK pirimi, enerji bedeli gibi ödemelerle
mahsup edilmesine imkan sağlanması,
- Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerden yapılan ve esasen yurtiçinde üretim
fazlası olan kütükte ithalatın önlenmesini teminen, kütük ithalatının dahilde
işleme rejimi kapsamından çıkarılması veya ihraç süresinin en çok üç ay
ile sınırlandırılması, geçici olarak ithal edilen kalitesiz kütüklerin
iç piyasaya sürülmesini engelleyici tedbirlerin alınması,
gerekmektedir.
TEKSTİL VE KONFEKSİYON SEKTÖRÜ
• Sektörün finansman sorunlarının çözümü için bankaların tüm sektörlere
ihracat taahhüdü olmadan, kısa vadeli döviz kredisi kullandırabilmelerini
sağlayan mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.
• Eximbank tarafından yerli üretim payı fazla olan ihracatı kredilendirmeye
öncelik veren uygulamalar geliştirilmelidir. Bunun için net katma değer
kavramı ölçü olarak alınmalıdır.
• KDV oranları pamukta olduğu gibi elyafta %1, iplik, kumaş ve konfeksiyon
üretimi aşamalarında %4, perakende satışlarda ise % 17 olarak uygulanmalıdır.
• Pamukta prim sistemi ilan edilmelidir,
• Haksız rekabetin önlenmesi için mevzuat değişikliklerinin yapılması
gereklidir. Özellikle Uzakdoğu kaynaklı haksız rekabeti kontrol edecek
önlemler alınmalıdır. Bunun için tekstil ürünleri ithalatında geçerli olan
kotalarının doğru ve eksiksiz takibi için malın son çıkış ülkesi baz alınması
yerine, orijinal menşe ülkesinin kota limitleri kapsamında izlenmesi gerekmektedir.
• Off-shore ülkeleri menşe şahadetnamelerinin orijinalliğinin gümrüklerimizce
dikkatlice incelenmesi gerekmektedir.
• Kayıtlı istihdamın, kayıtlı ekonominin ve ihracatın teşviki için gerçek
üretici firmaların ödedikleri SSK primleri %50’si sübvanse edilmelidir.
Bu sübvansiyonlar, ödenen vergilerden mahsup edilebilmelidir.
• Sektörün kullanmakta olduğu ve ileri teknoloji için gerekli olan enerji
fiyatlarının Avrupa ülkelerindeki seviyelerde olması sağlanmalıdır. Bunun
için elektrik enerjisi üzerinden alınan fonlar kaldırılmalıdır. Özellikle
ihracatta navlun primi ve enerji indirimi uygulaması sağlanmalıdır.
• İstihdam yaratan ve döviz getiren sektörde Eximbank kredilerinin verilmesi
işlemleri çabuklaştırılmalıdır.
• Türk Lirası ile verilen kredilerin faizleri rakiplerimizin uygulamalarına
paralel olarak aşağıya çekilmelidir.
• Sektör, Eximbank kredilerinin ve KOBI kredilerinin kapsamı genişletilerek
desteklenmelidir.
• Hükümet tarafından yürütülen sıkı para politikası, dolayısıyla döviz
kurlarının baskı altında tutulması neticesinde, kazancını ülkeye döviz
olarak getiren ihracatçının ihracat gelirleri bir yerde sınırlandırılmıştır.
• 2000 yılında Türkiye’nin konfeksiyon ihracatının % 67’si, tekstil
ihracatının %52’si Avrupa Birliği ülkeleri için kayda aldırılmıştır. Ancak,
Avrupa Birliği’nin ortak para birimi Euro yürürlüğe girdiğinden bu yana
ABD Doları karşısında zayıf kaldığından Dolar/Euro paritesi bu yıl da ihracatçı
aleyhine seyretmiştir.
• Tekstil ve Konfeksiyon sektöründe üretim maliyetleri içerisinde hammadde
maliyeti en önemli kalemdir. Sektörün en çok kullandığı hammaddeler ise
başta pamuk, ardından da sentetik suni liflerdir. Ne var ki, 2000 yılı
boyunca Türkiye’de hammadde fiyatları istikrarlı olmamış, yürütülen istikrar
programlarına rağmen özellikle yılın ilk aylarında hammadde fiyatları hızlı
bir şekilde artmıştır. Bilindiği gibi Türkiye’de hammadde fiyatları dolara
endeksli olarak seyretmektedir. Dolar ise uluslararası piyasalarda değer
kazandığından ihracat yapan firmaların aleyhine bir gelişme sözkonusu olmuştur.
OTOMOTİV VE YAN SANAYİ SEKTÖRÜ
• Yan sanayide ihracatın artışı karlı olduğu için değil, sadece taahhütlerin
yerine getirilmesi zorunlu olduğu için sağlanmıştır. Çünkü bu dönemde yan
sanayi ekonomik ölçeğin altında üretim yapmak zorunda kalmıştır.
• Yan sanayi için düşük maliyetli kredi kaynakları bulunmalıdır.
• Otomotiv kredilerindeki düşük faiz nedeniyle 2000 yılının otomotiv
satışları hızla artarken yılın son aylarında faiz oranlarının yükselmesi
ve tüketici kredilerinin durma noktasına gelmesi nedeniyle otomotiv alımlarında
meydana gelen düşmeler sonucunda bazı firmalar üretime ara vermek zorunda
kalmıştır.
• Sektörde ithalatın payı artmış ve üretimin payı azalmıştır. Yerli
araçlarda bile yerli parçaların kullanımı azalmıştır.
• Girdi maliyetleri enflasyonun üzerinde ve satış fiyatlarındaki artışlar
ise enflasyon oranının altındadır. Yan sanayide işçilik ücretleri Çek Cumhuriyetindeki
ücretlerin 4 katı durumundadır. Bu nedenle sektör maliyetleri düşürebilmek
için ülkemizde bulunması zor olan kalifiye işçileri bile işten çıkarmaya
çalışmaktadır.
• EURO/Dolar paritesi nedeniyle sektörde ithalat cazip, ihracat karsız
duruma gelmiştir.
• Ana sanayi ile yan sanayi arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmiştir.
• Rekabet gücümüzün azalması nedeniyle, sektörde yabancı sermaye beklenirken
yerli sermayenin eski doğu bloku ülkelerine yatırım yapmak için gitme eğilimleri
gözlenmektedir.
MADENCİLİK SEKTÖRÜ
• Maden aramacılığının, madenciliğin geliştirilmesi açısından taşıdığı
öncelik ve bu faaliyet türünün taşıdığı yüksek risk dikkate alınarak, özel
sektörün maden aramacılığına daha aktif katılımının sağlanabilmesi için,
arama yatırımlarına % 50 oranında destek, KDV ile vergi resim ve harçlardan
muafiyet şeklinde olmalıdır. Arama yatırımlarının reel değeri üzerinden
amortismana tabi tutulması sağlanmalıdır.
• Büyük ölçüde Kamu Kuruluşları’nın tasarrufunda olan yeraltı potansiyeli,daha
etkin ve verimli işletmecilik yapmak ve yeni yatırımlar gerçekleştirerek
ekonomiye kazandırmak için, en kısa zamanda özelleştirilmelidir.
• Madencilikte vergi yükü çok ağırdır. Ülkemizde brüt karın yarısından
fazlası doğrudan gelir veya kurumlar vergisi, stopaj, devlet hakkı, madencilik
fonu, KDV, v.b. olarak devlete ödenmektedir. Madencinin ödediği toplam
vergi yükü % 25-30 seviyelerine indirilmelidir.
• Sektörde uluslararası rekabet gücünün korunabilmesi için üretim girdileri
(Elektrik, akar yakıt, patlayıcı madde v.b.) düşük vergili fiyatlardan
sağlanmalı, taşımalar desteklenmelidir.
• Madencilik sektöründe,diğer sektörlere nazaran üretilen mamulün, pazar
koşulları nedeniyle, uzun süre stoklanması söz konusu olmaktadır. Stok
değerlerinin reel değerler üzerinden muhasebeleştirilmesi için amortismana
tabi varlıklar gibi her yıl yeniden değerlendirme katsayısı ile işleme
tabi tutulmalıdır.
• 2840 sayılı Yasa bir an önce yürürlükten kaldırılmalı, bor sahaları
dahil, devletin işletmediği veya eski sahiplerince işletilmekte olan sahalar
öncelikle eski sahiplerine iade edilmelidir. İadesi mümkün görünmeyen sahalarda
devlet, sahaların eski sahipleri ile işbirliğine gitmelidir.
TURİZM SEKTÖRÜ
İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle, reel ekonomide ve onun
vazgeçilmez parçası olan Turizm sektörünün katlanmak durumunda olduğu çok
ağar hasarın kısmen önlenmesi yönünde alınabilecek acil tedbirler özetle
sunulmaktadır;
• Rekabet koşulları ve ülkenin sektörden beklentisi açısından hibe ve
sübvansiyonlu krediler şeklinde nakdi teşvikler ihdas edilmelidir.
• Kamu arazilerinin tahsisi uygulaması tümüyle durmuştur. Adil ve şeffaf
bir ihale düzeniyle sektörün bu yöndeki tıkanıklığı giderilmelidir.
• Tur operatörleri dinamik teşvik unsurlarına kavuşturulmalıdır.
• Zarar eden ihracat ve turizm sektörlerinin zararlarını telafi etmek
yönünde, İhracatı teşvik tedbirleri acilen aktif hale getirilmeli, Turizm
gelirleri ihracat sayılmalıdır.
• Yatırımların açılmasını teminen; bankaların kredi portföyünde bulunan
teşvik belgeli yatırım projelerinin bankalarca genel kabul görmüş proje
değerleme kriterleri çerçevesinde yapılacak değerlendirme ve bulunacak
borç ödeme güçlerinin tespiti ölçüsünde azami 5-8 yıla kadar uzatılması,
• Söz konusu projelere en fazla, 6 ay, l yıl ödemesiz dönem tanınması,
Anılan şirketlere 31 .12.2000 tarihi itibariyle kayıtlı özkaynaklarının
% 25’i kadar işletme kredisi verilebilmesi,
• Yukarıda açıklanan projelerin mevcut karşılık kararnamesi kapsamı
dışında tutulması tedbirleri acilen geliştirilmelidir.
• Türk Bankalarının yatırımcılar lehine yurt dışına teminat vermeleri
kolaylaştırılmalı kıt ve kısa vadeli olan iç kaynak yerine yatırımcıların
dış kaynağa yönelmeleri sağlanmalıdır.
• Türkiye ve Türk imajı çalışmaları için en az 250 milyon ABD doları,
Turizm yöreleri ve sektörel tanıtımı için ise ayrıca 250 milyon ABD doları
olmak üzere toplam 500 milyon dolar tanıtıma kaynak ayrılmalıdır.
• Enflasyon Muhasebesi uygulamasına derhal geçilerek, geriye dönüşlü
kararlar alınamayacağı ve mevzuat düzenlemeleri yapılamayacağı garantisi
verilerek yabancı sermayenin girişi kolaylaştırılmalıdır.
• Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı içerisinde Turizm Yöresi Belediyeciliği
kavramı yer almalıdır.
• Turizm Bakanı Yüksek Planlama Kurulu Üyesi olmalıdır.
DERİ SEKTÖRÜ
• Çevreye uygun üretim yapılmasının sağlanması ve bu anlamda Çevre Kanunu
ve
• Yönetmeliklerin eksiksiz ve tavizsiz olarak uygulanmasının temin edilmesi
ve çevreye saygılı üretim yapan kuruluşlar için başta elektrik olmak üzere
sübvansiyonların acil olarak devreye sokulması gerekmektedir.
• Deri Sanayinin en önemli girdisi olan ham derinin temininde en büyük
engel hayvan hastalıkları olmaktadır. Bu konuda sektörü rahatlatacak Tarım
ve Köy İşleri Bakanlığı’nın hazırladığı, 3285 sayılı Hayvan sağlığı ve
Zabıtası Kanunu’nda yapılacak değişiklik tasarısının bir an önce TBMM’ye
sevk edilmesi gerekmektedir.
BANKACILIK SEKTÖRÜ
• Bankaların kaynaklarının en büyük bölümünü oluşturan mevduatta vadeler;
önceki dönemlerde yaşanan yüksek enflasyon ortamının yarattığı belirsizlik,
ekonomik ve siyasi istikrarsızlık gibi faktörlerin etkisiyle oldukça kısalmış,
bu durum bankaların plasman politikalarını etkileyerek uzun vadeli kredi
kullandırabilme imkanını ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle 1 yıldan uzun
vadeli (munzam karşılık ve disponibiliteden muaf, % 5 ve vade yapısına
göre sıfırlanan stopajlı) mevduat türü geliştirilmelidir.
• Gecelik reponun kaldırılarak repo işlemlerinin en az 1 ay ve katları
olarak düzenlenmesi, likitide ihtiyacının giderilmesini sağlayıcı olacak,
vade uzatımı açısından da bir rahatlama yaratacaktır.
• Reel ekonomide yaşanan krizler ve bunun sonucu görülen iflaslar, azalan
üretim, istihdam ve ihracat, bu firmalara kredi veren bankaları da doğrudan
etkilemiş, bankaların takipteki alacaklarını ve geri dönmeyen kredilerini
artırmıştır.
• Bunun için Karşılıklar Kararnamesinde aşağıdaki değişikliklerin yapılması
önemlidir:
• Borcunu ödeme kararlılığına sahip firmaların taksit dönemlerinin,
her bir sektöre göre değişkenlik gösteren firma nakit akışı göz önüne alınarak,
ilgili firma ve banka arasındaki anlaşmaya göre serbestçe tayin edilmesi
ve yenilenen kredi vadesinin 3 yıldan 5 yıla çıkartılması, Bankaların yenilenerek
yeni bir itfa planına bağladıkları alacaklarının tahsilini garanti altına
almak üzere ilgili firmaya yenilenen alacak tutarının % 25’ine kadar açılabilen
ilave kredi sınırının kaldırılarak banka ve firma arasında yapılacak anlaşma
ile belirlenmesi
• Ayrıca kısa vadeli kaynaklarla finanse edilen yatırımlara (ihracata
yönelik) verilen nakdi kredilerin (kanuni takipte olanlar da dahil) yeterli
teminat verilmesi halinde gayrinakdi krediler ile dışarıdan uygun koşullarla
sağlanacak banka garantili kaynaklarla değiştirilmesi.
MAKİNA İMALAT SEKTÖRÜ
• Kamu ihalelerinde yerli yatırım malı alımları için kaynak ayrılmalı,
ihale şartnamelerine yerli mamulleri dışlayacak hükümlerin konulması kesinlikle
önlenmelidir.
• Direktiflerin (CE işaretlemesinin) ülkemizde uygulanmasına imkan verecek,
kısaca ÇERÇEVE KANUN olarak tanımlanan kanun en kısa zamanda Meclisimizde
görüşülüp kanunlaştırılmalıdır. Akreditasyon Kurumu en kısa zamanda aktif
hale getirilmelidir.
• Serbest bölgeler, ihracatçılara destek sağlamak maksadı ile geliştirildiğinden
hareketle bu bölgelerde imal edilip ithal edilen mallardan bir telafi edici
fon veya vergi alınması sağlanmalıdır.
İLAÇ SEKTÖRÜ
• İlaç fiyatlarının tespitinde enflasyon, devalüasyon maliyet artışları
dikkate alınmamakta, geç ve yetersiz verilen zamlar endüstriyi yok olmaya
götürmektedir. Bu nedenle fiyat kararnamesi tam ve eksiksiz uygulanmalı,
1 .9.1995 ve 28.4.1998 tarihli ilaç Fiyatları Hakkında Tebliğler yürürlükten
kaldırılmalıdır.
• % 6 olan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonunu kaldırılmalıdır.
• KDV oranı % 8 ‘e indirilmelidir.
MÜŞAVİRLİK HİZMETLERİ SEKTÖRÜ
• Teknik müşavirlik hizmetlerinin satın alınması ile ilgili olarak yürürlükte
olan mevzuat, gelişmiş ülkeler ve uluslararası uygulamalar taklit edilerek
tamamen değiştirilmeli ve AB’nin zorunlu kıldığı gibi müstakil bir Teknik
Müşavirlik Hizmetleri Devlet ihale Kanunu çıkarılmalıdır.
• Teknik Müşavirlere yetki ile birlikte sorumluluk verilmeli, bu sorumluluk
uluslararası sistemlerde olduğu gibi profesyonel Sorumluluk Sigortaları
aracılığı ile hayata geçirilmeli, böylece özel sektörün kendi kendini kontrolü
sağlanmalıdır. Devlet; müşavirlik karnesi, uzman mühendislik belgesi v.b
gerçek kaliteyi yansıtmayan ve çarpık ticaretlere yol açan belgeler vermekten
vazgeçmelidir.
• Yapı Denetim Kararnamesi yerini “Yapıda Kalite Yasası” adı altında
yeniden hazırlanacak bir yasaya bırakmalıdır. Denetim şirketi adı altında
kurulan paravan şirketlerin yok edilmesi mutlaka gereklidir.
MÜTEAHHİTLİK SEKTÖRÜ
• Devam eden ve öncelik verilen projeler için dış kredi kullanımı sağlanmalıdır.
• Libya ve Orta Doğudan sonra l998’den bu yana Rusya Federasyonu ve
Orta Asya ülkeleri de dış müteahhitlik faaliyetlerimizin durakladığı veya
daraldığı pazarlar haline dönüşmüştür. Eximbank Yurt dışı müteahhitlik
işlerine daha fazla destek vermeli, yeni pazarlarda Eximbank liderliğinde
Türk finans sektörünün az miktarda da olsa yurt dışı işlerinin gelişmesine
yardımcı olması gerekmektedir. Eximbank devam eden müeahhitlik işlerine
zaman zaman uyguladığı köprü kredi sistemini günün şartlarına uydurarak
geliştirmelidir.
DENİZCİLİK SEKTÖRÜ
• Dünyada deniz yolu ile 5 milyar ton yük taşınmakta ve 300 milyar USD
tutarında bir navlun geliri pastası denizci ülkeler arasında paylaşılmaktadır.
• Türk ekonomisi ve denizciliği hem bu navlun pastasından; hem de gemi
inşa sanayii tersaneler olarak yeterli payı alamamaktadır.
• Bugün tersaneler, uluslararası teknik yeterliliği itibariyle kendini
daha önceki yıllarda defalarca kanıtlamış ve üretim kapasitesi de Türkiye
için önemli düzeye çıkarılmış olmasına rağmen, hemen hemen tamamen boş
durumdadır.
• Bütün Dünya ülkelerinin halen uygulamakta olduğu ekonomik destekler
için hemen kaynak bulunmalı ve gemi inşa sektöründe bunlar değerlendirilmelidir.
• Gemi inşa sektörünün, yeterli destek görmesi halinde ekonomimize kısa
dönemde kazandırabileceği döviz tutarı 10 milyar USD dolayında olabilecektir.
• Filonun gençleşmesi ve tonaj olarak artırımında süratle yatırım kredi
fonları oluşturulmalıdır.
• Özel sektörün yurt dışından bulmuş olduğu krediler için teminat desteği
devletçe sağlanmalıdır.
• Türk yüklerinin Türk bayraklı gemilerle taşınması konusunda özen gösterilerek
gerekli fonlar Devletçe ekonomik program ve prensipleri aksatmadan ve de
çoğunlukla dış kredi kaynaklarından sağlanmalıdır.
|