|
TOBB ODA VE BORSA BAŞKANLARI TOPLANTISI
SONUÇ BİLDİRGESİ
Ülkemizin bu ekonomik sonuca gelinmesinin ana sebebi; siyasi iktidarın
tüm uyarılarımıza rağmen, yapısal reformlarda isteksiz davranması, özelleştirmenin
siyasi ve kısır tartışmalarla geciktirilmesi ve en önemlisi, tüm uyarılarımıza
rağmen “bankacılık” sisteminin bir türlü düzenlemeye tabi tutulamaması
ve kamu bankalarının, siyasi iktidara mensup partilerin aralarında paylaşıp,
kötü yönetilmesinden kaynaklanmıştır.
Israrlı uyarılarımıza rağmen Ekonomik Sosyal Konsey yasal statüye kavuşturulmadı
ve çalıştırılamadı. Sorumlu bakanların ve bürokratların; “herşeyi biz biliriz”
mantığı ile IMF’den gelen reçetelerin, Türkiye gerçekleri dikkate alınmadan
aynen uygulanması, bu sonucu getirdi.
Maalesef yaşadığımız kriz, sonunda reel sektörü ve toplumumuzu vurdu.
Ortaya halen bir program konulmuş değildir.
Enflasyonu düşürmeyi, üretim, istihdam ve ihracatı artırmayı hedeflemeyen
bir programa destek vermeyeceğimizi peşinen ilan ediyoruz.
Sorunlarımızı tespit edip, hükümet yetkililerine bir rapor halinde vermemize,
doğruları söylememize rağmen bir sonuç alamıyoruz.
Bir ekonomik programın başarılı olabilmesi için üretmek, üreterek istihdam
yaratmak ve ürettiğini dış ülkelere satarak ihracatı artırmak temel hedefimiz
olmalıdır.
Bu programın yanlış ve aksıyan yönleri için hep uyardık. İzleme Komitesi
oluşturma talebimiz kabul görmedi. Hükümet bu sese kulak vermediği gibi
hükümetin bürokratları siyasi otoriteyi yanıltarak ülkeyi enflasyon lobisinin
kucağına ittiler.
Bizler sivil toplum örgütleri olarak bizim görüşümüzün alınmadığı ve
bizlerinde içinde olmadığı ekonomiyi izleme ve yakın takibe alma komitesinde
olmadığımız takdirde “bu programa destek vermeyeceğiz”. Ayrıca, mali ve
reel sektör temsilcilerinden oluşacak, bir Ekonomik Danışma Kurulu acilen
kurulmalıdır.
Bankalar, üzerimize dolar bazında %70, TL bazında %1000’lere varan
faiz talepleri ile geliyor ve ülkeyi yangın yerine çeviriyor. Mali sektör
olmadan reel sektör olmaz öncelikle buradaki sorunları çözmek zorundayız.
Biz devletin içindeki savurganlığı gördüğümüz için “devlet yeniden yapılanmalıdır”
dedik. Çalışmamızı yaptık, devletin tüm yetkililerine gönderdik, bugüne
kadar hiç kimseden ses çıkmadı.
Bu programı hazırlayacaklardan siyasetçi olsun bürokrat olsun halka,
reel sektöre, toplumun tüm katmanlarına imzalı taahhütname vermesini talep
ediyoruz. Başarılı olamadıkları takdirde görevlerini bırakacaklarını taahhüt
etsinler.
TOBB tarafından kurulan ve normal anonim şirketlerden farkı olmayan
KOBİ Yatırım Ortaklıkları A.Ş. finans kurumu haline getirilebilirse biz
TOBB olarak kendi payımıza 25 trilyon sermaye koymaya hazırız. Ancak bu
şirkete hazineden ayrı bir statü verilmelidir.
Bu gerçekleştiğinde var olmasının nedeni olan üyelerimiz için TOBB elini
taşın altına koyarak KOBİ’lerin kredi sıkıntılarını gidermeye yardımcı
olacaktır.
Sayın Derviş’in ilk görevi önce kilitlenen piyasaları çalışır hale getirmek
olmalıdır. Piyasalar çalışır hale gelmeden de program açıklamayın. Piyasalar
düzgün çalışır hale gelmeden açıklanan programın ciddiye alınması beklenemez.
Bankalar mali yapılarının sıkıntılı olması nedeniyle reel sektörü kilitler
hale gelmiştir. Bu sorun iki tarafın da zararına neden olmaktadır. Üretim
durmakta, işçi çıkartmaları başlamakta ve ihracat tıkanmaktadır. Programın
esas hedefi üretim, istihdam, ihracat olmalıdır. Para sahibine güvence
verilmelidir. Kayıt dışı ekonominin kayıt içine alınması, toplumun uygulayıcılara
güven duymasına bağlıdır.
Bakanlık sayısı mutlaka 22’ye indirilmelidir.
Bankacılık kanunu mutlaka ama mutlaka reel sektöre kaynak aktaracak şekle
dönüştürülmeli, tek taraflı hukuka ve adalete aykırı maddeler kredi sözleşmelerinde
tarafları mutazarrır etmeyecek şekle dönüştürülmeli, bankalar yalnız bankacılık
işlemleri ile görevlendirilmeli, sanayicilik, marketçilik, zeytincilik,
telefon ve petrol işlerinden muhakkak arındırılmalıdır.
Yolsuzluklarla mücadele kararlı bir şekilde yoğunlaşmalı ancak işadamı
potansiyel suçlu olarak gösterilmemelidir.
Para piyasalarına güven verilmelidir.
Mart ayı sonunda günü gelecek devre faizlerinin bugünkü ekonomik koşullarda
ödenmesi çok güç olacaktır. Bu faizlerin tahsili konusunda çıkarılacak
kararname ve alınacak tedbirler krizden bunalan işadamlarımız ve sanayicilerimize
nefes aldıracaktır.
Vergide getirilen ödeme kolaylığı başarıya ulaşmıştır. SSK ve Bağkur borçları
için de ödeme kolaylığı getirilmelidir.
Bölgeler arası sosyal dengesizliği ortadan kaldıracak bölgesel programlar
hazırlanmalıdır. En önemlisi söylemlerinizi tüm sivil toplum örgütleri
ve halkımız çok dikkatli bir şekilde takip etmektedir. Programın başarısı
için ekibiniz zaman geçirmeden topluma tanıtılmalıdır. Siyasi otorite de,
kamuoyunu muntazam aralıklarla bilgilendirmelidir. Böylelikle toplumsal
motivasyon sağlanarak, diyalog kurulmalıdır.
Banka-borsa-medya-holding siyasetçi ilişkileri ciddi bir şekilde ele alınıp
gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalı ve bu konularda tüm Parlamentonun
görüş ve desteği alınmalıdır.
Tasarruf önlemleri ve devletin yeniden yapılanması behemahal uygulanmaya
konmalı ve Ankara’daki yetkilerin yerel yönetimlere devir edilerek devlet
sadece yönlendirici ve
denetleyici görevini üstlenmelidir.
Özelleştirme ülke için tartışma konusu olmaktan çıkarılmalı, şeffaf ve
adil olmalı ve yeni teknolojik gelişmeleri ihtiva eden projelere öncelik
verilmelidir.
Reel sektör yeni vergilerle karşı karşıya bırakılarak ekonomik çıkmaza
sokulmamalıdır.
Kaynak yaratmak gayesi ile, hazine arazileri, kamu lojmanları, atıl kamu
binaları, ihtiyaç fazlası kamu araçları, vasıf kaybetmiş olan orman arazileri
acilen satılmalıdır.
Anadolu Kaplanları mucizesini yeniden canlandırmak, kalkınmada yeni yaklaşım
ve yeni yatırım iklimi oluşturulmalıdır.
Yaşanan krizin aşılmasında yükler dengeli dağıtılmalıdır.
Yeni yaklaşım için, yeni yönetim anlayışı gereklidir. Yerel ve merkezi
yönetimler yeniden yapılanmalıdır.
Kur etkisi dışında, ihracatı arttırıcı bir program oluşturulmalıdır.
Dış sermaye, sıcak para olarak değil,yatırım yapacak, yabancı sermaye olarak,
yeniden programla teşvik edilmelidir.
Mutlaka, birlikte hazırlayacağımız adil, ödenebilir bir vergi reformunu
birlikte hazırlamak istiyoruz.
Milletvekilleri halkın arasında otursun, önce milletvekilleri lojmanları
satılsın.
Devlet borçlanmasını “halk bonosu” ile yapsın ve doğrudan halka satsın.
Bankaları devletin borç toplama komisyoncusu olmaktan çıkartalım.
Vergi kazanandan alınmalıdır. Kazanç yoksa vergi de olmaz.
31 Mart’ta sanayinin ticaretin ödeyeceği Dönem sonu faizleri büyük bir
sıkıntıdır. Ödenebilmesi çok güçtür ve ödenememesi de mali sistemde büyük
sıkıntılar yaratacağı da ortadır. Bu büyük probleme çözüm getirmek adına
TOBB krizde elde ettiği 20 trilyon TL. faiz gelirini ayırmıştır.
TCMB, sanayiciyi, tüccarın bankalarla pazarlığını yaparak beraberce
mutabık kalacağı faiz oranlarında hesaplanan dönem sonu faizlerinin 20
trilyonun dışındaki bakiyesini bir çeşit reeskont kredisi olarak kullandırılması
halinde ekonomi önemli bir soluk alır. Bu faiz belirli bir süre içinde
taksitlendirilerek bankalara ödenebilir.
Bu çözüm ile mali sistemin sıkıntısı aşılır. Sisteme direkt değil endirekt
önemli bir kaynak sağlanır. Sanayi ve ticaret kesimi de bir soluk alma
imkanı bulur.
Aksi takdirde bankalar ile sanayici- tüccar arasında büyük hukuk problemleri
olacağı gibi, ekonomi daha da ağır bir tablo ile karşı karşıya kalacaktır.
THY, Telekom, Tüpraş derhal özelleştirilmelidir. Biz özelleştirmeyi
devletin giderlerinin azaltılması için talep ediyoruz. Özelleştirme radikal
bir programla, bir yıl içinde tamamlanmalıdır.
Bizler elimizi taşın altına koymak için TOBB olarak TESK’le birlikte
bankanın içinin temizlenmesi şartıyla Halk Bankası’na talibiz.
Bu ekonomik programın başarısı için muhtaç olduğunuz halk desteğini
sağlamak istiyorsanız derhal bundan sonraki seçimlerde uygulanmak üzere;
Seçim kanunu ve partiler kanununun değişiklik takvimini ilan ediniz
ki; halkımıza güven gelsin.
Odalar Birliği'nin görüşlerini dikkate alarak yapılacak bir programa
elimizi değil gövdemizi taşın altına koyarak destek vereceğiz.
Çünkü cumhuriyet tarihinin en ağır krizini yaşayan milletimiz tabiri
caiz ise yeni bir Kurtuluş Savaşı vermek durumundadır ve biz sorumluluğumuz
gereği cephenin en önünde olacağız.
Çünkü bu savaş yalnız hükümetin değil devletin, milletin, toplumun
her kesiminin savaşıdır. Bu ülke bizim hepimizindir. İktidarı, muhalefeti,
işçisi, işvereni, çiftçisi, askeri, memuru, tüm sivil toplum örgütleri
tüm siyasi partiler varsa önerileri ile beraber tüm desteklerini bu savaşın
kazanımı için vermek zorundadırlar. Bu savaşı kazanmak atalarımız ve çocuklarımız
için bir borçtur.
FUAT MİRAS
TOBB YÖN.KRL. BŞK.
EKREM DEMİRTAŞ
TOBB TİC.OD.KON.BŞK.
|
NEJAT EKREM BASMACI
TOBB TİC.BOR.KON.BŞK.
|
KEMAL ÇOLAKOĞLU
TOBB SAN.OD.
KON.BŞK.
|
EROL ÖZTÜRK
TOBB TİC.SAN.OD.
KON.BŞK.
|
CENGİZ KAPTANOĞLU
TOBB DEN.TİC.OD.
KON.BŞK.
|
16.3.2001
|