Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
FUAT MİRAS'IN KONUŞMASI
KEMAL DERVİŞ'İN KONUŞMASI
21 ŞUBAT KRİZİ
TOBB BAŞKANLAR TOPLANTISI (10.4.2001)

TOBB ODA VE BORSA BAŞKANLARI TOPLANTISI...
Sonuç Bildirgesi 
16 Mart  2001
TOBB Başkanı Fuat Miras, Ankara Sheraton Oteli’nde yapılan "TOBB Başkanlar Toplantısı"nda kabul edilen "Sonuç Bildigesi"ni Başbakan Bülent Ecevit’e sundu. 
Sonuç bildirgesinde, "Odalar Birliği’nin görüşlerini dikkate alarak yapılacak bir programa elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyarak destek vereceğiz" ifadesi yer aldı. Bildirgede, "Cumhuriyet tarihinin en ağır krizini yaşayan milletin yeni bir kurtuluş savaşı verdiği ve Odalar Birliği’nin de sorumlulukları gereği cephenin en önünde yer alacağı" vurgulandı.

Bildirgede ayrıca, yeni programı hazırlayacaklardan siyasetçi olsun, bürokrat olsun, halka, reel sektöre, toplumun tüm katmanlarına imzalı taahhütname vermeleri istenirken, "başarılı olmadıkları takdirde, görevilerini bırakacaklarını taahhüt etsinler" denildi. 
 

TOBB ODA VE BORSA BAŞKANLARI TOPLANTISI 
SONUÇ BİLDİRGESİ

Ülkemizin bu ekonomik sonuca gelinmesinin ana sebebi; siyasi iktidarın tüm uyarılarımıza rağmen, yapısal reformlarda isteksiz davranması, özelleştirmenin siyasi ve kısır tartışmalarla geciktirilmesi ve en önemlisi, tüm uyarılarımıza rağmen “bankacılık” sisteminin bir türlü düzenlemeye tabi tutulamaması ve kamu bankalarının, siyasi iktidara mensup partilerin aralarında paylaşıp, kötü yönetilmesinden kaynaklanmıştır.

Israrlı uyarılarımıza rağmen Ekonomik Sosyal Konsey yasal statüye kavuşturulmadı ve çalıştırılamadı. Sorumlu bakanların ve bürokratların; “herşeyi biz biliriz” mantığı ile IMF’den gelen reçetelerin, Türkiye gerçekleri dikkate alınmadan aynen uygulanması, bu sonucu getirdi.

Maalesef yaşadığımız kriz, sonunda reel sektörü ve toplumumuzu vurdu.

Ortaya halen bir program konulmuş değildir.

Enflasyonu düşürmeyi, üretim, istihdam ve ihracatı artırmayı hedeflemeyen bir programa destek vermeyeceğimizi peşinen ilan ediyoruz.

Sorunlarımızı tespit edip, hükümet yetkililerine bir rapor halinde vermemize, doğruları söylememize rağmen bir sonuç alamıyoruz.

Bir ekonomik programın başarılı olabilmesi için üretmek, üreterek istihdam yaratmak ve ürettiğini dış ülkelere satarak ihracatı artırmak temel hedefimiz olmalıdır.

Bu programın yanlış ve aksıyan yönleri için hep uyardık. İzleme Komitesi oluşturma talebimiz kabul görmedi. Hükümet bu sese kulak vermediği gibi hükümetin bürokratları siyasi otoriteyi yanıltarak ülkeyi enflasyon lobisinin kucağına ittiler.

Bizler sivil toplum örgütleri olarak bizim görüşümüzün alınmadığı ve bizlerinde içinde olmadığı ekonomiyi izleme ve yakın takibe alma komitesinde olmadığımız takdirde “bu programa destek vermeyeceğiz”. Ayrıca, mali ve reel sektör temsilcilerinden oluşacak, bir Ekonomik Danışma Kurulu acilen kurulmalıdır.

Bankalar,  üzerimize dolar bazında %70, TL bazında %1000’lere varan faiz talepleri ile geliyor ve ülkeyi yangın yerine çeviriyor. Mali sektör olmadan reel sektör olmaz öncelikle buradaki sorunları çözmek zorundayız.

Biz devletin içindeki savurganlığı gördüğümüz için “devlet yeniden yapılanmalıdır” dedik. Çalışmamızı yaptık, devletin tüm yetkililerine gönderdik, bugüne kadar hiç kimseden ses çıkmadı.

Bu programı hazırlayacaklardan siyasetçi olsun bürokrat olsun halka, reel sektöre, toplumun tüm katmanlarına imzalı taahhütname vermesini talep ediyoruz. Başarılı olamadıkları takdirde görevlerini bırakacaklarını taahhüt etsinler.

TOBB tarafından kurulan ve normal anonim şirketlerden farkı olmayan KOBİ Yatırım Ortaklıkları A.Ş. finans kurumu haline getirilebilirse biz TOBB olarak kendi payımıza 25 trilyon sermaye koymaya hazırız. Ancak bu şirkete hazineden ayrı bir statü verilmelidir.

Bu gerçekleştiğinde var olmasının nedeni olan üyelerimiz için TOBB elini taşın altına koyarak KOBİ’lerin kredi sıkıntılarını gidermeye yardımcı olacaktır.

Sayın Derviş’in ilk görevi önce kilitlenen piyasaları çalışır hale getirmek olmalıdır. Piyasalar çalışır hale gelmeden de program açıklamayın. Piyasalar düzgün çalışır hale gelmeden açıklanan programın ciddiye alınması beklenemez. Bankalar mali yapılarının sıkıntılı olması nedeniyle reel sektörü kilitler hale gelmiştir. Bu sorun iki tarafın da zararına neden olmaktadır. Üretim durmakta, işçi çıkartmaları başlamakta ve ihracat tıkanmaktadır. Programın esas hedefi üretim, istihdam, ihracat olmalıdır. Para sahibine güvence verilmelidir. Kayıt dışı ekonominin kayıt içine alınması, toplumun uygulayıcılara güven duymasına bağlıdır.

Bakanlık sayısı mutlaka 22’ye indirilmelidir.
Bankacılık kanunu mutlaka ama mutlaka reel sektöre kaynak aktaracak şekle dönüştürülmeli, tek taraflı hukuka ve adalete aykırı maddeler kredi sözleşmelerinde tarafları mutazarrır etmeyecek şekle dönüştürülmeli, bankalar yalnız bankacılık işlemleri ile görevlendirilmeli, sanayicilik, marketçilik, zeytincilik, telefon ve petrol işlerinden muhakkak arındırılmalıdır.
Yolsuzluklarla mücadele kararlı bir şekilde yoğunlaşmalı ancak işadamı potansiyel suçlu olarak gösterilmemelidir.
Para piyasalarına güven verilmelidir.
Mart ayı sonunda günü gelecek devre faizlerinin bugünkü ekonomik koşullarda ödenmesi çok güç olacaktır. Bu faizlerin tahsili konusunda çıkarılacak kararname ve alınacak tedbirler krizden bunalan işadamlarımız ve sanayicilerimize nefes aldıracaktır.
Vergide getirilen ödeme kolaylığı başarıya ulaşmıştır. SSK ve Bağkur borçları için de ödeme kolaylığı getirilmelidir.
Bölgeler arası sosyal dengesizliği ortadan kaldıracak bölgesel programlar hazırlanmalıdır. En önemlisi söylemlerinizi tüm sivil toplum örgütleri ve halkımız çok dikkatli bir şekilde takip etmektedir. Programın başarısı için ekibiniz zaman geçirmeden topluma tanıtılmalıdır. Siyasi otorite de, kamuoyunu muntazam aralıklarla bilgilendirmelidir. Böylelikle toplumsal motivasyon sağlanarak, diyalog kurulmalıdır.
Banka-borsa-medya-holding siyasetçi ilişkileri ciddi bir şekilde ele alınıp gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalı ve bu konularda tüm Parlamentonun görüş ve desteği alınmalıdır.
Tasarruf önlemleri ve devletin yeniden yapılanması behemahal uygulanmaya konmalı ve Ankara’daki yetkilerin yerel yönetimlere devir edilerek devlet sadece yönlendirici ve
denetleyici görevini üstlenmelidir.
Özelleştirme ülke için tartışma konusu olmaktan çıkarılmalı, şeffaf ve adil olmalı ve yeni teknolojik gelişmeleri ihtiva eden projelere öncelik verilmelidir. 
Reel sektör yeni vergilerle karşı karşıya bırakılarak ekonomik çıkmaza sokulmamalıdır.
Kaynak yaratmak gayesi ile, hazine arazileri, kamu lojmanları, atıl kamu binaları, ihtiyaç fazlası kamu araçları, vasıf kaybetmiş olan orman arazileri acilen satılmalıdır.
Anadolu Kaplanları mucizesini yeniden canlandırmak, kalkınmada yeni yaklaşım ve yeni yatırım iklimi oluşturulmalıdır.
Yaşanan krizin aşılmasında yükler dengeli dağıtılmalıdır.
Yeni yaklaşım için, yeni yönetim anlayışı gereklidir. Yerel ve merkezi yönetimler yeniden yapılanmalıdır.
Kur etkisi dışında, ihracatı arttırıcı bir program oluşturulmalıdır.
Dış sermaye, sıcak para olarak değil,yatırım yapacak, yabancı sermaye olarak, yeniden programla teşvik edilmelidir.
Mutlaka, birlikte hazırlayacağımız adil, ödenebilir bir vergi reformunu birlikte hazırlamak istiyoruz.
Milletvekilleri halkın arasında otursun, önce milletvekilleri lojmanları satılsın. 
Devlet borçlanmasını “halk bonosu” ile yapsın ve doğrudan halka satsın. Bankaları devletin borç toplama komisyoncusu olmaktan çıkartalım.
Vergi kazanandan alınmalıdır. Kazanç yoksa vergi de olmaz.
31 Mart’ta sanayinin ticaretin ödeyeceği Dönem sonu faizleri büyük bir sıkıntıdır. Ödenebilmesi çok güçtür ve ödenememesi de mali sistemde büyük sıkıntılar yaratacağı da ortadır. Bu büyük probleme çözüm getirmek adına TOBB krizde elde ettiği 20 trilyon TL. faiz gelirini ayırmıştır.

TCMB, sanayiciyi, tüccarın bankalarla pazarlığını yaparak beraberce mutabık kalacağı faiz oranlarında hesaplanan dönem sonu faizlerinin 20 trilyonun dışındaki bakiyesini bir çeşit reeskont kredisi olarak kullandırılması halinde ekonomi önemli bir soluk alır. Bu faiz belirli bir süre içinde taksitlendirilerek bankalara ödenebilir. 

Bu çözüm ile mali sistemin sıkıntısı aşılır. Sisteme direkt değil endirekt önemli bir kaynak sağlanır. Sanayi ve ticaret kesimi de bir soluk alma imkanı bulur.

Aksi takdirde bankalar ile sanayici- tüccar arasında büyük hukuk problemleri olacağı gibi, ekonomi daha da ağır bir tablo ile karşı karşıya kalacaktır.

THY, Telekom, Tüpraş derhal özelleştirilmelidir. Biz özelleştirmeyi  devletin giderlerinin azaltılması için talep ediyoruz. Özelleştirme radikal bir programla, bir yıl içinde tamamlanmalıdır.

Bizler elimizi taşın altına koymak için TOBB olarak TESK’le birlikte bankanın içinin temizlenmesi şartıyla Halk Bankası’na talibiz.

Bu ekonomik programın başarısı için muhtaç olduğunuz halk desteğini sağlamak istiyorsanız derhal bundan sonraki seçimlerde uygulanmak üzere;

Seçim kanunu ve partiler kanununun değişiklik takvimini ilan ediniz ki; halkımıza güven gelsin.

Odalar Birliği'nin görüşlerini dikkate alarak yapılacak bir programa elimizi değil gövdemizi taşın altına koyarak destek vereceğiz.

Çünkü cumhuriyet tarihinin en ağır krizini yaşayan milletimiz tabiri caiz ise yeni bir Kurtuluş Savaşı vermek durumundadır ve biz sorumluluğumuz gereği cephenin en önünde olacağız.

Çünkü bu savaş yalnız hükümetin değil devletin, milletin, toplumun her kesiminin savaşıdır. Bu ülke bizim hepimizindir. İktidarı, muhalefeti, işçisi, işvereni, çiftçisi, askeri, memuru, tüm sivil toplum örgütleri tüm siyasi partiler varsa önerileri ile beraber tüm desteklerini bu savaşın kazanımı için vermek zorundadırlar. Bu savaşı kazanmak atalarımız ve çocuklarımız için bir borçtur.

FUAT MİRAS
TOBB YÖN.KRL. BŞK.


EKREM DEMİRTAŞ 
TOBB TİC.OD.KON.BŞK.
NEJAT EKREM BASMACI 
TOBB TİC.BOR.KON.BŞK.

 
KEMAL ÇOLAKOĞLU 
TOBB SAN.OD.
KON.BŞK.
EROL ÖZTÜRK 
TOBB TİC.SAN.OD.
KON.BŞK.
CENGİZ KAPTANOĞLU 
TOBB DEN.TİC.OD.
KON.BŞK.

16.3.2001

 


(16 MART 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş