| EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY’İN 31 MART 2001 TARİHLİ
TOPLANTISINDA TÜRK-İŞ TARAFINDAN BAŞBAKAN VE KONSEY ÜYELERİNE SUNULAN RAPOR
Sayın Bülent Ecevit
Başbakan
Türkiye, tarihinin en büyük krizini yaşamaktadır. Türkiye, bu krizi
parlamenter demokratik düzen içinde atlatabilecek ve krizsiz bir büyüme
gerçekleştirebilecek güce ve potansiyele sahipken, yanlış politikalar ve
uygulamalar nedeniyle ülkemizin sorunları her geçen gün daha da yoğunlaşmaktadır.
Bugünkü krizin sorumlusu, IMF ve Dünya Bankası programları ile, ülkemizi
bu kuruluşlara muhtaç bırakan ve ardından bu kuruluşların dayatmalarını
kabullenen hükümetlerdir, tam üyeliğe geçilemeden sürdürülen gümrük birliğidir.
IMF ve Dünya Bankası politikalarının amacı, Türkiye’ye yardım değil,
Türkiye’nin borçlarını zamanında ve tam olarak ödemesini sağlamaktır. Ülkeler
ve uluslar arasında sürekli dostluklar yoktur. Özellikle çağımızda sorunlarımızın
çözümü için başka ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan medet ummak,
aşırı bir iyimserliktir.
IMF ve Dünya Bankası politikaları ve tam üyelik olmaksızın gerçekleşen
gümrük birliği sonucunda, ülkemizde,
- yatırımlar durmuş,
- tarım ve hayvancılık çökertilmiş,
- göç ve işsizlik artmış,
- Türkiye ekonomisinin ve ulusal savunmasının temel dayanağı olan birçok
işletme kapatılmış,
- yoksulluk artmış, gelir dağılımı adaletsizliği daha da bozulmuş,
- kayıt-dışı ve kaçak işçilik yaygınlaşmış,
- kamunun eğitim ve sağlık hizmetleri gerilemiş,
- büyük sanayiciler bile üretmek yerine rantiyeliğe, ithalatçılığa
ve pazarlamacılığa başlamış,
- Türkiye’nin dış ödemeler dengesi açığı daha da büyümüş,
- kamu açıkları daha da artmış,
- taşeronlaşma, mafyalaşma, yağma, talan, rüşvet ve yolsuzluklar yaygınlaşmış,
bankalar soyulmuş ve boşaltılmıştır,
- siyasete, bugünkü siyasi partilere ve Meclis’e duyulan güven sarsılmıştır.
Halkımız yaşadığı büyük sıkıntılardan kurtulmak için siyasette yeni
arayış ve beklentiler içine girmiştir.
Hükümet adına açıklanan “Programın Genel Stratejisi” belgesinde ve bugün
Ekonomik ve Sosyal Konsey’e sunulan “Genel Ekonomik Durum Değerlendirmesi
Sunuş Notu”nda, krizden çıkış için öngörülen adımların, IMF ve Dünya Bankası’nın
bugüne kadarki çizgisinin daha katı bir biçimde devamı olduğu anlaşılmaktadır.
Hükümetin konuya ilişkin temel belgelerinde, özelleştirmelerin daha
da hızlandırılarak sürdürülmesi öngörülmektedir. Bugüne kadarki özelleştirme
uygulamalarından da görüldüğü gibi, bunun anlamı, ulusal ekonominin ve
ulusal savunmanın zayıflatılması, yağma ve talan, yolsuzluk, işsizlik,
işyerlerinin kapanması, üretimde azalmadır. 14 Mart 2001 tarihli Programın
Genel Stratejisi belgesinde, Sayın Kemal Derviş’in 19 Mart 2001 tarihli
basın toplantısında ve bugün sunulan Genel Ekonomik Durum Değerlendirmesi
Sunuş Notu’nda, başta Türk Telekom, THY, Tüpraş, Erdemir, Tekel ve Şeker
Fabrikalarının kamu hisselerinin satışı ile TEAŞ ve TEDAŞ’ın varlıklarının
bir bölümünün özelleştirileceği, diğer işletmelerin özelleştirilme sürecinin
hızlandırılacağı açıklanmaktadır.
Hükümetin önlemler paketinde tarım ve hayvancılık için önerilenler,
bu kesimin çöküşünü ve köylünün şehre göçünü daha da hızlandıracak niteliktedir.
Önlemler paketinde memur ve sözleşmeli personele hedeflenen enflasyon
oranında bir zam verilmesi öngörülmektedir. Kamu kesimi işçileri için yazılanlar
ise toplu pazarlık düzenine büyük darbeler indirecek niteliktedir.
Önlemler paketinde emekliliği gelmiş kamu işçilerinin emekliye sevkedileceği
hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak açık ifadelerle yer almaktadır. Böyle bir
uygulama üretken yaştaki birçok insanı çalışma hayatı dışına itecek, ülkemizi
bir emekliler diyarı haline getirecektir.
Ana ilkeleri belirlenmiş olan programda, yatırımların artırılması, yeni
istihdam olanaklarının yaratılması, gelir dağılımı adaletsizliğinin azaltılması,
yoksullukla mücadele, demokratikleşme, sendikal hak ve özgürlükler gibi
konularda somut öneriler yer almamaktadır.
TÜRK-İŞ’in bu konulardaki görüşleri birçok kez Sayın Başbakan’a ve Ekonomik
ve Sosyal Konsey’e iletilmiştir. Ancak, bu görüş ve önerilerimiz, hükümetlerin
uygulamalarında ve bu programın hazırlanmasında gözönünde bulundurulmamıştır.
Ülkemizin sorunları, sosyal tarafların da öneri ve görüşleri alınarak,
ülkemizin ve halkımızın çıkarları doğrultusunda biçimlendirilecek bir mutabakat
programı çerçevesinde aşılabilir ve aşılmalıdır. Ulusötesi sermayenin borçlarını
zamanında ve tam olarak tahsilden başka hedefi olmayan IMF ve Dünya Bankası
programlarından vazgeçilmelidir. Uluslararası ilişkilerde ülkemizin ve
halkımızın çıkarları ön planda tutulmalıdır.
TÜRK-İŞ’in bir programı destekleyebilmesi için bu programda TÜRK-İŞ’in
ülkemizin ve halkımızın çıkarları doğrultusundaki önerileri dikkate alınmalıdır.
Bu önerilerin en önemlileri aşağıda sunulmaktadır:
(1) Siyasete güven sağlanabilmesi için, Siyasi Partiler Yasası
ve Seçim Yasası değiştirilmeli, milletvekili dokunulmazlığı yalnızca yasama
görevi ile sınırlandırılmalıdır.
(2) Yolsuzlukların, rüşvetin ve banka boşaltmalarının üzerine,
bunun sorumlusu kim olursa olsun, kararlı bir biçimde gidilmeli ve sorumlular
kamuoyuna açıklanmalı; banka batıranların, banka soyanların ve yolsuzluk
yapanların ve bunların birinci dereceden akrabalarının mal varlığına yargının
sonuçlanmasına kadar tedbir konulmalıdır. Bu suçların cezası daha da artırılmalıdır.
(3) Özelleştirmeler durdurulmalı; kamu kesiminin sorunları sosyal
taraflarla görüşme temelinde ülkemizin çıkarları doğrultusunda çözüme kavuşturulmalı;
4046 sayılı Yasada memurlara tanınan güvence özelleştirilen yerlerde çalışan
işçilere de sağlanmalı; bugüne kadar özelleştirmeler nedeniyle işten çıkarılan
işçiler işe alınmalıdır.
(4) Rant ekonomisi terk edilmeli; Devlet, göçün önlenmesi amacıyla
özellikle geri kalmış yörelerde yatırım yapmalı; üreten, ihracat yapan,
istihdam yaratan ve Devlete vergisini veren işverenler teşvik edilmelidir.
Sosyal sigorta prim tavanını, ekonomimizi çökertecek bir düzeye çıkarmaktan
vazgeçilmelidir.
(5) Avrupa Birliği’ne tam üyeliğe kabul edilmemizi sağlamayacak
ise, gümrük birliği ilişkisi gözden geçirilmelidir.
(6) Kayıt dışı ekonominin ve haksız rekabetin önlenebilmesi için
iş güvencesi yasa tasarısı bir an önce çıkarılmalı, sendikalaşma teşvik
edilmelidir. Demokratikleşme sağlanmalı, sendikal hak ve özgürlükler
genişletilmelidir.
(7) Kaynak yaratılabilmesi için, herkesin geliri ile orantılı
bir vergi vermesi sağlanmalı, vergi kaçağı önlenmeli; israfın ve haksız
kazancın önüne geçilmelidir.
(8) Ülkenin istihdama, üretime ve ihracata ihtiyacının olduğu
bir dönemde kendi ülkesi yerine yabancı ülkelerde yatırım yapan Türk şirketlerinin
Devlete olan borçları derhal, nakden ve defaten tahsil edilmelidir.
(9) Sosyal devlet anlayışı hayata geçirilerek, istihdam artırıcı
yatırımlar yapılmalı; gelir dağılımı adaletsizlikleri azaltılmalı; çalışanların
enflasyondan ve krizden meydana gelen kayıpları telafi edilmelidir.
(10) Başta zorunlu tasarruf fonu olmak üzere tüm fonlar tasfiye
edilmelidir.
(11) Bu krizin aşılmasında ilk fedakarlığı rant gelirine sahip
olanlar yapmalıdır.
(12) Kamu kesimi işyerlerinde re’sen emeklilik uygulamasına kesinlikle
başvurulmamalıdır.
(13) Bugünkü ekonomik kriz nedeniyle enflasyon oranının hızla
arttığı gözönünde bulundurularak, kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri bir
an önce imzalanmalıdır.
(14) Ekonomik ve Sosyal Konsey, gerekli yasa çıkarılarak, gerçek
bir diyalog platformu haline getirilmelidir.
TÜRK-İŞ ancak bu taleplerimizin açıkça yer aldığı ve uygulanması takvime
bağlanmış bir programı destekleyecek ve bu konuda gereken fedakarlığı yapacaktır.
TÜRK-İŞ, yalnızca bir avuç yerli ve yabancı sermayedara yüksek faizlerin
zamanında ödenmesinden başka amacı olmayan, Türkiye’yi bugünkü sıkıntılara
sokan yolsuzluklarla etkili bir mücadele içermeyen, sorunun insan boyutunu
ve demokratikleşmeyi kapsamayan programlara kesin bir biçimde karşı çıkacaktır.
TÜRK-İŞ hiçbir zaman karamsar olmamıştır. TÜRK-İŞ, bugünkü kara tabloya
rağmen, halkının devletine bağlılığına ve üretken gücüne inanmaktadır.
Ülkeyi yönetenler talanın, yağmanın, yolsuzlukların önüne geçip halkına
güven verdiği taktirde, bütün sorunlarımız aşılacaktır. TÜRK-İŞ her zaman
demokratik laik cumhuriyeti savunmuş, sorunların parlamenter sistem içinde
çözüleceğine inanmıştır. Bugün de sorunları çözecek olan parlamentodur
ve onun görev verdiği ve vereceği hükümetlerdir.
Saygılarımızla arz ederiz.
|