|
58. Hükümet Programı şöyle: (1)
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
58. Cumhuriyet Hükümeti adına aziz milletimizi ve onun değerli vekillerini
saygılarımla selamlıyorum.
3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçim sonucunda ülkemiz iki partiden
oluşan bir meclis ve tek partinin oluşturduğu bir hükümet ile istikrarı
yakalamıştır. Meclis ve hükümet olarak milletimizin bizlere verdiği bu
fırsatı en üst seviyede değerlendirme ve önümüzde bekleyen sorunlara doğru
ve hızlı çözümler getirme sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bu ağır, ağır
olduğu kadar da onurlu sorumluluğu ciddiyetle taşıma kararlılığındayız.
Sayın Milletvekilleri,
Bir yandan halkımızın birikmiş sorunlarına acil çözüm ararken, diğer
yandan, bir daha böylesi sorunlarla karşılaşmamak üzere gerekli yapısal
değişiklikleri ve reformları gerçekleştirmek azmindeyiz. İçinde bulunduğumuz
koşulların göstermelik tedbirlerle geçiştirilmeyeceğini biliyoruz. İktidara
yürüyen bir parti olduğumuzun bilinciyle, ülkenin içinde bulunduğu şartları
dikkate alarak, sorumlu ve tutarlı bir anlayışla hazırladığımız Seçim Beyannamemiz,
3 Kasım seçimleriyle halkımızın güvenine mazhar olmuştur. Yine partimizin
genel başkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından kamuoyuna açıklanan
Acil Eylem Planımız da aynı sorumlu, tutarlı ve değişimci anlayışın ürünü
olarak kamuoyundan geniş bir takdir toplamış ve güven kazanmıştır. Diğer
bir söyleyişle, hükümet programımız, siyaset ahlakımız ve demokratik tutarlılığımızın
bir gereği olarak seçim öncesinde halkımıza taahhüt ettiğimiz hususları
hayata geçirecek bir anlayış içerisinde hazırlanmıştır.
Seçim öncesi halkımıza verdiğimiz taahhütler kapsamında çalışmalarını
yürütecek olan hükümetimiz, gereksiz tartışmalardan ve polemiklerden uzak,
halkın gerçek gündeminden kopmadan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan
bir anlayış içinde Yüce Meclisten ve aziz milletimizden güven ve destek
beklemektedir.
Çalışmalarımızı, başta muhalefet partimiz olmak üzere, toplumun tüm
kesimleriyle diyalog ve işbirliği içinde, demokratik ve şeffaf bir ortamda
sürdüreceğiz. Çoğulcu bir demokrasi anlayışı ile, hukuka ve insan haklarına
saygı temelinde, sayısal üstünlüğün her şey demek olmadığını bilerek, atılacak
önemli adımlarda toplumsal mutabakat oluşturmak yönünde azami gayret göstereceğiz.
İcraatımız ile genel olarak devlet ve toplum arasındaki bağları daha
güçlü hale getireceğimize, siyaset alanını genişleteceğimize, siyaset kurumu
ile toplum arasında güveni yeniden tesis edeceğimize ve halkın talep ve
beklentilerine azami düzeyde cevap vereceğimize inanıyoruz.
3 Kasım 2002 seçim sonuçlarının ilanıyla beraber iç ve dış piyasalarda
ortaya çıkan olumlu beklentiler ve güven ortamı, faiz oranlarında düşüşlere
neden olurken, borsa yükselmiş, döviz kuru gerilemiştir. Tek başına iktidarın
sağladığı geleceğe dönük öngörülebilirlik, yerli ve yabancı yatırımcıların
cezbedilebilmesi için uygun bir güven ortamının temellerini atmıştır. Öncelikli
sosyal ve ekonomik sorunlarımızın çözülmesinde,bu güven ortamının sürdürülebilmesi
hayati bir öneme sahiptir.
Halkımızın taleplerini ve bizlerden beklentilerini hiçbir zaman aklımızdan
çıkarmadan, imkanlarımızı en iyi şekilde değerlendirmek suretiyle, milletimizin
güvenine layık olmaya çalışacağız. Başarılarımız sadece bize ait olmayacak,
bütün siyaset ve devlet kurumlarının ve her şeyden önemlisi milletimizin
olacaktır.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Dünyada köklü dönüşümler yaşanırken, ne yazık ki Türkiye, zamanını ve
enerjisini iç sorunlarıyla uğraşarak tüketmiştir. Maalesef, ülkemiz elli
yılı aşan çok partili siyaset tecrübesine rağmen, yeterince demokratikleşemeyen,
temel hak ve özgürlüklerin tam olarak kullanılamadığı ülkeler arasında
yer almaktadır. Genç ve dinamik nüfusuna, zengin doğal kaynaklarına rağmen,
ülkemizde refah düzeyi yeterince yükseltilememiş, uluslararası alanda piyasalarda
rekabet edebilecek bir üretim yapısı oluşturulamamış ve kişisel hak ve
özgürlükler alanında istenilen düzeyde gelişme sağlanamamıştır.
Uygulanan yanlış politikalar yüzünden devletin ekonomideki rolü değişen
koşullara ayak uyduramamış, servetin toplum kesimleri ve bölgeler arasındaki
dağılımında adalet sağlanamamış ve sağlıklı bir özelleştirme gerçekleştirilememiştir.
Ülkemiz kamu yönetiminde hantal ve aşırı merkeziyetçi yapıdan, yolsuzluk
ve siyasal çürümeden kurtulamamıştır.
Son yıllarda koalisyon hükümetleri tarafından uygulanan ekonomi politikaları
başarısızlıkla sonuçlanmış, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizleri
yaşanmış ve halkımız görülmemiş bir şekilde yoksulluğa maruz bırakılmıştır.
Krizin ekonomik ve sosyal maliyeti çok yüksek olmuş; iç ve dış borç yükü
inanılmaz bir şekilde büyümüş, on binlerce iş yeri kapanmış, yüz binlerce
insan işini kaybetmiştir. Daha da önemlisi, insanımızın devlete ve siyaset
kurumuna olan güveni sarsılmış, geleceğe ilişkin umutları kırılmıştır.
Hükümetimiz, ülkemizin genç ve dinamik nüfusu, eşsiz coğrafi konumu,
zengin doğal kaynakları ve engin kültür birikimi ile yeni dünyanın etkin
bir üyesi olma potansiyeline sahip olduğuna kesinlikle inanmakta ve bütün
bu olup bitenleri hak etmediğini düşünmektedir.
Hükümetimiz, dürüst, cesur, bilgili ve ehliyetli kadroların öncülüğünde,
siyaseti ve devleti yeniden milletle buluşturmak için kapsamlı bir programla,
umut ve güven dolu bir geleceği yeniden tesis etmek üzere yola çıkmıştır.
Yüce Meclisimize sunduğumuz bu program, uzun hazırlıkların ürünü olarak
geliştirdiğimiz, ülkemizin ve dünyanın gerçeklerinden yola çıkarak şekillendirdiğimiz,
bütüncül bir anlayış içinde ele aldığımız ve ülkemizi gelecekte layık olduğu
yere taşıyacağına inandığımız temel alanlardaki politikalarımızı içermektedir.
Esasen ortaya koyacağımız konuların birçoğu uzun zamandır tartışılan,
üzerinde geniş bir mutabakat olan, ancak, yeterli siyasi basiret ve kararlılık
gösterilemediği için bugüne kadar hayata geçirilememiş konulardan oluşmaktadır.
Değişimci ve dinamik bir anlayışla, tek başına iktidar olmanın avantajını
değerlendirerek, yapıcı bir iktidar/muhalefet ilişkisi ve toplumsal diyalog
ortamı içinde, vakti çoktan gelmiş bu konulara, ciddiyetle eğilmek kararlılığındayız.
Tüm bu çabalarımızda, Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal
Atatürk'ün bizlere gösterdiği muasır medeniyet seviyesini aşma hedefi atacağımız
adımların dayanacağı temel olacaktır.
Hükümetimiz;
-
Ekonomik istikrarı sağlamış,
-
Rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmuş,
-
Sürdürülebilir kalkınma ortamını yakalamış ve ekonomik refahın nimetlerini
adaletle dağıtan,
-
Yoksulluk ve yolsuzluğun ortadan kaldırıldığı,
-
İnsanlarımızın barış ve refah içinde özgürce yaşadığı,
-
Çağdaş dünya ile bütünleşmiş, farklılıkların çatışma unsuru olarak değil
zenginlik kaynağı olarak görüldüğü,
-
İtibarlı, demokratik, dinamik, bir Türkiye Vizyonu'nu hayata geçirecektir.
Bu vizyonu gerçekleştirme yolunda hükümetimizin misyonu ise; siyasi iktidarı
halkın talep ve beklentileri doğrultusunda kullanmak, hukukun üstünlüğü
anlayışı içinde halkın iradesinin yönetime yansımasını sağlamak, toplumun
gelişme taleplerine uygun olarak ülkemizin bütün dinamiklerini, potansiyelini
ve imkanlarını harekete geçirmektir.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
İnsanlar, doğuştan, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere
sahiptir. İnsanlığın ortak değeri olan bu hak ve özgürlükler, devlet idaresi
altında onurlu bir hayat sürebilmenin olmazsa olmazlarıdır.
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düşüncesinden hareket eden Hükümetimiz,
bütün politikalarının merkezine insanı koyacaktır.
Demokratik yönetim anlayışımızın hedefi, başta düşünce, inanç, eğitim,
örgütlenme ve teşebbüs özgürlüğü olmak üzere, bütün sivil ve siyasi özgürlükleri
güvenceye almak ve insanların korku ve endişeden uzak olarak, bireysel
gelişimini sürdürebildiği özgür bir ortam sağlamaktır.
Bu bağlamda, temel ve hak ve özgürlükler alanında insanlığın birikimi
olarak da gördüğümüz uluslararası demokratik standartlar tüm politikalarımızda
esas alınacaktır.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini
kabul ederek iç hukukunun bir parçası haline getiren Ülkemiz, Hükümetimiz
öncülüğünde bu değerleri hayata geçirerek temel hak ve özgürlükler alanında
evrensel standartlara ulaşma kararlılığındadır.
Bu çerçevede Hükümetimiz;
-
Temel hak ve özgürlükleri, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde,
özellikle Kopenhag Kriterlerinde belirtilen seviyeye yükseltmek için Anayasa
ve yasalarda gerekli tüm değişikliği yapacaktır.
-
Temel hak ve özgürlüklerin, sadece anayasal ve yasal güvenceye alınması
ile yetinmeyip, fiilen uygulanması ve siyasal kültürümüzün yerleşik bir
boyutu olarak güçlenmesi yönünde çaba sarf edecektir.
-
Temel hak ve özgürlükler konusunda, toplumun değişik kesimlerinin sorunlarına
ve taleplerine karşı duyarlı olacak, bu alanda çifte standartlara, kısır
çekişmelere ve siyasi istismarlara izin vermeyecektir.
-
İşkence başta olmak üzere, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan
tüm insan hakları ihlallerinin üzerine kararlılıkla gidecektir.
-
Mülkiyet hakkını, düşünce, ifade, inanç, teşebbüs ve örgütlenme özgürlüğünü
sınırlayan hükümleri, evrensel hukuk ve özgürlük anlayışı içinde dikkate
alınarak yeniden düzenleyecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Türkiye'de demokrasi ve piyasa ekonomisinin yerleşmesine bağlı olarak
sivil toplum güçlenmektedir. Toplum çoğu alanlarda devletin önüne geçmekte,
kamu kesiminden daha kaliteli mal ve hizmetler üretebilmektedir.
Hükümetimiz, insan haklarına dayanan ve eksiksiz işleyen demokratik
bir yönetimin hayata geçirilmesi için sivil toplumun güçlenmesini ve "yönetişim"
anlayışı içinde etkili bir kamuoyu denetimini kaçınılmaz görmektedir.
Hükümetimiz sivil toplum kuruluşlarının yönetime daha aktif katılımı
ile temsili demokrasinin katılımcı demokrasiye doğru gelişmesine katkı
sağlayacaktır. Böylece vatandaş, sadece seçimden seçime değil, güncel gelişmeler
içinde iradesini yönetim sürecine yansıtma fırsatı kazanacaktır.
Hükümetimiz, tüm sivil toplum örgütlerine eşit mesafede duracak, sivil
toplum örgütleri arasında diyalogu ve işbirliğini destekleyecektir.
Hükümetimiz, yönetime katılımı engelleyen yasal ve idari etkenleri kaldırarak,
kamu yönetimine sivil toplumun daha aktif katılımını sağlayacaktır. İş
dünyası, sendikalar, meslek odaları, çiftçi örgütleri ve gönüllü kuruluşların
sorunlarını, hizmet alanlarındaki kamu görevlileri ile birlikte çözmelerini
kolaylaştırıcı mekanizmaları geliştirecektir.
Hükümetimiz, çoğulcu demokrasi ve rekabetçi piyasa anlayışının bir gereği
olarak, modern toplumlarda doğru bilgi edinme ve denetim görevi yürüten
medyanın çoğulcu ve rekabetçi bir yapıda gelişmesini savunur. Kamusal bir
hizmetin farklı taraflarını oluşturan siyaset ile medya ilişkisi, demokratik
değerlere ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir diyalog içinde yürütülecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Sürdürülebilir kalkınma; çevreye duyarlılık ve demokratik yönetim gibi
unsurları da içermektedir. Sadece kişi başına düşen geliri artırmak veya
fiziki şartları iyileştirmek kaliteli yaşam için yeterli değildir. İnsanların
ekmek kadar, kendilerini gerçekleştirecek özgürlüğe de ihtiyaçları vardır.
Hükümetimiz, kalkınmayı, devletin tek yanlı iradesini yansıtan bir toplum
mühendisliği olarak değil, toplumun çoğulcu yapısına saygılı demokratik
bir arayış olarak görmektedir. Demokratikleşme ve kalkınma birbirinin alternatifi
değil, bir arada yürümesi gereken ve birbirlerini destekleyen süreçlerdir.
Sayın Milletvekilleri,
Kamu yönetiminde tepeden inmeci ve tek yönlü anlayışlar terk edilecektir.
Bu bağlamda, devlet-toplum diyaloguna ve eğitim, sağlık, çevre gibi sosyal
boyutu olan hizmetlerde, işbirliğine dayanan modeller geliştirilecektir.
Devlet-piyasa-toplum birbirlerinin alternatifi değil, tamamlayıcılarıdır.
Sürdürülebilir hızlı bir kalkınma ancak bunların oluşturacağı sinerji ile
sağlanabilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Demokratik ülkelerde; hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının
açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel veya örgütlü olarak hak
ve özgürlüklerin kullanılması ve idarenin hukuka bağlılığının sağlanması
temel değerlerdir. Bu değerlerin hayata geçirilmesiyle toplumda barış ve
birlik sağlanacak toplumun kamu yönetimine güveni kalıcı olarak tesis edilecektir.
Hukuk ve adalet anlayışımız gereği, hukukun üstünlüğü içinde devletin
topluma ve bireylere dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din ve mezhep aidiyeti gibi sebeplerle ayırım gözetmesi söz konusu
olmayacaktır.
Mevzuatımızdaki pek çok yasakçı hükümler nedeniyle, ülkemiz hukuk devletinden
çok kanun devleti görünümü vermektedir. İktidarımız süresince tüm çalışmalarımız,
ülkemiz hukukunu evrensel hukuk ilkelerine uygun hale getirmek, temel hak
ve özgürlükler rejimini evrensel standartlara çıkarmak, ülkemizi gerçek
anlamda bir hukuk devleti yapmak, hukukun üstünlüğünü hakim kılmak ve uluslararası
camiada saygın bir yer kazandırmak olacaktır.
İnsan haklarının evrensel düzeye çıkarıldığı ve kullanıldığı, hukukun
üstünlüğünün gerçekleştirildiği ve demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla
işlediği hukuk sistemini oluşturmak için, iktidarımız süresince gerçekleştireceğimiz
temel düzenlemelerden bazıları şunlar olacaktır;
Artık ülkemize dar
gelen yürürlükteki Anayasa yerine katılımcı ve özgürlükçü yeni bir Anayasa
hazırlayacağız. Yeni Anayasamız güçlü bir toplumsal meşruiyete sahip, başta
AB olmak üzere uluslararası normlara uygun, bireyin hak ve özgürlüklerini
üstün tutan, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi esas alan demokratik hukuk
devleti anlayışını taşıyacaktır. Şekil açısından ise kısa, açık ve anlaşılır
olmasına özen gösterilecektir.
Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı gibi adil yargılanma ilkesine aykırı
olan yargı kademeleri kaldırılacaktır.
Siyasi partileri
halka açmak, halkın partiler üzerindeki denetim ve etkinliğini artırmak,
parti içi demokrasiyi ve şeffaflığı sağlamak ve istikrarı bozmayacak şekilde
temsilde adaleti sağlamak üzere Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunları,
tüm kesimlerin üzerinde mutabakatı aranarak değiştirilecektir.
Amacımız şiddet,
baskı ve suçtan arınmış, özgürlüklerin nimetlerinden yararlanan ve korkunun
olmadığı bir barış toplumu haline gelmektir. İhtilafları çıkmadan önlemek
amacıyla "Koruyucu Hukuk" uygulamaları başlatılacak, ayrıca ihtilafların
dostane çözüm yolları ile çözümlenmesi anlayışı yerleştirilecektir.
Türk Ceza Kanunumuz
çağın ihtiyaçlarına cevap verememekte, korunan değerler bakımından büyük
haksızlıkların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, yeni bir Ceza
Kanunu hazırlanacaktır.
Türk Ticaret Kanunu,
İcra İflas Kanunu ve İş Kanunu gibi temel kanunlarımız çağdaş gelişmeler
ve AB normları dikkate alınarak güncelleştirilecektir.
Sayın Milletvekilleri,
Yargı gücünü kullananların görevlerini yasaların emrettiği doğrultuda
tarafsız olarak kullanmaları kişi hak ve özgürlüklerinin en önemli teminatıdır.
Hükümetimiz, yargı yetkisini kullanan kişi ve kurumların bağımsız ve tarafsız
karar vermelerini sağlayacak bir yargı reformunu gerçekleştirmek için;
Anayasa ve yasalardaki
yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatı ile bağdaşmayan hükümler değiştirilecek,
hakimlerin tarafsızlığını ve hukukun siyasallaşmasını engelleyen önlemler
alınacaktır.
Yargı hatalarından
dolayı mağdur olanların zararlarının tazmini için bütçeden kaynak ayrılacaktır.
Basında ve kamuoyunda
etkili kişi ve organların yargıyı etkilemek suretiyle, adaleti yanıltmaya
yönelik faaliyetlerine engel olucu nitelikteki düzenlemelerin uygulanması
sağlanacaktır.
Sayın Milletvekilleri,
Adalet sistemi çok yavaş işlemekte, bu durum adalete güven duygusunu
zayıflatmaktadır. Vatandaşlarımız kimi zaman haklarını mahkemelerde aramak
yerine "ihkâk-ı hakka" kalkışmakta, ya da yargı dışı organizasyonları devreye
sokmakta veya umutsuz bir şekilde hak aramaktan vazgeçerek haksızlığa boyun
eğmektedir. Tam ve zamanında adaletin tesisi için:
Davaların kısa sürede
sonuçlandırılmasını sağlayacak şekilde yargılama usullerinde basitliğe,
makul maliyet ve ispatta kolaylığa imkan verecek düzenlemeler yapılacaktır.
Bu kapsamda özellikle hak mahrumiyetlerine neden olan süreler yönünden
açıklık ve basitlik sağlanacaktır.
Adliye teşkilatı,
çeşitli derecelerdeki mahkemelerin görev ve yetki alanları, adaletin hızı
ve kalitesini artıracak şekilde yeniden düzenlenecek, teşkilatlanmada "mülki"
yapılanmadan çok "nüfus" ve "iş yükü" kriterleri esas alınacaktır.
Örgütlü suçlar,
terör suçları, ekonomik suçlar gibi alanlarda ihtisaslaşmış yeni mahkemeler
kurulacak, çocuk mahkemeleri, tüketici mahkemeleri ve aile mahkemeleri
gibi ihtisas mahkemelerine ilişkin düzenlemeler gözden geçirilerek yaygınlaştırılacaktır.
Yargıtay'ın iş yükünü
hafifletmek ve yargı sürecini hızlandırmak için "İstinaf Mahkemeleri" kurulacaktır.
Adliye teşkilatımızın
hakim, savcı ve yardımcı adalet personeli açığı kısa sürede kapatılacak,
bilgi teknolojisinden yararlanacak şekilde gerekli donanıma sahip kılınacaktır.
Vatandaşların devlet
kuruluşları ile olan ihtilaflarının yargı yoluna başvurulmadan çözümlenmesi
için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılarak, kamu görevlilerinin
sorumluluktan kaçarak yapmaları gereken işleri yargıya havale etmeleri
önlenecektir.
Maddi imkansızlıkları
nedeniyle hak arama özgürlüğünden yararlanamayanlar için öngörülen "adli
yardım" müessesesine işlerlik kazandırılacaktır.
Bir İdari Usul Kanunu
çıkarılarak idari işlemlerin yapılmasındaki yetki ve sorumluluk belirsizlikleri
giderilerek işlemlere açıklık kazandırılacak, denetim kolaylığı sağlanacaktır.
Adliyeler, çağın
gelişmelerine ve hizmetin gereklerine uygun bir şekilde modern araç ve
gereçlerle donatılacaktır. Mahkemelerin elektronik arşiv imkanlarından
yararlanması sağlanarak gerekli bilgi ve belgeler ile emsal kararlara zamanında
erişim mümkün hale getirilecek, yargı organları arasında kurulacak bir
bilgi ağı ile adli sistemi bilgi toplumuna taşıyacak bir düzen oluşturulacaktır.
İnfaz mevzuatı çağdaş normlara uygun hale getirilecek, modern bir örgütlenme,
yeterli sayıda personel ve fiziki imkanların sağlanmasıyla ceza ve tutukevlerinin
sorunları çözülecektir.
Bu çerçevede;
İnfaz hizmetlerinde,
tutuklu ve hükümlülerin kaldığı mekanlar ayrılacak, ceza infaz kurumlarının
personel ve fiziki alt yapı yetersizlikleri giderilecektir. Hazırlanacak
yeni infaz kanununda tutuklu ve hükümlülerin asgari hakları belirlenecek
ve alternatif ceza infaz yöntemleri geliştirilecektir.
Adli sicil kayıtlarının
tutulmasında daha düzenli bir sisteme geçilecek, sabıka kayıtlarının silinmesindeki
ihmallerin hak mahrumiyeti doğurması engellenecektir.
Kişilerin idari
kararlarla kamu haklarından mahrum bırakılmalarının önüne geçilecek, kamu
haklarından mahrumiyette yargı kararı zorunlu hale getirilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Küreselleşme ve bilgi toplumuna dönük gelişmeler, geleneksel devlet
ve yönetim yaklaşımlarını büyük ölçüde geçersiz hale getirmiştir.
Hükümetimiz, bu yeni süreçte devletin, ekonomiye doğrudan müdahale ve
üretim yapması yerine, politika oluşturma, altyapı ve kaynak yaratma, standart
koyma ve denetim yapmasından yanadır.
Hükümetimiz,
-
Hükümetin ve kamu yöneticilerinin hesap verme sorumluluğunu geliştirecek
ve gözetecek mekanizmaları kuracak,
-
Katılımcılığı, kamu kesimi ile toplum arasında diyalogu ve işbirliğini
besleyecek, etkin bir mekanizma olarak destekleyecek,
-
Yönetim ve karar alma sürecinin her aşamasında toplam kalite anlayışını
benimseyecek, belirsizlikleri azaltacak, "öngörülebilir" bir yönetim sağlayacak,
-
Kamu kaynaklarının kullanım ve aktarımlarını toplumun bilgisine açarak,
yolsuzluklara imkan vermeyen şeffaf bir devlet anlayışını yerleştirecektir.
Bu gelişmeler çerçevesinde Devletin rolü;
-
Adaleti tesis etmek,
-
İç ve dış güvenliği sağlamak,
-
Makro düzeyde, esnek ve katılımcı özelliklere sahip stratejiler geliştirmek,
-
Makro ekonomik dengeleri ve istikrarı sağlamak,
-
Gelir dağılımı başta olmak üzere sosyal ve bölgesel dengesizlikleri gidermeye
yönelik tedbirleri almak,
-
Eğitim ve sağlıkla ilgili temel hizmetleri yürütmek,
-
Temel altyapı hizmetlerini yapmak ve yaptırmak,
-
Koyduğu standartlara göre denetim yapmakla sınırlı kalacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Kamu yönetimi sistemimizin çağdaş bir yönetim anlayışına uygun bir yapıya
kavuşturulması gerekmektedir. Hükümetimiz bu dönüşümü sağlamak kararlılığındadır.
Bu kapsamda;
Merkeziyetçi ve katı hiyerarşik yapıların aşılması bakımından;
-
Ulusal öncelikler ile yerel farklılıklar barıştırılarak kamu hizmetlerinin
yerinden karşılanması temel ilke olacak, merkezi yönetim tarafından yürütülmesi
zorunlu olmayan hizmetler, kaynaklarıyla birlikte yerel yönetimlere devredilecektir.
-
Yerel düzeyde demokratikleşmeye önem verilecek, seçimlerle oluşan yerel
organlar üzerindeki merkezi idarenin denetimi, hukuka uygunluk denetimi
ile sınırlandırılacaktır.
-
"Devlette Genel Kurumsal Gözden Geçirme" çalışması yapılarak, bakanlıkların
sayısı ve ölçekleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar ile diğer kamu kuruluşlarının
bir bütün olarak görevleri yeniden tanımlanacaktır.
-
Merkezi yönetimdeki gereksiz kuruluşlar elenecek, benzer işlevler gören
yapılar birleştirilecek ve kuruluş içi yönetim kademeleri azaltılarak işlemler
basitleştirilecektir.
Toplumsal denetim ve katılımın artırılması bakımından;
-
Bilgi edinme hakkı, toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılacak ve bunu
sağlamak için "Vatandaşın Bilgi Edinme Hakkı Kanunu" çıkarılacaktır.
-
Yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanılarak, kamu kuruluşlarının
hizmet ve işlemleri halka duyurulacak, yönetimde şeffaflık sağlanacaktır.
-
Kamuda verimliliğin artırılması ve şeffaflığın sağlanması için hizmet birimlerinin,
parlamentoya ve kamuoyuna performans raporu sunmaları yönünde çalışmalar
başlatılacaktır.
Kırtasiyecilik, şekilcilik ve verimsizliğin azaltılması bakımından;
-
Vatandaşa doğrudan hizmet sağlayan alanlarda mevzuat ve idari usuller sadeleştirilecektir.
-
Kamu kuruluşlarında bilgi ve iletişim teknolojileri azami ölçüde kullanılarak,
e-Devlet uygulaması yaygınlaştırılacaktır.
-
Kamu yönetiminde "beyana güven ilkesi" geliştirilerek, aksi kanıtlanana
kadar vatandaşın beyanı doğru kabul edilecek, bu ilkeyi suistimal edenlere
verilecek cezalar caydırıcı hale getirilecektir.
-
Yatırımcının önündeki bürokratik engeller kaldırılacak, mükerrer belge
ve bilgi talepleri önlenecektir.
Örgütsel büyüme ve hantallığın giderilmesi bakımından;
-
Kamu personeli eğitilecek, geçici ve nitelik gerektirmeyen işler için ilave
personel alımı önlenecektir.
-
Kuruluş içi, kuruluşlar arası ve bölgeler arası personel dağılımı yeniden
düzenlenerek, vatandaşa doğrudan hizmet verilen noktalardaki personel açığı
giderilecektir.
-
Kamuda yöneticiler ile çalışanlar arasında yapılacak sözleşmelerle performans
yönetimi geliştirilecek, uzun vadede performansa dayalı ücret sistemine
geçilecektir.
Kayırmacılığın ve yozlaşmanın önlenmesi bakımından;
-
Personel alımında objektif kriterler getirilecek, terfilerde liyakat ve
fırsat eşitliği esas alınacaktır.
-
Ulusal düzeyde "Ekonomik ve Sosyal Konsey" etkin olarak çalıştırılacak,
bölgesel ve yerel düzeyde özel kesimin ve sivil toplum örgütlerinin kamu
yöneticileri ve siyasi yetkililer ile bir araya geleceği benzeri yapılar
geliştirilerek yaygınlaştırılacaktır.
|