|
58. Hükümet Programı şöyle: (2)
Değerli Milletvekilleri,
Merkezi idare reformuna Başbakanlıktan başlanmış olup, Başbakanlığa
bağlı kuruluşlar, ilgili icracı bakanlıklara devredilmiş ve Başbakanlık
önemli oranda icracı bir bakanlık olmaktan çıkarılmıştır. Başbakan'a yardımcı
olacak Devlet Bakanlarının sayısı azaltılmış ve böylece Bakanlar Kurulu
Başbakan dahil 25 Bakandan teşekkül ettirilmiştir.
Hükümetimizin reformist yapısını ortaya koyan bu ilk icraatlar, toplumun
geniş kesimlerinde takdir görmüş ve piyasalarda güvenin oluşumuna katkıda
bulunmuştur. Bu çerçevede,
Ekonomi yönetimi
tek bir çatı altında toplanacak,
Mevcut Hizmet Bakanlıklarının
sayısı, ölçüleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar bir bütün olarak ele alınacak,
merkezi idare reformunun en önemli uygulaması olarak bakanlıkların görev
ve yetkileri yeniden tanımlanacaktır.
Gizlilik dereceli
az sayıdaki kararlar hariç, bütün hükümet kararları Resmi Gazete'de yayımlanarak
aleniyet sağlanacaktır.
Makro politikaları
oluşturma yetkisi hükümetlerde kalmak şartıyla, bağımsız ve özerk kurumlar
ve kurullar düzenleme ve denetleme işlevini sürdürecek; özerk kurumların
kamuoyuna, hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne düzenli bilgi vermeleri
sağlanacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Katılımcı ve çoğulcu demokrasi ve yönetimde etkinlik ilkeleri doğrultusunda,
Hükümetimiz döneminde kapsamlı bir yerel yönetim reformu gerçekleştirilecektir.
Yerel Yönetim Reformu
çerçevesinde, merkezi idare ile yerel idareler arasında görev, yetki ve
kaynak paylaşımı, üniter devlet anlayışımıza dayalı olarak, etkinlik, verimlilik
ve çağdaş yönetim ilkelerine uygun olarak yeniden belirlenecektir.
Avrupa Yerel Yönetimler
Özerklik Şartı'nda belirtildiği gibi, merkezi idarenin görev ve yetkileri
tek tek belirlenecek ve bunun dışında kalan tüm görevler yerel yönetimlere
bırakılacaktır. Bu çerçevede, merkezi idare politika belirleme, standart
oluşturma, denetleme ve eğitim faaliyetlerinden sorumlu olacak, uygulamaya
yönelik görev, yetki ve kaynaklar yerel yönetimlere devredilecektir
Yerel yönetimler;
merkezi idarenin belirleyeceği ilke ve standartlara, ulusal ve bölgesel
planlara uygun olarak mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması konularında
kendi kararlarını alan, kaynaklarını oluşturan, uygulayan ve vatandaşların
denetimine açık çağdaş idari birimler olarak yeniden yapılandırılacaktır.
Mahalli idareler
insan kaynakları ve mali açıdan güçlendirilecek, İl Genel Meclisleri katılımı
artıracak şekilde yeniden yapılandırılacak ve gerçek anlamda birer yerel
meclise dönüştürülecektir
Büyükşehir Belediyesi
kurulması objektif kriterlere bağlanacaktır. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri
arasındaki görev-yetki paylaşımı, hizmetlerde aksamaya yol açmayacak şekilde
yeniden düzenlenecektir.
İl İdareleri yeniden yapılandırılarak;
Bakanlıkların taşradaki
görev ve yetkileri, Valiliklere ve İl Özel İdarelerine devredilecektir.
Yerel tercihler dikkate alınarak, sağlık, eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma,
turizm, çevre, köy hizmetleri, tarım, hayvancılık, imar ve ulaşım hizmetlerinin
il düzeyinde karşılanması sağlanacaktır.
Hizmeti etkin bir
şekilde götürecek ölçeğe sahip alt bölgeler bazında Bölgesel Kalkınma Kurumları
oluşturulacak, ulusal stratejilerle uyumlu, bölge potansiyeline odaklı
bir yaklaşımla bölgesel kalkınma plan ve programları uygulanacaktır.
İl İdareleri ulusal
strateji, bölgesel plan ve bakanlıkların oluşturduğu politikalar ve ilin
ihtiyaçları çerçevesinde plan, program ve uygulamalar yapacaktır.
Ulusal ölçekte stratejik
bir değer taşıyanlar dışındaki tüm hazine arazileri belediye sınırları
içinde belediyelere, diğer bölgelerde ise il idarelerine devredilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimiz, ekonomik faaliyetlerin nihai amacının insanların yaşam
kalitesinin yükseltilmesi olduğuna inanır.
Milletimizin teşebbüs gücü, ekonomik gelişmenin en önemli kaynağıdır.
Devletin ekonomideki temel rolü, piyasalarda serbest rekabet koşullarını
sağlamak ve teşebbüs gücünün önündeki engelleri kaldırmaktır.
Hükümetimiz'in en önemli hedefi, devlete olan güveni yeniden inşa etmektir.
Devlet, yapacağı düzenleme ve denetimlerle, serbest piyasa sisteminin işleyişindeki
aksaklıkları giderecek, verimliliği artıracak, sistemin kötüye kullanılmasını
önleyecektir.
Avrupa Birliği'ne tam üyelik, ekonomik ve demokratik gelişimin sağlanması
bakımından öncelikli hedefimizdir. Öte yandan AB'nin sunduğu ekonomik ve
demokratik standartlar, yasal ve kurumsal düzenlemeler, tam üyelik şartına
bağlı olmaksızın desteklenecektir.
Tarihi, coğrafi ve ekonomik bağlarımızdan kaynaklanan diğer bölgesel
entegrasyonlar ve komşu ülkelerimizle ekonomik işbirliği çabaları da AB'nin
tamamlayıcısı olacak bir anlayış içinde sürdürülecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Uygulanan yanlış programlar ve yönetim hataları yüzünden gerekli reformlar
yapılamadığı için ülkemiz, yüksek enflasyon, büyük bir kamu borç stoku,
düşük büyüme ve dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik gibi ciddi sorunların
içine düşmüştür.
Hükümetimiz, enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, kamu borç stokunu
düşürmek, yüksek ve istikrarlı bir büyüme performansına ulaşmak için yürürlükteki
ekonomik programın aksayan ve yetersiz bölümlerini de dikkate alarak toplumumuzun
desteğini alacak yeni bir ekonomik program uygulayacaktır.
Türkiye'de özellikle son dönemlerde uygulanan kamu açıklarına dayalı
ve sadece sıcak para girişi ile desteklenen büyüme modelinin daha fazla
sürdüremeyeceği açıktır. Büyümeyi sağlayacağımız temel kaynaklar; verimlilik
artışı, atıl üretim faktörlerinin harekete geçirilmesi, uluslararası ölçekte
rekabet edebilir mal ve hizmet üretimi ile doğrudan yabancı sermaye girişi
olacaktır.
Hükümetimizin uygulayacağı maliye politikasının temel önceliği, mali
disiplini sağlayarak, borç stokunu sürdürülebilir seviyeye indirmek ve
makro ekonomik istikrarı koruyacak faiz dışı fazlalığı vermektir. Faiz
dışı fazlanın büyüklüğü, borç stokunun sürdürülebilir bir yapıda gelişmesine
imkan verecek düzeyde belirlenirken, bileşimi, ekonomik verimlilik, büyüme
ve sosyal politikalar dikkate alınarak şekillendirilecektir. Bu kapsamda,
faiz dışı fazla hedefi içinde kalmak şartıyla, verimsiz harcamalar kısılarak
üretken harcamaların artırılması veya ekonomik aktiviteyi canlandıracak
vergi indirimlerine gidilmesi gibi önlemler dikkatle değerlendirilecektir.
Kamu borç stoku kabul edilebilir ve sürdürülebilir seviyelere indirilecektir.
Bunu sağlamak için; faiz dışı dengede fazla verilmeye devam edilecek, özelleştirme
hızlandırılacak, ilave gelir kaynakları bulunacak, ekonomide istikrarlı
bir büyüme sağlanacak ve reel faiz oranlarının hızla makul düzeylere gerilemesi
için gerekli güven ve istikrar ortamı oluşturulacaktır.
Kamu borç stokunun azalmasıyla, kamunun finans sektöründeki fonları
emmesi sona erecek, finans sektöründeki kaynaklar özel sektör kuruluşlarına
yönlendirilecektir. Böylece yatırım, üretim ve istihdam artışı sağlanacaktır.
Para politikasında kısa dönemde enflasyonu düşüren, orta vadede ise
fiyat istikrarına öncelik veren strateji sürdürülecektir. Merkez Bankası'nın
bağımsızlığı korunacaktır. Enflasyonda kalıcı bir düşüşe ulaşılması ve
para politikasına güvenin tesis edilmesini müteakip, para politikası uygulamasında
Merkez Bankası, fiyat istikrarıyla çelişmemek kaydıyla, büyüme ve istihdamın
sağlanmasını da dikkate alacaktır.
Döviz kurlarında öngörülebilirliği sağlamak amacıyla, dövizde vadeli
işlemler piyasası geliştirilecektir. Siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanmasıyla
paralel olarak kurlarda da istikrar sağlanacaktır.
Dalgalı kur politikasına devam edilecektir. Ancak, Merkez Bankası, döviz
piyasalarındaki makro ekonomik temellerle bağlantısı olmayan ve spekülatif
nitelikli dalgalanmalara daha duyarlı bir biçimde müdahale edecektir. Döviz
kurunda sağlanacak istikrarın, açık pozisyon oluşturarak kar elde etme
şeklinde istismarını önlemek için, bankaların açık pozisyonlarının Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Merkez Bankası tarafından sıkı bir biçimde
kontrol edilmesi sağlanacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Yapacağımız yapısal reformlar makro ekonomik istikrarı kalıcı kılacak,
ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını, verimliliğini ve rekabetini artıracak
ve üretim potansiyelimizin tam olarak kullanımını sağlayacaktır. Bu reformlar,
tüm toplum kesimlerinin katılımı sağlanarak ve ülke koşulları dikkate alınarak
süratle hayata geçirilecektir.
Hükümetimizin ekonomide gerçekleştireceği yapısal reform programı;
-
Kamunun yeniden yapılanması,
-
Kamu harcamalarında disiplin, tasarruf ve şeffaflığın sağlanması,
-
Özelleştirmenin hızlandırılması,
-
Yerli ve yabancı yatırımlar için ortamın iyileştirilmesi,
-
Mali sektör ve sosyal güvenlik sisteminin ıslahı,
-
Tarımda yeniden yapılanma ve verimliliğin artırılması,
gibi alanları kapsayacaktır.
Parasal ve mali disiplinin sağlanmasının yanında, yapısal reformların
uygulanması, ülkemizde güven ortamını oluşturacak ve belirsizlikleri azaltacaktır.
Buna bağlı olarak enflasyonda ve reel faizlerde kalıcı bir düşüş sağlanacaktır.
Makro ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik para ve maliye politikalarına
ilaveten, reel sektörün canlanması için gerekli destek verilecek, üretim,
yatırım, ihracat ve istihdamın artırılmasıyla birlikte arzulanan büyüme
seviyesine ulaşılacaktır.
Hükümetimiz, üstlendiği sosyal sorumlulukların gereği olarak, krizden
olumsuz etkilenmiş kesimlerle yakından ilgilenecek, sosyal yardım projelerini
uygulamaya koyacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Resmi verilere göre, nüfusumuzun yüzde 15'i açlık sınırının altındadır.
Hükümetimiz, insan haklarına ve Anayasaya aykırı olan bu acı tabloya kayıtsız
kalmayacaktır. Hükümetimiz, uygulayacağı sosyal politikalar çerçevesinde
bu acil sorunun çözümüne öncelik verecektir.
Hükümetimiz, açıkladığı ekonomik programların arkasında güçlü bir siyasi
irade ile duracaktır. Böylece, ekonomide şiddetle ihtiyaç duyulan güven
ve öngörülebilirlik çok kısa bir zamanda sağlanacaktır.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimizin vergi politikaları ekonomik programı ve kamu kesimi dengelerini
göz önünde bulunduran, reel sektörü ve sosyal politikaları dikkate alan
bir anlayış içinde uygulanacaktır. Bu çerçevede, vergi sitemimizin sağlıklı
bir yapıya kavuşturulabilmesi için kapsamlı bir vergi reformu yürürlüğe
konulacaktır.
Yapılacak bu reformun çıkış noktası vergide adalet ve ödeme gücü ilkeleri
olacak, bu ilkelerin ve sağlıklı bir vergi yapısının sadece vergi kanunlarında
yapılacak düzenlemelerle gerçekleşmeyeceği, uygulamanın da aynı ölçüde
önemli olduğu ve bu alanda yapılması gereken çok şey bulunduğu gözden uzak
tutulmayacaktır.
Uygulayacağımız ekonomik programın önemli bir ayağı da, kamu harcamaları
reformu olacaktır. Etkin, verimsiz ve şeffaf olmayan kamu harcama sistemimizin
iyileştirilmesi için yapılacak kamu harcama reformu şu dört hedefe yönelecektir:
-
Makro ekonomik istikrarın sağlanması,
-
Kaynakların stratejik hizmet önceliklerine göre tahsisi,
-
Kamu hizmetlerinin tutumluluk, verimlilik ve etkinlik ilkelerine göre yürütülmesi,
-
Kullanılan mali yetkilerin hesabının verilerek saydamlığın sağlanması
Yeni mali yönetim anlayışımızl, kamu oyu ve halkımıza daha fazla bilgi
verilerek yolsuzluk ve savurganlık önlenmiş olacaktır. Bu yeni yaklaşım,
daha az kaynakla daha çok iş yapma imkanını sağlayacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Son yıllarda tasarruf sahipleri ile yatırımcılar arasındaki aracılık
işlevi zayıflamış, krizlere karşı kırılgan ve verimsiz çalışan ve ekonomik
krizlerden önemli ölçüde etkilenmiş olan bir finans sektörü ortaya çıkmıştır.
Finans sektörünün sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için uyguluyacağımız
politikaların temel hedefleri:
-
Üretken yatırımları, büyümeyi ve makro ekonomik istikrarı destekleyen,
-
Şoklara dayanıklı ve sağlıklı işleyen,
-
Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli fonları temin eden,
-
Mali sektörün büyümesini sağlayarak mali derinliği artıran,
-
Mali sistemde rekabet koşullarını oluşturan ve
-
Sistemin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlayan
bir finansal sistem oluşturmaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) bir çoğu faaliyette bulundukları
sektörlerde tekel veya belirleyici konumdadır. Kamu mülkiyetinin avantajlarını
kullanarak riski olmayan bir ortamda çalışmaları, piyasa mekanizmasının
işleyişini bozmaktadır. Siyasi müdahaleler sonucu ekonomik rasyonelliğini
yitirerek kamuya yük haline gelen KİT'lerin özelleştirilmesi kaçınılmaz
hale gelmiştir.
Özelleştirmenin temel amacı, ekonomide serbest piyasanın daha iyi işlemesi
için gerekli koşulların oluşumunu sağlamak, etkinlik ve verimliliği artırmaktır.
Piyasa ekonomisinde kamunun iktisadi rolü, piyasa mekanizmasının iyi çalışması
için gerekli düzenleyici ve denetleyici mekanizmaları oluşturmaktır.
KİT'lerin özelleştirilmesinde kararlı olan Hükümetimiz, özelleştirme
süreç ve uygulamalarını hızlandırmaya yönelik politikalarını oluşturacak
ve gerekli tedbirleri alacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Yatırımlarda Devlet Yardımları ile Doğrudan Yabancı Yatırımlar hakkında
birer Çerçeve Kanun çıkarılacak ve yatırımcıların önündeki bürokratik ve
idari engeller kaldırılarak, yerli ve doğrudan yabancı yatırımlara yönelik
politikaların belirlenmesi yetkisi tek elde toplanacaktır.
Uygulamaların, gerektiğinde mahalli kurumlar ile meslek kuruluşu gibi
sivil toplum örgütleri tarafından yürütülmesi sağlanacaktır.
Kurulacak yeni sistem; yerel ve sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerilerine
açık olacak, esnek, pratik, zamanında ve yerinde müdahalelere imkan verecektir.
DPT Müsteşarlığı bünyesinde, Yatırımlarda Devlet Yardımları politikasını
belirleyecek, bütün kurum ve kuruluşlarca uygulanacak devlet yardımlarının
koordinasyonunu sağlayacak, uygulama sonuçlarını değerlendirerek AB'ne
bildirimde bulunacak yeni bir birim oluşturulacaktır. Böylece, tüm politikalar,
kalkınma planları ve yıllık programlar da dikkate alınarak tek elden tespit
edilecek, şekillendirilecek ve uygulama sonuçlarına göre bölgesel ve sektörel
bazda yeni tedbirler belirlenecektir
Halen teşvik belgesi kapsamında uygulanan ve gereksiz bürokratik işlemleri
içeren vergisel destek unsurları, AB mevzuatı ve diğer uluslar arası yükümlülüklerimiz
de dikkate alınarak ilgili Kanunlarda yapılacak değişiklikler ile teşvik
belgesiz ve otomatik olarak KOBİ'ler de dahil tüm yatırımlara uygulanır
hale getirilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Küreselleşmenin olumsuz etkilerinden korunmak, sektörel ve bölgesel
bağımlılıktan kurtulmak ve rekabet edilebilecek alanları belirlemek amacıyla,
özel sektör katılımı ile ihracata dönük bir stratejik planlama yapılacaktır.
İhracat teşvik mevzuatı, uzun dönemli stratejiye göre ilgili tüm kuruluşların
koordinasyonu sağlanarak revize edilecektir.
Üretilen ürünlerde daha fazla katma değer oluşturabilmek için kendi
markası ile ihracat yapan firmalar desteklenecektir.
İhracatçı firmaların rekabet gücünün artırılabilmesi için, istihdam
ve haberleşme üzerindeki yüksek vergiler düşürülerek ihracatçı firmaların
başta enerji olmak üzere girdi maliyetleri aşağı çekilecektir.
Sınır ticaretinin yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır.
Vadeli döviz piyasalarının oluşturulması ve ihracatçılara döviz kurlarını
sigorta ettirebilme imkanı getirilerek ihracatta belirsizliğin azaltılması
için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Eximbank yeniden yapılandırılarak, ihracat hamlemizin motoru haline
gelebilmesi için kaynak yapısı güçlendirilecek; bürokratik işlemler azaltılarak
basitleştirilecek ve özellikle teminat sorununu kolaylaştırıcı önlemler
alınacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Arz ve kaynak güvenliği ve çeşitliliğini sağlamak, ülkenin bu alandaki
yatırım ihtiyacını belirlemek ve ihtiyaç duyulan enerjinin ekonomik ve
güvenilir olarak temin edilebilmesi için uzun dönemli stratejiler ve politiklar
geliştirilcektir.
Elektrik enerjisi satış fiyatının ucuzlatılması ve özellikle sanayi
sektörüne ucuz enerji temin etmek üzere; elektrik üretim maliyetlerinin,
kayıp-kaçak oranlarının, verimsiz kullanımların ve satış fiyatlarının içindeki
fon ve payların düşürülmesine yönelik çalışmalar sürdürülecektir.
Enerji piyasasının rekabete açılması hızlandırılacaktır. Bu kapsamda,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
arasındaki yetki ve sorumluluk alanları netleştirilerek, Bakanlığın politika
belirleme yönü güçlendirilecek, uygulamaya ilişkin hususlar Enerji Piyasası
Düzenleme Kurulu'na bırakılacaktır. Bu kapsamda, elektrik enerjisi üretim
ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesi hızlandırılacaktır.
Yap-İşlet-Devret, Yap-İşlet, İşletme Hakkı Devri uygulamaları gözden
geçirilecek, özel sektör tarafından bir izne veya anlaşmaya dayalı olarak
yürütülen girişimlerle ilgili olarak yaşanan sorunlar en kısa sürede çözüme
kavuşturulacaktır.
Komşularımızdaki petrol ve doğal gazın dünya pazarlarına açılmasında
ülkemizin dağıtım terminali olma imkanları iyi değerlendirilerek Ülkemiz
enerjide bölgesel güç haline getirilecektir. Bu kapsamda, elektrik enerjisi
alanında Avrupa ve bölge ülkeleri ile elektrik alış verişine imkan sağlayacak
iletim altyapısının ve piyasa düzeninin geliştirilmesine önem verilecektir.
Özellikle, Hazar Bölgesi doğal gaz ve petrolünün ülkemiz üzerinden dünya
pazarlarına nakline yönelik politikalar sürdürülecektir.
Enerji üretiminde yerli kaynakları önceleyen bir enerji politikası geliştirilecektir.
Petrol ve doğal gaz politikalarımızın; dış politikamız ile uyumlu hale
getirilerek kardeş Orta-Asya ve Kafkasya ülkeleri ile ilişkilerimizde birleştirici
bir unsur olması sağlanacaktır.
Çevrenin bir değer ve maliyet unsuru olduğu dikkate alınarak, enerji
dönüşüm işlemleri sırasında ortaya çıkan kirleticiler titizlikle kontrol
edilecek ve çevrenin korunması amacıyla, temiz enerji kaynakları ve dönüşüm
teknolojisinden yararlanılacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Madencilik sektöründe; arama faaliyetlerine ağırlık verilerek ekonomik
olarak işletilebilir maden rezervlerimizin artırılması, sanayi ve enerji
sektörlerinin hammadde taleplerinin ucuz ve güvenli bir şekilde sağlanması
ve işlenmiş ürün ihracatımızın artırılması sağlanacaktır.
Bu amaç doğrultusunda;
Ruhsatı kamuya ait
maden sahaları tedricen özel sektöre devredilecek, maden arama ve işletme
aşamalarında bürokrasiyi azaltıcı tedbirler alınacaktır.
Yüksek bir pazar
potansiyeline ve mukayeseli üstünlüğe sahip olduğumuz, katma değeri yüksek
işlenmiş mermer ihracı desteklenecektir.
Endüstriyel minerallerin
arama, işletme ve son kullanımına ilişkin faaliyetlere önem verilecektir.
Maden üretiminde,
çevreye zarar verilmemesine büyük özen gösterilecektir.
Bor işletmeleri özerk
bir yapıya kavuşturulacak, Bor Araştırma Enstitüsü kurulacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Ulaştırma sektöründe Hükümetimizin birinci önceliği, ulaşımın alt sektörleri
arasındaki bütünleşmenin temini, ekonomik büyüme amacına en fazla katkının
sağlanması ve çevreyi tahrip etmeyen bir ulaştırma alt yapısının oluşturulmasıdır.
Bu amaçla, ülke ekonomisinin ve sosyal hayatın beklentilerine uygun ulaştırma
alt yapısını oluşturmak üzere, taşıma türleri arasında dengeyi sağlayacak
bir ulaştırma ana planı hazırlanacaktır.
Ulaştırma alt sektörlerinin tamamını ele alan bir ulaştırma bilgi sistemi
geliştirilecektir.
Hükümetimiz, ülkemizde yıllardır adeta kaderine terk edilen demir yollarımızın,
özel sektörle birlikte ve çağdaş işletmecilik anlayışı çerçevesinde geliştirilmesine
özel öncelik verecektir. TCDD Genel Müdürlüğü, bu amaçla yeniden yapılandırılacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Sürdürülebilir turizm politikasının gereği olarak, turizm alanındaki
tüm uygulamalarda doğal-kültürel ve sosyal çevrenin talep ve gereklerini
göz önünde bulunduran bir anlayış benimsenecektir.
Turizm sektöründe yönetim, yatırım ve pazarlama alanlarındaki tüm politikalar,
mevcut "ürün ve işletme" odaklı anlayıştan kurtarılarak, fiziki, kültürel
ve sosyal çevre uyumu içinde tasarlanmış "destinasyon" odaklı bir anlayışa
kavuşturulacaktır.
Turizm Bakanlığının, sektörel örgütlerin ve yerel yönetimlerin yetki,
sorumluluk ve ilişkileri, yukarıda ifade edilen anlayış içinde yeni bir
yasal çerçeveye kavuşturulacaktır. Bu düzenlemeler ile sektör örgütlerinin
ve yerel yönetimlerin yetki ve imkanlarını artıran mevzuat alt yapısı geliştirilecektir.
Bir turizm ülkesi olarak "Türkiye" markasının oluşturulmasına dönük
tanıtma projelerine önem verilecek, bu projelerin özellikle dış ticaret
ve yabancı sermaye politikalarımız ile koordinasyonu gözetilecektir.
Ülkemizin zengin turizm potansiyeli harekete geçirilerek dünya turizm
pastasında önemli bir yer tutan iş-kongre, fuar, spor ve kültür turizmi
alanlarında, dinlence turizminde edindiğimiz konuma gelmemizi sağlayacak
bir hamle başlatılacaktır.
İstanbul, sahip olduğu devasa turizm potansiyeli ile özel olarak ele
alınacak ve yerel yönetimlerle işbirliği halinde bu potansiyelin harekete
geçirilmesi için tüm katkılar sağlanacaktır.
Turizm yatırımları, "bölge geliştirme" anlayışı içinde, yabancı sermayenin
cezbedilmesinde başvurulacak önemli araçlardan biri olarak değerlendirilecektir.
Bu çerçevede, yabancılara mülk satışına imkan veren hukuki düzenlemeler
yapılacak, yeni turizm bölgeleri yaratılacak ve ülkemizin turizm gelirlerinde
kayda değer artışlar gerçekleştirilebilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Ne yazık ki, ülkemizde köylülerimiz ve çiftçilerimiz yıllarca ihmal
edilmiş, özellikle son yıllarda yaşanan derin ekonomik krizden tarımda
çalışan vatandaşlarımız çok olumsuz etkilenmiştir. Uygulanmakta olan ekonomik
program, maalesef bu kesimin problemlerine gerekli duyarlılığı göstermemiş,
çiftçilerimiz daha da zor duruma düşürülmüştür.
Türkiye'de tarım sektörünün GSMH içindeki payı yüzde 14'e gerilemiştir.
Öte yandan, toplam sivil istihdamın yaklaşık yüzde 40'ı tarım sektöründe
çalışmaktadır. Bu nedenle, tarım sektörü sadece ekonomik politikalar kapsamında
değil, öncelikli olarak sosyal politikalar kapsamında ele alınacaktır.
Tarım politikalarımızın temel hedefleri; ülkemizin temel gıda ürünleri
üretimi bakımından sadece kendi kendine yeterli olmakla yetinmemesi, uluslararası
piyasalarda rekabet edebilmesi, verimli tarım arazilerinin sürekli işlenir
halde tutulması ve tarımsal üretimde verimliliğin artırılmasıdır.
Bu temel hedeflere ulaşmak için aşağıdaki politikalar uygulanacaktır:
Fiyatların serbest
piyasada oluşması esas alınarak, üretimin piyasa koşullarındaki talebe
göre yönlenmesi sağlanacaktır. Devlet, tarım ürünlerinin ticaretini yapmayı
bırakacaktır.
Ürün borsalarının
gelişmesi desteklenecek, bu borsalarda vadeli işlemlerin başlatılması için
gerekli önlemler alınacaktır.
Tarımda devlet desteği,
her bölge ve her ürün için ayrı ayrı projeler kapsamında ele alınacak,
programlar uygulanırken ülkemizin gerçekleri göz önünde bulundurulacaktır.
Hayvancılık alanında ise;
Üretici örgütlenmeleri
teşvik edilecek, daha büyük ölçekteki işletmelerin oluşması sağlanacak,
böylece ölçekten doğan ekonomi elde edilecektir.
Entegre hayvancılık
işletmelerinin kurulması desteklenecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Ekonomi politikaları toplumun refahını artırmada ve insanlara kaliteli
yaşam koşulları oluşturmada zorunlu olmakla birlikte, tek başına yetersiz
kalmaktadır. Etkili sosyal politika uygulamaları ile birleşmeyen ekonomi
politikaları, toplumdan destek alamadığı için başarısız olmaktadır. Bu
nedenle, Hükümetimiz, ekonomik kalkınma politikalarını sosyal politikalarla
dengeli bir şekilde yürütecektir.
IMF ile birlikte uygulamaya konulan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programında
ağırlık finans sektörüne verilmiş ve sosyal boyut ihmal edilmiştir. Sonuç
olarak, sosyal politikalar alanında bir gelişme sağlanamadığı gibi, özellikle
dar gelirli kesim ekonomik krizden daha çok etkilenmiş ve bu zamana kadar
yaşanmayan bazı sosyal tepkilerle karşılaşılmıştır. Bu kesimleri krizin
etkisinden kurtarmaya yönelik bazı sosyal tedbirler alınmazsa gelecekte
ortaya çıkacak sosyal tepkilerin boyutunu tahmin etmek güç hale gelecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Son yıllarda, özellikle ekonomik krizlerin etkisiyle, kesimler arasındaki
gelir dağılımı büyük oranda bozulmuş, ücretlerde meydana gelen reel kayıp
ve artan işsizlik sonucu halkımızın refah düzeyinde önemli düşüşler meydana
gelmiştir. Krize karşı dayanma gücü aşınan yoksul kesimlerde sosyal huzursuzluklar
artmıştır.
Türkiye OECD ülkeleri içinde gelir dağılımı en bozuk ülkelerden biri
haline gelmiştir.
Özellikle kentlerde artan yoksulluk, geniş halk kitlelerinin ekonomik,
siyasal ve sosyal hayattan dışlanması ve giderek marjinalleşmesine neden
olmaktadır. Bu durum, kentlerde asayiş ve huzurun bozulmasına, zenginle
yoksullar arasındaki yaşam standardı farkının açılmasına, toplumsal kutuplaşmaya
ve "umutsuzluk" duygusunun yaygınlaşmasına neden olmaktadır.
Kesimler arası gelir dağılımındaki bozukluk yanında, bölgeler ve iller
arasındaki gelişmişlik farkları da artarak devam etmektedir.
Hükümetimiz, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve yoksullukla mücadele
politikalarının başarılı olabilmesi için "insan"ı ekonomik kalkınmanın
merkezine oturtmayı aynı zamanda "ahlaki" bir zorunluluk olarak görmektedir.
Bu anlayış içinde, gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele alanında aşağıdaki
politikalar hayata geçirilecektir.
Hükümetimizin uygulayacağı
ekonomik program ve politikalarda, "sosyal adalet" gözetilecek ve "insan"ı
merkeze koyan yeni bir kalkınma yaklaşımı benimsenecektir. Uygulanacak
ekonomik program, sosyal politikalarla uyumlu, sosyal bütünleşmeyi ve dayanışmayı
sağlayıcı, işsizliği azaltıcı ve yoksulluğu ortadan kaldırıcı nitelikte
olacak; ekonomik büyümeden elde edilecek nimetlerin adaletli bölüşümünü
sağlayacak insani bir yapı taşıyacaktır.
Çalışan kesimlerin
vergi yükü kademeli olarak hafifletilecektir.
Kapsamlı bir "yoksullukla
mücadele" programı uygulamaya konulacaktır.
Açlık sınırı altındaki
nüfusa götürülecek hizmetlerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi
için bir veri tabanı kurulacak ve açlık sınırının altındaki aileler belirlenecek
ve desteklenecektir.
Eğitimde fırsat eşitliğini
sağlamak ve sağlıklı bir nesil yetiştirme hedefleri doğrultusunda yoksulluk
sınırı altında olan ailelerin çocuklarına eğitim ve sağlık yardımları yapılacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Yolsuzluk, "kamu imkanlarının kişisel çıkarlar için kötüye kullanılması"dır.
Sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal ve her şeyden önemlisi ahlaki çöküntü
ve çürümüşlüğün ürünü ve göstergesi olan yolsuzluk, halkın bürokrasiye,
siyaset kurumuna ve genel olarak devlete ve adalete güven duygusunu zayıflatmaktadır.
Yolsuzluğun önlenmesinde temel öncelik, siyasetin ve kamu yönetiminin
yolsuzluktan arındırılması olacaktır. Bu mücadele yapılırken toplumun temiz
kalmış geniş kesimleri ve sivil toplum örgütleri sorunun çözümüne katılarak,
mücadele topluma mal edilecektir.
Kamunun kaynak dağıtım mekanizmalarında yolsuzluğun azaltılabilmesi
için vergi, ihaleler, devlet yardımları, krediler, teşvikler, sübvansiyonlar,
gümrük işlemleri, işe alma, terfi ve tayinlerde, siyaset-sermaye ilişkilerinde
şeffaflık sağlanarak siyasi kayırmacılık önlenecektir.
Yolsuzlukla mücadele çerçevesinde Hükümetimiz aşağıdaki önlemleri alacaktır.
Yolsuzluğun ahlaki
çürümüşlükle ilgisi dikkate alınarak, özellikle meslek ve iş ahlakı alanında
standartlar yükseltilecek, kamu yönetiminde en az teknik yeterlilik kadar,
dürüstlüğe de önem verilecektir.
Siyasetin finansmanının
şeffaf hale getirilmesi ve objektif kriterlere bağlanması için Siyasi Partiler
Yasasında gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Yolsuzluk ve usulsüzlük
konusundaki cezalar ağırlaştırılacak, hukuki süreç hızlandırılarak, yolsuzlukların
adalet sistemine gölge düşürmesi önlenecektir.
Kamu yönetiminde
gereksiz yere genişletilen "gizlilik kültürü" ile mücadele edilecek, kamunun
bütün iş ve işlemlerinde şeffaflık asıl, gizlilik istisna olacaktır. "Vatandaşın
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu" çıkarılacak ve kamu kuruluşlarının evrak akış
sistemleri ve karar alma süreçleri yeniden düzenlenecektir.
Kamuda denetim birimleri
arasındaki karmaşık yapı sadeleştirilecek, performans odaklı etkin bir
denetim yapılması yönünde tedbirler alınacak, denetime kapalı alanlar en
aza indirilecektir.
Kamudaki karar vericilerin
karar vermesini dahi engelleyecek boyuttaki hantal ve sonuca dönük olmayan
denetim sistemi, etkin ve sonuca dönük bir denetim yapısına dönüştürülecektir.
Türkiye'nin, Avrupa Konseyi çerçevesinde oluşturulan Yolsuzluğa Karşı
Devletler Grubuna (GRECO) katılımı sağlanacak, Konsey tarafından hazırlanan
Yolsuzluklar Hakkında Ceza Hukuku Sözleşmesi ile Yolsuzluklar Hakkında
Medeni Hukuk Sözleşmesi imzalanarak onaylanacaktır. Yolsuzlukların önlenmesinde
uluslar arası işbirliğine önem verilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Vatandaşlarına geçimlerini sağlayacak iş imkanları oluşturmak, çağdaş
devletin temel görevlerindendir.
Genç bir nüfusa sahip olan ülkemiz, artan nüfusa yetecek istihdam alanı
açamamaktan kaynaklanan "yapısal işsizlik" sorunu ile karşı karşıyadır.
Bu sorunların çözüme kavuşturulması ve işsizliğin azaltılması için aşağıdaki
tedbirler alınacaktır:
Ulusal ekonomi stratejisi
belirlenirken tam istihdam hedef alınacak, bu hedef gözetilerek ekonomik
büyümeye, reel sektör yatırımlarını artırmaya ve üretime dönük politikalar
geliştirilecektir.
Ülke gerçeklerine
ve teknolojik gelişmelere cevap verecek bir insangücü planlaması yapılacak,
mesleki ve teknik eğitime ağırlık verilecektir. Her yaştaki işsiz ve mesleksiz
kişilerin, ilgilerine, yeteneklerine ve fiziki özelliklerine uygun meslek
sahibi olabilmeleri amacıyla kısa süreli eğitim ve danışmanlık hizmetleri
etkin hale getirilecektir.
İstihdamdan alınan
vergiler ve primler gözden geçirilerek, gerekli önlemler alınmak suretiyle,
haksız rekabete yol açan kayıt dışı istihdam ve yabancı kaçak işçi çalıştırılması
önlenecektir.
İstihdam yaratmadaki
etkinlikleri ve esneklikleri, konjonktürel dalgalanmalara uyum kabiliyetleri,
bölgeler arası gelişmişlik ve gelir farklılıklarının giderilmesindeki önemleri
dikkate alınarak, KOBİ'lerin gelişmesi desteklenecektir.
Emek-yoğun bir sektör
olması ve beraberinde yüzü aşkın alt sektörleri harekete geçirmesi nedeniyle
inşaat sektörünü canlandırıcı önlemler alınacaktır.
|