|
58. Hükümet Programı şöyle: (3)
Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimiz, bir yandan bizi "biz" yapan kültürel değerlerin ve zenginliğin
korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması, diğer yandan
kültürel yozlaşmanın önlenmesini temel bir politika olarak benimsemektedir.
Yaşadığımız sıkıntıların çoğunun kaynağı ve çözümü eğitimde saklıdır.
HÜKÜMETİMİZİN eğitimde temel hedefi, büyük önder ATATÜRK'ün özdeyişinde
ifadesini bulan "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmektir."
Bu amaçla;
Her alanda olduğu gibi Türk Milli Eğitim sisteminde de insan merkezli
bir anlayışa geçmek üzere, toplumun ihtiyaçlarına ve çağdaş uygarlık gereklerine
göre yeniden yapılanma sağlanacaktır.
Çağdaş ve demokratik milli eğitim reformumuzun hedefi, evrensel standartlara
uygun bir yapılanma içinde,
-
Özgür düşünen ve bağımsız karar verebilen,
-
Yeniliklere açık,
-
Özgüven sahibi,
-
Hayata olumlu bakan,
-
Problem çözme, iletişim ve organizasyon yeteneği gelişmiş,
-
Bilim ve teknoloji üretebilen,
-
İçinde yaşadığı toplumun değerlerine duyarlı
bireylerin yetişmesine uygun koşulların ve fırsatların üretilmesi ve topluma
sunulmasıdır.
Ülkemizde nitelikli bir eğitim sağlanabilmesi için;
Dünyadaki yönetim
anlayışında meydana gelen değişime paralel olarak, eğitim politikalarının
belirlenmesinde ve hizmet sunumunda yerel idareler, özel sektör ve sivil
toplum kuruluşlarının inisiyatif ve katılımları sağlanacak; eğitimde yönetişimci,
demokratik bir anlayış sergilenecektir.
Önyargılı ve ezberciliğe
dayanan eğitim yöntemleri terk edilecektir.
Eğitim ve öğretimde
evrensel değerleri öne alan, insanı merkeze yerleştiren demokratik ve çağdaş
bir yaklaşım benimsenecektir Çağdaş eğitim yöntemleri ve teknolojileri
yakından izlenecek, özellikle öğrencilerin bilgisayar ve diğer teknolojik
araçları kullanma yeteneği kazanmasına özel bir önem verilecektir. Yaygın
ve örgün eğitimin her aşamasında e-eğitim yürürlüğe konacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı
merkez teşkilatı, eğitim hizmetlerinin etkili koordinasyonuna imkan verecek
şekilde yeniden yapılandırılacak; üst kademelerde toplanan yetkiler, alt
birimlere ve yerel birimlere dengeli olarak aktarılacak ve
yerel yönetimlerin
eğitimdeki rolü artırılacaktır.
Şüphesiz kültürümüzün
en önemli taşıyıcı unsuru güzel Türkçemizdir. Türkçe'nin sağlıklı bir mecrada
gelişmesi, işlenmesi ve gelecek nesillere daha zengin bir dil olarak aktarılması
için Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, Üniversiteler
ve diğer ilgili kesimlerce gerçekleştirilecek işbirliği ile Türk diline
gereken önem verilecektir.
Yurt dışında yaşayan
vatandaşlarımızın ve çocuklarının bir yandan kendi kültürleri ile bağlarını
sürdürecek, diğer yandan yaşadıkları ortamlarına uyum göstermelerine yardımcı
olacak uygulamalar geliştirilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Anayasamızda tanımlanan laiklik ilkesi ve din ve vicdan hürriyetine
etkinlik ve işlerlik kazandırılarak, dinin, dini duyguların veya dince
kutsal sayılan şeylerin siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlamak
amacıyla istismar edilmesi veya kötüye kullanılmasını önleyebilecek bir
din eğitimi ve öğretimi, Anayasamızda tanımlanan çerçevede etkinlik ve
verimliliğe kavuşturulacaktır. Böylelikle, hem vatandaşlarımızın din eğitimi
ve öğrenimi alanındaki beklentileri karşılanacak, hem de bu alanda yaşanan
suistimallere son verilmek mümkün olacaktır.
Öğretmenlik mesleğinin
toplumda hak ettiği itibarı yakalayabilmesi için öğretmenlerin niteliklerinin
yükseltilmesine paralel olarak çalışma şartları iyileştirilecektir.
Eğitimin her alanında
özel teşebbüs desteklenecek ve özel teşebbüsün eğitimdeki payı artırılacaktır.
Eğitimin her kademesinde
imkan ve fırsat eşitliği sağlanacak, herkese kabiliyeti ölçüsünde alabileceği
azami eğitim hizmeti sunulacaktır.
Mezunlarına yeterli
nitelik sağlayamayan mevcut orta öğretim sistemi yeniden ele alınarak mesleki
eğitim programları yaygınlaştırılacaktır.
Eğitim ve öğrenim
hakkının kullanılmasının önündeki engeller kaldırılacak, eğitim hayat boyu
sürecek bir süreç olarak kabul ve teşvik edilerek, kademeler arasında yatay
ve dikey geçiş imkanları sağlanacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Temel görevi özgürce bilgi üretmek, yaymak, ulusal ve uluslararası düzeyde
bilimsel araştırma ve incelemeler yapmak ve nitelikli bir eğitim-öğretim
vermek olan üniversitelerimiz, son yıllarda uygulanan yanlış politikalar
nedeniyle problem yumağı haline gelmiştir.
Hükümetimiz, üniversitelerin çağdaş anlamda öğretim ve araştırma kurumu
olmalarını sağlayacak düzenlemeleri gerçekleştirecektir.
Yüksek Öğretim Kurumu
(YÖK), üniversiteler arasında koordinasyon sağlayan, standartlar belirleyen
bir yapıya kavuşturulacak; üniversiteler idari ve akademik özerkliği olan,
öğretim elemanları ve öğrencilerin serbestçe bilimsel faaliyette bulunduğu,
araştırma ve öğretim kurumları düzeyine çıkarılacaktır.
Üniversiteler, her
çeşit düşüncenin demokratik bir ortamda, hoşgörü içinde öğretilip tartışıldığı,
yasakların ve sınırlamaların olmadığı özgür bir foruma dönüştürülecektir.
Üniversitelerin planlı
bir şekilde yurt düzeyinde daha yaygın hale getirilmesi sağlanacaktır.
Bunun için, yeni üniversitelerin kurulmasında mevcut potansiyelleri ve
imkanları da dikkate alan objektif kriterler geliştirilecektir.
Üniversitelerin bölgelerindeki
potansiyeller de dikkate alınarak belirli alanlarda ihtisaslaşmaları sağlanacaktır.
Mesleki ve teknik
eğitime talebi düşüren, haksız ve adaletsiz uygulamalara sebep olan mevcut
üniversiteye yerleştirme sistemi, yarışmayı teşvik edecek ve adaleti sağlayacak
şekilde değiştirilecektir.
Meslek eğitimi veren
meslek yüksek okulları, meslek standartlarına uyumlu niteliklere sahip
ara insangücü yetiştirecek bir şekilde yeniden ele alınacaktır.
Açık öğretim, her
yaştan ve meslekten insanın bir mesleği öğrenmesine ya da kendisini geliştirmesine
imkan veren çok yönlü eğitim kurumları olarak yaygınlaştırılacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Mevcut sağlık sistemimiz, kurumsal yapı, işleyiş, personel yapısı ve
dağılımı itibariyle ihtiyaca cevap veremeyecek hale gelmiştir. Hükümetimiz,
köklü değişiklikler yaparak herkesin ulaşabileceği nitelikli ve etkin çalışan
bir sağlık sistemini oluşturmakta kararlıdır.
Maalesef ülkemizde toplam nüfusumuzun ancak yüzde 81'i sağlık sigortası
kapsamına alınabilmiş olup, geri kalan yüzde 19'luk bir kitlenin herhangi
bir sağlık güvencesi bulunmamaktadır.
Etkin, ulaşılabilir ve kaliteli bir sağlık sistemi, nitelikli bir toplum
için vazgeçilmezdir. Devlet, herkesin temel sağlık ihtiyacını, gerekirse
özel sektörle işbirliği yaparak yerine getirmek zorundadır.
Mevcut sağlık sistemi bütün yönleriyle çağdaş gelişmelerin dışında kalmış,
maliyetler sistem kaçakları nedeniyle çok artmış, sağlık hizmetleri ulaşılamaz
hale gelmiş, standart birliği kalmamıştır. Sağlıklı bir nesil yetiştirebilmek
için, sağlık hizmetlerinin tüm vatandaşların ulaşabileceği bir yapıya kavuşturulması
kaçınılmaz hale gelmiştir. Sosyal güvenlik kuruluşlarının asıl yapması
gereken işlerini engelleyen sağlık işleri ile uğraşması, bu kuruluşları
da verimsiz hale getirmiştir.
Nitelikli bir sağlık hizmeti için;
Devlet hastanesi,
sigorta hastanesi, kurum hastanesi ayırımı kaldırılarak, hastaneler idari
ve mali yönden özerkliğe kavuşturulacaktır. Sağlık Bakanlığı, oluşturulacak
bu yeni sisteme göre yeniden yapılandırılacak, sağlık sektörüne rekabet
getirilecektir.
Sağlık hizmetinin
sunumu ile finansmanı birbirinden ayrılacaktır. Sağlık sigortası, uzun
vadeli sigorta kollarından çıkarılacaktır. Nüfusun tamamını kapsayacak
şekilde bir Genel Sağlık Sigortası Sistemi kurulacak, prim ödeme gücü bulunmayanların
primleri devlet tarafından ödenecektir.
Aile hekimliği uygulamasına
geçilerek, sağlam bir hasta sevk zinciri sistemi kurulacaktır.
Sağlık hizmetlerinin
yürütülmesinde bilişim teknolojisinden azami ölçüde yararlanılacak, sağlık
bilgi sistemi kurulacaktır.
Hasta Hakları Yönetmeliği
Dünya standartlarına göre yeniden düzenlenerek, hasta haklarının korunması
konusundaki hukuki eksiklik giderilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Geleneksel dayanışma kültürünün kaybolmaya yüz tuttuğu çağımız toplumlarında,
insanların bu gününü ve geleceğini güvencede hissetmelerini sağlayacak
bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç duyulmaktadır.
Mevcut sosyal güvenlik sistemimiz, sosyal güvenlik olmaktan çıkarak
devletin sırtındaki kambur haline dönüşmüştür. Gerek örgütlenmesi, gerek
aktüeryal dengelere uymayan prim-karşılık düzeni, gerekse yönetim anlayışı
ile mevcut sosyal güvenlik sistemi yeniden yapılandırmaya tabi tutulacak
alanların başında gelmektedir.
Sosyal sigorta kuruluşları, uygulanan sigorta programları ile sağlanan
haklar ve yükümlülükler açısından farklılık göstermektedir. Bu farklılığın
giderilmesi ve kaynaklarıyla kendisini finanse edebilen bir sosyal sigorta
sisteminin oluşturulabilmesi için;
Sosyal güvenlik kuruluşlarında,
norm ve standart birliği sağlanacak, uluslar arası sözleşmeler ve sosyal
güvenliğin temel ilkeleri çerçevesinde bütünleştirilmiş bir sosyal güvenlik
ağı kurulacaktır.
Sosyal sigorta kuruluşlarının
idari ve mali etkinliği ile teknolojik alt yapıları güçlendirilecek; bilgi
teknolojisinden azami ölçüde yararlanılacak; modern yönetim teknikleri
uygulanacak; muhasebe sistemleri, uluslar arası muhasebe standartlarına
ve birbirleriyle uyumlu hale getirilecektir.
Prim karşılığı olmayan
ödemeler kaldırılacaktır.
Uzun vadeli sigorta
programları ile kısa vadeli programlar birbirlerinden ayrılacaktır.
Toplumun tüm kesimleri
sosyal güvenlik kapsamına alınacaktır.
Sosyal güvenlik sisteminin
bütçe üzerindeki finansal yükü azaltılacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Sağlıklı ve dengeli bir kalkınmayı sağlayacak, serbest rekabet ortamında
üretimi, verimliliği, çalışanların refahını ve güvenliğini sağlayacak bir
çalışma ortamını oluşturmak ve çalışma barışını sağlayan temellere oturtmak
kararlılığındayız. Bu konuda alınacak tedbirler sosyal tarafların katılımıyla
uygulamaya konulacaktır.
Yaşanan derin ekonomik sıkıntılara rağmen, toplum olarak ayakta kalmamızı
büyük ölçüde sağlam aile yapımıza borçluyuz. Aynı zamanda güçlü bir sosyal
güvenlik kurumu olan aile yapımızın sürdürülebilmesi, içinde yaşadığımız
değişim sürecinde daha da önemli hale gelmiştir. Hükümetimiz, toplumun
temeli olan ailenin korunmasına yönelik çabaları destekleyecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Kadınlarımız hayatın yükünü erkeklerle birlikte paylaşmalarına rağmen,
hak ettikleri statüye kavuşamamışlardır. Uygulayacağımız tüm politikalarda
bu durumu göz önünde bulunduracaktır. Kadınlarımızın, erkeklerle birlikte
her alanda toplumsal sorumluluğu yüklenecek statüye kavuşturulması temel
hedefimiz olacaktır.
Sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi ve ailede mutluluğun sağlanması için
kadın sorunlarının giderilmesine büyük önem verilecektir.
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ile getirilen
ilkelerin uygulanmasına yönelik düzenlemeler yapılacaktır.
Kadına yönelik şiddetin, cinsel ve ekonomik istismarın önlenmesi, muhtaç
durumdaki kadınların desteklenmesi ve korunması, öncelikli politikalarımız
arasında yer alacaktır.
Gençlik, ülkemizin sadece zenginliği değil, aynı zamanda dinamizminin
ve değişim potansiyelinin kaynağıdır. Hükümetimiz, toplumun gençlere, gençlerin
de Türkiye'ye güvenini sağlamayı temel hedefleri arasında görmektedir.
Hedefimiz, özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen, sorgulayan,
kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar, ahlaki değerlere
duyarlı ve hayatın güçlükleri ile baş edebilecek donanımlı ve yetenekli
gençler yetiştirmektir.
Gençlik kesimine sunulan hizmetlerde fırsat eşitliğine, gençlerin kişilik,
düşünce ve beden yönünden sağlıklı gelişmelerine dikkat edilecek, kültür,
sanat ve spor faaliyetleri teşvik edilecektir.
Gençlik ve spor hizmetlerinde merkezi yönetimin düzenleyici, koordine
edici, denetleyici bir rol üstlenmesi, hizmetlerin esas olarak gönüllü
kuruluşlar ve özel sektörün işbirliği ile yerel yönetimlerce yürütülmesi
sağlanacaktır. Spor federasyonları idari ve mali özerkliğe kavuşturulacak
ve spor teşkilatı yeniden yapılandırılacaktır.
Yerel yönetimlerin gençlere yönelik kültür, sanat, spor, folklor, okuma
ve araştırma faaliyetleri ile özel sektörün bu alana yatırım yapması teşvik
edilecektir.
Madde bağımlılığı ile mücadele için gerekli tedbirler alınacak, bu alandaki
çalışmaları yürüten kuruluşlar arasında etkili bir koordinasyon sağlanacaktır.
Toplumumuzun dinamizmini ve yenileşme arzusunu siyasete taşımak amacıyla
seçilme yaşı 25'e indirilecektir.
Gençlerimizin serbest zamanlarını daha sağlıklı ve verimli kullanmalarına
dönük tedbirler alınacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Çağımızın devlet anlayışında, özürlülerin kendi kendine yetmesi, belli
bir bilgi ve kültür düzeyine ulaşması, meslek edinip üretken hale gelmesi
ve çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak toplumsal hayata katılmasının
sağlanması devlete yüklenen anayasal bir görevdir. Devlet, özürlü vatandaşlarının
eğitim, rehabilitasyon, sağlık, hukuk, yönetim gibi alanlardaki ihtiyaçlarını
karşılamak suretiyle, başkalarına en az muhtaç olarak yaşamalarını sağlayacaktır.
"Bedensel ve zihinsel özürleri nedeniyle insanlar arasında ayırım yapılmasına
izin verilmeyecektir" ilkesi, Hükümetimizin özürlülerle ilgili politikasının
temelini oluşturacaktır. Bunların gerçekleştirilmesi için her türlü tedbir
alınacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Çevre konusu Hükümetimizin duyarlı olduğu konuların başında gelmektedir.
Doğal ve çevresel varlıklarımızı bozmadan korumak, gelecek kuşaklara yaşanabilir
bir coğrafya bırakmak için her türlü tedbir alınacaktır.
Kentli hakları ve kente karşı işlenen suçlar ile çevre hakkı konusunda
halkın katılımı ve denetimi etkin bir biçimde sağlanacaktır.
Deprem, sel, yangın, toprak kayması gibi doğal afetler ve trafik kazası,
iş kazası gibi dikkatsizlik ve tedbirsizlik, meslek ve sanatta acemilik
sonucu ülkemiz büyük oranda can ve mal kaybına uğramaktadır. Bu kayıpların
asgariye indirilmesi için her türlü tedbir alınacaktır.
Kooperatifçilik mevzuatı geçmiş tecrübeler ışığında yeniden gözden geçirilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimiz, Türkiye'nin tarihine ve coğrafi konumuna yaraşır, önyargılardan
ve saplantılardan arınmış, karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı, gerçekçi
bir dış politika izleyecektir. Diğer ülkelerin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine
saygılı olan Türkiye, başka ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da kendi
toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygılı olmalarını hak olarak görmektedir.
Değişen bölgesel ve küresel gerçekler karşısında, Türkiye'nin dış politika
önceliklerini yeniden tanımlaması ve bu gerçekler ile ulusal çıkarları
arasında yeni bir denge oluşturması gerekmektedir.
Bu çerçevede hükümetimiz;
Türkiye'nin dış politikasını
uzun vadeli bir perspektifle, yeni dinamiklere dayanan bölgesel ve küresel
konjonktürle uyumlu hale getirecektir.
Kamu kurumları bünyesinde
dış politika alanında faaliyet gösteren araştırma merkezleri, dış politika
enstitüleri ve üniversitelerdeki uluslararası ilişkiler bölümleriyle işbirliği
yapılacaktır.
Türkiye, bulunduğu
bölgede bir istikrar unsurudur. Bu niteliğiyle, çevresindeki kriz bölgelerinde
daha fazla inisiyatif alacak ve krizlerin çözümüne daha somut katkı sağlamaya
çalışacaktır. Ulusal çıkarlarıyla ilgili bölge ve kıta ölçekli gelişmeleri
sadece izleyen değil, aynı zamanda yönlendiren aktif bir diplomasi takip
edilecektir.
Hükümetimiz, bölgesel
güvenlik ortamının, ekonomik kalkınmaya önemli katkıda bulunduğu görüşündedir.
Bu nedenle, Türkiye, yakın çevresinde güven ve istikrarın tesisi için daha
fazla çaba sarf edecek, komşularıyla diyaloga dayalı ilişkiler sürdürme
çabasını artıracak, böylelikle bölgesel işbirliğinin gelişmesine daha fazla
katkıda bulunacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Türkiye'nin gerek coğrafi, gerekse tarihi açıdan Avrupa ile yakın ilişkileri
bulunmaktadır. Avrupa ülkeleriyle ilişkiler Türkiye'nin dış politika gündeminde
en üst sıralarda yer almaya bundan sonra da devam edecektir.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliği Hükümetimizin hedeflerinin
başında gelmektedir. Bu amaçla, Türkiye'nin adaylığının genişleme sürecinde
geri çevrilmez bir niteliğe sahip olduğunun tescil edilmesini teminen,
katılım müzakerelerinin başlatılmasına çalışılacaktır. Hükümetimiz, Kopenhag
kriterlerini tam olarak yerine getirme konusunda kararlıdır. Türkiye'nin
Avrupa Birliği ailesi içerisinde hak ettiği yeri en kısa zamanda almasının
iki tarafa getireceği kazanımların yanı sıra Avrupa kıtasının ötesinde
barış, istikrar ve güvenlik yönlerinden olumlu sonuçlar doğuracağı kuşkusuzdur.
Bu çerçevede, TBMM tarafından gerçekleştirilmiş olan uyum yasalarının
güçlendirilmesi ve mevzuatımızın temel hak ve özgürlükler açısından bir
bütün olarak geliştirilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, reformların uygulamaya
tam olarak yansıması ve uygulayıcılar tarafından da özümsenmesi için eğitim
çalışmalarına ağırlık verilecektir.
Hükümetimiz Avrupa Birliğine uyum sürecinde ekonomik kriterler ile müktesebata
uyum alanlarında gerekli çalışmaları hızlandıracak, kamu kurum ve kuruluşlarının
eşgüdüm içinde çalışmalarını sağlayacak, uyum için gerekli olan idari kapasiteyi
güçlendirecek ve kamu kurumlarıyla, özel sektör ve sivil toplum örgütleri
arasındaki işbirliği ve dayanışmayı artıracaktır. Ayrıca, Avrupa Birliği
ile mali işbirliğinin geliştirilmesi ve etkin çalışabilmesi için gerekli
tedbirlerin alınması sağlanacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Türkiye'nin NATO bünyesinde bugüne kadar ortaya koyduğu katkıya paralel
olarak, yeni Avrupa Savunma Stratejisi çerçevesinde oluşturulan Avrupa
Güvenlik ve Savunma Kavramı (AGSK) içinde hak ettiği yeri alması yolundaki
çabaları sürdürecektir. Bu bağlamda, Hükümetimiz, milli güç unsurları ve
siyaset araçlarından yararlanmak suretiyle gerek bölgesel, gerek küresel
planda barış ve istikrarın korunması ve yaygınlaştırılmasına, refah düzeyinin
yükseltilmesine bundan böyle de katkıda bulunmaya kararlıdır. Muhtemel
her türlü tehdidi caydırmada ve bölgesel ve küresel barış, istikrar ve
güvenliğin sağlanmasında çok önemli bir rol oynayan Silahlı Kuvvetlerimizin
NATO, BM ve AGİT bünyesindeki faaliyetleri devam edecektir.
Türkiye ile dost ve müttefik ülkeler arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliği,
bilim, kültür, teknoloji, yatırım ve ticaret alanlarında yoğunlaştırılarak
sürdürülecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimiz, teröre karşı uluslararası zeminler oluşturulması ve Türkiye'nin
bu zeminlerde teröre karşı işbirliği yaparak mücadele edilmesine önem verecektir.
Bu çerçevede 11 Eylül sonrası tırmanma eğilimi gösteren dinler ve kültürler
arası gerilimlerin azaltılması ve küresel bir barış ortamının sağlanabilmesi
için aktif çaba sarf edecektir. Kültürel çoğulculuğa ve diyaloga dayalı
zengin tarihi birikimimiz bu doğrultuda harekete geçirilecektir.
Amerika Birleşik Devletleri ile uzun yıllardan beri savunma ağırlıklı
olan işbirliğini devam ettirecek ve bu işbirliği ekonomi, yatırım, bilim
ve teknoloji alanlarına yaygınlaştırılacaktır.
İyi komşuluk ilişkileri içinde Rusya Federasyonu ile, kültürel yakınlığımız
çerçevesinde Orta-Asya ve Kafkasya ülkelerinde tarafların çıkarlarını zedelemeyen,
işbirliğine dayalı ilişkiler sürdürülecektir.
Komşumuz Yunanistan ile karşılıklı ekonomik çıkarlara dayanan ilişkiler
artırılarak sürdürülecek ve bu ilişkilerin oluşturacağı güven ortamı sayesinde,
daha karmaşık olan siyasi sorunların çözümü için zemin hazırlanacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimiz, Kıbrıs sorununa mutlaka bir çözüm bulunmasının gereğine
inanmaktadır. Bu çözümde, gelecekte adadaki Türk varlığını tehlikeye sokacak
hiç bir girişime müsaade edilmeyecektir. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Kıbrıs konusunda yapılan barış girişimi
olumlu karşılanmakla birlikte, Hükümetimizce sorunun kalıcı bir şekilde
çözümü için ulusal çıkarlarımız ve Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını
ve egemenliğini garanti altına alacak bir müzakere süreci öngörülmektedir.
Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile tarihi, kültürel ve sosyal yakınlığımıza
rağmen, Türkiye'nin bu ülkelerle ilişkilerinde beklentileri karşılayamadığı
bir gerçektir. Hükümetimiz, Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerin en ileri
noktaya taşınarak bölgenin geniş bir işbirliği alanına dönüştürülmesi için
çaba sarf edecektir.
Orta-Doğu'da akan kan, tüm dünya kamuoyunu olduğu gibi, bu bölge ile
yakın kültürel ve tarihi ilişkileri olan Türk halkını da üzmekte ve endişeye
sevk etmektedir. Hükümetimiz, din ve ırk ayırımı yapmaksızın, kime ait
olursa olsun dökülen kanın ve göz yaşının acilen durdurulmasını sağlayacak
tek yolun, kalıcı bir barıştan geçtiğine inanmaktadır. Türkiye, Filistin'de
Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda ve Filistin halkının süregelen
acılarını dindirecek şekilde barışın tesisine yönelik çabaları desteklemeye
devam edecektir. Türkiye Filistin ve İsrail taraflarıyla iyi ilişkilerini
sürdürerek barışın tesisine yönelik çabalara katkıda bulunma imkanına sahip
olacaktır.
Balkan politikamız, bölgedeki ülkelerle tarihi, kültürel ve ekonomik
ilişkilerimiz ışığında geliştirilecek, gerekirse yeniden şekillendirilecektir.
Bölge içindeki gerilimi düşürmek ve barış ortamını kalıcı kılabilmek amacıyla
ortak çıkar alanları oluşturmak için ekonomi ağırlıklı projeler geliştirilecektir.
Değerli Milletvekilleri,
Hükümetimiz, Türkiye'nin Arap Dünyasıyla ilişkilerine özel bir önem
vermektedir. Bir yandan bu ülkelerle ikili işbirliğimizin artırılması,
öte yandan İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) uluslararası alanda daha saygın
yer edinebilmesi ve inisiyatif alabilen dinamik bir yapıya kavuşturulması
için çaba sarf edecektir. Yine bu bağlamda, başkanlığını Cumhurbaşkanımızın
yaptığı İKÖ, Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi'nin (İSEDAK) faaliyetlerine
daha somut içerik kazandırmaya çalışacaktır.
Geniş bir katılımla kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın
(KEİT), bölge ülkelerine yeni işbirliği imkanları vaat eden potansiyelinin
harekete geçirilmesi için çaba sarf edecektir.
Türkiye, yakın komşusu Irak'la ilgili belirsizlikten tedirginlik duymaktadır.
Hükümetimiz Irak'ın toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğinin korunmasına
büyük önem atfetmektedir. Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulması Orta-Doğu'daki
tüm dengeleri değiştirecektir. Hükümetimiz, Irak yönetiminin Birleşmiş
Milletler kararlarını tam olarak uygulaması, kitle imha silahlarından arınmış,
komşularıyla barış içinde yaşayan bir Irak'ın uluslararası toplum içindeki
yerini alması ve sorununun barışçı yönden çözümünden yanadır.
Çin Halk Cumhuriyeti ve Japonya ile karşılıklı saygı ve verimli işbirliği
temelinde gelişmekte olan ilişkilerimizin bu doğrultuda daha da ileri götürülmesine
çalışılacaktır. Nitekim 2003 yılı, Japonya'da "Türkiye Yılı" ilan edilmiştir.
Dış politikamızın geleneksel Atlantik ve Avrupa boyutlarının yanında,
Avrasya eksenli politikanın geliştirilmesi yolundaki çabalar sürdürülecektir.
Bu bağlamda, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) çerçevesindeki işbirliği
güçlendirilecektir.
Türkiye'nin üyesi olduğu uluslararası örgütler ve ECO ve KEİB gibi bölgesel
ekonomik işbirliği çabaları arasında rasyonel ve sistematik bir koordinasyon
sağlanacaktır.
Kafkasya'da soğuk savaş dönemi şartlanmaları bir yana bırakılarak işbirliği
imkanları aranacak, zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olan
bu bölgenin, Orta-Doğu ve Balkanlar'la ekonomik açıdan bütünleşmesine katkıda
bulunmaya çalışacaktır.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerdeki
haklarının daha fazla korunması için çaba sarf edilecek, gerek o ülkelerde
gerekse Türkiye'de karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için
mevcut mekanizmaları daha etkin biçimde işletilecektir.
Değerli Milletvekilleri
3 Kasım 2002 seçimleri, ülkemizde sadece yeni bir parlamento ve hükümet
yapısını ortaya çıkarmakla kalmamış; bundan daha önemli ve kalıcı olarak,
yaşadığımız çağla uyumlu olmayan bir siyaset kültürünü de geride bırakarak,
her bakımdan yeni bir siyaset dönemini başlatmıştır.
Bu yeni dönemi, eskinin kavram, kalıp ve alışkanlıkları ile değerlendirmek,
anlamak ve sorgulamak yaklaşımına bağlı kalanlar, toplumun dinamizminin
ve değişim iradesinin uzağına düşerek, verimsiz ve sonuçsuz bir siyasal
çaba içinde kalmaya mahkum olacaklardır.
Bu yeni dönem, evrensel standartlar ve hukukun üstünlüğü içinde milletimizin
iradesine ve gelişme arzusuna dayalı yeni anlayış, kavrayış, tutum ve yöntemlerle
siyaseti inşa edenlerin dönemi olacaktır.
Bu yeni siyaset anlayışı içinde siz değerli milletvekillerine sunmuş
olduğum bu programın hızla değişen, rekabetin arttığı, etkin ve katılımcı
bir yönetimin eskisinden de önemli hale geldiği bir dünyada, ülkemizin
hak ettiği yere gelmesinde önemli katkı sağlayacağına inancımız tamdır.
Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları çerçevesinde, sürdürülebilir
kalkınma sağlayan ve kalkınmanın nimetlerini adil bir şekilde paylaşan,
tarihi ve kültürel kimliğinden kopmadan insanlık ailesinin onurlu bir parçası
olarak halkına özgürlük, adalet ve refah sunan bir ülke yolunda hükümetimizin
yapacağı bütün olumlu icraatlara güven ve destek olacağınıza şüphemiz yoktur.
Sizlerden, eksikliklerimizi ve yanlışlıklarımızı tespit etmenizi, uyarmanızı,
eleştirilerle düzeltmenizi özellikle bekliyor, ortak akıl ve işbirliği
içinde geleceğe umutla bakıyoruz.
Aziz Milletimizin ve Yüce Meclisimizin güvenine layık olmaya çalışacağız.
Allah yardımcımız olsun.
|