|
Türkiye Cumhuriyeti'nin 59. Hükümeti'nin Programı şöyle: (4)
Değerli milletvekilleri, her yüzyıl bilinen bir takvimle başlamakla beraber,
siyasî tarihçiler, takvimsel göstergeden çok, geçmiş yüzyıldan kalma paradigmayı
ortadan kaldırarak, yeni bir siyasal paradigmayı ikame eden önemli bir
olayı yeni yüzyılın başlangıç noktası olarak alırlar. Bu yüzyılı siyasal
olarak başlatan olay, kuşkusuz, 11 Eylül ismiyle bilinen sarsıcı olaydır.
Bu olayla beraber yeni bir dünya düzeninin kurulmasına doğru gidildiği,
ortak bir kanaat haline gelmiştir. 1990'lı yıllarda çift kutuplu dünyadan
tek kutuplu düzene geçmiş olan dünya sistemi, tek kutuplu güç düzeninin
sancılarını, bu yüzyılın başında çekmeye başlamıştır.
Var olduğu günden beri dünya güç sisteminin merkezî bir öğesi olagelmiş
olan Türkiyemiz de, bu yeni durumdan, doğal olarak, etkilenmektedir. Türkiye'nin
bölgesel hayat sahası, çok riskli bir jeopolitiğe karşılık gelmektedir.
Bu da, Türkiye'de, içpolitika ve dışpolitika eksenleri arasındaki mesafeyi
ortadan kaldırmaktadır. Türkiye'nin içpolitik dinamikleri ile dışpolitik
dinamikleri, dünyanın pek çok ülkesinden daha fazla etkileşim içindedir.
Türkiyemizin dış politikası, halkımızın yediği ekmeği doğrudan etkilemekte,
iç siyasetin güçlü ve kaliteli olması, ülkemizin bölgesel ve küresel çıkarlarının
teminatı olmaktadır.
Değişen bölgesel ve küresel gerçekler karşısında, Türkiye'nin, dışpolitika
önceliklerini yeniden tanımlaması ve bu gerçekler ile ulusal çıkarları
arasında yeni bir denge oluşturması gerekmektedir.
Bu çerçevede, hükümetimiz, birinci Ak Parti hükümetinin gerçekçi ve
vizyonel dışpolitika yaklaşımını sürdürmek ve daha da geliştirmek kararlılığındadır.
Aziz milletimizin büyük tarihsel yürüyüşünün mütevazı; ama, güçlü bir
ifadesi olan Hükümetimiz:
Türkiye'nin dış politikasını uzun vadeli bir perspektifle, yeni dinamiklere
dayanan, bölgesel ve küresel konjonktürle uyumlu hale getirecektir.
Türkiye, bulunduğu bölgede bir istikrar unsurudur. Bu niteliğiyle, çevresindeki
kriz bölgelerinde daha fazla inisiyatif alacak ve krizlerin çözümüne daha
somut katkı sağlamaya çalışacaktır. Nitekim, Irak krizine dönük olarak,
birinci AK Parti Hükümetinin geliştirdiği yaklaşım, dünyanın önüne ciddî
bir model koyma başarısını göstermiş ve takdir toplamıştır. Bundan sonra
da, Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla ilgili bölge ve kıta ölçekli gelişmeleri
sadece izleyen değil, aynı zamanda yönlendiren aktif bir diploması takip
edilecektir.
Irak krizi konusunda birinci AK Parti Hükümetinin ortaya koyduğu performans,
ikinci AK Parti Hükümeti döneminde de aynen sürdürülecektir. 11 Eylül olaylarından
sonra, Amerika Birleşik Devletlerinin küresel teröre karşı mücadele anlayışına
destek veren partimiz, küresel terörle mücadele için ortak zeminler oluşturulması
gerektiğini, Türkiye'de, ifade eden ilk parti olmuştur. Partimizin kurduğu
hükümetler bu anlayışa sahiptir. Bununla beraber, küresel terörle mücadele
konusunda, ortaya çıkan kafa karışıklığının ve yöntem yanlışlarının da
kaygı verici olduğunu düşünüyoruz.
Bu çerçevede, 11 Eylül sonrası tırmanma eğilimi gösteren dinler ve kültürler
arası gerilimlerin azaltılması ve küresel bir barış ortamının sağlanabilmesi
için aktif çaba sarf edilecektir. Kültürel çoğulculuğa ve diyaloga dayalı
zengin tarihî birikimimiz bu doğrultuda harekete geçirilecektir.
Birinci AK Parti hükümeti, küresel siyaset dinamiklerini sarsan ve dünya
devletlerinin ortak platformları olan örgütleri yeni kriz yönetimiyle tanıştıran
Irak merkezli sorun karşısında, uluslararası toplumun bir parçası olma
sorumluluğuyla, çok özel bir coğrafyada yaşamanın getirdiği güvenlik risklerini
dengeleyen ve harmanlayan bir etkinlik üretmiştir. İkinci AK Parti hükümeti
de aynı siyasal mantığı devam ettirecektir.
Hükümetimiz, komşumuz Irak'la ilgili belirsizliğin sona ermesinden yanadır.
Irak sorununun Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde çözülmesini temenni
etmekteyiz; fakat, sorunun genel çerçevesi ile Türkiye'ye dönük yüzü arasındaki
makas farkının açıldığı ve bunun siyasî, askerî ve ekonomik menfaatlerimizi
tehdit etme eğilimine girdiği durumlarda, devletimizin bekası ve milletimizin
selameti için, kendi özel durumumuza en uygun kararları en hızlı biçimde
alacaktır. Hükümetimiz, Irak'ın toprak bütünlüğüne ve siyasî birliğinin
korunmasına büyük önem atfetmektedir. Irak'ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarının
tüm Irak halkına ait olduğunu düşünmekteyiz. Irak'ın aslî unsuru olan Türkmenlerin,
Arapların, Kürtlerin ve diğer toplulukların barış içinde yaşaması arzumuzdur.
Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulması Ortadoğu'daki tüm dengeleri değiştirecektir.
Hükümetimiz, Irak yönetiminin Birleşmiş Milletler kararlarını tam olarak
uygulamasından, kitle imha silahlarından arınmış, komşularıyla barış içinde
yaşayan bir Irak'ın uluslararası toplum içindeki yerini almasından ve sorunun
barışçı yönden çözümünden yanadır.
Hükümetimiz, Irak krizi sebebiyle yeni gündemlerle donanan, Amerika
Birleşik Devletleri ile tarihsel derinliğe ve karşılıklı saygıya dayalı
ilişkilerini bundan sonra da en dinamik biçimde sürdürecektir.
Devletimiz ile Amerika Birleşik Devletleri arasında, Irak krizinin algılanışı
ve krize dönük yaklaşım bakımından belli farklar olması doğaldır; kuşkusuz,
her ülke, her olayı, kendi siyasal pozisyonuna göre değerlendirecektir.
Güncel ve konjonktürel bir gündem olan Irak krizi konusundaki kimi farklılıklara
rağmen, temel stratejik ve siyasî gerçek, Türkiye ile Amerika Birleşik
Devletleri arasındaki müttefiklik ilişkisidir. Hükümetimiz, Amerika Birleşik
Devletleri ile müttefik olmanın önemine ve işlevine uygun bir etkinlik
üretmeyi önemsemektedir. Hükümetimiz, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimizi
ve işbirliğimizi, halklarımızın karşılıklı yarar ve çıkarları doğrultusunda
ve bölgesel istikrarın da bir boyutunu teşkil edecek biçimde, en üst düzeye
çıkarma arzusundadır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, Avrupa siyasî değerler sisteminin
bir parçasıdır. Avrupa ülkeleriyle ilişkiler, Türkiye'nin dışpolitika gündeminde
en üst sıralarda yer almaya bundan sonra da devam edecektir.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliği, hükümetimizin hedeflerinin
başında gelmektedir. 3 Kasım seçimlerinden başarıyla çıkar çıkmaz, Avrupa
Birliği konusunda ciddî bir etkinlik ürettik ve 2004 Aralık ayına, müzakere
için müzakere tarihi alma başarısı, AK Parti hükümeti döneminde başarılmıştır.
Hükümetimiz, Kopenhag kriterlerini tam olarak yerine getirme konusunda
kararlıdır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ailesi içerisinde hak ettiği yeri
en kısa zamanda almasının iki tarafa getireceği kazanımların yanı sıra,
Avrupa Kıtasının ötesinde, barış, istikrar ve güvenlik yönlerinden olumlu
sonuçlar doğuracağı kuşkusuzdur.
Bu çerçevede, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gerçekleştirilmiş
Olan uyum yasalarının güçlendirilmesi ve mevzuatımızın temel hak ve özgürlükler
açısından bir bütün olarak geliştirilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, reformların
uygulamaya tam olarak yansıması ve uygulayıcılar tarafından da özümlenmesi
konusunda her geçen gün artan bir kararlılık gösterilecektir.
Bu arada, uyum paketinin yasalaşması konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin
verdiği desteğe de özenle teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin NATO bünyesinde bugüne kadar ortaya
koyduğu katkıya paralel olarak, yeni Avrupa Savunma Stratejisi çerçevesinde
oluşturulan Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) içinde hak ettiği
yeri birinci Ak Parti İktidarı döneminde almıştır. Muhtemel her türlü tehdidi
caydırmada ve bölgesel ve küresel barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasında
çok önemli bir rol oynayan Silahlı Kuvvetlerimizin NATO ve BM başta olmak
üzere, dış örgütlerdeki faaliyetlere devam etmesi için gereken imkânları
sürekli geliştirmek hükümetimizin öncelikleri arasındadır...
Bu bağlamda, güvenlik kavramı temelindeki hassasiyetimizin altını çizmek
isterim. Güvenlik, bir devletin en aslî ve vazgeçilmez işlevidir. Türkiye'nin
coğrafî konumu ve bölgede meydana gelen gelişmeler dikkate alındığında,
güvenlik ve savunma konularında hükümetimizin çok daha duyarlı olacağı
açıktır. Güvenliğimiz ve savunmamız neyi gerektiriyorsa, bu konuda hiçbir
fedakârlıktan kaçınılmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, iyi komşuluk ilişkileri içinde Rusya Federasyonu
ile, kültürel yakınlığımız çerçevesinde Orta Asya ve Kafkasya ülkelerinde
tarafların çıkarlarını zedelemeyen, işbirliğine dayalı ilişkiler sürdürülecektir.
Hükümetimiz, Rusya Federasyonu ile ilişkilerini azamileştirmeyi önceleyen
Avrasya perspektifini titizlikle geliştirecektir.
Komşumuz Yunanistan ile ilişkilerimizi, hasımlık çerçevesinde değil,
iki ülke halklarına da fayda sağlayacak bir sinerjiyi üretecek rekabet
temelinde kurma konusunda kararlıyız. Yunanistan ile karşılıklı ekonomik
çıkarlara dayanan ilişkiler artırılarak sürdürülecek ve bu ilişkilerin
oluşturacağı güven ortamı sayesinde, daha karmaşık olan siyasî sorunların
çözümü için zemin hazırlanacaktır.
Hükümetimiz, Kıbrıs sorununa mutlaka bir çözüm bulunmasının gereğine
inanmaktadır. Bu çözümde, gelecekte adadaki Türk varlığını tehlikeye sokacak
hiçbir girişime müsaade edilmeyecektir.
Lahey'de gelinen noktanın bir tıkanmaya dönüşmemesi ve yeni iletişim
kanallarının ve çözüm modellerinin araştırılması için hassasiyetimizi koruyoruz.
Başta Avrupa Birliği ülkeleri ve Yunanistan olmak üzere tüm siyasal odakları,
çözüm, diyalog ve kalıcı barış temelinde hassas olmaya davet ediyoruz.
Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin hazırlamış olduğu planın
masada olduğuna dair açıklaması, tarafların arzusu durumunda çözüm sürecine
yardımcı olacağını ifade etmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Sayın Denktaş'ın Rum tarafını müzakereye çağıran beyanı hükümetimizce kayıt
altına alınmıştır.
Orta Asya Türk cumhuriyetleriyle tarihi, kültürel ve sosyal yakınlığımıza
rağmen, Türkiye'nin bu ülkelerle ilişkilerinde beklentileri karşılayamadığı
bir gerçektir. Hükümetimiz, Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerin en ileri
noktaya taşınarak bölgenin geniş bir işbirliği alanına dönüştürülmesi için
çaba sarf edecektir.
Ortadoğu'da akan kan, tüm dünya kamuoyunu olduğu gibi, bu bölgeyle yakın
kültürel ve tarihî ilişkileri olan Türk halkını da üzmekte ve endişeye
sevk etmektedir. Hükümetimiz, din ve ırk ayırımı yapmaksızın, kime ait
olursa olsun dökülen kanın ve göz yaşının acilen durdurulmasını sağlayacak
tek yolun kalıcı bir barıştan geçtiğine inanmaktadır. Türkiye, Filistin'de
Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda ve Filistin Halkının süregelen
acılarını dindirecek şekilde barışın tesisine yönelik çabaları desteklemeye
devam edecektir. Bu çerçevede, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın
Bush'un 14 Mart 2003 tarihinde yaptığı açıklamada zikredilen yol haritası
ve reform vizyonu hükümetimizce de desteklenmektedir. Türkiye, Filistin
ve İsrail taraflarıyla iyi ilişkilerini sürdürerek, barışın tesisine yönelik
çabalara katkıda bulunma imkânına sahip olacaktır.
Balkan politikamız, bölgedeki ülkelerle tarihî, kültürel ve ekonomik
ilişkilerimiz ışığında geliştirilecek, gerekirse yeniden şekillendirilecektir.
Bölge içindeki gerilimi düşürmek ve barış ortamını kalıcı kılabilmek amacıyla,
ortak çıkar alanları oluşturmak için ekonomi ağırlıklı projeler geliştirilecektir.
Değerli milletvekilleri, hükümetimiz, Türkiye'nin İslam dünyasıyla ilişkilerine
özel bir önem vermektedir. Bir yandan, bu ülkelerle ikili işbirliğimizin
artırılması, öte yandan, İslam Konferansı Örgütünün uluslararası alanda
daha saygın yer edinebilmesi ve inisiyatif alabilen dinamik bir yapıya
kavuşturulması için çaba sarf edecektir. Yine, bu bağlamda, başkanlığını
Cumhurbaşkanımızın yaptığı İslam Konferansı Örgütünün, Ekonomik ve Ticarî
İşbirliği Daimi Komitesinin faaliyetlerine daha somut içerik kazandırmaya
çalışacaktır.
Geniş bir katılımla kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının,
bölge ülkelerine yeni işbirliği imkânları vaat eden potansiyelinin harekete
geçirilmesi için çaba sarf edecektir.
Çin Halk Cumhuriyeti ve Japonya ile karşılıklı saygı ve verimli işbirliği
temelinde gelişmekte olan ilişkilerimizin bu doğrultuda daha da ileri götürülmesine
çalışılacaktır. Nitekim, 2003 yılı Japonya'da “Türkiye Yılı” ilan edilmiştir.
Dışpolitikamızın geleneksel Atlantik ve Avrupa boyutlarının yanında,
Avrasya eksenli politikanın geliştirilmesi yolundaki çabalar sürdürülecektir.
Bu bağlamda, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı çerçevesindeki işbirliği güçlendirilecektir.
Türkiye'nin üyesi olduğu uluslararası örgütler ve ECO ve KEİB gibi bölgesel
ekonomik işbirliği çabaları arasında rasyonel ve sistematik bir koordinasyon
sağlanacaktır.
Kafkasya'da soğuk savaş dönemi şartlanmaları bir yana bırakılarak işbirliği
imkânları aranacak, zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olan bu
bölgenin, Ortadoğu ve Balkanlar'la ekonomik açıdan bütünleşmesine katkıda
bulunmaya çalışacaktır.
Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerdeki haklarının
daha fazla korunası için çaba sarf edilecek, gerek o ülkelerde gerekse
Türkiye'de karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için mevcut
mekanizmaları daha etkin biçimde işletecektir.
Değerli milletvekilleri, AK Parti hükümetleri, ülkemizin ihtiyaç duyduğu
çağdaş ve dinamik hükümet mantığını ortaya çıkarmakla kalmamış; bundan
daha önemli ve kalıcı olarak, yaşadığımız çağla uyumlu olmayan bir siyaset
kültürünü de geride bırakarak, her bakımdan yeni bir siyaset dönemini başlatmıştır.
Bu yeni dönemi, eskinin kavram, kalıp ve alışkanlıklarıyla değerlendirmek,
anlamak ve sorgulamak yaklaşımına bağlı kalanlar, toplumun dinamizminin
ve değişim iradesinin uzağına düşerek, verimsiz ve sonuçsuz bir siyasal
çaba içinde kalmaya mahkûm olacaklardır.
Bu yeni dönem, evrensel standartlar ve hukukun üstünlüğü içinde milletimizin
iradesine ve gelişme arzusuna dayalı yeni anlayış, kavrayış, tutum ve yöntemlerle
siyaseti inşa edenlerin dönemi olacaktır.
Bu yeni siyaset anlayışı için de siz değerli milletvekillerine sunmuş
olduğum bu programın hızla değişen, rekabetin arttığı, etkin ve katılımcı
bir yönetimin eskisinden de önemli hale geldiği bir dünyada, ülkemizin
hak ettiği yere gelmesinde önemli katkı sağlayacağına inancımız tamdır.
Türkiye'nin ortak aklının ve vicdanının ifadesi olan hükümetimiz, aziz
milletimizin ve Yüce Meclisimizin güvenine layık olmaya çalışacaktır.
Gayret bizden, destek aziz milletimizden ve başarı Yüce Allah'tandır.
Saygılarımla.
|