Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
 İlgili Sayfalar
GÜL KİMDİR
FP 1. KONGRESİ

Fazilet Partisi Kongresi...

ABDULLAH GÜL'ÜN ADAYLIĞINI AÇIKLADIĞI BASIN TOPLANTISI

(8 MART 2000)

Abdullah GÜL - Değerli basın mensubu arkadaşlar sizlere arkadaşlarım ve şahsım adına en derin saygı ve sevgiyle selamlıyorum ve hepinize hoş geldiniz diyorum. Bugünkü basın toplantımızın amacı, partimizin 14 Mayıs'ta yapılacak genel kongresiyle ilgili kararımızı sizlerin aracılığıyla kamuoyuna buradan açıklamaktır. Bildiğiniz gibi Fazilet Partisi büyük kongresine yönelik beklentiler basınımızda yer almakta ve kamuoyumuzda da ilgiyle takip edilmektedir. Genel başkan adaylığı konusunda gerek kamuoyu gerekse teşkilatlarımız nezdinde gerekse milletvekili arkadaşlarımızca burada birlikte oturduğumuz arkadaşlarımıza yönelik büyük bir teveccüh söz konusu olmuştur. Arkadaşlarımız ve teşkilatlarımızla yaptığımız istişareler sonunda partimizin büyük kongresinde genel başkan adaylığı görevini benim üstlenmem arkadaşlarım tarafından sayın Bülent Arınç Grup Başkan Vekilimiz Manisa Milletvekilimiz ve Sivas Milletvekilimiz Grup Başkan Vekilimiz Abdüllatif Şener arkadaşımız tarafından da uygun görülmüştür. Milletimize ve ülkemize hizmet için uzun görüşme ve müzakerelerden sonra vardığımız bu kararımızı Türk kamuoyuna birlikte burada açıklıyoruz. Türk siyasi hayatında örnek gösterilecek bir tutum sergileyen öncelikle iki kardeşime değerli iki arkadaşıma burada huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Bu davranış bile bizlerin siyasette ender rastlanan çok samimi duygular içerisinde olduğumuzu, sadece arzu ve hevesler peşinde koşmadığımızı gösterdiği kanaatindeyim. Burada ayrıca büyük bir sorumluluk ve ağırbaşlılıkla çalışmalarımıza ve kararımıza katılan ve beni bu göreve teşvik eden bütün kardeşlerime de ayrıca teşekkür ediyorum. 

Biz siyaseti makam, şöhret veya kişisel çıkarlarımız için yapmıyoruz. Siyaseti ülkemize ve halkımıza daha iyi hizmet için yapıyoruz. Toplumumuzun büyük sıkıntılar ve bunalımlar içinde çırpınıp durduğu bilinmektedir. Siyasetin de yeterli çareler üretemediğini hep beraber görmekteyiz. Maalesef ülkemizde demokrasi yeterince işlememektedir. Ülkemizde bir eksik demokrasi söz konusudur. Siyaset de tıkanmıştır. Halk hakkıyla temsil edilememektedir. Halkın hakkı korunamamaktadır. Ülkemiz fakirleşmektedir, gelir dağılımı giderek daha da bozulmaktadır. İnsanlar umutsuzdur geleceğinden de emin değildirler. Baskı ve dayatmalar toplumumuzda bir güven bunalımı başlatmıştır. Kısacası Türkiye iyi yönetilmemektedir ve Türkiye'den Türkiye'nin yönetiminden memnun olmayanların sayısı giderek büyümektedir. Oysa Türkiye jeopolitik konumu, genç ve dinamik nüfusu, zengin kültürel birikimi ve çalışkan insanıyla çok büyük bir gelişme potansiyeline sahiptir. 

Bütün bu olumsuz şartlar şunu göstermektedir ki Türkiye'nin güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyacı vardır. Evet Türkiye'nin güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyacı vardır. Türkiye'nin demokratikleşmesini tamamlayabilmesi için güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyacı vardır. Hukukun üstünlüğü için de güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyaç vardır. Temiz yönetim için güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyaç vardır. Kardeşlik, barış ve huzur için güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyaç vardır. İstikrar, kalkınma için de güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyaç vardır. 

Fazilet Partisi bu önemli görev ve sorumlulukları yüklenmeye daha fazla hazır olmalıdır. Türkiye'nin yeni yüzyılda değişimine, refahına, büyümesine, güçlenmesine daha fazla katkı vermeye hazır olmalıdır. Bu Fazilet Partisi'nin bir sorumluluğudur. Bu sorumlulukları daha iyi bir şekilde yerine getirebilmek için 14 Mayıs kongresini bir vesile kabul ediyoruz. Kongremiz için umutlu ve heyecanlıyız. Partimiz bu ilk büyük kongreyle yeni bir dinamizm ve heyecan kazanacaktır. Bu kongreyle partimiz yeni bir uslup ve yeni yönetim anlayışıyla bütün Türkiye'yi kucaklayacaktır. Bu kongre partimizin Türkiye'nin yeniden en büyük partisi olmasının ve tek başına iktidara gelmesinin adımı olacaktır. Kongremizde demokratik yarış partimizi daha da güçlendirecektir. Teşkilatlarımıza delegelerimize ve seçmenlerimize de yeni bir coşku ve azim gelecektir. Bu kararımız Türk toplumunun ve Türkiye'nin büyük geleceği için hem parti tabanımız hem de toplumsal kesimlerle kenetlenmeye vesile olacaktır. Kongremizin en olumlu ve verimli geçmesi için elimizden gelen çabayı hep beraber göstereceğiz.

Değerli arkadaşlar bu kongreden yani 14 Mayıs'ta yapacağımız Fazilet Partisi'nin büyük kongresinden daha çok birleşme çıkacaktır, daha çok kenetlenme çıkacaktır, halkla milletle daha çok bütünleşme çıkacaktır. Daha çok büyüme ve partimizin tek başına iktidar olma sonucu çıkacaktır. Cenab-ı Hak bizleri sağduyulu davranmaktan ve milletin hukukunu korumayı her şeyden aziz bilmekten geri koymasın diyorum ve bu kararımızın partimiz için halkımız için arkadaşlarımız için ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. 

Değerli arkadaşlar sorulara geçmeden önce biraz önce de söylediğim gibi gerek halkımızdan gerek teşkilatlarımızdan partimizden sadece bana değil Abdüllatif Beye, Bülent beye hepimize büyük bir teveccüh söz konusu olmuştu. Ayrıca Bülent bey arkadaşımız seçimlerden hemen sonra genel başkanlığa adaylığını resmen açıklayan arkadaşlarımızdan birisiydi. O bakımdan arkadaşlarımızın da burada konuşmalarını rica edeceğim. Onun için önce değerli başkan vekilimiz Abdüllatif Şener arkadaşıma mikrofonu bırakıyorum.

Abdüllatif ŞENER - Değerli basın mensupları hepinizi saygıyla selamlıyorum. Önümüzde iki ay var. İki ay sonra yani 14 Mayıs günü Fazilet Partisi'nin büyük kongresi yapılacaktır. Kongreler hepinizin bildiği gibi genel başkanların parti yöneticilerinin hedef programların belirlendiği toplantılardır zeminlerdir. Bu bakımdan kongreler siyasi partiler açısından son derece de önemlidir, önemli bir dönüşümün sağlandığı yerlerdir. Kongre olayı Fazilet Partisi açısından değerlendirildiğinde çok daha önemli hale gelmektedir. Çünkü Fazilet Partisi Türkiye'nin en genç ve en dinamik partisidir, kamuoyunun güven duyduğu şaibesiz isimlerin siyaset yaptığı bir partidir. Geçmişin kalıntılarını ve sığ anlayışlarını geleceğe taşımaya çalışan siyasi partiler yerine Fazilet Partisi iyiye doğruya güzele doğru geleceğin düşüncelerini ve örgüsünü bugünden dokumaya çalışan bir siyasi partidir. Yani geleceğin Türkiye'sini inşa etmeye çalışan bir siyasi partidir. İşte hem kongre olayı hem de Fazilet Partisi bir arada ifade edildiğinde bu noktaların üzerinde hassasiyetle durmak gerektiği kanaatindeyim. Kongre öncesinde Fazilet Partisi'ndeki bu yenileşme arayışını ve çabasını sadece Fazilet Partisi'yle ilişkilendirerek yorumlamaya kalkmak yanlış olur eksik olur. Fazilet Partisi'ndeki bu daha güzeli daha doğruyu ve en mükemmeli arama çabalarını Türk siyasetinin şu anda içinde bulunduğu durumla birlikte değerlendirmek gerekir yorumlamak gerekir. Bu bağlamda hadiseler olaylar değerlendirilirse daha isabetli bir yorum ortaya çıkar. Gerçekten şu anda Türk siyasetinde büyük bir boşluk vardır. DSP, MHP, ANAP, DYP tabanlarına sorduğunuz zaman kendi partilerinden memnun olmadıklarını parti siyasetlerinden memnun kalmadıklarını hemen tespit etmek mümkündür. Yani Fazilet Partisi'ndeki bu yenilenme arayışı aslında bütün siyasi partilerin tabanlarını ilgilendiren bir hadisedir. Şu anda Türkiye'de mevcut siyasi boşluğa hitap eden bir hadisedir bir olaydır. Bu siyasi boşluğun ortaya çıkmasındaki en büyük sorumluluk siyasi partilerdedir. Gerçekten özellikle son yıllarda yaşanan ve izlenen bir siyasi üslup Türkiye'de seçmenin siyasi partilere karşı ilgisini azaltmıştır güvenini azaltmıştır. Özellikle son yıllarda siyasi partilerde kabul gören bu siyasi üslup hepinizin bildiği gibi seçimlerden önce yalnızca oy almak için konuşmaktır ama seçimlerden sonra konuştuklarını terk etmektir. Şu anda bildiğiniz gibi 18 Nisan seçimleri sonrasında iktidarı oluşturan üç siyasi parti vardır. Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi. Bu partilerin izlemiş oldukları siyasi tavrı dikkatlice biz izliyoruz, basın olarak sizler izliyor takip ediyorsunuz ve bütün kamuoyu da izliyor. Bu iktidar partilerinin takip ettiği izlediği siyasi üslup gerçekten Türk siyasetinin şu andaki görüntüsünü resmetmektedir. Seçimlerden önce söylediklerini seçmene vaat ettiklerini terk etmişlerdir bir tarafa koymuşlardır, sanki seçmene söylenen sözlerin seçmene verilen vaatlerin hiçbir kıymeti yokmuşçasına iktidar olmaktadırlar iktidarı sürdürmeye çalışmaktadırlar. 

Şu anda hangi gelir grubuna sorarsanız sorun hangi vatandaşla oturur konuşursanız konuşun büyük bir geçim sıkıntısı içerisindedir. Memur, emekli, işçi, köylü, esnaf ve sanatkar bütün gelir grupları geçim sıkıntısı içersindedir, işsizlik de şu anda Türkiye'nin en önemli derdidir en önemli sorunudur. Ama ne DSP, ne MHP, ne Anavatan Partisi seçimlerden önce işçi kuruluşlarının toplantısına gidip sizin reel gelirlerinizi biraz daha azaltacağız dememişlerdir. Memur ve emekli toplantılarına katılıp memurlar ve emekliler bizim iktidar dönemimizde kemer sıkacaklar, ücretleri reel olarak azalacak refah payları düşecektir dememişlerdir. Esnaf ve sanatkarların toplantılarına katılıp hiçbir zaman esnaf ve sanatkarlara şu anda kepenk kapama noktasında bulunan esnaf ve sanatkarlarımıza karşı sizin ticaretinizi alışveriş hacminizi azaltacağız daraltacağız dememişlerdir ve köylüye çiftçiye de enflasyonun altında taban ücret taban fiyatları vermek suretiyle gelir düzeyinizi azaltacağız aşağıya çekeceğiz dememişlerdir. Yine şu anda iktidarda bulunan DSP, MHP ve Anavatan Partisi hepimizin bildiği gibi seçimlerden önce toplumdaki özgürlük taleplerine olumlu cevaplar vermişlerdir ama seçimlerden sonra toplumun bu özgürlük taleplerine karşı baskıcı, dayatmacı ve yasakçı bir politikayı anlayışı ortaya koymuşlardır. İşte Türkiye'nin rahatsızlığı ve işte Türkiye'de siyasi partilere karşı duyulan güvenin azalmasının sebebi budur. Söylenen sözler yapılan konuşmalar seçimlerden sonra terk edilmektedir. Halk terk edilmektedir. Halk siyasette sadece oy alma aracı olarak görülmektedir. Bu yanlış siyaset anlayışı sebebiyledir ki, şu anda siyasette önemli bir boşluk vardır. Bütün siyasi partilerin tabanlarında DSP, MHP, ANAP, DYP gibi kendi partilerine karşı güvensizlik vardır. Kamuoyu yoklamalarında seçmenin büyük bir kısmının hiçbir partiye oy vermeme eğiliminde olduğu da görülmektedir. İşte siyasetteki bu boşluğun oluştuğu ortamda Fazilet Partisi Türkiye'de önemli bir siyasi merkezin adıdır, önemli bir siyasi merkezin adresidir ve toplumun güven duyduğu kadrolar bu partide mevcuttur. Toplumun sorunlarına çözüm getiren programlar ve hedefler bu partinin deklare etmiş olduğu hedefler arasındadır ve açıkçası Fazilet Partisi geleceğin düşüncelerini duygularını ve geleceğin Türkiye'sini şimdiden bugünden dokumaya hazır bir partidir, kadroları da buna müsaittir. İşte bu ortamda biz üç milletvekili olarak Fazilet Partili milletvekili olarak Türkiye'nin içinde bulunduğu bu genel durumu da değerlendirmek suretiyle 14 Mayıs'ta yapılacak Fazilet Partisi büyük kongresindeki yeni yapılanmayla ilgili durumu değerlendirdik ve neticede ortak hareket etme kararı aldık ve bu kararımızı da bugünkü basın toplantısıyla kamuoyuna duyurmayı uygun bulduk. Ben 14 Mayıs kongresinin partimize ülkemize ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum ve hepinize en içten saygılarımı sunuyorum. 

Abdullah GÜL - Evet teşekkür ederiz. Şimdi değerli arkadaşlar Bülent bey görüşlerini ifade edecek. 

Bülent ARINÇ - Çok değerli basın mensupları ben de hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Bugün basın toplantımızda sayın Abdullah Gül Fazilet Partisi büyük kongresinde aday olacağını resmen açıkladı. Biz de kendisine refakat ediyoruz. Öncelikle bu kararın partimiz için de milletimiz için de hayırlı olmasını diliyorum. Bu fevkalade bir medeni karardır. Arkadaşımızla iftihar ediyoruz. İyi yetişmiş, güzel deneyimlere sahip bu parti içerisinde çok önemli hizmetlerde bulunmuş bir arkadaşımızdır. Gerçekten Abdüllatif Şener beyle birlikte hemen hemen partimizde bu konuda aday olabilecek arkadaşlarımızın da düşüncelerini alarak onlarla birlikte verdiğimiz bir karardır. Ben kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum ve sayın genel başkanımızın ortaya koyduğu ölçüler içersinde bu partide partinin genel başkanlığına layık pek çok iyi yetişmiş deneyimli ehliyetli insanlar vardır, bunlarla kongre bir centilmence yarışa sahne olacaktır. Kaybedeni olmayan bir kongrede sadece Fazilet Partisi kazanacaktır ve böylece biz bu parti içersinde birbirimize her zaman destek olarak el ele gönül gönüle sadece Fazilet Partimizin iktidarı ve sadece milletimizin huzur ve mutluluğu için çalışacağımıza söz veriyoruz.

Benim bir özelliğim oldu. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana Fazilet Partisi'nde ilk defa genel başkanlığa aday olduğunu açıklayan insan bendim. Daha sonra sayın genel başkan da aday olabileceğini söyledi. Bu yarışı birlikte yapacağımızı düşündük. Hemen hemen 10 aydan bu yana da genel başkanlıkta aday olarak ısrarlı olduğunu söyleyen insan bendim. Değerli arkadaşlarım bugün bakınız bir genel başkan adaylığı açıklaması var. Hep beraberiz. Eğer başka partilerde böyle bir toplantı olsaydı umarım herkes kendi taraftarlarını getirir, bir nümayiş havası verir ve belki de bunu bir gövde gösterisi şekline dönüştürürdü. Halbuki biz böyle düşünmedik ve hiçbir zaman da düşünmeyeceğiz. 104 milletvekilimiz var, hepsiyle aynı düşüncelere aynı ideallere sahibiz. Ne dünya görüşümüzde bir farklılık var ne de Fazilet Partisi'nde siyaset yapma anlayışımızda. 80 il başkanımızın, 1000 tane ilçe başkanımızın, 2000 tane belde başkanımızın hepsiyle müşterek düşüncelere sahibiz. Bizim hareketimiz bu parti içerisinde bir yerlere gelmek için her şeyi mübah gören bir anlayış değil, partinin birlik ve bütünlüğü içersinde karşılıklı saygı ve sevgiye dayanarak, fedakarlık yapılması gereken yerlerde sağa sola bakmadan önce kendimizin fedakarlık yapması gerektiğine inanarak bu beraberliğimizi daha da büyüteceğimize alacağımız sonuçların çok daha büyüyeceğine inanmıştık.

Değerli arkadaşlarım bu 10 aylık adaylık süresince hepiniz de biliyorsunuz her defasında karşı karşıya geldik. Televizyonlarda basın mensuplarının önünde sorularınızı cevaplandırdım. Hatta dün sabah bile katıldığım bir televizyon kanalında bir radyoda bu adaylık konusunda "evet genel başkanlık adaylığım devam ediyor" dedim. Herkes bunu biliyor. Siyaset yapma anlayışımızın, yönetim anlayışımızın, Türkiye'nin ve dünyanın meselelerine bakış açımızın ne denli farklı ve özellikli olduğunu hemen herkes biliyor. Ancak bildiğiniz gibi bu 10 aylık süre içersinde biz ve özellikle ben farklı olarak belki diğer partilerde genel başkan adaylarından beklenen pek çok şeyi yapmadım. Yani kulis yapmadım. Yani delege hesabı yapmadım. Yani bu partide mutlaka seçimi kazanmak için maddi ölçüler içersinde şunların da yapılması gerekli dendiği halde ben partimizin büyümesini, partimiz içersinde yıllardan beri devam eden en azından bir çizgi olarak inancımız ve bu inancımızın yaşantımıza akseden yönleriyle Türkiye'de huzur ve mutluluğu yakalamamız açısından önemli olanın sevgi olduğunu birlik olduğunu vefa duygularıyla dolu olmak olduğunu ve birbirimize yıllarca sadakat içinde kalmış insanların yine bu bütünlüğü muhafaza edeceklerini düşündüm. 

Değerli arkadaşlarım adaylık konusu Fazilet Partisi teşkilatlarında, tabanında, medyada bütün Türkiye'de bütün partilere mensup insanlar arasında da bir büyük heyecan uyandırmıştı. Fazilet Partisi'nin kongresi heyecanla bekleniyor, böylesine bir değişimin olumlu değişimin Fazilet Partisi'nde muaffak olması halinde sadece kendi teşkilatlarımızın değil Türk siyasi hayatında bile bir büyük bütünleşmeye ve beraberliğe yol açacağı gözleniyordu. Şurada kongreye iki ay kaldı. Partimiz içersindeki gelişmeleri değerlendirdik. Türkiye'deki siyasetin geldiği noktayı değerlendirdik ve bu değerlendirme sonunda biraz evvel sayın Şener'in de ifade ettiği gibi bir karar verme durumunda kaldık. Bu karar benim genel başkan adaylığından çekilmem ve sayın Gül'ün adaylığını desteklemem konusudur. Bundan dolayı vicdanen müsterihim. Büyük bir sevinç içersindeyim ve inşaallah bu kararımızın umarım ki hem partimiz içersinde hem de diğer partiler arasında bütün insanlar nezdinde anlayışla ve takdirle karşılanacağını düşünüyorum. Bizim için benim veya bir başkasının genel başkan olması değil, bu partide doğru haklı makul bir zihniyetin Türkiye meselelerinde ağırlığını koyması önemlidir. Ben 104 milletvekili arkadaşımın hemen hepsi için böyle bir feragatı düşünebilirim. Çünkü il başkanlarımızın ilçe başkanlarımızın hepsi benim şahsımdan da öncedir ve kıymetlidir. Biz böyle bir terbiyeyle yetiştik, biz böyle bir anlayışla yetiştik ve yıllar süren beraberliğimizi böyle devam ettirdik. İnanıyorum ki bu parti içersinde genel başkan adaylığına genel başkanlığa layık onlarca insan vardır ve biz çok zengin kadrolara sahibiz. Bu zengin kadrolardan iyi yetişmiş, birikimli, fedakar insanlardan büyük bir kapasiteyle istifade ettiğimiz zaman, siyaseti bir hizmet yarışı haline soktuğumuz zaman, siyaseti kendi şartları içersinde dürüst biçimde yaptığımız zaman bundan sadece Fazilet Partisi değil bütün Türkiye bütün insanlar kazançlı çıkacaktır. 

Ben bugünkü bu davranışımızın Türkiyemiz için, partimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bundan sonra genel başkan adayımız sayın Abdullah Gül'dür ve biz elimizden geldiğince arkadaşlarımızın hepsinin gayretleriyle bir güzel sonuca ulaşacağımızı düşünüyorum. Ve bu arada adaylığını ilan eden sayın genel başkan Recai Kutan'a da kongreye kadar adaylığını koymayı düşünen bütün arkadaşlarımıza da üstün başarılar diliyorum. Bunun zevkli, centilmence, ahlaklı bir yarış olacağını ümit ediyor ve kongremizin sonuçlarının tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. 

Abdullah GÜL - ...ne tip çekişmelerin ne tip kişisel yarışmaların olduğunu çok iyi bilirler ama burda arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi ve özellikle Bülent bey arkadaşımın da ifade ettiği gibi Fazilet Partisi'nin nasıl bir fazilet mücadelesi verdiğini ve Fazilet Partisi'nde ne kadar çok faziletli arkadaşlarımızın olduğunu hep beraber görüyoruz. Bu açıdan özellikle Bülent beye ve Abdüllatif Şener bey arkadaşıma huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum ve aynı zamanda ben de sayın genel başkanımız Recai Kutan beye de başarılar diliyorum ve bu kongremizin partimiz için ülkemiz için insanlık için hayırlı olmasını şimdiden temenni ediyorum. Şimdi arkadaşlarımın sorularını buyrun...

Soru - Siz emanetçi olacak mısınız?

Abdullah GÜL - Hayır ben kesinlikle emanetçi olmam. Daha doğrusu herhangi bir bırakın bir ana muhalefet partisini herhangi bir siyasi partiyi bir dernekte bile eğer iş yapılacaksa emanetçilikle olmaz. Dolayısıyla yetki ve sorumlulukların bir kişide tam olarak üstlenmesi gerekir. O açıdan başarılı olmam için benim yetki ve sorumlulukları tam üstlenmem, fiili ve resmi başkan olmam gerekir. Benim anlayışım budur ve eğer kongremiz beni uygun görürse böyle bir başkanlık yapmayı şimdiden taahhüt ediyorum. 

Soru -Sayın Erbakan ile ilişkileriniz nasıl olacak?

Abdullah GÜL - Şimdi değerli arkadaşlar tabi herkesin zihnindeki soruyu sordunuz. Dolayısıyla teşekkür ederim size. Hiç kimseden saklamanın bir anlamı yoktur. Sayın Erbakan'la bizim ilişkimiz bizim yakınlığımızı herkes bilmektedir. Bizim hocamızdır, genel başkanımız olmuştur ve başbakanımızdır. Ama maalesef bu ara dönem içerisinde Türk siyasetine Türk demokrasisine gölge düşecek bir şekilde kendisi şu anda siyasetin dışındadır. O bakımdan bizim saygımız sevgimiz bu ayrıdır ama kendisi zaten şu anda siyasetin dışında olduğu için biz burada kendimiz karar verdik ama görevimizin de şu olduğunu açıklamak isterim. Sadece sayın Erbakan için değil diğer arkadaşlarımız için de bu yasakları kaldırmak, Türk demokrasisinin üzerine Türk siyasetinin üzerine düşen bu gölgeyi kaldırmak bizim vazifemiz olacaktır borcumuz olacaktır. Bunu yapmak için de Fazilet Partisi'ni %15'lerden % 25'lere, %25'lerden %35'lere 45'lere yükseltmeyi ve büyütmeyi hedefliyoruz. O açıdan bu konudaki görüşlerim bu şekildedir. 

Soru - Sayın Gül siyasi parti liderleri genel başkanları ya vefat edince ya da cumhurbaşkanı olunca koltuğu bırakıyorlar. Bu sıfat bu sefer değişebilecek mi?

Abdullah GÜL - Şüphesiz ki buna en büyük istişare organı olan genel kongremizdeki delegeler karar verecektir ama ortada gözüken bir şey vardır ki herkesin tahmin etmediği şekilde Fazilet Partisi içerisinde medeni, centilmence ve demokratik bir yarış başlamıştır. Bunun yolunu sayın genel başkanımız Recai Kutan bey açmıştır. O bakımdan kendisine de burada huzurlarınızda teşekkür ederim. Netice delegelerin vereceği kararla gerçekleşecektir ama önemli olan ortaya çıkmaktır ve saygı ve sevgi içerisinde bu yarışı başlatmaktır.

Soru - Sayın Gül makam kavgası yaptığı bu hareketin ileri sürülüyor. Yeni politikalar yeni projeler ortaya konulmadığı eleştirileri getirildi geçtiğimiz günlerde. Siz Fazilet Partisi'nde nasıl bir yeniden yapılanma düşünüyorsunuz? Fazilet Partisi yönetimine gelirseniz ne tür değişiklikler olacak Fazilet Partisi'nin izlediği politikalarda? 

Abdullah GÜL - Değerli arkadaşlar bunun bir makam yarışı olmadığının en güzel nedenini biraz önce hep beraber gördük. Siyasi tarihte ender rastlanan bir olaydır dedim bu. Eminim ki bizi takip edenler de bunu büyük bir sevgiyle gördüler, büyük bir coşkuyla alkışladılar. Dolayısıyla aramızda makam veya rütbe veya şan şöhret peşinde olan arkadaşlarımız yok. Ben de kesinlikle öyle değilim. Biz Fazilet Partisi'nin içerisindeyiz. Biz yeni bir parti kurmuyoruz. Biz partimiz için çok temel prensipler yeni bir kimlik ortaya koyma durumunda da değiliz. Biz Fazilet Partisi'nin gün ışığına Türkiye kitabını hazırlayanlarız. Dolayısıyla Fazilet Partisi'nin bu güzel fikirlerinin, Fazilet Partisi'nin bu yüksek düşüncelerinin değerlerinin bunların çok daha fazla halk kitleleri tarafından benimseneceğine inanıyoruz. O açıdan biz inanılırlığımızı güvenimizi haklı olduğu yerde başımızı dik tutacak ve sonuna kadar da haklılığımızı koruyacak bir üslup bir metot koyacağız. Şüphesiz ki dünya değişmektedir, şüphesiz ki Türkiye değişmektedir, şüphesiz ki realitede bir çok gelişmeler olmaktadır. Bunları en canlı bir şekilde takip edeceğiz ve bunlara göre partimizin içerisinde şüphesiz ki yeni politikalar üreteceğiz. Bunları önümüzdeki günlerde zaten çok tartışacağız ve çok konuşacağız. 

Soru - Efendim Türkiye'nin güçlü bir Fazilet Partisi'ne ihtiyacı olduğunu söylediniz. Bu bir anlamda mevcut yönetimin güçsüzlüğünün ifadesi mi ?

Abdullah GÜL - E şimdi tabi son seçimlerden aldığımız oy bizim % 15'tir. Bizim potansiyelimizin çok daha büyük olduğunu herkes bilmektedir. Biz Türkiye'nin en kuvvetli siyasi akımıyız. Biz Türk halkının değerlerini düşüncelerini politikaya yansıtıyoruz. O bakımdan en geniş tabanı olan en geniş kitlesi olan ve en geniş dayanağı olan parti biziz. Ve böyle bir partinin kesinlikle oyunun çok çok daha fazla olması iktidar olması gerekir. Son seçimlerde belediye başkanlığı seçimlerinde %25'e kadar oy aldık aynı sandıklardan aynı müşahitlerin bulunduğu yerden. O açıdan biz inanıyoruz ki potansiyelimiz büyüktür geniştir önümüz açıktır. Bunun için Fazilet Partisi'ni güçlendirmek Fazilet Partisi'ni büyütmek hepimizin görevidir. Bunu el birliği içerisinde yapacağız. Biraz önce değerli arkadaşımın da söylediği gibi bütün milletvekillerimiz bütün il başkanlarımız ilçe başkanlarımız ve bütün üyelerimiz ve bize sempati duyan herkesle birlikte yapacağız.

Soru - Efendim bu cumhurbaşkanlığı yarışı pazarlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Abdullah GÜL - İsterseniz bunu bu bugünün şu anda bizim basın toplantımızın birazcık mevzusu dışında olduğu için bunu başka bir zaman değerlendirmeyi arzu ederim. 

Değerli arkadaşlar çok teşekkür ederiz hepinize. Tekrar hayırlı olsun. Sağ olun.

Bülent ARINÇ - Tekrar tebrik ediyoruz Allah hayırlı etsin.

Abdullah GÜL - Sağ olun... 

Bülent ARINÇ - Efendim hayırlı günler hepinize, teşekkür ediyorum.
 


KAYNAK: ABDULLAH GÜL İÇİN AÇILAN İNTERNET SİTESİ
(13 MAYIS 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş