| ECEVİT: "PİŞKİNSÜT'ÜN KENDİSİ
KONUŞMAK İSTEMEDİ"
DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, Sema Pişkinsüt'ün konuşturulmamasının
sözkonusu olmadığını bildirdi. Pişkinsüt'ün kendisinin konuşmak istemediğini
iddia eden Ecevit bir soru üzerine, partisinde liderlik devrinin, kendiliğinden,
zamanı geldiğinde olacağını söyledi.
"Benim düşünceme göre, düşünsel açıdan çok olumlu bir kurultay oldu"
diyen Ecevit, kurultayda genel başkanlığa aday olan Sema Pişkinsüt'ün oğlunun
tartaklanmasına çok üzüldüğünü bildirdi. Ecevit, "Bunda bir kasıt olduğunu
düşünmemek gerekir. 15 bin kişilik olan salona 35 bin misafir geldi. Bu
kadar sıkışıklık olunca güvenlik görevlilerinin bütün olumlu gayretlerine
rağmen yer yer özellikle kapıların giriş çıkış yerlerinde itiş kakış oldu.
Bunlara hepimiz tanık olduk ama bunlarda bir kasıt aramak doğru değil"
diye konuştu.
Ecevit, bir gazetecinin, Sema Pişkinsüt'ün konuşturulmamaktan yakındığını,
Rıdvan Budak'ın da kongrenin bu uygulamasını eleştiren bir açıklaması olduğunu
hatırlatarak, görüşlerini sorması üzerine, "DSP'nin kurultay gündemlerinde
şimdiye kadar adaylıklarını koyanların konuşmaları için bir olanak sağlanmamıştır,
bu düşünülmemiştir, buna ihtiyaç duyulmamıştır" diye konuştu.
Ecevit, şöyle devam etti: "Onun için kurultay gününden en geç 15 gün
önce ilan edilen gündemimizde herhangi bir adayın konuşma hakkı için husus
yer almıyordu. Böyle bir istek gelmemişti. Ben de konuşmamı aslında genel
başkanlık konuşması, açış konuşması olarak yapmıştım. Fakat eğer sayın
Pişkinsüt, gündemimiz açıklanmadan önce bir başvuruda bulunsaydı, adaylığını
koymak istediğini, dolayısıyla konuşmak istediğini söyleseydi ve gündemde
buna göre değişiklik yapılmasını isteseydi, bu isteği yerine getirilirdi.
Fakat öyle bir istekte bulunmamıştır Sayın Pişkinsüt."
Pişkinsüt'ün gündem maddesi olmadığı halde, kurultay vesilesiyle konuşma
hakkı istediğini hatırlatan Ecevit, şunları kaydetti:
"Kendi, bir genel başkan adayı olarak konuşma hakkı istedi. Buna Tüzüğümüzün
elvermediğini biraz önce açıkladığımız nedenlerle belirttik. Ona rağmen
Başkanlık Divanı, Tüzük'te yeri olmadığı halde bir özel olanak sağlamak
istedi sayın Pişkinsüt'e ve 'tüzükte böyle bir hakkınız yok. Şimdiye kadar
da böyle bir istek söz konusu olmadı. Ona rağmen genel başkan adayı olarak
konuşma olanağı istiyorsanız, bunu Genel Kurul'un onayına sunmamız gerekir'
dendi. Bunun için sayın Pişkinsüt'ün onayı istendi. Sayın Pişkinsüt de
kabul etti (onaylıyorum) dedi ve konu Genel Kurul'a sunuldu. Sadece bir
üye Sema Hanım'ın konuşması için oy verdi. Onun dışında bütün üyeler aleyhte
oy verdiler, bunlara hepiniz tanık oldunuz. Denebilir ki çalışma raporu
konusunda, o vesileyle veya politika komisyonu vesilesiyle konuşma hakkı
isteyebilirdi. Genel başkan adayı sıfatıyla değil, fakat bir delege olarak
söz isteyebilirdi. Ve o vesileyle konuştuğu zamanda kendini genel başkan
adayı olarak tanıtma konusunda geniş olanak elde ederdi. Maksat hasıl olmuş
olurdu. Fakat öyle bir istek de sayın Sema Pişkinsüt'ten gelmedi. sanıyorum
ki aslında kendisi konuşmaya pek istekli değildi. Çünkü kendisi aleyhinde
çok yaygın bir ortam bulunduğunu biliyordu. Onun da nedeni, sayın Sema
Pişkinsüt'ün daha önce kamuoyu önünde yaptığı bazı konuşmalardır. Şu sıralar
basın hiç üstünde durmamış, ama bundan daha bir kaç hafta önce sayın Pişkinsüt'ün
yaptığı bir konuşma dolayısıyla kendisine geniş kamuoyu kesimlerinden,
o arada TBMM'nin hemen hemen tümünden çok tepkiler geldi. Çünkü sayın Pişkinsüt,
Anadolu insanını kötüleyen, Meclis'i kötüleyen genel olarak Anadolu halkını
kötüleyen bir konuşma yapmıştı ve bu dediğim gibi çok geniş tepki uyandırmıştı.
Onun için konuştuğu takdirde bu tepkilerin kurultaya da yansıyabileceğini
düşünmüş olsa gerek. Sayın Pişkinsüt'ün kamuoyu önünde yaptığı konuşmalar
bizim siyaset anlayışımızdan da insanlık anlayışımızdan da uzaklaşıyor.
Ve dediğim gibi TBMM'yi ve Anadolu insanını da kötüleyici nitelikte konuşmalar
yapıyor. Bu yüzden de sıkıntılı bir duruma düşmüş olabilir."
Ecevit'e basın toplantısında yöneltilen diğer sorular ve Ecevit'in yanıtları
da şöyle:
Soru: Aydın Milletvekili ve Genel Başkan Adayı Sema Pişkinsüt
ile ilgili disiplin kurulu mekanizmalarını işletmeyi düşünüyor musunuz?
Ecevit: Bütün olumsuzluklara rağmen, yaptığı konuşmalar ve parti
çizgisinden uzaklaşmakta olmasına, TBMM'nin neredeyse tamamını küstürmüş
olmasına rağmen, şu ana kadar Pişkinsüt hakkında disiplin işlemi uygulamayı
düşünmedik.
Soru: Partinizin dünkü kurultayında bazı isimleri göremedik. Bunlardan
birisi de Zekeriya Temizel'di. Acaba kendisine davetiye gönderilmedi
mi?
Ecevit: Davet yoluyla üyelik şimdiye kadar pek vaki olmamıştır.
Soru: Dünkü konuşmanızda (Bizim tüm solu toplamak gibi bir düşüncemiz
yok) diye bir cümleniz vardı. Bu, Kemal Derviş'e cevap olarak algılandı,
doğru mu?
Ecevit: Hayır, Kemal Derviş'e veya herhangi bir kimseye yanıt olarak
söylemedim. Bu benim her zaman yıllardan beri söylediğim bir şeydi. Yani
DSP'nin düşünce tutarlılığına çok büyük önem verdiğimizi ve kendi ulusal
sol anlayışımızın bulunduğunu, yani başka ülkelerdekinden farklı bir sol
anlayışımızın bulunduğunu, her vesileyle hatta vesile olmaksızın, yıllardan
beri söylerim. Sayın Derviş arkadaşımıza yanıt gibi bir niyetim kesinlikle
olmamıştır.
Soru: Genel başkan adaylarının konuşmalarıyla ilgili tüzüğünüzde bir
değişiklik düşünüyor musunuz?
Ecevit: Şimdiye kadar bu DSP'nin gündemine gelmedi. Ama dediğim gibi
böyle bir istek gelseydi ona göre tedbiri alınırdı, ona göre olanak sağlanırdı.
Nitekim, bu kurultayda da o olanak vardı. Yani Çalışma Komisyonu Raporu,
Politika Komisyonu Raporu vesilesiyle 5'er kişi yanlış anımsamıyorsam,
konuşabilmiştir. Fazla talep de yoktu. Eğer buna başvursaydı, Sema Pişkinsüt
de konuşma olanağını rahatlıkla bulabilirdi. Ama bu olanağı kullanmak istemedi.
Soru: Siz de Genel Başkanlığı Kurtuluş Savaşı'nda savaş kazanmış bir
liderden yani İsmet İnönü'den aldınız. Bunu, parti içi mücadeleyle aldınız.
Parti içi mücadeleye neden sıcak bakmıyorsunuz? İkincisi de liderliği bundan
sonraki kuşaklara ne zaman devretmeyi düşünüyorsunuz?
Ecevit: Parti içi bir mücadele ölçüsü içinde kalmalıdır. Bizim bir özelliğimiz,
hizipçilikten uzak, kavgalı, gürültülü ortamdan uzak bir parti oluşumuzdur.
Biz o sayededir ki, bütün güçlüklerimize rağmen Türkiye'nin birinci partisi
durumuna geldik. Bizim bu tutumumuz birinci parti konumuna gelmemizin nedenlerinden
biridir. O bakımdan bunu yadırgamamak gerekir. Liderlik devri, kendiliğinden
zamanı geldiğinde olur.
Soru: Parti Meclisi için yapılan dünkü oylamada en düşük oyu Başbakan
Yardımcınız Hüsamettin Özkan aldı. Bu çerçevede, Özkan'ın konumunda ya
da kabinede bir değişiklik olacak mı?
Ecevit: Kendisi çok faal bir arkadaşımızdır biliyorsunuz. Çok çalışan
bir arkadaşımızdır. Bazen böyle hızlı çalışmalar, bazı insanlar da tepki
de uyandırır. Ama ben kendisinin çalışmasından memnunum.
Soru: Dış kaynaklarla bağlantılı olarak Kemal Derviş ABD'den olumlu
mesajlar verdi. Ama G7 ülkelerinden bir yanıt geldi mi? Ayrıca bu 15 yasa
arasında önem verilen yasalardan birisi Telekom'un özelleştirilmesi. Hala
bir uzlaşma sağlanamadı...
Ecevit: Telekom sorunu inşallah yakın zamanda çözülecek. G-7 üyeleri
bize yapılacak yardım ve sağlanacak destekle yakından ilgililer. Fakat
şu ana kadar somut bir katkıda bulunup bulunmadıklarını bilmiyorum. Ancak,
IMF kendi kaynaklarından geniş bir kesimini Türkiye için değerlendirme
olanağını kabul etti. Bu çok sevindiricidir. Ayrıca G-7 ülkelerinde de
katkı gelirse elbette seviniriz.
Soru: Pişkinsüt ile ilgili şimdiye kadar disiplin mekanizmasını işletmediğinizi
söylemiştiniz. Bundan sonra düşünüyor musunuz?
Ecevit: Artık bundan sonrasını bilemem. Zaman gösterir.
|