Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DSP 5. KONGRESİ
ECEVİT'İN KONUŞMASI
PİŞKİNSÜT KONUŞSAYDI

DSP 5. OLAĞAN KURULTAYI...
Ecevit'in basın toplantısı
30 Nisan 2001
DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, bir basın toplantısı ile kurultayı ve Sema Pişkinsüt olayını değerlendirdi. 
 
ECEVİT: "PİŞKİNSÜT'ÜN KENDİSİ KONUŞMAK İSTEMEDİ"

DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, Sema Pişkinsüt'ün konuşturulmamasının sözkonusu olmadığını bildirdi. Pişkinsüt'ün kendisinin konuşmak istemediğini iddia eden Ecevit bir soru üzerine, partisinde liderlik devrinin, kendiliğinden, zamanı geldiğinde olacağını söyledi. 

"Benim düşünceme göre, düşünsel açıdan çok olumlu bir kurultay oldu" diyen Ecevit, kurultayda genel başkanlığa aday olan Sema Pişkinsüt'ün oğlunun tartaklanmasına çok üzüldüğünü bildirdi. Ecevit, "Bunda bir kasıt olduğunu düşünmemek gerekir. 15 bin kişilik olan salona 35 bin misafir geldi. Bu kadar sıkışıklık olunca güvenlik görevlilerinin bütün olumlu gayretlerine rağmen yer yer özellikle kapıların giriş çıkış yerlerinde itiş kakış oldu. Bunlara hepimiz tanık olduk ama bunlarda bir kasıt aramak doğru değil" diye konuştu. 

Ecevit, bir gazetecinin, Sema Pişkinsüt'ün konuşturulmamaktan yakındığını, Rıdvan Budak'ın da kongrenin bu uygulamasını eleştiren bir açıklaması olduğunu hatırlatarak, görüşlerini sorması üzerine, "DSP'nin kurultay gündemlerinde şimdiye kadar adaylıklarını koyanların konuşmaları için bir olanak sağlanmamıştır, bu düşünülmemiştir, buna ihtiyaç duyulmamıştır" diye konuştu. 

Ecevit, şöyle devam etti: "Onun için kurultay gününden en geç 15 gün önce ilan edilen gündemimizde herhangi bir adayın konuşma hakkı için husus yer almıyordu. Böyle bir istek gelmemişti. Ben de konuşmamı aslında genel başkanlık konuşması, açış konuşması olarak yapmıştım. Fakat eğer sayın Pişkinsüt, gündemimiz açıklanmadan önce bir başvuruda bulunsaydı, adaylığını koymak istediğini, dolayısıyla konuşmak istediğini söyleseydi ve gündemde buna göre değişiklik yapılmasını isteseydi, bu isteği yerine getirilirdi. Fakat öyle bir istekte bulunmamıştır Sayın Pişkinsüt." 

Pişkinsüt'ün gündem maddesi olmadığı halde, kurultay vesilesiyle konuşma hakkı istediğini hatırlatan Ecevit, şunları kaydetti: 

"Kendi, bir genel başkan adayı olarak konuşma hakkı istedi. Buna Tüzüğümüzün elvermediğini biraz önce açıkladığımız nedenlerle belirttik. Ona rağmen Başkanlık Divanı, Tüzük'te yeri olmadığı halde bir özel olanak sağlamak istedi sayın Pişkinsüt'e ve 'tüzükte böyle bir hakkınız yok. Şimdiye kadar da böyle bir istek söz konusu olmadı. Ona rağmen genel başkan adayı olarak konuşma olanağı istiyorsanız, bunu Genel Kurul'un onayına sunmamız gerekir' dendi. Bunun için sayın Pişkinsüt'ün onayı istendi. Sayın Pişkinsüt de kabul etti (onaylıyorum) dedi ve konu Genel Kurul'a sunuldu. Sadece bir üye Sema Hanım'ın konuşması için oy verdi. Onun dışında bütün üyeler aleyhte oy verdiler, bunlara hepiniz tanık oldunuz. Denebilir ki çalışma raporu konusunda, o vesileyle veya politika komisyonu vesilesiyle konuşma hakkı isteyebilirdi. Genel başkan adayı sıfatıyla değil, fakat bir delege olarak söz isteyebilirdi. Ve o vesileyle konuştuğu zamanda kendini genel başkan adayı olarak tanıtma konusunda geniş olanak elde ederdi. Maksat hasıl olmuş olurdu. Fakat öyle bir istek de sayın Sema Pişkinsüt'ten gelmedi. sanıyorum ki aslında kendisi konuşmaya pek istekli değildi. Çünkü kendisi aleyhinde çok yaygın bir ortam bulunduğunu biliyordu. Onun da nedeni, sayın Sema Pişkinsüt'ün daha önce kamuoyu önünde yaptığı bazı konuşmalardır. Şu sıralar basın hiç üstünde durmamış, ama bundan daha bir kaç hafta önce sayın Pişkinsüt'ün yaptığı bir konuşma dolayısıyla kendisine geniş kamuoyu kesimlerinden, o arada TBMM'nin hemen hemen tümünden çok tepkiler geldi. Çünkü sayın Pişkinsüt, Anadolu insanını kötüleyen, Meclis'i kötüleyen genel olarak Anadolu halkını kötüleyen bir konuşma yapmıştı ve bu dediğim gibi çok geniş tepki uyandırmıştı. Onun için konuştuğu takdirde bu tepkilerin kurultaya da yansıyabileceğini düşünmüş olsa gerek. Sayın Pişkinsüt'ün kamuoyu önünde yaptığı konuşmalar bizim siyaset anlayışımızdan da insanlık anlayışımızdan da uzaklaşıyor. Ve dediğim gibi TBMM'yi ve Anadolu insanını da kötüleyici nitelikte konuşmalar yapıyor. Bu yüzden de sıkıntılı bir duruma düşmüş olabilir." 

Ecevit'e basın toplantısında yöneltilen diğer sorular ve Ecevit'in yanıtları da şöyle: 

Soru: Aydın Milletvekili ve Genel Başkan Adayı Sema Pişkinsüt ile ilgili disiplin kurulu mekanizmalarını işletmeyi düşünüyor musunuz? 

Ecevit: Bütün olumsuzluklara rağmen, yaptığı konuşmalar ve parti çizgisinden uzaklaşmakta olmasına, TBMM'nin neredeyse tamamını küstürmüş olmasına rağmen, şu ana kadar Pişkinsüt hakkında disiplin işlemi uygulamayı düşünmedik. 

Soru: Partinizin dünkü kurultayında bazı isimleri göremedik. Bunlardan birisi de Zekeriya Temizel'di. Acaba kendisine davetiye gönderilmedi mi? 

Ecevit: Davet yoluyla üyelik şimdiye kadar pek vaki olmamıştır. 

Soru: Dünkü konuşmanızda (Bizim tüm solu toplamak gibi bir düşüncemiz yok) diye bir cümleniz vardı. Bu, Kemal Derviş'e cevap olarak algılandı, doğru mu? 

Ecevit: Hayır, Kemal Derviş'e veya herhangi bir kimseye yanıt olarak söylemedim. Bu benim her zaman yıllardan beri söylediğim bir şeydi. Yani DSP'nin düşünce tutarlılığına çok büyük önem verdiğimizi ve kendi ulusal sol anlayışımızın bulunduğunu, yani başka ülkelerdekinden farklı bir sol anlayışımızın bulunduğunu, her vesileyle hatta vesile olmaksızın, yıllardan beri söylerim. Sayın Derviş arkadaşımıza yanıt gibi bir niyetim kesinlikle olmamıştır. 

Soru: Genel başkan adaylarının konuşmalarıyla ilgili tüzüğünüzde bir değişiklik düşünüyor musunuz? 

Ecevit: Şimdiye kadar bu DSP'nin gündemine gelmedi. Ama dediğim gibi böyle bir istek gelseydi ona göre tedbiri alınırdı, ona göre olanak sağlanırdı. Nitekim, bu kurultayda da o olanak vardı. Yani Çalışma Komisyonu Raporu, Politika Komisyonu Raporu vesilesiyle 5'er kişi yanlış anımsamıyorsam, konuşabilmiştir. Fazla talep de yoktu. Eğer buna başvursaydı, Sema Pişkinsüt de konuşma olanağını rahatlıkla bulabilirdi. Ama bu olanağı kullanmak istemedi. 

Soru: Siz de Genel Başkanlığı Kurtuluş Savaşı'nda savaş kazanmış bir liderden yani İsmet İnönü'den aldınız. Bunu, parti içi mücadeleyle aldınız. Parti içi mücadeleye neden sıcak bakmıyorsunuz? İkincisi de liderliği bundan sonraki kuşaklara ne zaman devretmeyi düşünüyorsunuz? 

Ecevit: Parti içi bir mücadele ölçüsü içinde kalmalıdır. Bizim bir özelliğimiz, hizipçilikten uzak, kavgalı, gürültülü ortamdan uzak bir parti oluşumuzdur. Biz o sayededir ki, bütün güçlüklerimize rağmen Türkiye'nin birinci partisi durumuna geldik. Bizim bu tutumumuz birinci parti konumuna gelmemizin nedenlerinden biridir. O bakımdan bunu yadırgamamak gerekir. Liderlik devri, kendiliğinden zamanı geldiğinde olur. 

Soru: Parti Meclisi için yapılan dünkü oylamada en düşük oyu Başbakan Yardımcınız Hüsamettin Özkan aldı. Bu çerçevede, Özkan'ın konumunda ya da kabinede bir değişiklik olacak mı? 

Ecevit: Kendisi çok faal bir arkadaşımızdır biliyorsunuz. Çok çalışan bir arkadaşımızdır. Bazen böyle hızlı çalışmalar, bazı insanlar da tepki de uyandırır. Ama ben kendisinin çalışmasından memnunum. 

Soru: Dış kaynaklarla bağlantılı olarak Kemal Derviş ABD'den olumlu mesajlar verdi. Ama G7 ülkelerinden bir yanıt geldi mi? Ayrıca bu 15 yasa arasında önem verilen yasalardan birisi Telekom'un özelleştirilmesi. Hala bir uzlaşma sağlanamadı... 

Ecevit: Telekom sorunu inşallah yakın zamanda çözülecek. G-7 üyeleri bize yapılacak yardım ve sağlanacak destekle yakından ilgililer. Fakat şu ana kadar somut bir katkıda bulunup bulunmadıklarını bilmiyorum. Ancak, IMF kendi kaynaklarından geniş bir kesimini Türkiye için değerlendirme olanağını kabul etti. Bu çok sevindiricidir. Ayrıca G-7 ülkelerinde de katkı gelirse elbette seviniriz. 

Soru: Pişkinsüt ile ilgili şimdiye kadar disiplin mekanizmasını işletmediğinizi söylemiştiniz. Bundan sonra düşünüyor musunuz? 

Ecevit: Artık bundan sonrasını bilemem. Zaman gösterir. 
 
 



BU DERLEME, TRT.NET İLE HÜRRİYET VE MİLLİYET GAZETELERİNİN HABERLERİNDEN YAPILMIŞTIR.
(1 MAYIS 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş