Pişkinsüt,
"Türkiye'nin iyi yönetilmediği son derece açık" derken, şu görüşleri dile
getirdi:
"Gelişmiş demokrasilerde başarısızlıkların siyasi bedelleri vardır.
Ama biz hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam etmek istiyoruz. Başarısız
olmuş bakanlarımızı bile görevde tutmaya devam ediyoruz. Halk ve partimizin
tabanı bu duruma haklı olarak tepki gösteriyor."
Ermeni iddialarının da aralarında bulunduğu dış sorunların arttığını;
ancak hükümetin bu alanda da yetersiz kaldığını savunan Pişkinsüt, "Partiler
demokratik olmazsa, hizip ve delege örgütü olmaya ve demokratik siyasi
yaşamdan kısa zamanda çıkmaya mahkumdur" görüşüne yer verdi.
Parlamentonun, bilimsel bilginin taşıyıcısı uzman kadrolarla desteklenmesi
gerektiğini de ifade eden Pişkinsüt, DSP kongresinin "özeleştiri" yapılacak
meşru bir platform olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:
"Düşünce ve ifade özgürlüğü en temel insan hakkıdır. Bunun kullanılması
da partimizin en temel ilkesidir. Bir siyasetçi olarak doğru düşünceleri
ifade edebilmek için halkın ne düşündüğünü bilmeye ihtiyaç vardır. Halk
rahatsız, durumundan memnun ve mutlu değil. Partililerimizde ise bunlara
ilaveten boyun büküklüğü gördüm."
Pişkinsüt, konuşma metninde, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal
Derviş'i ima ederek, şu görüşleri dile getirdi:
"Türkiye toplum mühendisliğinden bugüne kadar çok çekti ve çekiyor.
Son günlerde toplum mühendisliği yine gündemde yer almaya başladı. Oysa
siyasete, ekonomiye ve sosyal yapımıza yön vermede bizim ulusul egemenliğin
gereklerini yapmanın dışında hiçbir şeye ihtiyacımız yok."
DSP'nin 1999 seçim bildirgesindeki vaatlerini yerine getiremediğini
bildiren Pişkinsüt, "Bize hükümette büyük bir uzlaşmanın olduğu söyleniyor.
Dolayısıyla başarısızlıklarımızı hiç kimse tek başımıza iktidar olamamamıza
bağlamasın. Hakça düzen diye yola çıktık. Çalışanı, emekliyi, çiftçiyi,
esnafı gerçek sanayici yani halkı mağdur ettik. Krizin faturasını onlara
yıktık. Sokağa dökülmelerine neden olduk. Haklarını savunanları popülist
politikalar izliyorlar diye eleştirdik. Biz hakça düzeni kimlerle kuracağız.
Halk bizden şikayetçi" dedi.
Pişkinsüt, şöyle devam etti: "Beş özel bankamızın, sağlık bütçemizin
10 katı olan 12 milyar doları hortumlamalarına sayıları 100 ve 200'ü geçmeyen
ailelerin kasım ve şubat krizlerinden milyarlarca dolar, 19-21 Şubat tarihleri
arasında Merkez Bankası'ndan 5.6 milyar doları eski kurdan alan 85 kişi
ve kuruluşun 2-3 günde 3.5 milyar dolar haksız kazanç elde etmelerine engel
olamadık. Devalüasyonla halkın yüzde 80'inin yoksullaşmasına neden olduk."
Ekonomik programın adının "ulusal" olsa da halk desteği olmadan bu şekilde
nitelendirilemeyeceğini belirten Pişkinsüt, hükümetin, Türkiye'yi, krizden
yararlanmak isteyenlerin hırpalamaya çalıştıkları, kredisi azalmış zayıf
bir ülke konumuna düşürdüğünü öne sürdü. Pişkinsüt, konuşma metninde, "Son
dönemde hızla kabul ettiğimiz `yapısal uyum' yasalarının etkilerini finans,
orta ve küçük ölçekli sanayi, ticaret ve en önemli tarımda önümüzdeki günlerde
göreceğiz" dedi.
Pişkinsüt, nüfus artışı ve işsizliğin büyük boyutlara ulaştığını da
eleştirileri arasına ekledi ve konuşma metnini, "İdarei maslahatçılar,
gerçek devrimci olamazlar. K. Atatürk" cümlesiyle bitirdi. |