Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DSP 5. KONGRESİ
ECEVİT'İN KONUŞMASI
ECEVİT'İN BASIN TOPLANTISI

DSP 5. OLAĞAN KURULTAYI...
Pişkinsüt konuşsaydı ne söyleyecekti...
30 Nisan 2001
DSP Genel başkanlığı'na adaylığını koyan, ancak kurultayda tüzük gerekçe gösterilerek konuşturulmayan Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt, yapmayı planladığı konuşmanın metnini basına dağıttı. Pişkinsüt'ün 12 sayfalık konuşma metninde, Başbakan Bülent Ecevit ile parti yönetimine ağır eleştirilerde bulundu.
 
Sema PişkinsütPişkinsüt, "Türkiye'nin iyi yönetilmediği son derece açık" derken, şu görüşleri dile getirdi:

"Gelişmiş demokrasilerde başarısızlıkların siyasi bedelleri vardır. Ama biz hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam etmek istiyoruz. Başarısız olmuş bakanlarımızı bile görevde tutmaya devam ediyoruz. Halk ve partimizin tabanı bu duruma haklı olarak tepki gösteriyor."

Ermeni iddialarının da aralarında bulunduğu dış sorunların arttığını; ancak hükümetin bu alanda da yetersiz kaldığını savunan Pişkinsüt, "Partiler demokratik olmazsa, hizip ve delege örgütü olmaya ve demokratik siyasi yaşamdan kısa zamanda çıkmaya mahkumdur" görüşüne yer verdi. 

Parlamentonun, bilimsel bilginin taşıyıcısı uzman kadrolarla desteklenmesi gerektiğini de ifade eden Pişkinsüt, DSP kongresinin "özeleştiri" yapılacak meşru bir platform olduğunu belirtti ve şöyle devam etti: 

"Düşünce ve ifade özgürlüğü en temel insan hakkıdır. Bunun kullanılması da partimizin en temel ilkesidir. Bir siyasetçi olarak doğru düşünceleri ifade edebilmek için halkın ne düşündüğünü bilmeye ihtiyaç vardır. Halk rahatsız, durumundan memnun ve mutlu değil. Partililerimizde ise bunlara ilaveten boyun büküklüğü gördüm." 

Pişkinsüt, konuşma metninde, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'i ima ederek, şu görüşleri dile getirdi: 

"Türkiye toplum mühendisliğinden bugüne kadar çok çekti ve çekiyor. Son günlerde toplum mühendisliği yine gündemde yer almaya başladı. Oysa siyasete, ekonomiye ve sosyal yapımıza yön vermede bizim ulusul egemenliğin gereklerini yapmanın dışında hiçbir şeye ihtiyacımız yok."

DSP'nin 1999 seçim bildirgesindeki vaatlerini yerine getiremediğini bildiren Pişkinsüt, "Bize hükümette büyük bir uzlaşmanın olduğu söyleniyor. Dolayısıyla başarısızlıklarımızı hiç kimse tek başımıza iktidar olamamamıza bağlamasın. Hakça düzen diye yola çıktık. Çalışanı, emekliyi, çiftçiyi, esnafı gerçek sanayici yani halkı mağdur ettik. Krizin faturasını onlara yıktık. Sokağa dökülmelerine neden olduk. Haklarını savunanları popülist politikalar izliyorlar diye eleştirdik. Biz hakça düzeni kimlerle kuracağız. Halk bizden şikayetçi" dedi. 

Pişkinsüt, şöyle devam etti: "Beş özel bankamızın, sağlık bütçemizin 10 katı olan 12 milyar doları hortumlamalarına sayıları 100 ve 200'ü geçmeyen ailelerin kasım ve şubat krizlerinden milyarlarca dolar, 19-21 Şubat tarihleri arasında Merkez Bankası'ndan 5.6 milyar doları eski kurdan alan 85 kişi ve kuruluşun 2-3 günde 3.5 milyar dolar haksız kazanç elde etmelerine engel olamadık. Devalüasyonla halkın yüzde 80'inin yoksullaşmasına neden olduk."

Ekonomik programın adının "ulusal" olsa da halk desteği olmadan bu şekilde nitelendirilemeyeceğini belirten Pişkinsüt, hükümetin, Türkiye'yi, krizden yararlanmak isteyenlerin hırpalamaya çalıştıkları, kredisi azalmış zayıf bir ülke konumuna düşürdüğünü öne sürdü. Pişkinsüt, konuşma metninde, "Son dönemde hızla kabul ettiğimiz `yapısal uyum' yasalarının etkilerini finans, orta ve küçük ölçekli sanayi, ticaret ve en önemli tarımda önümüzdeki günlerde göreceğiz" dedi. 

Pişkinsüt, nüfus artışı ve işsizliğin büyük boyutlara ulaştığını da eleştirileri arasına ekledi ve konuşma metnini, "İdarei maslahatçılar, gerçek devrimci olamazlar. K. Atatürk" cümlesiyle bitirdi. 



BU DERLEME, TRT.NET İLE HÜRRİYET VE MİLLİYET GAZETELERİNİN HABERLERİNDEN YAPILMIŞTIR.
(1 MAYIS 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş