Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
 İlgili Sayfalar
MİLLİYET
HÜRRİYET
RADİKAL
SABAH
MİLLİ GAZETE
ZAMAN
YENİ ŞAFAK

Fazilet Partisi Kongresi... 14 Mayıs 2000

CUMHURİYET GAZETESİ'NDE YAYINLANAN YORUMLAR

13 MAYIS 2000

PENCERE

Gülü Tarife Ne Hacet?.. 

Fazilet Partisi 14 Mayıs Pazar günü genel kongresini yapacak...
Ortada iki aday var:
Recai Kutan ..
Ve Gül .
Birincisi ''Gelenekçiler'' in adayı imiş, ikincisi de ''Yenilikçiler'' in adayı.
Haydi canım sen de!..
Recai Kutan bal gibi Necmettin Erbakan 'ın güvenilir adayı...
Ya Abdullah Gül?..
Nasıl oldu da kesildi bülbül?..
Vaktiyle kokusuz bir gül iken neden birdenbire kokmaya başladı?..

**

Cihanı âlem bal gibi her şeyi biliyor; Hoca Necmettin yasaklandı ya, fırsattan bilistifade Abdullah Gül koltuğu kapacak, vaktiyle biat eyleyip elini öptüğü Hocasını arkasından vuracak...

Müslümanlıkta var mı böyle şey abi?..

Ohoooo...

İslam dünyasında usuldendir, adamın işini namaza durduğu zaman ikinci rekâtta bitirirler.

Abdullah Gül de, medyamızla birlikte, hem 28 Şubat'a sövüp hem de 28 Şubat'ın hışmına uğrayıp koltuğundan ayrılmış liderini bitirmek üstüne iş tutuyor.

**

Bizim medyamız bir âlem..

Neymiş?..

Erbakan demokrat değilmiş!..

Necmettin Hoca, Faziletlileri çağırıp Kutan'ı seçsinler diye baskı yapıyormuş...

İnsafımız kurusun emi!..

Hangi liderimiz demokrat?..

Bülent Ecevit mi?.. Devlet Bahçeli mi?.. Mesut Yılmaz mı?.. Tansu Çiller mi demokrat?..

Hoca neden demokrat olsun ki?..

Ortalıkta bir demokrat lider var:

Altan Öymen !..

Öymen de parlamentonun dışına düşmüş CHP'nin başında!.. Pusuda bekleyenlerin karşısında demokratlığının cezasını çekecek mi, çekmeyecek mi, Allah bilir.

**

Bizim medyanın Fazilet Partisi'ne bakışı şehla da değil, tam şaşı!..

Siyaset yasaklısı bir dinci liderden bir ömür boyu imamlığını yaptığı partisine karşı demokrat olmasını istemek akıl kârı mıdır?..

Necmettin Hoca demokrat değil..

Olamaz da..

Peki, Abdullah Gül demokrat mı?..

Olur mu canım?..

Gül'ün şimdilik kokusu çıktı..

Dikenlerini göstermek için zamanı var.




13 MAYIS 2000

GÜNDEM 

MUSTAFA BALBAY

Fazilet'te Çarşaflama!


Fazilet Partisi ile ''çarşaf'' sözcüğü yan yana konunca, akla ilk kadının kullanımı geliyordu.

Şimdi değişti. FP'de ''çarşaf liste'' tartışması var.

Kutan yanlıları telaşla tüzük değişikliği yaparken çarşaflamış görünüyor. Kongreyi çarşafa dolamak istemeyen Erbakan destekli Kurucular Kurulu 5 Mayıs günü tüzükte ilginç bir değişiklik yaptı. Değişiklik şu:

- Kongreye katılan adaylar ayrı listelerle yarışacaklar.

- Delegeler, liste üzerinde değişiklik yapmışsa sayılmayacak.

- Delegeler ancak sil baştan kendileri ayrı bir liste yazıp verirse bu kabul edilecek.

Böylece Gül ekibinin listeyi delmesini önlemeyi hedefliyorlar.

Bu tür kongrelerde genel olarak çarşaf liste çıkarılır. Aday olanların tümü alt alta yazılır. Taraflar da kendi anahtar listelerini yaparlar. Oy kullanacak delege hangi tarafı destekliyorsa o tarafın anahtar listesini cebine koyar. Kabinde çarşaf listeden bu adları bulup işaretler. Kimi delegeler adla da uğraşmak istemezler. Onlara çarşaf listedeki sıra numaraları verilir. Numaraları işaretlerler, işlevlerini yerine getirip giderler...

FP kongresinde böyle olmayacak. Listeler blok çarpışacak. Böylece kazanan taraf tulum çıkarmış olacak.

FP'de parti içi demokrasi de bu kadar olur!

Parti yöneticileri kongre tarihinin 14 Mayıs olarak belirlenmesini şöyle açıklıyorlar:

- DP'nin 'Yeter söz milletin' deyip iktidara geldiği gün!

Demokrasi âşığı FP'liler partinin içinde en küçük yarışı hazmedemedikten sonra ülkeye hangi demokrasiyi getirecekler?

Erbakan-Erdoğan yarışı!


Tüzük değişikliğini çarşaf çarşaf uzatmayalım, yarışa geçelim. FP hareketi, tarihinde ilk kez birden fazla genel başkan adayının olduğu bir kongre görecek. Bunun koşullarını da yukarıda aktardık.

Görünüşte Recai Kutan'la Abdullah Gül yarışıyor. Ancak gerçekte yarışın tarafları şöyle:

Necmettin Erbakan'la Recep Tayyip Erdoğan !

Erbakan'ın kongreye ilgisi iddia düzeyini aştı. Genel başkan adayları, üst yönetime istekli olanlar ve delegeler... Heyetler halinde girip çıkıyorlar. Aldıkları havayı dışarı yansıtıyorlar:

''Gül'e, zamanı değil, çekil, dedi. Haberiniz olsun...'' 

''Bu bir yarıştır, dedi. Taraf tutmaktan yana değil...'' 

''Yok öyle şey... Zımnen de olsa Kutan'dan yana tavır koyuyor. Delegelere, biz listeyi yaparız, siz onaylarsınız, demiş...'' 

FP'liler Erbakan'ın kongreye bu kadar elini sokmasının da yadırganmaması gerektiğini söyleyip ekliyorlar:

''30 yıldır bu hareketin içinden geliyor. Neden ilgilenmeyecekmiş!'' 

Anayasa Mahkemesi de FP'nin Erbakan başkanlığındaki RP'nin devamı olup olmadığını araştırıyor!

Kutan ve çevresindeki ak saçlıların çizgisi yıllardır belli. Kamuoyu, Gül'ün ne ölçüde yenilikçi olduğunu, yönetime gelirse neler yapacağını merak ediyor.

Gül, 20 sayfalık bir broşür hazırladı. Acaba değişik ne getiriyor diye sonuna kadar okudum. ''Gelirsek biz farklı olarak şunu yapacağız'' dediği tek tümce yok. Kendisini de şöyle tanımlıyor:

''Güler bir yüz, pozitif bir enerji, güven veren bir ses ve hitabet...'' 

Tanıma bakınca mırıldanmadan edemedim:

Galiba FP'ye halkla ilişkiler müdürü arıyorlar!

Gül, kıra döke oturtmaya çalıştığımız laik demokratik sisteme 'gül' le mi yaklaşacak, yoksa 'gülle' mi olacak? Renk vermiyor. Gül'le birlikte hareket eden Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Demokrasi bizim için bir tramvaydır, onunla istediğimiz yere kadar gider, orada ineriz'' sözü hâlâ belleklerde!

Kutan ekibinin ise kongreyi silme almak için çarşaf liste kullanmama yönteminin yanı sıra akla gelen her şeyi denediği dikkati çekiyor. Oğuzhan Asiltürk Konya'daki il başkanları toplantısında Gül'e destek verecekler için ''Ahiretiniz yanar'' demişti.

Nasıl demokratik bir yarış ama... Mezara kadar değil, mezardan öte!

Siyasi partiler parlamenter sistemin temelidir, denir. FP'nin yarınki kongresinde nasıl bir temel olduğunu bir kez daha göreceğiz...



15 MAYIS 2000
 

GÜNDEM

MUSTAFA BALBAY

Muhteşem Ayrışma!


Fazilet Partisi'nin ilk olağan kongresindeki genel görünüm, yazının başlığıyla özetlenebilir...

40 yıllık FP çizgisinin ilk ''iki genel başkan adaylı'' kongresinin ana fikri, aradan bir yılı aşkın süre geçmesine karşın, 18 Nisan 1999 seçimlerinde alınan sonuçtu.

Necmettin Erbakan destekli Recai Kutan yanlıları, açık-kapalı sohbetlerde yeri gelse de gelmese de şunu söylüyorlar:

''Biz geçen seçimde aslında çok başarılıydık. Herkes 1995 seçimlerinde alınan sonuçlara bakıyor. Oysa hareketin genel çizgisine baktığımızda yüzde 15 iyidir...''

Recep Tayyip Erdoğan destekli Abdullah Gül de dünkü konuşmasında sık sık bu konuya değindi; ''Tabana danışılsaydı daha farklı bir sonuç olurdu'' dedi...

Genel başkan adaylarının ve taraftarlarının konuşmalarında ''Ne yaparsak, nasıl hareket edersek, tek başımıza iktidara yürürüz'' sorusuna yanıt aranıyordu. Kongreye geliş sürecinde olduğu gibi, salondaki konuşmalarda da iki aday arasında ideolojik bir fark olmadığı ortaya çıkıyordu.

FP çizgisinin büyük kongrelerinde hep oklar dışa dönük olur; batıl zihniyetten girilir, düzenin partilerinden çıkılırdı... Dün ise oklar daha çok içe dönüktü. Siyasette geçerli yaklaşımlardan biri şudur:

İktidara yürüyen partilerin iç sorunları öne çıkmaz!

Dün iktidara yürüyen bir partinin kongresi yoktu. Daha çok birbirinin üzerine yürümeye hazırlanan bir hava vardı.

Tribünler biraz ''taşıma'' biraz ''kaşıma'' kokuyordu. Taraflar arasında olağanüstü bir gerginlik dikkati çekmiyordu, ama ''Erbakan nerede biz oradayız'' sloganı atanların öfkesi, eskisi gibi ''düzen partilerine'' değil, ''iç düzeni bozanlara'' idi!

'Erbakan Devrimi'


Erbakan'ın gölgesi hemen her köşede hissediliyordu. Tribünde, ''O ne diyorsa, o'' sloganı... Kürsünün en başında, ''Prof. Dr. Necmettin Erbakan'' yazılı kocaman bir çelenk... Dışarıda Erbakan'ın kitapları. Bunlardan birini satın aldım. Adı şu:

''Erbakan Devrimi...''

İçindeki konu başlıklarından bazıları şöyle:

Bir kahramanın öyküsü, Şanlı bir mücadelenin tarihçesi, Erbakan ve Kıbrıs zaferi, Erbakan gerçeği, Erbakan'dan altın kurallar, Erbakan geliyor...

Kitabın arka kapağına ise Erbakan'ın şu tanıdık sözleri yazılmış:

''Türkiye'nin şu anda bir şeye karar vermesi lazım; Adil Düzen'e geçilecek, bu kesin şart! Bu geçiş dönemi yumuşak mı olacak, sert mi olacak? Tatlı mı olacak, kanlı mı olacak? Altmış milyon buna karar vereceğiz!''

Başında FP bantlı genç, kitapları yan yana dizmiş, tanesi bir milyona satıyordu...

Hemen ötedeki seyyar kasetçide satılanlar da kongrenin havasına uygundu:

Dayan Mücahit, Zikirli Kaside...

Kongre salonu çevresi satıcıları uyanıktır. Nerede ne satacaklarını bilirler. Karşıyaka mezarlığının hemen karşısındaki ASKİ tesislerinin önünde ''şifalı bitki'' satıcıları da tezgâhını kurmuştu. Otlar yan yana dizilmiş, üzerlerine adı ve neye iyi geldiği yazılmış:

Karabaş otu (damar sertliğine), oğul otu (tansiyona), yaban dağ kekiği (şekere), sinameki (kabızlığa)...

Ağır kokuları yan yana dizen bir başka satıcı da bunun hemen yanına tespihleri ve misvakları dizmiş...

Yeniden salona dönelim...

Kongre haremlik-selamlık biçiminde düzenlenmişti. Kadınlara, salonun kürsüye göre sol ilerisinde yer ayrılmıştı. Hemen tümü kapalı kadınlar, kendilerine ayrılan bölümün dışına çıkmamaya özen gösteriyorlardı...

Salonun yaş ortalaması orta yaşın üzerindeydi. Salonun görevlileri ise lise-üniversite düzeyi gençlerden oluşuyordu. Zaten partiler, gençlere genel olarak pankart asma ve koruma yapma görevini uygun görüyorlar!

Tribünlerde ağırlığı ise daha çok, 1995'te RP'yi Türkiye'nin birinci partisi yapmış kesim oluşturuyordu.

Onlar da usul usul orta yaşa doğru yürüyorlardı...

Çizgi yaşlanıyor...



15 MAYIS 2000

ORAL ÇALIŞLAR
 

Kongreye O'nun Damgası

Fazilet Partisi, Birinci Büyük Kongresi'ni yapıyor ama, bu geleneğin ilk kongresi değil bu. Üstelik bu geleneğin kurucusu ve önderi yasaklı. Dün kongre salonunun her yerinde Erbakan' ın damgası vardı. Erbakan'ın dünkü salondaki ismi, O 'ydu. Pankartın birisinde ''O ne diyorsa O'dur'' yazıyordu. Bir başkasında ise ''Hepinizi seviyorum, en çok O'nu seviyorum'' diyordu. ''Eskişehir O'nun yolunda'' gibi başka pankartlar da Erbakan'ın damgasını taşıyordu.

Recai Kutan' ın konuşması cansızdı. Konuşmasında umut yoktu, tribünlerde de bir tutukluk göze çarpıyordu. En çok da delege sessizdi. Erbakan'ın veliahtı diye söylenen İstanbul İl Başkanı Numan Kurtulmuş' a, Abdullah Gül' ün kaç oy alabileceğini sordum, ''Düne kadar yüzde 20 diye düşünüyordum, şimdi yüzde 30'u bulurlar inancındayım'' cevabını aldım. Karşılaşıp sorduğum Fazilet'in tanınmış isimlerinin çoğunluğunun görüşleri, parti içi muhalefetin beklenenden daha çok oy alacağı yönündeydi.

****

Abdullah Gül'ü destekleyenler arasında, bu işin sonu geliyor yönünde bir eğilim ortaya çıkıyor. Muhalefetin gerçek lideri Recep Tayyip Erdoğan' ın bu seçimdeki oy oranına bakarak yeni bir oluşuma karar vereceğini söylüyorlar. Eğer bu oylar yüzde 30'lara ulaşırsa, Erdoğan'ın parti içinde kopuşa karar verme ihtimalinin yüksek olduğu fikri de delegeler arasında oldukça yaygın.

Sonuç nasıl çıkarsa çıksın, Fazilet Partisi içinde bir ayrışma olduğu kesin. Necmettin Erbakan'ın, bütün ağırlığını muhalefetin önünü kesmek için koyması da işin ciddi olduğunu gösteriyor. Erbakan 40 yıldır egemen olduğu, büyüyüp olgunlaştırdığı bu siyasi oluşumu belli ki kimse ile paylaşmak istemiyor. Bu nedenle muhalefeti köşeye sıkıştırabilmek amacıyla elinden geleni yapıyor.

Erbakan'ın bütün ağırlığını koyması yüzünden bu kongre, Erbakan'a bağlılığın test edilmesine dönüştü. Erbakan'ın Recai Kutan'a yolladığı mesaj dakikalarca ayakta alkışlandı. Bütün salon ''Mücahit Erbakan'' sesleriyle inledi. Kongre salanondaki ekrandan sürekli ''Mücahit Erbakan'' altyazısı geçirildi.

Milliyet gazetesi yazarı Derya Sazak kulağıma eğilerek, ''Bunlar Fazilet'i kapattırmak mı istiyorlar'' diye sordu. Bu soruyu çevremdekilere yönelttim. İlginç bir cevap çıktı: ''Belki de partiyi kapattırıp, muhalefeti böylece tasfiye etmek istiyorlar.'' Bu yönde ciddi fikirler ortaya çıktı.

Bu manzara, parti içindeki iki kanadın da artık birlikte politika yapmak konusunda önümüzdeki dönemde ciddi sorunlarla karşılaşacaklarını gösteriyor. Her iki kanat da artık yollar bundan sonra ayrılabilir yönünde saptamalar yapıyor.

Bu durumu gören Recai Kutan, birlik mesajı vermeye gayret etti. Abdullah Gül'ün konuşmasında da benzer vurgular vardı. Ancak buzdağının gerisinde, parti içinde önümüzdeki dönem ortaya çıkma ihtimali bulunan ayrışmadan söz ediliyor. Bölünme konusunu en çok Genel Merkez ve Erbakan taraftarları dile getiriyorlar. Bir Genel Merkez pankartında ''Bölünmeyeceğiz, kına yakın..'' diyordu. Bir başka yerde ise ''Tuttuğumuz ele sadık olalım'' yazıyordu. Genel Merkezcilere yakın El-Aziz gazetesinde Abdullah Gül için ''Sadakatsiz'' deniyordu.

****

Bütün kongrede dikkat çekici olan tablo için şunları söyleyebiliriz: Fazilet Partisi gibi gelenekçi, kişiye bağlı bir örgütte, ilk kez beklenenin üzerinde bir muhalefet ortaya çıkıyor. Bu muhalefet salona yansıdığı kadarıyla, çok fazla kavga gürültüye neden olmadan büyük bir güç oluşturmuş durumda. Erbakan bu kongreyi alacak gibi gözüküyor. Ancak.. bu onun sanki bir yandan da son kongresi gibi değerlendiriliyor. Bir daha partinin tümüne hâkim olup tek adam olması biraz zor. Çevresindeki güç azalacak, etkisi zayıflayacak.

Türkiye açısından Fazilet içindeki ayrışma, ülke çapındaki büyük değişimin de işaretlerinin bir parçası. Süleyman Demirel' in cumhurbaşkanlığı koltuğundan ayrılmak zorunda kalması bir dönüm noktasıydı. Şimdi sıra Erbakan'da.. artık onun da efsanevi ağırlığı, kendi geleneği içinde yara alıyor.

Fazilet bir değişimin eşiğinde. Önümüzdeki dönem ne olur.. tam bilmek mümkün değil. Ancak her iki gücün aynı parti içinde bulunması zor gibi görünüyor.

Erbakan için salondaki pankartlar, ''O bilir'' yazıyor. Bakalım ne kadar bilecek, ne kadar destek görecek?.. Erbakancılık, ilginç ama, önemli bir dönemeçten geçiyor.



CUMHURİYET GAZETESİ İNTERNET SİTESİ
(15 MAYIS 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş