FP Genel Başkanı Recai Kutan, FP 1. Olağan Büyük Kongresi'nde, "Kutan
Başbakan", "Erbakan nerede, biz oradayız" sloganları arasında, elinde güllerle
konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi.
Kutan, konuşmasında, "emanetçi" iddialarını yanıtlarken "Tüm partililer
emanetçidir, bundan da onur duyuyoruz" dedi. Kutan, kongrede, kavgalar,
kopmalar olacağı beklentisi taşıyanların, hayal kırıklığına uğrayacaklarını,
kimsenin FP'den bir çakıl taşı bile koparamayacağını söyledi. Kutan, "Bizim
partimizde böyle şeyler olmaz. FP bu kongreden, yara alarak, fireler vererek
değil, güçlenerek çıkacaktır" şeklinde konuştu.
Kutan, "emanetçilik" iddialarını "Seyahat Notları" adlı şiirden bir
bölüm okuyarak yorumladı. Kutan, şunları söyledi:
"Bizim içeceğimiz sular, seyredeceğimiz ufuklar, farklılaşmayacaktır
hiç. Bizim ahbaplığımız, gönüldaşlığımız, kırk yıldan da eski. Bizde yol
tek, yol arkadaşlığı muvasalata kadar, sonuna kadar. Ve bu hedefe doğru
yol alırken, belirli emanetlerimiz olur bizlerin. Mevki, makam, koltuk,
rütbe, şan değil, emanet. Ben ve benim partimin bütün milletvekilleri,
adı üstünde yalnızca, milletin vekilleriyiz, milletin emanetçileriyiz.
Partimizin bütün görevlileri, üyeleri, hepimiz emanetçiyiz. Halkımızın
emanetçileriyiz. Bu emanetçilikten ve emanetçilik sözünden de değil, gocunmak,
tam tersine onur duymaktayız."
FP'nin, genç ama kökleri çok güçlü, tarihi mirası çok zengin bir parti
olduğunu anlatan Kutan, "Herkes bilmeli ki, FP, geçmişin partisi değil.
FP, bugünün ve geleceğin partisidir ama milletimizin geçmişini inkar eden
bir parti de değildir" dedi.
Kutan, milletin pek çok sorunu bulunduğunu, bunları, bugün burada teker
teker anlatmayacağını belirterek, "Ben bugün daha çok bütün bu sorunların
en temelinde yatan nedeni, eksik demokrasimizi tartışmak istiyorum sizlerle"
diye konuştu.
Recai Kutan, kendilerinin, demokrasinin, "eksik" kısmına bir "itiraz"
olduklarını söyleyerek, FP'nin, hem siyasal, hem sosyal anlamda, Türkiye'nin,
"tek dinamik ve etnik muhalefeti" olduğunu, alışılmış politikaların dışında,
"tarihi ve milli bir duruşu" ifade ettiğini kaydetti.
Biz milletiz
FP'nin, "milletin kendisi" olduğunu savunan Kutan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz milletiz. Biz başkalarına yol vermeye zorlanmanın, sesi kesilmenin,
büyüklüğünden çekinilerek budanmanın, durdurulmanın, frenlenmenin, hızının
kesilmesinin, çocuklarımızla geciktirilmenin, tehdit edilmenin, şantajın,
hatta daha da ötesi kaba kuvvetin ne olduğunu iyi biliriz. Biz bunları
yaşayarak öğrendik. İşte bu nedenle biz, FP olarak, iddia ediyoruz ki,
demokrasinin değerini, gerçek, tam, evrensel bir demokrasinin değerini,
hiç kimse bizim kadar bilemez. Ve bu nedenle biz FP olarak, gerçek, tam,
uluslararası standartlarda evrensel bir demokrasi için mücadele veriyoruz.
Herkese demokrasi için mücadele veriyoruz. Bizim demokrasi anlayışımızda,
bizimkiler, sizinkiler, onlarınkiler ayırımı yok."
Tüm bunları, "köprüyü geçene kadar söylemediklerini" belirten Kutan,
"Bu gibi konular gündeme geldiğinde, takiyye edebiyatı yükselir durur.
Denir ki, sıklıkla, 'Bunlara bakmayın, bunlarınki köprüyü geçene kadar,
ayıya dayı demektir'. Estağfurullah efendim. Başta bunu diyenleri ve kastettiklerini
tenzih ederim. Biz kimseyi, ayı bellemediğimiz gibi, zaten kimseye de dayı
demeyiz. Biz milletiz, bizim pek dayımız, amcamız olmaz zaten" diye konuştu.
Bu yolda yolculuk zor...
Zor bir trafikte yollarına devam ettiklerini ifade eden Kutan, şunları
kaydetti:
"Bu yolda, yolculuk zor. Bu yolda şoförlük de zor. Hasbelkader, şu sıralar
direksiyonda ben oturuyorum. Mesuliyetimin bilincindeyim. Arabadaki yüküm
kıymetli. Arabayı menzile salimen götürmek zorundayım. Kendi aracımdakiler
kadar, başka araçtakileri de, benim yönümde gidenler gibi, tam ters yönde
trafikte akanları da, yol kenarlarında gelip geçenleri de, karşıdan karşıya
geçen, hiç tanımadığım kişileri de kazalardan sakınmak zorundayım. Önemli
olan, acele varmak değil, varmak. Elbette olabildiğince erken varabilmek
iyi. Ama 'acele ile ecele' farkını da yaşamın hiçbir alanında gözden kaçırmamak
gerekiyor."
Birilerinin, sık sık kendilerini "siyaset için dini kullanmak"la suçladıklarını
söyleyen Kutan, bunun, "inancı bu denli, her tür insani, dünyevi kaygının
ötesinde tutma saygınlığı ile ele alan bir kuruma ve bir insana yapılabilecek
en rahatsız edici iftira" olduğunu belirtti. Kutan, "Gerçek bir inanan,
dinin ancak emrindedir, değil dini kullanmak, bu deyimi dahi kullanamaz"
dedi.
Bazı kilometre taşlarında durup, çevrelerine ve yola bakmaları gerektiğini
vurgulayan Kutan, bugün böyle bir kilometre taşında olduklarını, varsa
yanlışları ya da yanlış anlaşılmaları tespit etmeleri gerektiğini söyledi.
FP iktidarında, ülkede herhangi bir inanç, düşünce ya da kanaatin hakim
olmayacağını, tüm inanç ve düşüncelerin yaşama imkanı bulacağını anlatan
Kutan, "Bunu, ilkeleri; demokrasi, laiklik ve hukuk devleti olan Cumhuriyet'in
doğal konumu olarak görüyoruz" dedi.
Herkesin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`nde ifadesini bulan tüm
haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilmesi gerektiğini ifade eden Recai
Kutan, şöyle devam etti:
"Demokrasiyi ıskalayan bir Cumhuriyet düşünülemez. Bir avuç seçkinin
yönetimi, Cumhuriyet olamaz. Bu oligarşidir ki, biz bunu bütünüyle reddediyoruz.
Biz Cumhuriyet`i demokrasi ile taçlandıracağız. Bu nasıl demokratik Cumhuriyet
anlayışıdır, bu nasıl parlamenter sistem anlayışıdır, biri hükümet üyesi
olmayan üç kişi, liderler toplantısı adı altında yeni bir kurul oluşturarak,
ülkeyi idare ediyorlar. Bunlar, bugün bırakın Meclis`i, kendi hükümetini
bile devre dışı tutmaktadır. Bunların gözünden, milletvekilleri, göstermelik
oylamalarda, uzaktan kumandalı parmaklardan ibaret. Hükümet üyeleri de
bir imza mekanizması, üstleri doldurulacak kararnameler için. İşte üç ahbap
çavuşların demokrasi anlayışı... Cumhurbaşkanının, halk tarafından seçilebilmesi
girişimlerimiz, tek kişi için, Anayasa`yı değiştirmeye kalkışanlar tarafından
engellendi. Halkçıyız diyenler, halktan, milliyetçiyiz diyenler, milletten
korktuklarını gösterdiler. İşte, üç ahbap çavuşların, insanımıza verdiği
değer..."
Bir avuç statükocu
Başörtüsü konusuna da değinen Kutan, başörtüsü takmamak kadar, takmanın
da en basit insan haklarından olduğunu söyledi. Kutan, FP`nin demokrasi
ve eşitlik anlayışında, başı açık olanla, örtülü olan arasında, küpe takanla,
mes giyen, muska taşıyanla, haç taşıyan arasında ayrım ilkesi olmadığını
savundu. Kutan, partisinin laiklik anlayışını da, isteyenin istediği inancı
seçebilmesi ve bunun gereklerini özgürce yerine getirebilmesi, devletin
de bu konularda, taraf değil, hakem konumunda bulunması olarak tanımladı.
Türkiye'nin "bir avuç statükocu" ile hesaplaşmasının zamanı geldiği
görüşünü dile getiren Kutan, şöyle konuştu:
"Öncelikle özgür Türkiye, bu anayasa ile yoluna devam edemez. Yapılışından
kabul edilişine kadar her noktasında meşruiyeti tartışılır olan bu anayasa
ile tam ve kamil demokrasi mümkün değildir. Bu anayasanın sadece bazı maddelerini
değiştirerek bir yere varmak asla mümkün değildir."
Recai Kutan, yepyeni bir anayasa teklifi ile milletin önüne çıkacaklarını,
arkadaşlarının, iki yıldır üzerinde çalıştıkları metni tamamlamak üzere
olduklarını bildirdi.
Ekonomiden hukuk sistemine, eğitimden sağlığa kadar çeşitli alanlarda
yaşandığını belirttiği olumsuzluklardan örnekler veren ve bu tablonun istikrar
olarak gösterildiğini kaydeden Kutan, "Bir 'istikrar' şarkısı tutturmuş
gidiyorlar. Son yılların ağızlara sakız kelimesi oldu 'istikrar', statükonun
en etkili silahı oldu. Demokratikleşme, özgürlük, iş-ekmek talebinin karşısına
istikrarla çıkıyorlar. Her şey bozulabilir, her şeyden vazgeçilebilir,
tüm talepleri ertelenebilir ve yeter ki istikrar bozulmasın..." dedi.
FP Genel Başkanı Kutan, konuşmasının başında "hasbelkader şu sıralarda
direksiyonda ben varım" dediğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Davulun sesi gibi direksiyon da uzaktan hoş sanılır. Gerçekte pek öyle
değildir. Bütün sorumluluğu şoföre yükleyerek yolcu olarak bulunup etrafı
seyrede seyrede gidebilmek, istendiğinde kestirebilmek, sık sık şoföre
müdahale edebilmek, şoförü eleştirebilmek, gerçekte daha keyifli, en azından
daha zahmetsizdir. Direksiyondayken herkese yaranmak da mümkün değildir."
Recai Kutan, konuşmasında, Şeyh Edebali'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun
kurucusu Osman Bey'e
"Ey oğul, bundan sonra öfke bize, uysallık sana,
Güceniklik bize, gönül almak sana,
Suçlamak bize, katlanmak sana,
Yanılgı bize, hoşgörmek sana,
Çatışmalar, uyumsuzlar bize , adalet sana,
Şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana.
Ey oğul
Sabretmesini bil,
Vaktinden önce çiçek açma, şunu unutma
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"
şeklindeki vasiyetini de okudu. Kutan, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Hem yazılı hem görsel basının büyük bir kesiminin ve -ne gariptir reklam
pastasından en büyük payı alan kesimin bugünkü Türkiye`nin tek siyasal
ve sosyal itirazı olarak kalan FP'ye karşı tavrı kışkırtmaları, karıştırma
çabaları, yalnız bir rastlantı mıdır? Son günlerde partimizdeki gelişmelerin
hangi mihraklarda ne şekilde ele alındığına kimin neyi, niye hangi amaçla
desteklediğine dikkat edin. Bazı insanlar vardır, bilirsiniz ki bunlar
sizi övüyorsa davanızda yanlış yapmaktasınızdır. Bilirsiniz ki üstünüze
gelmeyi artırıyorlarsa doğru yoldasınızdır. Çekinmeye başlamışlardır, sizin
başarınızdan. Derin konulardır bunlar. kulağınıza bir yerlerden alkış sesi
geldiği doğru. Hepimiz duyuyoruz alkış sesini. Ama kimlerin kimleri ne
maksatla alkışladığını görmeye çalışın. Dikkat ederseniz farkına varacaksınız
bu alkışlar nasırlı ellerden, gariban ellerden gelmiyor. Bu alkışlar yıllardır
milletin önünü kesmek isteyen, milleti engellemeye çalışan Faziletsiz düzenin
sürmesinden çıkarı olan çevrelerden geliyor."
GÜL:
70 YAŞINA GELMEM Mİ LAZIM?
FP Genel Başkan Adayı Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, FP 1.
Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, parti yönetimini "merkeziyetçilikle"
suçladı ve kendisinin "tavır ve tutum değişikliği için" aday olduğunu söyledi.
Kendisine yöneltilen "daha çok genç" eleştirisini ise Gül, "Neremiz genç
artık? İlle de 70 yaşına geldikten sonra, heyecanımız pörsüdükten sonra
mı olalım" diye yanıtladı.
Gül, konuşmasına Anneler Günü'nü kutlayarak başladı. Salonda yer alan
insanların "Aziz bir insanın 30 yıl önce tutuşturduğu meşale sonrasında
biraraya geldiğini" söyledi. FP'ye büyük baskılar yapıldığını öne süren
Gül, "Fırat, Dicle ve Kızılırmak ne kadar bizim olduğu meşru ise FP'de
o kadar meşrudur, o kadar bize aittir. Buna gem vurmaya çalışanlara şaşarım"
diye konuştu.
Abdullah Gül, Türkiye'de ekonominin son üç yılda çöktüğünü, dış politikada
"Çeçen ve Doğu Türkistanlıları öldürenlerin ellerinin sıkıldığını" savundu.
Böyle bir durumun ana muhalefet partisi olarak bulunmaz bir fırsat olduğunu
bildiren Gül, şöyle konuştu:
"İyi bir muhalefet yapılsa idi 'elim kırılsa da bunlara oy vermeseydim'
diyenler şimdi partimizde olurlardı. Kol kırılır yen içinde kalır diye
muhalefet etmedik. Ancak tenkit müessesesi yok diye bunları yapmazsak bu
kendimizi aldatmaktan başka bir şey değil midir?
Kendi içimizde eleştirilerden kaçınırsak dışarı güven veremeyiz. Türkiye'nin
merkeziyetçiliğinden yakınırken, biz parti olarak fazla merkeziyetçi değil
miyiz?"
Aday belirlemede, kontenjan adayları hariç, teşkilatlarda önseçim yapma
taahhüdünde bulunan Gül, kongrede biraz önce "bilerek veya bilmeyerek"
reddedilen tüzük değişikliği teklifinin de bunu getirdiğini söyledi.
Gül, partiye yapılan Hazine yardımını, genel merkez ve teşkilatların
yarı yarıya paylaşmasını öngören kanun teklifi kabul edilmese de bunu iç
genelgeyle gerçekleştirme sözü verdi.
Önemli politik kararlar alınırken teşkilatlara soracaklarını ifade eden
Gül, "Mesela 'küskünler Hareketi' yapılırken size sorsaydık, bugün milletvekili
sayımız böyle mi olurdu" sorusunu yönelterek, "Siyaset, bu kadar tabanın
ve karar organlarının dışlanmasını kabul edemez" dedi.
FP'li belediye başkanlarının başarılı hizmetler verdiklerini anlatan
Gül, sözlerini, "Niçin partimizi, sizin belediyelerinizi yönettiğiniz gibi
yönetmeyelim. Eğer, bir şirket zarar ederse, sadece ortakları zarar eder.
Ama eğer bir siyasi partinin oyları düşerse daha az oy alırsa taraftarları,
davası ve millet kaybeder" diye sürdürdü.
Abdullah Gül, genel başkanlığa adaylığını açıkladığında, kendisine "Partide
neyi değiştireceksin" sorusunun yöneltildiğini anımsatan Gül, bu sırada
bazı partililerin "O, ne diyorsa o" sloganını atmaları ve "yuh" çekmeleri
üzerine, konuşmasına kısa bir süre ara verdi. Hatiboğlu da "gençler, gençler"
diyerek uyarıda bulundu.
Gül, kendisine yöneltilen soruya karşılık "Partimizin ilkelerini, prensiplerini,
kimliğini daha da yüceltmek için bu işin içinde varım. Partimizin yönetim
tarzını, olaylar karşısında duruşunu ve tavrını değiştirmek istiyorum"
dediğini kaydetti.
FP'lilerin fedakarlıklarından da söz eden Gül, "Bir gün de size 'şu
aklınızı verin bakalım' desek ne olur" diye konuştu.
Partinin İzmir, Mersin ve Eskişehir'den bir milletvekili bile çıkaramadığına
dikkati çeken Gül, iktidara gelmek için sadece Konya'dan, Kayseri'den,
Sivas'tan değil, bu gibi illerden de milletvekili çıkarmak gerektiğini
söyledi.
Bizim sorunumuz büyümektir, iktidar olmaktır...
Delegelere, "Doğruyu en doğru şekilde söyleyeceksiniz, Hakkı en doğru
şekilde teslim edeceksiniz. Göreviniz, doğruyu ve hakkı iktidara taşımak
olacaktır" diye seslenen Gül'ün konuşmasına, bu kez de "Medya seninle gurur
duyuyor" sloganlarıyla bir grup partili tepki gösterdi.
FP'nin genel seçimlerde aldığı oy oranının, yerel seçimlerde alınan
oy oranına göre düşük olduğunu vurgulayan Gül, bunun özeleştiri yapmayı
gerektirdiğini ifade ederek, konuşmasına, "İşlerinizi iyi yapmazsanız,
millete güven vermezseniz, milletin gönlü bizimle beraber de olsa millet
bize oy vermez. Milletimiz, 'küskünler olayı'na girersen, 28 Şubat'ın sivil
uzantılarıyla işbirliği yaparsan 'sana oy vermiyorum' dedi" sözleriyle
devam etti. Gül, aynı konuma, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili '5+5' konusunda
da düşülme riski yaşandığını da anlattı. Genel Başkan Adayı Gül, şöyle
konuştu:
"FP'nin bölünme, parçalanma diye bir sorunu yoktur. Tehditlerin, baskıların
olduğu, çuvallarla transfer teklifinin yapıldığı dönemde bir kişi bile
çözülmedi. Ama bizim sorunumuz bölünmek, parçalanmak değil, büyümektir,
iktidar olmaktır.
Biz maalesef dışımıza karşı tavizkar ve çekingen, kendi içimizde ise
acımasız oluyoruz. Bunun değişmesi gerek. Haklı olduğumuz yerde, haklarımızı
koruma dirayetini ve direncini göstereceğimize söz veriyorum."
Gül, Türkiye'de son 3 yılda olağanüstü gelişmeler yaşandığını, Türkiye'nin
en büyük partisi RP'nin kapatılarak, genel başkanı Erbakan'a siyaset yasağı
getirildiğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın sadece şiir okuduğu, Yeniden Doğuş Partisi eski Genel Başkanı
Hasan Celal Güzel'in de düşüncelerini açıkladığı için mahkum edildiğini
söyledi.
İmam Hatip liselerinin adeta bir ağaç gibi kurutulduğunu savunan Gül,
"ayrımcılık ve bölücülüğün inanılmaz boyutlara ulaştığını, başörtüsü takanların
"öz vatanlarında parya muamelesine tabi tutulduğunu" iddia etti.
"Kim düzeltecek bunları, kim kaldıracak bu yasakları, kim özgürlüğün
tadını millete yaşatacak? Sayın Ecevit mi, Sayın Yılmaz mı, yoksa Sayın
Bahçeli'den mi bekliyorsunuz 312. maddeyi kaldırmasını" diye soran Gül,
TBMM'de kaldırılmak üzere olan bu maddeden Erdoğan'ın mahkumiyet haberinin
ardından vazgeçildiğini ifade etti.
Hepimizin ödenecek vefa borçları var
Bu yasakları kaldırmak için güçlü olmaları gerektiğini dile getiren
Gül, şöyle devam etti:
"Hepimizin ödenecek vefa borçlarımız var. Bizler vefa borcumuzu önce
millete karşı ödeyeceğiz. Sonra bizleri omuzlarında taşıyan teşkilatlarımızı
iktidar yaparak ödeyeceğiz. Bu meşaleyi tutuşturan büyüklerimizin, arkadaşlarımızın
yasaklarını kaldırmak için vefa borcumuz var."
Gül, genel başkanlığa aday olduktan sonra kardeşlik hukuku konusunda
büyüklerinin ve kardeşlerinin onurunu kendi onurları gibi saydıklarını
söylediğini, toplulukta söyleyemeyeceği hiçbir şeyi iki kişi arasında konuşmadıklarını
anlattı. Gül, "Bugün bu iş bitecek. Bundan sonra hepimiz iktidar için koşturacağız"
dedi.
Aday olması ile partide bir mücadele olmadığını, hayırlı bir yarış yaşandığını
kaydeden Gül, kongreye kadar geçen süreçte kendilerine "sizi kartel medyası
destekliyor" denilmesinden büyük üzüntü duyduğunu ifade etti. 28 Şubat
sürecinde herkesin yanlarından uzaklaşırken birkaç demokrat yazarın kendileriyle
birlikte olduğunu dile getirerek, "Bunlar eğer bugün bizim için de güzel
şeyler yazıyorsa kötü mü oldu" diye soran Gül, partisinin görüşleri doğrultusundaki
bazı gazete ve yazarlardan isimler vererek, "Bunlar da mı kartelci" dedi.
Kongre sürecinde kendisine "genç" diye eleştiriler yapıldığını da anımsatan
Gül, MHP'yi son seçimde, seçilme hakkını yeni elde edenlerin iktidara getirdiğini
söyledi. Gül, "Neremiz genç artık? İlle de 70 yaşına geldikten sonra, heyecanımız
pörsüdükten sonra mı olalım" diye konuştu.
Kongrede hayırda yarıştıklarını kaydeden Gül, bugüne kadar kardeşlik
hukukunu muhafaza ettiklerini, bundan sonra da muhafaza etmeye devam edeceklerini
belirtti. Gül, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Partimiz, davamız için ne hayırlı, hangisi hayırlı ise o ileri gelsin.
Karar sizlerin kararıdır. Sizlerin kararını büyük saygı ile karşılayacağız.
Başımızın üstünde taç olacak. Neye karar verirseniz onu saygıyla karşılayacağız.
FP'nin yani sizin iktidara gelmeniz için gece gündüz koşturacağız."
Abdullah Gül'ün konuşması zaman zaman "Başkan Abdullah", "Başbakan Abdullah"
sloganları ile kesildi. Konuşmaların yapıldığı platformun sağ tarafında
bulunan ve Recai Kutan'ı destekleyici sloganlar atan grup ile karşı tribünde
bulunan ve Gül'ü destekleyen grup arasında gerginlikler yaşandı. Divan
Başkanı Hatiboğlu, gençlerin slogan yarışını "gençler, gençler, illa kongreye
ara vermemi mi istiyorsunuz" diyerek yatıştırdı.
ARINÇ:
TAMTAMCI GENÇLİK İSTEMİYORUZ
FP 1. Olağan Büyük Kongresi'nde Genel Başkan adayı Abdullah Gül'ü
destekleyen FP Grup Başkanvekili Bülent Arınç, Gül'e ve girişimine
yönelik eleştirileri sert bir dille yanıtladı. Kongreye seslenen Arınç,
"30 yıldır bu davanın içinde olduğunu" belirterek, "Siz önce kendinize
bakın. Ben, gençliğimi, hayatımı, aşkımı, her şeyimi vermişim bu yola"
dedi.
Kongrenin siyasi konuşmalar bölümünde kürsüye gelen Grup Başkanvekili
Arınç, delegelerin, büyük bir sükunet, vakar içinde ve şuurlu olarak kongreyi
izlediklerini ancak bir grubun, gürültü ile bazı şeylerin konuşulmamasını
sağlamaya çalıştığını söyledi. Eskiden kongrelerinde, ıslık çalınınca,
"bırakın bu şeytan işini" dediklerini anlatan Arınç, şimdi bu tür tavırları
anlayamadığını belirtti. Arınç, "Birtakım poster ve bayrakları göstererek,
birşey yapamazsınız" dedi.
Bülent Arınç, "30 yıldır bu davanın içinde bulunduğunu" ifade ederek,
"Siz önce kendinize bakın. Ben, gençliğimi, hayatımı, aşkımı, her şeyimi
bu yola vermişim. Siz bu şekilde davranarak, hata edersiniz. Aklınızı başınıza
alın. Kimse, delegenin iradesine ipotek koymasın" diye konuştu.
Arınç, "tamtamcı gençlik yetiştirmek için değil, milli gençlik yetiştirmek
için yola çıktıklarını" söyledi. Arınç, Galileo gibi konuşacağını belirterek,
"Siz ne derseniz deyin, dünya dönüyor, haberiniz yok sizin" diye konuştu.
"Başbakan Kutan" sloganları atıldığında mutluluk duyduğunu ifade eden
Arınç, "Başbakan Abdullah deyince niye gocunuyorsunuz" diye sordu.
FP'nin iktidarını bekleyenlerin üzülmemesi, sıkılmaması ve işin başında
tartışma yaşanmaması için hakkı olan Kongre Divanı Başkanlığı görevini
Yasin Hatiboğlu "ağabeyine" verdiğini kaydeden Arınç, bunun, Hatiboğlu'nun
hakkı olduğunu, kendisini kutladığını söyledi.
Arınç, 1967 yılında, daha Hukuk Fakültesi öğrencisiyken, Erbakan'ın
Odalar Birliği mücadelesinde kendisine destek verdiğini, polis gücüyle
atılmak istendiğinde, kapısında duran 10 gençten biri olduğunu, Erbakan'ın
1969'da Konya'dan bağımsız milletvekili adaylığını koyduğu sırada, bütün
ilçeleri dolaştığını, MSP döneminde 7 yıl il başkanlığı yaptığını, RP'de
ise 10 yıl MKYK'da görev aldığını anlattı. Arınç, Allah'ın takdiri, alnının
akı ve bileğinin gücüyle her türlü hizmette bulunduğunu ifade ederek, "30
yıl bağlı kalmış bir insan olarak söylüyorum: Ben onu sizden daha çok seviyorum"
dedi.
"Hocamla, milletvekilliği, bakanlık pazarlığı yapmadım. Şerefimle geldim.
30 yıl bunun mücadelesini yaptım" diyen Arınç, kendilerine hayatın gayesini
öğreten insana ve arkadaşlarına sonsuza kadar bağlı kalmaları gerektiğini
belirtti. Arınç, bunun yapılacak işlerle, bu kişileri layık oldukları yere
çıkartmakla olacağını, "tamtamlarla olamayacağını" vurguladı.
Arınç, sözlerini, "Kongrede, biz nerede olursak olalım, kazanan kim
olursa olsun, onun vereceği görevi yapmayan şerefsizdir. Sizin sevginiz,
10, 20 tane genel başkanlığa bedeldir. Kendi yavrunuzu yemeyin. Kardeşliğimizi
kimse bozmasın" diyerek tamamladı.
Tarihinde ilk kez birden fazla listeyle kongreye
giden Fazilet Partisi'nde, Genel Başkan Recai Kutan ile Genel Başkan adayı
Abdullah Gül, iki farklı GİK listesi çıkardı. Her iki listede de yer alan
isim Nevzat Yalçıntaş oldu.
KUTAN`IN GİK LİSTESİ
Genel Başkan Adayı Recai Kutan`ın Genel İdare Kurulu aday listesinde,
şu isimler yer alıyor:
İsmail Alptekin, Lütfi Esengün, Veysel Candan, Nevzat Yalçıntaş, Numan
Kurtulmuş, İsmet Toprak, Cevat Ayhan, Şerafettin Kılıç, Lütfi Doğan, Rıza
Güneri, Süleyman Arif Emre, Mehmet Bekaroğlu, Temel Karamollaoğlu, Tahir
Akyürek, Oğuzhan Asiltürk, Şemun Yılmaz, Necati Çelik, Ahmet Derin, Bahri
Zengin, Fethullah Erbaş, Faruk Çelik, Sacit Günbey, Ahmet Demircan, Fehim
Adak, Zeki Korkusuz, Yasin Hatiboğlu, Oya Akgönenç, Gülten Çelik, Enver
Bakırcı, İbrahim Atıcı, Cemalettin Hınıslıoğlu, Mustafa Kamalak, Dengir
Mir Mehmet Fırat, Turhan Alçelik, Lütfü Yalman, Ertan Yülek, Hüsamettin
Korkutata, Ahmet Cemil Tunç , Fikret Erçoban, Suat Pamukçu, Fuat Fırat,
Ali Sezal, Hayrettin Dilekcan , Alaaddin Köksal, Ali Gören, Ömer Vehbi
Hatipoğlu, Musa Demirci, Şeref Malkoç, Kazım Arslan ve Süleyman Çalışkan.
YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ADAY LİSTESİ
Kutan`ın listesinde Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için şu isimler
aday gösterildi:
Ali Güneri, Rıza Ulucak, Mehmet Ener, Rıfkı Durgun (Avukat), Abdulkadir
Öncel, Abidin Çetin, Ali Tandoğan, Celal Özkan, Sadık Albayrak, Osman Öztürk
ve Hüseyin Çelebican.
ABDULLAH GÜL'ÜN GİK ADAY LİSTESİ
Diğer Genel Başkan Adayı Abdullah Gül`ün GİK listesinde ise şu isimler
yer alıyor:
Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Halil Ürün, Mehmet Ali Şahin, Abdülkadir
Aksu, Nevzat Yalçıntaş, Ersönmez Yarbay, Halise Çiftçi, Mehmet Elkatmış,
İrfan Gündüz, Eyüp Sanay, Zeki Ergezen, Cemil Çiçek, Akif Gülle, Azmi Ateş,
Bekir Sobacı, Tevhit Karakaya, Nurettin Aktaş, Sait Açba, İsmail Özgün,
Ali Coşkun, Altan Karapaşaoğlu, Osman Pepe, Hüseyin Arı, A. Veli Seyda,
Mehmet Özyol, Salih Kapusuz, Ergun Dağcıoğlu, Sabahattin Yıldız, Mustafa
Baş, Zülfikar İzol, Nazlı Ilıcak, İlyas Aslan, Ramazan Toprak, Şükrü Ünal,
Raşit Küçük, Nurhan Akyüz, Hacı Biner, Ömer Er, Murat Mercan, Mehmet Ali
Bulut, Mustafa Ünaldı, Kemalettin Göktaş, Zeki Karabayır, Abdullah Çalışkan,
Fehmi Uyanık, Fehmi Öztunç, İbrahim Karaosmanoğlu, Şerafettin Kabakçıoğlu
ve Ali Rıza Akdeniz.
YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ADAY LİSTESİ
Gül`ün listesinde Yüksek Disiplin Kurulu asil üyelikleri için şu isimler
aday gösterildi:
Kerem Avşar, Kemal Albayrak, Mehmet Çiçek, İsmail İlhan Sungur, Ahmet
Bilgin, Salih Katırcıoğlu, Osman Öztürk, İhsan Aslan, Muzaffer Önder, Yavuz
Selim Aras ve Mehmet Gürz