Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
 İlgili Sayfalar
GÜL'ÜN ADAYLIĞINI AÇIKLAMASI
KONGRE'DEN NOTLAR
KONGRE ANA SAYFA
GÜL KİMDİR
KUTAN KİMDİR

Fazilet Partisi 1. Kongresi... 14 Mayıs 2000

KONUŞMALAR

KUTAN: EMANETÇİYİM VE ONURLUYUM 
GÜL: 70 YAŞINA GELMEM Mİ LAZIM? 
ARINÇ: TAMTAMCI GENÇLİK İSTEMİYORUZ 

GİK LİSTELERİ 


KUTAN: EMANETÇİYİM VE ONURLUYUM

FP Genel Başkanı Recai Kutan, FP 1. Olağan Büyük Kongresi'nde, "Kutan Başbakan", "Erbakan nerede, biz oradayız" sloganları arasında, elinde güllerle konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. 

Kutan, konuşmasında, "emanetçi" iddialarını yanıtlarken "Tüm partililer emanetçidir, bundan da onur duyuyoruz" dedi. Kutan, kongrede, kavgalar, kopmalar olacağı beklentisi taşıyanların, hayal kırıklığına uğrayacaklarını, kimsenin FP'den bir çakıl taşı bile koparamayacağını söyledi. Kutan, "Bizim partimizde böyle şeyler olmaz. FP bu kongreden, yara alarak, fireler vererek değil, güçlenerek çıkacaktır" şeklinde konuştu.

Kutan, "emanetçilik" iddialarını "Seyahat Notları" adlı şiirden bir bölüm okuyarak yorumladı. Kutan, şunları söyledi:

"Bizim içeceğimiz sular, seyredeceğimiz ufuklar, farklılaşmayacaktır hiç. Bizim ahbaplığımız, gönüldaşlığımız, kırk yıldan da eski. Bizde yol tek, yol arkadaşlığı muvasalata kadar, sonuna kadar. Ve bu hedefe doğru yol alırken, belirli emanetlerimiz olur bizlerin. Mevki, makam, koltuk, rütbe, şan değil, emanet. Ben ve benim partimin bütün milletvekilleri, adı üstünde yalnızca, milletin vekilleriyiz, milletin emanetçileriyiz.

Partimizin bütün görevlileri, üyeleri, hepimiz emanetçiyiz. Halkımızın emanetçileriyiz. Bu emanetçilikten ve emanetçilik sözünden de değil, gocunmak, tam tersine onur duymaktayız."

FP'nin, genç ama kökleri çok güçlü, tarihi mirası çok zengin bir parti olduğunu anlatan Kutan, "Herkes bilmeli ki, FP, geçmişin partisi değil. FP, bugünün ve geleceğin partisidir ama milletimizin geçmişini inkar eden bir parti de değildir" dedi.

Kutan, milletin pek çok sorunu bulunduğunu, bunları, bugün burada teker teker anlatmayacağını belirterek, "Ben bugün daha çok bütün bu sorunların en temelinde yatan nedeni, eksik demokrasimizi tartışmak istiyorum sizlerle" diye konuştu.

Recai Kutan, kendilerinin, demokrasinin, "eksik" kısmına bir "itiraz" olduklarını söyleyerek, FP'nin, hem siyasal, hem sosyal anlamda, Türkiye'nin, "tek dinamik ve etnik muhalefeti" olduğunu, alışılmış politikaların dışında, "tarihi ve milli bir duruşu" ifade ettiğini kaydetti.

Biz milletiz

FP'nin, "milletin kendisi" olduğunu savunan Kutan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz milletiz. Biz başkalarına yol vermeye zorlanmanın, sesi kesilmenin, büyüklüğünden çekinilerek budanmanın, durdurulmanın, frenlenmenin, hızının kesilmesinin, çocuklarımızla geciktirilmenin, tehdit edilmenin, şantajın, hatta daha da ötesi kaba kuvvetin ne olduğunu iyi biliriz. Biz bunları yaşayarak öğrendik. İşte bu nedenle biz, FP olarak, iddia ediyoruz ki, demokrasinin değerini, gerçek, tam, evrensel bir demokrasinin değerini, hiç kimse bizim kadar bilemez. Ve bu nedenle biz FP olarak, gerçek, tam, uluslararası standartlarda evrensel bir demokrasi için mücadele veriyoruz. Herkese demokrasi için mücadele veriyoruz. Bizim demokrasi anlayışımızda, bizimkiler, sizinkiler, onlarınkiler ayırımı yok."

Tüm bunları, "köprüyü geçene kadar söylemediklerini" belirten Kutan, "Bu gibi konular gündeme geldiğinde, takiyye edebiyatı yükselir durur. Denir ki, sıklıkla, 'Bunlara bakmayın, bunlarınki köprüyü geçene kadar, ayıya dayı demektir'. Estağfurullah efendim. Başta bunu diyenleri ve kastettiklerini tenzih ederim. Biz kimseyi, ayı bellemediğimiz gibi, zaten kimseye de dayı demeyiz. Biz milletiz, bizim pek dayımız, amcamız olmaz zaten" diye konuştu.

Bu yolda yolculuk zor...

Zor bir trafikte yollarına devam ettiklerini ifade eden Kutan, şunları kaydetti:

"Bu yolda, yolculuk zor. Bu yolda şoförlük de zor. Hasbelkader, şu sıralar direksiyonda ben oturuyorum. Mesuliyetimin bilincindeyim. Arabadaki yüküm kıymetli. Arabayı menzile salimen götürmek zorundayım. Kendi aracımdakiler kadar, başka araçtakileri de, benim yönümde gidenler gibi, tam ters yönde trafikte akanları da, yol kenarlarında gelip geçenleri de, karşıdan karşıya geçen, hiç tanımadığım kişileri de kazalardan sakınmak zorundayım. Önemli olan, acele varmak değil, varmak. Elbette olabildiğince erken varabilmek iyi. Ama 'acele ile ecele' farkını da yaşamın hiçbir alanında gözden kaçırmamak gerekiyor."

Birilerinin, sık sık kendilerini "siyaset için dini kullanmak"la suçladıklarını söyleyen Kutan, bunun, "inancı bu denli, her tür insani, dünyevi kaygının ötesinde tutma saygınlığı ile ele alan bir kuruma ve bir insana yapılabilecek en rahatsız edici iftira" olduğunu belirtti. Kutan, "Gerçek bir inanan, dinin ancak emrindedir, değil dini kullanmak, bu deyimi dahi kullanamaz" dedi.

Bazı kilometre taşlarında durup, çevrelerine ve yola bakmaları gerektiğini vurgulayan Kutan, bugün böyle bir kilometre taşında olduklarını, varsa yanlışları ya da yanlış anlaşılmaları tespit etmeleri gerektiğini söyledi.

FP iktidarında, ülkede herhangi bir inanç, düşünce ya da kanaatin hakim olmayacağını, tüm inanç ve düşüncelerin yaşama imkanı bulacağını anlatan Kutan, "Bunu, ilkeleri; demokrasi, laiklik ve hukuk devleti olan Cumhuriyet'in doğal konumu olarak görüyoruz" dedi.

Herkesin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`nde ifadesini bulan tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilmesi gerektiğini ifade eden Recai Kutan, şöyle devam etti:

"Demokrasiyi ıskalayan bir Cumhuriyet düşünülemez. Bir avuç seçkinin yönetimi, Cumhuriyet olamaz. Bu oligarşidir ki, biz bunu bütünüyle reddediyoruz. Biz Cumhuriyet`i demokrasi ile taçlandıracağız. Bu nasıl demokratik Cumhuriyet anlayışıdır, bu nasıl parlamenter sistem anlayışıdır, biri hükümet üyesi olmayan üç kişi, liderler toplantısı adı altında yeni bir kurul oluşturarak, ülkeyi idare ediyorlar. Bunlar, bugün bırakın Meclis`i, kendi hükümetini bile devre dışı tutmaktadır. Bunların gözünden, milletvekilleri, göstermelik oylamalarda, uzaktan kumandalı parmaklardan ibaret. Hükümet üyeleri de bir imza mekanizması, üstleri doldurulacak kararnameler için. İşte üç ahbap çavuşların demokrasi anlayışı... Cumhurbaşkanının, halk tarafından seçilebilmesi girişimlerimiz, tek kişi için, Anayasa`yı değiştirmeye kalkışanlar tarafından engellendi. Halkçıyız diyenler, halktan, milliyetçiyiz diyenler, milletten korktuklarını gösterdiler. İşte, üç ahbap çavuşların, insanımıza verdiği değer..."

Bir avuç statükocu

Başörtüsü konusuna da değinen Kutan, başörtüsü takmamak kadar, takmanın da en basit insan haklarından olduğunu söyledi. Kutan, FP`nin demokrasi ve eşitlik anlayışında, başı açık olanla, örtülü olan arasında, küpe takanla, mes giyen, muska taşıyanla, haç taşıyan arasında ayrım ilkesi olmadığını savundu. Kutan, partisinin laiklik anlayışını da, isteyenin istediği inancı seçebilmesi ve bunun gereklerini özgürce yerine getirebilmesi, devletin de bu konularda, taraf değil, hakem konumunda bulunması olarak tanımladı.

Türkiye'nin "bir avuç statükocu" ile hesaplaşmasının zamanı geldiği görüşünü dile getiren Kutan, şöyle konuştu:

"Öncelikle özgür Türkiye, bu anayasa ile yoluna devam edemez. Yapılışından kabul edilişine kadar her noktasında meşruiyeti tartışılır olan bu anayasa ile tam ve kamil demokrasi mümkün değildir. Bu anayasanın sadece bazı maddelerini değiştirerek bir yere varmak asla mümkün değildir."

Recai Kutan, yepyeni bir anayasa teklifi ile milletin önüne çıkacaklarını, arkadaşlarının, iki yıldır üzerinde çalıştıkları metni tamamlamak üzere olduklarını bildirdi.

Ekonomiden hukuk sistemine, eğitimden sağlığa kadar çeşitli alanlarda yaşandığını belirttiği olumsuzluklardan örnekler veren ve bu tablonun istikrar olarak gösterildiğini kaydeden Kutan, "Bir 'istikrar' şarkısı tutturmuş gidiyorlar. Son yılların ağızlara sakız kelimesi oldu 'istikrar', statükonun en etkili silahı oldu. Demokratikleşme, özgürlük, iş-ekmek talebinin karşısına istikrarla çıkıyorlar. Her şey bozulabilir, her şeyden vazgeçilebilir, tüm talepleri ertelenebilir ve yeter ki istikrar bozulmasın..." dedi.

FP Genel Başkanı Kutan, konuşmasının başında "hasbelkader şu sıralarda direksiyonda ben varım" dediğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Davulun sesi gibi direksiyon da uzaktan hoş sanılır. Gerçekte pek öyle değildir. Bütün sorumluluğu şoföre yükleyerek yolcu olarak bulunup etrafı seyrede seyrede gidebilmek, istendiğinde kestirebilmek, sık sık şoföre müdahale edebilmek, şoförü eleştirebilmek, gerçekte daha keyifli, en azından daha zahmetsizdir. Direksiyondayken herkese yaranmak da mümkün değildir."

Recai Kutan, konuşmasında, Şeyh Edebali'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey'e 

"Ey oğul, bundan sonra öfke bize, uysallık sana, 
Güceniklik bize, gönül almak sana, 
Suçlamak bize, katlanmak sana, 
Yanılgı bize, hoşgörmek sana, 
Çatışmalar, uyumsuzlar bize , adalet sana, 
Şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. 
Ey oğul 
Sabretmesini bil, 
Vaktinden önce çiçek açma, şunu unutma 
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" 
şeklindeki vasiyetini de okudu. Kutan, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Hem yazılı hem görsel basının büyük bir kesiminin ve -ne gariptir reklam pastasından en büyük payı alan kesimin bugünkü Türkiye`nin tek siyasal ve sosyal itirazı olarak kalan FP'ye karşı tavrı kışkırtmaları, karıştırma çabaları, yalnız bir rastlantı mıdır? Son günlerde partimizdeki gelişmelerin hangi mihraklarda ne şekilde ele alındığına kimin neyi, niye hangi amaçla desteklediğine dikkat edin. Bazı insanlar vardır, bilirsiniz ki bunlar sizi övüyorsa davanızda yanlış yapmaktasınızdır. Bilirsiniz ki üstünüze gelmeyi artırıyorlarsa doğru yoldasınızdır. Çekinmeye başlamışlardır, sizin başarınızdan. Derin konulardır bunlar. kulağınıza bir yerlerden alkış sesi geldiği doğru. Hepimiz duyuyoruz alkış sesini. Ama kimlerin kimleri ne maksatla alkışladığını görmeye çalışın. Dikkat ederseniz farkına varacaksınız bu alkışlar nasırlı ellerden, gariban ellerden gelmiyor. Bu alkışlar yıllardır milletin önünü kesmek isteyen, milleti engellemeye çalışan Faziletsiz düzenin sürmesinden çıkarı olan çevrelerden geliyor."




GÜL: 70 YAŞINA GELMEM Mİ LAZIM?

FP Genel Başkan Adayı Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, FP 1. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, parti yönetimini "merkeziyetçilikle" suçladı ve kendisinin "tavır ve tutum değişikliği için" aday olduğunu söyledi. Kendisine yöneltilen "daha çok genç" eleştirisini ise Gül, "Neremiz genç artık? İlle de 70 yaşına geldikten sonra, heyecanımız pörsüdükten sonra mı olalım" diye yanıtladı.

Gül, konuşmasına Anneler Günü'nü kutlayarak başladı. Salonda yer alan insanların "Aziz bir insanın 30 yıl önce tutuşturduğu meşale sonrasında biraraya geldiğini" söyledi. FP'ye büyük baskılar yapıldığını öne süren Gül, "Fırat, Dicle ve Kızılırmak ne kadar bizim olduğu meşru ise FP'de o kadar meşrudur, o kadar bize aittir. Buna gem vurmaya çalışanlara şaşarım" diye konuştu.

Abdullah Gül, Türkiye'de ekonominin son üç yılda çöktüğünü, dış politikada "Çeçen ve Doğu Türkistanlıları öldürenlerin ellerinin sıkıldığını" savundu.

Böyle bir durumun ana muhalefet partisi olarak bulunmaz bir fırsat olduğunu bildiren Gül, şöyle konuştu:

"İyi bir muhalefet yapılsa idi 'elim kırılsa da bunlara oy vermeseydim' diyenler şimdi partimizde olurlardı. Kol kırılır yen içinde kalır diye muhalefet etmedik. Ancak tenkit müessesesi yok diye bunları yapmazsak bu kendimizi aldatmaktan başka bir şey değil midir?

Kendi içimizde eleştirilerden kaçınırsak dışarı güven veremeyiz. Türkiye'nin merkeziyetçiliğinden yakınırken, biz parti olarak fazla merkeziyetçi değil miyiz?"

Aday belirlemede, kontenjan adayları hariç, teşkilatlarda önseçim yapma taahhüdünde bulunan Gül, kongrede biraz önce "bilerek veya bilmeyerek" reddedilen tüzük değişikliği teklifinin de bunu getirdiğini söyledi.

Gül, partiye yapılan Hazine yardımını, genel merkez ve teşkilatların yarı yarıya paylaşmasını öngören kanun teklifi kabul edilmese de bunu iç genelgeyle gerçekleştirme sözü verdi.

Önemli politik kararlar alınırken teşkilatlara soracaklarını ifade eden Gül, "Mesela 'küskünler Hareketi' yapılırken size sorsaydık, bugün milletvekili sayımız böyle mi olurdu" sorusunu yönelterek, "Siyaset, bu kadar tabanın ve karar organlarının dışlanmasını kabul edemez" dedi.

FP'li belediye başkanlarının başarılı hizmetler verdiklerini anlatan Gül, sözlerini, "Niçin partimizi, sizin belediyelerinizi yönettiğiniz gibi yönetmeyelim. Eğer, bir şirket zarar ederse, sadece ortakları zarar eder. Ama eğer bir siyasi partinin oyları düşerse daha az oy alırsa taraftarları, davası ve millet kaybeder" diye sürdürdü.

Abdullah Gül, genel başkanlığa adaylığını açıkladığında, kendisine "Partide neyi değiştireceksin" sorusunun yöneltildiğini anımsatan Gül, bu sırada bazı partililerin "O, ne diyorsa o" sloganını atmaları ve "yuh" çekmeleri üzerine, konuşmasına kısa bir süre ara verdi. Hatiboğlu da "gençler, gençler" diyerek uyarıda bulundu.

Gül, kendisine yöneltilen soruya karşılık "Partimizin ilkelerini, prensiplerini, kimliğini daha da yüceltmek için bu işin içinde varım. Partimizin yönetim tarzını, olaylar karşısında duruşunu ve tavrını değiştirmek istiyorum" dediğini kaydetti.

FP'lilerin fedakarlıklarından da söz eden Gül, "Bir gün de size 'şu aklınızı verin bakalım' desek ne olur" diye konuştu.

Partinin İzmir, Mersin ve Eskişehir'den bir milletvekili bile çıkaramadığına dikkati çeken Gül, iktidara gelmek için sadece Konya'dan, Kayseri'den, Sivas'tan değil, bu gibi illerden de milletvekili çıkarmak gerektiğini söyledi.

Bizim sorunumuz büyümektir, iktidar olmaktır...

Delegelere, "Doğruyu en doğru şekilde söyleyeceksiniz, Hakkı en doğru şekilde teslim edeceksiniz. Göreviniz, doğruyu ve hakkı iktidara taşımak olacaktır" diye seslenen Gül'ün konuşmasına, bu kez de "Medya seninle gurur duyuyor" sloganlarıyla bir grup partili tepki gösterdi.

FP'nin genel seçimlerde aldığı oy oranının, yerel seçimlerde alınan oy oranına göre düşük olduğunu vurgulayan Gül, bunun özeleştiri yapmayı gerektirdiğini ifade ederek, konuşmasına, "İşlerinizi iyi yapmazsanız, millete güven vermezseniz, milletin gönlü bizimle beraber de olsa millet bize oy vermez. Milletimiz, 'küskünler olayı'na girersen, 28 Şubat'ın sivil uzantılarıyla işbirliği yaparsan 'sana oy vermiyorum' dedi" sözleriyle devam etti. Gül, aynı konuma, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili '5+5' konusunda da düşülme riski yaşandığını da anlattı. Genel Başkan Adayı Gül, şöyle konuştu:

"FP'nin bölünme, parçalanma diye bir sorunu yoktur. Tehditlerin, baskıların olduğu, çuvallarla transfer teklifinin yapıldığı dönemde bir kişi bile çözülmedi. Ama bizim sorunumuz bölünmek, parçalanmak değil, büyümektir, iktidar olmaktır.

Biz maalesef dışımıza karşı tavizkar ve çekingen, kendi içimizde ise acımasız oluyoruz. Bunun değişmesi gerek. Haklı olduğumuz yerde, haklarımızı koruma dirayetini ve direncini göstereceğimize söz veriyorum."

Gül, Türkiye'de son 3 yılda olağanüstü gelişmeler yaşandığını, Türkiye'nin en büyük partisi RP'nin kapatılarak, genel başkanı Erbakan'a siyaset yasağı getirildiğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sadece şiir okuduğu, Yeniden Doğuş Partisi eski Genel Başkanı Hasan Celal Güzel'in de düşüncelerini açıkladığı için mahkum edildiğini söyledi.

İmam Hatip liselerinin adeta bir ağaç gibi kurutulduğunu savunan Gül, "ayrımcılık ve bölücülüğün inanılmaz boyutlara ulaştığını, başörtüsü takanların "öz vatanlarında parya muamelesine tabi tutulduğunu" iddia etti.

"Kim düzeltecek bunları, kim kaldıracak bu yasakları, kim özgürlüğün tadını millete yaşatacak? Sayın Ecevit mi, Sayın Yılmaz mı, yoksa Sayın Bahçeli'den mi bekliyorsunuz 312. maddeyi kaldırmasını" diye soran Gül, TBMM'de kaldırılmak üzere olan bu maddeden Erdoğan'ın mahkumiyet haberinin ardından vazgeçildiğini ifade etti.

Hepimizin ödenecek vefa borçları var

Bu yasakları kaldırmak için güçlü olmaları gerektiğini dile getiren Gül, şöyle devam etti:

"Hepimizin ödenecek vefa borçlarımız var. Bizler vefa borcumuzu önce millete karşı ödeyeceğiz. Sonra bizleri omuzlarında taşıyan teşkilatlarımızı iktidar yaparak ödeyeceğiz. Bu meşaleyi tutuşturan büyüklerimizin, arkadaşlarımızın yasaklarını kaldırmak için vefa borcumuz var."

Gül, genel başkanlığa aday olduktan sonra kardeşlik hukuku konusunda büyüklerinin ve kardeşlerinin onurunu kendi onurları gibi saydıklarını söylediğini, toplulukta söyleyemeyeceği hiçbir şeyi iki kişi arasında konuşmadıklarını anlattı. Gül, "Bugün bu iş bitecek. Bundan sonra hepimiz iktidar için koşturacağız" dedi.

Aday olması ile partide bir mücadele olmadığını, hayırlı bir yarış yaşandığını kaydeden Gül, kongreye kadar geçen süreçte kendilerine "sizi kartel medyası destekliyor" denilmesinden büyük üzüntü duyduğunu ifade etti. 28 Şubat sürecinde herkesin yanlarından uzaklaşırken birkaç demokrat yazarın kendileriyle birlikte olduğunu dile getirerek, "Bunlar eğer bugün bizim için de güzel şeyler yazıyorsa kötü mü oldu" diye soran Gül, partisinin görüşleri doğrultusundaki bazı gazete ve yazarlardan isimler vererek, "Bunlar da mı kartelci" dedi.

Kongre sürecinde kendisine "genç" diye eleştiriler yapıldığını da anımsatan Gül, MHP'yi son seçimde, seçilme hakkını yeni elde edenlerin iktidara getirdiğini söyledi. Gül, "Neremiz genç artık? İlle de 70 yaşına geldikten sonra, heyecanımız pörsüdükten sonra mı olalım" diye konuştu.

Kongrede hayırda yarıştıklarını kaydeden Gül, bugüne kadar kardeşlik hukukunu muhafaza ettiklerini, bundan sonra da muhafaza etmeye devam edeceklerini belirtti. Gül, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Partimiz, davamız için ne hayırlı, hangisi hayırlı ise o ileri gelsin. Karar sizlerin kararıdır. Sizlerin kararını büyük saygı ile karşılayacağız. Başımızın üstünde taç olacak. Neye karar verirseniz onu saygıyla karşılayacağız. FP'nin yani sizin iktidara gelmeniz için gece gündüz koşturacağız."

Abdullah Gül'ün konuşması zaman zaman "Başkan Abdullah", "Başbakan Abdullah" sloganları ile kesildi. Konuşmaların yapıldığı platformun sağ tarafında bulunan ve Recai Kutan'ı destekleyici sloganlar atan grup ile karşı tribünde bulunan ve Gül'ü destekleyen grup arasında gerginlikler yaşandı. Divan Başkanı Hatiboğlu, gençlerin slogan yarışını "gençler, gençler, illa kongreye ara vermemi mi istiyorsunuz" diyerek yatıştırdı.




ARINÇ: TAMTAMCI GENÇLİK İSTEMİYORUZ

FP 1. Olağan Büyük Kongresi'nde Genel Başkan adayı Abdullah Gül'ü destekleyen FP Grup Başkanvekili Bülent Arınç, Gül'e ve girişimine yönelik eleştirileri sert bir dille yanıtladı. Kongreye seslenen Arınç, "30 yıldır bu davanın içinde olduğunu" belirterek, "Siz önce kendinize bakın. Ben, gençliğimi, hayatımı, aşkımı, her şeyimi vermişim bu yola" dedi.

Kongrenin siyasi konuşmalar bölümünde kürsüye gelen Grup Başkanvekili Arınç, delegelerin, büyük bir sükunet, vakar içinde ve şuurlu olarak kongreyi izlediklerini ancak bir grubun, gürültü ile bazı şeylerin konuşulmamasını sağlamaya çalıştığını söyledi. Eskiden kongrelerinde, ıslık çalınınca, "bırakın bu şeytan işini" dediklerini anlatan Arınç, şimdi bu tür tavırları anlayamadığını belirtti. Arınç, "Birtakım poster ve bayrakları göstererek, birşey yapamazsınız" dedi.

Bülent Arınç, "30 yıldır bu davanın içinde bulunduğunu" ifade ederek, "Siz önce kendinize bakın. Ben, gençliğimi, hayatımı, aşkımı, her şeyimi bu yola vermişim. Siz bu şekilde davranarak, hata edersiniz. Aklınızı başınıza alın. Kimse, delegenin iradesine ipotek koymasın" diye konuştu.

Arınç, "tamtamcı gençlik yetiştirmek için değil, milli gençlik yetiştirmek için yola çıktıklarını" söyledi. Arınç, Galileo gibi konuşacağını belirterek, "Siz ne derseniz deyin, dünya dönüyor, haberiniz yok sizin" diye konuştu.

"Başbakan Kutan" sloganları atıldığında mutluluk duyduğunu ifade eden Arınç, "Başbakan Abdullah deyince niye gocunuyorsunuz" diye sordu.

FP'nin iktidarını bekleyenlerin üzülmemesi, sıkılmaması ve işin başında tartışma yaşanmaması için hakkı olan Kongre Divanı Başkanlığı görevini Yasin Hatiboğlu "ağabeyine" verdiğini kaydeden Arınç, bunun, Hatiboğlu'nun hakkı olduğunu, kendisini kutladığını söyledi.

Arınç, 1967 yılında, daha Hukuk Fakültesi öğrencisiyken, Erbakan'ın Odalar Birliği mücadelesinde kendisine destek verdiğini, polis gücüyle atılmak istendiğinde, kapısında duran 10 gençten biri olduğunu, Erbakan'ın 1969'da Konya'dan bağımsız milletvekili adaylığını koyduğu sırada, bütün ilçeleri dolaştığını, MSP döneminde 7 yıl il başkanlığı yaptığını, RP'de ise 10 yıl MKYK'da görev aldığını anlattı. Arınç, Allah'ın takdiri, alnının akı ve bileğinin gücüyle her türlü hizmette bulunduğunu ifade ederek, "30 yıl bağlı kalmış bir insan olarak söylüyorum: Ben onu sizden daha çok seviyorum" dedi.

"Hocamla, milletvekilliği, bakanlık pazarlığı yapmadım. Şerefimle geldim. 30 yıl bunun mücadelesini yaptım" diyen Arınç, kendilerine hayatın gayesini öğreten insana ve arkadaşlarına sonsuza kadar bağlı kalmaları gerektiğini belirtti. Arınç, bunun yapılacak işlerle, bu kişileri layık oldukları yere çıkartmakla olacağını, "tamtamlarla olamayacağını" vurguladı.

Arınç, sözlerini, "Kongrede, biz nerede olursak olalım, kazanan kim olursa olsun, onun vereceği görevi yapmayan şerefsizdir. Sizin sevginiz, 10, 20 tane genel başkanlığa bedeldir. Kendi yavrunuzu yemeyin. Kardeşliğimizi kimse bozmasın" diyerek tamamladı.




Tarihinde ilk kez birden fazla listeyle kongreye giden Fazilet Partisi'nde, Genel Başkan Recai Kutan ile Genel Başkan adayı Abdullah Gül, iki farklı GİK listesi çıkardı. Her iki listede de yer alan isim Nevzat Yalçıntaş oldu.

KUTAN`IN GİK LİSTESİ

Genel Başkan Adayı Recai Kutan`ın Genel İdare Kurulu aday listesinde, şu isimler yer alıyor:

İsmail Alptekin, Lütfi Esengün, Veysel Candan, Nevzat Yalçıntaş, Numan Kurtulmuş, İsmet Toprak, Cevat Ayhan, Şerafettin Kılıç, Lütfi Doğan, Rıza Güneri, Süleyman Arif Emre, Mehmet Bekaroğlu, Temel Karamollaoğlu, Tahir Akyürek, Oğuzhan Asiltürk, Şemun Yılmaz, Necati Çelik, Ahmet Derin, Bahri Zengin, Fethullah Erbaş, Faruk Çelik, Sacit Günbey, Ahmet Demircan, Fehim Adak, Zeki Korkusuz, Yasin Hatiboğlu, Oya Akgönenç, Gülten Çelik, Enver Bakırcı, İbrahim Atıcı, Cemalettin Hınıslıoğlu, Mustafa Kamalak, Dengir Mir Mehmet Fırat, Turhan Alçelik, Lütfü Yalman, Ertan Yülek, Hüsamettin Korkutata, Ahmet Cemil Tunç , Fikret Erçoban, Suat Pamukçu, Fuat Fırat, Ali Sezal, Hayrettin Dilekcan , Alaaddin Köksal, Ali Gören, Ömer Vehbi Hatipoğlu, Musa Demirci, Şeref Malkoç, Kazım Arslan ve Süleyman Çalışkan.

YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ADAY LİSTESİ

Kutan`ın listesinde Yüksek Disiplin Kurulu üyelikleri için şu isimler aday gösterildi:

Ali Güneri, Rıza Ulucak, Mehmet Ener, Rıfkı Durgun (Avukat), Abdulkadir Öncel, Abidin Çetin, Ali Tandoğan, Celal Özkan, Sadık Albayrak, Osman Öztürk ve Hüseyin Çelebican.

ABDULLAH GÜL'ÜN GİK ADAY LİSTESİ

Diğer Genel Başkan Adayı Abdullah Gül`ün GİK listesinde ise şu isimler yer alıyor:

Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Halil Ürün, Mehmet Ali Şahin, Abdülkadir Aksu, Nevzat Yalçıntaş, Ersönmez Yarbay, Halise Çiftçi, Mehmet Elkatmış, İrfan Gündüz, Eyüp Sanay, Zeki Ergezen, Cemil Çiçek, Akif Gülle, Azmi Ateş, Bekir Sobacı, Tevhit Karakaya, Nurettin Aktaş, Sait Açba, İsmail Özgün, Ali Coşkun, Altan Karapaşaoğlu, Osman Pepe, Hüseyin Arı, A. Veli Seyda, Mehmet Özyol, Salih Kapusuz, Ergun Dağcıoğlu, Sabahattin Yıldız, Mustafa Baş, Zülfikar İzol, Nazlı Ilıcak, İlyas Aslan, Ramazan Toprak, Şükrü Ünal, Raşit Küçük, Nurhan Akyüz, Hacı Biner, Ömer Er, Murat Mercan, Mehmet Ali Bulut, Mustafa Ünaldı, Kemalettin Göktaş, Zeki Karabayır, Abdullah Çalışkan, Fehmi Uyanık, Fehmi Öztunç, İbrahim Karaosmanoğlu, Şerafettin Kabakçıoğlu ve Ali Rıza Akdeniz.

YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ADAY LİSTESİ

Gül`ün listesinde Yüksek Disiplin Kurulu asil üyelikleri için şu isimler aday gösterildi:

Kerem Avşar, Kemal Albayrak, Mehmet Çiçek, İsmail İlhan Sungur, Ahmet Bilgin, Salih Katırcıoğlu, Osman Öztürk, İhsan Aslan, Muzaffer Önder, Yavuz Selim Aras ve Mehmet Gürz 


GAZETELERDEN DERLENMİŞTİR
(17 MAYIS 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş