|
|
 |
Fazilet
Partisi Kongresi... 14 Mayıs 2000
RADİKAL GAZETESİ'NDE
YAYINLANAN YORUMLAR
İSMET
BERKAN - 13 MAYIS 2000
FP: Kılıçlar çekildi
ismet.berkan@radikal.com.tr
Yarın Fazilet Partisi'nin
kongresi var. Kongre salonunda Konya'dan hususi surette gelmiş birkaç bin
kişilik 'bindirilmiş kıta'sıyla, salona asılmayan Abdullah Gül resmiyle
ve en önemlisi kocaman harflerle yazılacak bir reklamdan apartma sloganıyla
(Ne diyorsa o!) bir kongre.
Ben hâlâ öteki partilerin
Fazilet kongresinden ve her şeye rağmen yaşanan olgunluktan ders çıkarmalarını
bekliyorum, çünkü diğer partilerde yarışın bu kadarını bile göremiyoruz
aslında. ANAP'ta seçim aynen bir zamanlar Arnavutluk'ta olduğu gibi oybirliğiyle
oluyor, DYP'de rakip aday kürsüden indirilmeye çalışılıyor, CHP
ve MHP'de
sandalyeler havada uçuşuyor.
Her neyse, Necmettin Erbakan'ın
kongre delegeleriyle tek tek konuşması kuşkusuz kongre kararında etkili
olacaktır. Ama Erbakan taraftarları Balgat'ta yapılan bu gece yarısı görüşmelerini
yeterli bulmamış olacaklar ki, delegeler salona girdiklerinde kendilerine
söylenenleri hatırlayabilsinler diye bir kocaman pankart asacaklar: "Ne
diyorsa o!"
Hangi televizyonda seyrettim
hatırlamıyorum, Necmettin Erbakan'ın evinden çıkan bir delegeye muhabire
mikrofonu uzatıyor. Delege, "Bildik şeyleri tekrar etti" diyor biraz sinirli.
Muhabire üsteliyor: "Kime oy vermeniz gerektiğini söyledi mi?" Delege iyice
sinirli: "Evet, tabii. Biz koyunuz ya, onlar söyler biz de yaparız..."
Şimdi bu delege kimdi, temsil
ettiği eğilim hangi eğilimdir bilemem ama sergilediği tepkiyi ciddiye almak
gerek.
Yarışın bu kadar sertleşmesinin
tek bir nedeni var: Gelenekçi kanadın kendini tehlikede hissetmesi, kongreyi
kaybedebilecekleri kuşkusuna kapılmaları.
Bizler belki dışarıdan gazel
okuyoruz ama galiba belli bir mesafeden bakınca resim daha net gözüküyor:
Fazilet'te yaşanan mücadele,
demokrasiye karşı itaat kültürü mücadelesi.
Eğer bu partide itaat kültürü,
yani Erbakan hâkimiyeti bir kez daha kazanırsa, bu partinin geçmişte yaşanan
hiçbir şeyden kendine yararlı dersler çıkartamadığı da anlaşılmış olacak.
Yenilikçiler her fırsatta
yalanlayıp inkâr ediyorlar ama böyle sert şartlarda geçen bir kongre sonrası
onlar istese bile gelenekçiler onları partide tutmayacaktır.
Bu da kaçınılmaz biçimde,
bu siyasi hareketin bölünmesi anlamına gelecektir. Yenilikçi kanat, kendileri
istemese de yeni bir parti kurma arayışına itilecektir.
Öte yandan kongrede yenilikçi
kanadın kazanması halinde gelenekçilerin parti içindeki konumları tartışılır
olacaktır. Partisinin kararlarında hiçbir etkisi kalmayacak bir Oğuzhan
Asiltürk'ü hayal etmek bile zor.
Abdullah Gül'ün genel başkanlığı
kazanması ve gelenekçilerin son dakikada yaptıkları bir ayak oyunuyla kongrede
birleşik (çarşaf) listenin oylanmasını engellemeleriyle gündeme gelen genel
idare kurulunda 'ya hep ya hiç' durumunun oluşması sonucu yenilikçilerin
burada da kazanması çok ilginç sonuçları beraberinde getirecektir. Yani
Fazilet'te bu kez gelenekçiler partiden kopma kararı alabilirler.
Yarışın sertleşmesinin doğal
sonuçları bunlar. Aslında Necmettin Erbakan'ın böyle bir tehlikeyi önceden
sezdiği, o yüzden Recai Kutan'a yaptığı "Taraflar daha sonra birbirlerinin
yüzüne bakamayacakları şeyler söylemekten kaçınsınlar" telkini doğru telkin.
Ama bu sözlerin sahibi Erbakan'ın
en yakın kurmayları o sert sözleri ve masa altı oyunları düzenledi, başkası
değil.
Fazilet galiba büyük bir
kopuşa doğru gidiyor. Kopuşu sağlayan da gelenekçilerin yaptığı tüzük oyunu
olacak.
Belki de partinin bir arada
durmasının tek yolu, Genel İdare Kurulu listesinin karma yapılması ya da
genel başkanlığı kazanan tarafın GİK'te kaybetmesi.
Bu da partiyi yönetilemez
hale getirebilir.
RADİKAL GAZETESİ İNTERNET
SİTESİ
(13 MAYIS 2000)
  |