Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
PARTİLER VE PROGRAMLARI
59. HÜKÜMET
58. HÜKÜMET
AK PARTİ'YE İHTAR İSTEMİ (21.8.2001)

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AK PARTİ) PROGRAMI...
2001
AK Parti, 14 Ağustos 2001 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarınca kuruldu.
 
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) Programı şöyle:
(Giriş - Temel Haklar ve Siyasi İlkeler) 
 
 

KALKINMA VE DEMOKRATİKLEŞME PROGRAMI



 
 
 
I. G İ R İ Ş

Türkiye sancılı bir zaman diliminde büyük bir değişim arzusu yaşıyor. Siyaset, ekonomi ve toplumsal yaşamdaki ciddi problemler vatandaşlarımızın gündelik hayatını ve geleceğini olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye, bu sorunların üstesinden gelecek, vatandaşlarına huzur, güven ve refah sağlayacak, geleceklerine güvenle bakmalarına öncülük edecek, dinamik ve vizyon sahibi bir "siyasi oluşum" bekliyor. 

Kavramların içinin boşaltıldığı, değerlerin eskitildiği, sözün anlamını yitirdiği bu dönemde, Türkiye, yeni ve taze bir anlayışa; kararlı, önünü ve geleceğini görebilen bir harekete; onurlu bir mücadeleye; ayakları yere basan, yerli ancak çağdaş bilgilerle donanmış kadrolara; ufuk açıcı, gerçekçi program ve projelere şiddetle ihtiyaç duymaktadır. 

Bütün bunları, ekonomik kalkınma hamlesini başlatacak; gelir dağılımındaki bozuklukları düzeltecek; yoksulluğu ortadan kaldıracak; küskünlükleri giderecek; birleştirici, kucaklayıcı, toplumsal barışı temin edici, kurumlarla yurttaşlar arasında güven sağlayıcı, yeni ve dinamik bir siyasal irade gerçekleştirebilir. 

Tüm renkliliğiyle, benzerlikleri ve farklılıklarıyla, kısaca eşsiz zenginlikleriyle Türkiye, kendi içinde, bölgesinde ve tüm dünyada yeniliğin, kalkınmanın, barışın, huzur ve refahın öncüsü olmaya aday bir potansiyele sahiptir. Yeter ki, siyasi irade ve kararlılık sahibi kadrolar tarafından yönetilsin. 

Türkiye’nin sorunları çözümsüz değildir. 

Çünkü;

Türkiye’nin zengin yer altı ve yer üstü doğal kaynakları vardır. 
Türkiye, genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. 
Türkiye, çok zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir. 
Milletimizin köklü ve zengin bir devlet geleneği vardır. 
Türkiye, uluslararası rekabet kabiliyeti yüksek bir girişimci potansiyeline sahiptir. 
Türkiye, bölgesinde etkili olabilecek bir jeostratejik konuma sahiptir. 
Türkiye, emsalsiz tabii güzellikleri ve tarihi dokusuyla turistik bir cazibe merkezidir. 
Halkımızın milli ve dini karakterinin ifadesi olan toplumsal dayanışma ve yardımlaşma hasleti, önemli bir servetimizdir. 
Milletimiz, tarih boyunca imkansızlıklar içerisinde pek çok başarıyı gerçekleştirmiştir.
O halde çaresiz değiliz. Bu büyük potansiyeli mutlaka harekete geçirmeliyiz. Partimizin siyaset sahnesindeki varlık nedeni budur. Türkiye’nin büyük potansiyelini harekete geçirerek halkımızı mutlu ve ülkemizi itibarlı kılmaya kararlıyız. 

Bu ihtiyaca cevap vermek üzere, geniş bir toplumsal istek doğrultusunda kurulan Partimiz, binlerce yıldır aynı coğrafya üzerinde barış, dostluk ve kardeşlik içinde birlikte yaşayan, ortak bir kaderi paylaşan, sevinçleri, kederleri, kıvançları ortak olan tüm halkımızın partisidir. 

Partimiz, dürüst, dinamik, ilkeli kadroları ve ülkemizin ufkunu açacak bir siyasal perspektif ile halkımızın yıllardır çekmekte olduğu sıkıntıları sona erdirmeyi, siyasal sistemin problem çözme ve karar alma yeteneğini geliştirmeyi, ülkemizin kalkınmasının önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmayı, Türkiye’yi layık olduğu aydınlığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. 

Partimiz, geleneğin ve geçmişin birikimiyle, ülkemizin sorunlarına, dünya gerçekleriyle paralel biçimde, özgün ve kalıcı çözümler sunmayı hedefleyen, topluma hizmet etmeyi esas alan, ideolojik platformlarda değil, çağdaş demokratik değerler platformunda siyaset yapmayı benimseyen bir partidir. 

Partimiz, bu vasfıyla, tüm vatandaşlarımızı, cinsiyetleri, etnik kökenleri, inançları, ve dünya görüşleri ne olursa olsun ayrım yapmaksızın kucaklamaktadır. Bu çoğulcu anlayış temelinde, yurttaşlık bilincinin geliştirilmesi ve üzerinde yaşamakta olduğumuz vatana mensup ve sahip olmanın gururunun bütün yurttaşlarımızla paylaşılması Partimizin temel hedeflerindendir. 

"Herkes özgür olmadıkça kimse özgür değildir" özdeyişi, Partimizin temel ilkelerindendir. Partimiz, bireyi, bütün politikaların merkezine alarak demokratikleşmenin sağlanmasını, temel insan hak ve özgürlüklerini temin etmeyi ve korumayı en önemli ödevleri arasında sayar. 

Partimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünün, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin, sivilleşmenin, demokratikleşmenin, inanç özgürlüğünün ve fırsat eşitliğinin esas kabul edildiği bir zemindir. 

Toplumları ve devletleri tahrip eden yozlaşma, yolsuzluk, usulsüzlük, çıkarcılık, iltimas, hukuk önünde ve fırsat açısından eşitsizlik, ırkçılık, partizanlık, despotluk gibi olumsuzluklar Partimizin en yoğun mücadele edeceği alanlardır. 

Halkımız çaresiz değildir. Çare bizzat halkın kendisindedir. Büyük Atatürk’ün belirttiği gibi, milleti kurtaracak güç, yine kendi azim ve kararlılığıdır. 

Halkla özdeşleşen Partimiz, her şeyden önce, toplumda yok olan güven duygusunu mutlaka yeniden tesis edecektir. Herkesin, yarınlara güvenle bakmasını, kendisini bu toplumun saygıdeğer ve horlanmayan bir ferdi olarak hissetmesini sağlamak azim ve karırlılığındayız. 

Zorlaştıran değil, kolaylaştıran; iten değil kucaklayan, bölen değil birleştiren; haklı zayıfları, haksız güçlülere karşı koruyan bir yönetim anlayışına sahibiz. 

Bütün bunları gerçekleştirmek için;

Evrensel ölçülerde hak ve özgürlüklere dayalı bir anlayışı tüm alanlara yayacak, 
Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu kronik sorunları kökten çözecek, 
Yıllardır atıl bırakılan beşeri ve fiziki kaynaklarını harekete geçirerek ülkemizi sürekli üreten ve üreterek büyüyen bir ülke haline getirecek, 
Gelir dağılımındaki uçurumu ortadan kaldıracak, böylece tüm halkımızın refah seviyesini yükseltecek, 
Kamu yönetimine vatandaşları ve sivil toplum örgütlerini dahil ederek toplumda sinerji meydana getirecek, 
Kamusal yaşamın her alanında tam şeffaflık ve hesap verme anlayışını hakim kılacak, 
Ekonomi, dış politika, kültür, sanat, eğitim, sağlık, tarım ve hayvancılık gibi alanlarda çağdaş, akılcı, gerçekçi, ve uygulanabilir,
bir siyasi program takdim ediyoruz. Bu programın Türkiye’nin sorunlarını çözeceğine ve önünü açacağına inancımız tamdır. 

Bu programın en önemli özelliği, bugünün doğru okunması ve geleceğin doğru projelendirilmesidir. Halkımızın takdirlerine sunduğumuz bu programın Türkiye için yepyeni bir başlangıç olmasını diliyoruz. 

Allah’ın yardımıyla her şey bizimle daha iyi olacak. 

Kurucular Heyeti 
 
 
 
II. TEMEL HAKLAR VE SİYASİ İLKELER

2. 1. TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Temel insan hak ve özgürlükleri, insanlığın yüzyıllar boyu süren mücadeleleri sonucu elde edilmiş kazanımıdır. Bu özgürlüklerin düzeyi medeni bir toplum olmanın göstergesidir. Medeni dünyanın bir parçası olan Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler açısından hakkettiği konuma getirilmesi, toplumumuzun da beklentisidir. Dolayısıyla atılacak adımlar, uluslararası kuruluşlar istediği için değil, insanımız bu hak ve özgürlüklere layık olduğu için atılmalıdır. 

Halkın sağduyuya sahip olduğu ve seçimini doğru yapacağı inancı peşin kabulümüzdür. Halkın özgür iradesine dayanmadan kurulacak hiçbir yapı, bireylere özgürlük ve topluma huzur getiremez. 

Özgürlükler demokrasinin temelini oluşturur. 

Hiçbir bireysel ve kurumsal baskı kabul edilemez. 

Bir toplumdaki en önemli güven unsuru, toplum içinde yaşayan bireylerin kendi hak ve özgürlüklerine saygı duyulduğuna olan inançlarıdır. Bu inanç tüm sosyal ve iktisadi dinamikleri harekete geçiren temel güçtür. Ayrıca, bireylerin hak ve özgürlüklerine saygı, demokratik bir siyasi rejimin toplum tarafından benimsenmesinin, toplumsal barış ve huzurun temel şartıdır. 

Partimiz, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmanın en önemli vasıtası olarak algılar ve bunu toplumsal barışın bir unsuru olarak görür. 

Temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak Partimiz aşağıdaki hedefleri gerçekleştirecektir:

Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartlar uygulamaya geçirilecektir. 

İnsan hakları alanında faaliyet gösteren gönüllü kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerileri dikkate alınacak, devlet organları ile bu kuruluşlar arasında sıkı bir işbirliği oluşturulacaktır. İnsan hakları ihlallerinin tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, insan hakları eğitimi ve kolluk güçlerinin denetimi konularında bu kuruluşların katılımına ağırlık verilecektir. 

Düşünce ve ifade özgürlükleri uluslararası standartlar temelinde inşa edilecek, düşünceler özgürce açıklanabilecek, farklılıklar birer zenginlik olarak görülecektir. 

Partimiz, dini, insanlığın en önemli kurumlarından biri; laikliği ise demokrasinin gerekli şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak görür. Laikliğin, din düşmanlığı şeklinde yorumlanmasına da, örselenmesine de karşıdır. 

Esasen laiklik her türlü din ve inanç mensuplarının ibadetlerini rahatça icra etmelerini, dini kanaatlerini açıklayıp bu doğrultuda yaşamalarını; ancak inançsız insanların da hayatlarını bu doğrultuda tanzim etmelerini sağlayan bir ilkedir. Bu bakımdan laiklik özgürlük ve toplumsal barış ilkesidir. 

Partimiz, kutsal dini değerlerin ve etnisitenin istismar edilerek siyaset malzemesi yapılmasını reddeder. Dindar insanları rencide eden tavır ve uygulamaları ve onların, dini yaşayış ve tercihlerinden dolayı farklı muameleye tabi tutulmalarını anti-demokratik, insan hak ve özgürlüklerine aykırı bulur. Öte yandan, dini, siyasi, ekonomik veya başka çıkarlara alet etmek veya dini kullanarak farklı düşünen ve yaşayan insanlar üzerinde baskı kurmak da kabul edilemez. 

Partimiz, bütün vatandaşlarımızın, özgür haber alma ve düşüncelerini yansıtma hakkını esas kabul eder. Çağımız demokrasilerinin vazgeçilmez koşullarından biri özgür medyanın varlığıdır. Başta Anayasa olmak üzere medyaya ilişkin tüm yasal çerçeve ele alınarak, medyanın ifade özgürlüğüne getirilen ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşmayan yasak ve cezalar kaldırılacaktır. Yazılı ve görsel medyanın özgürlükleri titizlikle korunacak ve tekelleşmeye fırsat tanınmayacaktır. 

İnsan hak ve özgürlüklerini bir davranış biçimi haline getirmek ve bu sayede insan hakları ihlallerini ortadan kaldırmak için ilköğretim okullarından ve kamu kuruluşlarından başlamak üzere eğitim programları düzenlenecektir. 

Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı bütün unsurlarıyla gerçekleştirilecektir. Tüm bireylerin hak arama yolları kolaylaştırılacaktır. 

Kadın, çocuk ve çalışma hayatına ilişkin hak ve özgürlük alanlarında uluslararası standartlar ülkemizde de eksiksiz uygulanacaktır. 

İşkence, gözaltında ölüm, kayıp, faili meçhul cinayetler gibi demokratik hukuk devletinde kabul edilemez uygulamaların üstüne ciddiyetle gidilecek, şeffaflık sağlanacaktır. Bu konuda her vatandaşın şikayeti değerlendirilecek, caydırıcılığı sağlayan gerekli düzenlemeler yapılacak, sorumlular cezasız kalmayacaktır. 

İnsan hakları ihlalleriyle ilgili şikayetlerin mahkemelerde harçsız ve bizzat temsil yolu açık tutularak öncelik ve ivedilikle sonuçlandırılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır. 

Vatandaşların şikayetlerini kamu adına izleyecek kurum ve kuruluşlar oluşturulacaktır. 

Partimiz tüm yurttaşların kamu hizmetlerinden hiçbir ayırım gözetilmeksizin faydalanması için gereken düzenlemelerin yapılmasını öngörür. Bu bağlamda, devlet ve kurumlarıyla yurttaşlar arasında gittikçe artan güven bunalımı giderilecek ve yurttaşın devlete ve devletin tüm kurumlarına güvenini inşa edecek bir yönetim anlayışı tesis edilecektir. 

2. 2. SİYASİ İLKELER

Partimiz, siyaseti topluma hizmet etmenin bir aracı olarak görür. Siyasetin kirlendiği, siyasi alanın iyice daraltıldığı ülkemizde, siyasetin ve siyasetçinin yeniden saygın ve güven veren bir konuma getirilmesi gerçekleştirmek istediğimiz bir hedeftir. Siyasetin dürüstlük ve liyakati esas alan bir yapıya kavuşturulması, siyasetin finansmanın denetlenebilir ve şeffaf olması ülkemizdeki siyaset kurumunun en temel ihtiyacıdır. 

Siyasi partiler, halkın sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel taleplerini devlete ileten ve devlet mekanizmasını bu doğrultuda çalıştırmak üzere iktidara talip olan sivil siyasal kuruluşlardır. Halkın gündemini, yasama ve yürütme organlarının gündemine taşımak siyasi partilerin asli görevidir. 

Siyaset, bir toplumun bugününü doğru kurallar ve yöntemlerle inşa etme ve geleceğini de doğru projelendirme iradesidir. 

Partimiz, Türkiye'deki siyaset anlayışının tümden gözden geçirilmesi gerektiğine inanmaktadır. 

Siyaset anlayışımıza göre, milletin iradesi esastır. Millet iradesini gölgede bırakacak hiç bir uygulamaya müsamaha gösterilemez. 

Siyaset ve siyasetçiye güvenin ve itibarın yeniden tesis edilmesi şarttır. Bu amaçla: 

Siyasi Partiler Kanunu değiştirilerek çağdaş demokratik anlayışın gereklerine uyumlu hale getirilecektir.

  • Partilerin teşkilatlanmaları, üyelikleri, aday tespitleri ve mali yapıları şeffaf olacaktır.
  • Partilerin hesapları ve adayların seçim harcamaları şeffaf ve denetlenebilir olacaktır.
  • Parti içi demokrasi, bireyin ve azlık görüş sahiplerinin hukuku ve demokratik yarışma hakları sağlanarak geliştirilecektir.
  • Siyasi parti yasakları ve siyasi partilerin kapatılması ile ilgili hükümler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Venedik Komisyonunun çizdiği ilkeler çerçevesinde yeniden düzenlenecektir.
Seçim Kanunu değiştirilecektir.
  • Vatandaşların ve partili üyelerin özgür seçme ve seçilme hakları tüm unsurlarıyla gerçekleştirilecektir.
  • Milletvekili seçilme yaşı 25’e indirilecektir.
  • Daraltılmış bölgeli ve tercihli seçim sistemi getirilecektir.
  • Parti adaylarının tespitinde tüm üyelerin katılımıyla yapılacak ön seçim sistemi esas alınacaktır.
Siyasetin kirlenmesini önleyen yasal düzenlemeler yapılacaktır.
  • Siyaset bir rant aracı görüntüsünden kurtarılacaktır.
  • Seçimle gelen herkesin kanunen vermek zorunda olduğu mal bildirimi şeffaf olarak kamuoyunun bilgisi ve denetimine sunulacaktır.
  • Milletvekili ve bakanların yargılanmaları önündeki anayasal engeller kaldırılacak; dokunulmazlık, tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri önündeki engeller ve ayrıcalıklarla birlikte ele alınacak ve milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerine inhisar ettirilecektir.
  • Siyasetin alanının daraltılmasına ve saygınlığının gölgelenmesine dönük tüm teşebbüslere karşı kararlı bir politika izlenecektir.
2. 3. SİYASİ YAPILANMA

Partimiz Türkiye’ye yeni bir siyaset anlayışını getirmeye ve bu anlayışı öncelikle kendi içinde uygulamaya geçirerek diğer partilere örnek olmaya kararlıdır. 

Demokrasinin temel prensiplerinden birisi olan seçimlerdeki halk etkinliğini arttırıcı düzenlemelerle katılımcı demokrasinin güçlendirilmesi partimizin temel amaçlarından biridir. 

Halkın merkezi ve yerel yönetimle ilgili karar alma süreçlerine daha aktif olarak doğrudan katılımını sağlayacak olan referandum kurumunun tesisi ve etkinleştirilmesi en önde gelen hedeflerimiz arasındadır. 

Öncelikle, demokrasinin çekirdek kurumlarından olan partilerin kendi iç yapılarını demokratikleştirmeleri ve şeffaflaştırmaları, sistemin sağlıklı işlemesi açısından zorunludur. 

ADALET VE KALKINMA Partisi olarak parti içi demokrasinin ve şeffaflığın yerleşmesi için; 

  • Milletvekili aday yoklamalarında bütün üyelerin katılımı ile ön seçim yapılması önceliğimizdir.
  • İlkeli siyaset açısından genel başkanlık ve milletvekilliği süresini tüzüğümüzde belirtilen biçimde sınırlandıracağız.
  • Parti bütçesinin yıl içindeki harcama kalemlerini kamu oyuna ilan edecek ve yıl sonunda millete parti gelirlerinin nasıl harcandığını açıklayacağız.
  • Parti bütçesinin belli bir oranını araştırma ve geliştirme ile parti il teşkilatlarına tahsis edeceğiz.
  • Parti içi demokratik yarışı serbest rekabet ortamında yapacağız.
  • Partili üyelerin tüzük ve program dahilinde özgürce düşüncelerini ifade etmelerini sağlayacağız.
  • Parti gruplarında, bağlayıcı grup kararlarını tüzükte sayılı istisnai hallerde alacağız.
  • İnteraktif siyaseti hayata geçireceğiz.
  • Partimizin iktidarında başta bakanlar olmak üzere tüm atamalarda ehliyet ve liyakat esas alınacaktır.
2. 4. HUKUK VE ADALET

Hukukun üstünlüğünü esas alan devlet, vatandaşların özgürlük ve haklarının teminatıdır. Dolayısıyla hukuk devleti olmayan ve hukukun hakim olmadığı bir toplumda demokratik rejimden bahsedilemez. 

Demokrasinin hukuk yoluyla varlık kazandığı demokratik hukuk devletinde hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, devletin hukuka bağlılığının güvence altına alınması temel değerlerdir. Bu değerlerin hayata geçirilmesi anayasa, yasalar ve bağımsız bir yargı ile mümkündür. 

Partimiz hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı olacaktır. 

Ülkemiz bugün hukuk devletinden ziyade kanun devleti görüntüsü vermektedir. "Devletin hukuku" yerine, "hukuk devleti" anlayışının esas olması gerekir. Kanunları hukuka, hukuku evrensel adalet ve insan hakları esaslarına dayandırmadıkça, Türkiye gerçek bir hukuk devleti olamaz ve uluslararası camiada saygın bir yer edinemez. 

Yargısız bir hukuk düzeni düşünülemez. Anayasa ve yasaların metinleri kadar onları yorumlayacak yargı organlarının da önemi büyüktür. 

Partimiz, toplumsal düzenin teminatı olan adalet sistemine azami güvenin tesisini sağlayacaktır. 

Şeffaf ve yolsuzluklardan arınmış bir düzen ancak adaletin işlemesiyle mümkündür. Partimiz bireylerin gündelik yaşamından uluslararası ilişkilere kadar önem taşıyan adalet sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunları çözmeyi öncelikli hedefleri arasında görür. 

Yukarıda zikredilen tespit ve ilkeler doğrultusunda Partimiz, aşağıdaki politikaları hayata geçirecektir:

Partimiz özgürlükçü, tüm toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, demokratik hukuk devleti ilkesine ve demokratik ülkelerin standartlarına uygun, toplum ile devlet arasında yeni bir "toplum sözleşmesi" kurmayı hedefleyen tümüyle yeni bir anayasa önerisi hazırlayacaktır. Bu öneri, yeni bir "anayasal mühendislik" denemesi değil, halkın iradesini ve taleplerini demokratik temelde devlet yapısına yansıtan bir belge olacaktır. Kısa, öz ve açık biçimde hazırlanacak yeni anayasa teklifimizde; 

  • Temel hak ve özgürlüklere ilişkin bölüm evrensel standartlara uygun olacaktır.
  • Cumhuriyetin temel nitelikleri korunarak, devlet yönetiminin esas hükümlerine yer verilecektir.
  • Yasama, yürütme, ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler açık, net ve anlaşılabilir bir biçimde belirtilecektir.
Kuvvetler ayrımı ilkesi hassasiyetle uygulanacaktır. Yasama, yürütme, ve yargı güçleri arasında denetim ve denge sağlanacaktır. 

Parlamentonun yasa çıkarmada ve denetimde etkin, bağımsız ve verimli olması için gerekli düzenlemeler yapılacaktır. 

Yasama ve yürütme erkinin birbirlerinden net bir biçimde ayrılması için başbakan hariç diğer tüm bakanların meclis dışından atanmasını sağlayan sistem değişiklikleri araştırılarak, kamuoyunda tartışmaya açılacaktır. Bu konuyla ilgili kamuoyunda oluşacak uzlaşmaya paralel olarak gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır. 

Partimiz, sadece kendi içinde değil, parlamento ve toplum içinde de kollektif iradenin tekil iradelerin yerini almasını sağlayacaktır. Yasalar, sadece parlamentodaki çoğunluğun değil, toplumun ortak iradesinin ifadesi olacaktır. Bu nedenle Partimiz hazırlayacağı yasa tekliflerini sivil toplum kuruluşlarının değerlendirmelerini alarak oluşturacaktır. 

Yeni anayasa yürürlüğe girdikten sonra, mevcut tüm kanunlar gözden geçirilecek ve anayasal sisteme uymayanlar süratle kaldırılacak ya da değiştirilecektir. Tüm tüzük ve yönetmelikler incelenerek kanunların çizdiği sınırları ve anayasal ilkeleri ihlal eden hükümler ayıklanacaktır. 

Anayasanın ve kanunların herkesi bağlayıcılığına dair ilke titizlikle uygulanacaktır. 

Kurallara uymama alışkanlığı ortadan kaldırılacak, kayıt dışılık her sahada önlenecek, kanunlar ve kurallar konuldukları amaç doğrultusunda uygulanacak ve bunların kalitesi evrensel standartlara kavuşturulacaktır. 

Yargıç tarafsızlığı ve yargı bağımsızlığı tam olarak sağlanacak, yargıç güvenceleri korunacaktır. 

Hukuk eğitiminden başlamak üzere hukukçuların niteliklerini artıracak reformlar gerçekleştirilecek, avukatlara, hakimlere ve savcılara uzmanlıklarını geliştirebilecekleri yurt içi ve yurt dışı mesleki eğitim olanakları sunulacaktır. 

Yargıçların örgütlü suçlar, haksız rekabet, döviz işlemleri, sigortacılık, kara para aklama ve sermaye piyasası suçları gibi belli alanlarda uzmanlaşmaları sağlanacaktır. 

Mahkemeler teknolojinin son imkanlarıyla donatılacak, iş yükleri azaltılacak, mahkeme binaları çağdaş bir görünüme kavuşturulacaktır. "Geç gelen adalet, adaletsizliktir" özdeyişinden hareket eden Partimiz yargı sürecinin hızlandırılması için gerekli tüm düzenlemeleri gerçekleştirecektir. 

Mahkeme kararlarının aleniliğini tam anlamıyla hayata geçirebilmek amacıyla öncelikle tüm yüksek mahkeme kararlarına kamunun ulaşabilmesi için gerekli teknolojik alt yapı kurulacaktır. 

Yüksek mahkeme üyelerinin belirlenmesi usulü mahkemelerin bağımsızlığı, mesleki ölçütler, seçim yapacak organlar ve demokratik ülke deneyimleri dikkate alınarak yeniden düzenlenecektir. 

Kolluk kuvvetlerindeki uyum ve hiyerarşiyi bozmamak kaydıyla adli kolluk kurulacaktır. 

Suçtan zarar görenlerin korunması sistemi tesis edilecektir. Kamu vicdanında yarattığı tahribat nedeniyle af kanunu çıkarılmasından azami ölçüde kaçınılacaktır. 

Yargının etkinliğini ve işleyişini hızlandırmak için "Usul Kanunları" gözden geçirilecek ve gerekli değişiklikler yapılacaktır. 

Ceza infaz kurumları, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması amacıyla çağdaş hale getirilecektir. 

Devletin en önemli asli görevlerinden biri olan adalet hizmetlerinin hızlı ve kaliteli olarak yerine getirilebilmesi için, bütçeden ayrılan ödenekler büyük oranda artırılacaktır. 

2.5. DEMOKRATİKLEŞME VE SİVİL TOPLUM

Partimize göre, demokratik bir düzende yurttaşların uymak zorunda oldukları kurallar kendileri tarafından oluşturulur. Bu nedenle demokrasi, hukuk kurallarının yurttaşların rızasıyla oluştuğu bir yönetim biçimidir. Bir demokraside nihai karar ve icra yetkisi, seçimle oluşturulan organ ve kurumlardadır. Kamusal yaşamı ilgilendiren temel kararlar seçilmişler tarafından alınır. Demokraside egemenlik halka aittir ve bu özellik, demokratik rejimi, diğer tüm rejimlerden ayıran temel niteliktir. 

Demokrasi hoşgörüye dayanan bir sistemdir. Demokrasilerde vatandaşların bir kısmının daha üstün hak ve özgürlüklerden ya da ayrıcalıklardan yararlanması mümkün değildir. Demokrasilerde vatandaşlar yasaların eşit koruyuculuğu altında özgürce yaşarlar. 

Farklı tercihlerin rekabeti, sağlıklı bir demokratik sistemin vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu yarışta çoğunluğun oyunu alanlar iktidara gelir, tüm ülkenin ya da yerel yönetimlerin sorumluluğunu üstlenirler. Ancak yarışı kazanmak ve iktidara gelmek çoğunluğun iradesini mutlaklaştırmaz. 

Çağdaş demokrasinin en çok önemsenen niteliklerinden birisi çoğunluğun hiçbir şart altında temel hak ve hürriyetleri tartışma konusu yapamaması ve azlıkta bulunanların hak ve özgürlüklerine saygılı olmasıdır. Azlıkta kalan görüşlerin ve muhalefet hakkının anayasal güvencelerle teminat altına alınması demokrasinin çoğulcu niteliğini pekiştiren bir unsur olarak kabul edilmektedir. 

Vatandaşların kamusal karar mekanizmalarına katılım hakkı, demokratik rejimin tek yönlü bir rejim olmadığına, yönetenler ile yönetilenler arasında iki yönlü bir etkileşim olduğuna işaret eder. Bu yönüyle katılım hakkı sadece vatandaşların seçimlerde oy vermesi değil, kamusal kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesine katkıda bulunma yollarının açık olmasını ifade eder. 

Partimiz demokratikleşmeyi, ülkemiz demokrasisinin tüm bu niteliklere tam anlamıyla kavuşturulması olarak algılamaktadır. Partimiz çağdaş demokrasilerde vazgeçilmez kabul edilen ama her şeyden önce kendi vatandaşımızın tercihlerine saygının temel şartı olan bu ilkelerin ışığında aşağıdaki politikaları uygulayacaktır: 

Vatandaşların siyasete katılımlarında asli işlevi gören ve demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin hareket ve faaliyet alanlarını genişletecektir. 

Merkezi yönetimin taşra teşkilatına yerel yönetimlerin, yerel sivil oluşumların ve vatandaşların istemlerini karşılayacak, diyaloga dayalı bir yönetim anlayışı kazandıracaktır. 

Avrupa Birliği üyelerinin uyması gereken asgari standartları gösteren Kopenhag Kriterlerinin demokratikleşmeye yönelik ilkeleri esas alınarak ulusal hukuk düzenimizde yapılması gereken değişiklikler mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilecektir. 

Vatandaşların yönetime katılması ve yönetimi denetleyebilmesi için bilgi ve belgelere ulaşılabilmesini kolaylaştıracak, böylece, vatandaşların bilgiye ulaşım hakkını etkili olarak kullanabilmesine imkan sağlayan düzenlemeleri yapacaktır. 

Katılımcı ve temsil gücü yüksek bir demokrasinin temelinde yerel yönetimler yatar. Vatandaşlar ile yönetim arasında günlük hayattaki bağı kuracak olan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için gerekli tüm anayasal ve yasal düzenlemeleri gerçekleştirecek ve işlevsel yeni yerel yönetim birimleri oluşturacaktır. 

Vatandaşların kendi köyleri, mahalleleri, şehirleri, hizmetlerinden yararlandıkları ve çalıştıkları kurumları ile ilgili konulardaki görüşlerini, şikayetlerini ve çözüm önerilerini değerlendirecek ve işleme koyacak mekanizmalar oluşturulacaktır. 

Sivil toplum örgütlerinin görüşlerini alarak ilgili yasal düzenlemeleri değiştirecek, sivil toplum örgütlenmesini çağdaş demokratik ülkelerdeki düzeye ulaştıracak bir yasal çerçeve çizecektir. 

Merkezi ve yerel yönetimler; sivil toplum örgütleri, mesleki kuruluşlar, sendikalar ve özel sektör temsilcilerinin görüşlerini alacakları ortak kurul, komisyon, kriz masası ve her türlü platformu oluşturacaktır. 

Memur statüsünü yeniden belirleyecek, memurların sendikal örgütlenmelerin ve haklarını yeniden ele alacaktır. 

Seçilme yaşının 25'e indirilmesiyle gençlerin demokratik süreçlere aktif katılımı sağlanacak ve genç nüfusun ülke yönetiminde sorumluluk alması teşvik edilecektir. 

Demokrasilerin temel niteliklerinden biri olan toplantı ve gösteri özgürlüğünün daha etkili kullanılabilmesi içi gerekli hukuki düzenlemeler gerçekleştirilecektir. 

2.6. DOĞU VE GÜNEYDOĞU

Kimimizin Güney Doğu, kimimizin Kürt, kimimizin de Terör sorunu dediğimiz olay maalesef Türkiye’nin bir gerçeğidir. Partimiz bu sorunun toplum hayatımızda neden olduğu olumsuzlukların bilinciyle, bölge halkının mutluluğu, refahı, hak ve özgürlüklerini gözeten, Türkiye’nin bütünlüğünü ve üniter devlet yapısıyla birlikte bölgeyi tehdit eden terörün önlenmesinde zaaf yaratmayacak bir şekilde; gerçeğin tespitinin ötesinde kalıcı, tüm toplumun duyarlılıklarına saygılı, etkili ve sorunları kökünden çözmeye yönelik bir politika izleyecektir. 

Bu bölgemizdeki kültürel farklılıklar, Partimiz tarafından zenginlik kabul edilmektedir. Resmi dil ve eğitim dili Türkçe olmak şartıyla, Türkçe dışındaki dillerde yayın dahil kültürel faaliyetlerin yapılabilmesini, Partimiz ülkemizdeki birlik ve bütünlüğü zedeleyen değil, güçlendiren ve pekiştiren bir zenginlik olarak görmektedir. Bölgenin geri kalmışlığından kaynaklanan kimi olumsuzlukların giderilmesini, bölgeye dönük özel düzenlemeler yoluyla değil, genel demokratikleşme projesi bağlamında düşünmektedir. 

Uzun yıllardır yoğun dış destekle süren ve otuz bin insanımızın hayatına mal olan teröre rağmen, bölge halkının üniter devlet yapısına bağlı olması, halkımızın sağduyusu ile meselenin etnik bir çatışmaya dönüşmemesi , konunun iç meselemiz olarak çözülebilir olmasının delilidir. 

Partimiz, teröre tepki olarak maksadını aşan ve bölge halkını rahatsız eden bazı uygulamaların terk edilmesi ve uzun yıllardır devam eden OHAL uygulamasının tamamen kaldırılmasını hedeflemektedir. Suçlu insanlar karşısında caydırıcı ve masumları koruyucu bir tavır sergilemesi gereken devletimizin, suçsuz inanlara şefkatle muamele etmesi gerektiğine inanıyoruz. 

Yoğun terör sonrası dönemde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde, bölgelerarası kalkınmışlık farkını yok edecek, en azından asgariye indirecek önemli bir adım atılmamıştır. Partimiz yöreye yönelik istihdamı artırıcı ciddi ekonomik projeler devreye sokarak, terör ortamından şu veya bu şekilde zarar gören vatandaşlarımızın mağduriyetini giderecek uygulamaları devreye sokarak ihtiyaç duyulan rehabilitasyonu sağlayacaktır. 

Hizmetlerin yetersiz olması, işsizlik, fakirlik ve baskı, terörün beslenmesine en müsait ortamlardır. Terör ve baskı karşılıklı olarak birbirini besler. Terörün sonuç olduğunu unutan her yaklaşım sadece baskı ile çözüm üretmeye yönelir. Oysa bu terörü daha çok güçlendirir. Bu nedenle terörü sona erdirmenin yolu, temel hak ve hürriyetlere saygılı bir devlet yaklaşımı ile ekonomik kalkınmayı ve güvenliği aynı bütünün parçaları olarak düşünmekten geçer. 

Bölgenin ticari ve ekonomik faaliyetler açısından cazip hale gelebilmesi için, bölgenin bir çıkmaz sokak konumundan çıkartılıp, komşu ülkelerle sınır ticareti dahil dinamik bir ticaret ortamı oluşturulması gerekmektedir. Bu amaçla Partimiz, bölgedeki ticaretin arttırılması için her türlü tedbiri alacaktır. 

Bürokratik, otoriter devlet anlayışına yaslanan çözümler, sadece asayiş mantığına dayandığı için, uzun vadede sorunları daha da derinleştirmektedir. Buna karşılık demokratik devlet anlayışı çerçevesindeki yaklaşımlar, ilk anda endişeyle karşılansa bile, uzun vadede milletimizin birlik ve bütünlüğünü pekiştiren sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle bölgedeki sorunların sadece ekonomik kalkınma politikaları ile tam bir çözüme kavuşturulamayacağı, bütün bunların üstünde kültürel farklılıkları demokratik hukuk devleti ilkesi çerçevesinde tanıyan yaklaşımların etkili olması gerektiği sorunun çözümünde gerekli bir adımdır. 

Kültürel farklılıklar bölge halkıyla olan müştereklikleri arka plana atmayı gerektirmez. Aksine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı toplumumuzun çimentosudur.

Sonraki Sayfa



(19 AĞUSTOS 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.