Adalet
ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) Programı şöyle:
KALKINMA VE DEMOKRATİKLEŞME PROGRAMI
|
V.
S O S Y A L P O L İ T İ K A L A R
|
5.1. SOSYAL POLİTİKA ANLAYIŞIMIZ
Devleti, halka hizmet etme aygıtı olarak gören Partimiz, bir sınıf ve
kesimin değil bütün vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunu sağlayacak sosyal
politikalar yürütecektir.
Bu bağlamda, yoksullar, bakıma muhtaç yaşlılar, çocuklar ve işsizler
için özel programlar oluşturulacak, zor durumdaki vatandaşlara, terkedilmiş
ve kimsesiz oldukları duygusu yaşatılmayacaktır. İşsizleri, fakirleri,
düşkünleri, hastaları, özürlüleri gözeten, onların insan onuruna yakışacak
şekilde yaşamalarını sağlayacak bir sosyal devlet anlayışının kaçınılmaz
olduğu ortadadır.
Partimiz, merkezi devletin yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri
ve özel sektör ile işbirliği yapmasını sağlayarak sosyal devlet hizmetlerinde
verimliliği, sürati ve kaynak kapasitesini artıracaktır.
Hiç kimseye bedensel ve zihinsel özürleri nedeniyle ayrımcılık yapılmasına
izin verilmeyecektir. Yerel yönetimler ve sivil kuruluşlar ile iş birliği
yapılarak kentsel alanlar, işyerleri, okullar başta olmak üzere tüm kamusal
alanlarda özürlülerin hayatını kolaylaştıracak yapısal önlemler alınacaktır.
Özürlülere yönelik özel eğitim imkanları arttırılacak, iş kurma kredileri
sağlanacak, vergi muafiyetleri getirilecektir. Özürlü vatandaşlar ile temsil
edildikleri sivil toplum örgütleri merkezi yönetimle ortak kurul ve komisyonlar
oluşturacaklardır. Özürlüler için gerekli araç ve
gereçlerin imalat ve ithalatında kolaylık getiren düzenlemeler yapılacaktır.
Sokak çocukları, dilenciler ve evsizleri rehabilite eden, sayılarının
artmasını engelleyen projeler teşvik edilecektir.
Gelecek kuşaklar tarafından da yararlanılacak doğal kaynakların ve çevrenin
korunması, tekelleşmenin önlenmesi, bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi,
yoksulların korunması, piyasalar tarafından sağlanmayan mal ve hizmetlerin
üretilmesi ve kamusal alandaki tüm düzenlemelerin hakkaniyet ilkesine uygun
yapılması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları yükümlülükler üstlenecektir.
Kamunun sosyal harcamalarında mali disiplin sağlanacak, bu harcamaların
enflasyonist ve popülist uygulamalar sonucu ekonominin işlemesini aksatıcı,
güven sarsıcı ve istikrarı bozucu etkiler doğurması engellenecektir.
Sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal hizmetlerin ortak yönetimini
sağlamak amacı ile tek bir bakanlıkta toplanması sağlanacaktır. Bu kurumlarda
norm ve standart birliğinin sağlanması, temel istatistiki verilerin oluşturulması,
aktüeryal dengenin sağlanması ve varlıklarının en verimli şekilde değerlendirilmesi
için gerekli tedbirler alınacaktır.
5.2. EĞİTİM
Partimize göre eğitim her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur.
Beşeri sermayeyi etkin kullanmayan toplumlar, rekabet şanslarını kaybetmeye
mahkumdur. Bu nedenle, Partimiz, kamu kaynaklarının tahsisinde birinci
önceliğin eğitime yapılacak yatırımlara verilmesi gerektiğine inanır. Eğitim
alanında oluşacak zaaflar, hiçbir alandaki üstünlükle giderilemez. Buna
karşılık eğitim alanında yakalanacak yüksek seviyeler, diğer tüm alanların
toplam kalitesini yükseltir. Eğitime bu bilinçle yaklaşan Partimiz, bu
alanda giderek artan zaafları gidermeyi öncelikli hedeflerinden saymaktadır.
Türkiye eğitim alanında ciddi bir karmaşa yaşamaktadır. Eğitim kalitesi,
olması gerekenin çok altındadır. Eğitimde fırsat eşitliği her geçen gün
yok olmaktadır. Eğitim sistemi ideolojik kavgaların arenası haline getirilmiştir.
Eğitim, araştırma ve istihdam planları olmaksızın yapılmaktadır. Yükseköğretim
kurumları dahil, eğitim-öğretim kurumlarımızın çoğu gerçekçi bir anlayıştan
uzak, diplomalı işsizler yetiştirmektedir.
Bu nedenlerle Partimiz, eğitim alanında köklü bir reform hareketine
girişecektir.
Ülkemizde oldukça yetersiz düzeyde olan okul öncesi eğitim kamu ve özel
sektör eliyle ülke genelinde yaygınlaştırılacaktır.
Temel eğitim müfredatı çağın gereklerine, ihtiyaçlarımıza ve öğrencilerin
kazanacakları donanıma göre yeniden oluşturulacaktır. Temel eğitim hizmetlerinin
verilmesi pilot uygulamalarla merkezi idarenin taşra birimlerine ve yerel
yönetimlere aktarılacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı ise denetleyici, düzenleyici
ve standart oluşturucu bir konuma getirilecektir. Yoksul bölgelerde eğitim
devlet tarafından oluşturulacak özel programlarla desteklenecektir.
Zorunlu eğitim, kademeli, tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayacak şekilde
yeniden düzenlenecek, halen sekiz yıl olan zorunlu eğitim, alt yapı çalışmaları
hızlandırılarak makul bir süre içerisinde on bir yıla çıkarılacaktır.
Halen yürürlükteki uygulama, hakkaniyete aykırı, eleştirilere hedef olan
ve öğrencilerin motivasyonunu azaltan sonuçlar üretmektedir. Bu uygulamaya
son verilerek, üniversiteye giriş sınavlarında tüm lise ve dengi okul mezunlarına
fırsat eşitliği sağlanacaktır.
Temel eğitim kamu tarafından parasız olarak sunulacaktır. Kamu okullarının
eğitim kalitesi artırılacak, teknolojik olanakları geliştirilecektir. Katılımcı,
özgür düşünme ve analiz alışkanlığını geliştiren, bağımsız karar verme
ve üretme yeteneğini teşvik eden, çoğulcu değerleri sunan, vatandaş olma
bilincini yükselten, çağdaş gelişme ve teknolojileri öğreten bir eğitim
anlayışına geçilecektir. Bu dönüşümde demokratik ve gelişmiş ülkelerin
deneyimlerinden de istifade edilecek, öğretmen yetiştiren okullar bu anlayışa
göre yeniden yapılandırılacak ve mevcut öğretmenler yeni sisteme göre hizmet
içi eğitime tabi tutulacaktır.
Temel eğitimin beşinci sınıfından itibaren “seçmeli dersler” konularak
öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre genel ve mesleki eğitime yönelmeleri
sağlanacaktır.
Özel sektörün eğitim yatırımlarında bulunmasını sağlamak amacıyla özendirici
düzenlemeler yapılarak özel öğretim kurumları yaygınlaştırılacak ve mevcut
okulların % 100 kapasite ile çalışmalarını temin eden düzenlemeler yapılacaktır.
Başarı kıstası esas alınarak maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarının
da özel okullarda okuyabilmelerini sağlamak amacıyla devlet tarafından
hizmet satın alınması yoluna gidilecektir. Talep oluşturularak özel sektörün
eğitim yatırımlarına kaynak ayırması temin edilecektir.
Mesleki okullara özel bir önem verilecek, üniversite öncesi eğitim, diploma
vermenin ötesinde meslek kazandırmaya yönelik bir niteliğe kavuşturulacaktır.
Sanayi ve ticaret odaları ve işadamlarının kurmuş olduğu sivil toplum örgütleri
ile birlikte iş dünyasının ihtiyaç alanları belirlenerek dinamik ve günün
ihtiyaçlarına uyan mesleki eğitim programları geliştirilecektir. Uzun süreli
okul programlarına devam edemeyecek durumda bulunanlar için kısa süreli
meslek kazandırma eğitimi veren kuruluşlar oluşturulacaktır. Kalkınmada
öncelikli bölgelere meslek eğitimi alanında özel destek programları verilecektir.
Öğrenciler yetenekleri ve birikimlerine göre eğitim hizmetlerinden faydalanacaklardır.
Bu bağlamda maddi durumu elvermeyen öğrencilerin de kaliteli bir eğitim
alması sağlanacaktır.
Kamu üniversitelerinde okuyan öğrenciler için okul masraflarını karşılayıp
yaşamlarını belli bir standartta sürdürebilecekleri bir kredi sistemine
geçilerek, yoksul öğrencilere yapılacak yardımların ilke ve esasları belirlenecektir.
Ara eleman ihtiyacını karşılamak üzere kurulan meslek yüksekokulları bir
program dahilinde yeni bir düzenlemeye tabi tutulacak, bu kurumların nitelikli
ara eleman yetiştirmeleri sağlanacaktır.
Üniversitelere yerel yönetimler, odalar ve işadamları ile şirket kurabilmeleri
ve ortak projeler yapmaları fırsatı yaratılacak, yerel yönetimler ve özel
sektörün üniversiteler ile ilişkilerinin geliştirilmesini sağlayacak düzenlemeler
yapılacaktır.
Merkezi yönetim, devletin ihtiyacı olan alanlarda üniversitelerde araştırma
ve teknoloji geliştirme programlarını destekleyecek, üniversitelere bu
konularda fon sağlayacaktır. Böylece üniversitelerimizin sanayi ile işbirliği
içerisinde olmaları, pratik faydayı gözeten kurumlar haline gelmeleri sağlanacak,
toplumdan ve hayattan kopuk bir görüntü arz etmelerinin önüne geçilecektir.
Türkiye’de, yükseköğretim, nicelik açısından büyük bir ilerleme kaydetmiş,
ancak nitelik bakımından aynı başarı gösterilememiştir. Yükseköğretimde
köklü bir reforma ihtiyaç vardır. YÖK, üniversiteler arasında koordinasyon
sağlayan, standart belirleyici bir yapıya kavuşturulacak, üniversiteler
idari ve akademik özerkliğe sahip, öğretim elemanları ve öğrenciler üzerinde
baskı, dayatma ve antidemokratik uygulamaların bulunmadığı, bilimsel bilginin
üretildiği, araştırma ve öğretim faaliyetlerinin esas olduğu kurumlar haline
getirilecektir.
Eğitim yapıları, mimari tarzı, fiziksel ve eğitsel donanımı yönünden geliştirilecektir.
Okullarda sınıf esası yerine ders esasını temel alan fiziki yapılanmaya
gidilecektir. Okul yapımında tek tip Bayındırlık modeli terk edilerek esnek
bir yapılanmaya gidilecektir.
Okul Aile Birliklerinin, rehberlik sisteminin sosyal bilimcilerin hazırlayacağı
projelerle desteklenmesi ve güçlendirilmesi sağlanacaktır.
Dünyada bireyler, toplumlar ve milletlerarası diyalogda yabancı dil bilmenin
önemi büyüktür. Bu nedenle yabancı dil eğitimi modern imkan ve araçlarla
kolaylaştırılarak nitelikli hale getirilecektir. Partimiz yabancı dil eğitimini
teşvik ederken, Türkçe’nin bilim dili olarak kullanımını özendirecektir.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve çocuklarının ortamlarına uygun
eğitim görmeleri sağlanacaktır.
Laiklik ilkesinin gereği olarak vatandaşlarımızın dinlerini öğrenmeleri
için her türlü kolaylık sağlanacaktır. İlk ve orta öğretimde Din Kültürü
ve Ahlak Bilgisi derslerinin dışında, velilerin rızasına bağlı olarak seçmeli
Din Dersleri’nin verilmesi temin edilecektir.
Gelişen teknolojiler bireylere internet ortamında öğretim yapma olanakları
sunmaktadır. Üniversitelerin bu tip uygulamaları teşvik edilecek, öğrencilerin
internet ortamında yapılan öğretimden yararlanmalarını sağlayıcı düzenlemeler
yapılacaktır.
Vakıf üniversiteleri desteklenecektir. Bu üniversitelere bütçeden yapılan
maddi desteğin esasları yeniden belirlenecektir.
Özürlü öğrencilerin eğitimine özel bir önem verilecek, bu amaçla faaliyet
gösteren dernek, vakıf ve sosyal yardım kuruluşlarının faaliyetleri özellikle
desteklenecektir.
5.3. KÜLTÜR ve SANAT
Türkiye, her geçen gün maddi kaygıların ön planda olduğu, ruh ve mana
dünyamızı zenginleştiren, süsleyen unsurların kenara itildiği bir ülke
haline gelmektedir. İnsanımız, renksiz, şiirsiz, içeriksiz ve estetik kaygıların
önemsenmediği bir dünyada yaşamaya itilmektedir. Bu nedenle kültürün ve
kültür politikalarının önemi her geçen gün daha da artmaktadır.
Her kültürel form kendi çağının anlayışını, zevkini ve estetiğini yansıtır.
Kültürler, kendilerini iç dinamikleri ve kültürel alışverişlerle zenginleştirerek
yenilerler. Bu anlamda geleneği olmayan ve kendi kimliğini özgün bir biçimde
sunamayan kültürlerin yabancı kültürlerle rekabet etmesi zordur. Ülkemizin
kültür ve sanat alanlarında göstereceği etkinlik, uluslararası camiada
saygınlığımızı artıracaktır.
Ülkemiz, binlerce yıllık tarihin sonucu olan zengin bir kültürel birikim
ve dokuya sahiptir.
Partimiz;
Milli değerlerin korunup geliştirilmesi konusunda azami bir gayret içerisinde
olacaktır. Yeryüzünde saf bir dil, musiki, mimari vb. bulunmadığı gerçeğinden
hareketle kültürel etkileşimi bir zenginlik olarak kabul ediyoruz.
Partimiz, milli kültürümüzdeki esas yapıyı, üslubu koruyarak evrensel değerlerle
milli kültür arasındaki etkileşimi en üst noktaya çıkarmayı amaçlamakta,
gerçek bir çağdaş kültür atmosferi oluşturmanın bu yoldan geçtiğine inanmaktadır.
Bu iki alanı, çatışma konusu olmaktan çıkarıp, her iki unsurun zenginliklerinden
birlikte yararlanmak Partimizin kültür politikasının temelidir.
Partimiz, kültürün taşıyıcı unsurları olan dil, edebiyat, folklor, musiki,
plastik sanatlar, etnografya, sinema, temsil sanatları vb. alanlardaki
mevcut yapıyı, yaklaşım ve anlayışı eksik ve sağlıksız bulmaktadır. Bütün
bu alanlarda konuların uzmanları ve sivil toplum örgütlerinin de görüşlerinden
yararlanılarak yeni ve doyurucu politikalar geliştirilecektir.
Plastik sanatlar ve Türk-İslam sanatlarının gelişimine özel bir önem verilecektir.
Tüm sanat çalışmalarının gerçekleştirilmesinde yerel yönetimler ağırlıklı
olarak öne çıkarılacaktır. Konuyla ilgili gereken tüm yasal düzenlemeler
hızla yapılacaktır.
Kültürel yozlaşma, müstehcenlik, şiddet unsurlarının ön plana çıkarılması,
kitabın hayatımızdan her gün biraz daha çıkması, Partimizin öncelikle mücadele
edeceği konular olacaktır.
Ülkemizin kültür ve sanat zenginliğini tanıtan ve gelişmesine katkıda bulunan
tüm projeler desteklenecektir. Yurt içi ve yurt dışında çok amaçlı kültür
merkezleri ve kültür evlerinin yaygınlaştırılması desteklenecektir.
5.4. SAĞLIK
Partimiz, sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesini sosyal devlet anlayışının
vazgeçilmez unsurları arasında görür. Sosyal güvenlik şemsiyesi tüm halkı
kapsayacak şekilde düzenlenecektir. Devlet herkesin temel sağlık hizmetlerini
gerekirse özel sektörle işbirliği yaparak yerine getirmek zorundadır. Etkin
ve kaliteli bir sağlık sistemi, nitelikli bir toplum için vazgeçilmezdir.
Bu amaçlara yönelik olarak,
Koruyucu hekimliğin yaygınlaşması teşvik edilecek, halk ve çevre sağlığı
ile ilgili gerekli tedbirler alınacaktır. Trafik kazaları, iş kazaları,
ihmaller nedeni ile meydana gelen özürlülüğün engellenmesi için eğitim
ve bilinçlendirme çalışmaları yapılacaktır.
Koruyucu ve tedavi edici hizmetler başta olmak üzere sağlık hizmetleri
alanı gönüllü kuruluşlar ve özel sektöre açıktır.
Anne ve çocuk ölümlerinin yüksek olduğu ülkemizde anne ve çocuk sağlığı
özel bir önem arz etmektedir.
Aile planlamasının gerçekleştirebilmesi için bilgilendirme ve bilinçlendirme
çalışmalarına önem verilecektir.
Aile hekimliği sistemi uygulamaya konacaktır. Aile hekiminin muayenehanesi,
fizik koşulları ve uygulama standartları Sağlık Bakanlığı’nca belirlenecektir.
Bu muayenehanelerin kurulması için devlet ucuz krediler verecektir. Böylece;
birinci basamak sağlık hizmetleri güvenli ve kaliteli olarak halka sunulacaktır.
Sevk zincirinin sağlıklı hale getirilmesi ihtisas hastanelerindeki anlamsız
yığılmaları ve meşguliyetleri önleyecektir.
Sağlık sektörü Sağlık Bakanlığı tarafından tek merkezden koordine edilecektir.
Bakanlık, sadece, organizasyon, koordinasyon, yol gösterici, denetleyici,
takip edici, politika üretici bir rol üstlenecektir. Böylece, sağlık hizmetlerinin
tek merkezden yönlendirilmesi sağlanacak, çok başlılık ve düzensizlik önlenecektir.
Ülke adına kısa, orta ve uzun dönem sağlık politikaları daha gerçekçi olarak
belirlenecek, yönetim ve uygulamalar daha ekonomik olacaktır.
Sağlık Bakanlığı’nca yeni sağlık sisteminin uygulamaya konulmasıyla tüm
yerel yönetimler de buna entegre olacak ve süratle kendi ihtiyaçlarını
belirleyerek planlamalar yapacaklardır. Yerel yönetimler kendi sınır ve
sorumluluklarında bulunan alanların sağlık profillerini de dikkate alarak
kısa, orta ve uzun vadeli yatırım programlarını belirleyecektir. Bu çalışmaların
koordinasyonu Sağlık Bakanlığı’nca yerine getirilecektir.
Metropollerde acil servis üniteleri kurulacaktır. Bugün sağlık alanında
metropollerde yaşanan en önemli problemlerden biri de acil servis ihtiyacının
tam olarak karşılanamamasıdır. Acil birimlerin yetersizliği nedeniyle vatandaşların
hastane kapısından çevrilmesi önlenecektir.
Uygulamada kolaylık arz etmesi ve verdikleri hizmetin daha ekonomik olması
nedeniyle ihtisas hastaneleri kurulacaktır. Böylece daha ucuz ve daha spesifik
sağlık hizmeti verilecek ve uzman hekimler yetişecektir.
Ülkemizde kitle yaralanmaları, doğal afetler ve bunların zararları modern
dünyada yaşanan oranlardan çok daha fazla olduğundan ilgili kuruluşlar
ve eğitim kurumlarında .gerekli düzenlemeler yapacaktır.
Sağlıkta eğitim kalitesinin artırılması için gerekli tedbirler alınacaktır,
eğitimin planlanması dünya standartlarına göre yapılacaktır. Hemşirelik
okulu, hemşirelik yüksek okulu ve sağlık teknisyenliği okulları vakıflar
ve özel sektör tarafından açılabilecektir. Devlet bu eğitim hizmetini veren
kuruluşlara teşvik ve destek verecektir.
Sağlık çalışanlarının hakları yeniden düzenlenecek, uluslararası standartlara
uygun hale getirilecektir. Sağlık sektöründeki ücret politikası yeniden
ele alınacaktır.
Hasta haklarını koruyan hukuki düzenlemeler yapılacaktır. Hasta Hakları
Tüzüğü dünya standartlarına göre yeniden ele alınacaktır. Vatandaşlar sağlık
birimlerinin kontrolünde görev üstlenecektir.
Sağlık hizmetlerinde rekabetin kuralları belirlenecek ve bunlarla ilgili
yasal düzenlemeler yapılacaktır. Kalite rekabeti teşvik edilecek, sağlık
sektöründe ISO kalite standardı çalışmalarına tüm yurt genelinde başlanacaktır.
Sağlık sektöründe bilgi işlem merkezli tek kontrol sistemine geçiş sağlanacaktır.
Bu sayede sağlıkta maliyetler düşecek, verimlilik ve kalite artacaktır.
Her vatandaşa verilecek bir sağlık numarası ile sağlık sorunları hızlı
ve güvenilir şekilde tüm birimlerden takip ve koordine edilebilecek, her
vatandaşın bağlı bulunduğu sağlık merkezinde bir dosyası bulunacak, nerede
tedavi olursa olsun bütün bilgiler bu dosyada toplanacaktır.
Küçük yerleşim birimlerinde doktoru, sağlık personeli ve tıbbi donanımı
bulunmayan birçok hastahane binası inşa edilmiştir. Popülist politikalarla
her geçen gün yenileri talep edilen bu yatırımlar yerine, merkezlerde daha
iyi donatılmış hastaneler yapmak bunları merkezi tıp birimleri haline getirmek
hem akılcı hem ekonomiktir. Söz konusu merkezler ile küçük yerleşim birimleri
arasında hasta taşıyacak helikopter dahil, ciddi bir ambulans filosu oluşturmak
Partimizin hedefleri arasındadır.
Tıbbi alandaki bilimsel araştırmalar için özel destek fonları oluşturulacaktır.
Medyadaki sağlık haberleri kontrol edilecek ve sağlık ile ilgili yayınlar
desteklenecektir.
Yurt dışında çalışan sağlık personelinin Türkiye’ye dönerek hizmet etmelerini
sağlamak amacıyla cezbedici tedbirler alınacak, her alanda olduğu gibi
bu alanda da beyin göçünün tersine çalışmasının imkanları araştırılacaktır.
Tabip odaları ve Diş hekimleri odaları güçlendirilecek, sağlık alanında
hizmet verecek yeni sivil örgütlerin kurulması desteklenecektir.
İlaç ve tıbbi ekipman sanayii desteklenecek, sağlık yatırımlarına yapılan
teşvikler yeniden düzenlenecektir.
Adli Tıp Kurumunun, özerk ve bilimsel çalışması sağlanacaktır. Bu alanda
tüm teknolojik yenilikler yurdumuza getirilecektir.
Hastanelerimizin ülke genelinde tam kapasite ile çalıştırılması sağlanacaktır.
Tüm vatandaşlarımızı kapsayacak etkin bir genel sağlık sigortası sistemine
geçilecektir.
5.5. SOSYAL GÜVENLİK
Partimiz sosyal güvenliği anayasal bir hak sayar ve her bireyin bu haktan
yararlanmasını sağlamayı devletin bir görevi olarak kabul eder. Bu nedenle
anayasanın belirlediği kapsamda, sosyal devlet anlayışına yaraşır bir sosyal
güvenlik politikası oluşturulacak, sosyal güvenlik tüm nüfusu kapsayacak
ve her bireye sosyal güvenlik numarası verilecektir.
Sosyal güvenlik kapsamında sunulan hizmetlerin insan haysiyetine uygun
bir şekilde sunulması sağlanacak, prim ödeyenlerin ve hizmet alanların
bu hizmetlerin denetlenmesinde söz sahibi olmaları sağlanacaktır.
Partimiz sosyal politika uygulamalarının en önemli ve en etkili aracının
sosyal güvenlik sistemi olduğu gerçeğinden hareketle, sosyal güvenliği,
sosyal sigorta, sosyal hizmet ve sosyal yardım üçlü zinciri içinde önemle
ele alacak, norm ve standart olarak ciddi ve bilimsel bir değerlendirmeye
tabi tutacaktır.
Önemli bir bütçe büyüklüğüne ulaşmış olan sosyal güvenlik hizmetleri,
çeşitli bakanlıkların bünyelerinde faaliyet göstermekte ve dağınık bir
görünüm arz etmektedir. Sosyal güvenlik birimleri sosyal sigortalar, sosyal
hizmetler, sosyal yardımlar rejimleri ve alt sektörleri olarak tek bir
bakanlığın çatısı altında toplanacak ve konsolide bir sosyal güvenlik bütçesi
oluşturulacaktır. Bu bütçenin norm ve standart olarak rasyonel bir baza
ve esasa oturtulması için gerekli düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
Özellikle primli rejimler olan ve çok geniş bir kitleyi ilgilendiren
Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ve Bağ-Kur’un aktüeryal
yapısının ve mali durumunun iyileştirilmesi için tedbirler alınacak, norm
ve standart birliği sağlanacaktır.
Özellikle SSK’nın mali durumunun güçlendirilmesi için çok önemli olan
sigortasız işçi çalıştırılmasının önüne mutlaka geçilecektir. Böylece,
çok sayıda sigortasız çalışanın sigorta kapsamına alınmasıyla birlikte
eş ve çocuklarının da güvenceye kavuşması sağlanacaktır.
Özel sağlık ve hayat sigorta şirketleri yaygınlaştırılacak ve teşvik
edilecektir.
Çocuklar, gençler ve yaşlılarla ilgili sosyal hizmet programlarının
kalitesinin artırılmasına ve genişletilmesine önem verilecektir.
Özürlülerin mesleki ve tıbbi rehabilitasyonu genişletilecektir. Bu konuda
devletimiz himaye edici değil, hizmet ve imkan sunan bir anlayışta olacaktır.
Ömür boyu bakım ve tedaviye muhtaç özürlülerin bakım ve tedavilerinde
kolaylıklar, öncelikler ve seçenekler oluşturulacaktır.
Sanayileşme ve şehirleşmenin artması ile ailelerin çekirdek aileye dönüşmesi
ve gittikçe daha çok insanın çalışma hayatına katılması, özellikle çocuklarla
yaşlıların bakımında problemler oluşturmaktadır. Bunun giderilmesi için
kreşler, huzurevleri ve geriatri hastanelerinin genişletilmesine önem verilecektir.
Belli bir yaşa gelmiş bakıma muhtaç yaşlıların aile içinde bakılması
teşvik edilecektir.
Yaşlılara ve muhtaçlara yapılan sosyal yardımlar günün şartlarına göre
yeniden gözden geçirilecektir. Bu yardımların gerçek muhtaçlara verilmesine
dönük düzenlemeler güçlendirilecek ve ödeme miktarı artırılacaktır.
Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın sorunları ile yakından ilgilenilecek,
çalışma şartları ve sosyal güvenliklerinin iyileştirilmesi için çalıştıkları
ülkelerle yapılmış olan sosyal güvenlik anlaşmaları yeniden gözden geçirilecektir.
5.6. ÇALIŞMA HAYATI
Çalışma barışının sağlanması, çalışma hayatının sağlıklı ve dengeli
bir biçimde sürdürülebilmesi için işçi, işveren ve hükümetten oluşan üçlü
bir yapı içinde sosyal diyalogun en ileri seviyelere taşınması ve sorunların
uzlaşma ortamında çözülmesi en büyük hedefimizdir.
Çalışma hayatının güçlendirilmesi ve istikrara kavuşturulması için,
çalışma hayatıyla ilgili mevzuat, çağdaş standartlara uygun ve demokratik
katılımı sağlayacak şekilde yeniden gözden geçirilecek, taraflar arasında
sağlıklı ilişkilerin gelişmesini hazırlayacak tedbirler alınacaktır.
ILO sözleşme ve ilkeleri çerçevesinde hükümet, işçi ve işverenler arasındaki
uzlaşma ile endüstriyel ortamdaki ilişkilerin her açıdan güçlendirilmesi
için gayret sarf edilecektir.
Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yapısı genişletilerek ve güçlendirilerek
daha fonksiyonel hale getirilecektir.
İşgücü maliyetini azaltıcı ve istihdamı teşvik edici yasal düzenlemeler
hızla tamamlanacaktır.
Kayıt dışı işçi çalıştırmaya yol açan mevcut sosyal sigorta prim oranları
makul bir seviyeye çekilecektir.
Asgari ücret seviyesi geçim standartlarına göre yeniden gözden geçirilecek
ve asgari ücretten alınan vergiler kademeli olarak azaltılacaktır.
Örgütlenme özgürlüğünün önü açılacak, sendikalaşma teşvik edilecek,
kamu görevlilerinin grevli ve toplu sözleşmeli sendikal haklar ve özgürlüklere
kavuşturulması için gereken mevzuat değişiklikleri gerçekleştirilecektir.
Çalışma hayatında cinsiyet ayrımcılığının önüne geçilecek, eşit işe
eşit ücret ve liyakat prensibi çalışma hayatında hakim kılınacaktır.
Çocuk emeğinin sömürülmesi konusunda yasalardaki boşluklar giderilecektir.
ILO’nun çocuk çalışanlarla ilgili standartları yürürlüğe konularak çocuk
emeğinin sömürülmesi engellenecektir.
İş Güvencesi, işçi ve işverenleri mağdur etmeyecek şekilde hayata geçirilecek
ve işsizlik sigortası uygulaması geliştirilecektir.
5.7. KADIN
Kadınlar, sadece toplumumuzun yarısını oluşturdukları için değil, herşeyden
önce birey oldukları ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde birinci derecede
etkin oldukları için, yılların ihmali sonucu biriken her türlü sorunlarıyla
ilgilenilmesi, Partimizin öncelik verdiği bir konudur. Bu nedenle;
Kadınların kamusal yaşama katılımının özendirilmesi için gerekli tüm önlemler
alınacaktır.
Kadınların Partimize üye olmaları ve siyasette faal rol oynamaları özendirilecektir.
Kadınla ilgili dernek, vakıf ve sivil toplum örgütlerine destek sağlanacaktır.
Kadınları ilgilendiren yasal düzenlemeler yapılırken bu örgütlerle işbirliği
yapılacaktır.
Kadına yönelik şiddet, cinsel ve ekonomik istismarın önlenmesi, Partimizin
öncelikli politikaları arasında yer alacaktır.
Kadın intiharlarının, töre ve namus cinayetlerinin sık görüldüğü yörelerde
kadınlara ve ailelerine yönelik önleyici ve eğitici çalışmalar yapılacaktır.
Yerel yönetimlerin kadınların sorunları ile ilgili çalışmalar yapması teşvik
edilecektir. Kırsal kesimde yaşayan kız çocuklarına yönelik yaşadıkları
bölgelerin koşullarına uygun eğitim projeleri geliştirilecek, bu konuda
çalışan sivil toplum kuruluşları desteklenecektir.
Kız çocuklarının okullaşma oranını artıracak politikalar uygulanacaktır.
Kız çocuklarının eğitiminin önündeki engeller kaldırılacak, özellikle kırsal
kesimde ailelerinin bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılacaktır.
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ile getirilen
ilkelerin uygulanması sağlanacaktır.
Ev kadınlarının sosyal güvence kazanmasını sağlayacak çalışmalar gerçekleştirilecektir.
Ev içi emeğin saygınlığı korunarak kadınlar için yeni istihdam alanları
oluşturulacaktır.
Maddi destekten yoksun durumda olan ya da şiddete maruz kalan kadınları
koruyan programlar oluşturulacaktır.
Mevzuatımızda kadın aleyhindeki ayrımcı hükümler ayıklanacaktır.
Kadınların çalışma hayatı, çocuk ve aile sorumlulukları dikkate alınarak
sosyal güvenlik ve çalışma koşullarında iyileştirme yapılacaktır.
5.8. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER
Aile toplumun temeli ve toplumsal dayanışmanın oluşmasında rol oynayan
önemli bir kurumdur. Toplumsal mutluluk, dayanışma, barış, sevgi ve saygının
yolu aileden geçer. Yaşanan bütün olumsuzluklara ve ekonomik sıkıntılara
rağmen toplum olarak ayakta duruşumuzu büyük çapta sağlam aile yapımıza
borçlu olduğumuz açıktır. Aile merkezli politikalara öncelik verecek olan
Partimiz:
Çalışma hayatının yoğunluğu nedeniyle aile huzurunun ve çocukların ruh
sağlığının bozulmaması için aile fertlerini destekleyici düzenlemeler geliştirecektir.
Korunmaya muhtaç çocukların aile sıcaklığını hissetmesi için “koruyucu
aile” ve “aileye dönüş” projelerini teşvik edecektir.
Genç kuşakların yaşlı ebeveynlerini yanlarında barındırmalarını özendirecektir.
Sokak çocuklarının barınma, eğitim, rehabilitasyon ve tedavi imkanlarını
artırılarak aile ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlayacaktır. Gönüllü
kuruluşlar ve yerel yönetimlerle işbirliği yaparak çocukların sokağa düşmesini
engelleyici politikalar geliştirecektir.
Çocukların aile ve toplum tarafından istismarını, sokakta çalıştırılmalarını
engelleyecektir.
Aile içi şiddeti önleyici tedbirler alacaktır. Bu şiddetin mağduru olan
kadın ve çocuğu koruyacak kanuni düzenlemeleri yapıp, koruyucu merkezler
açacaktır.
Yerel ve genel idarelerin özürlü vatandaşlarımıza yönelik yükümlülüklerini
etkin bir şekilde denetleyecek ve özürlülerin toplumla bütünleşmelerine
imkan tanıyan ve çalışma hayatına katılmalarını özendirici tedbirleri alacaktır.
Ayrıca özürlülere yönelik konut projelerini destekleyecektir. Kimsesiz
özürlülerin bakımı konusunda mevcut uygulamaları iyileştirilecektir.
Zararlı alışkanlıkları ve uyuşturucuyu toplumumuzun önündeki en büyük tehlike
olarak görmektedir. Bu sebeple uyuşturucu ile mücadeleyi ilk öğretimle
birlikte başlatacaktır. Sivil toplum örgütleri ile birlikte gençlerin bu
alışkanlıklara yönelmesini önleyecek, bilinçlendirici sosyal programlar
gerçekleştirecektir.
Sosyal hizmetleri etkinleştirecek, yetişmiş personel ihtiyacının karşılanması
için gerekli önlemleri alacaktır.
Uzun vadeli konut kredileri ile orta sınıf ailelerin ev sahibi olmalarını
sağlayacaktır. Ayrıca yerel yönetimlerle iş birliği yaparak evlenecek gençlere
evlilik kredisi sağlanabilmesi için gerekli önlemleri alacaktır.
Kadın ve aile konusunda hizmet veren kamu kurumları yeniden yapılandırılacaktır.
5.9. GENÇLİK VE SPOR
Gençlik, ülkenin sadece zenginliği değil, aynı zamanda dinamizminin
ve değişim potansiyelinin de kaynağıdır. Dolayısıyla, genç nüfusa sahip
olmak Türkiye için çok büyük bir imkandır. Ancak ülkemizde gençler iyi
eğitilmemiş, işsiz bırakılmış, enerjileri bastırılmak istenmiş, söz hakkı
verilmemiş, güvenilmemiş ve hatta zaman zaman bir tehlike unsuru olarak
görülmüştür. Bu nedenle Partimiz toplumun gençlere, gençlerin de Türkiye’ye
güvenini sağlamayı temel hedefleri arasında görmektedir.
Partimiz özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen, sorgulayan,
kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar ve hayatın
güçlükleri ile baş edebilecek donanımlı ve yetenekli gençler yetiştirmeyi
hedeflemektedir.
Bu doğrultuda Partimizin gençliğe yönelik izleyeceği politikalar şunlardır:
Gençlerimizin ülke yönetimine her platformda katılımı sağlanacak, bu amaçla
siyaset okulları, gençlik dernekleri desteklenecektir.
Eğitimin nitelikli hale kavuşturulmasının yanı sıra, gençlerin sosyal faaliyetlere
katılımını sağlayan gençlik merkezleri yaygınlaştırılacaktır. Bu alanda
sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve yerel yönetimlerle iş birliği
yapılacaktır.
Kırsal kesimlerde ve varoşlarda yaşayan gençlerimizin gelişimine ve sorunlarının
çözümüne özel önem verilecektir.
Gençlerin ruhsal, bedensel, zihinsel gelişimini olumsuz etkileyen alkol,
uyuşturucu, şiddet ve pornografi içeren yayınlar konusunda tedbirler alınacaktır.
Gençlerin okuma alışkanlıklarını güçlendirmek amacıyla gelişmiş ülkelerin
standartlarında semt kütüphaneleri uygulamaya konulacaktır. Bilimsel çalışmalara,
sanatsal ve kültürel faaliyetlere katılmaları desteklenecektir.
Gençlerin her alandaki uluslararası yarışmalara ve faaliyetlere katılımı
teşvik edilecek, başarılı gençlere özel eğitim ve iş imkanları sağlanacaktır.
Üstün yetenekli gençler ilgili kurumlarca tespit edilecek ilgi ve yetenekleri
doğrultusunda özel eğitim görmeleri sağlanacaktır.
Yurt dışında yaşayan gençlerimize yönelik kendi kültürlerine yabancılaşmalarını
ve asimle olmalarını engellemek üzere nitelikli personel ile donatılmış
gençlik merkezleri oluşturulacaktır.
Dünyanın ve Türkiye’nin gelişen ve değişen şartları dikkate alınarak yeni
bir spor politikası oluşturulacaktır. Spor hizmetleri ağırlıklı olarak
yerel yönetimlere bırakılacaktır.
Amatör ve profesyonel spor klüplerine yerel yönetimlerin daha fazla kaynak
ayırabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Uluslararası başarılara imza atan sporculara ve kulüplere yönelik destekler
artırılarak devam ettirilecektir. Lisanslı sporcuların sosyal güvenlik
hizmetlerinden yararlanmalarına imkan tanınacaktır.
Özürlü gençlerin sportif ve sosyal etkinliklere katılımını sağlayan projeler
uygulamaya konulacaktır.
Sporcu yetiştirmeye yönelik eğitim kurumları, teşvik edilecektir.
Toplumu spor yapmaya özendirecek kampanyalar devamlılık ilkesi gözetilerek
gerçekleştirilecek, gençler öncelikli hedef kitle olacaktır. Sporcu olmak
isteyen genç yetenekler ekonomik ve sosyal yönden desteklenecektir.
Spor faaliyetleri özellikle medya eliyle birkaç yaygın spor dalı üzerine
odaklanmakta ve diğer spor türleriyle toplumun ilgilenmesinin adeta önüne
geçilmektedir. Bu kısır döngü, toplumun farklı sporlara ilgisini sağlayacak
spor alanlarının halkın hizmetine sunulmasıyla aşılacaktır.
5.10. KENTLEŞME VE KONUT
Bir ülkedeki yönetimin kalitesini ve toplumun medeniyet dairesindeki
konumunu, ne tür kentler ürettiği belirler. Bu nedenle kentleşme ve konut
meselesi teknik muhtevasının çok ötesinde anlamlara sahiptir.
Kentleşme ve konut meselesinin çağdaş standartlara kavuşturulmasının
önündeki en büyük engel iç göç olgusudur. Ülkemizdeki bir çok sorunun kaynağında
bulunan göç olgusuna hazırlıklı bir kent planlaması, sağlıklı çözümler
oluşturabilmenin kaçınılmaz önkoşuludur.
Mahalli idarelerde yapılacak köklü reformlarla şehirlerin altyapı sorunları
çözüme kavuşturulacaktır. Şehir planlarına aykırı kentleşmeye izin verilmeyecektir.
Kurulu şehir bölgesinde imar tadilatı yapıp yoğunluğu artırmak yerine,
gecekondu bölgelerinde imar ıslah planları gerçekleştirilecek, mücavir
alanlardaki planlamanın sürat kazanması sağlanacaktır.
Sağlıksız ve çirkin şehirleşmenin önüne geçilecek, şehirler yaşanabilir
mekanlar olacaktır. Gecekondu bölgelerinde yaşayanlara yönelik ucuz konutlar
üretilecektir.
Uzun vadeli programlarla şehirlerin yaşanabilir, sağlıklı, çevre güzelliği
taşıyan mekanlar olması sağlanacak, geleneğimizden hareketle “bahçe-kent”
kavramı yeniden ele alınacaktır.
Şehrin doğal ve tarihi dokusunu bozan yapılaşmanın önüne geçilmesi için
gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Eski kent dokularının korunmasına yönelik
uygulanan SİT politikası yeniden gözden geçirilecektir.
Şehir sorunlarının çözümünde sivil toplum örgütleri ile işbirliği geliştirilecek,
mahalle derneklerinin kurulması teşvik edilecektir.
Kentsel değerlerin korunması amacıyla, “Kentli Hakları ve Kente Karşı İşlenen
Suçlar” kavramı geliştirilecektir. Tarihi mirasın, kültürel değerlerin,
sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının güvence altına alınması
için toplumsal bilinç geliştirilecek, kentle ilgili kararlara halkın katılımı
sağlanacak ve “kente karşı suç” tanımıyla Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir
fasıl düzenlenecektir.
Şehir alanları içinde kamu kurumu, hastane, üniversite, okul gibi kamusal
nitelikli mekanların inşası belli ilke ve kurallara bağlanacaktır.
Şehir içinde halkın dinlenmesi, spor yapabilmesi, gösteri yapabilmesi ve
görüşlerini açıklayabilmesi için meydanların düzenlenmesine özel bir önem
verilecektir. Şehir fuar ve festivalleri desteklenecektir.
Büyük şehirlerin ulaşım sorunlarının çözümü için yeraltı ulaşım projeleri
desteklenecektir. Ayrıca deniz yolları ve raylı sistem uygulaması yaygınlaştırılacaktır.
Kentlerde yaşam kalitesini yükselten uygulamalar öncelikli bölgeler göz
önünde bulundurularak yaygınlaştırılacaktır.
5. 11. ÇEVRE
Partimiz çevre sorunlarına hem sağlıklı bir ortam sağlanması, hem de
ulusal maliyetlerin azaltılması açısından bakmaktadır.
Sanayileşme ve kırsal alanlardan kentlere göç hızla büyüyen çevre sorunlarını
ortaya çıkarmıştır. Bugün çevre maliyetleri, sanayileşen her ülkede ulusal
refahı derinden etkilemektedir. Partimiz bir yandan sürdürülebilir bir
kalkınmayı hedeflerken öte yandan bu kalkınmanın çevreye maliyetinin asgari
düzeyde tutulmasına özen gösterecektir. Bu amaç çerçevesinde aşağıdaki
politikalar izlenecektir:
Türkiye ne kendi ürettiği, ne de başka ülkelerden ithal edilen çevreye
zararlı atıkların mezarlığı olmayacaktır. Çevreyi kirleten hiçbir kalkınma
ya da üretim modeline müsamaha gösterilmeyecektir.
Bilhassa eko-sistemler üzerinde toksik ve kalıcı etkileri bulunan endüstri
atıklarının kontrol altına alınması ve arıtımının sağlanması suretiyle
kirlenme oranı asgariye indirilecektir.
Çevre sorunları çoğunlukla yerel düzeyde ortaya çıktığından, çevre politikalarının
oluşturulması ve hayata geçirilmesinde de yerel yönetimlerin önemi büyüktür.
Bu nedenle Partimiz, çevre ile ilgili planlarını merkezden değil, yerinden
yönetimler aracılığıyla gerçekleştirmeyi ve politikalarını katılımcı demokrasi
anlayışı ile bütünleştirerek uygulamayı esas alacaktır. Bunu temin için
yerel yönetim ağırlıklı bir çevre yönetim sistemi geliştirilecektir.
Çevre konusunda vatandaşlardan gelen her türlü şikayet dikkatle incelenecektir.
Çevre konularında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ile işbirliğine
gidilecek, çevre sorunlarının çözümünde vatandaşların inisiyatif alması
teşvik edilecektir.
Çevre ile ilgili uluslararası örgütlerin talepleri ve çalışmaları dikkate
alınacaktır.
Partimiz çevrenin bilgi, sevgi ve sorumluluk duygusu ile korunması gereğine
inanır. Çevre yaşanmaz hale geldikten sonra çevre bilincinden söz etmenin
çok anlamlı olmadığını düşünüyoruz. Bunun için küçük yaşlardan itibaren
vatandaşlara çevre bilinci kazandıracak bir eğitim programının yaygınlaştırılması
öncelikli görevlerimizdendir.
Tarım alanlarında kimyasal gübre, ilaçlama ve hormon kullanımında standartlar
geliştirilecek, bu standartlara dayalı kontrol mekanizması oluşturulacaktır.
Küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde hormon kullanımı önlenecektir.
Çevre sorunlarının çözümünde geleneksel çevre anlayışımız ve kültürümüzden
yararlanılacaktır.
5.12. BİLİM VE TEKNOLOJİ
Partimiz bilim ve teknolojinin ekonomik kalkınma ve toplumsal refah
açısından stratejik önemi olduğuna inanır. Bu nedenle ülkemizin bilim ve
teknoloji politikalarının Türkiye’deki ve yurt dışındaki bilim adamlarımızın
geniş katılımıyla oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Partimiz, doğru
seçilecek bilim ve teknoloji politikalarının uygulanması sonucunda ülkemizin
bilim ve teknoloji kapasitesinin artacağına inanmaktadır.
Bilim ve teknoloji politikalarının ana unsuru bilim ve teknolojiyi,
ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürecek mekanizmalar olmalıdır.
Bilim ve teknoloji alanında izleyeceğimiz başlıca politikalar şunlardır:
Bilim ve teknoloji atılım projesi; katma değeri yüksek yeni ürün, hizmet
ve sistemleri Türk ekonomisine ve sanayisine kazandıracak biçimde hayata
geçirilecektir.
Temel ve uygulamalı bilimler dengeli bir biçimde ele alınıp, projeler bazında
desteklenecektir.
Ulusal İnovasyon Sistemi kurma çalışmaları hemen başlatılacaktır.
Türkiye’nin bilim ve teknoloji kapasitesini artıracak, yeni buluşları üretime
kazandıracak her türlü çalışma desteklenecek ve gereken düzenlemeler yapılacaktır.
Türkiye’de araştırma ve geliştirme faaliyetlerini destekleyecek, başta
özel sektör ve üniversitelerimiz olmak üzere tüm araştırma kuruluşları
bilgi üretme kriterine göre desteklenecektir.
Devlet bütçesinden AR-GE’ye ayrılan pay yıllar içerisinde oransal olarak
Avrupa Birliği ortalamalarının üzerine çıkarılacaktır.
Uluslararası ortak araştırma projelerinde Türk bilim adamlarının yer alabilmesi
için gereken destek verilecektir.
Tüm ülkeyi uluslararası sisteme entegre edecek, başta sanayi kuruşları
olmak üzere tüm ülkenin bilgiye hızlı erişimini sağlayacak ulusal enformasyon
ağının altyapısı hayata geçirilecektir.
Üniversite-sanayi işbirliği mutlaka gerçekleştirilecektir.
Üniversitelerin, araştırma kurumlarının bilgi birikimini ve özel sektörün
girişimciliğini buluşturan “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Teknoparklar”ın
sayı ve etkinlikleri artırılacaktır.
Teknolojik buluşların üretime dönüşmesini kolaylaştıracak Risk Sermayesi
Yatırım Ortaklıkları teşvik edilecektir.
Enformatik, biyoloji ve gen mühendisliği, ileri malzeme teknolojileri,
enerji teknolojileri, gıda teknolojileri, esnek üretim sistemleri ve sağlık
teknolojilerine özel önem verilecektir.
Beyin göçünün önlenmesine çalışılacak, tam tersine yerli ve yabancı bilim
adamlarının dönemsel ve kalıcı olarak Türkiye’ye gelmeleri teşvik edilecektir.
Türkiye’nin tarihsel ve kültürel birikimini gün ışığına çıkartacak, sosyolojik
gerçeklerini araştıracak, sosyal ve siyasal derinliğini artıracak, Türkiye’ye
özgü sosyal, kültürel ve ekonomik politikaları araştıracak sosyal araştırmalar
da en az bilim ve teknoloji araştırmaları kadar desteklenecektir.
5.13. YAZILI VE GÖRSEL BASIN
Özgür, bağımsız, çok sesli bir yazılı ve görsel basın, demokratik rejimin
önemli güvencelerinden biridir. Doğru bilgi ve haber alma hürriyetinin
korunması esastır. Böyle bir ortamın tesisi için her türlü önlem alınacaktır.
Medya-siyaset ve ticaret ilişkilerinin toplumun doğru haber alma özgürlüğünü
kısıtlaması önlenecektir. Medya aracılığıyla vatandaşın istismar edilmesi
engellenecektir. Yazılı ve görsel basın sektöründe tekelleşme ve kartelleşmenin
önlenmesi için, ilgili mevzuat yeniden düzenlenecektir.
Medyanın toplumun ihtiyaçlarını ön planda tutan yayınlar yapması özendirilecektir.
Kültürel değerlerin, tüketicilerin, ailenin, çocukların ve gençlerin
korunması, genel ahlak kurallarına riayet edilmesi, kişilerin ve sosyal
grupların haklarını ihlal edici yayınlardan kaçınılması esastır. Meslek
örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılarak medyanın
toplumsal sorumlulukları ile ilgili yeni kriterler geliştirilecektir.
Özel hayatın ve özel haberleşmenin güvenliği ile ilgili her türlü teknik
ve yasal önlemler alınacaktır.
Medyada etkili denetim yöntemlerinden biri öz denetimdir. Bununla beraber,
tarafsız basın meslek kuruluşlarının ve gönüllü teşekküllerin denetimiyle
art niyetli yayınların doğal bir toplumsal muhalefet sayesinde kontrol
edilmesi özendirilecektir.
Medya çalışanlarının iş güvencesi ve sosyal güvenlik sorunları dolaylı
olarak haber alma özgürlüğünü etkilemektedir. Bu nedenle medya çalışanlarının
uluslararası standartlarda bir çalışma ortamına ve iş güvencesine kavuşturulmaları
sağlanacaktır.
Sansür ve benzeri kavramların tanımı, şüpheye mahal bırakılmaksızın
ve tamamen sivil inisiyatif tarafından belirlenecek ve önlemler de yine
siyasi iradenin dışında alınacaktır.
Yerel medya desteklenecektir
Medyayı denetleyen kurumların objektif kriterlerle hareket etmesi sağlanacaktır.
Bu kurumların medya üzerinde siyası baskı aracı haline gelmeleri engellenecektir.
Medyanın haber ve bilgi edinme özgürlüğü korunurken bireyin özel hayatına
müdahale edilmesine müsaade edilmeyecektir.
5.14. TRAFİK
Her yıl ülkemizde binlerce vatandaşımız trafik kazaları sonucu ölmekte
veya sakat kalmaktadır. Trafik kazalarından dolayı ekonomik kayıplar da
çok büyüktür.
Trafik kazalarını asgari seviyeye indirmek için ulaşım vasıtaları arasında
uzun dönemde uyumlu bir dengeyi sağlayacak ulaştırma alt yapısını oluşturmak
temel amacımızdır.
Trafik kazalarını önlemek amacı ile yol, araç, insan üçgeninde zararların
en aza indirilmesini sağlayacak bir eğitim ve bilinçlendirme programı hayata
geçirilecektir. Trafik kurallarına uymanın bir davranış biçimi hale getirilmesi
temin edilecektir.
Trafik hizmetlerinin niteliği dikkate alınarak, ilkelerin tespiti merkezi
idarede kalmak kaydıyla, belediyesi bulunan yerleşim birimlerinde bu hizmetler
kısa zamanda belediyelere devredilecektir. Şehirlerarası yollar ve belediye
teşkilatı bulunmayan alanlarda hizmetler trafik teşkilatı tarafından yapılmaya
devam edilecektir.
Karayollarının alt yapıları, hızla artan taşıt trafiğine uygun hale getirilecek,
trafik yoğunluğunun olduğu karayollarında bölünmüş yol yapımına hız verilecektir.
Karayollarının alt yapı projeleri uygulamaya geçirilmeden önce, trafik
güvenliği açısından denetlenecektir.
Trafik güvenliğini artırmak için, yasal düzenlemeler acilen yapılacaktır.
Büyük kentlerimizde raylı sitemler yaygınlaştırılacak, kent içi toplu raylı
taşıt sistemlerinin, karayolu sistemleriyle bütünleşmesi sağlanarak, azami
derecede trafik güvenliği tesis edilecektir.
Trafik kazaları ile ilgili analizler yapılarak, kazaların nedenleri tespit
edilecek ve bu alanlarda acil önlemler alınacaktır.
Karayolları üzerinde araç ve gereçle donatılmış yeterli sayıda ilk yardım
istasyonları kurulacaktır. Üniversiteye bağlı hastaneler ve diğer resmi
ve özel sağlık kuruluşlarının trafik kazası geçirenlere acil müdahalesi
için gerekli mevzuat ve teknik altyapı eksiklikleri hızla tamamlanacaktır.
|
VI.
D I Ş P O L İ T İ K A
|
Türkiye’nin jeopolitik konumu, pek çok işbirliği projesi için bir çekim
alanı oluşturabilecek potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin bölgesel ve
küresel bir müessiriyete dönüştürülebilmesi, uluslararası siyasi ve ekonomik
ilişkilerde ve güvenlik ilişkilerinde jeopolitiğin akıllıca kullanılmasına
bağlıdır.
Öte yandan Soğuk Savaş sonrası dönemin getirdiği dinamik konjonktür,
çok alternatifli bir dış politika geliştirmek için uygun bir ortam oluşturmuştur.
Askeri ittifakların ve blokların, uluslararası ilişkilerin belirleyici
unsuru olma niteliği önemli ölçüde azalmış ve işbirliği projeleri devletlerarası
ilişkilerin yaygın bir aracı haline gelmeye başlamıştır. Bu yeni ortamda
Türkiye’nin de, güç merkezleri ile ilişkilerini alternatifli, esnek ve
çok eksenli olarak yeniden düzenlemesi ve oluşturması gerekmektedir.
Partimiz, Türkiye’nin tarihine ve coğrafi konumuna yaraşır, önyargılardan
ve saplantılardan arınmış, karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı, gerçekçi
bir dış politika izleyecektir. Başka ülkelerin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine
saygılı olan Türkiye, öteki ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da,
kendi toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygılı olmalarını hak olarak
görmektedir.
Partimiz, değişen bölgesel ve küresel gerçekler karşısında, Türkiye’nin
dış politika önceliklerini yeniden tanımlaması ve bu gerçekler ile ulusal
çıkarları arasında yeni bir denge oluşturması gerektiği inancındadır.
Bu bağlamda, Partimiz,
Türkiye’nin dış politikasını, uzun vadeli bir perspektifle, yeni dinamiklere
dayanan bölgesel ve küresel konjonktürle uyumlu hale getirecektir.
Dış politikada karar verme ve uygulama sürecinin, sadece bürokrasinin katılımıyla
yürütülmesinin yetersiz kaldığı görüşündedir. Bu tür kararlara parlamentonun
ve toplumun çeşitli kesimlerinin katılımı sağlanarak, Türkiye’nin dış politikadaki
etkisi ve gücünün artacağına inanmaktadır.
Uluslararası ilişkilerde stratejik çalışmaların, senaryo analizlerinin
ve geleceğe ilişkin projeksiyonların yapılmasının, dış politika araçlarının
geliştirilmesinde çok önemli olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle kamu kurumları
bünyesinde dış politika alanında faaliyet gösteren araştırma merkezleri,
dış politika enstitüleri ve üniversitelerdeki uluslararası ilişkiler bölümleriyle
işbirliği yapılacaktır.
Partimiz, bu gözlemler çerçevesinde, aşağıdaki politikaları izleyecektir:
Türkiye, demokrasisi, ekonomisi ve insan haklarına saygılı tutumuyla bulunduğu
bölgede bir istikrar unsurudur. Bu nitelikleriyle, çevresindeki kriz bölgelerinde
daha fazla inisiyatif alacak ve krizlerin çözümüne daha somut katkı sağlamaya
çalışacaktır.
Partimiz, bölgesel güvenlik ortamının, ekonomik kalkınmaya önemli katkıda
bulunduğu görüşündedir. Bu nedenle Türkiye, yakın çevresinde güven ve istikrarın
tesisi için daha fazla çaba sarf edecek, komşularıyla diyaloga dayalı iyi
ilişkiler sürdürme çabasını arttıracak, böylelikle bölgesel işbirliğinin
gelişmesine daha fazla katkıda bulunacaktır.
Türkiye, gerek coğrafi, gerekse tarihi açıdan Avrupa ile yakın ilişkiler
içinde olmuştur. Bu nedenle Avrupa ülkeleriyle ilişkiler Türkiye’nin dış
politika gündeminde en üst sıralarda yer almaya devam edecektir.
Türkiye, Avrupa Birliği ile ilişkilerinde, taahhütlerini ve Birliğin üyelik
için öteki aday ülkelerin de yerine getirmesini istediği şartları bir an
önce sağlayacaktır. Böylelikle gündemin yapay sorunlarla meşgul edilmesini
önlemeye çalışacaktır.
Türkiye’nin, NATO bünyesinde bugüne kadar ortaya koyduğu katkıya paralel
olarak, yeni Avrupa savunma stratejisi çerçevesinde oluşturulan Avrupa
Güvenlik ve Savunma Kavramı (AGSK) içinde hak ettiği yeri alması yolundaki
çabaları sürdürecektir.
Türkiye ile dost ve müttefik ülkeler arasında uzun zamandan beri devam
eden siyasal ve ekonomik işbirliği sürdürülecek ve bu işbirliği özellikle
ekonomi, bilim, teknoloji, yatırım ve ticaret alanlarında yoğunlaştırılacaktır.
Amerika Birleşik Devletleri’yle uzun yıllardan beri savunma ağırlıklı olan
işbirliğini devam ettirecek ve bu işbirliğini ekonomi, yatırım, bilim ve
teknoloji alanlarına yaygınlaştıracaktır.
Rusya Federasyonu ile Orta-Asya ve Kafkasya’da rekabete değil işbirliğine
dayanan dostça ilişkiler sürdürecektir.
Komşumuz Yunanistan ile karşılıklı ekonomik çıkarlara dayanan ilişkileri
arttırarak sürdürecek ve bu ilişkilerin oluşturacağı güven ortamı sayesinde,
daha karmaşık olan siyasi sorunların çözümü için zemin hazırlayacaktır.
Kıbrıs sorunun çözümünde adadaki Türk halkının varlığının, kimliğinin ve
kendi geleceğini tayin etme hakkının gözardı edilemiyeceği görüşündedir.
Kıbrıs’ta çözümün, adada mevcut iki devletin varacağı uzlaşmaya dayanması
gerektiğine ve bu sorun çözümlenmeden Kıbrıs Rum Kesiminin Avrupa Birliği’ne
alınmasının, sorunu daha karmaşık hale getireceğine inanmaktadır.
Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile tarihi, kültürel ve sosyal yakınlığımıza
rağmen, Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerinde beklentileri karşılayamadığı
bir gerçektir. ADALET VE KALKINMA Partisi, Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerin
en ileri noktaya taşınarak, bölgenin geniş bir işbirliği alanına dönüştürülmesi
için çaba sarfedecektir.
Orta-Doğu’da akan kan tüm dünya kamuoyunu olduğu gibi, bu bölge ile yakın
kültürel ve tarihi ilişkileri olan Türk halkını da üzmekte ve endişeye
sevk etmektedir. ADALET VE KALKINMA Partisi, din ve ırk ayırımı yapmaksızın,
kime ait olursa olsun, dökülen kanın ve göz yaşının acilen durdurulmasını
sağlayacak tek yolun, kalıcı bir barıştan geçtiğine inanmaktadır. Bu çerçevede,
Türkiye, barışın tesisine yönelik çabaları desteklemeye devam edecektir.
Partimiz, Türkiye’nin İslam ülkeleriyle ilişkilerine özel bir önem vermektedir.
Bu nedenle, bir yandan, bu ülkelerle ikili işbirliğimizin arttırılması,
öte yandan da İslam Konferansı Örgütü (İKÖ)’nün, uluslararası alanda daha
saygın yer edinebilmesi ve inisiyatif alabilen dinamik bir yapıya kavuşturulması
için çaba sarfedecektir. Yine bu bağlamda, başkanlığını Sayın Cumhurbaşkanımızın
yaptığı İKÖ Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK)’nin faaliyetlerine
daha somut içerik kazandırmaya çalışacaktır.
Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Doğu Blokunun çöküşü, Karadeniz bölgesinde
yeni bir işbirliği alanının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu gelişme
sonucu, hızlı bir ivme ve geniş bir katılımla kurulan Karadeniz Ekonomik
İşbirliği Teşkilatı (KEİT)’nın, bölge ülkelerine geniş işbirliği olanakları
vaad eden potansiyelinin harekete geçirilmesi için sarfedilen çabaları
arttıracaktır.
Türk Dış Politikasının geleneksel Atlantik ve Avrupa boyutlarının yanında,
Avrasya eksenli bir politikanın da geliştirilmesi yolundaki çabaları sürdürecektir.
Bu bağlamda, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) çerçevesindeki işbirliğinin
güçlendirilmesi için çaba sarf edecektir.
Kafkasya’da Soğuk Savaş dönemi şartlanmaları bir yana bırakılarak işbirliği
imkanları aranacaktır. Böylelikle Türkiye, zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklarına
sahip olan bu bölgenin, Orta-Doğu ve Balkanlarla ekonomik açıdan bütünleşmesine
katkıda bulunmaya çalışacaktır.
Çin ve Güney-Doğu Asya’daki dinamik ekonomilerle ilişkileri çok yönlü olarak
ele alacak ve Türkiye ile bu ülkeler arasında daha sıkı ilişkiler geliştirmeye
çalışacaktır.
Türkiye’nin Balkan politikasını, bölgedeki ülkelerle tarihi, kültürel ve
ekonomik ilişkilerimiz ışığında geliştirecek ve gerekirse yeniden şekillendirecektir.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerdeki haklarının
daha fazla korunması için çaba sarf edecek ve gerek o ülkelerde gerekse
Türkiye’de karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için mevcut
mekanizmaları daha etkin biçimde işletecek, gerekirse yeni mekanizmalar
oluşturacaktır.
Başta genç ve dinamik nüfusu olmak üzere Türkiye çok zengin maddi ve
manevi potansiyele sahip bir ülkedir.
Cumhuriyet, binlerce yıllık tarihimiz içerisinde elde ettiğimiz kazançların
en önemlilerindendir. Bütün gayretlere ve gelişmelere rağmen ADALET
VE KALKINMA Partisi, Cumhuriyetimizin demokratik bir cumhuriyet olması
için bugüne kadar alınan mesafenin çok yetersiz olduğuna inanmaktadır.
Bu programın içtenlikle benimsediği siyasal doğrultu ve öneriler ile
Cumhuriyetimizin hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine dayalı
demokratik bir yapıya kavuşturulması hedeflenmiştir.
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" felsefesinden hareketle Partimiz,
bütün politikalarının merkezine bireyi koymuştur. Başta düşünce, ifade,
inanç, eğitim, örgütlenme ve teşebbüs özgürlükleri olmak üzere bütün sivil
ve siyasal özgürlükleri, çoğulculuğun, barış ve uzlaşmanın temel şartı
olarak görüyoruz. Tüm bu özgürlükler, Türkiye’yi herkes için yarınlarından
emin olacakları büyük bir umut haline getirmenin de olmazsa olmaz şartlarıdır.
Partimiz, din, dil, mezhep, bölge, etnik köken ve cinsiyet farkı gözetmeksizin
bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını birinci sınıf vatandaş olarak
görür ve kucaklar. Bizim demokratik anlayışımızda farklılıkların birbirine
dönüşme mecburiyeti yoktur. Tarihi tecrübemizden süzülerek gelen farklı
olanların bir arada barış içinde yaşama kültürü de bundan başka bir şey
değildir.
Haklı zayıfları, haksız güçlülere karşı korumak, vazgeçilmez prensiplerimizden
biridir. Bu nedenle, programımız, bir kısım veya kesimin huzur ve mutluluğunu
değil, herkesin huzur ve mutluluğunu sağlamayı hedeflemektedir.
Partimizin bu programda hayata geçireceği yönetim anlayışında, devlet
buyurganlık bakımından iri ve hantal bir devlet değil, kaliteli hizmet
üretme işlevi ve etkinliği açısından güçlü bir devlet olacaktır. Ülke bütünlüğü
ve milli egemenliğe saygı çerçevesinde çoğulculuğa ve çok sesliliğe dayanan
bir yönetim anlayışında, devlet bir orkestra şefi konumunda olacaktır.
Dayatan, direten, rant dağıtan bir devlet değil; düzenleyen, denetleyen,
fırsat yaratan, teşvik eden ve yol gösteren bir devlet, 21. yüzyılın hakim
demokratik anlayışının bir gereğidir. Ülkemizi dünya sahnesinde hakkettiği
yere getirecek olan da budur.
Bu program, ülkemizin çok büyük olan ekonomik potansiyelini harekete
geçirerek, küreselleşmenin getirdiği maliyetleri en aza indirerek, büyümeyi
ve yeni bir atılımı hedeflemektedir. Kamu harcamalarını disipline etmek,
her düzeydeki israfın önüne geçmek, girişimciliği her yönüyle desteklemek,
ranta değil, üretime dayalı bir kazanç sistemi tesis etmek, borçlanmada
azami duyarlılığı göstermek, vergi tabanını genişletirken vergi oranlarını
düşürmek, gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek, yoksulluğa ve her
çeşit yolsuzluğa son vermek, verimliliği esas almak, programın ekonomik
öncelikleri arasındadır.
İnsanlarımızın karnı tok, sağlıklı, eğitimli, huzurlu olması, insanca
yaşayabileceği, bir hayat standardına kavuşturulması, yarınından emin,
devletine, birbirlerine ve kendilerine güvenen bireyler haline getirilmesi
çabamızın özü ve siyasetteki varlık sebebimizdir.
Bu programın en önemli tarafı, eyleme dönüştürülemeyecek söylemlere
yer vermemiş olmasıdır. Doğru, gerçekçi ve uygulanabilir olması, parti
politikalarımızın tanımlayıcı özelliğidir. Sözümüzle özümüzün bir olduğunu
en iyi halkımız bilmektedir. ADALET VE KALKINMA Partisi, gücünü
halktan alan kadro hareketidir. Burada katı yargılar değil, ilkeler; tekelci
akıl değil, kolektif akıl hakimdir.
Türkiye'nin en büyük problemi, ülkede yaşanan güven bunalımıdır. Devletin
halka, halkımızın da devlete güveni tesis edildiği, halkın talepleri ile
siyasetin gündemi örtüştürüldüğü zaman Türkiye'nin uluslararası yarışta
zirveye doğru yürüyüşü mutlaka gerçekleşecektir. Bizim "Türkiye Sevdası"
diye bir sevdamız vardır. Samimiyetle, azimle aydınlık ufuklara doğru bir
yürüyüş başlatıyoruz. Varış noktasındaki onur ve gurur bizimle birlikte
yola çıkan herkesin, hepimizin olacaktır.
ADALET VE KALKINMA Partisi, ideoloji dayatan veya rant dağıtan
bir parti değildir, olmayacaktır. Partimiz, bu programdaki ilkeler çerçevesinde
Türkiye'ye hizmeti esas alan bir kitle partisidir. Soğuk savaş döneminin
doğurduğu, eski siyasi akla dayanan ayrışmaları reddediyoruz. Demokrasiye
inanan, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, çoğulcu değerleri benimsemiş,
ahlaki ve insani duygulara sahip, piyasa ekonomisine bağlı herkese bu Partinin
çatısı altında yer vardır.
Milli, manevi ve evrensel değerlere saygılı, Cumhuriyeti benimsemiş
toplumsal merkezi, siyasetin merkezine taşınmak ADALET VE KALKINMA Partisinin
en önemli hedeflerindendir.
Bu program, büyük milletimizin insanlık camiasında layık olduğu yeri
alması, ülkemizin "Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması" için;
dürüst, ilkeli, yerli değerler konusunda hassas, küresel dinamiklerin farkında,
yaşadığı coğrafya ve çağı çok iyi kavrayan kadrolar tarafından hazırlanmış
bir “demokratikleşme ve atılım” projesidir.
Gayret, alın teri, ilkeli siyasi irade ve kararlılık bizden, teveccüh
elbette halkımızdandır.
Allah milletimizin yâr ve yardımcısı olsun. |