Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
PARTİLER VE PROGRAMLARI

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ (BBP) PROGRAMI...
1993
Büyük Birlik Partisi (BBP), 29 Ocak 1993'de, Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde, Milliyetçi Çalışma Partisi'nden (MÇP) ayrılan "Nizam-ı Alem Ülkücüleri" tarafından kuruldu. 
 
Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) Programı şöyle:
 
 
 
 
 
 
TAKDİM

İnanan, inandığı gibi yaşamak isteyen her insan, siyasetle ilgilenmek, siyaset yapmak zorundadır. Çünkü, her inancın kendi inanç çerçevesi içerisinde siyaseti vardır. Bu siyasetini hayata geçirmesi için de siyaset yapmak durumundadır. Aksi halde siyasi iktidar; değer tanımayan bir avuç azınlık içinde dolaşan bir nimet haline gelecek ve inananlar yönetilen çoğunluk olarak kalmaya mahkum olacaklardır. Öncelikle kötülükleri hayattan söküp atmak ve yerlerine insan fıtratına uygun iyiyi, güzeli koymak için siyaset bir mecburiyettir. Nefse tapınmaya, iktidar hırsına, tahakküm arzusuna dayanan siyaset anlayışı; iyilikleri emredenler meydanı boş bıraktığı anda hükümran olacaktır. 

Nitekim bugün Türkiye’nin yönetim seçkinleri, hep küçük bir azınlık olarak kalmışlardır. Onların yönetiminde Hakk’ın ve halkın rızası değil, Batı’nın rızası aranmıştır. Birbirinden farkı olmayan partilerin oluşturduğu siyasi yapı; lider sultaları, şahsi kaprisler ve yalanlar üzerine inşa edilmiştir. Halk çaresiz, en az kötüyü seçmeye zorlanmış, demokrasinin temeli olan seçme hürriyeti işlemez hale gelmiştir. Gelenin gidenin arattığı; siyasetin devlet imkanlarını peşkeş çekmek, halkı soymak için yapıldığı bir ülkede demokrasiden, Hakk’ın ve halkın rızasına dayalı siyasi iktidardan söz edilemez. Toplumu ve devleti batıracak olan bu anlayış, siyasetin tek ve geçerli şekli olamaz.

Bizler bu çarpık siyaset anlayışını yıkmak, milletimize çare olmak için Büyük Birlik Partisi çatısı altında biraraya geldik. Siyasetle, iktidar olmakla ilgili değer tanımaz bütün anlayışları reddediyor ve milletimize yepyeni bir ufuk vaad ediyoruz. 

Siyasi iktidara talibiz. İktidarı bir avuç azınlığın elinden alıp, gerçek sahibi olan milletimize iade edeceğiz. 

Siyasete ahlakı hakim kılacağız. Siyasete seviye ve itibar kazandıracağız. 

Siyaseti kendi başına bir gaye olmaktan çıkarıp, milletimize ulaşmanın ve hizmetin bir vasıtası yapacağız. 

Siyaseti parçalayan, insanları birbirine düşman eden bir kavga sahası olmaktan kurtaracak, hoşgörüye, uzlaşmaya ve birliğe dayalı gönüllerin fethi hareketine dönüştüreceğiz. 

Milletimizin, belirsizliklerle dolu geleceğimizin, bizden beklediği bunlardır. Zamanın artık gelmiş olduğuna hükmederek kutlu bir sefere çıkıyoruz. 

Türk Milleti, İslam alemi ve bütünüyle dünya, belirsizliklerle dolu yeni bir çağa adım atıyor. İnsanlık tarihi yeni bir döneme giriyor. 

Son iki yüzyıldır hasta adam, azgelişmiş ülke sıfatlarıyla anılan ülkemiz için gelmekte olan çağ, geniş bir ufuk, parlak bir istikbal vaad ediyor... 

Türk Dünyası, yüzyıllardır arasına konulan engelleri birer birer parçalıyor. Türk aleminin sosyal ve ekonomik işbirliğinin gerçekleştireceği bir ufuk önümüzde uzanıyor. Türkiye, uzun tarihi tecrübesi ve bünyesindeki dinamik enerjiyle yeni dünyanın kurucu gücü olmaya aday bir konumda bulunuyor. Bu umut vaad eden geleceğe karşılık daha şimdiden önümüze bir yığın engel çıkartılıyor, doğmakta olan gücümüzü boğmak için bin türlü oyun oynanıyor. 

Güneydoğu’da yüzyıllardır aynı dini, aynı tarihi, aynı kaderi paylaştığımız ve bölünmez bir milletin mensupları olduğumuz kardeşlerimiz, bizden koparılmak isteniyor. Türkiye, Orta Asya’daki soydaşlarımıza Batı’nın menfaatlerini, çürümüş değerlerini taşıyan bir taşeron konumuna itiliyor. 

Belirsizliklerle dolu yeni çağda müreffeh ve adil bir toplum kurmamız, insanlığa huzur ve barış armağan edecek bir güce ulaşmamız, milletimizde zaten var olan hasletleri milli politikalara dönüştürmemize bağlıdır.

Türkiye’nin mevcut siyasi yelpazesi ve bu yelpaze içinde kurulu partiler, dev bir bünyeye giydirilmek istenen cüce elbiseleri gibi durmaktadırlar. 

Türk milletinin, gelecek yeni çağda, siyasi geçim kaynağı olarak gören, devlet imkanlarını sağa-sola peşkeş çekme yarışı olarak anlayan, halkını ezen, yoksulluğa mahkum eden, lider sultalarını devam ettirmeyi temel şart sayan siyaset anlayışlarının gelişme bulabileceğine inanmıyoruz.

Milletimizin insanlığa huzur vermiş hasletlerini, inançlarını rehber edinen, adil-huzurlu bir toplum kurmayı amaçlayan ve siyaseti bir benlik kavgası olarak değil, milli iradeyi hakim kılma gayreti olarak gören gücünü milletin inançlarından alan bir siyasi partiye ihtiyaç duyduğu aşikardır. Allah’ın izniyle niyetimiz, milletimizin beklediği kadro olmak ve şerefle dolu yeni bir tarihi başlatmaktır.

Siyasete yeniden itibar kazandıracak birleştirecek ve kucaklayacak, katılımcı ve sivil bir anlayış üzerinde yükselerek, Türkiye’yi 21. Yüzyıl’da layık olduğu mevkie getirecek, adaleti ve birliği tesis edecektir. Büyük Birlik Partisi, işte bu partidir. 
 
 
1. BÖLÜM

ÖNCE İNSAN

İnsan, varlıkların en şereflisidir. İnsanı en muazzez varlık kabul ediyor, siyasi, sosyal ve ekonomik her esasın ve politikanın merkezine insanı yerleştiriyoruz. İnsandan daha üstün bir değer ve kurum tanımıyoruz.

Türkiye’yi yarınından endişe etmeyen, huzurlu ve mutlu insanların yaşadığı, insanı insana kul eden haksızlığın, eşitsizliğin ve fakirliğin ortadan kalktığı bir ülke haline getirmek istiyoruz.

Her insanı hür iradesiyle yaşama ve maddi-manevi varlığı geliştirme hakkına sahiptir. Bu şartları sağlamak öncelikli hedefimizdir.

Devlet, vatandaşlarının başkalarına muhtaç olmadan, insanca bir hayat sürebilmelerini temin edebilecek, ekonomik ve sosyal imkanları hazırlamak mecburiyetindedir.

DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ

Din ve vicdan hürriyetine hiçbir şekilde sınırlama getirilemez. İnsanların inançlarının gerektirdiği şekilde yaşayabilmeleri için devlet bütün imkanlarını hazırlayacaktır. Devlet, din ve vicdan hürriyetleri konusunda sınırlayıcı değil, geliştirici ve teminat altına alıcı bir mevkide bulunacaktır.

HUKUK

Ülkemizde uygulanan hukuk sistemi, milletimizin örfü, adeti, ahlaki değerleri, sosyolojik ve psikolojik gerçekleri dikkate alınmadan Batı’dan tercüme edilmiştir. Bu sistem insanımıza adalet, huzur ve mutluluk getirmemiştir. Bu sistemi insanımızın fıtratına, hasletlerine uygun yeni bir hukuk sistemiyle değiştireceğiz.

EŞİTLİK

İnsana adalet ve iyilikle muamele edilmesi esastır. İnsan şahsiyetini muhafaza edecek şekilde kanun önünde herkes eşittir.

ADALET

Gecikmiş adalet adaletsizliktir. Devlet, adalet dağıtımını süratlendirecek her türlü tedbiri almak ve düzenlemeyi yapmakla mükelleftir.

Kamu hukuku, bütün ülke sathında tekdir. Özel hukuk alanında devlet, milletimizin müşterek moral değerlerini gözönüne alan hukuki sistemlerin gelişmesine ve icra gücü kazanmasına yardımcı olacaktır.

FIRSAT EŞİTLİĞİ

Devlet, bütün imkanlarını fırsat eşitliği ilkesine uygun olarak vatandaşlarının hizmetine sunmakla mükelleftir.

ÇOĞULCU EĞİTİM

Devlet, vatandaşlarına her türlü eğitim imkan ve vasıtasını hazırlamakla mükelleftir. İnsanlar istedikleri eğitimi almakta serbesttirler. Özel ve tüzel kişiler genel ahlaka aykırı olmamak kaydıyla eğitim kurumları meydana getirebilirler. Bu amaçla Tevhid-i Tedrisat Kanunu gözden geçirilecektir.

Din eğitimi kişinin seçme hürriyetini sınırlamayan bir müfredat içinde bütün eğitim kurumlarında mecburidir.

İŞKENCE

İnsan hayatı kutsaldır. İşkence ve eziyet insanlık suçudur. İşkence suçluları cezalandırılacaktır.

SAĞLIK

Her fert devletin sosyal güvenlik şemsiyesi altında olacaktır. Doğumdan ölüme kadar herkes sağlık sigortasının teminatı altında olacaktır.

İŞSİZLİK

Her fert asgari geçimini temin edebileceği bir güvenceye kavuşturulacaktır. Devlet, yeni iş alanları oluşturmak, ferdi teşebbüsü teşvik başta olmak üzere, isteyen her vatandaşa asgari geçimini temin edebilecek seviyede de olsa iş bulmak mecburiyetindedir. Bu manada asgari ücret vergiden muaf tutulacaktır.

SPOR

Her yaştaki fertlerin beden ve ruh sağlığı ile kabiliyetlerini geliştirmek için spor yapmalarına imkan sağlamak, bunun için gerekli altyapıyı oluşturmak devletin görevidir.

ÖZÜRLÜLER

Özürlülerin topluma kazandırılmaları, kendilerini geliştirmeleri ve üretici insanlar haline gelmelerini temin etmek için devlet her türlü imkanı hazırlayacaktır
 
 
2. BÖLÜM

SİVİL TOPLUM

Aile toplumun temelidir. Geleneksel Türk-İslam ailesinin gücünü muhafaza etmek için toplum ve devlet her türlü faaliyet men edilecektir. Toplumu ahlaken ifsad eden muzır neşriyat kaynağından engellenecektir. Bu tür neşriyatları hazırlayanlar ve tevziini yapanlar cezalandırılacaktır. 

Toplumda yardımlaşmayı, dayanışmayı sağlayan teşebbüsler teşvik edilecektir. Devlet bünyesinde yer alan devlet kuruluşları (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu vs. ) halkın yönetimine bırakılacak, devlet bu kuruluşlara gelir temin edecektir. 

Toplumda adalet ve hakkaniyet duygusunu hakim kılmak, sarsılan maşeri vicdanı yeniden sağlamlaştırmak için sosyal tesanütü, yardımlaşmayı ve hakkaniyeti cesaretlendirecek uygulamalar hayata geçirilecektir.

Yoksulluk, rüşvet ve suistimallerin kökü kazınacaktır. Bunun için rüşvet alanı koruyan, suçun belirlenmesini zorlaştıran kanuni kayıtlar kaldırılacak ve bütün devlet kurum ve kuruluşları halkın denetimine açık hale getirilecektir. Kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarını denetlemek için her vatandaş yetkili olacaktır. Yolsuzluk, rüşvet ve suistimale yolaçan kamu görevlileri en ağır şekilde cezalandırılacaktır.

Partimiz, siyasi iktidar dışında, halkın merkezi ve mahalli iktidara katılımını sağlayacak bütün kanalları açacak ve işletecektir. Her kademede halkın yönetme iştiraki ana prensip olacaktır.

Sivil toplum, kendisine sahip çıkan toplumdur. İnsanlar, iktidarlarını, kendi rızaları doğrultusunda, katılımcı dayanışma ve işbirliği temellerinde gerçekleştirmelidir. Devlet bir ideal değil, bir vasıtadır; insanları daha mutlu , daha müreffeh, daha şahsiyetli kılmak için milleti meydana getiren fertlerin tecessüm etmiş iradesidir. Devlet, halkına hizmet için vardır. Milletinin iradesini içerde ve dışarıda gerçekleştirmek için vardır. Devleti insanları için bir vasıta ve hizmet kapısı olarak tutacak kuvvet sivil toplumdur. Yoksa, iktidarı elinde tutanlar kendi şahsi heves ve arzularını, devletin iradesi olarak takdim ve icraya kalkışırlar. Gaye olan insanı, devletin arkasına sığınıp vasıta haline getirirler. Türkiye’de bugüne kadar yapılan budur. Bunu engelleyecek güç, devleti halkının hizmetkarı yapacak olan sivil toplumdur.

Bu mülahazalarla sivil toplumu ve onun iktidarını bütün Türkiye sathında kurmaya başlayacağız. Sivil inisiyatif Programı adını verdiğimiz sivil toplumu kurma; sosyal iktidarı gerçekleştirme çabamızın esasları şunlardır. 
 

1. Her fert çevresindeki insanlardan sorumludur. Bu sorumluluğun gereği olarak çevresinde yaşanan haksızlıkları ortadan kaldırmak, zarar görenlerin zararını gidermek ve zor durumda olanların yardımına koşmak zorundadır. 

2. Mahalle, köy, ilçe, işyeri gibi yerlerde meşveret meclisi oluşturularak sivil inisiyatif esasları hayata geçirilecektir. Heyette, siyasi görüşlerine bırakılmaksızın ehliyetli, liyakatli, mahallin önde gelenleri yeralacaktır. Heyetler, mutabakat çarımızda yer alan prensiplere göre teşekkül edecek ve çalışacaktır. 

3. Sivil inisiyatif heyetleri mahallede yaşayan bir yetimden, ülkenin tamamındaki her konudan sorumludur. Bu sorumluluğunu elde ettiği halk desteğini ve sahip olduğu bütün imkanları kullanarak yerine getirecektir. 

4. Heyetler, devlet kuruluşlarında (okul, hastane, adliye vs.) cereyan eden haksızlıkların üzerine gidecek, bütün kamu kurum ve kuruluşlarını denetleyecek, gördüğü yanlış uygulamaları, halkı seferber ederek düzeltecektir. 

5. Sivil inisiyatif heyetleri, hukuki-meşru sınırlar içinde her türlü hak arama yolunu kullanacaktır. Dilekçe, protesto, pasif direniş, yürüyüş, teşhir vs. gibi. 

6. Yeni nesillerin ahlakı ve faziletli insanlar olarak yetişmesi, sivil inisiyatif programının en önemli gayesidir. Bu gaye ile toplumu ifsat eden her türlü ahlaksızlık ve yozlaşmaya karşı Türkiye çapında bir kampanya açılarak; bulunan mahallerde ahlaksızlık kaynağı olan faaliyet ve vasıta engellenecektir. 

7. Program, sosyal hayatın her kesimini, her anını ihtiva etmektedir. En geniş anlamda sendikalaşma ve teşkilatlanma yanında mahallin özelliklerine göre iktidar üzerinde baskı kurularak gerçekleştirilecektir. 

3. BÖLÜM

MİLLİ SİYASET

Siyaset anlayışımızın kaynağı ve dayandığı temel esas HALKA HİZMETTİR. 
Milletimizi yüzyıllardır ayakta tutan ve tarihte şerefli bir mevki işgal etmemizi sağlayan inançlarımız ve kültürel değerlerimizdir. Müslüman Türk kimliğinin belirleyicisi olan inançlarımız, milletimizi bugün ve gelecekte layık olduğu yere ulaştıracak vazgeçilmez prensipleri vermektedir. Bizler de siyasetimizin temeline bu prensipleri yerleştiriyoruz. 

ÇOKLUK İÇİNDE BİRLİK

Siyasetimiz bölmek ve parçalamak için değil, birleştirmek ve toparlamak içindir. Hedefimiz, temel prensiplerimiz etrafında bütün milli güçleri milli menfaatler ve ülküler etrafında toplamaktır. Bunun için Çokluk İçinde Birlik esasına dayalı olarak mutabakat arıyoruz. Çokluk İçinde Birlik prensibini, mutlak hakikatler dışında her türlü farklılığın, her türlü görüş ve kavrayış biçiminin meşru ve makul kabul edilmesi olarak anlıyoruz. Bu inanç ve kabul ile, kendilerini değişik isimlerle niteleyen farklı grup ve meşreplerin oluşturduğu milli güçlerin milli menfaat ve ülküler etrafında toplanmalarını savunuyoruz. Milli güçleri, tarihimizin faili yapacak anlayışın, milli mutabakat olduğuna inanıyor ve bu mutabakatı tesis etmek, için her türlü fedakarlığa ve feragate hazır olduğumuzu beyan ediyoruz. 

SİYASET BİR HİZMETTİR

Siyaset iyiliği emretmek, kötülükleri yasaklamak için lüzumlu olan bir vasıtadır. Siyaset hiçbir zaman gaye olamaz. Siyasetimiz savunduğumuz prensiplerin emrinde bir hizmet aracı olarak kaldığı sürece meşruiyetini sürdürecektir. Siyaseti baskıcı bir iktidar aracı olarak değil, teklif ve tebliğ edici bir ikna aracı olarak görüyoruz. 

MEŞVERET

Siyasi karar ve uygulamalarımızda, her safhada ve her alanda uyacağımız usul meşverettir. Meşveret, tabandan tavana kadar her ferdin siyasi kararlara fikir bildirerek, tenkit ederek ve uygulamaları bi'l-fiil denetleyerek iştirak etmesidir. Bu bakış açısıyla demokratik kurum ve kuralların daha çoğunu ve daha kapsamlısını talep ederek savunuyoruz. Demokrasiyi, halkın seçtiği temsilciler eliyle yönetilmesi, yani iktidarın küçük bir azınlığa teslim edilmesi değil; halkın her safhada yönetime katılması olarak tarif ediyoruz. Temsili demokrasi anlayışı yerine katılımcı demokrasiyi, halkın kendini yöneten bir güç olarak, siyasi iktidarın zirvesine yerleştilirmesini talep ediyoruz. 

PARTİ ANLAYIŞIMIZ

İnsanların yanılmazlığı, putlaştırılması üzerine inşa edilmiş lider sultalarını, lider karizmalarına dayalı siyaset anlayışını reddediyoruz. Büyük Birlik Partisi, bir lider partisi değil, sürekli istişare eden, denetlenen bir kadro partisidir. Parti yönetimi halkın sözünü, düşüncesini siyasete aktarmak, halkın iradesini temsil etmekle görevlidir. 

LAİKLİK

Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyetin temel niteliklerine saygılıdır. Laiklik, din ve vicdan hürriyetinin temel kabul edildiği, tüm din ve inanç sistemlerine karşı tarafsız davranıldığı bir sistemdir. Laiklik, devletin felsefe ve din karşısındaki tarafsızlığıdır. Laiklik insanlara değil, kurumlara, yani devlete özgü bir durum olup, devlet kamu hizmeti sunarken, kanun önünde eşitlik, temel hak ve hürriyetler ilkelerini ihlal edemez. Bu anlamda herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, bir din veya inanca sahip olma veya kendi seçtiği bir inancı kabul etme özgürlüğü ile bunları kişisel olarak veya toplu bir şekilde kapalı bir yerde veya açıkça dini seremoniler, uygulamalar ve öğrenim şeklinde gerçekleştirme özgürlüğünü de içerir. 

İSLAMİYET

İslamiyet insanlara huzur, barış ve adalet getiren, fert ve millet olarak bizlere şeref ve mutluluk bahşeden yüce dinimizdir. İslamiyet’i, bize temel düsturlarımızı veren ve istikametimizi gösteren kutlu güç kaynağımız olarak idrak ediyoruz. İslamiyet’in birleştirici, bütünleştirici, huzur ve adalet getiren mesajına bugün sadece Müslümanların değil, bütün insanların ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Bu inancın yanında, İslamiyet’i temsil iddiasında değil, İslamiyet’e hizmet iddiasındayız. Bir siyasi partinin kendini müslümanların temsilcisi olarak takdim etmesini hatalı buluyoruz. Çağdaş ve demokratik değerlerle, İslamiyet’in çelişeceğini kabul etmiyoruz. 

MİLLİYETÇİLİK

Türk milletini, yüzyıllardır kader birliği etmiş, aynı inançla yoğrulmuş, aynı gayeye yönelmiş, bundan böyle de birlikte varolma iradesini serdetmiş insanlarımızın müşterek birliği olarak idrak ediyoruz. Milliyetçiliği; odak noktasında inançlarımız olmak üzere, bulunduğumuz coğrafyada yüzyıllardır birlikte yaşadığımız insanlarımızın tamamını kucaklayan, koruyan ve geliştiren bir değer hükmü, bir üst kimlik anlayışı olarak kabul ediyoruz. Irk esası üzerine oturtulmuş her türlü bölücülüğü reddediyoruz. 

BÜROKRATİK CUMHURİYET DEĞİL, DEMOKRATİK CUMHURİYET

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik bir hukuk devletidir. Demokratik devlet anlayışımız, devletin üniter ve milli devlet niteliklerini koruyarak, bürokratik anlayışın getirdiği hantal – işlemez yapıyı değiştirmektir. 

Demokratik devlet, topluma kamu hizmeti sunan devlettir. 

Bu açıdan devletin yeniden yapılandırılması bir zorunluluktur. Bu yapılandırmada devletin asli görevleri dışındaki kamu hizmetlerinin merkezi devlet dışındaki organizasyonlara devredilmesi gerekmektedir. 

HUKUK DEVLETİ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, vatandaşlarının temel hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, toplum – devlet, devlet - siyaset ilişkilerini bir hukuki çerçeve içinde ve hiçbir zaman bu hukuki çerçevenin dışına taşırmadan adaletle düzenleyen devlettir. Hukuk devletinin en temel sayılan özelliklerinden birisi de devlet içinde tüm kamusal hayat ve idarenin yargı denetimi altında olmasıdır. Çağdaş, çoğulcu, demokratik hukuk devlet düzeninde bireyler arasındaki uyuşmazlıklar kadar, yasama ve idarenin etkinliklerinin de denetlemesini mümkün kılan kurumlarla donatılması idealdir. 

HADİM DEVLET

Devlet, hükümranlık sınırları içinde yaşayan vatandaşların iradesinin cisimleştirdiği bir kurumdur. Devlet, vatandaşlarına hizmet için vardır. Devleti insanlardan bağımsız bir amaç ve tabu haline getiren her türlü anlayışı reddediyoruz. 

Devlet, anlayışımız hakim devlet değil, hadim devlet prensibine dayanmaktadır. 

SOSYAL DEVLET

Devletlerin sosyal bir karakter kazanmış olmalarından ziyade, toplumların sosyal devlete ihtiyaç duyma gerekçeleri daha önemlidir. Sanayi devriminin toplum içinde meydana getirdiği hizip ve kamplaşma, toplumun bazı kesimlerinin diğerlerine karşı korunma mecburiyetini ortaya çıkarmıştır. Devletin sosyal karakteri, toplumun bir kesiminin, toplumun tamamına egemen olması tehlikesine karşı güvence olmasıdır. Bu gerekçelerle vatandaşlarının refahından sorumlu olan sosyal devlet anlayışını savunuyoruz. Mevcut sosyal ve ekonomik yapılanma içerisinde devlet karakterinin sosyal nitelikte olmasını zorunlu görmekteyiz. Cumhuriyet tarihi boyunca izlenmiş politikaların toplumumuz üzerinde bıraktığı yaraların sarılması, sosyal devlet anlayışımızın bir gereğidir. 

SOSYAL ADALET

Sosyal kesimler arasına kin tohumlarının ekilmesinin en önemli sebeplerinden olan gelir dağılımındaki çarpıklığın düzeltilmesi, üretimin sosyal adalet ilkeleri çerçevesinde dağılımın güvence altına alınması sosyal devlet anlayışının en çarpıcı ve önemli unsurudur. Enflasyon, vergi adaletsizliği, haksız kazanç ülke ve toplum yararına olamayan kaynak transferleri ve gelir dağılımını bozan benzeri sosyal çarpıklıkları tümüyle ortadan kaldıracağız. 

MAHALLİ İDARELER

Mahalli idareler, sivil toplum kuruluşlarının en etkinlerinden biridir. Mahalli idarelere, Osmanlı Devletinin son dönemlerinden bu yana yönetim sistemi içinde yer verilmesine rağmen bu birimler, merkezi yönetimin taşradaki uzantıları olarak görülmektedir. Bu ise mahalli yönetimlerin tüzel kişilikler olarak görülmesini engellemektedir. 

Mahalli idareler, merkezi yönetimin gücünü dengeleyen kuruluşlar olarak bütün demokratik toplumların vazgeçilmez kurumlarıdır. Hem hizmetlerin etkinliği ve verimliliği açısından hem de toplumsal düzeyde katılımın ve yönetmeyi sağlama açısından, mahalli idarelerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle belediyelerin, kent halkının kendileri ile ilgili alanlarda öz haklarının ve yönetme haklarının kazanılmasında büyük önemi bulunmaktadır. Bu açıdan, bugünkü merkezi yönetim tarafından verilen mahalli mahiyetteki kamu hizmetlerinin bir çoğunun mahalli idare devredilerek, mahalli idarelerinde mali açıdan güçlendirilmesi ve yönetim sistemi içinde olması gereken noktaya çekilmesi gerekmektedir. 
Özellikle, mahalli mahiyetteki kamu hizmetlerinin belediyelere devredilmesi yolu ile hem bu kurumların, hem de Türk demokrasisinin güçlenmesi konusunda hemen harekete geçilecektir. 

İl Özel İdareleri bugünkü statüleri itibari ile verimsiz çalışan kurumlardır. Bu kurumlar üzerindeki merkezi yönetimin etkisi kırılarak, İl Özel İdareleri’nin seçimle gelen yöneticilerin yönettiği ve alanı, görevi belirli mahalli idare kurumları haline getirilmeleri bir zarurettir. Yeni görevlerine uygun personel ve gelir açısından da bu kurumların donatılması gerekmektedir. Aynı şekilde tamamen eskimiş Köy Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi ve köyün bir mahalli yönetim birimi olarak faaliyetine devam etmesi, köy maliye sisteminin meydana getirilerek uygulamaya sokulması ile sağlanacaktır. 

Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkındaki Kanun yeniden gözden geçirilecek ve özellikle büyükşehir belediyelerinin bazı yetkilerinin ilçe belediyelerine devri sağlanacaktır. Ayrıca büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasındaki görev ve gelir uyuşmazlıkları da ilçe belediyeleri lehine yeniden düzenlenecektir. 

Anayasa’da yeralan mahalli yönetim yöneticilerinin görevden alınabilmesi ile ilgili hüküm değiştirilmesi ve mahalli yönetimlerin muhtariyetlerinin sağlanması konusunda çalışmalar yapılacaktır. Bunun için idari vesayetin kaldırılarak, sadece koordinasyon amacıyla kullanılması temin edilecektir. 

 

Sonraki Sayfa



(24 AĞUSTOS 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.