Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
2533 SAYILI YASA
3821 SAYILI YASA
CHP KURULTAYLARI
PARTİLER VE PROGRAMLARI

CUMHURİYET HALK PARTİSİ
1994
Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından 9 Eylül 1923'de kuruldu. 12 Eylül döneminde 16 Ekim 1981 tarih ve 2533 sayılı "Partilerin Feshine" ilişkin yasa ile kapatıldı. CHP, "12 Eylül döneminde kapatılan siyasi partilerin yeniden açılmasına ilişkin" 19 Haziran 1992 tarih ve 3821 sayılı yasanın ardından, 9 Eylül 1992'de tekrar açıldı.

CHP'nin bu programı, 1994 yılında yürürlüğe girdi.
 

 
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Programı'nın "Sunuş" ve "Giriş" bölümleri şöyle:

YENİ HEDEFLER YENİ TÜRKİYE

Modern Türkiye'de değişimin gücü CHP

Sunuş

CHP'nin son programının hazırlandığı tarihten günümüze 17 yıl geçti. Bu dönem içinde yaşanan olaylar, dünyada ve ülkemizde yeni bir siyasal çerçevenin oluşmasına yol açmıştır. Bloklaşmanın çözülmesi, yeni bütünleşme arayışlarının henüz kararlılık kazanamaması, olumlu olumsuz her türlü değişime ve gelişmeye açık akışkan bir uluslararası ortam yaratmıştır. 80'li yılların köktenci-sağ kavramların etkisi altında biçimlenen politikaları, bugün yaygın işsizlik, artan sosyal sorunlar, yolsuzluklar karşısında artık tıkanmıştır. Ülkemiz ise bu dönemde uzun ve ağır bir demokrasi kesintisini yaşamak zorunda kaldı. Anayasa, TBMM, siyasal partiler, sendikalar ortadan kaldırıldı. Toplumu siyaset dışında ve denetim altında tutmayı amaçlayan yeni hukuksal ve kurumsal düzenlemeler getirildi. Ekonominin dışa açılması ve rasyonelleştirmesi adına, sosyal düşünceler ve sanayileşme politikaları bir yana itildi. Bugün Türkiye mali dengeleri kaybetmiş, sanayileşmesi duraklamış, gelir dağılımı çarpıklaşmış, bölgeler arası dengesizliği uçuruma dönüşmüş, işsizlik, yolsuzluk, terör kuşatması altında bir ülke görünümündedir. Bu tablo, emeği, üretimi, sosyal adaleti, dayanışmayı, insan haklarını, demokrasiyi, laikliği, bireyi, girişimi, bilgiyi ve kültürü temel alan bir siyasal programın, yeni bir siyaset anlayışının, yeni politikaların geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni programı bu bekleyişi karşılama amacına dönük bir girişimdir. Demokratik Solun - Sosyal Demokrasinin evrensel değerlerini Türkiye gerçekleriyle bütünleyen, demokrasi ile kalkınmayı, büyüme ile paylaşmayı, özgürlük ile eşitliği, emek ile girişimi, dinsel inanç ile laikliği, birey ile toplumu uzlaştıran bir bakış açısı programın çıkış noktası olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi bu programı, ulusal bağımsızlık savaşımıza, Atatürk devrimlerine ve demokrasiye geçişe öncülük yapan ana düşüncelerin temelleri üzerinde oluşturmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu programı Türkiye'nin tarihsel sürekliliği ile değişim özlemini, gelenek ile yenileşme arayışını, geçmiş ile geleceği bütünleştirip yansıtmaktadır. Bütün bu yönleri ile bu bir demokratikleşme programıdır, toplumsal barış programdır, ulusal bütünlük programıdır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin çağı aşma mücadelesine sürekli öncülük yapmış olmanın onuru ve sorumluluk duygusu ile bu programı halkımızın değerlendirmesine sunmaktadır.
 

Deniz BAYKAL

I- GİRİŞ

İDEOLOJİK ÖZÜMÜZ VE TEMEL TERCİHLERİMİZ

Cumhuriyet Halk Partisi, kökleri tarihimizde ve milli mücadelemizde olan, Atatürk'ün öncülüğünde Cumhuriyeti gerçekleştiren, çağdaş Türkiye'nin temellerini kuran, demokrasi sürecini başlatan, 1960'larda demokratik sol bir içerik ve sosyal demokrat özellikler kazanan bir büyük yenileştirme hareketinin temsilcisidir.

CHP, Türkiye gerçeklerinde biçimlenmiş, evrensel geçerliği olan işlevlerin ve iddiaların taşıyıcısıdır.

CHP, belirli bir tarih kesitinde emperyalizme, kurulu düzene, eşitsizliğe, gericiliğe, imtiyazlara başkaldırının ifadesidir. CHP, bu zaman kesitinin gerçeklerinde Türkiye'yi yenileştirmek ve çağı aşmak programının ve iddiasının sahibidir. Bu özellikleriyle, CHP, hem bağımsızlık yolunda, hem de yenileşmek yönünde mazlum milletlere tarihsel bir örnek yaratmıştır. CHP, doğuşundaki bu nitelikleri bugün de sürdürmektedir.

CHP, çağdaş, evrensel ilkeleri ve devrimleri ile, bağımsızlığı, kalkınmayı ve çağı amaçlayan genç Türkiye Cumhuriyeti'nin öncüsü olmuştur. CHP, sosyal adalet ve refah arayışındaki günümüz Türkiye'sinin umududur.

TARİHTE VARIZ, GELECEKTE DE VAR OLACAĞIZ

Türkiye'nin onurlu geçmişinde Cumhuriyet Halk Partisi vardır. Türkiye'nin onurlu geleceğinde de Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır.

Solun evrensel değer yargılarından, doğrularından ve geleneğinden; Türkiye'nin tarihsel yenileşme özlemlerinden; milli mücadele geçmişimizden; CHP'nin onurlu deneyiminden, tarihe iz bırakmış, geleceğe yol döşemiş ilkelerinden; cumhuriyet ve demokrasi dönüşümlerinden; halkın özgürlükçü ve eşitlikçi taleplerinden; sol ve demokrat birikimlerden; inanç dünyamızdaki adalet ve dayanışma anlayışlarından hareketle, sosyal demokrasinin temel ilkelerini teorisini ve pratiğini Türkiye'nin gerçekleriyle bütünleştirerek, Türkiye insanının özlemlerini ve ihtiyaçlarını bu doğrultuda yanıtlayarak, her şeyin en güzel olanını, en yeni ve çağdaş olanını ona sunmak için, CHP 9 Eylülde 1992'de yeniden doğdu.

"Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilmiş bir lideri kurduğu parti kimliğiyle, Türkiye'yi dünyada etkin ve saygın bir konuma ulaştırmak için CHP vardır.

Anayasayı, yasakların tarifi olmaktan çıkartmak, onu bir özgürlük belgesine dönüştürmek, demokrasiyi bütün özellikleri ve güzellikleriyle gerçekleştirmek, demokrasinin kesintilere uğramasını önlemek, 12 Eylül ve benzerlerini sorgulamak ve tarihe terk etmek için, CHP vardır.

DEVLETTE, TOPLUMDA, SİYASETTE DEVRİM MİSYONU

Cumhuriyet Halk Partisi, tüm topluma refah götürmeyi amaçlarken, özgürlük ve eşitlik ideallerinin bütünlüğünde, sosyal demokrat anlayışların zemininde, geleceğin barışçı ve üretken Türkiye'sini yeniden kuracaktır.

CHP; kendisiyle barışık bir Türkiye'yi akılcı, verimli, büyüyen; emek öncelikli bir Türkiye'yi; yenileşmiş, feodalizmden arındırılmış, kişilikli bir Türkiye'yi; yeşil bir dünyada temiz bir Türkiye'yi; gençliği özgür, kadını ve erkeği eşit bir Türkiye'yi; hoşgörünün varolduğu bir Türkiye'yi amaçlamaktadır.

CHP; devlette, siyasette ve toplumda devrim yapmanın işlevini, tarihteki yerinin ona tanıdığı kutsal misyonu taşımaktadır. Geçmişimizdeki kazanımlara, güzelliklere, gerçekleştirdiğimiz başarılara ve bize öncülük yapmış insanlarımızın tümüne onurla sahip çıkarken, geleceğe dönük yeni bir ivmeyi yakalamak için, 9 Eylülde yeniden doğduk.

Toplum ve birey hızla gelişirken, yönetenler toplumun ve bireyin hızına yetişemiyor, özlemini ve gereksinimlerini karşılayamıyor. CHP, bu çelişkiyi halkla beraber çözmenin iddiasıdır.

SOSYAL DEMOKRASİNİN ÇAĞI BAŞLIYOR

Yirminci yüzyılın son kesiti, sosyal demokratların tarih önündeki haklılığını ve ideolojik üstünlüğünü kanıtladı. Sosyal demokrasi, eşitlik ve özgürlük ideallerinin bütünlüğü ve bölünmezliğidir; bu ideallerin birlikte takibidir. Dünyada gelişen ve benimsenen, doğruluğu ve haklılığı sağa karşı ve solun içinde kanıtlanan, inancımızdır. 21. yüzyılın eşiğindeki dünyada, bu ideoloji artık Batı Avrupa ile sınırlı değildir. Şimdi çok daha geniş bir coğrafya kesintinde sosyal demokrasinin etkinliği gelişiyor.

Sosyal demokrasi son tahlilde, imtiyazları, fırsatları, kültür ve eğitimi, zenginlikleri ve mutluluğu en geniş kitlelere yaymanın ve ulaştırmanın iddiasıdır; sürekli bir adalet arayışıdır. Sosyal demokrasinin ve sol bir parti olarak CHP'nin tercihi, toplumun tümüne esenlik getirmeyi amaçlarken, öncelikle büyük kitlelerin, geniş tanımıyla emek kesimlerinin yararını savunmaktır; öncelikle onların temsilcisi olabilmektir.

Bu yaklaşım, elbette, toplumdaki başka ayrışım ölçüleri çevresinde daha geniş beraberlikler kurmaya engel değildir. Yenileşme ve çağdaşlaşma özlemi yüksek kesimler, çevre koruması, kadın hakları gibi duyarlılıkları en önde tutanlarda CHP'yi daima yanlarında bulacaktır. Sosyal demokrasi, emek ile sermaye arasında taraflardan birini karşısına alarak ona haksızlık yapan, adaletsiz davranın bir karşıtlığın ifadesi değildir; kendi işlevini toplumun sadece bir kesitini gözetmekle sınırlı tutan bir siyaset değildir. Ama sosyal demokrasi ve CHP, temel tercih olarak, açık ve net olarak, emeğin tarafıdır.

YENİLEŞMENİN VE SAĞLIKLI DEĞİŞİMİN GELENEĞİ

Cumhuriyet Halk Partisi'nin amacı, barışçı, kendi içinde ve demokrasi üzerinde uzlaşabilmiş, adaletli bir toplum oluşturmaktır. CHP'nin hedefi, hızla gelişen, dünyaya açılan verimlilik ve akılcılık doğrultusunda büyüyen ekonomisiyle, toplumun refahını arttırmak; bireyin gelişmesini engellerinden kurtarmaktır. CHP, yenileşmenin ve sağlıklı değişimin geleneğidir; CHP'nin yenilik kavramı, CHP'nin sol ve demokratik özellikleri, ilkeleri doğrultusunda kendini yenilemesidir; büyük ideallerine ulaşmak için en yeni, çağdaş, etkin yöntemleri akılcılığın, verimliliğin ölçülerini kullanabilmesidir. CHP'deki yenileşmenin amacı, Türkiye'yi yenileştirmektir. "Eşitlik, özgürlük, çağı paylaşmak, demokrasinin sürekli gelişimi, ülkenin ve toplumun bütünlüğü, ekonomik büyüme, dürüst kamu yönetimi, katılım, kişilikli dış politika, laik devlet, çoğulculuk" gibi temel tercihler çerçevesinde Türkiye'yi yenileştirmektir.

CHP olarak, bizim topluma ve Türkiye'nin tüm çağdaş ve sol birikimlerine, demokrat birikimlerine önerdiğimiz hedef ve yöntem budur.

a) TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE CHP TARİHİ ORTAKTIR

CHP, bağımsızlık mücadelesini yürüten Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin devamı olarak, Atatürk tarafından 9 Eylül 1923'de kuruldu. CHP, kökleri toplumumuzun tarihinde ve ulusal kurtuluş savaşımızda olan partidir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti ile iç içe gelişti, birlikte olgunlaştı ve toplumumuzun temel değerlerini paylaşıp geliştirerek büyüdü.

CHP, her dönemde günün koşullarının gerektirdiği yeni fikirleri benimseyerek toplumumuzda değişimin gücü oldu. Her zaman yenileşmenin ve büyük dönüşümlerin öncülüğünü üstlendi. CHP, kurucusu ve ilk genel başkanı Atatürk'ün önderliğinde saltanatı kaldırdı. Cumhuriyeti kurdu, hilafete son verdi, ulusal birliği sağladı. CHP'nin gerçekleştirdiği reformlarla çağdaş Türkiye Cumhuriyeti biçimlendi, kökleşti, gelişti.

Bu özellikleriyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi, ulusal kurtuluş mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle özdeştir.

b) DEVRİMLERİN, DEĞİŞİMİN, DEMOKRASİNİN ÖNCÜSÜ CHP

TARİH İÇİNDE DEĞİŞİM

Cumhuriyet tarihi ile özdeş oluşum süreci içinde, Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel ideolojik yaklaşımları da gelişti. 1923'te hazırlanan parti tüzüğünde, halk egemenliği, çağdaşlık ve hukuk devleti anlayışlarını içeren "Dokuz Umde" yer aldı. 1927'deki İkinci Kurultay'da "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" CHP'nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. 1935'deki Üçüncü Kurultay'da, bunlara "Devletçilik" ve "İnkılapçılık" eklenerek, ilkelerin sayısı altıya çıkarıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu ilkeleri, zaman içinde kazandıkları yeni yorumlarla ve gelişmeleriyle, CHP oluşumunun tarihsel değerlerini ve zenginliğini meydana getirdi.

CUMHURİYETÇİLİK
CHP, "Cumhuriyetçilik"; Atatürk'ün kuruluşuna öncülük ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak, geliştirmek, güçlendirmek misyonunun sahibidir. Cumhuriyetçilik, demokrasinin tarihsel önkoşulu, hazırlayıcısı olmuştur. CHP, bir ilke ve ideal beraberliği üzerinde Cumhuriyetimizi kurmuştur. Cumhuriyetin temelindeki anlayış, bu beraberliği oluşturan tüm insanların eşitliği ve bütünlüğü anlayışıdır. CHP, ulusun egemenliğini, bağımsızlığını ve cumhuriyetçiliğin temel kuralı olarak benimser ve savunur.

Cumhuriyet, tarihimizdeki en köklü dönüşümdür. Egemenliğin kaynağını ulusta bulan anlayıştır; "saltanat" kavramının yıkılması "milli iradenin" geliştirilmesidir; "tebaa"nın yerini "yurttaşın" almasıdır. Cumhuriyet, "yurttaşlık" kavramının temel öğe ve temel tanım olarak esas alınmasıdır; kültürel, dinsel tanımların sivil topluma bırakılarak, resmi ölçü olmaktan çıkmıştır.

CHP'nin "Cumhuriyetçilik" ilkesi, demokrasi bağlamındaki bir büyük uzlaşmayı da içermektedir. Türkiye kendi kendisiyle kavgalı olmaktan yorulmuştur. Barışa ihtiyacı vardır. Farklı yarar grupları, farklı kültürel, toplumsal duyarlılık kümeleri arasında yeni anlayış ve hoşgörü kanallarının açılması, insanların kendi farklılıkları içinde bütünleşmesi, CHP'nin inancıdır, iddiasıdır.

MİLLİYETÇİLİK
CHP, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm yurttaşların birliğini, bağımsızlığını, egemenliğini, güvenliğini, esenliğini ve dünyadaki saygınlığını, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü, siyasal ve ekonomik haklarını korumakla görevlidir; bu görevi tarihi boyunca onurla taşımış olmaktan kıvançlıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde gereksinim duyulan bir "uluslaşma sürecinin" işlevi olarak milliyetçilik ilkesi benimsenmiştir. CHP'nin uluslaşma anlayışı, geçmişten devralınan feodal kümelenmelerin, ırk, bölge, inanç ayrışmasına dayalı yapılanmaların tarihe bırakılmasıdır; ülkede kader ortaklığının oluşumudur; çağdaş topluma geçişin çok önemli bir aşamasıdır.

Milliyetçilik "ırka" indirgenemez; Türkiye bütününü oluşturan çok sayıdaki etnik özellik karşısında devletin yanlılığı, öncelik tercihi söz konusu olamaz. Devlet, herkesi eşit şekilde temsil ve ifade eder. CHP, milliyetçiliği, bölgecilik anlayışlarının, kavimcilik benzeri küçük bağılılıkların, kan-köken bağımlılıkların ulusal düzeyde aşılmasıdır. Ayrışma değil, bir bütünleşme hareketidir. Bu bağlamda, "milliyetçilik", farklı etnik yapılanmalar arasında bir ayrım ölçüsü değildir. Tüm ayrışmaları kapsayan, onların Türkiye'nin ulusal bütünlüğü çerçevesinde demokratik farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, farklılık içinde bütünleşmeyi öngören, bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı bir anlayıştır.

CHP'nin milliyetçilik anlayışı, hangi kökenden gelirse gelsin, hangi dil konuşursa konuşsun ve hangi inancı paylaşırsa paylaşsın, kimsenin "azınlık" konumuna indirgenemeyeceğidir; herkesin ülkenin asli sahibi olduğudur. CHP, başka ülkelerde yaşayan yurttaşlar ve Türk topluluklarına eşit davranılmasını, ana dillerini ve kültürlerini yaşatıp geliştirme olanağı sağlanmasını özenle gözetir.

HALKÇILIK
CHP'nin "Halkçılığı" öncelikle kitlelerin emeğiyle ve alın teriyle üreten, değer yaratanların önde tutulmasıdır. Siyasal meşruiyetin temelini halkla bulabilmektir. CHP'nin halkçılığı, ahlâki ve siyasi bir öncelik tercihidir. CHP, ekonomik ve siyasal imtiyaz odaklarının dışındakileri öncelikle temsil eden, imtiyazların kaldırılmasını amaçlayan partidir. CHP'nin amacı, sade ve sıradan yurttaşa öncelikle hizmet götürmektir; ona fırsat yaratmak, önüne ufuk açmaktır. CHP siyasetinin özü budur.

Bu özellikleriyle, "Halkçılık", CHP'nin tarih sürecinde geliştirdiği sol kimliğin de kaynakları arasındadır. CHP'nin temel bir inancı, temel bir yaklaşımı olan halkçılık, gereğinde bireyselliği aşarak bütünselliğe erişmektir; memleket içi özveride bulunmaktır; yurtseverliği özümsemektir.

CHP'nin halkçılık anlayışı, halkı muhtaç kabul edip, ona bağışlar lütfetmeyi esas alan bir popülizmin ifadesi değildir. Halkın kısa vadede duymak istediğini söylemek değildir. Hakçılığın gereği, sorumluluktur; sosyal demokrat değerleri, akılcılıkla, üretkenlikle bütünleştirmektir. CHP, halkçılık ilkesinin ışığında, kimsenin kimseyi ezemeyeceği, sömüremeyeceği, herkesin yaşamı boyunca geçimi ve sağlığı bakımından güvenlik içinde olacağı, çalışma ve eğitim fırsatlarından eşitlikle yararlanabileceği insanca ve hakça bir düzen kurmayı amaçlar.

DEVLETÇİLİK
Devlet, özel yararlarla toplumsal yararlar arasındaki dengenin sağlıklı oluşması için getirilmiş bir güvencedir. Bu güvence, özellikle piyasa mekanizmalarının özel çıkarlar için çarpıtılmasını önlemek, tekellerin oluşturulmasını, üretici ve tüketici haklarının çiğnenmesini engellemek açısından gereklidir ve etkilidir.

Toplumun büyük tercihlerinin belirlenmesinde, uzun vadeli ekonomik stratejilerin oluşmasında devletin öncelikli görevi vardır. Aynı şekilde, ekonomisi geri kalmış yörelerin geliştirilmesi ve bölgesel farklılaşmaların giderilmesi öncelikle devletin sorumluluğudur.

Ulusal bağımsızlığın ve egemenliğin sağlam siyasal ve ekonomik temellere dayanması; kişinin özgürlüğü güvenliği ve yaşam koşullarının iyiliği; yurttaş eşitliğinin korunması; toplumun esenliği ve uyumu; gelişmenin sürekliliği, hızı ve halkçılığı; tüm üretim araçlarının ve mülkiyetin toplum yararına ve emeğin üstünlüğü ve gelişmenin bütünlüğü kurallarına uygun biçimde değerlendirilmesi, devletin gözetmesi gereken temel ölçülerdir.

CHP, devletin işleyişinde katılımcılığı öngörür; yönetenle yönetilen karşılığının giderilmesini amaçlar. CHP, merkeziyetçiliği ve israfı azaltacak, etkinliği ve verimliliği arttıracak şekilde, devletin "yerinden yönetim" anlayışına dönük olarak yeniden yapılanmasını savunur. CHP'nin devlet anlayışında, yurttaş devlet için değil, devlet yurttaş için vardır. Bu özellikleriyle, devlet, toplum ve yurttaş yararına etkin önlem alabilmenin yetkisine ve olanağına sahip olmalıdır. CHP, üyesi olduğu belirli bir alanda toplumun yararı doğrultusunda Sosyalist Enternasyonalin ilkeleri doğrultusunda, belirli bir alanda toplumun yararı varsa, sosyalleştirmeyi veya özelleştirmeyi öngörebilir.

LAİKLİK
Bütün inançlar, devlet önünde eşittir. CHP, devleti dinsel inançlara karıştırmaz^dinsel inançların da devlet işlerine karışmasına kesinlikle izin vermez. İnanç ve ibadet özgürlüğünü, kişinin kutsal ve dokunulmaz hakkı sayar. dinin baskı unsuru olmasını da, din duygusunun ve dinsel inançların baskı altına alınmasına da karşıdır. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır.

Laiklik, Cumhuriyetin ve demokrasinin, ulusal bütünlüğün ve iç barışın temel taşıdır. Laiklik, toplumdaki farklı inançların barış içinde birlikte yaşama yöntemidir. Laiklik, inananların, farklı inananların, farklı düşünenlerin kendi tercihlerinin ortak güvencesidir. Laikliğin temel özelliği, toplumun bütünlüğüne katkı yapmasıdır; barışı ve karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü kurumsallaştırmasıdır. Laik devlet, din-inanç-düşünce özgürlüklerinde farklılaşanlar arasında bir taraf değildir; ortak güvencenin düzenleyicisidir.

Çağdaşlığın, bilimselliğin ve demokrasinin temel taşı laikliktir. Laiklik korunmadan demokrasi yaşatılamaz. Eğitim laikleşmeden, yeniliğe ve değişime açık çağdaş bir toplum ve devlet yapısı oluşturulamaz. CHP, dinin istismarını başta eğitim olmak üzere her alanda önlemekte kararlıdır. Laikliğin uzun vadedeki gereği, inanç dünyasının sivil topluma devredilmesidir.

Laikliğe karşı uluslararası bir stratejinin Türkiye'ye yönelik saldırıları karşısında, laiklik, CHP'nin özel bir duyarlıkla savunduğu ilkedir. İnanç dünyasını, eğitimi ve siyaseti bu tür saldırılardan korumak CHP'nin öncelikli görevidir. Laiklik, Türkiye'de laikliğin kurucusu olan CHP'nin öncelikli sorumluluğudur.

DEVRİMCİLİK
CHP, dönemler boyunca gelişen ve olgunlaşan bir yenileşmedir; süreklilik içinde değişimdir; sonsuz bir adalet arayışıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında tanımıyla, CHP'nin devrimciliği, "...ulusumuzu son yıllarda geri bırakmış kurumların yıkılarak, yerlerine, ulusumuzun, çağdaş uygarlık doğrultusunda ilerlemesini sağlayacak kurumların getirilmesidir".

CHP'nin devrimcilik anlayışı, çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri kavrayıp benimsemektir. Toplumun, kuralları ve kendini sorgulayarak, daha iyiye, daha doğruya ve daha güzele ulaşmanın yollarını açmasıdır. Yenileşmenin ve değişimin araçlarını oluşturması, yöntemlerini düzenlemesidir. CHP, halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak, demokratik hukuk devleti kurallarına ve barışçı yöntemler bağlı kalarak devrimciliği sürdürür.

CHP, toplumsal ve ekonomik düzen ile devlet yapısında çağın, gelişmenin, insanca ve hakça yaşamanın gereği olan değişimlerin öncüsüdür. CHP, halkın ekonomik ve siyasal gücünü arttırıcı, yönetim yetkisini ve sorumluluğunu geliştirici kurumsal düzenlemelerin tarih boyutundaki sahibidir. CHP, tarihsel temelleri üzerinde ve sosyal demokrat kimliği doğrultusunda, sürekli bir yenileşmenin takipçisidir. CHP geleneğinin özelliği budur. "Süreklilik içinde değişim" ve "kendi özünün doğrultusundaki yenileşme", CHP'nin gücü, ayrıcalığı, üstünlüğü olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir.

Demokratikleşmenin evrensel sürecinde ve belirli özelliklerin, coğrafyaların, çıkarların kesiştiği bölgemizin kendine özgü tarihsel oluşumunda, CHP, özgürlük ve eşitlik sentezinin yolunu açan çağdaş ve evrensel ilkelerin, devrimlerin sahibi ve izleyicisidir.

c) CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN 1976 PROGRAMI

Değişimin ve yenileşmenin öncüsü CHP, 1950'de gerçekleştirdiği "demokrasi devrimi"nden sonra, baş gösteren yozlaştırıcı gelişmelere karşı demokrasiyi savunmak, kurumsallaştırmak, geliştirmek ve ona sosyal bir içerik kazandırmak işlevini üstlendi. CHP'nin bu dönemindeki demokrasi anlayışı ve mücadelesi, 1959'da "XI. Kurultay"ın kabul ettiği "İlk hedefler Beyannamesi" ile somut önerilere dönüştü.

"İlk Hedefler Beyannamesi" ile ortaya konulan demokrasi önerileri kısa sürede toplum tarafından benimsendi; 1961 Anayasası büyük ölçüde bu önerilere dayandırıldı. 1961 Anayasası ile, Türkiye, demokrasiye daha elverişli bir ortama kavuşarak, daha özgürlükçü bir geleceğe yönelme olanağına kavuştu.

CHP, 1960'ların hareketli düşünce ortamında köklü bir sorgulama ve arayış sürecini başlatmıştı. Partinin geleneksel tezleri tartışılıyor, solun evrensel doğrularıyla, Türkiye gerçeklerinin birleşmesine çalışılıyordu. 1965 seçimine girerken, parti "Ortanın Solunda" yer aldığını belirtmekteydi. Seçim sonrasında yaygın bir ideolojik ve siyasal tartışma ortamı oluştu. Sola açılan CHP, yeni bir söylem geliştirmekteydi. Gösterdiği yeni hedefler ve kullandığı yeni sloganlar toplumda güçlü değişim rüzgârları estiriyordu. CHP kendini "halkın partisi", "düzenin değil, değişimin partisi" olarak nitelerken, "demokratik sol" tanımını benimsemekteydi.

Yeni Program, bir yandan CHP'nin tarihsel geleneğini ve temellerini oluşturan "Altı Oku" bazı yeni yorumlarla geliştirmekteydi. Öte yandan da, Sosyalist Enternasyonel'e üyelik kararı doğrultusunda, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini "Altı Kural"" olarak benimseyerek, geleceği dönük tezlerini öncelikle aşağıdaki ilkelerden başlatmaktaydı;

Cumhuriyet Halk Partisi, "ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, DAYANIŞMA, EMEĞİN ÜSTÜNLÜĞÜ, GELİŞMENİN BÜTÜNLÜĞÜ, HALKIN KENDİNİ YÖNETMESİ kurallarına dayanır." (CHP Programı, 1976)

CHP, kendi özü ve çağın gereksinimleri doğrultusunda oluşturduğu sosyal demokrat özelliklerini geliştirerek, Türkiye'yi 2000 yıllara hazırlamak amacındaydı. CHP'nin tarih ve Türkiye önünde üstlendiği bu büyük hedefe ulaşmasına, 12 Eylül 1980 darbesi engel oldu. Daha doğrusu, ancak belirli bir süre, 9 Eylül 1992'ye kadar engel olabildi.
 

Sonraki Sayfa



(15 EYLÜL 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.