| Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Programı'nın "Sunuş" ve "Giriş" bölümleri şöyle:
YENİ HEDEFLER YENİ TÜRKİYE
Modern Türkiye'de değişimin gücü CHP
Sunuş
CHP'nin son programının hazırlandığı tarihten günümüze 17 yıl geçti.
Bu dönem içinde yaşanan olaylar, dünyada ve ülkemizde yeni bir siyasal
çerçevenin oluşmasına yol açmıştır. Bloklaşmanın çözülmesi, yeni bütünleşme
arayışlarının henüz kararlılık kazanamaması, olumlu olumsuz her türlü değişime
ve gelişmeye açık akışkan bir uluslararası ortam yaratmıştır. 80'li yılların
köktenci-sağ kavramların etkisi altında biçimlenen politikaları, bugün
yaygın işsizlik, artan sosyal sorunlar, yolsuzluklar karşısında artık tıkanmıştır.
Ülkemiz ise bu dönemde uzun ve ağır bir demokrasi kesintisini yaşamak zorunda
kaldı. Anayasa, TBMM, siyasal partiler, sendikalar ortadan kaldırıldı.
Toplumu siyaset dışında ve denetim altında tutmayı amaçlayan yeni hukuksal
ve kurumsal düzenlemeler getirildi. Ekonominin dışa açılması ve rasyonelleştirmesi
adına, sosyal düşünceler ve sanayileşme politikaları bir yana itildi. Bugün
Türkiye mali dengeleri kaybetmiş, sanayileşmesi duraklamış, gelir dağılımı
çarpıklaşmış, bölgeler arası dengesizliği uçuruma dönüşmüş, işsizlik, yolsuzluk,
terör kuşatması altında bir ülke görünümündedir. Bu tablo, emeği, üretimi,
sosyal adaleti, dayanışmayı, insan haklarını, demokrasiyi, laikliği, bireyi,
girişimi, bilgiyi ve kültürü temel alan bir siyasal programın, yeni bir
siyaset anlayışının, yeni politikaların geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni programı bu bekleyişi karşılama amacına
dönük bir girişimdir. Demokratik Solun - Sosyal Demokrasinin evrensel değerlerini
Türkiye gerçekleriyle bütünleyen, demokrasi ile kalkınmayı, büyüme ile
paylaşmayı, özgürlük ile eşitliği, emek ile girişimi, dinsel inanç ile
laikliği, birey ile toplumu uzlaştıran bir bakış açısı programın çıkış
noktası olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi bu programı, ulusal bağımsızlık
savaşımıza, Atatürk devrimlerine ve demokrasiye geçişe öncülük yapan ana
düşüncelerin temelleri üzerinde oluşturmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin
bu programı Türkiye'nin tarihsel sürekliliği ile değişim özlemini, gelenek
ile yenileşme arayışını, geçmiş ile geleceği bütünleştirip yansıtmaktadır.
Bütün bu yönleri ile bu bir demokratikleşme programıdır, toplumsal barış
programdır, ulusal bütünlük programıdır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin
çağı aşma mücadelesine sürekli öncülük yapmış olmanın onuru ve sorumluluk
duygusu ile bu programı halkımızın değerlendirmesine sunmaktadır.
Deniz BAYKAL
I- GİRİŞ
İDEOLOJİK ÖZÜMÜZ VE TEMEL TERCİHLERİMİZ
Cumhuriyet Halk Partisi, kökleri tarihimizde ve milli mücadelemizde
olan, Atatürk'ün öncülüğünde Cumhuriyeti gerçekleştiren, çağdaş Türkiye'nin
temellerini kuran, demokrasi sürecini başlatan, 1960'larda demokratik sol
bir içerik ve sosyal demokrat özellikler kazanan bir büyük yenileştirme
hareketinin temsilcisidir.
CHP, Türkiye gerçeklerinde biçimlenmiş, evrensel geçerliği olan işlevlerin
ve iddiaların taşıyıcısıdır.
CHP, belirli bir tarih kesitinde emperyalizme, kurulu düzene, eşitsizliğe,
gericiliğe, imtiyazlara başkaldırının ifadesidir. CHP, bu zaman kesitinin
gerçeklerinde Türkiye'yi yenileştirmek ve çağı aşmak programının ve iddiasının
sahibidir. Bu özellikleriyle, CHP, hem bağımsızlık yolunda, hem de yenileşmek
yönünde mazlum milletlere tarihsel bir örnek yaratmıştır. CHP, doğuşundaki
bu nitelikleri bugün de sürdürmektedir.
CHP, çağdaş, evrensel ilkeleri ve devrimleri ile, bağımsızlığı, kalkınmayı
ve çağı amaçlayan genç Türkiye Cumhuriyeti'nin öncüsü olmuştur. CHP, sosyal
adalet ve refah arayışındaki günümüz Türkiye'sinin umududur.
TARİHTE VARIZ, GELECEKTE DE VAR OLACAĞIZ
Türkiye'nin onurlu geçmişinde Cumhuriyet Halk Partisi vardır. Türkiye'nin
onurlu geleceğinde de Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır.
Solun evrensel değer yargılarından, doğrularından ve geleneğinden; Türkiye'nin
tarihsel yenileşme özlemlerinden; milli mücadele geçmişimizden; CHP'nin
onurlu deneyiminden, tarihe iz bırakmış, geleceğe yol döşemiş ilkelerinden;
cumhuriyet ve demokrasi dönüşümlerinden; halkın özgürlükçü ve eşitlikçi
taleplerinden; sol ve demokrat birikimlerden; inanç dünyamızdaki adalet
ve dayanışma anlayışlarından hareketle, sosyal demokrasinin temel ilkelerini
teorisini ve pratiğini Türkiye'nin gerçekleriyle bütünleştirerek, Türkiye
insanının özlemlerini ve ihtiyaçlarını bu doğrultuda yanıtlayarak, her
şeyin en güzel olanını, en yeni ve çağdaş olanını ona sunmak için, CHP
9 Eylülde 1992'de yeniden doğdu.
"Bağımsızlık benim karakterimdir" diyebilmiş bir lideri kurduğu parti
kimliğiyle, Türkiye'yi dünyada etkin ve saygın bir konuma ulaştırmak için
CHP vardır.
Anayasayı, yasakların tarifi olmaktan çıkartmak, onu bir özgürlük belgesine
dönüştürmek, demokrasiyi bütün özellikleri ve güzellikleriyle gerçekleştirmek,
demokrasinin kesintilere uğramasını önlemek, 12 Eylül ve benzerlerini sorgulamak
ve tarihe terk etmek için, CHP vardır.
DEVLETTE, TOPLUMDA, SİYASETTE DEVRİM MİSYONU
Cumhuriyet Halk Partisi, tüm topluma refah götürmeyi amaçlarken, özgürlük
ve eşitlik ideallerinin bütünlüğünde, sosyal demokrat anlayışların zemininde,
geleceğin barışçı ve üretken Türkiye'sini yeniden kuracaktır.
CHP; kendisiyle barışık bir Türkiye'yi akılcı, verimli, büyüyen; emek
öncelikli bir Türkiye'yi; yenileşmiş, feodalizmden arındırılmış, kişilikli
bir Türkiye'yi; yeşil bir dünyada temiz bir Türkiye'yi; gençliği özgür,
kadını ve erkeği eşit bir Türkiye'yi; hoşgörünün varolduğu bir Türkiye'yi
amaçlamaktadır.
CHP; devlette, siyasette ve toplumda devrim yapmanın işlevini, tarihteki
yerinin ona tanıdığı kutsal misyonu taşımaktadır. Geçmişimizdeki kazanımlara,
güzelliklere, gerçekleştirdiğimiz başarılara ve bize öncülük yapmış insanlarımızın
tümüne onurla sahip çıkarken, geleceğe dönük yeni bir ivmeyi yakalamak
için, 9 Eylülde yeniden doğduk.
Toplum ve birey hızla gelişirken, yönetenler toplumun ve bireyin hızına
yetişemiyor, özlemini ve gereksinimlerini karşılayamıyor. CHP, bu çelişkiyi
halkla beraber çözmenin iddiasıdır.
SOSYAL DEMOKRASİNİN ÇAĞI BAŞLIYOR
Yirminci yüzyılın son kesiti, sosyal demokratların tarih önündeki haklılığını
ve ideolojik üstünlüğünü kanıtladı. Sosyal demokrasi, eşitlik ve özgürlük
ideallerinin bütünlüğü ve bölünmezliğidir; bu ideallerin birlikte takibidir.
Dünyada gelişen ve benimsenen, doğruluğu ve haklılığı sağa karşı ve solun
içinde kanıtlanan, inancımızdır. 21. yüzyılın eşiğindeki dünyada, bu ideoloji
artık Batı Avrupa ile sınırlı değildir. Şimdi çok daha geniş bir coğrafya
kesintinde sosyal demokrasinin etkinliği gelişiyor.
Sosyal demokrasi son tahlilde, imtiyazları, fırsatları, kültür ve eğitimi,
zenginlikleri ve mutluluğu en geniş kitlelere yaymanın ve ulaştırmanın
iddiasıdır; sürekli bir adalet arayışıdır. Sosyal demokrasinin ve sol bir
parti olarak CHP'nin tercihi, toplumun tümüne esenlik getirmeyi amaçlarken,
öncelikle büyük kitlelerin, geniş tanımıyla emek kesimlerinin yararını
savunmaktır; öncelikle onların temsilcisi olabilmektir.
Bu yaklaşım, elbette, toplumdaki başka ayrışım ölçüleri çevresinde daha
geniş beraberlikler kurmaya engel değildir. Yenileşme ve çağdaşlaşma özlemi
yüksek kesimler, çevre koruması, kadın hakları gibi duyarlılıkları en önde
tutanlarda CHP'yi daima yanlarında bulacaktır. Sosyal demokrasi, emek ile
sermaye arasında taraflardan birini karşısına alarak ona haksızlık yapan,
adaletsiz davranın bir karşıtlığın ifadesi değildir; kendi işlevini toplumun
sadece bir kesitini gözetmekle sınırlı tutan bir siyaset değildir. Ama
sosyal demokrasi ve CHP, temel tercih olarak, açık ve net olarak, emeğin
tarafıdır.
YENİLEŞMENİN VE SAĞLIKLI DEĞİŞİMİN GELENEĞİ
Cumhuriyet Halk Partisi'nin amacı, barışçı, kendi içinde ve demokrasi
üzerinde uzlaşabilmiş, adaletli bir toplum oluşturmaktır. CHP'nin hedefi,
hızla gelişen, dünyaya açılan verimlilik ve akılcılık doğrultusunda büyüyen
ekonomisiyle, toplumun refahını arttırmak; bireyin gelişmesini engellerinden
kurtarmaktır. CHP, yenileşmenin ve sağlıklı değişimin geleneğidir; CHP'nin
yenilik kavramı, CHP'nin sol ve demokratik özellikleri, ilkeleri doğrultusunda
kendini yenilemesidir; büyük ideallerine ulaşmak için en yeni, çağdaş,
etkin yöntemleri akılcılığın, verimliliğin ölçülerini kullanabilmesidir.
CHP'deki yenileşmenin amacı, Türkiye'yi yenileştirmektir. "Eşitlik, özgürlük,
çağı paylaşmak, demokrasinin sürekli gelişimi, ülkenin ve toplumun bütünlüğü,
ekonomik büyüme, dürüst kamu yönetimi, katılım, kişilikli dış politika,
laik devlet, çoğulculuk" gibi temel tercihler çerçevesinde Türkiye'yi yenileştirmektir.
CHP olarak, bizim topluma ve Türkiye'nin tüm çağdaş ve sol birikimlerine,
demokrat birikimlerine önerdiğimiz hedef ve yöntem budur.
a) TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE CHP TARİHİ ORTAKTIR
CHP, bağımsızlık mücadelesini yürüten Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti'nin devamı olarak, Atatürk tarafından 9 Eylül 1923'de kuruldu.
CHP, kökleri toplumumuzun tarihinde ve ulusal kurtuluş savaşımızda olan
partidir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti ile iç içe gelişti, birlikte olgunlaştı
ve toplumumuzun temel değerlerini paylaşıp geliştirerek büyüdü.
CHP, her dönemde günün koşullarının gerektirdiği yeni fikirleri benimseyerek
toplumumuzda değişimin gücü oldu. Her zaman yenileşmenin ve büyük dönüşümlerin
öncülüğünü üstlendi. CHP, kurucusu ve ilk genel başkanı Atatürk'ün önderliğinde
saltanatı kaldırdı. Cumhuriyeti kurdu, hilafete son verdi, ulusal birliği
sağladı. CHP'nin gerçekleştirdiği reformlarla çağdaş Türkiye Cumhuriyeti
biçimlendi, kökleşti, gelişti.
Bu özellikleriyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi, ulusal kurtuluş
mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle özdeştir.
b) DEVRİMLERİN, DEĞİŞİMİN, DEMOKRASİNİN ÖNCÜSÜ CHP
TARİH İÇİNDE DEĞİŞİM
Cumhuriyet tarihi ile özdeş oluşum süreci içinde, Cumhuriyet Halk Partisi'nin
temel ideolojik yaklaşımları da gelişti. 1923'te hazırlanan parti tüzüğünde,
halk egemenliği, çağdaşlık ve hukuk devleti anlayışlarını içeren "Dokuz
Umde" yer aldı. 1927'deki İkinci Kurultay'da "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık",
"Milliyetçilik", "Laiklik" CHP'nin dört temel ilkesi olarak benimsendi.
1935'deki Üçüncü Kurultay'da, bunlara "Devletçilik" ve "İnkılapçılık" eklenerek,
ilkelerin sayısı altıya çıkarıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu ilkeleri,
zaman içinde kazandıkları yeni yorumlarla ve gelişmeleriyle, CHP oluşumunun
tarihsel değerlerini ve zenginliğini meydana getirdi.
CUMHURİYETÇİLİK
CHP, "Cumhuriyetçilik"; Atatürk'ün kuruluşuna öncülük ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ni
yaşatmak, geliştirmek, güçlendirmek misyonunun sahibidir. Cumhuriyetçilik,
demokrasinin tarihsel önkoşulu, hazırlayıcısı olmuştur. CHP, bir ilke ve
ideal beraberliği üzerinde Cumhuriyetimizi kurmuştur. Cumhuriyetin temelindeki
anlayış, bu beraberliği oluşturan tüm insanların eşitliği ve bütünlüğü
anlayışıdır. CHP, ulusun egemenliğini, bağımsızlığını ve cumhuriyetçiliğin
temel kuralı olarak benimser ve savunur.
Cumhuriyet, tarihimizdeki en köklü dönüşümdür. Egemenliğin kaynağını
ulusta bulan anlayıştır; "saltanat" kavramının yıkılması "milli iradenin"
geliştirilmesidir; "tebaa"nın yerini "yurttaşın" almasıdır. Cumhuriyet,
"yurttaşlık" kavramının temel öğe ve temel tanım olarak esas alınmasıdır;
kültürel, dinsel tanımların sivil topluma bırakılarak, resmi ölçü olmaktan
çıkmıştır.
CHP'nin "Cumhuriyetçilik" ilkesi, demokrasi bağlamındaki bir büyük uzlaşmayı
da içermektedir. Türkiye kendi kendisiyle kavgalı olmaktan yorulmuştur.
Barışa ihtiyacı vardır. Farklı yarar grupları, farklı kültürel, toplumsal
duyarlılık kümeleri arasında yeni anlayış ve hoşgörü kanallarının açılması,
insanların kendi farklılıkları içinde bütünleşmesi, CHP'nin inancıdır,
iddiasıdır.
MİLLİYETÇİLİK
CHP, Türkiye Cumhuriyetini oluşturan tüm yurttaşların birliğini, bağımsızlığını,
egemenliğini, güvenliğini, esenliğini ve dünyadaki saygınlığını, Türkiye'nin
toprak bütünlüğünü, siyasal ve ekonomik haklarını korumakla görevlidir;
bu görevi tarihi boyunca onurla taşımış olmaktan kıvançlıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluş döneminde gereksinim duyulan bir "uluslaşma sürecinin" işlevi olarak
milliyetçilik ilkesi benimsenmiştir. CHP'nin uluslaşma anlayışı, geçmişten
devralınan feodal kümelenmelerin, ırk, bölge, inanç ayrışmasına dayalı
yapılanmaların tarihe bırakılmasıdır; ülkede kader ortaklığının oluşumudur;
çağdaş topluma geçişin çok önemli bir aşamasıdır.
Milliyetçilik "ırka" indirgenemez; Türkiye bütününü oluşturan çok sayıdaki
etnik özellik karşısında devletin yanlılığı, öncelik tercihi söz konusu
olamaz. Devlet, herkesi eşit şekilde temsil ve ifade eder. CHP, milliyetçiliği,
bölgecilik anlayışlarının, kavimcilik benzeri küçük bağılılıkların, kan-köken
bağımlılıkların ulusal düzeyde aşılmasıdır. Ayrışma değil, bir bütünleşme
hareketidir. Bu bağlamda, "milliyetçilik", farklı etnik yapılanmalar arasında
bir ayrım ölçüsü değildir. Tüm ayrışmaları kapsayan, onların Türkiye'nin
ulusal bütünlüğü çerçevesinde demokratik farklılaşma özgürlüğünü tanıyan,
farklılık içinde bütünleşmeyi öngören, bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı
bir anlayıştır.
CHP'nin milliyetçilik anlayışı, hangi kökenden gelirse gelsin, hangi
dil konuşursa konuşsun ve hangi inancı paylaşırsa paylaşsın, kimsenin "azınlık"
konumuna indirgenemeyeceğidir; herkesin ülkenin asli sahibi olduğudur.
CHP, başka ülkelerde yaşayan yurttaşlar ve Türk topluluklarına eşit davranılmasını,
ana dillerini ve kültürlerini yaşatıp geliştirme olanağı sağlanmasını özenle
gözetir.
HALKÇILIK
CHP'nin "Halkçılığı" öncelikle kitlelerin emeğiyle ve alın teriyle üreten,
değer yaratanların önde tutulmasıdır. Siyasal meşruiyetin temelini halkla
bulabilmektir. CHP'nin halkçılığı, ahlâki ve siyasi bir öncelik tercihidir.
CHP, ekonomik ve siyasal imtiyaz odaklarının dışındakileri öncelikle temsil
eden, imtiyazların kaldırılmasını amaçlayan partidir. CHP'nin amacı, sade
ve sıradan yurttaşa öncelikle hizmet götürmektir; ona fırsat yaratmak,
önüne ufuk açmaktır. CHP siyasetinin özü budur.
Bu özellikleriyle, "Halkçılık", CHP'nin tarih sürecinde geliştirdiği
sol kimliğin de kaynakları arasındadır. CHP'nin temel bir inancı, temel
bir yaklaşımı olan halkçılık, gereğinde bireyselliği aşarak bütünselliğe
erişmektir; memleket içi özveride bulunmaktır; yurtseverliği özümsemektir.
CHP'nin halkçılık anlayışı, halkı muhtaç kabul edip, ona bağışlar lütfetmeyi
esas alan bir popülizmin ifadesi değildir. Halkın kısa vadede duymak istediğini
söylemek değildir. Hakçılığın gereği, sorumluluktur; sosyal demokrat değerleri,
akılcılıkla, üretkenlikle bütünleştirmektir. CHP, halkçılık ilkesinin ışığında,
kimsenin kimseyi ezemeyeceği, sömüremeyeceği, herkesin yaşamı boyunca geçimi
ve sağlığı bakımından güvenlik içinde olacağı, çalışma ve eğitim fırsatlarından
eşitlikle yararlanabileceği insanca ve hakça bir düzen kurmayı amaçlar.
DEVLETÇİLİK
Devlet, özel yararlarla toplumsal yararlar arasındaki dengenin sağlıklı
oluşması için getirilmiş bir güvencedir. Bu güvence, özellikle piyasa mekanizmalarının
özel çıkarlar için çarpıtılmasını önlemek, tekellerin oluşturulmasını,
üretici ve tüketici haklarının çiğnenmesini engellemek açısından gereklidir
ve etkilidir.
Toplumun büyük tercihlerinin belirlenmesinde, uzun vadeli ekonomik stratejilerin
oluşmasında devletin öncelikli görevi vardır. Aynı şekilde, ekonomisi geri
kalmış yörelerin geliştirilmesi ve bölgesel farklılaşmaların giderilmesi
öncelikle devletin sorumluluğudur.
Ulusal bağımsızlığın ve egemenliğin sağlam siyasal ve ekonomik temellere
dayanması; kişinin özgürlüğü güvenliği ve yaşam koşullarının iyiliği; yurttaş
eşitliğinin korunması; toplumun esenliği ve uyumu; gelişmenin sürekliliği,
hızı ve halkçılığı; tüm üretim araçlarının ve mülkiyetin toplum yararına
ve emeğin üstünlüğü ve gelişmenin bütünlüğü kurallarına uygun biçimde değerlendirilmesi,
devletin gözetmesi gereken temel ölçülerdir.
CHP, devletin işleyişinde katılımcılığı öngörür; yönetenle yönetilen
karşılığının giderilmesini amaçlar. CHP, merkeziyetçiliği ve israfı azaltacak,
etkinliği ve verimliliği arttıracak şekilde, devletin "yerinden yönetim"
anlayışına dönük olarak yeniden yapılanmasını savunur. CHP'nin devlet anlayışında,
yurttaş devlet için değil, devlet yurttaş için vardır. Bu özellikleriyle,
devlet, toplum ve yurttaş yararına etkin önlem alabilmenin yetkisine ve
olanağına sahip olmalıdır. CHP, üyesi olduğu belirli bir alanda toplumun
yararı doğrultusunda Sosyalist Enternasyonalin ilkeleri doğrultusunda,
belirli bir alanda toplumun yararı varsa, sosyalleştirmeyi veya özelleştirmeyi
öngörebilir.
LAİKLİK
Bütün inançlar, devlet önünde eşittir. CHP, devleti dinsel inançlara karıştırmaz^dinsel
inançların da devlet işlerine karışmasına kesinlikle izin vermez. İnanç
ve ibadet özgürlüğünü, kişinin kutsal ve dokunulmaz hakkı sayar. dinin
baskı unsuru olmasını da, din duygusunun ve dinsel inançların baskı altına
alınmasına da karşıdır. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı
tutulmasıdır.
Laiklik, Cumhuriyetin ve demokrasinin, ulusal bütünlüğün ve iç barışın
temel taşıdır. Laiklik, toplumdaki farklı inançların barış içinde birlikte
yaşama yöntemidir. Laiklik, inananların, farklı inananların, farklı düşünenlerin
kendi tercihlerinin ortak güvencesidir. Laikliğin temel özelliği, toplumun
bütünlüğüne katkı yapmasıdır; barışı ve karşılıklı anlayışı, hoşgörüyü
kurumsallaştırmasıdır. Laik devlet, din-inanç-düşünce özgürlüklerinde farklılaşanlar
arasında bir taraf değildir; ortak güvencenin düzenleyicisidir.
Çağdaşlığın, bilimselliğin ve demokrasinin temel taşı laikliktir. Laiklik
korunmadan demokrasi yaşatılamaz. Eğitim laikleşmeden, yeniliğe ve değişime
açık çağdaş bir toplum ve devlet yapısı oluşturulamaz. CHP, dinin istismarını
başta eğitim olmak üzere her alanda önlemekte kararlıdır. Laikliğin uzun
vadedeki gereği, inanç dünyasının sivil topluma devredilmesidir.
Laikliğe karşı uluslararası bir stratejinin Türkiye'ye yönelik saldırıları
karşısında, laiklik, CHP'nin özel bir duyarlıkla savunduğu ilkedir. İnanç
dünyasını, eğitimi ve siyaseti bu tür saldırılardan korumak CHP'nin öncelikli
görevidir. Laiklik, Türkiye'de laikliğin kurucusu olan CHP'nin öncelikli
sorumluluğudur.
DEVRİMCİLİK
CHP, dönemler boyunca gelişen ve olgunlaşan bir yenileşmedir; süreklilik
içinde değişimdir; sonsuz bir adalet arayışıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında
tanımıyla, CHP'nin devrimciliği, "...ulusumuzu son yıllarda geri bırakmış
kurumların yıkılarak, yerlerine, ulusumuzun, çağdaş uygarlık doğrultusunda
ilerlemesini sağlayacak kurumların getirilmesidir".
CHP'nin devrimcilik anlayışı, çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri
kavrayıp benimsemektir. Toplumun, kuralları ve kendini sorgulayarak, daha
iyiye, daha doğruya ve daha güzele ulaşmanın yollarını açmasıdır. Yenileşmenin
ve değişimin araçlarını oluşturması, yöntemlerini düzenlemesidir. CHP,
halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak, demokratik hukuk devleti
kurallarına ve barışçı yöntemler bağlı kalarak devrimciliği sürdürür.
CHP, toplumsal ve ekonomik düzen ile devlet yapısında çağın, gelişmenin,
insanca ve hakça yaşamanın gereği olan değişimlerin öncüsüdür. CHP, halkın
ekonomik ve siyasal gücünü arttırıcı, yönetim yetkisini ve sorumluluğunu
geliştirici kurumsal düzenlemelerin tarih boyutundaki sahibidir. CHP, tarihsel
temelleri üzerinde ve sosyal demokrat kimliği doğrultusunda, sürekli bir
yenileşmenin takipçisidir. CHP geleneğinin özelliği budur. "Süreklilik
içinde değişim" ve "kendi özünün doğrultusundaki yenileşme", CHP'nin gücü,
ayrıcalığı, üstünlüğü olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Demokratikleşmenin evrensel sürecinde ve belirli özelliklerin, coğrafyaların,
çıkarların kesiştiği bölgemizin kendine özgü tarihsel oluşumunda, CHP,
özgürlük ve eşitlik sentezinin yolunu açan çağdaş ve evrensel ilkelerin,
devrimlerin sahibi ve izleyicisidir.
c) CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN 1976 PROGRAMI
Değişimin ve yenileşmenin öncüsü CHP, 1950'de gerçekleştirdiği "demokrasi
devrimi"nden sonra, baş gösteren yozlaştırıcı gelişmelere karşı demokrasiyi
savunmak, kurumsallaştırmak, geliştirmek ve ona sosyal bir içerik kazandırmak
işlevini üstlendi. CHP'nin bu dönemindeki demokrasi anlayışı ve mücadelesi,
1959'da "XI. Kurultay"ın kabul ettiği "İlk hedefler Beyannamesi" ile somut
önerilere dönüştü.
"İlk Hedefler Beyannamesi" ile ortaya konulan demokrasi önerileri kısa
sürede toplum tarafından benimsendi; 1961 Anayasası büyük ölçüde bu önerilere
dayandırıldı. 1961 Anayasası ile, Türkiye, demokrasiye daha elverişli bir
ortama kavuşarak, daha özgürlükçü bir geleceğe yönelme olanağına kavuştu.
CHP, 1960'ların hareketli düşünce ortamında köklü bir sorgulama ve arayış
sürecini başlatmıştı. Partinin geleneksel tezleri tartışılıyor, solun evrensel
doğrularıyla, Türkiye gerçeklerinin birleşmesine çalışılıyordu. 1965 seçimine
girerken, parti "Ortanın Solunda" yer aldığını belirtmekteydi. Seçim sonrasında
yaygın bir ideolojik ve siyasal tartışma ortamı oluştu. Sola açılan CHP,
yeni bir söylem geliştirmekteydi. Gösterdiği yeni hedefler ve kullandığı
yeni sloganlar toplumda güçlü değişim rüzgârları estiriyordu. CHP kendini
"halkın partisi", "düzenin değil, değişimin partisi" olarak nitelerken,
"demokratik sol" tanımını benimsemekteydi.
Yeni Program, bir yandan CHP'nin tarihsel geleneğini ve temellerini
oluşturan "Altı Oku" bazı yeni yorumlarla geliştirmekteydi. Öte yandan
da, Sosyalist Enternasyonel'e üyelik kararı doğrultusunda, sosyal demokrasinin
evrensel ilkelerini "Altı Kural"" olarak benimseyerek, geleceği dönük tezlerini
öncelikle aşağıdaki ilkelerden başlatmaktaydı;
Cumhuriyet Halk Partisi, "ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, DAYANIŞMA, EMEĞİN ÜSTÜNLÜĞÜ,
GELİŞMENİN BÜTÜNLÜĞÜ, HALKIN KENDİNİ YÖNETMESİ kurallarına dayanır."
(CHP Programı, 1976)
CHP, kendi özü ve çağın gereksinimleri doğrultusunda oluşturduğu sosyal
demokrat özelliklerini geliştirerek, Türkiye'yi 2000 yıllara hazırlamak
amacındaydı. CHP'nin tarih ve Türkiye önünde üstlendiği bu büyük hedefe
ulaşmasına, 12 Eylül 1980 darbesi engel oldu. Daha doğrusu, ancak belirli
bir süre, 9 Eylül 1992'ye kadar engel olabildi.
|