Demokratik Sol Parti (DSP) Programı şöyle:
Sunuş
DEMOKRATİK SOL PARTİ PROGRAMI, geçmişin deneyim ve birikimlerini
de değerlendirmekle birlikte, geçmişe özlem duyan bir partinin değil; geçmişte
veya şimdi olandan hem daha özgür hem daha dirlikli düzenli bir toplum,
daha gerçek ve daha iyi işleyen demokrasi, daha sağlıklı ve hakça bir gelişme,
ve daha güçlü bir Türkiye için uğraş veren geleceğe yönelik bir Partinin
programıdır. Programda, ilkelerin, kuralların ve amaçların açıklıkla belirtilmesine
ve kavramların tanımlanmasına özen gösterilmiştir; bazı alanlarda uygulamaya
ilişkin teknik çalışma gerektiren ayrıntılar kuruluştan sonraya bırakılırken,
temel stratejilere ve politikalara olabildiğince geniş yer verilmiştir.
Programda Türkiye ve dünya gerçekleri göz önünde tutulmuştur, ama her gerçeğe
boyun eğilmemiştir ve her gerçek değişmez sayılmamıştır. Gelişme yolunda
ilerlendikçe, özgürlüğü, yaratıcılığı, üretkenliği sınırlayan engeller
aşıldıkça, toplum bazı koşullanmalardan kurtuldukça, toplumun içinde bulunduğu
koşullar, karşılaştığı sorunlar değiştikçe, veya insanların tek başlarına
üstesinden gelemedikleri güçlükler dayanışma ile yenildikçe, kimi gerçekler
değişebilir, kimi gerçekler de değişik biçimde yorumlanıp değerlendirilebilir;
ve bu değişimlerle birlikte, toplumun da insan kişiliğinin de gelişmesi
ve yeni durumlara uyum sağlaması kolaylaşır.
DEMOKRATİK SOL PARTİ PROGRAMI, gerçekçi, ama gerçeklere tutsak
olmayan bir yaklaşımla hazırlanmıştır; gerçekçiliği tutuculuğun veya bazı
atılımları erteleyip savsaklamanın özrü olarak değil; hakça ve hızlı gelişme
uğrunda, demokrasiyi genişletip kökleştirmek uğrunda yapılması gereken
değişikliklerin ve atılımların hareket noktası olarak değerlendirmektedir.
DEMOKRATİK SOL PARTİ PROGRAMI, yalnız nelerin nasıl yapılacağını,
hangi sorulara nasıl çözümler getirileceğini ve hangi gerçeklerin ne yönde
değiştirileceğini değil; nelerin yapılmasına neden gerek görüldüğünü, hangi
gerçeklerin niçin değiştirilmek istendiğini veya niçin alışılandan değişik
biçimde değerlendirildiğini de açıklamaktadır.
DEMOKRATİK SOL PARTİ, "halk için halka karşın" devrimciliğe özenenlerden
temelde ayrılan; atacağı her adımda, yapacağı her değişiklikte, uygulayacağı
her çözümde, halkın istemini ve katılımını arayan partidir. Yapacağı herşeyin
ve her değişikliğin gerekçesini, Programda bazen genel çizgileriyle, gereğinde
ayrıntılı olarak anlatmayı o nedenle bir görev saymıştır. Bu değişiklikleri
veya uygulamaları önlemek isteyen güçlerin kamuoyunu koşullandırma çabalarına
karşı da, Programda, böyle bir yaklaşım izlenmesi yararlı görülmüştür.
DEMOKRATİK SOL PARTİ PROGRAMI'NDA amaçlarla araçların tutarlılığı
gözetilmiştir. Partinin kendiside bir araç olduğuna göre, yapısı ve işleyişi
amaçlarına uygun olmalıdır. Amaçlarına doğru ilerlerken, Demokratik Sol
Parti, karşılaşabileceği engelleri, güçlükleri , ancak yapısının ve işleyişinin
sağladığı olanaklarla, o olanakları iyi değerlendirmekle aşabilir. Bu yapı
ve işleyiş, Partinin toplumla içiçeliğini ve halka güç katabilmek için
halktan güç alabilmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır. O nedenle, Demokratik
Sol Parti Programı, Partinin yalnız toplumda nasıl bir düzen amaçladığını,
toplum sorunlarına yaklaşımını, bu sorunlara nasıl çözümler öngördüğünü
ve neyi neden veya niçin yapacağını değil, kendi iç yapısının ve işleyişinin
özelliklerini ve toplumla etkileşim yöntemlerini de açıklamaktadır.
Niçin Demokratik Sol?
İnsanı ve toplumu özgürleştirmek için; Özgürlüğü sağlam güvencelere
kavuşturmak için; İnsan kişiliğinin ve toplumun gelişmesi ve üretkenliği
önündeki engelleri aşmak için, DEMOKRATİK SOL...
Hak ve olanak eşitliği için; Adaleti eşitlikle, eşitliği özgürlükle
bütünlemek için, DEMOKRATİK SOL... Çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi geliştirip
sürekli kılabilmek için; Demokrasiyle sosyal adaleti, hızlı gelişmeyi ve
etkin yönetimi bağdaştırabilmek için, DEMOKRATİK SOL...
Güçsüzleri ve toplumu dayanışmayla güçlendirebilmek için; Kişinin özgürlüğünü,
halkın diriliğini, ulusun birliğini birlikte sağlayabilmek için, DEMOKRATİK
SOL...
Herkesin hakça bir düzende özgürce ve barış içinde esenlikle yaşayabilmesi
için, DEMOKRATİK SOL...
Tanım
Çağdaş "sosyal demokrasi", başarıyla uygulandığı bazı demokratik Batı
ülkelerinde, kendi sözcük anlamını aşarak, demokrasiyi tüm aşamaları ve
boyutları ile içerir. Bu ülkelerde, "sosyal demokrasi" kavramı, siyasal,
sosyal, ekonomik ve kültürel demokrasiyi bir bütün olarak kapsamaktadır.
Liberal demokrasiye daha çok gerçeklik kazandırarak onu aşmaktadır.
DEMOKRATİK SOL PARTİ, Türk toplumunun kendi birikimini ve özelliklerini
de göz önünde tutarak hazırlanan Programında ve Tüzüğünde, bu geniş kapsamlı
çağdaş "sosyal demokrasi" anlayışını, "Demokratik Sol" terimiyle adlandırmaktadır.
Türkiye'deki akımın, çağdaş, "sosyal demokrasi" oluşumu içinde yer almakla
birlikte, kendine özgü tarihsel kökenlerden ve koşullardan kaynaklanması
da, böyle bir terimle adlandırılmasına olanak vermektedir.
DEMOKRATİK SOL' da demokrasi, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel
boyutlarıyla bir bütün oluşturur. Siyasal boyutuyla demokrasi Herkese özgürlük,
herkese eşit ve dokunulmaz haklar tanır. Yasalar önünde herkesi eşit kılar.
Yurttaşların eşit ve serbest oylarıyla belirlenen siyasal iktidarı, ulusun
egemenliğiyle veya bağımsız yargı erkini de içeren, demokratik hukuk devleti
kurallarıyla sınırlar. Halkın yönetime giderek artan ölçüde katılmasını
öngörür. Sosyal boyutuyla demokrasi Özgürlüğün, sosyal ve ekonomik koşullarını
gerçekleştirmeyi; İnsan kişiliğinin serbestçe gelişmesi önündeki engelleri
kaldırmayı; Siyasal eşitliğin yanı sıra, sosyal eşitliği ve olanak eşitliğini
sağlamayı amaçlar. Bireysel özgürlükle toplumsal dayanışmayı bağdaştırır.
Toplumun yararını bireyin özgürlüğüne değil fakat bireysel çıkarlara üstün
tutar, toplum yararı gerekçesiyle bireylerin ezilmesine ve özgürlüklerin
kısılmasına izin vermez. Mülkiyet hakkının kullanımında toplumsal sorumluluğu
gözetir. Gelişmeyi, ekonomik, sosyal ve kültürel yönleriyle bir bütün olarak
görür. Sosyal adaleti, dengeli gelir dağılımını ve sosyal güvenliği ekonomik
kalkınmanın ileri aşamalarına ertelemez; insanca ve hakça bir gelişmenin
gereği ve hızlandırıcı bir etkeni olarak değerlendirir. Demokrasi kurallarını
toplum yaşamının her alanında, özellikle de çalışma yaşamında geçerli kılar.
Halkın özgürce ve etkin biçimde örgütlenerek yönetimdeki ağırlığını arttırmasını
sağlar; böylelikle, bir yandan emeği sömürmeye karşı koyarken, bir yandan
da ulusal egemenliği yaygın ve güçlü bir temele dayandırır ve demokrasinin
gereği olan geniş halk katılımına giderek artan ölçüde geçerlilik kazandırır.
Ekonomik boyutuyla demokrasi Siyasal ve sosyal gücün ekonomik güçten ayrılmayacağı
ilkesine dayanarak; Demokrasi kurallarının ekonomide işlerliğini gözetir.
İşletmelerde, yönetime, kara ve sorumluluğa çalışanlarında katılmasını;
sermayenin ve üretim araçlarının kişilerden veya devletten çok halkta yoğunlaşmasını
, öylelikle sömürü ve baskı için kullanılabilir olmaktan çıkarılmasını
öngörür. Kaynak kullanımında ve gelirin de, özverinin de dağılımında halkın
etkisini artırır. Böylece, ekonomik güce ve sorumluluğa tüm toplumun dengeli
katılımın güvence altına alır. Kültürel boyutuyla demokrasi Eğitimi, kültürü,
bilgiyi, sanat çalışmalarını ve iletişimi herkese açık tutarak yaygınlaştırır;
Yönetim için gerekli bilgileri ve bilgi kaynaklarını, ayrıcalıklı çevreler
elinde bir egemenlik aracı olmaktan çıkararak, tüm halkın ve toplumsal
örgütlerin yararına sunar. Bütün toplumu, eğitimle, kültürle, sanatla ve
yönetim için gerekli bilgilerle daha yakından ilgilenmeye ve edilgin (pasif)
durumdan, giderek etkin duruma geçmeye özendirir. Böylece, toplumun eğitim,
bilgi ve kültür düzeyinin dengeli biçimde yükselmesini; demokratik katılım
sürecinde halkın etkin ve başarılı olabilmesini; insan kişiliğinin, düşüncesinin,
yeteneklerinin ve yaratıcılığının bütün toplumda özgürce gelişmesini ve
insan ve toplum yaşamının manevi yönden de zenginleşmesini gözetir. Siyasal,
sosyal ve ekonomik demokrasinin zaman içinde sağlayacakları olanakları
bu yönde değerlendirir.
DEMORATİK SOL PARTİ, demokrasiyi, siyasal, sosyal, ekonomik ve
kültürel boyutlarıyla bir bütün olarak gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.
İlkeler ve Amaçlar
DEMOKRATİK SOL PARTİ'nin ilkeleriyle amaçları bir bütün oluşturur.
DEMOKRATİK SOL PARTİ'nin uyacağı kurallar, izleyeceği politikalar
ve kullanacağı araçlar da ilkeleriyle ve amaçlarıyla tutarlıdır.
Özgürlük ve Bağımsızlık
Özgür toplum olabilmenin başta gelen koşulu, tek tek herkesin özgür
olmasıdır. İnsan da, toplum da kendini özgürlükle aşar. Özgür toplumda;
* Dirlik düzenlik, özgürlükle sağlanır.
* Her düşünce ve inanç özgürce açıklanır.
* Herkes dinsel inançlarının gereklerini özgürce yerine getirir.
* İnsanlar barışçı yollardan düşüncelerini gerçekleştirebilmek, amaçlarına
erişebilmek, haklarını genişletip koruyabilmek ve yönetime etkin biçimde
katılabilmek için özgürce örgütlenebilirler.
* Herkes kendi yaşamını özgürce belirler.
* İnsan kişiliğinin özgürce gelişmesi önündeki engeller kaldırılır.
* Hiç kimsenin veya örgütün özgürlüğü başkalarının özgürlüğünü engelleyemez;
ve temel özgürlüklere bunun için gerekenin ötesinde sınırlama getirilemez.
Bağımsızlığın kaynağı insanların özgür yaşama isteğidir. Bağımsız olmayan
bir ülkenin insanları özgür olamazlar; ve özgürlükten yoksun insanların
oluşturduğu bir toplumda, bağımsızlık yeterli güvenceye kavuşamayacağı
gibi, bağımsızlıktan beklenen güç ve yarar da yeterince sağlanamaz. Onurlu
bir ulus ne bağımsızlık uğruna özgürlüğünü feda eder, ne de özgürlük uğruna
bağımsızlığı tehlikeye düşürür. Bağımsızlık, uluslararası işbirliğini ve
dayanışmayı engellemez ve gereksiz kılmaz. Bağımsızlık, uluslar arsında
eşit koşullarla onurlu işbirliğinin ve dayanışmanın gereğidir. Bağımsızlık,
yurttaşların özgürlüğünden, ulusun egemenliğinden ve ulusal ekonomiden
güç alan bir dış politikayla ve ulusal güvenlik politikasıyla sağlamlaşır.
Soy veya köken ayırımı, din veya mezhep ayırımı, anadil veya bölge ayırımı
gözetmeksizin, tüm yurttaşları Türk ulusunun eşit üyeleri olarak bir tutan;
Türk Ulusunu Türkiye'nin tarih ve kültür kalıtıyla da, çağdaş uygarlıkla
da Bütünleştiren; tüm ulusların bağımsızlığını dokunulmaz bir hak sayan;
ve Türk Ulusunun esenliğini insanlığın esenliğinde arayan bir milliyetçilik
anlayışı, Türkiye'nin birlik ve özgürlük içinde, barış ve bağımsızlık içinde
gelişebilmesinin temel koşuludur.
Adalet ve Eşitlik
Hakların ve Özgürlüklerin herkes için eşit biçimde korunması bakımından
adalete güvenilmeyen bir toplumda devlete güven de sarsılır; ve insanların
ve toplum kesimlerinin birbirleriyle de, devletle de ilişkilerinde barış
ve huzur sağlanamaz olur. Adalet, devletin temeli olduğu kadar, hakların
ve özgürlüklerinde başlıca güvencelerindendir. Sosyal adalet, hukuksal
anlamda adaletin gereğidir. Adaletin özünde hak duygusu ve bilinci vardır;
hak duygusu ve bilinci ise, sosyal adaletin, sosyal ve siyasal eşitliğin
ve temel özgürlüklerin kökleştiği bir toplumda gelişir. Her iki anlamda
da adalet, hak ve olanak eşitliğinin bulunduğu, ve toplumun ortak çabalarıyla
sağlanan ürünlerin hakça bölüşüldüğü bir toplumda anlam taşır. Hak ve olanak
eşitliği ise, demokrasiyle ve hakça bir düzenle gerçekleşir ve güvence
altına alınır. Hak ve olanak eşitliğinin gözetilmediği toplumlardaki eşitsizlikleri,
"insanların bir yaratılmadığı", "herkesin yeteneklerinin değişik olduğu"
gibi mazeretlerle savunmaya kalkışmak, başlı başına büyük haksızlık ve
adaletsizliktir. Adalet ve eşitlik, toplumdaki tüm yapıların ve kurumlarında
başta gelen ilkesi olmalıdır. Adaletli ve hakça sonuçlar doğurmayan, hak
ve olanak eşitsizliğine dayanan veya yol açan yapılar ve kurumlar, verimli
ve
iyi işler olsalar bile, adalet ve eşitlik ilkelerine uygun olarak, ve güçsüzleri
güçlendirecek biçimde, yeniden düzenlenmelidir.
Demokrasi
Demokrasi, halkın kendini özgür iradesiyle yönettiği rejimdir. Bunun
için insanlar düşüncelerini özgürce açıklayıp tartışabilmeli ve özgürce
örgütlenebilmelidirler. Özgürlük, hak ve olanak eşitliği ve adalet, demokrasinin
gerekleridir; ve bunlar ancak demokrasi ile güvenceye kavuşur. Demokrasinin
işlerliği ve sürekliliği, yönetimin demokrasi kuralları içinde etkililik
kazanmasıyla sağlanır. Demokrasi, çoğunluğun her istediğini yapabildiği
bir rejim değil; azınlıkta olanların da haklarının ve özgürlüklerinin korunduğu
ve çoğunluk durumuna erişebilme yollarının açık tutulduğu rejimdir. Demokrasi,
ulusal birliğin de, iç ve dış güvenliğin de, demokratik haklarla ve özgürlüklerle
birlikte güçlendirilmesini ve bütün toplumun dirlik ve düzenliğini gerektirir.
Hakça Gelişme ve Refah
Gelişme, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yönleriyle bir bütündür.
Bu bütünlük, gelişmenin hakça olmasını ve refah artışından tüm toplumun
da hakça bir düzen içinde yararlanmasını öngörür. Gelişmenin büyüklüğü
de, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel demokrasi bir bütün olarak gerçekleştiği
oranda sağlanır. Gelişmenin ekonomik yönü, ne başka yönlerinden öne alınabilir
ne de ertelenebilir. Ekonomik büyüme ve kalkınma, bir yandan herkese çalışma
hakkı tanınarak, herkesin emeği hakça değerlendirilerek ve refah artışı
hakça gelişmenin bölüşülerek, bir yandan da üretkenlik ve girişimcilik,
demokratik örgütlenme ve katılım desteklenerek hızlandırılır.
Dayanışma ve Barış
Demokratik dayanışmanın temelinde çoğulcu örgütlenme özgürlüğü vardır.
Örgün ve çoğulcu ve toplumsal dayanışma, güçsüzlerin gücüdür; hakların,
özgürlüklerin ve demokrasinin toplumsal güvencesidir; halk katılımıyla
hakça gelişmenin gereğidir; ulusal birliğin dayanağıdır. Demokrasiyi yaşatabilmenin
ve demokrasiyle yaşayabilmenin temel koşulları arasında yer alan iç güvenlik
ve barış, etkili yönetim ve uzlaşma, bu tür özgün dayanışma ile sağlanır.
Ulusal gelir ve refah artışının hakça bölüşülmesi, hem dayanışmayla kolaylaşır
hem de dayanışmayı kolaylaştırır. Özverinin de hakça dağılımı, toplumda
dayanışma sağlayabilmenin gereğidir. Toplumsal dayanışma, herkesin kendisinden
önce toplumu düşünmesi ve toplumunda herkesi eşdeğerde tutarak gözetmesi
ile gerçekleşir. Uluslar arasında dayanışma da barışı sağlamlaştırır ve
dünyada hakça bir düzen kurulmasını kolaylaştırır.
Sağlıklı ve Güvenli Yaşam
Sağlıklı ve güvenli yaşayabilmek, doğuştan herkesin isteğidir ve hakkıdır.
Bir ülkenin düzeni, tüm insanlarının sağlıklı ve güvenli yaşam isteğini
ve hakkını karşılayabildiği oranda gerçekleşir. Toplumu bir hapishaneye,
bir tutsaklar kampına veya bir kafese dönüştürerek de sağlıklı ve güvenli
yaşama kavuşturma olanağı vardır; ama bu, insanlık onuruyla ve insanın
onu başka yaratıklara üstün kılan nitelikleriyle bağdaşmaz. Sağlıklı ve
güvenli yaşam, özgürlükle, adalet ve eşitlikle birlikte gerçekleşirse insanlık
onuruna yaraşır. Dayanışma ve barış da, herkesin insanlık onuruna yaraşır
yoldan sağlıklı ve güvenli yaşama olanağını elde edebildiği bir toplumda
sağlam temellere dayanır.
|