Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
II. DEMOKRASİ PROGRAMI (2001)
II. DEMOKRASİ PROGRAMI (1998)
PARTİLER VE PROGRAMLARI

DOĞRU YOL PARTİSİ
1983 PROGRAMI
1983
Doğru Yol Partisi (DYP) 23 Haziran 1983'de, 1960 ve 1980 müdahaleleriyle kapanan Demokrat Parti (DP) ve Adalet Partisi (AP) misyonunu sürdürmek amacıyla kuruldu.
 
DYP'nin ilk genel başkanlığını Ahmet Nusret Tuna yaptı. (28.06.1983-07.07.1983) Tuna'nın, Milli Güvenlik Konseyi tarafından veto edilmesi üzerine yerine 11 Temmuz 1983'de Yıldırım Avcı getirildi. DYP 'nin 14 Mayıs 1985 yılında yapılan büyük kongresinde Hüsamettin Cindoruk genel başkan seçildi. Siyasi yasakların 6 Eylül 1987 referandumuyla kalkması üzerine genel başkanlıktan ayrılan Hüsamettin Cindoruk'un yerine 24 Eylül 1987'de toplanan olağanüstü kongrede Süleyman Demirel tek aday olarak genel başkan seçildi. Demirel'in, Turgut Özal'ın vefatından sonra 16 Mayıs 1993'te TBMM'de Cumhurbaşkanlığı'na getirilmesi üzerine Mehmet Gölhan tarafından vekaleten yürütülen genel başkanlığa 13 Haziran 1993 tarihinde Prof. Dr. Tansu Çiller getirildi.

Partinin kuruluşunda hazırlanan bu programdan sonra, 23 Haziran 1998'de "II. Demokrasi Programı" başlıklı yeni bir program açıklandı. "II. Demokrasi Programı", Nisan 2001'de dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeler dikkate alınarak güncelleştirildi.
 

Doğru Yol Partisi'nin (DYP) 1983 tarihli Programı'nın "Sosyal Politikalar" ve "Dış Politika" başlıklı 4 ve 5. bölümleri de şöyle:

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SOSYAL POLİTİKALAR

EĞİTİM

MADDE 38 - Eğitimi Türkiye'nin bir numaralı meselesi olarak görüyoruz.

İnancımıza göre eğitim, hür, kişiliğine sahip, doğru düşünen, sıhhatli kararlar veren, ekonomik faaliyetlere katılabilmesi için gerekli asgari bilgi veya mahareti edinmiş vatandaş yetiştirme meselesidir. Beyinleri yıkamak değil, onları zenginleştirmek, insan vakarına sahip fertler yetiştirme meselesidir.

Milli eğitim meselesinin ele alınışı ve çözümünde aşağıdaki prensiplere uymayı gerekli görürüz.

Eğitimde tek taraflı telkin ve saplantılara imkan vermeyen bir sistem uygulanmalıdır. Hür demokratik Cumhuriyetin insanı, komünizmi de, faşizmi de tanıyan, demokratik hürriyetlerle mukayesesini yapabilen ve neticede kararını verebilecek fikri seviyeye sahip olmalıdır. Bunun için vatandaşa hürriyetin ne olduğunu, demokrasinin ne olduğunu, Cumhuriyetin ne olduğunu iyi öğretmeyi zaruri görürüz. Millet şuuru ve müşterek milli ideal eğitim yolu ile her vatandaşa intikal ettirilmelidir.

Eğitim, sebeplerden neticeye gitmeyi bilen, muhakeme kabiliyeti gelişmiş, düşünen ve ona göre tercih yapabilen insanı yetiştirmelidir.

Vatandaşlık ve demokrasi eğitimi, milli eğitimin gayelerinden biri olmalıdır. Hürriyetçi demokratik Cumhuriyet toplumu fertlerinin haklarının nelerden ibaret olduğunu, nasıl kazanıldığını, nasıl korunacağını, Devletin nasıl idare edildiğini, ne için öyle idare edildiğini, cemiyette hakim kaidelerin nasıl korunduğunu, üstün iradenin ne olduğunu, vatandaş ve O'nun iradesinin manasını ve hukukun üstünlüğünün ne olduğunu bilmeli, bunlara sahiplik şuuruna da erişmelidir.

Memleketin kalkınmasında insan gücü ihtiyaçlarına cevap veren bir eğitim sistemini şart sayarız. Sadece nazari bilgiler sonucu elde edilen diploma ile eğitimin gayesine varmasını mümkün görmüyoruz. Bütün seviyelerde, müstakil olabilmesi imkanı veren, kişiyi iş sahibi yapan bir meslek, san'at veya maharet kazandıran bir eğitim sistemi uygulanmasını zaruri görürüz. Buna üretici, eğitici eğitim diyoruz.

İfade etmiş olduğumuz prensiplere dayalı, milliyetçi, laik, hürriyetçi, medeniyetçi ve ilerici fikirlerin eğitim yolu ile Türk vatandaşına intikal ettirilmesini Devletin görevi sayarız. Bu vasıfları haiz eğitime Milli Eğitim diyoruz. Millete ve ülkeye yararlı eğitimden bunu anlıyoruz.

YAYGIN, SÜREKLİ EĞİTİM

MADDE 39 - Eğitimi, milletin tümünün tabii hakkı görürüz. Herkese kabiliyetini geliştirme imkanlarının sağlanması, eğitim sisteminin hedeflerinden biridir.

Öncelikle, temel eğitimin, mecburi eğitimin bütün vatandaşlara ulaştırılabilmesi için okulsuz köy bırakmamayı zaruri görürüz.

Eğitim ve öğretim okuldan sonraki safhada da devam etmektedir. Halk eğitimine özel önem veririz. Halk eğitimi çalışmalarının milliyetçi bir anlayışla, köy kalkınmamızı sağlamaya yardımcı olacak bir istikamette geliştirilmesini zaruri görürüz. Okulla onun dışında kalan diğer kültür ve eğitim müesseselerinin birbirini tamamlayacak şekilde faaliyet göstermeleri gerektiğine inanırız.

YÜKSEK ÖĞRETİM

MADDE 40 - Üniversitelerimizin memleket gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir eğitim programına sahip olmasını, araştırıcı ve uygulayıcı vasıfta gençler yetiştirmesini zaruri buluruz. İlmin hürriyet ortamında gelişebileceği, hür düşüncenin ise, yaratıcılığın kaynağı olduğu gerçeğini dikkate alarak, üniversitelerin ilmi çalışma ve araştırmalarını serbestçe yapabilmeleri için bilimsel özerkliğe sahip olmaları gerektiğine kaniiz. Özerkliği, belirttiğimiz maksat dışında, Devlete karşı bağımsız veya onun denetimine tabi olmama şeklinde anlamayız. Üniversitede çeşitli sistem ve fikirlerin tanıtılması ve tartışılması tabiidir. Ancak, hür demokratik nizamı tanımayan fikirlerin, diğerleri üzerine baskı kurması veya tek taraflı bir hürriyet anlayışı ile gençlere telkinini, bilimsel özerklik, ilim hürriyeti ve milli üniversite kavramı ile bağdaşır görmeyiz.

Üniversitelerimizin özellikle insangücü açığı olan alanlarda, kapasitelerinin arttırılması ve yeni kuruluşlarca takviyesini gerekli görürüz. Ancak, yüksek tahsil yapmak isteyen gençlerin meydana getirdiği büyük birikimi önlemek için, mevcut müesseselerin gece öğretimi, çift tedrisat ve benzeri uygulamalarla kapasitelerinin yükseltilmesini mümkün ve zaruri görürüz.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ

MADDE 41 - Eğitim, herkes için daha iyi yetişme, fikri ve bedeni gücünü değerlendirme vasıtasıdır. Bu vasıtaya bütün vatandaşların, bulundukları şartlar ve mali imkanları ne olursa olsun, sahip olmalarını sağlamak Devletin görevidir. Bu görevi vatandaşın haiz Olduğu kabiliyete göre en yüksek eğitim kademelerini kendisine açık tutmak olarak anlıyoruz.

Devlet ve mahalli idarelerce burslar ve krediler sağlanmasını ve bunun eğitimin her kademesini kapsayacak bir şumule ulaştırılmasını, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik faaliyette bulunan vakıf ve benzeri kuruluşların desteklenmesini, eğitim kuruluşları ile ilgili yatırımların bu önemli prensibi gerçekleştirmeye yarayacak şekilde yönlendirilmesini uygun buluruz.

ARAŞTIRMA, TEKNOLOJİ

MADDE 42 - Gelişen teknolojiyi yakından takip etmeyi yeterli görmeyiz. Ülkemiz bu gelişmelerin içinde olmalıdır. Teknoloji transferi için imkanlar esirgenmemeli, ancak, teknoloji üretimini destekleyici, araştırma elemanı yetiştirmek için bir özel programın uygulanmasını gerekli görürüz.

MİLLİ, MANEVİ DEĞERLER

MADDE 43 - Aynı milli ve manevi değerlere bağlılık ve ortak bir kültürü paylaşmanın, topluluğu millet yaptığı inancındayız.

Ecdadımızın bize bıraktığı eserlere sahip çıkmak onları sadece muhafaza etmek değil, zenginleştirerek devam ettirmeyi vazife sayarız.

Ortak inanışlarımıza bunların sembolü olan eser ve geleneklere, tarihi mirasa, san'at, edebiyat ve folklore, Devletin özel ilgi göstermesini, destek olmasını milli birliğimiz için önemli bir görev sayarız.

Sahip bulunduğumuz tarihi hazineler ve kültür mirasının, turizmin geliştirilmesinde ve Türk gerçeğinin dünyaya tanıtılmasındaki değeri müdrik olarak, bakım, onarım ve muhafazası sağlanmalıdır.

SAĞLIK

MADDE 44 - Halkın sağlığını korumak başta gelen kamu hizmetlerinden biridir. Devlet bu görevini öncelikle koruyucu şekilde yapmalıdır. Köy, kasaba ve şehirlerimizde çevre sağlığı şartlarının sağlanması, vatandaşın sağlığını tehdit eden her türlü fiziki, kimyevi ve biyolojik kirlilik ve tehlikelere karşı tedbir alınması, gelişmekte olan nesillerin ruh ve beden yapısına zarar verici tesirlerin önlenmesi, vatandaşa gerekli asgari sağlık eğitiminin verilmesini ve bu anlayışla koruyucu hekimlik uygulamasının programlanmasını Devletin öncelikle ifa edeceği görevlerden sayarız.

Verem, frengi, cüzzam mücadelesi ve tedavisi ruh hastalıkları gibi sosyal hastalıkların tedavisi Devlet tarafından kamu hizmeti şartlarında yürütülmelidir. Tedavi kuruluşları imkanlarından azami istifade şartları mutlaka sağlanmalıdır. Hekimsiz hastane, sağlık ocağı, aletsiz, teçhizatsız, ilaçsız hekim gibi çarpıklıklara sür'atle son verilerek mevcut sağlık personeli ve kuruluşlarından vatandaşın gereği gibi istifade imkanı sağlanmalıdır.

Hekimlerin modern tababet standartlarına sahip olmalarını temin ve kontrol, çalışma alanları ve bölgelerinin şartlarına göre ücretlerini düzenleme, hekimlerin ihtiyaca göre yurt sathına yayılmalarının kabil olduğu ölçüde zora başvurmadan sağlamak, sağlık politikamızın hedefidir.

SAĞLIK HİZMETLERİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI

MADDE 45 - Hedef, bütün vatandaşların koruyucu hekimlik hizmetlerinden yararlanması ve hastalıklarını tedavi imkanı bulabilmesidir. Bu maksatla Devlet, tıbbi ve cerrahi bakım ve tedavi kurumlarını bölge tesisleri halinde halkın ayağına götürmek, yoksul veya az gelirli vatandaşların her türlü bakım ve tedavi masraflarını genel sağlık sigortası fonlarına yapacağı desteklerle karşılamak durumundadır.

Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin vatandaşa güven verici olmasını, zamanında ve hırpalanmadan götürülmesini bir zaruret sayarız.

Bütün vatandaşların genel ve mecburi sağlık sigortası kapsamına alınması, yoksulların sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılanmasını, kamu ve özel bütün sağlık kuruluşlarında sigortalı hastanın bakımının mümkün olmasını, hastaya hekimini seçmek imkanının sağlanmasını zaruri görürüz.

Yardımcı sağlık personelinin yetiştirilmelerini bilgi ve maharetlerini arttırıcı imkanların kendilerine sağlanmasını gerekli görürüz.

ŞEHİRLEŞME, KONUT

MADDE 46 - Sür'atli kalkınmayı hedef aldığımız ve bunun gereği olarak sanayiin gelişmesini desteklediğimize göre, büyük nüfus hareketleri ve hızlı şehirleşmeyi kaçınılmaz görürüz. Hızlı şehirleşmenin ortaya çıkardığı altyapı yetersizliği, çevre kirlenmesi, mesken darlığı ve benzeri meselelerin Devlet tarafından, özel ilgi ve programla sür'atle halline gidilmesini zaruri görürüz.

Herkesin bir meskene sahip olması hedefimizdir. Gecekondu problemini sosyal mesken ve mevcutlardan, ıslahı mümkün olanların, belli bir plan içinde ıslahı yolu ile çözümü, konut meselesinde Devletin emrivakileri düzenleme yerine önceden tedbir almasını, bu maksatla, şehir gelişme alanlarında altyapısı hazırlanmış, önceden planlanmış arsaların alt gelir gruplarındaki vatandaşlardan ev yapacaklara, belli vasıflara uygun inşaat yapmaları şartı ile kredili olarak verilmesini, böylelikle yeni gecekondu yapılmasının önlenmesi ve mevcutların ıslahında bu yoldan da faydalanılmasını uygun buluruz.

Yapı tasarrufu mevduat hesaplarına vergi ve benzeri kolaylıklar sağlayarak teşvik edilmelerini faydalı buluruz. Konut meselesinin hallinde, Devletin özellikle mahrumiyet bölgelerinde sosyal konut ve lojman inşaatına önem vermesini lüzumlu buluruz. Genel olarak, düşük gelir gruplarının bir meskene sahip olabilmeleri için, ucuz arsa, ucuz kredi, ucuz inşaat malzemesi ve standart planlarla kendilerine yardım etmeyi zaruri sayarız.

ÇALIŞMA HAYATI

MADDE 47 - Ekonomik gelişme ve kalkınma ve bununla birlikte gelişen şehirleşme, iş ve işçi meselelerini, çalışma şartları ve güvenliğinin düzenlenmesi ve teminat altına alınmasını gerekli kılmaktadır.

Türk işçisinin ve çalışma hayatının meselelerinin halledilmesini sosyal refah devletine ulaşmanın şartı sayarız.

İşsizliği en büyük adaletsizlik addederiz. Tam istihdama ulaşmak hedefimizdir. Buna ulaşacak yegane rasyonel yol ise, kalkınma ve ekonomik büyümedir. Çalışanların refah ve güvenliğinin sağlanması, Türk işçisinin kalkınmadan kendisine düşen adil payı, emeğinin ve alın terinin karşılığını alması, çalışanların yarınlarının garanti altına alınması, çalışamadığı veya iş bulamadığı zaman çaresizliğe terk edilmemesi, ücretverimlilik arasındaki münasebetin iyi belirlenmesi, iş güvenliği ve iş barışı tedbirlerinin geliştirilmesi, işçi emeklilerinin imkanlarının değişen hayat şartlarına göre ayarlanması, işçi tasarruflarının değerlendirilmesi ve işçinin bizzat iş sahibi olma gayretlerinin desteklenmesi, çalışma hayatının düzenlenmesinde tahakkukuna çalışacağımız hedeflerimizdir.

SENDİKAL HAKLAR

MADDE 48 - Mesleki dayanışma, mensuplarının ortak menfaatlerini koruma, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, milli gelir ve kalkınma şartlarına uygun ücretin teşekkülü gibi çalışma hayatının düzenlenmesi ve iş barışının sağlanmasında sendikal faaliyetleri faydalı ve zaruri görürüz.

Hür sendikacılığı, demokratik düzenin ayrılmaz bir parçası sayarız. Sendikal faaliyetlerin siyasi maksatlara alet edilmesi ve haksız bir baskı aracı olarak kullanılmasına karşıyız. Sendika-işçi, sendika-işyeri ve işveren münasebetlerinin kişi hürriyetlerini bertaraf etmeyecek, ülke ekonomisi ve gelişmesinin zaruretlerini, sendikal hakların kullanma imkanını kısıtlamadan dikkate alacak tarzda düzenlenmesi zaruretine inanırız. Grev ve lokavt haklarının bu anlayış içinde ve dikkatle uygulanmasını gerekli görürüz.

Çalışma şartlarının düzenlenmesi ve hak edilen ücretin alınabilmesi için toplu pazarlık ve sözleşme mekanizmalarının serbestçe işlemesine taraftarız. Toplu sözleşmelerle belirlenecek ücret seviyelerinin yurt çapında benzer işkolları. Kamu ve özel kesim için dengeli olmasını sağlayacak tedbirlerin Devlet tarafından alınmasını sosyal devlet olmanın gereği sayarız.

İşçi-işveren münasebetlerinin zıtlaşma yolu ile değil, mevcut işyerinin mevcudiyeti ve üretimin devamı, ortak menfaat gerçeği dikkate alınarak barış ve anlayışla düzenlenmesini doğru buluruz.

SOSYAL GÜVENLİK

MADDE 49 - Her Türk vatandaşını yarınından emin halde huzur ve emniyet içinde yaşatmak gayemizdir. Sosyal güvenliği, kişinin yarın korkusundan kurtulmasının şartı sayıyoruz. Hasta olunca perişan olmaktan, yaşlılıkta veya iş kazası benzeri herhangi bir sebeple çalışamaz hale gelince başkasına muhtaç olmaktan koruyan bir teminat olarak herkesin sosyal güvenliğe kavuşmasını, sosyal politikalarımızın başlıca hedeflerinden biri saymaktayız.

Çalışanlara, hangi sektörde olursa olsun, öncelikle sosyal güvenlik imkanını götürmeyi ve tedricen bu imkandan bütün vatandaşların istifadesini sağlamayı zaruri sayarız.

Sosyal güvenlik kuruluşlarının işleyiş ve uygulamalarını ahenkleştirmeyi gerekli görmekteyiz.

KORUNMAYA MUHTAÇ KİŞİLER

MADDE 50 - Yaşlı, kimsesiz ve muhtaçların hayatlarının idamesini sağlamayı cemiyetin görevi sayarız. Yaşlı ve muhtaçların, asgari yaşama şartını sağlayacak bir gelire kavuşturulmaları şarttır. 65 yaşını geçmiş muhtaçlar hakkındaki uygulamayı, daha kolay işler hale getirerek yaygınlaştırmayı ve yaşlılara sağlanan imkanı ekonominin gelişmesine mütenasip olarak arttırmayı gerekli görürüz.

65 yaşını geçen muhtaçlara yapılan bu uygulamayı zamanla yaşlılık sigortasına dönüştürmeyi uygun buluruz.

ÇOCUKLARIN KORUNMASI

MADDE 51 - Sahipsiz, kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocuklar ile, özel eğitim ve bakımı gerekli çocukların himayesinde Devletin özel bir sorumluluk taşıdığı inancındayız. Devlet ve mahalli idarelerin bu çocukların barınmaları, bakılmaları ve yetiştirilmeleri için imkanlarını zorlayarak gerekli kuruluşlarını yeterli hale getirmelerini zaruri görürüz.

Çalışan ana ve babaların küçük çocukları için yuva ve kreşler, kuruluşlar tarafından Devletin nezaretinde ve lüzumunda katkısıyla yeterince sağlanmalıdır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
DIŞ POLİTİKA

DIŞ POLİTİKAMIZIN ESASLARI

MADDE 52 - Dış politikamız, ülkenin güvenliğini sürekli sağlama, barış içinde yaşama ve dünya barışına katkıda bulunma, Birleşmiş Milletler Anayasa'sının genel prensiplerine uygun olarak dış ilişkileri geliştirme, ikili ilişkilerde hak ve muamele eşitliği ve menfaat dengesinin sağlanması, ekonomik ve sosyal münasebetlerimizin, öncelikle yakın komşularımızla geliştirilmesi esasına dayanır.
 

Önceki Sayfa



(10 EKİM 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.