Doğru Yol Partisi'nin (DYP) 1983 tarihli Programı'nın "Sosyal Politikalar" ve "Dış Politika"
başlıklı 4 ve 5. bölümleri de şöyle:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SOSYAL POLİTİKALAR
EĞİTİM
MADDE 38 - Eğitimi Türkiye'nin bir numaralı meselesi olarak görüyoruz.
İnancımıza göre eğitim, hür, kişiliğine sahip, doğru düşünen, sıhhatli
kararlar veren, ekonomik faaliyetlere katılabilmesi için gerekli asgari
bilgi veya mahareti edinmiş vatandaş yetiştirme meselesidir. Beyinleri
yıkamak değil, onları zenginleştirmek, insan vakarına sahip fertler yetiştirme
meselesidir.
Milli eğitim meselesinin ele alınışı ve çözümünde aşağıdaki prensiplere
uymayı gerekli görürüz.
Eğitimde tek taraflı telkin ve saplantılara imkan vermeyen bir sistem
uygulanmalıdır. Hür demokratik Cumhuriyetin insanı, komünizmi de, faşizmi
de tanıyan, demokratik hürriyetlerle mukayesesini yapabilen ve neticede
kararını verebilecek fikri seviyeye sahip olmalıdır. Bunun için vatandaşa
hürriyetin ne olduğunu, demokrasinin ne olduğunu, Cumhuriyetin ne olduğunu
iyi öğretmeyi zaruri görürüz. Millet şuuru ve müşterek milli ideal eğitim
yolu ile her vatandaşa intikal ettirilmelidir.
Eğitim, sebeplerden neticeye gitmeyi bilen, muhakeme kabiliyeti gelişmiş,
düşünen ve ona göre tercih yapabilen insanı yetiştirmelidir.
Vatandaşlık ve demokrasi eğitimi, milli eğitimin gayelerinden biri olmalıdır.
Hürriyetçi demokratik Cumhuriyet toplumu fertlerinin haklarının nelerden
ibaret olduğunu, nasıl kazanıldığını, nasıl korunacağını, Devletin nasıl
idare edildiğini, ne için öyle idare edildiğini, cemiyette hakim kaidelerin
nasıl korunduğunu, üstün iradenin ne olduğunu, vatandaş ve O'nun iradesinin
manasını ve hukukun üstünlüğünün ne olduğunu bilmeli, bunlara sahiplik
şuuruna da erişmelidir.
Memleketin kalkınmasında insan gücü ihtiyaçlarına cevap veren bir eğitim
sistemini şart sayarız. Sadece nazari bilgiler sonucu elde edilen diploma
ile eğitimin gayesine varmasını mümkün görmüyoruz. Bütün seviyelerde, müstakil
olabilmesi imkanı veren, kişiyi iş sahibi yapan bir meslek, san'at veya
maharet kazandıran bir eğitim sistemi uygulanmasını zaruri görürüz. Buna
üretici, eğitici eğitim diyoruz.
İfade etmiş olduğumuz prensiplere dayalı, milliyetçi, laik, hürriyetçi,
medeniyetçi ve ilerici fikirlerin eğitim yolu ile Türk vatandaşına intikal
ettirilmesini Devletin görevi sayarız. Bu vasıfları haiz eğitime Milli
Eğitim diyoruz. Millete ve ülkeye yararlı eğitimden bunu anlıyoruz.
YAYGIN, SÜREKLİ EĞİTİM
MADDE 39 - Eğitimi, milletin tümünün tabii hakkı görürüz. Herkese
kabiliyetini geliştirme imkanlarının sağlanması, eğitim sisteminin hedeflerinden
biridir.
Öncelikle, temel eğitimin, mecburi eğitimin bütün vatandaşlara ulaştırılabilmesi
için okulsuz köy bırakmamayı zaruri görürüz.
Eğitim ve öğretim okuldan sonraki safhada da devam etmektedir. Halk
eğitimine özel önem veririz. Halk eğitimi çalışmalarının milliyetçi bir
anlayışla, köy kalkınmamızı sağlamaya yardımcı olacak bir istikamette geliştirilmesini
zaruri görürüz. Okulla onun dışında kalan diğer kültür ve eğitim müesseselerinin
birbirini tamamlayacak şekilde faaliyet göstermeleri gerektiğine inanırız.
YÜKSEK ÖĞRETİM
MADDE 40 - Üniversitelerimizin memleket gerçeklerine ve ihtiyaçlarına
uygun bir eğitim programına sahip olmasını, araştırıcı ve uygulayıcı vasıfta
gençler yetiştirmesini zaruri buluruz. İlmin hürriyet ortamında gelişebileceği,
hür düşüncenin ise, yaratıcılığın kaynağı olduğu gerçeğini dikkate alarak,
üniversitelerin ilmi çalışma ve araştırmalarını serbestçe yapabilmeleri
için bilimsel özerkliğe sahip olmaları gerektiğine kaniiz. Özerkliği, belirttiğimiz
maksat dışında, Devlete karşı bağımsız veya onun denetimine tabi olmama
şeklinde anlamayız. Üniversitede çeşitli sistem ve fikirlerin tanıtılması
ve tartışılması tabiidir. Ancak, hür demokratik nizamı tanımayan fikirlerin,
diğerleri üzerine baskı kurması veya tek taraflı bir hürriyet anlayışı
ile gençlere telkinini, bilimsel özerklik, ilim hürriyeti ve milli üniversite
kavramı ile bağdaşır görmeyiz.
Üniversitelerimizin özellikle insangücü açığı olan alanlarda, kapasitelerinin
arttırılması ve yeni kuruluşlarca takviyesini gerekli görürüz. Ancak, yüksek
tahsil yapmak isteyen gençlerin meydana getirdiği büyük birikimi önlemek
için, mevcut müesseselerin gece öğretimi, çift tedrisat ve benzeri uygulamalarla
kapasitelerinin yükseltilmesini mümkün ve zaruri görürüz.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ
MADDE 41 - Eğitim, herkes için daha iyi yetişme, fikri ve bedeni
gücünü değerlendirme vasıtasıdır. Bu vasıtaya bütün vatandaşların, bulundukları
şartlar ve mali imkanları ne olursa olsun, sahip olmalarını sağlamak Devletin
görevidir. Bu görevi vatandaşın haiz Olduğu kabiliyete göre en yüksek eğitim
kademelerini kendisine açık tutmak olarak anlıyoruz.
Devlet ve mahalli idarelerce burslar ve krediler sağlanmasını ve bunun
eğitimin her kademesini kapsayacak bir şumule ulaştırılmasını, eğitimde
fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik faaliyette bulunan vakıf ve benzeri
kuruluşların desteklenmesini, eğitim kuruluşları ile ilgili yatırımların
bu önemli prensibi gerçekleştirmeye yarayacak şekilde yönlendirilmesini
uygun buluruz.
ARAŞTIRMA, TEKNOLOJİ
MADDE 42 - Gelişen teknolojiyi yakından takip etmeyi yeterli
görmeyiz. Ülkemiz bu gelişmelerin içinde olmalıdır. Teknoloji transferi
için imkanlar esirgenmemeli, ancak, teknoloji üretimini destekleyici, araştırma
elemanı yetiştirmek için bir özel programın uygulanmasını gerekli görürüz.
MİLLİ, MANEVİ DEĞERLER
MADDE 43 - Aynı milli ve manevi değerlere bağlılık ve ortak bir
kültürü paylaşmanın, topluluğu millet yaptığı inancındayız.
Ecdadımızın bize bıraktığı eserlere sahip çıkmak onları sadece muhafaza
etmek değil, zenginleştirerek devam ettirmeyi vazife sayarız.
Ortak inanışlarımıza bunların sembolü olan eser ve geleneklere, tarihi
mirasa, san'at, edebiyat ve folklore, Devletin özel ilgi göstermesini,
destek olmasını milli birliğimiz için önemli bir görev sayarız.
Sahip bulunduğumuz tarihi hazineler ve kültür mirasının, turizmin geliştirilmesinde
ve Türk gerçeğinin dünyaya tanıtılmasındaki değeri müdrik olarak, bakım,
onarım ve muhafazası sağlanmalıdır.
SAĞLIK
MADDE 44 - Halkın sağlığını korumak başta gelen kamu hizmetlerinden
biridir. Devlet bu görevini öncelikle koruyucu şekilde yapmalıdır. Köy,
kasaba ve şehirlerimizde çevre sağlığı şartlarının sağlanması, vatandaşın
sağlığını tehdit eden her türlü fiziki, kimyevi ve biyolojik kirlilik ve
tehlikelere karşı tedbir alınması, gelişmekte olan nesillerin ruh ve beden
yapısına zarar verici tesirlerin önlenmesi, vatandaşa gerekli asgari sağlık
eğitiminin verilmesini ve bu anlayışla koruyucu hekimlik uygulamasının
programlanmasını Devletin öncelikle ifa edeceği görevlerden sayarız.
Verem, frengi, cüzzam mücadelesi ve tedavisi ruh hastalıkları gibi sosyal
hastalıkların tedavisi Devlet tarafından kamu hizmeti şartlarında yürütülmelidir.
Tedavi kuruluşları imkanlarından azami istifade şartları mutlaka sağlanmalıdır.
Hekimsiz hastane, sağlık ocağı, aletsiz, teçhizatsız, ilaçsız hekim gibi
çarpıklıklara sür'atle son verilerek mevcut sağlık personeli ve kuruluşlarından
vatandaşın gereği gibi istifade imkanı sağlanmalıdır.
Hekimlerin modern tababet standartlarına sahip olmalarını temin ve kontrol,
çalışma alanları ve bölgelerinin şartlarına göre ücretlerini düzenleme,
hekimlerin ihtiyaca göre yurt sathına yayılmalarının kabil olduğu ölçüde
zora başvurmadan sağlamak, sağlık politikamızın hedefidir.
SAĞLIK HİZMETLERİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI
MADDE 45 - Hedef, bütün vatandaşların koruyucu hekimlik hizmetlerinden
yararlanması ve hastalıklarını tedavi imkanı bulabilmesidir. Bu maksatla
Devlet, tıbbi ve cerrahi bakım ve tedavi kurumlarını bölge tesisleri halinde
halkın ayağına götürmek, yoksul veya az gelirli vatandaşların her türlü
bakım ve tedavi masraflarını genel sağlık sigortası fonlarına yapacağı
desteklerle karşılamak durumundadır.
Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin vatandaşa güven verici
olmasını, zamanında ve hırpalanmadan götürülmesini bir zaruret sayarız.
Bütün vatandaşların genel ve mecburi sağlık sigortası kapsamına alınması,
yoksulların sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılanmasını, kamu
ve özel bütün sağlık kuruluşlarında sigortalı hastanın bakımının mümkün
olmasını, hastaya hekimini seçmek imkanının sağlanmasını zaruri görürüz.
Yardımcı sağlık personelinin yetiştirilmelerini bilgi ve maharetlerini
arttırıcı imkanların kendilerine sağlanmasını gerekli görürüz.
ŞEHİRLEŞME, KONUT
MADDE 46 - Sür'atli kalkınmayı hedef aldığımız ve bunun gereği
olarak sanayiin gelişmesini desteklediğimize göre, büyük nüfus hareketleri
ve hızlı şehirleşmeyi kaçınılmaz görürüz. Hızlı şehirleşmenin ortaya çıkardığı
altyapı yetersizliği, çevre kirlenmesi, mesken darlığı ve benzeri meselelerin
Devlet tarafından, özel ilgi ve programla sür'atle halline gidilmesini
zaruri görürüz.
Herkesin bir meskene sahip olması hedefimizdir. Gecekondu problemini
sosyal mesken ve mevcutlardan, ıslahı mümkün olanların, belli bir plan
içinde ıslahı yolu ile çözümü, konut meselesinde Devletin emrivakileri
düzenleme yerine önceden tedbir almasını, bu maksatla, şehir gelişme alanlarında
altyapısı hazırlanmış, önceden planlanmış arsaların alt gelir gruplarındaki
vatandaşlardan ev yapacaklara, belli vasıflara uygun inşaat yapmaları şartı
ile kredili olarak verilmesini, böylelikle yeni gecekondu yapılmasının
önlenmesi ve mevcutların ıslahında bu yoldan da faydalanılmasını uygun
buluruz.
Yapı tasarrufu mevduat hesaplarına vergi ve benzeri kolaylıklar sağlayarak
teşvik edilmelerini faydalı buluruz. Konut meselesinin hallinde, Devletin
özellikle mahrumiyet bölgelerinde sosyal konut ve lojman inşaatına önem
vermesini lüzumlu buluruz. Genel olarak, düşük gelir gruplarının bir meskene
sahip olabilmeleri için, ucuz arsa, ucuz kredi, ucuz inşaat malzemesi ve
standart planlarla kendilerine yardım etmeyi zaruri sayarız.
ÇALIŞMA HAYATI
MADDE 47 - Ekonomik gelişme ve kalkınma ve bununla birlikte gelişen
şehirleşme, iş ve işçi meselelerini, çalışma şartları ve güvenliğinin düzenlenmesi
ve teminat altına alınmasını gerekli kılmaktadır.
Türk işçisinin ve çalışma hayatının meselelerinin halledilmesini sosyal
refah devletine ulaşmanın şartı sayarız.
İşsizliği en büyük adaletsizlik addederiz. Tam istihdama ulaşmak hedefimizdir.
Buna ulaşacak yegane rasyonel yol ise, kalkınma ve ekonomik büyümedir.
Çalışanların refah ve güvenliğinin sağlanması, Türk işçisinin kalkınmadan
kendisine düşen adil payı, emeğinin ve alın terinin karşılığını alması,
çalışanların yarınlarının garanti altına alınması, çalışamadığı veya iş
bulamadığı zaman çaresizliğe terk edilmemesi, ücretverimlilik arasındaki
münasebetin iyi belirlenmesi, iş güvenliği ve iş barışı tedbirlerinin geliştirilmesi,
işçi emeklilerinin imkanlarının değişen hayat şartlarına göre ayarlanması,
işçi tasarruflarının değerlendirilmesi ve işçinin bizzat iş sahibi olma
gayretlerinin desteklenmesi, çalışma hayatının düzenlenmesinde tahakkukuna
çalışacağımız hedeflerimizdir.
SENDİKAL HAKLAR
MADDE 48 - Mesleki dayanışma, mensuplarının ortak menfaatlerini
koruma, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, milli gelir ve kalkınma şartlarına
uygun ücretin teşekkülü gibi çalışma hayatının düzenlenmesi ve iş barışının
sağlanmasında sendikal faaliyetleri faydalı ve zaruri görürüz.
Hür sendikacılığı, demokratik düzenin ayrılmaz bir parçası sayarız.
Sendikal faaliyetlerin siyasi maksatlara alet edilmesi ve haksız bir baskı
aracı olarak kullanılmasına karşıyız. Sendika-işçi, sendika-işyeri ve işveren
münasebetlerinin kişi hürriyetlerini bertaraf etmeyecek, ülke ekonomisi
ve gelişmesinin zaruretlerini, sendikal hakların kullanma imkanını kısıtlamadan
dikkate alacak tarzda düzenlenmesi zaruretine inanırız. Grev ve lokavt
haklarının bu anlayış içinde ve dikkatle uygulanmasını gerekli görürüz.
Çalışma şartlarının düzenlenmesi ve hak edilen ücretin alınabilmesi
için toplu pazarlık ve sözleşme mekanizmalarının serbestçe işlemesine taraftarız.
Toplu sözleşmelerle belirlenecek ücret seviyelerinin yurt çapında benzer
işkolları. Kamu ve özel kesim için dengeli olmasını sağlayacak tedbirlerin
Devlet tarafından alınmasını sosyal devlet olmanın gereği sayarız.
İşçi-işveren münasebetlerinin zıtlaşma yolu ile değil, mevcut işyerinin
mevcudiyeti ve üretimin devamı, ortak menfaat gerçeği dikkate alınarak
barış ve anlayışla düzenlenmesini doğru buluruz.
SOSYAL GÜVENLİK
MADDE 49 - Her Türk vatandaşını yarınından emin halde huzur ve
emniyet içinde yaşatmak gayemizdir. Sosyal güvenliği, kişinin yarın korkusundan
kurtulmasının şartı sayıyoruz. Hasta olunca perişan olmaktan, yaşlılıkta
veya iş kazası benzeri herhangi bir sebeple çalışamaz hale gelince başkasına
muhtaç olmaktan koruyan bir teminat olarak herkesin sosyal güvenliğe kavuşmasını,
sosyal politikalarımızın başlıca hedeflerinden biri saymaktayız.
Çalışanlara, hangi sektörde olursa olsun, öncelikle sosyal güvenlik
imkanını götürmeyi ve tedricen bu imkandan bütün vatandaşların istifadesini
sağlamayı zaruri sayarız.
Sosyal güvenlik kuruluşlarının işleyiş ve uygulamalarını ahenkleştirmeyi
gerekli görmekteyiz.
KORUNMAYA MUHTAÇ KİŞİLER
MADDE 50 - Yaşlı, kimsesiz ve muhtaçların hayatlarının idamesini
sağlamayı cemiyetin görevi sayarız. Yaşlı ve muhtaçların, asgari yaşama
şartını sağlayacak bir gelire kavuşturulmaları şarttır. 65 yaşını geçmiş
muhtaçlar hakkındaki uygulamayı, daha kolay işler hale getirerek yaygınlaştırmayı
ve yaşlılara sağlanan imkanı ekonominin gelişmesine mütenasip olarak arttırmayı
gerekli görürüz.
65 yaşını geçen muhtaçlara yapılan bu uygulamayı zamanla yaşlılık sigortasına
dönüştürmeyi uygun buluruz.
ÇOCUKLARIN KORUNMASI
MADDE 51 - Sahipsiz, kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocuklar ile,
özel eğitim ve bakımı gerekli çocukların himayesinde Devletin özel bir
sorumluluk taşıdığı inancındayız. Devlet ve mahalli idarelerin bu çocukların
barınmaları, bakılmaları ve yetiştirilmeleri için imkanlarını zorlayarak
gerekli kuruluşlarını yeterli hale getirmelerini zaruri görürüz.
Çalışan ana ve babaların küçük çocukları için yuva ve kreşler, kuruluşlar
tarafından Devletin nezaretinde ve lüzumunda katkısıyla yeterince sağlanmalıdır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
DIŞ POLİTİKA
DIŞ POLİTİKAMIZIN ESASLARI
MADDE 52 - Dış politikamız, ülkenin güvenliğini sürekli sağlama,
barış içinde yaşama ve dünya barışına katkıda bulunma, Birleşmiş Milletler
Anayasa'sının genel prensiplerine uygun olarak dış ilişkileri geliştirme,
ikili ilişkilerde hak ve muamele eşitliği ve menfaat dengesinin sağlanması,
ekonomik ve sosyal münasebetlerimizin, öncelikle yakın komşularımızla geliştirilmesi
esasına dayanır.
|