Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
II. DEMOKRASİ PROGRAMI (1998)
1983 PROGRAMI
PARTİLER VE PROGRAMLARI

DOĞRU YOL PARTİSİ
II. DEMOKRASİ PROGRAMI
2001
Doğru Yol Partisi (DYP) 23 Haziran 1983'de, 1960 ve 1980 müdahaleleriyle kapanan Demokrat Parti (DP) ve Adalet Partisi (AP) misyonunu sürdürmek amacıyla kuruldu.

Partinin genel başkanı 13 Haziran 1993'den bu yana Tansu Çiller'dir.
 

Çiller döneminde hazırlanan "II. Demokrasi Programı", Nisan 2001'de dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeler dikkate alınarak güncelleştirildi.

Programın güncelleştirilmiş şekli 10 bölümden oluşmaktadır.
 


Doğru Yol Partisi'nin (DYP) "II. Demokrasi Programı"nın, "Önsöz", "Sunuş" ile "Çağdaş Anayasal Düzen", "Adalet Reformu", bölümleri şöyle:
(2001 tarihli metin)


II. DEMOKRASİ PROGRAMI
(Güncelleştirilmiş Özeti)
ÖNSÖZ

Kurtuluş Savaşı sonrasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin o dönemde içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal şartlar nedeniyle, uzun süre tek partili sistemi tercih eden Türkiye'nin; 1946'da dönemin Tek Partisi içinden demokrasi kıvılcımlarını saçan ve “Dörtlü Takrir” şeklinde ifadesini bulan ilk çıkış hareketinden sonra yapılan çok partili seçimde, halkın gerçek temsilcisi olan Demokrat Parti iktidara gelmiş ve bunun sonucunda Halk-Devlet bütünleşmesi 1950-1960 döneminde gerçekleştirilmiştir.

1960 yılında demokrasiye yapılan ilk müdahale sonucunda parlamenter sistem kesintiye uğramış, 1961 Anayasası'nın kabulü ile yeni döneme Demokrat Parti'nin felsefesini aynen benimseyen Adalet Partisi ile girilmiş ve AP 1965 seçimlerinde tek başına iktidara gelerek demokrasi ve kalkınma hamlesini yeni bir anlayışla devam ettirmiştir.

Demokrasinin özüyle hiçbir şekilde bağdaşmayan 1971 muhtırası ile demokratik rejim yara almış, ancak Meclisin açık olması sayesinde bu yara daha çabuk sarılabilmiştir. Daha sonraki yıllarda çok partili sistemin getirdiği koalisyon hükümetlerinden kaynaklanan siyasal ve ekonomik istikrarsızlık sokağa yansımış ve bunun sonucunda 1 980de Meclisin de kapatıldığı bir müdahale daha gerçekleşerek demokrasi yeniden kesintiye uğratılmıştır. 1980-83 yıllarında yaşanan bu ara dönemden sonra yapılan ilk seçimlere, gerçek demokrasinin temsilcisi olan Demokrat Parti ve Adalet Partisi'nin ilkelerini aynen benimseyen ve bu güzide partilerin devamı olan Doğru Yol Partisi; haksız yere sokulmamış ve yöneticileri sürekli bir tacizle karşı karşıya bırakılmıştır.

Buna mukabil DYP yılmamış, elindeki demokrasi meşalesiyle toplumu aydınlatmaya, demokrasiyi bir yaşam biçimi haline getirmek için sistemli çalışmasına devam etmiş ve daha hür ortamda yapılan 1987 seçimlerinde Mecliste bir grup kurmuş, takip eden 1991 yılı seçimlerinde ise en fazla oy alan parti olarak tekrar iktidara gelmiştir. Bu dönemde lider değişimini demokratik bir yöntemle gerçekleştiren DYP, 1995 seçimlerinden de başarıyla çıkmış ve Türkiye'de 10 yıldan fazla süregelen terörün belini kırarak ülkeyi huzura kavuşturmuş ve yoluna devam etmiştir.

Sürekli olarak siyasi ve ekonomik liberalizmi gündeme getiren DP-AP-DYP geleneği, bugün küreselleşmenin temel unsuru haline gelen; özgürlük, demokrasi, ekonomik ve sosyal refah hedefini daha 1950'li yıllarda ortaya koyarak ileri görüşlülüğünü kanıtlamıştır.

Dünyanın bugünkü yeni koşullarına uyum sağlamanın gereği olarak demokratik düzenin, ekonomik ve siyasi liberalizmin yeniden tanımlanması, bugünün dinamik siyasi gelişmelerine uzak kalmış Anayasanın bu gelişmelere ayak uydurabilecek bir hale getirilmesi ve hantal işleyen Devlet çarkının hızlı bir yapıya kavuşturulması büyük bir önem arzetmektedir.

2
İşte DYP, bu ihtiyaçlara cevap verme noktasından hareketle yeni bir anlayışla; çağdaş anayasal düzenin tesisine, hukuk devletinin daha iyi işlemesini teminen kamu yönetiminin yeniden yapılandırılarak yetkilerin merkezden yerel yönetimlere aktarılmasına ağırlık veren, ekonomide hak düzenini ve insanca yaşamı ön planda tutan, sağlık ve eğitim reformu gibi büyük prestij projelerini gündeme getiren II. Demokrasi Programını hazırlayarak toplumun dikkatine sunmuştur.

Doğru Yol Partisi, temel hedefi olan tam demokrasinin gerçekleşmesini sağlamak üzere; hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik yaşamın tüm topluma yayılması, haklı rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisinin yerleşmesi ile halkın huzur ve refah içinde yaşaması için öncülük görevini yapmaya devam etmektedir. Bu ulvi amacı gerçekleştirmek için DYP, yapıcı ve kararlı mücadelesini azimle sürdürecektir.

Bu çerçevede daha önce hazırlanan II.Demokrasi Programı, bu defa dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler dikkate alınarak güncelleştirilmiş ve özet olarak takdim edilmiştir. Bu programın ülkemize hayırlı olmasını diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.
 
 

Prof. Dr. Tansu ÇİLLER
Doğru Yol Partisi
Genel Başkanı
 

SUNUŞ

Medeni dünyanın, ekonomik alanda üzerinde mutabakata vardığı standartlar gibi, siyasi ve sosyal alanlarda da kabul edilen evrensel değerler vardır. Bu değerlerin başında demokratik hukuk devleti ile, insan hak ve hürriyetleri gelmektedir.

Cumhuriyet, Anadolu'daki bin yıllık tarihi tecrübemizin sonucunda elde ettiğimiz kazanımların en önemlisidir. Ancak, Cumhuriyetimizin demokrasi ile taçlanması ve süslenmesi gerekmektedir.

Yeni milenyumda sağ ve sol kavramları büyük çapta anlamlarını yitirmiştir. Artık insanlar duruşları itibariyle demokrat olanlar ve olmayanlar olarak ayrılmaktadırlar.

Esasen demokrasinin bizatihi kendisi bir yaşam biçimi, bir hayat felsefesi olmayıp; farklı yaşama biçimlerine, farklı din, dil, mezhep ve kültürlere sahip insanların bir arada barış içinde yaşamalarını temin eden bir sistemdir.

Toplumsal dayanışma ve uzlaşmanın sağlanması; her grup, kesim ve topluluğun kendi öz değerlerine bağlı kalarak diğerlerine tahammül etmesi, saygı duyması ve onları kabullenmesi ile mümkündür.

Bugün ülkemizin önünde bulunan birçok meseleyi, devletin hukukunu üstün tutan bir anlayış yerine, bireyi öne çıkaran ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokratik devlet anlayışıyla çözebileceğimiz açıktır.

Medeni dünya milletleri arasında yer almamızın, büyükler arasında bir Türkiye sevdamızın olmazsa olmaz şartı da budur.

Devlet; işletmeci, dayatmacı hatta engelleyici olmaktan çıkacak, düzenleyici olacaktır.

Devletin, çoğulculuk içersinde bütün kurumlar ve kesimler arasında ahenkli bir anlayış sağlaması, adeta bir orkestra şefi mahareti ile çok farklı enstrümanlardan çıkan sesleri gürültü ve düzensiz sesler olmaktan çıkarıp bir armoniye dönüştürmesi, demokratik hukuk devletinin gereği olduğu gibi milli birlik ve dirliğimizin de teminatıdır.

Sözü edilen devlette merkeziyetçi bir anlayış değil, üniter devlet yapısı içerisinde adem-i merkeziyetçi bir anlayış vardır. Artık parlamenter demokrasi yerini katılımcı demokrasiye bırakmaktadır.

DYP milletimizin tarihi, kültürel, dini, folklorik, etnografik bütün değerlerine sahip çıkan, bunların bizi diğer milletlerden farklı kılan, bizi biz yapan unsurlar olduğuna inanan bir milliyetçilik anlayışına sahiptir.

DYP ideolojik platformda değil, demokratik prensipler platformunda siyaset yapan ve bu tarzı toplumun selameti açısından tavsiye eden bir partidir. Halkımıza toplumsal uzlaşma zemini olarak sunduğumuz prensipler; hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik cumhuriyet, insan hak ve hürriyetlerine ve bu çerçevede din, vicdan ve düşünce hürriyetine mutlak saygı, özel teşebbüse dayalı serbest piyasa ekonomisinden ibarettir.

DYP'nin milliyetçilik anlayışında anayasal vatandaşlığa dayalı, yurttaşlık bilincini esas alan, külfet ve nimet paylaşımında müşterekliği öngören bir yaklaşım vardır.

Avrupa Birliği'ne aday olduğumuz bu süreçte kültürel kimliğin ve öz değerlerin muhafazasından yanayız. Dolayısıyla milli ve dini hassasiyetlerimizi koruyarak medeni dünya ile entegre olmak mümkündür ve arzuladığımız da budur.

DYP, liberal aynı zamanda milliyetçi, muhafazakar ve demokrat bir partidir.

Buradaki muhafazakarlık ekonomik alanla değil, kültürel ve manevi alanla ilgilidir. Toplumu oluşturan, toplumun çimentosu mahiyetinde olan kültürel ve manevi değerlerin muhafazası, liberal ekonomi uygulayan demokratik batılı ülkelerin de benimsediği bir muhafazakarlık şeklidir. Çünkü muhafazakarlık, körü körüne bağlanmayı ve nasıl olursa olsun mevcudu korumayı değil, korunmaya değer şeylerin korunmasıyla ilgili bir duyarlılıktır. Böyle bir muhafazakarlık. değişimi engellemez. aksine teşvik eder.

Laikliği, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak anlıyoruz.

Laikliğin, demokrasinin ve Cumhuriyetimizin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu gerçeğinden hareketle DYP, laiklik karşıtı çıkışlara da laikliğin din düşmanlığına dönüştürülmesine de karşıdır.

İrtica ile mücadeleden kastedilen şey, dini; siyasi, ekonomik veya başka çıkarlarına alet eden, dini kullanarak kendileri gibi düşünmeyen veya yaşamayan insanlar üzerinde baskı kurmaya çalışanlarla mücadele etmekse, DYP bunu sonuna kadar destekler.

Eğer irtica ile mücadele ile kastedilen şey, dini hassasiyetleri baskın olan ve bu çerçevede hayatlarını tanzim eden insanların sindirilmesi, itilip kakılması, kamusal alanın dışına itilmesi, tek tip insan yetiştirme projesi çerçevesinde uygulamaya konan bir plan, bir tertip ise DYP buna şiddetle karşıdır.

Bu ülkenin dindar insanlarını, devletin icraatlarıyla gayri memnun vatandaşlar haline getirmek, laiklik karşıtı eğilimlerin güçlenmesini sağlamak anlamına gelir.

Bu itibarla Doğru Yol Partisi, yukarıdaki mülahazalardan hareketle bütün toplumu; bürokratik otoriteye değil, demokratik halk egemenliğine dayalı bir devlet anlayışının olduğu, hür teşebbüsün teşvik gördüğü, insan hak ve hürriyetlerinin en gelişmiş manada mevcut olduğu, din ve vicdan hürriyeti önünde hiçbir engelin bulunmadığı, düşünce ve ifade hürriyetlerinin bir lüks değil, temel bir hak olduğu, tek tip yaklaşımların reddedildiği, çoğulcu bir yapının yarolduğu, merkeziyetçi değil, katılımcı bir iradenin benimsendiği büyük Türkiye'nin gerçekleştirilmesi için tam demokrasi ekseninde uzlaşmaya, bütünleşmeye ve gayrete davet etmektedir.

ÇAĞDAŞ ANAYASAL DÜZEN

Modern Devlet: özgür bireylerden oluşan, özgürlükleri genişleten, özgür toplumun devletidir. Böyle bir yapıda bireye birinci planda değer veren, devletin bireyin hizmetinde olduğu anlayışı sergilenmelidir.

Parlamenter Demokrasiyi benimseyen ve Üniter Devlet anlayışını temel alan bir yapıda halk tarafından seçilmiş ve yetkileri artırılmış Cumhurbaşkanı ile, siyasi istikrar sağIanmalı ve kuvvetler ayrılığı tam anlamıyla tesis edilmelidir.

Anayasa, halkın iradesi esas alınarak bireysel hak ‘ve özgürlükleri genişletecek, sınırlamaları kaldıracak şekilde yeniden düzenlenecektir.

Sivil toplum örgütleri, çağdaş demokratik yaşamın temel unsurları olarak anayasal güvence ve statüye kavuşturulacaktır.

Herkesin düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakları üzerindeki engeller kaldırılacaktır. Bu özgürlük, serbestçe bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkını da kapsayacaktır.

Anayasa: sadece iç ve dış güvenlik, adalet ve eğitim hizmetlerini üstlenen bir merkezi idareyle, ekonomik ve sosyal altyapıdan oluşan diğer kamu hizmetlerini yerel yönetimlere devreden, ekonomik faaliyetlerden çekilen etkin ve dinamik bir devlet yapısını esas alacak şekilde düzenlenecektir.

Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli düzenlemeler yapılmak suretiyle, parti-içi demokrasinin işlemesi hukuki müeyyidelere bağlanarak kuvvetlendirilecektir. Seçimle oluşan kurumların yetkisi artırılacak, denetim aşağıdan yukarıya doğru etkin hale getirilecektir.

Üye kayıtlarının objektif ve hukuka uygun yapılması için, hakim denetimi şart koşulacaktır. Delege seçimleri hakim gözetiminde yapılacaktır. Gerekli kontrolün otomasyon ortamında sağlanmasına yönelik idari ve hukuki düzenlemeler yapılacaktır.

Üye kayıtlarının hakim denetimine alınmasıyla birlikte. Milletvekili. Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi Üyeleri ile İl Genel Meclisi Üyeleri adaylarının seçimi, bütün üyelerin katılımıyla önseçimle yapılacaktır.

Daha demokratik ve katılımcı bir seçim için, vatandaşın tercihini esas alan ve daraltılmış bölge sistemini benimseyen bir yapılanmaya gidilecektir.

Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılacak değişiklikle, partilerin seçim ittifakı yapabilmelerine imkan tanınacaktır. Seçim ittifakları ile seçimden sonra koalisyon ortaklığı gibi işbirliğinin seçimden önce önü açılacak, seçmenin partiler bloku arasında tercihte bulunması mümkün hale gelecektir.

Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu'na, seçim harcamalarına sınır getiren ve yargıç denetimine alan düzenlemeler eklenecektir.

Medya gerekli yasal güvencelerle haksız rekabete karşı korunacak ve tekelleşmeler önlenecek, fikir hürriyeti ve haber alma hakkı teminat altına alınacaktır.

Kişi hak ve özgürlüklerini, özellikle şahsiyet haklarını zedeleyen yayınların önlenmesi için, yargılamanın hızlandırılması ve cezaların ağırlaştırılması yoluna gidilecektir.

Yayınların ahlaki denetimi konusunda sivil toplum örgütlerinden yararlanılacaktır.

ADALET REFORMU

Çağdaş değerlere saygılı bir hukuksal düzenin gerçekleştirilebilmesi, adli sistemin yeniden yapılandırılarak, bu sisteme işlerlik kazandırılması ile mümkündür.

Yargıçların huzur içinde ve tarafsızca görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli yargıç güvencesi tam olarak sağlanacaktır.

İlk soruşturmanın Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılması sağlanacak, bu hizmetin yapılabilmesi için örgütsel ve idari açıdan doğrudan Cumhuriyet Savcılıkları ile irtibatlı, adli zabıta teşkilatı oluşturulacaktır.

Avukatlara doğrudan delil ve belge toplama yetkisi verilecektir. Polis laboratuarları yaygınlaştırılıp modernize edilecek: delil toplama yöntemleri geliştirilecektir. Sanıktan suça gitmek yerine, delilden suç ve sanığa ulaşma yöntemi uygulanarak, insanlık dışı işkence ve yöntemlerin önüne geçilecektir.

Tahkim ve sulh usulü basitleştirilip yaygınlaştırılacak, bu usulü teşvik eden hükümlerle kolaylaştırılacak; köylerde ihtiyar heyetleri, şehirlerde belediye bünyesinde kurulacak hakem kurulu ile dava konusu olabilecek olaylarda, uzlaşma yolları aranmak suretiyle mahkemelerin iş yoğunluğu azaltılacaktır.

Deliller, duruşma öncesinde taraflarca temin edilip tamamlanarak, tek celsede adalet sağlanacaktır.

Mahkemelerle Yargıtay arasında, yargıyı hızlandıracak ara istinaf mahkemeleri oluşturulacaktır.

Devletin hukuku değil, milletin hukuku ilkesi getirilecektir. Üstünlüğün hukuku değil, hukukun üstünlüğü sağlanacaktır.

Hiç kimse düşüncesini açıklamasından ve inancını yaşamasından dolayı yargılanmayacak ve mahkum edilmeyecektir.

Savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

Yargı birliği ilkesi getirilecek ve mahkemeler tek çatı altında toplanacak; DGM kaldırılacak, tüm adli yargı kollarının üst mahkemesi Yargıtay olacaktır.

Yargılama sırasında savcı ile savunma makamı eşit konuma getirilecektir.

En eski kanunlardan başlanarak hukuk sistemi taranacak, gereksiz ve uygulama imkanı kalmayan kural ve yasaklar ayıklanacaktır. kanunlar sade, öz ve anlaşılır hale getirilecek; yasalarımızdaki antidemokratik hükümler çıkarılacaktır.

Cezaevlerinde hücre ve büyük koğuş yerine daha yaşanabilir şartlara sahip, birkaç kişilik küçük odalardan oluşan sistem daha da geliştirilecektir.

Cezalarını çekerken, mahkumların üretime katılmaları sağlanacaktır.

Kabahat türü suçlar, ön ödeme ile ceza yargısı dışına çıkartılacaktır
 

Sonraki Sayfa



(10 EKİM 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.