| Genç Parti (GP) Programı'nın "Giriş" ile "Temel Unsurlar" ve "Ekonomik Yapı"
başlıklı 1 ve 2. kısımlar şöyle:
GİRİŞ
Ülkemiz, yeni bir bin yılın ilk yıllarında, globalleşen dünyaya, bilgi
çağının getirdiği teknolojik imkanlara, ülkemizin sahip olduğu eğitimli,
genç ve dinamik nüfusa, zengin doğal kaynaklara rağmen, tarihinin en büyük
ekonomik krizini atlatmak için büyük çaba harcamaktadır. Ülkemiz insanı
bu badireyi ancak, ülkesine ve milletine hizmet aşkı ile dolu, başarılı,
çağdaş, eğitimli ve bilgi birikimine sahip genç liderler ve genç kadrolarla
aşılabileceğine gönülden inanmaktadır.
Geçmişteki yanlış ekonomik politikalar nedeniyle verimli olarak kullanılamayan
ve bugünkü tutarı Yüzmilyar Amerikan Doları seviyesini aşan dış borçlarımız
nedeniyle ülkemiz, IMF ve Dünya Bankası tarafından adeta ablukaya alınmıştır.
Ülke kaynakları, bunlar tarafından uygulanan yüksek faizler ve başka yöntemler
ile yurt dışına aktarılmakta; reel sektör şirketleri, sanayi kuruluşları,
finans sektörü kuruluşları ve bankalar değerinin altında devredilmektedir.
Vatandaşlarımız, işsizlik ve yoksulluk sarmalında kıvranmakta, bu olumsuzlukları
gidermekle yükümlü olan iktidar, yapay gündemler yaratarak halkımızı oyalamakta
ve çaresizliğini gizlemeye çalışmaktadır. Halkımız, bilgi çağı teknolojisi
ve globalleşme çerçevesinde çağdışı kalan, kısır politikalar üreten, kişisel
çıkarlar peşinde koşan politikacılardan artık umudunu kesmiştir.
Oysa Türkiye, jeopolitik konumundan gelen avantajı, zengin doğal kaynakları,
kültürel varlığı ve köklü tarihsel birikimi, genç ve dinamik insan gücü
ve girişimci ruhu ile sadece kendi ülkesine değil, bulunduğu coğrafyanın
tümüne büyük katkılar sağlayabilecek kapasitededir.
Programımızı, ayrıntıya girmeden, olabildiğince genel çerçevede hazırladık.
Gittikçe küçülen dünyada hızlı ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan siyasi
ve ekonomik gelişmelerin tamamının programa yansıtılması ve bunlara şimdiden
bir çözüm üretilmesi mümkün değildir.
Biz memlekete hizmet aşkıyla yola çıktık, ülke menfaatlerini herşeyin
üzerinde tutmayı şiar edindik. Allah yardımcımız olsun ...
BİRİNCİ KISIM
TEMEL UNSURLAR
Partimiz; "Asıl olan fertlerin ve toplumun mutluluğudur" görüş ve ilkesinde
olan; fırsat eşitliğine ve sosyal adalete inanmış, işsizliğin ve fakirliğin
kaldırılmasını, ekonomik kalkınmayı, gelir dağılımı adeletsizliğinin giderilmesi
ve bu şekilde refahın yaygınlaştırılmasını öngören; ekonomik kalkınma ve
gelişmede bireylerin teşebbüs gücünü esas kabul eden; millet iradesinin
ancak hür ve demokratik düzen içinde tam olarak ortaya çıkacağına inanan;
adalet mülkün temelidir anlayışına sahip, insan temel hak ve hürriyetlerini
vazgeçilmez kabul eden, milli birlik ve bütünlüğü herşeyin üzerinde telakki
eden, Yüce Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaş uygarlık
düzeyine erişmeyi hedef alan, globalleşen dünya düzeni içinde hak ettiği
yeri alacak ekonomik yapıyı oluşturmayı ilke edinen; geleceğimizin güvencesi
gençlerimizin çağdaş Türkiye'yi yaratma ülküsüne bağlı, ülke yönetimine
her aşamada katılan, dış dünyaya, yeni düşünce ve gelişmelere açık, inançlı
ve sağlam karakterli bir gençlik olarak yetişmesini milli eğitimin esası
sayan, bağımsız, gelişmiş, itibarlı, büyük Türkiye idealine ulaşmayı gaye
edinen bir partidir.
Devlet, başta vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunması olmak
üzere, toplumsal düzeni, adaleti, iç ve dış güvenliği sağlayan, millet
tarafından oluşturulan kurumlar bütünüdür. Devletin var oluş sebebi, milletin
refah ve mutluluğunu arttırmaktır. Sosyal güvenlik ve yardımın sağlanması,
sosyal adaletin oluşturulması, yönlendirilmesi devletin başlıca görevleri
arasındadır.
Partimiz, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ifadesini bulan, hak
ve hürriyetlerin sağlanması ve teminat altına alınması için hukuka bağlı
ve hukukun üstünlüğünü esas alan devlet düzenini temel şart olarak alır.
Herkes kişiliğine bağlı, devredilmez, dokunulmaz ve vazgeçilmez temel hak
ve özgürlüklere sahiptir.
Partimiz, herkesin Anayasamızın güvencesi altında vicdan, dini inanç
ve ibadet özgürlüğüne sahip olduğunu, aynı zamanda din işleri ile siyaset
ve devlet işlerinin tamamen birbirinden ayrı hususlar olduğunu kabul eder.
Hiç kimsenin inanç ve ibadetlerinden dolayı kınanması, tenkit edilmesi,
hor görülmesi ve sınırlandırılması kabul edilemez.
Adalet mülkün temelidir. Adaletin hiçbir ayrım yapılmaksızın hızlı olarak
temini ve dağıtımı devletin temel görevidir. Kanun önünde hiç bir kişi,
kurum ya da zümreye ayrıcalık tanınmaz ve herkes kanun önünde eşittir.
Cezaların adil ve caydırıcı olması esastır. Yargı organlarının bağımsız
ve tarafsız olması adalet sisteminin temel prensibidir. Mahkemeler tarafından
verilen kişisel cezaların siyasi irade tarafından affedilmesi, genel veya
özel af çıkartılması kabul edilemez.
Radyo, televizyon, gazete, kitap, dergi gibi kitle iletişim araçları;
sanat, kültür ve ilimin gelişmesi ve yayılmasında ve kamuoyunun sağlıklı
bir şekilde oluşturulmasında, söz, düşünce ve kanaatlerin özgürce açıklanmasında
önemli görev ifa ederler. Partimiz, çağımızın en önemli bilgi iletişim
ortamı internetin her türlü sınırlamalardan uzak, özgürce kullanılması,
yaygınlaştırılması ve toplumun tüm kesimleri tarafından faydalanılmasının
gerekliliğine inanır. Tüm medya organlarının her türlü baskıdan uzak, özgürce
faaliyetini devam ettirebilmesinin sağlanması ancak medya yayın ve dağıtım
sektörlerinde son yıllarda ortaya çıkan karteleşme yapılarının ortadan
kaldırılması gerekmektedir.
Temel unsurları adelet ve hukukun üstünlüğü olan demokratik sistem,
insan hak ve onurunun, söz, düşünce, din ve vicdan hürriyetinin en büyük
güvencesidir. Demokratik düzen, insan hak ve hürriyetlerine saygının en
yüksek olduğu ve en iyi şekilde korunduğu bir rejimdir.
İKİNCİ KISIM
EKONOMİK YAPI
1. Ekonomide Devletin Yeri :
Devlet, ekonomik faaliyetlerin hemen her alanından çok süratli bir şekilde
çekilmeli, gerçekleştiren değil, düzenleyen ve yol gösteren bir yapıya
kavuşmalıdır. Devlet hiçbir ekonomik alanda faaliyet göstermemelidir.
Devletin asıl görevi, kalkınmanın ana unsuru olan siyasi ve ekonomik
istikrarı sağlamaktır. Devletin işleyişi her düzeyde verimlilik esasına
dayandırılmalı, belli sayıya indirilecek olan kamu personeli, üretkenlik
ve başarı esasına göre ödüllendirilmeli, bütün kamu iktisadi kuruluşları
özelleştirilmeli, verimli çalışması mümkün olmayanlar ise tasfiye edilmelidir.
Devlet, serbest piyasa düzeni içinde rekabete dayalı sistemin işleyişini
yasa güvencesi altına almalı, tekelleşmeyi ve haksız rekabeti önlemelidir.
Piyasa ekonomisi içinde serbest girişimin desteklenmesi esastır. Bunun
yanında devlet, girişimciyi olduğu kadar tüketiciyi de korumaya yönelik
her türlü tedbirleri almakla yükümlüdür.
Vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve en az bunun kadar
önemli olan gelir dağılımının adil bir yapıya kavuşturulması, kişi başına
düşen gayri safi milli hasılanın 2.000.-Amerikan Doları seviyesinden, kısa
bir süre zarfında en az 10.000.-Amerikan Doları seviyesine çıkartılması
alınacak ekonomik tedbirler ve şahsiyetli iç ve dış politikalar ile mümkündür.
2. Vergi ve Teşvik
Tüm alanlarda vergi oranları ödenebilir seviyeye indirilmeli ve vergi
adaleti sağlanmalıdır. Vatandaşların bu şekilde vergi vermeye özendirildiği
ve verginin toplumun tüm katmalarına yaygınlaştırıldığı bir yapı oluşturulmalıdır.
Temel gıda maddlerinde yer alan katma değer vergisi oranları Ülkemiz gerçekleri
dikkate alınarak düşürülmelidir.
Vergi denetimi ve toplanması, çağın teknolojik gelişmelerine uygun olarak
etkin bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Toplanan vergilerin harcanmasının
verimli bir şekilde yapılması ve toplumun bu harcama ve toplanan vergiler
konusunda bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.
Vergilendirmeye ilişkin her türlü yasal düzenlemeler her kesimin anlayabileceği
şekilde basitleştirilmelidir. Vergilendirme ile ilgili düzenlemeler belli
kişi ve/veya zümreyi kayıracak veya cezalandıracak izlenimini verecek şekilde
değiştirilmemelidir.
Uygulamada fazlaca yararı görülmeyen, bazı durumlarda haksız rekabete
dahi neden olan teşvik sisteminde radikal değişikliklere gidilmeli, hatta
kaldırılmalı; çok gerekli görülen bölgesel ve sektörel teşviklerin vergi
politikaları ile sağlanmalıdır.
3. Yabancı Sermaye :
Esas olan sermayenin katma değer ve istihdam yaratacak biçimde ekonominin
içine çekilmesidir. Bu nedenle, yerli ya da yabancı sermaye ayrımı ortadan
kalkmalıdır. Yabancı sermaye herhangi bir izne tabi olmaksızın ülke içinde
dilediği alanda faaliyete girebilmelidir.
Sermayenin, özellikle de yabancı sermayenin önündeki tüm bürokratik
engeller ortadan kaldırılmalı, oluşturulacak siyasi ve ekonomik istikrar
çerçevesinde Türkiye'nin güvenilir bir yatırım ülkesi olması sağlanmalıdır.
Ancak ülke doğal kaynakları ile özel ve kamu sermayesi ile kurulmuş
yerli reel, hizmet ve mali sektör şirketlerinin en yüksek değerden yabancı
kuruluşlara devrine azami dikkat edilmelidir.
4. Tarım ve Sanayi Politikası :
Türkiye, kendi kendine yeten dünyanın sayılı ülkelerinden biriyken,
izlenen yanlış politikalar neticesinde tarım ürünü ithal eden bir ülke
haline gelmiştir. Türkiye'nin öncelikle kendi kendine yeter miktar ve çeşitte
tarım ürünü yetiştirmesi, bilahare de üretilen ürünlerin ihraç edilmesi
ana tarım politikası olmalıdır. Bunun temini için de tarım üreticisi sürekli
ve yeterli oranda teşvik ve sübvanse edilmeli, üretimde en yeni teknolojilerin
kullanılması ile kalitenin arttırılması sağlanmalıdır. Üretilen tarım ürünlerinin
tüketiciye en kısa ve ucuz şekilde ulaştırılması için gerekli altyapı ulaşım
yatırımları en kısa zamanda yapılmalıdır.
Yaratılacak liberal ekonomi ortamında sanayicinin kişisel girişimi ile
devletten daha hızlı ve doğru kararlar alarak ülke sanayisinin gerçekçi
biçimde gelişmesinde çok daha etkin rol oynayacağından devletin herhangi
bir sanayi yatırım politikası oluşturmasına bile gerek kalmayacaktır. Sanayi
üretiminin ülkenin tüm bölgelerine yayılması sağlanmalı, ileri teknolojinin
kullanılması ile ucuz ve kaliteli üretim yapılması teşvik edilmelidir.
İleri teknolojinin de etkisiyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
hizmet sektörü milli gelirin yarısını, hatta yarısından fazlasını oluşturmaktadır.
Tarım ve sanayininin gelişmesi hizmet sektörü ile doğrudan ilişkilidir.
Hizmet sektörü, işgücünün en yoğun olduğu sektördür. Başta turizm olmak
üzere, müteahhitlik, taşımacılık ve transit taşıma hizmetlerinin gelişmesini
sağlayacak tedbirlerin alınması zorunludur.
Bir turizm cenneti olan Ülkemizin bu sektörde sağladığı örnek gelişmenin
önündeki tüm yasal ve idari engellerin süratle ortadan kaldırılması öncelikli
işlerimizden olmalıdır.
5. Altyapı Yatırımları :
Devlet, ulaştırma, haberleşme, enerji olarak tanımlanan altyapı yatırımlarının
öncelikle özel sektör kuruluşları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi için gerekli
yasal ortamı yaratmalıdır.
a) Ulaşım : Devlet, ulaşımın hemen her alanda güvenli ve kaliteli olarak
gerçekleştirilmesi için gerekeni yapmalıdır. Hava, deniz ve demiryolu ile
ulaşım özendirilmeli, gelişmiş ülkelerde de olduğu gibi Türkiye'nin her
yerine demiryolu ile ulaşım imkanı sağlanmalı, Türkiye'nin demiryolu ağı
arttırılmalı ve mevcut demiryolu ağı süratle rehabilite edilmelidir.
Üç tarafı denizlerle çevrili, dünyanın en güzel ve en uzun kıyılarına
sahip, stratejik konumu itibariyle denizlere hakim ülkemiz, servet ve güç
kaynağı olan denizlerden yararlanmak zorundadır. Bir takım yanlış politikalar
neticesinde tercih edilen daha pahalı ve dışa bağımlı karayolu taşımacılığı
yerine ülkemiz bu doğal zenginlikten faydalanmalıdır. Bunun için deniz
taşımacılığı setörünün önündeki tüm yasal engeller ortadan kaldırılmalı
ve denizden yararlanma bilinci temel eğitim kurumlarından başlayan bir
eğitimle teşvik edilmelidir. b) Enerji : Ülkenin yer altı ve yer üstü kaynakları
azami ölçülerde değerlendirilmelidir. Enerjide dışa bağımlılığın tamamen
ortadan kaldırılması asıl hedeftir. Bunun için ülkemizin sahip olduğu doğal
kaynaklar verimli olarak kullanılmalıdır. Gelişmiş ülkelerin enerji ihtiyaçlarının
önemli bir bölümünü karşıladıkları nükleer enerjinin kullanımına, gerekli
güvenlik kriterlerine uygun ve çevreye saygılı bir şekilde kısa bir süre
içinde geçilmeli, öncelikle ülkemizin hidroelektrik kapasitesi sonuna kadar
kullanılmalıdır.
Ülkemizin zengin kömür varlığının enerji üretiminde kullanılmasına önem
verilmeli ve dünya rezervlerinin önemli bir bölümünü oluşturan bor kaynaklarının
yerinde ve sağlıklı olarak değerlendirilmesi sağlanmalıdır. 6. Dış Ekonomik
İlişkiler :
Dış ekonomik ilişkilerde birincil öncelik dış alım ile dış satım arasındaki
dengenin çok kısa süre içinde kurulması ve Türkiye'nin bir dış satım ülkesi
haline getirilmesidir. Bunun için ülkemizin özellikle komşuları ile olan
ticaret hacmi arttırılmalı, gümrüklerin kaldırılması esas olmak üzere sınır
ticareti serbest bırakılmalıdır. İhracat üzerindeki tüm formaliteler ve
yükler kaldırılmalıdır. Ülke içi üretimi arttırmak ve israfı önlemek amacıyla
gereksiz ürünlerin ithalatından kaçınılmalıdır.
Avrupa Birliği ile olan ekonomik ilişkilerde; Gümrük Birliği, ülkemizin
stratejik konumu, genç işgücü, büyük ekonomik pazar potansiyeli ve doğal
kaynakları dikkatle değerlendirilerek tam üyelik için teslimiyetçi değil
şahsiyetli bir politika izlenmelidir.
7. Mali Piyasalar ve Tasarruflar :
Halkın tasarruflarının ekonomiye kanalize olmasında köprü vazifesi gören
banka ve finans kurumlarının faliyetleri serbest piyasa ekonomisinin gereklerine
uygun olarak şeffaf, güçlü ve güvenilir hale getirilmeli ve mevduat üzerindeki
devlet güvencesi kademeli olarak kaldırılmalıdır. Bu kuruluşlar, reel karları
üzerinden vergilendirilmelidir.
Mali piyasalarda rekabetçi ortamın geliştirilmesi temel amaçtır. Bunun
için, serbest piyasa ekonomisi kuralları tüm mali piyasalara egemen olmalı,
para ve sermaye piyasaları ve buna özgü kurum ve kuruluşlar bu çerçevede
yeniden yapılandırılmalıdır. Böylece mali piyasaların ekonomiye kaynak
aktarımını en iyi ve sağlıklı şekilde yapmaları sağlanmış olacaktır. Türk
mali piyasalarının uluslararası mali piyasalar ile bütünleşmesi sağlanmalıdır.
Sermaye piyasalarını geliştirmek, bu piyasalara derinlik ve istikrar kazandırmak
amacıyla şirketlerin halka açılmasını kolaylaştıracak yasal düzenlemelerin
yapılması ve bu suretle sermayenin tabana yayılması ve gelir dağılımının
düzeltilmesi mümkün olacaktır.
Kamu bankalarının tümünün özelleştirilmesi, devletin bankacılık ve finans
sektöründen bütünüyle çıkması esastır.
Ülkemizde kullanılabilir arazilerin önemli bir bölümü devletin mülkiyetinde
bulunmaktadır. Devletin sahip olduğu ve atıl durumda bulunan, fiilen kullanma
imkanı olmayan arsa, arazi ve taşınmaz mallar, rayiç değerler üzerinden
elden çıkartılmalıdır.
Ülke ekonomisine yapılacak en büyük katkı, vatandaşların ekonomik sistem
dışında tuttukları tasarruflarının yaratılacak güven ve istikrar ortamında
sisteme dahil edilmesini sağlamaktır.
8. Esnaf ve Sanatkarlar :
Ekonomik ve sosyal yapımızın temel unsuru sayılan esnaf ve sanatkarımız
güçlendirilmeli, sanayi siteleri geliştirilmeli, özel sektörün nüvesini
oluşturan esnaf ve sanatkarın serbest piyasa ortamında teşvik edilmesi,
vergi yükünün azaltılması yoluyla küçük işletmelerin karlı bir şekilde
faaliyetlerinin devamı ve ekonomiye katkıları sağlanmalıdır.
|