Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
PARTİLER VE PROGRAMLARI

GENÇ PARTİ
2002
Genç Parti, 10 Temmuz 2002'de Cem Uzan ve arkadaşları tarafından kuruldu, daha sonra kendini feshederek Yeniden Doğuş Partisi'ne katıldı. YDP, 23 Ağustos 2002'de 3. Olağanüstü Kurultayı'nda "Genç Parti" adını aldı. Parti Başkanlığı'na Cem Uzan seçildi.
 
 
Genç Parti (GP) Programı'nın "Giriş" ile "Temel Unsurlar" ve "Ekonomik Yapı" başlıklı 1 ve 2. kısımlar şöyle:

GİRİŞ

Ülkemiz, yeni bir bin yılın ilk yıllarında, globalleşen dünyaya, bilgi çağının getirdiği teknolojik imkanlara, ülkemizin sahip olduğu eğitimli, genç ve dinamik nüfusa, zengin doğal kaynaklara rağmen, tarihinin en büyük ekonomik krizini atlatmak için büyük çaba harcamaktadır. Ülkemiz insanı bu badireyi ancak, ülkesine ve milletine hizmet aşkı ile dolu, başarılı, çağdaş, eğitimli ve bilgi birikimine sahip genç liderler ve genç kadrolarla aşılabileceğine gönülden inanmaktadır.

Geçmişteki yanlış ekonomik politikalar nedeniyle verimli olarak kullanılamayan ve bugünkü tutarı Yüzmilyar Amerikan Doları seviyesini aşan dış borçlarımız nedeniyle ülkemiz, IMF ve Dünya Bankası tarafından adeta ablukaya alınmıştır. Ülke kaynakları, bunlar tarafından uygulanan yüksek faizler ve başka yöntemler ile yurt dışına aktarılmakta; reel sektör şirketleri, sanayi kuruluşları, finans sektörü kuruluşları ve bankalar değerinin altında devredilmektedir.

Vatandaşlarımız, işsizlik ve yoksulluk sarmalında kıvranmakta, bu olumsuzlukları gidermekle yükümlü olan iktidar, yapay gündemler yaratarak halkımızı oyalamakta ve çaresizliğini gizlemeye çalışmaktadır. Halkımız, bilgi çağı teknolojisi ve globalleşme çerçevesinde çağdışı kalan, kısır politikalar üreten, kişisel çıkarlar peşinde koşan politikacılardan artık umudunu kesmiştir.

Oysa Türkiye, jeopolitik konumundan gelen avantajı, zengin doğal kaynakları, kültürel varlığı ve köklü tarihsel birikimi, genç ve dinamik insan gücü ve girişimci ruhu ile sadece kendi ülkesine değil, bulunduğu coğrafyanın tümüne büyük katkılar sağlayabilecek kapasitededir.

Programımızı, ayrıntıya girmeden, olabildiğince genel çerçevede hazırladık. Gittikçe küçülen dünyada hızlı ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan siyasi ve ekonomik gelişmelerin tamamının programa yansıtılması ve bunlara şimdiden bir çözüm üretilmesi mümkün değildir.

Biz memlekete hizmet aşkıyla yola çıktık, ülke menfaatlerini herşeyin üzerinde tutmayı şiar edindik. Allah yardımcımız olsun ...

BİRİNCİ KISIM
TEMEL UNSURLAR

Partimiz; "Asıl olan fertlerin ve toplumun mutluluğudur" görüş ve ilkesinde olan; fırsat eşitliğine ve sosyal adalete inanmış, işsizliğin ve fakirliğin kaldırılmasını, ekonomik kalkınmayı, gelir dağılımı adeletsizliğinin giderilmesi ve bu şekilde refahın yaygınlaştırılmasını öngören; ekonomik kalkınma ve gelişmede bireylerin teşebbüs gücünü esas kabul eden; millet iradesinin ancak hür ve demokratik düzen içinde tam olarak ortaya çıkacağına inanan; adalet mülkün temelidir anlayışına sahip, insan temel hak ve hürriyetlerini vazgeçilmez kabul eden, milli birlik ve bütünlüğü herşeyin üzerinde telakki eden, Yüce Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi hedef alan, globalleşen dünya düzeni içinde hak ettiği yeri alacak ekonomik yapıyı oluşturmayı ilke edinen; geleceğimizin güvencesi gençlerimizin çağdaş Türkiye'yi yaratma ülküsüne bağlı, ülke yönetimine her aşamada katılan, dış dünyaya, yeni düşünce ve gelişmelere açık, inançlı ve sağlam karakterli bir gençlik olarak yetişmesini milli eğitimin esası sayan, bağımsız, gelişmiş, itibarlı, büyük Türkiye idealine ulaşmayı gaye edinen bir partidir.

Devlet, başta vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunması olmak üzere, toplumsal düzeni, adaleti, iç ve dış güvenliği sağlayan, millet tarafından oluşturulan kurumlar bütünüdür. Devletin var oluş sebebi, milletin refah ve mutluluğunu arttırmaktır. Sosyal güvenlik ve yardımın sağlanması, sosyal adaletin oluşturulması, yönlendirilmesi devletin başlıca görevleri arasındadır.

Partimiz, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ifadesini bulan, hak ve hürriyetlerin sağlanması ve teminat altına alınması için hukuka bağlı ve hukukun üstünlüğünü esas alan devlet düzenini temel şart olarak alır. Herkes kişiliğine bağlı, devredilmez, dokunulmaz ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.

Partimiz, herkesin Anayasamızın güvencesi altında vicdan, dini inanç ve ibadet özgürlüğüne sahip olduğunu, aynı zamanda din işleri ile siyaset ve devlet işlerinin tamamen birbirinden ayrı hususlar olduğunu kabul eder. Hiç kimsenin inanç ve ibadetlerinden dolayı kınanması, tenkit edilmesi, hor görülmesi ve sınırlandırılması kabul edilemez.

Adalet mülkün temelidir. Adaletin hiçbir ayrım yapılmaksızın hızlı olarak temini ve dağıtımı devletin temel görevidir. Kanun önünde hiç bir kişi, kurum ya da zümreye ayrıcalık tanınmaz ve herkes kanun önünde eşittir. Cezaların adil ve caydırıcı olması esastır. Yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olması adalet sisteminin temel prensibidir. Mahkemeler tarafından verilen kişisel cezaların siyasi irade tarafından affedilmesi, genel veya özel af çıkartılması kabul edilemez.

Radyo, televizyon, gazete, kitap, dergi gibi kitle iletişim araçları; sanat, kültür ve ilimin gelişmesi ve yayılmasında ve kamuoyunun sağlıklı bir şekilde oluşturulmasında, söz, düşünce ve kanaatlerin özgürce açıklanmasında önemli görev ifa ederler. Partimiz, çağımızın en önemli bilgi iletişim ortamı internetin her türlü sınırlamalardan uzak, özgürce kullanılması, yaygınlaştırılması ve toplumun tüm kesimleri tarafından faydalanılmasının gerekliliğine inanır. Tüm medya organlarının her türlü baskıdan uzak, özgürce faaliyetini devam ettirebilmesinin sağlanması ancak medya yayın ve dağıtım sektörlerinde son yıllarda ortaya çıkan karteleşme yapılarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Temel unsurları adelet ve hukukun üstünlüğü olan demokratik sistem, insan hak ve onurunun, söz, düşünce, din ve vicdan hürriyetinin en büyük güvencesidir. Demokratik düzen, insan hak ve hürriyetlerine saygının en yüksek olduğu ve en iyi şekilde korunduğu bir rejimdir.

İKİNCİ KISIM
EKONOMİK YAPI

1. Ekonomide Devletin Yeri :

Devlet, ekonomik faaliyetlerin hemen her alanından çok süratli bir şekilde çekilmeli, gerçekleştiren değil, düzenleyen ve yol gösteren bir yapıya kavuşmalıdır. Devlet hiçbir ekonomik alanda faaliyet göstermemelidir.

Devletin asıl görevi, kalkınmanın ana unsuru olan siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamaktır. Devletin işleyişi her düzeyde verimlilik esasına dayandırılmalı, belli sayıya indirilecek olan kamu personeli, üretkenlik ve başarı esasına göre ödüllendirilmeli, bütün kamu iktisadi kuruluşları özelleştirilmeli, verimli çalışması mümkün olmayanlar ise tasfiye edilmelidir.

Devlet, serbest piyasa düzeni içinde rekabete dayalı sistemin işleyişini yasa güvencesi altına almalı, tekelleşmeyi ve haksız rekabeti önlemelidir. Piyasa ekonomisi içinde serbest girişimin desteklenmesi esastır. Bunun yanında devlet, girişimciyi olduğu kadar tüketiciyi de korumaya yönelik her türlü tedbirleri almakla yükümlüdür.

Vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve en az bunun kadar önemli olan gelir dağılımının adil bir yapıya kavuşturulması, kişi başına düşen gayri safi milli hasılanın 2.000.-Amerikan Doları seviyesinden, kısa bir süre zarfında en az 10.000.-Amerikan Doları seviyesine çıkartılması alınacak ekonomik tedbirler ve şahsiyetli iç ve dış politikalar ile mümkündür.

2. Vergi ve Teşvik

Tüm alanlarda vergi oranları ödenebilir seviyeye indirilmeli ve vergi adaleti sağlanmalıdır. Vatandaşların bu şekilde vergi vermeye özendirildiği ve verginin toplumun tüm katmalarına yaygınlaştırıldığı bir yapı oluşturulmalıdır. Temel gıda maddlerinde yer alan katma değer vergisi oranları Ülkemiz gerçekleri dikkate alınarak düşürülmelidir.

Vergi denetimi ve toplanması, çağın teknolojik gelişmelerine uygun olarak etkin bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Toplanan vergilerin harcanmasının verimli bir şekilde yapılması ve toplumun bu harcama ve toplanan vergiler konusunda bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

Vergilendirmeye ilişkin her türlü yasal düzenlemeler her kesimin anlayabileceği şekilde basitleştirilmelidir. Vergilendirme ile ilgili düzenlemeler belli kişi ve/veya zümreyi kayıracak veya cezalandıracak izlenimini verecek şekilde değiştirilmemelidir.

Uygulamada fazlaca yararı görülmeyen, bazı durumlarda haksız rekabete dahi neden olan teşvik sisteminde radikal değişikliklere gidilmeli, hatta kaldırılmalı; çok gerekli görülen bölgesel ve sektörel teşviklerin vergi politikaları ile sağlanmalıdır.

3. Yabancı Sermaye :

Esas olan sermayenin katma değer ve istihdam yaratacak biçimde ekonominin içine çekilmesidir. Bu nedenle, yerli ya da yabancı sermaye ayrımı ortadan kalkmalıdır. Yabancı sermaye herhangi bir izne tabi olmaksızın ülke içinde dilediği alanda faaliyete girebilmelidir.

Sermayenin, özellikle de yabancı sermayenin önündeki tüm bürokratik engeller ortadan kaldırılmalı, oluşturulacak siyasi ve ekonomik istikrar çerçevesinde Türkiye'nin güvenilir bir yatırım ülkesi olması sağlanmalıdır.

Ancak ülke doğal kaynakları ile özel ve kamu sermayesi ile kurulmuş yerli reel, hizmet ve mali sektör şirketlerinin en yüksek değerden yabancı kuruluşlara devrine azami dikkat edilmelidir.

4. Tarım ve Sanayi Politikası :

Türkiye, kendi kendine yeten dünyanın sayılı ülkelerinden biriyken, izlenen yanlış politikalar neticesinde tarım ürünü ithal eden bir ülke haline gelmiştir. Türkiye'nin öncelikle kendi kendine yeter miktar ve çeşitte tarım ürünü yetiştirmesi, bilahare de üretilen ürünlerin ihraç edilmesi ana tarım politikası olmalıdır. Bunun temini için de tarım üreticisi sürekli ve yeterli oranda teşvik ve sübvanse edilmeli, üretimde en yeni teknolojilerin kullanılması ile kalitenin arttırılması sağlanmalıdır. Üretilen tarım ürünlerinin tüketiciye en kısa ve ucuz şekilde ulaştırılması için gerekli altyapı ulaşım yatırımları en kısa zamanda yapılmalıdır.

Yaratılacak liberal ekonomi ortamında sanayicinin kişisel girişimi ile devletten daha hızlı ve doğru kararlar alarak ülke sanayisinin gerçekçi biçimde gelişmesinde çok daha etkin rol oynayacağından devletin herhangi bir sanayi yatırım politikası oluşturmasına bile gerek kalmayacaktır. Sanayi üretiminin ülkenin tüm bölgelerine yayılması sağlanmalı, ileri teknolojinin kullanılması ile ucuz ve kaliteli üretim yapılması teşvik edilmelidir.

İleri teknolojinin de etkisiyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hizmet sektörü milli gelirin yarısını, hatta yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Tarım ve sanayininin gelişmesi hizmet sektörü ile doğrudan ilişkilidir. Hizmet sektörü, işgücünün en yoğun olduğu sektördür. Başta turizm olmak üzere, müteahhitlik, taşımacılık ve transit taşıma hizmetlerinin gelişmesini sağlayacak tedbirlerin alınması zorunludur.

Bir turizm cenneti olan Ülkemizin bu sektörde sağladığı örnek gelişmenin önündeki tüm yasal ve idari engellerin süratle ortadan kaldırılması öncelikli işlerimizden olmalıdır.

5. Altyapı Yatırımları :

Devlet, ulaştırma, haberleşme, enerji olarak tanımlanan altyapı yatırımlarının öncelikle özel sektör kuruluşları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi için gerekli yasal ortamı yaratmalıdır.

a) Ulaşım : Devlet, ulaşımın hemen her alanda güvenli ve kaliteli olarak gerçekleştirilmesi için gerekeni yapmalıdır. Hava, deniz ve demiryolu ile ulaşım özendirilmeli, gelişmiş ülkelerde de olduğu gibi Türkiye'nin her yerine demiryolu ile ulaşım imkanı sağlanmalı, Türkiye'nin demiryolu ağı arttırılmalı ve mevcut demiryolu ağı süratle rehabilite edilmelidir.

Üç tarafı denizlerle çevrili, dünyanın en güzel ve en uzun kıyılarına sahip, stratejik konumu itibariyle denizlere hakim ülkemiz, servet ve güç kaynağı olan denizlerden yararlanmak zorundadır. Bir takım yanlış politikalar neticesinde tercih edilen daha pahalı ve dışa bağımlı karayolu taşımacılığı yerine ülkemiz bu doğal zenginlikten faydalanmalıdır. Bunun için deniz taşımacılığı setörünün önündeki tüm yasal engeller ortadan kaldırılmalı ve denizden yararlanma bilinci temel eğitim kurumlarından başlayan bir eğitimle teşvik edilmelidir. b) Enerji : Ülkenin yer altı ve yer üstü kaynakları azami ölçülerde değerlendirilmelidir. Enerjide dışa bağımlılığın tamamen ortadan kaldırılması asıl hedeftir. Bunun için ülkemizin sahip olduğu doğal kaynaklar verimli olarak kullanılmalıdır. Gelişmiş ülkelerin enerji ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü karşıladıkları nükleer enerjinin kullanımına, gerekli güvenlik kriterlerine uygun ve çevreye saygılı bir şekilde kısa bir süre içinde geçilmeli, öncelikle ülkemizin hidroelektrik kapasitesi sonuna kadar kullanılmalıdır.

Ülkemizin zengin kömür varlığının enerji üretiminde kullanılmasına önem verilmeli ve dünya rezervlerinin önemli bir bölümünü oluşturan bor kaynaklarının yerinde ve sağlıklı olarak değerlendirilmesi sağlanmalıdır. 6. Dış Ekonomik İlişkiler :

Dış ekonomik ilişkilerde birincil öncelik dış alım ile dış satım arasındaki dengenin çok kısa süre içinde kurulması ve Türkiye'nin bir dış satım ülkesi haline getirilmesidir. Bunun için ülkemizin özellikle komşuları ile olan ticaret hacmi arttırılmalı, gümrüklerin kaldırılması esas olmak üzere sınır ticareti serbest bırakılmalıdır. İhracat üzerindeki tüm formaliteler ve yükler kaldırılmalıdır. Ülke içi üretimi arttırmak ve israfı önlemek amacıyla gereksiz ürünlerin ithalatından kaçınılmalıdır.

Avrupa Birliği ile olan ekonomik ilişkilerde; Gümrük Birliği, ülkemizin stratejik konumu, genç işgücü, büyük ekonomik pazar potansiyeli ve doğal kaynakları dikkatle değerlendirilerek tam üyelik için teslimiyetçi değil şahsiyetli bir politika izlenmelidir.

7. Mali Piyasalar ve Tasarruflar :

Halkın tasarruflarının ekonomiye kanalize olmasında köprü vazifesi gören banka ve finans kurumlarının faliyetleri serbest piyasa ekonomisinin gereklerine uygun olarak şeffaf, güçlü ve güvenilir hale getirilmeli ve mevduat üzerindeki devlet güvencesi kademeli olarak kaldırılmalıdır. Bu kuruluşlar, reel karları üzerinden vergilendirilmelidir.

Mali piyasalarda rekabetçi ortamın geliştirilmesi temel amaçtır. Bunun için, serbest piyasa ekonomisi kuralları tüm mali piyasalara egemen olmalı, para ve sermaye piyasaları ve buna özgü kurum ve kuruluşlar bu çerçevede yeniden yapılandırılmalıdır. Böylece mali piyasaların ekonomiye kaynak aktarımını en iyi ve sağlıklı şekilde yapmaları sağlanmış olacaktır. Türk mali piyasalarının uluslararası mali piyasalar ile bütünleşmesi sağlanmalıdır. Sermaye piyasalarını geliştirmek, bu piyasalara derinlik ve istikrar kazandırmak amacıyla şirketlerin halka açılmasını kolaylaştıracak yasal düzenlemelerin yapılması ve bu suretle sermayenin tabana yayılması ve gelir dağılımının düzeltilmesi mümkün olacaktır.

Kamu bankalarının tümünün özelleştirilmesi, devletin bankacılık ve finans sektöründen bütünüyle çıkması esastır.

Ülkemizde kullanılabilir arazilerin önemli bir bölümü devletin mülkiyetinde bulunmaktadır. Devletin sahip olduğu ve atıl durumda bulunan, fiilen kullanma imkanı olmayan arsa, arazi ve taşınmaz mallar, rayiç değerler üzerinden elden çıkartılmalıdır.

Ülke ekonomisine yapılacak en büyük katkı, vatandaşların ekonomik sistem dışında tuttukları tasarruflarının yaratılacak güven ve istikrar ortamında sisteme dahil edilmesini sağlamaktır.

8. Esnaf ve Sanatkarlar :

Ekonomik ve sosyal yapımızın temel unsuru sayılan esnaf ve sanatkarımız güçlendirilmeli, sanayi siteleri geliştirilmeli, özel sektörün nüvesini oluşturan esnaf ve sanatkarın serbest piyasa ortamında teşvik edilmesi, vergi yükünün azaltılması yoluyla küçük işletmelerin karlı bir şekilde faaliyetlerinin devamı ve ekonomiye katkıları sağlanmalıdır.
 

Sonraki Sayfa



(20 EYLÜL 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.