Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
PARTİLER VE PROGRAMLARI

LİBERAL DEMOKRAT PARTİ...
1994
Liberal Demokrat Parti, 26 Temmuz 1994'te Besim Tibuk ve arkadaşlarınca kuruldu.
 
 
Liberal Demokrat Parti (LDP) programının "Giriş" bölümü şöyle:
 
 
 
 
 
Giriş Devlet Yönetimi Ekonomi Sosyal Yaşam Belediyeler

Neden yeni bir siyasi parti?

Liberal Demokrat Parti Türk siyasal yaşamında eksikliği her geçen gün biraz daha fazla hissedilen liberal yani, özgürlükçü felsefeyi (bkz. Ek 1-2) ekonomik yaşamda olduğu kadar; sosyal ve kültürel alanlarda da yeşertmeyi hedefleyen bir siyasi oluşumdur.

Ülkemizdeki hiçbir siyasi partinin gerçek anlamda ve samimiyetle, bireyin mutluluk ve refahının kesin önceliği olduğu, her anlamda özgürlükçü, liberal demokrasiyi savunduğu ve dolayısıyla, bugünün misyonuna hizmet ettiği söylenemez.

Liberalizm adı altında yapıldığı savunulan tüm uygulamaların, oy toplamaya dönük, popülizmden öteye gitmediği bir gerçektir. Partimiz, siyasal yaşamımızdaki bu önemli boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.

Liberal Demokrat Parti ile Türkiye'de ilk kez devlet ile ilişkisi, devletten beklentisi olmayan; devletçiliğe karşı bireyin yaratıcı ve üretici gücünü savunan, kollayan örgütlü bir hareket ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenledir ki, mevcut herhangi bir siyasi parti içinde mücadele vermek gibi, beyhude bir yol tutulmamış; hareketin doğrudan doğruya sokaktaki insanla başlatılması ve geliştirilmesi öngörülmüştür.

Neden "liberal" bir parti?

Yukarıda da ifade edildiği üzere, ülkemizin siyaset sahnesindeki politik hareketlerin tümü temelde devletçi zihniyetin ürünleri ve savunucularıdırlar. Bu durum, bu partileri birbirinin tıpatıp benzeri kılmaktadır.

Nitekim, yakın tarihimizden örneklersek,1973-74 MSP-CHP ve izleyen AP koalisyon hükümetleri bu nedenle uyumlu yürüyebilmiştir. Bugünkü DYP - SHP koalisyonunun zahiri uyumu da, aynı gerçeğe bağlanabilir.

Bu partilerin hepsi aynı hamurun ürünleridir çünkü, hepsinin kuruluşunda ve yönetiminde devletçi zihniyetin temsilcileri; yaşamları boyunca şu ya da bu şekilde devlette görev almış kişiler bulunmaktadır.

Zaten bu nedenledir ki, ülkemiz gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel atılımları bir türlü gerçekleştirememekteve bugünkü tıkanıklıkları yaşamaktadır.

Bugüne dek Türkiye'de gerçekten bireye, sokaktaki insana dönük, onu merkez alan, onun yaratıcı ve girişimci gücüne güvenen, onu onurlandıran bir siyasi oluşuma gidilmemiş; bu yapıda bir siyasi harekete girişilmemiştir.

Oysa, liberalizm ve liberal demokrasi, tüm çağdaş ve ileri ülkeler için olduğu gibi, Türkiye ve Türk insanının refah ve mutluluğu için de tek yoldur.

Devletçilik

Özenle vurgulamak isteriz ki, Liberal Demokrat Parti devletçilik deyimini, tipik totaliter devletçilik anlamıyla kullanmaktadır. Şöyle ki:

Devlet dünyada sınırları belirli bir toprak parçası üzerinde yaşayan bireylerin asgari müştereklerde birleştiği ve anlaştığı sistemdir. Bu gerçek devleti, birey için ve bireyin içinde yer aldığı, işlev verdiği kurumlar itibariyle, varlığını borçlu olduğu güç haline getirir.

Devletçilik bu asli, bu yaşamsal gücün birey için değil, bireye karşı kullanılması şeklinde tezahür eden bir yönetim anlayışıdır.

Bu nedenledir ki, Liberal Demokrat Parti devlete değil, devletçiliğe karşıdır.

Devletçilik yalnız Türkiye'de değil, tüm dünyada gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel alanlarda iflâs etmiş bir sistemdir.

Oysa, bireyin özellikleri dünyanın her yerinde aynıdır ve değişmez. Birey refah ister, mutluluk ister, kendini her alanda özgürce ifade etmek ister. Bireyin bu temel, bu vazgeçilmez özelliklerini tarih boyunca ne Lenin, ne Stalin, ne kapitalizm, ne de sosyalizm değiştirebilmiştir.

Liberalizm bu anlayışla insanı, bireyi merkez almakta; bireyin özgürlüğünü, bireyin refah ve mutluluğunu öncelikli amaç olarak belirlemektedir. Liberalizm, toplumsal refah ve mutluluğun, bireysel özgürlük, refah ve mutluluktan geçtiğine inanır.

Bugün devletçilik, belki de geçirdiği belirli bir evrimin sonucu olarak, artık ham müdahalecilik biçiminde değil; halka hizmet şeklinde tezahür ediyor olsa da, bu bir aldatmacadır ve bunun bir aldatmaca olduğu, tecrübelerimiz ile de sabittir.

Toplumsal kalkınmayı sağlamak, istihdam yaratmak, vb sosyal devlet anlayışı, söylemden öteye gidememiş; birey, toplum ve kurumlar bu anlayışın sonucu olarak, sürekli istismar edilmişlerdir.

Temel Felsefe ve Öncelikli Amaç

Liberal Demokrat Parti' nin öncelikli amacı, bu aldatmacayı bireyin ve halkımızın gözleri önüne sermek; devletçilik anlayışının neden olduğu maddi ve manevi kayıpları Türk halkına anlatmaktır.

Liberal Demokrat Parti' nin bu bağlamda başarısı halkımızın liberalizmi benimsemesi yolunu açacak ve hareket böylece ivme kazanacaktır. Böylelikle, tarihimizde ilk kez bireyin ve dolayısıyla, halkın iradesinin devlet yönetimine doğrudan yansıması, liberal demokrasi ile gerçekleşmiş olacaktır.

Liberal Demokrat Parti' nin liberal devlet yönetimi anlayışı doğrultusunda öngördüğü siyasi, idari, sosyal ve ekonomik yeniden yapılanma programı izleyen sayfalarda genel hatları ile yer almaktadır.

Söz konusu yeniden yapılanma programının temel felsefesi, bireyi devletçiliğe karşı korumak; onu özgür ve rahat bırakarak, inisiyatif sahibi kılmaktır.

Tekrar ediyoruz: Liberal felsefe bireye güvenir, bireye inanır, bireyi özgür kılar, bireyi kayıt altına almaz, bireyden kuşkulanmaz, bireyden korkmaz! Dolayısıyla, öngörülen sistemde birey siyasi, idari, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda doğrudan söz sahibi olacak, inisiyatifini kullanabilecektir.

Liberal Demokrat Parti için, liberal hareketin demokrasinin kuralları içinde, bireyin ve halkımızın rızası ile, katılımı ile gerçekleştirilmesi, birincil önemi haizdir.

Örgütlenme

Yukarıda ifade bulan felsefe, Liberal Demokrat Parti bünyesinde de benimsenmekte; parti örgütü ortalama Türk halkının gerçek temsilcileri ile oluşturulmaktadır.

Nitekim, Liberal Demokrat Parti, tüm diğer siyasi partilerin kuruluşunda ve yönetiminde gözlendiği gibi, sadece aydın, seçkin kesime hitap eden, onların desteğini arayan bir hareket değildir. Tersine, öncelik sokaktaki sıradan insanındır.

Liberal Demokrat Parti kurucuları, kendi kaderini eline almış girişimcilerden oluşmaktadır. Kahvehane işletmecileri, manavlar, bakkallar, şoförler vb dinamik küçük ve orta boy girişimciler yani, esnaf kesimi, Liberal Demokrat Parti örgütünün bel kemiğini teşkil edecek; her yörede, her yerleşim biriminde bu özellikleri haiz bireylere partimizin kapıları hep açık olacaktır.

Liberal Demokrat Parti tüm gelişmiş ülkeler için olduğu gibi, Türkiye için de gerçek liberal demokrasiyi savunan herkesi çatısı altına davet etmektedir.

Dilek

Liberal Demokrat Parti Türk insanının ve Türk halkının bilincine, sağduyusuna güvenmekte; liberal demokrasiyi destekleme ve yeşertme inisiyatif ve kararını onlara bırakmaktadır.

GENEL DEĞERLENDİRME

Dünya ve Türkiye

içinde bulunduğumuz yüzyılda dünyamız tarihinin en hızlı değişimini yaşadı. 21. yüzyılda dönüp arkamıza baktığımızda, sanayi, bilim ve teknolojide muazzam gelişmeler kaydedildiğini; özellikle iletişim ve bilgi-işlem teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmelerin sonucu olarak, yepyeni bir çağa, Bilgi çağı' na girdiğimizi görüyoruz.

Bilgi Çağı daha şimdiden 21. yüzyılda dünyamızın daha da hızlı ve köklü değişikliklere sahne olacağına işaret etmektedir.

Hızlı ve etkin iletişim ortamında insanlar, kurumlar, halklar ve uluslararası etkileşim her alanda büyük değişime yol açacak; insanoğlu maddi ve manevi varlığını en yüce, en gelişmiş değerlere indeksleyen yaşam şartlarını her zamankinden daha çok talep eder duruma gelecektir.

Bu değişimden Türkiye'yi, Türk halkını ve birey olarak Türk vatandaşını soyutlamak mümkün değildir ve olmayacaktır.

Öz Kaynaklarımız

* Türkiye, her şeyden önce, dünya üzerindeki coğrafi konumu ile kilit ülke durumundadır. Anadolu toprakları, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de çok yönlü stratejik önemini korumaktadır. Bu eşsiz doğal konum, büyük potansiyel ve güç vaad etmektedir.

Ülkemizin kuzey-güney, doğu-batı arasındaki köprü konumu, özellikle, insan refah ve mutluluğuna hizmet edecek, dünya ekonomik aktivitesinin yoğunlaşacağı merkez olmasına imkân sağlayacaktır.
 

Değişim ve Türkiye

Türkiye, coğrafi avantajı, köklü tarihsel birikimi, çok yönlü ve zengin kültürel varlığı, genç ve dinamik toplum yapısı, girişimci ve çalışkan insanları ile böylesi bir dünya ortamına değil uyum sağlamak, bu ortamın oluşmasına en büyük katkıda bulunacak tüm özelliklere sahip, dünya üzerindeki sayılı ülkeden biridir.

Ülkemizin dünya için değeri büyüktür ve bu gerçeği kimse değiştiremez.

Komünist bloğun çökmesi ve bu blok ülkelerinin birer birer serbest ticaret partneri haline gelmeleri ile, bu potansiyel daha da önem kazanmaktadır. Orta Doğu ve Orta Asya petrol rezervleri de Türkiye'nin bu köprü konumuna ek avantajlar sağlamaktadır.

Sorun, bu gerçeğin her yönü ile idrak edilmesinde; bu doğal potansiyelin Türkiye ve dünya için hak ettiği değere kavuşturulabilmesinde yatmaktadır.

* Anadolu ve Anadolu halkı dünya tarihinin en büyük medeniyetlerinin kurulduğu ve yeşerdiği toprakların; Türkiye ve Türk halkı dünya tarihinin en güçlü devletlerinden biri olan, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu' nun mirasçılarıdır.

Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk toplumunun ve Türk insanının derin tarih bilincine işaret etmektedir. Başka ülke vatandaşlarının okuyarak, araştırarak, inceleyerek sahip olmaya çalıştıkları böylesi bilinç, bizim genlerimize işlemiş olmalı ki, üzerinde durmayacak kadar doğal zannediyor, ziyan ediyoruz.

Sorun, çok derinlerde yatan bu bilinci şuurlu biçimde tazelemek; böylesi bir geçmişe kıyasla genç sayılabilecek Cumhuriyetimizi, tüm kurumları ile, bu mirasın üzerinde ve fakat, çağın gerçekleri, çağın değerleri ile yoğurarak, yeniden yapılandırmakta yatmaktadır.

* Türkiye Cumhuriyeti'nin toplum yapısı çok çeşitli etnik özellikleri ve dolayısıyla, kültürel zenginliği haizdir.

Böylesi bir toplum yapısı, liberal demokrasinin yeşermesi için ideal ortamı hazırlar. Yine böylesi bir toplum yapısı, bugün tüm ileri ülkelerin küreselleşme kavramı içinde ideal olarak gördüğü, gerçekleştirmeye çalıştığı dünya ortamının nüvesi niteliğindedir. Çünkü, böylesi bir mozaiktir ki, insanoğluna etkileşim yoluyla en somut, en hızlı maddi ve manevi gelişimi sağlar.

Sorun, bu özgün yapının özenle korunmasında; korunmakla kalmayıp, geliştirilmesinde ve tüm dünyaya örnek teşkil edecek şekilde, bilinçle onurlandırılmasında yatmaktadır.

* Türkiye'nin 60 milyonluk nüfusunun yarısı 19 yaşın altındadır.

Böylesi genç ve dolayısıyla, dinamik ve talepkâr nüfus yapısı dünyanın pek az ülkesine nasip olmuş, muazzam bir potansiyel güçtür.

Sorun, özellikle bu genç nüfusun yeşermesine, maddi ve manevi olarak sağlıklı gelişmesine imkân sağlayacak verimli ortamı yaratabilmektir.

* Türkiye bugün her alanda, dünya standartlarında yetişmiş insan gücüne sahiptir. Bu değere ek olarak, girişimcilik, çalışkanlık, uyum yeteneği ortalama insanımızın pek çok kez ispat ettiği özelliklerinin başında gelmektedir.

Sorun, İnsanlarımızın bu niteliklerini ortaya koymalarına, kendilerini ifade etmelerine, her bakımdan üretken olmalarına imkân sağlayacak, özgür ve hatta, sınırsız imkânları onların önlerine koyabilmekte yatmaktadır.

Sorumluluğumuz

Türkiye Cumhuriyeti sahip olduğu bu eşsiz öz kaynakların bilinci ile, kendisine karşı olduğu kadar, dünyamız ve dünya insanına karşı sorumluluğunu idrak etmek; zaman kaybetmeksizin çoktan hakkettiği lider ülke konumuna gelmek zorundadır.

Dünya üzerinde işgal ettiğimiz bu eşsiz stratejik köprüde ve böylesi öz kaynakla savunduğumuz liberal demokrasiyi yaşama geçirebilmemiz halinde, Türkiye için olduğu kadar, insanlığa büyük hizmet yapacağımıza içtenlikle inanıyoruz.

Ülkemizde başlatılan liberal demokrasi hareketi dünyadaki tüm liberal hareketleri de güçlendirecektir. Dünyanın liberalleşmesi, totaliter rejimlerin sonu olacak; dünya toplumlarını ve insanını prangalayan zincirler atılacak; insanoğlu tarihin her döneminde peşinden koştuğu refah ve mutluluğa hızla kavuşacaktır.

Bireyleri fakir ve mutsuz bir toplumdan, kendisi dahil, kimseye fayda yoktur ve liberalizm sadece ülkemiz için değil, bütün insanlık için kurtuluştur.

...ve Liberal Demokrat Parti

Liberal Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti ve vatandaşlarını kendine ve dünyaya karşı sorumluluğunu, tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirdiği milli mücadelede olduğu gibi, idrak etmeye ve gereğini yapmaya davet etmektedir.

70 yıllık Cumhuriyet tarihimizde kaydedilen tüm gelişmelere rağmen, bugün vardığımız noktanın Türk insanı, Türkiye Cumhuriyeti ve insanlık âlemi için yeterli olmaktan uzak olduğunu düşünüyor; mevcut muazzam potansiyelin ve gücün çok küçük bir kısmının, o da, yanlış kullanıldığına inanıyoruz.

Türkiye bundan çok daha iyisini ve fazlasını hakketmektedir.
 

Sonraki Sayfa



(14 EYLÜL 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.