Liberal
Demokrat Parti (LDP) programının "Giriş" bölümü şöyle:
| Giriş |
Devlet
Yönetimi |
Ekonomi |
Sosyal
Yaşam |
Belediyeler |
|
Neden yeni bir siyasi parti?
Liberal Demokrat Parti Türk siyasal yaşamında eksikliği her geçen gün
biraz daha fazla hissedilen liberal
yani, özgürlükçü
felsefeyi (bkz. Ek 1-2) ekonomik yaşamda olduğu kadar; sosyal ve kültürel
alanlarda da yeşertmeyi hedefleyen bir siyasi oluşumdur.
Ülkemizdeki hiçbir siyasi partinin gerçek anlamda ve samimiyetle,
bireyin mutluluk ve refahının kesin önceliği olduğu, her anlamda özgürlükçü,
liberal demokrasiyi savunduğu ve dolayısıyla, bugünün misyonuna
hizmet ettiği söylenemez.
Liberalizm adı altında yapıldığı savunulan tüm uygulamaların,
oy toplamaya dönük, popülizmden öteye gitmediği bir gerçektir.
Partimiz, siyasal yaşamımızdaki bu önemli boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.
Liberal Demokrat Parti ile Türkiye'de ilk kez devlet ile
ilişkisi, devletten beklentisi olmayan; devletçiliğe karşı bireyin
yaratıcı ve üretici gücünü savunan, kollayan örgütlü bir hareket
ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenledir ki, mevcut herhangi bir siyasi parti içinde mücadele vermek
gibi, beyhude bir yol tutulmamış; hareketin doğrudan doğruya sokaktaki
insanla başlatılması ve geliştirilmesi öngörülmüştür.
Neden "liberal" bir parti?
Yukarıda da ifade edildiği üzere, ülkemizin siyaset sahnesindeki politik
hareketlerin tümü temelde devletçi zihniyetin ürünleri ve
savunucularıdırlar. Bu durum, bu partileri birbirinin tıpatıp benzeri kılmaktadır.
Nitekim, yakın tarihimizden örneklersek,1973-74 MSP-CHP ve izleyen AP
koalisyon
hükümetleri bu nedenle uyumlu yürüyebilmiştir. Bugünkü DYP - SHP
koalisyonunun zahiri uyumu da, aynı gerçeğe bağlanabilir.
Bu partilerin hepsi aynı hamurun ürünleridir çünkü, hepsinin
kuruluşunda ve yönetiminde devletçi zihniyetin temsilcileri; yaşamları
boyunca şu ya da bu şekilde devlette görev almış kişiler bulunmaktadır.
Zaten bu nedenledir ki, ülkemiz gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse
kültürel atılımları bir türlü gerçekleştirememekteve bugünkü
tıkanıklıkları yaşamaktadır.
Bugüne dek Türkiye'de gerçekten bireye, sokaktaki insana dönük, onu
merkez alan, onun yaratıcı ve girişimci gücüne güvenen, onu onurlandıran
bir siyasi oluşuma gidilmemiş; bu yapıda bir siyasi harekete girişilmemiştir.
Oysa, liberalizm ve liberal demokrasi, tüm çağdaş ve ileri
ülkeler için olduğu gibi, Türkiye ve Türk insanının refah ve mutluluğu
için de tek yoldur.
Devletçilik
Özenle vurgulamak isteriz ki, Liberal Demokrat Parti devletçilik
deyimini, tipik totaliter devletçilik anlamıyla kullanmaktadır. Şöyle ki:
Devlet dünyada sınırları belirli bir toprak parçası üzerinde yaşayan
bireylerin asgari müştereklerde birleştiği ve anlaştığı sistemdir.
Bu gerçek devleti, birey için ve bireyin içinde yer aldığı, işlev verdiği
kurumlar itibariyle, varlığını borçlu olduğu güç haline getirir.
Devletçilik bu asli, bu yaşamsal gücün birey için değil, bireye
karşı kullanılması şeklinde tezahür eden bir yönetim anlayışıdır.
Bu nedenledir ki, Liberal Demokrat Parti devlete değil, devletçiliğe
karşıdır.
Devletçilik yalnız Türkiye'de değil, tüm dünyada gerek ekonomik, gerek
sosyal, gerekse kültürel alanlarda iflâs etmiş bir sistemdir.
Oysa, bireyin özellikleri dünyanın her yerinde aynıdır ve değişmez.
Birey refah ister, mutluluk ister, kendini
her alanda özgürce ifade etmek ister. Bireyin bu temel, bu
vazgeçilmez özelliklerini tarih boyunca ne Lenin, ne Stalin, ne kapitalizm,
ne de sosyalizm değiştirebilmiştir.
Liberalizm bu anlayışla insanı, bireyi merkez almakta; bireyin özgürlüğünü,
bireyin refah ve mutluluğunu öncelikli amaç olarak belirlemektedir.
Liberalizm, toplumsal refah ve mutluluğun, bireysel özgürlük, refah ve
mutluluktan geçtiğine inanır.
Bugün devletçilik, belki de geçirdiği belirli bir evrimin sonucu olarak,
artık ham müdahalecilik biçiminde değil;
halka hizmet şeklinde
tezahür ediyor olsa da, bu bir aldatmacadır ve bunun bir
aldatmaca olduğu, tecrübelerimiz ile de sabittir.
Toplumsal kalkınmayı sağlamak, istihdam yaratmak, vb sosyal devlet
anlayışı, söylemden öteye gidememiş; birey, toplum ve kurumlar bu anlayışın
sonucu olarak, sürekli istismar edilmişlerdir.
Temel Felsefe ve Öncelikli Amaç
Liberal Demokrat Parti' nin öncelikli amacı, bu aldatmacayı bireyin
ve halkımızın gözleri önüne sermek; devletçilik anlayışının neden olduğu
maddi ve manevi kayıpları Türk halkına anlatmaktır.
Liberal Demokrat Parti' nin bu bağlamda başarısı halkımızın liberalizmi
benimsemesi yolunu açacak ve hareket böylece ivme kazanacaktır. Böylelikle,
tarihimizde ilk kez bireyin ve dolayısıyla, halkın iradesinin devlet yönetimine
doğrudan yansıması, liberal demokrasi ile gerçekleşmiş olacaktır.
Liberal Demokrat Parti' nin liberal devlet yönetimi anlayışı doğrultusunda
öngördüğü siyasi, idari, sosyal ve ekonomik yeniden yapılanma programı
izleyen sayfalarda genel hatları ile yer almaktadır.
Söz konusu yeniden yapılanma programının temel felsefesi, bireyi devletçiliğe
karşı korumak; onu özgür ve rahat bırakarak, inisiyatif sahibi kılmaktır.
Tekrar ediyoruz: Liberal felsefe bireye güvenir, bireye inanır, bireyi
özgür kılar, bireyi kayıt altına almaz, bireyden kuşkulanmaz, bireyden
korkmaz! Dolayısıyla, öngörülen sistemde birey siyasi, idari, ekonomik,
sosyal ve kültürel alanlarda doğrudan söz sahibi olacak, inisiyatifini
kullanabilecektir.
Liberal Demokrat Parti için, liberal hareketin demokrasinin kuralları
içinde, bireyin ve halkımızın rızası ile, katılımı ile gerçekleştirilmesi,
birincil önemi haizdir.
Örgütlenme
Yukarıda ifade bulan felsefe, Liberal Demokrat Parti bünyesinde de benimsenmekte;
parti örgütü ortalama Türk halkının gerçek temsilcileri ile oluşturulmaktadır.
Nitekim, Liberal Demokrat Parti, tüm diğer siyasi partilerin kuruluşunda
ve yönetiminde gözlendiği gibi, sadece aydın, seçkin kesime hitap eden,
onların desteğini arayan bir hareket değildir. Tersine, öncelik sokaktaki
sıradan insanındır.
Liberal Demokrat Parti kurucuları, kendi kaderini eline almış girişimcilerden
oluşmaktadır. Kahvehane işletmecileri, manavlar, bakkallar, şoförler vb
dinamik küçük ve orta boy girişimciler yani, esnaf kesimi, Liberal Demokrat
Parti örgütünün bel kemiğini teşkil edecek; her yörede, her yerleşim biriminde
bu özellikleri haiz bireylere partimizin kapıları hep açık olacaktır.
Liberal Demokrat Parti tüm gelişmiş ülkeler için olduğu gibi, Türkiye
için de gerçek liberal demokrasiyi savunan herkesi çatısı altına davet
etmektedir.
Dilek
Liberal Demokrat Parti Türk insanının ve Türk halkının bilincine, sağduyusuna
güvenmekte; liberal demokrasiyi destekleme ve yeşertme inisiyatif ve kararını
onlara bırakmaktadır.
GENEL DEĞERLENDİRME
Dünya ve Türkiye
içinde bulunduğumuz yüzyılda dünyamız tarihinin en hızlı değişimini
yaşadı. 21. yüzyılda dönüp arkamıza baktığımızda, sanayi, bilim ve teknolojide
muazzam gelişmeler kaydedildiğini; özellikle iletişim ve bilgi-işlem teknolojilerindeki
baş döndürücü gelişmelerin sonucu olarak, yepyeni bir çağa, Bilgi çağı'
na girdiğimizi görüyoruz.
Bilgi Çağı daha şimdiden 21. yüzyılda dünyamızın daha da hızlı ve köklü
değişikliklere sahne olacağına işaret etmektedir.
Hızlı ve etkin iletişim ortamında insanlar, kurumlar, halklar ve uluslararası
etkileşim her alanda büyük değişime yol açacak; insanoğlu maddi ve manevi
varlığını en yüce, en gelişmiş değerlere indeksleyen yaşam şartlarını her
zamankinden daha çok talep eder duruma gelecektir.
Bu değişimden Türkiye'yi, Türk halkını ve birey olarak Türk vatandaşını
soyutlamak mümkün değildir ve olmayacaktır.
Öz Kaynaklarımız
* Türkiye, her şeyden önce, dünya üzerindeki coğrafi konumu ile kilit
ülke durumundadır. Anadolu toprakları, tarih boyunca olduğu gibi, bugün
de çok yönlü stratejik önemini korumaktadır. Bu eşsiz doğal konum, büyük
potansiyel ve güç vaad etmektedir.
Ülkemizin kuzey-güney, doğu-batı arasındaki köprü konumu, özellikle,
insan refah ve mutluluğuna hizmet edecek, dünya ekonomik aktivitesinin
yoğunlaşacağı merkez olmasına imkân sağlayacaktır.
Değişim ve Türkiye
Türkiye, coğrafi avantajı, köklü tarihsel birikimi, çok yönlü ve zengin
kültürel varlığı, genç ve dinamik toplum yapısı, girişimci ve çalışkan
insanları ile böylesi bir dünya ortamına değil uyum sağlamak, bu ortamın
oluşmasına en büyük katkıda bulunacak tüm özelliklere sahip, dünya üzerindeki
sayılı ülkeden biridir.
Ülkemizin dünya için değeri büyüktür ve bu gerçeği kimse değiştiremez.
Komünist bloğun çökmesi ve bu blok ülkelerinin birer birer serbest ticaret
partneri haline gelmeleri ile, bu potansiyel daha da önem kazanmaktadır.
Orta Doğu ve Orta Asya petrol rezervleri de Türkiye'nin bu köprü konumuna
ek avantajlar sağlamaktadır.
Sorun, bu gerçeğin her yönü ile idrak edilmesinde; bu doğal potansiyelin
Türkiye ve dünya için hak ettiği değere kavuşturulabilmesinde yatmaktadır.
* Anadolu ve Anadolu halkı dünya tarihinin en büyük medeniyetlerinin
kurulduğu ve yeşerdiği toprakların; Türkiye ve Türk halkı dünya tarihinin
en güçlü devletlerinden biri olan, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu' nun
mirasçılarıdır.
Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk toplumunun ve Türk insanının
derin tarih bilincine işaret etmektedir. Başka ülke vatandaşlarının okuyarak,
araştırarak, inceleyerek sahip olmaya çalıştıkları böylesi bilinç, bizim
genlerimize işlemiş olmalı ki, üzerinde durmayacak kadar doğal zannediyor,
ziyan ediyoruz.
Sorun, çok derinlerde yatan bu bilinci şuurlu biçimde tazelemek; böylesi
bir geçmişe kıyasla genç sayılabilecek Cumhuriyetimizi, tüm kurumları ile,
bu mirasın üzerinde ve fakat, çağın gerçekleri, çağın değerleri ile yoğurarak,
yeniden yapılandırmakta yatmaktadır.
* Türkiye Cumhuriyeti'nin toplum yapısı çok çeşitli etnik özellikleri
ve dolayısıyla, kültürel zenginliği haizdir.
Böylesi bir toplum yapısı, liberal demokrasinin yeşermesi için ideal
ortamı hazırlar. Yine böylesi bir toplum yapısı, bugün tüm ileri ülkelerin
küreselleşme kavramı içinde ideal olarak gördüğü, gerçekleştirmeye çalıştığı
dünya ortamının nüvesi niteliğindedir. Çünkü, böylesi bir mozaiktir ki,
insanoğluna etkileşim yoluyla en somut, en hızlı maddi ve manevi gelişimi
sağlar.
Sorun, bu özgün yapının özenle korunmasında; korunmakla kalmayıp, geliştirilmesinde
ve tüm dünyaya örnek teşkil edecek şekilde, bilinçle onurlandırılmasında
yatmaktadır.
* Türkiye'nin 60 milyonluk nüfusunun yarısı 19 yaşın altındadır.
Böylesi genç ve dolayısıyla, dinamik ve talepkâr nüfus yapısı dünyanın
pek az ülkesine nasip olmuş, muazzam bir potansiyel güçtür.
Sorun, özellikle bu genç nüfusun yeşermesine, maddi ve manevi olarak
sağlıklı gelişmesine imkân sağlayacak verimli ortamı yaratabilmektir.
* Türkiye bugün her alanda, dünya standartlarında yetişmiş insan gücüne
sahiptir. Bu değere ek olarak, girişimcilik, çalışkanlık, uyum yeteneği
ortalama insanımızın pek çok kez ispat ettiği özelliklerinin başında gelmektedir.
Sorun, İnsanlarımızın bu niteliklerini ortaya koymalarına, kendilerini
ifade etmelerine, her bakımdan üretken olmalarına imkân sağlayacak, özgür
ve hatta, sınırsız imkânları onların önlerine koyabilmekte yatmaktadır.
Sorumluluğumuz
Türkiye Cumhuriyeti sahip olduğu bu eşsiz öz kaynakların bilinci ile,
kendisine karşı olduğu kadar, dünyamız ve dünya insanına karşı sorumluluğunu
idrak etmek; zaman kaybetmeksizin çoktan hakkettiği lider ülke konumuna
gelmek zorundadır.
Dünya üzerinde işgal ettiğimiz bu eşsiz stratejik köprüde ve böylesi
öz kaynakla savunduğumuz liberal demokrasiyi yaşama geçirebilmemiz halinde,
Türkiye için olduğu kadar, insanlığa büyük hizmet yapacağımıza içtenlikle
inanıyoruz.
Ülkemizde başlatılan liberal demokrasi hareketi dünyadaki tüm liberal
hareketleri de güçlendirecektir. Dünyanın liberalleşmesi, totaliter rejimlerin
sonu olacak; dünya toplumlarını ve insanını prangalayan zincirler atılacak;
insanoğlu tarihin her döneminde peşinden koştuğu refah ve mutluluğa hızla
kavuşacaktır.
Bireyleri fakir ve mutsuz bir toplumdan, kendisi dahil, kimseye fayda
yoktur ve liberalizm sadece ülkemiz için değil, bütün insanlık için kurtuluştur.
...ve Liberal Demokrat Parti
Liberal Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti ve vatandaşlarını kendine
ve dünyaya karşı sorumluluğunu, tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde
gerçekleştirdiği milli mücadelede olduğu gibi, idrak etmeye ve gereğini
yapmaya davet etmektedir.
70 yıllık Cumhuriyet tarihimizde kaydedilen tüm gelişmelere rağmen,
bugün vardığımız noktanın Türk insanı, Türkiye Cumhuriyeti ve insanlık
âlemi için yeterli olmaktan uzak olduğunu düşünüyor; mevcut muazzam potansiyelin
ve gücün çok küçük bir kısmının, o da, yanlış kullanıldığına inanıyoruz.
Türkiye bundan çok daha iyisini ve fazlasını hakketmektedir.
|