Liberal
Demokrat Parti (LDP) programının "Sosyal Yaşam" ve "Belediyeler" bölümleri
şöyle:
| Giriş |
Devlet
Yönetimi |
Ekonomi |
Sosyal
Yaşam |
Belediyeler |
|
Liberal Demokrat Parti, nüfusu hızla büyüyen ve dolayısıyla genç ülkemiz
toplumunda bireyin sosyal alanda artan taleplerinin ileri ülkeler standartlarında
ve Bilgi Çağı'nın dayatmalarına cevap verecek şekilde karşılanmasının teminini
başlıca misyonu olarak görmektedir
Liberal demokratik sistem, bireyin merkez olduğu; her türlü ekonomik
ve sosyal faaliyetin bireyin refah ve mutluluğuna hizmet edecek şekilde
tasarlandığı ve yürütüldûğü ve dolayısıyla, toplumsal gelişmeyi en etkin
biçimde gerçekleştirecek sistemdir. (bkz. Giriş, Genel Değerlendirme ve
Devlet Yönetimi).
III.1. Kültür
III.1.1. Liberal demokraside devlet herhangi bir kültür politikası
gütmez çünkü, devletin belirli bir kültür politikası olması demek, bireyin
ve dolayısıyla, toplumun gelişmesine mani olmak demektir. Liberal Demokrat
Parti ülkemiz vatandaşlarının tümünün aynı kültüre sahip olmaları gerektiği,
aynı kültürü almak zorunda oldukları görüşünde değildir.
III.1.3. Vatandaşlarımız kültürel tercihleri bağlamında özgür
bırakılacaklar; herhangi bir kültürel zorlamaya maruz kalmayacaklardır.
Böylelikle, toplumumuzun en önemli özelliği, başlıca öz kaynağımız olan
kültürel zenginliğimiz korunacak ve gelişme imkânı bulacaktır. (bkz. Genel
Değerlendirme, Öz kaynaklarımız).
III.1.4. Liberal Demokrat Parti TC vatandaşlarının tüm yabancı
kültürlere açık olabilecekleri ortamı yaratacak; dünya medeniyetlerinin
birer sentez olduğu gerçeğinden hareketle, kültürel etkileşimi teşvik edecektir.(bkz.
II.2.7.)
III.1.5. Kültürel etkileşimin teşvik edilmesi amacıyla, yerli
ve yabancı iletişim ve kültür sektörleri vergiden muaf tutulacak; uluslararası
kültür etkileşiminin canlı tutulmasına önem verilecektir.
III.1.6. Bu anlayışla, devletin sanatla ilgisi olamayacağına
inanıyor; bu durumun sanata ve sanatçıya hakaret olduğunu düşünüyoruz.
Sanatçının devlet memuru olarak çalışması, sanatı ve sanatçılığı inkârdır.
Dolayısıyla, devletin sanat faaliyetlerinin tümüne son verilecektir.
III.1.7. Ülkemizin öz kaynağı niteliğindeki kültürel zenginliğinin
bir unsuru olan din, inanç özgürlüğü çerçevesinde ve laisizm anlayışı içerisinde
değerlendirilecek; din ve inanç birey için ve dolayısıyla, toplum içinde
hak ettiği saygın yerini koruyacaktır.
III.1.8. Ülkemizin öz kaynağı niteliğindeki kültürel zenginliğinin
bir diğer unsuru olan dil, liberal anlayış çerçevesinde değerlendirilecek;
resmi dilin Türkçe olması kaydıyla, TC vatandaşları diledikleri her dilde
konuşma, yazma, eğitim görme ve iletişim kurma özgürlüğüne sahip olacaklardır.
III.1.9. Liberal Demokrat Parti ancak ülkesini seven bireylerin
ve bu bireylerin oluşturduğu toplumun milliyetçilik duygularının en yüksek
düzeyde olabileceğine inanmakta; bu anlayışla, milliyetçillik tanımına
girişmenin abesle iştigal olduğunu düşünmektedir. Türk insanını geçmişine
ve kültürel değerlerine sahip çıkmada özgür bırakmak, bu değerlerin özgürce
ifade edilmesini ve korunmasını sağlamak milliyetçiliğin hayat suyu olacaktır.
III.1.1O. Aynı bağlamda örneğin, milli tarih, özgür düşünce ve
ifade ortamında en iyi ve doğru şekilde, liberal sistemin yarattığı ortamda
yazılabilecektir. Devlete egemen siyasi iradelerin çeşitli zamanlarda,
farklı anlayışlarla ortaya koydukları resmi tarih ile insanların beyinlerini
yıkamaya dönük yaklaşım ve uygulamalar terkedilecektir.
III.1.11. Liberal Demokrat Parti teknoloji ve bilimin bireysel
ihtiyaçlardan doğduğuna inanmaktadır. Bu ihtiyaç, aynı sanat gibi, bireysel
gereksinimlerin ürünüdür. Bireyi ön plânda tutan, bireysel refah ve mutluluğu
hedef alan liberal sistemle yönetilen toplumlarda teknoloji ve bilim doğal
olarak, hızla gelişir. Türkiye'de de gelişecektir.
III.2. Eğitim
III.2.1. Eğitimde devlet, kısa süre daha ilk öğretimi üstlenmek
dışında hiçbir rol almayacaktır Nihaî amaç,' devletin eğitimden tümüyle
çekilmesidir. Biz merkezi eğitimin totaliter devlet artığı, çağ dışı bir
uygulama olduğuna inanıyoruz.
III.2.2. Her düzeyde eğitimin vakıf ve özel kuruluşlarınca üstlenilmesi
teşvik edilecek; eğitim veren kuruluşlar arasında da gerçek, bir rekabet
ortamı yaratılacaktır. Böylelikle, 21. yy a girerken eğitimde büyük önem
kazanan eğitim teknolojisinin benimsenerek, yaygınlaştırılmasına imkân
tanınacaktır.
III.2.3. Aynı bağlamda, her düzeydeki diplomanın önemi, o diplomayı
veren eğitim kurumunun becerisi ve yerel, ulusal, uluslararası ünü ile
eş değer hale getirilecektir.
III.2.4. Müfredat her düzeyde serbest bırakılacak; her eğitim
kurumu kendi müfredatını, kendisi yapabilecektir. Müfredat, dünyadaki gelişmeleri
yakından takip ederek, bireyin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak
şekilde yapılmak durumundadır. Tek bir merkez tarafından geliştirilen müfredat
programları, bireyin ihtiyaç ve taleplerine duyarsız kalabilmektedir.
III.2.5. Sekiz yıl olarak benimsenen zorunlu eğitim süresi dışında
bireye istediği süre ve istediği alanda eğitim yapma özgürlüğü ve imkânı
tanınacaktır.
III.2.6. Eğitimde fırsat eşitliğine hizmet etmek amacıyla, devlet
fakir ve aciz öğrencilere yeteneklerini göz önünde bulundurarak, devlet
bursu verecektir.
III.2.7. Yukarıda belirlenen temel amaçlara hizmetle, Tevhidi
Tedrisat Kanunu günün şartlarına göre yeniden gözden geçirilecektir.
III.3. Sağlık
III.3.1. Sağlıklı bireylerin, sağlıklı ve mutlu bir toplum oluşturacağına
olan inançla, sağlık hizmetlerinin en etkin biçimde yerine getirilmesi
için gerekli tüm düzenlemelerin yapılması, Liberal Demokrat Parti'nin başlıca
hedeflerinden birisidir (bkz. I.5., II.6.4.).
III.3.2. Bu anlayışla, tüm vatandaşlarımızın katılabileceği özel
sağlık sigortalarının oluşumuna imkân veren yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Sigorta sektörü finansman kapsamında mütalâa edilerek, vergiden muafiyet
yoluyla teşvik edilecektir. (bkz. I.5.6., II.2.l.).
III.3.3. Tüm devlet ve sigorta hastahaneleri vakıflara ve özel
kuruluşlara devredilecek; hastahane hizmetlerinin profesyonel biçimde .yerine
getirilmesi bu suretle sağlanacaktır.
III.3.4. Devlet sadece fakir ve aciz vatandaşlarına kupon vermek
suretiyle, ücretsiz tedavi imkânı sağlayacaktır.
III.4. Tüketici Hakları ve Çevre
IlI.4.l. Liberal Demokrat Parti tüketici hakları ve çevre korunmasını
devletin başlıca görevlerinden biri olarak değerlendirmektedir. Bu görevin
gerektiği biçimde yerine getirilmesi, demokrasimizin ve rekabete dayalı
serbest piyasa düzeninin işlemesinin başıca teminatıdır. (bkz. I.2.5.,
II.l.5., II.6.4.).
III.4.2. Tüketici hakları ve çevre koruma, kapsamlı yasalar ve
özel ihtisas mahkemelerinin ihdası yoluyla sağlanacaktır.
III.5. Kitle İIetişimi ve Medya
III.5.l. Liberal demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesinde kitle
iletişimi ve dolayısıyla, kitle iletişim organlarının rolü büyüktür.
III.5.2. Bu anlayışla, demokratik hukuk devletinde yasama, yargı
ve yürütmeden sonra, dördüncü güç olarak anılan medya ile ilgili olarak,
Anayasa da özel hükümlere yer verilecek; bu sektör de vergi muafiyeti yoluyla,
özel teşvik alanı içine alınacaktır. (bkz. I.1.6., II.2.7.,III.l.8.).
III.6. Spor
III.6.1. Liberal demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesinde sporun
rolünün büyük olduğuna inanmaktayız çünkü, spor özgürlüktür ve evrenselliktir.
III.6.2. Sporun uluslararası etkileşimi, tıpkı sanat gibi, olumlu
biçimde etkileyen bir faaliyet olduğuna ve dünya barışının tesisinde önemli
bir rolü bulunduğuna inanıyoruz.
III.6.3. Bu anlayışla, spora çok küçük yaşlarda başlanması ve
sporda Olimpiyat ruhunun hakim kılınması sağlanacaktır.
III.6.4. Spor bürokrasi ve siyasetten arındırılacak; sporun gelişmesi
için gerekli yönetimsel ve maddi koşulların özel girişimciler tarafından
karşılanması (sponsorluk) her şekilde teşvik edilecektir.
| Giriş |
Devlet
Yönetimi |
Ekonomi |
Sosyal
Yaşam |
Belediyeler |
|
Ülkemiz çok hızlı bir kentleşme süreci yaşamak tadır.1935'teki kent
nüfusunun toplama oranı %23 iken, bu oran 1993 yılında %61'e ulaşmıştır.
Önümüzdeki 20 yıl içinde, yine aynı oranın %85'e varacağı tahmin edilmektedir
ki, bu 36 milyonluk bir artış ve 72 milyonluk bir kent nüfusu demektir.
Liberal Demokrat Parti yukarıda özetlenen temel gerçekten hareketle,
yerel yönetimlere (belediyelere) özel bir önem vermekte ve Programı'nda
bu konuyu ayrı başlık altında, çok daha ayrıntılı biçimde ele almaktadır.
IV.1. Yerel Yönetimde "Liberal" AnIayış
IV.1.1. Bireyi, bireyin huzur, refah ve mutluluğunu hedef alan
liberal felsefe, doğaldır ki, bireyin yaşam şartlarının bunda birincil
etken olduğuna inanır.
IV.1.2. Bireyin sağlıklı, huzurlu ve çağdaş bir ortamda yaşaması
ve çalışmasının onun en temel hakkı olduğuna inanıyoruz. 21. yy'a girerken
vatandaşlarımızın bu temel haklarını kullanmalarına imkân sağlayacak tüm
önlemleri almayı; bu amaca hizmet edecek tüm yönetimsel ve yasal düzenlemeleri
yapmayı amaçlamaktayız.
IV.1.3. Yerel yönetimlerin parasal ihtiyaçlarının merkezi yönetim
yani, devlet tarafından karşılanmasına karşıyız. Bireyin ve özgür bireysel
girişimin yaratıcılığı, becerisi, akılcılığı ve ekonomisinin yerel yönetime
yansıması, belediyecilik alanında da liberal anlayışın özüdür.
IV.1.4. Liberal demokraside halkın yerel yönetime katılımı büyük
önem arz eder. Birey yerel yönetimlerin belirlenmesinde, merkezi yönetimin
belirlenmesine kıyasla, çok daha fazla sorumluluk üstlenmek durumundadır
çünkü, yerel yönetimler bireyin günlük yaşam kalitesini doğrudan belirleyen
mekanizmalardır.
IV.1.5. Bu anlayışla, yerel kitle iletişim organlarının gelişmesine
de büyük önem vermekteyiz. Bu organ ların birey ile, yerel yönetimler arasında
sağlıklı iletişimin tesisi için yaşamsal rol oynayacaklarına inanmaktayız.
(bkz. I.1.6, II.2.7)
IV.1.6. Yerel yönetimlerin seçiminde halka adaylar ile ilgili
uygunluk, yeterlilik bilgisini, doğal olarak, adayların mensup oldukları
siyasi partiler verecektir. Siyasi partiler için belediye başkan adayı
belirleme kriteri (ölçüsü), her şeyden önce, adayın geçmişinde büyük bir
kalabalık bir organizasyonu başarıyla yönetmiş olma deneyimi olmalıdır
inancındayız.
IV.1.7. Başkan adaylarının siyasi kimlik sahibi olmaları, liberal
demokrasinin ön koşulu olan rekabet ortamını yaratacağı için, zorunludur.
Ancak, bu durumun siyasi popülizm (halk dalkavukluğu) aracı olarak kullanılması
riskinin bulunduğu da bir gerçektir ve tecrübeler ile sabittir. Bu noktada
bireye demokratik bir sorumluluk düşmekte; birey oy verirken adayın ve
mensup olduğu siyasi partinin yerel yönetim felsefesini iyi inceleme yükümlülüğü
altına girmektedir.
IV.1.8. Liberal Demokrat Parti yerel yönetimin, belediyeciliğin
öncelikle bir felsefe sorunu olduğuna inanmaktadır. Bir diğer ifade ile,
örneğin, kent nedir, ne olmalıdır, nasıl olmalıdır, niçin olmalıdır vb
sorunlara tutarlı ve doğru cevaplar verilebilmelidir inancındayız.
IV.2. Kent
IV.2.1. Kentler insanların yoğun biçimde yaşadıkları merkezlerdir.
insanların bu merkezlerde yoğun biçimde yaşamak istemelerinin temelinde
ise, ekonomik çıkar yatar. Yani, birey bu merkezde ekonomik yaşamını iyileştirici
imkânlar bulmayı ümit eder.
IV.2.2. insanlar öncelikle para kazanabildikleri yerlerde yaşar,
büyür ve gelişirler, Bu gerçek, doğal olarak, kent dediğimiz merkezde ekonomik
kurumların yanı sıra, bireyin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına da cevap
veren imkânların gelişmesine yol açar. Ancak, kent yönetim anlayışı yine
de öncelikle kentin ekonomik gerçeği üzerinde yapılanır.
IV.2.3. Liberal Demokrat Parti'nin kent yönetim anlayışı, belediyecilik
anlayışı, kentin ekonomik gerçeği üzerine bina edilmiştir.
IV.3. Belediye Başkanı'nın Görevi
IV.3.1. Bir belediye başkanının görevi kenti her anlamda yaşanılabilir
bir merkez haline getirmek ve bunu söz konusu kentin özgün yapısından hareketle,
yapmaktır.
IV.3.2. Her kentin kendine özgü bir yapısı, özelliği ve dolayısıyla,
değeri vardır. Dolayısıyla, bir kentin yöneticisi, o kenti ucuz kılmak
gibi bir yaklaşım benimseyemez çünkü, bu mümkün değildir; çağdaş şehircilik
anlayışına aykırıdır. Her şehrin bir fiyatı vardır tıpkı, araba kullanmanın
hatta, lüks araba kullanmanın fiyatı olduğu gibi!
IV.4. Yatırımlar
IV.4.1. Kentler en büyük, en kaliteli yatırımların yapıldığı
merkezler olmak durumundadır çünkü, bir yatırımdan ne kadar çok insan yararlanıyorsa,
o yatırım o kadar çabuk kendisini geri öder. Kentlerde ucuz, kalitesiz
ve kısa vadeli yatırımlar yapmak en büyük israftır.
IV.4.2. Büyük ve kaliteli yatırımların yapıldığı kentler, pahalı
merkezler olacaktır ve dolayısıyla, bu pahalı merkezlerde sunulan hizmetlerin
de, çok kaliteli olmaları gerekir.
IV.5. Parasal Kaynak
IV.5.1. Kentlere yapılan yatırımların parasal kaynağı büyük ölçüde
kentteki gayrimenkul rantından elde edilmek durumundadır. Bir diğer kaynak
ise, kente özgü tüketim vergileri olacaktır (bkz. IV.l.3.) Bir diğer ifade
ile, bir kent için yapılan yatırım giderlerinin tümü, o kentteki mülk sahiplerinden
ve kentin sunduğu mal/hizmetlerden yararlananlardan alınacaktır.
IV.5.2. Kentteki mülke değerini veren, yine kenttir. Örneğin,
aynı büyüklükteki arazinin fiyatı Istanbul'da 10, Konya'da 4 ise; bu, o
araziye kentin kattığı bir değerdir yani, tarlayı büyük bir rant haline
getiren kenttir. Dolayısıyla, yerel yönetimler kentlerdeki gayrimenkulleri
gerçekçi ve ağır biçimde vergilendirmek; elde ettikleri bu kent rantının
belediye hizmetlerine yansımasını temin etmekle yükümlüdürler.
IV.5.3. Gayrimenkul vergilerinin büyük boyutlarda artması başlangıçta
mülk sahiplerine ağır gelecektir. Ancak, bu yolla toplanan gelir yeniden
kente harcanacağı için, orta ve uzun vadede mülk sahipleri daha kârlı çıkacaklardır.
IV.5.4. Gayrimenkul en kolay vergilendirilebilecek metadır. Buna
rağmen, gayrimenkulün ülkemizde en kolay vergi kaçırılabildiği alan olduğu
da bir gerçektir. Bu hususun üzerinde titizlikle durulması ve durumun tersine
çevrilmesi gerekmektedir.
IV.5.5. Kentte gayrimenkule konulan ağır vergi hakkaniyetle dağılacaktır.
Örneğin, yüksek vergi ödeyen mülk sahibi mülkünü daha pahalıya kiraya verecek
ya da, bu mülkte sunduğu hizmeti/malı daha pahalıya satacaktır. Bu durum
kentin pahalı bir merkez olması yani, ekonomik anlamda, değerini bulması
demektir.
IV.5.6. Bu anlayışla, kentler ucuz merkezler olamaz, olmamalıdır.
SHP belediyelerinin örneğin, İstanbul'da bedava ekmek, süt dağıtmaları
bu nedenle çağdaş şehirciliğin yüz karası uygulamalardır ve siyası popülizmdir.
Unutulmamalıdır ki, fiyat arz ve talebe göre oluşur ve maliyetle alâkası
yoktur. Bu gerçek çağdaş kent yönetimi için de geçerlidir.
IV.6. İmar
IV.6.1. Kentlerde imar durumunda sorun olan arazilerin tümü belediyelere
mal edilmelidir çünkü, kentte arazi sahibi bireyin bu arazi üzerinde örneğin,
20-30 katlı bina yapması, aslında kentin olan rantı bireyin elde etmesi
demektir ve bu çağdaş şehircilik anlayışına terstir (bkz. IV.5.l, IV5.2)
IV.6.2. Yeni inşa edilen gayrimenkuller de gerçekçi ve ağır biçimde
vergilendirilmek veya önemli ölçüde kamulaştırılmak durumundadır. Örneğin,
İstanbul'un en pahalı merkezinde iş hanı yapmak isteyen mülk sahibi ya
bu iş hanının değerinin yarısını vergi olarak belediyeye ödeyecek, ya da
belediye imar izni verirken söz konusu değerin yarısına kamulaştırma yoluyla
sahip olacaktır. Bu tıpkı arazi sahibi bireyin müteahhit ile kat karşılığı
yaptığı anlaşmaya benzer.
IV.7. Kentte Özel Mülkiyet
IV.7.1. Kent merkezlerinde özel mülkiyet zaman içinde kaldırılmak
durumundadır çünkü, böyle kaldığı sürece şehir rantı şahıslara peşkeş çekiliyor
demektir.
IV.7.2. Kentte özel mülkiyete yol açmamak için mücavir alanlar
gelişmeden, kamulaştırılmak suretiyle belediyeye mal edilmelidir.
IV.7.3. Özel mülkiyet kapsamındaki mevcut alanları ise belediyeler
lease'e (kiraya) çevirmek ya da gerçekçi biçimde ve yüksek oranlarda vergilendirmek
durumundadır. Temel amaç, şehirciliğin gelişmesi için kent rantının yerel
yönetimlere akmasını sağlamaktır.
IV.7.4. Liberal Demokrat Parti kentin hizmetlerinden mülk sahiplerinin
yararlanmasını ve fakat, kentin külfetini yerel yönetimlerin çekmesini
haksızlık olarak değerlendirmekte; bu durumun çağdaş şehircilik anlayışı
ile ters düştüğüne inanmaktadır.
IV.8. Gecekondular
IV.8.1. Kentlerdeki tüm gecekondu tapuları, önceden verilen resmi
tapular dahil, iptal edilmelidir çünkü, gecekondu yapan bireye tapu vermek,
devlet bankasını soyana banka cüzdanı vermekle eş anlamlıdır.
IV.8.2. Bir hukuk devletinde kamu malını gaspeden birey, değil
ödüllendirilmek, cezalandırılır. Bireyin böylesi tutumunu haklı gösterecek
hiçbir ekonomik ya da sosyal gerekçe olamaz. Bugün özellikle, büyük kentlerimizde,
sokak satıcıları ile, gecekondularla kamu malı gaspına göz yumulmakta;
şehir rantı popülist nedenlerle, birtakım insanlara peşkeş çekilmektedir.
IV.8.3. Bu gelişmeye önayak olan, maalesef, belediyecilikte aynı
zamanda en radikal uygulamaların da öncüsü olarak tarihe geçecek olan Anavatan
Partisi hükümetleridir ki, şehirciliğimize büyük darbe vurmuştur.
IV.8.4. Liberal Demokrat Parti olası tepkilere rağmen, bu gelişmenin
durdurulması ve geri çevrilmesi gereğine inanmaktadır. Bir gecekondu yaptıktan
sonra örneğin, İstanbul gibi dünyanın en değerli merkezlerinden birinde,
hiç çabasız multimilyarder olunamayacağını halkımızın anlamaması mümkün
değildir. Önemli olan, bunu anlatma cesaretine sahip siyasi kadroların
belediyelerin başına geçmesidir. Sorun halk değil, siyasi kadrolardır.
IV.8.5. Büyük kentlerimizi boğarak, gelişen gecekonduların caydırılması
zorunludur. Buralarda yaşayan insanlarımız örneğin, daha başka şehirlerde
inşa edilecek toplu konutlarda iskân edilerek, mağduriyetten kurtarılabilinir.
IV.8.6. Büyük kentlerimizde toplu konutların yapılmasına da karşıyız.
Bu bağlamda örneğin, Istanbul'da Emlak Bankası tarafından yapılan toplu
konutların da çağdaş şehircilik anlayışına tümüyle ters düştüğünü söyleyebiliriz.
IV.9. Kent Hizmetleri
IV.9.1. Yerel yönetimi ekonomik rasyonele oturtmanın bir diğer
yolu belediyelerin doğrudan hiçbir hizmeti üstlenmemeleridir. Yerel yönetimler,
tıpkı merkezi yönetim gibi, yönetimden sorumlu olmalıdırlar; icradan değil.
IV.9.2. Liberal Demokrat Parti tüm kent hizmetlerinin özel sektör
kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilmesini öngörmektedir. Bu hizmetlere
hastahane, okul, çöp, su, hatta denetim dahildir. Tıpkı finansal denetim
kuruluşları gibi örneğin, inşaatlar da bu konuda ihtisaslaşmış özel denetim
kuruluşları tarafından denetlenecektir.
IV.9.3. Belediye örneğin, kamulaştırarak iskâna açacağı arazileri
developman (geliştirme) şirketleri ile anla`şıp, proje bazında developmana
verecek; %50-%50 gibi mülkiyet koşulu ile anlaşma yapacaktır. Bu yüzdeler
ise, doğaldır ki, gayrimenkulün değerine göre değişken olacaktır.
IV.9.4. Liberal Demokrat Parti kentin tüm hizmetlerinin özelleştirilmesi
gereğine inanmaktadır. Kent hizmetlerinin özelleştirilmesi, ana kent ile
ilçe belediyeleri arasında yaşanan sorunları da ortadan kaldıracaktır.
IV.10. Makro Konseptler ve Plânlar
IV.10.1. Belediye başkanı ve yöneticilerinin görevi kent için
makro bakış açıları geliştirmek; halkla iç içe yaşayarak, bu konseptler
çerçevesinde hizmetin verilmesini sağlamaktır.
IV.10.2. Bir belediye başkanı değil 18 saat çalışmak, bol boş
vakit sahibi olabilmeli; hizmet verdiği kent halkı, denetleme şirketleri
ve hizmeti üstlenen özel sektör kurum ve kuruluşları arasında koordinasyon
görevi üstlenmelidir.
IV.10.3. Makro bakış açıları ile kastedilen şudur: Kentin özgün
kimliğinden hareketle örneğin, İstanbul'da yaşayan insanların deniz ile
ilişkisinin geliştirilmesi konsepti; yapılaşmayı bu konsepte göre düzenleme
vb.
IV.11. Kültür ve Sanat
IV.11.1. Kentte ekonomik ihtiyaçları karşılanan birey, hemen
akabinde ve doğasının gereği olarak, sosyal ve kültürel zenginlik talep
edecektir. Kent, kent olarak nitelenebilmesi için, bireyin bu ihtiyaçlarını
da eş zamanlı olarak karşılamak durumundadır.
IV,11.2. Liberal Demokrat Parti yerel yönetimlerinde sanat ve
kültür faaliyetlerinin içinde olmasına karşıdır. Sanat ve kültür insanının
devlet ya da yerel yönetimden maaşa bağlanmasının onun kimliği ve Liberal
onuru ile bağdaşmadığına; böylesi bir ortamın bağımsızlığı, yaratıcılığı
ve dolayısıyla, sanatın Liberalleşme işlevini yok ettiğine inanmaktadır.
IV.11.3. Kentte sanat ve kültür faaliyetlerinin teşvik edilmesi,
yerel yönetimlerin asli görevlerinden biridir. Bu teşvik doğrudan icra
ederek değil, tüm kültür ve sanat faaliyetlerinin vergiden muaf tutulması
yoluyla sağlanacaktır (bkz. II.2.7). Örneğin, tiyatro, sergi alanı, sinema
vb binalardan gayrimenkul vergisi alınmayacaktır.
IV.11.4. Aynı bağlamda bir diğer görüşümüz, kentte halka açık
mekânların tümünde gayrimenkul vergilerinin düşük tutulması yani, verginin
emlâğın işlevine göre belirlenmesidir. |