| Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Programı'nın devamı şöyle: (2)
YARGIDA BAĞIMSIZLIK, HUKUKTA SAYDAMLIK!
Hukuk sistemi,
yurttaşların haklarının sınırlandırılmasına dayalı cezacı ve yasakçı anlayışlardan
arındırılarak, bireyin devlet ve öteki bireylere karşı özgürlüğünü teminat
altına alan bir anlayışla köklü biçimde değiştirilmelidir.
Yargıçlar
ve savcılar, atanma ve sicillerinin tutulması konusunda yürütmeye bağımlı
olmaktan kurtarılmalıdır.
Askeri
ve sivil yargı ikiliği ortadan kaldırılmalı, disiplin suçları dışında asker
kişiler de, yerel ve tabii mahkemelerde yargılanmalı, askeri mahkemeler
ilga edilmelidir.
Mahkemelere
başvuru ve dava takibi işlemleri saydamlaştırılmalı, bütün mahkeme bilgileri
ilgili taraflar için her an erişilebilir
kılınmalıdır.
KENTLERE DEMOKRASİ
İktidarı
halkın seçilmiş temsilcilerine değil, merkezden atanan memurlara veren
bugünkü merkeziyetçi-bürokratik idari aygıt bütünüyle tasfiye edilmeli
ve en küçük birimden en büyüğe, en aşağıdan en yukarıya kadar yerel yönetimler
o birimlerde yaşayanların idaresine bırakılmalıdır.
Merkezi
hükümet, ulusal ölçekteki nedenlerden kaynaklanan göçler, düzensiz nüfus
artışı ve bölgeler arası eşitsizlikler gibi güçlüklerin çözümüne yardımcı
olma dışında yerel ve bölgesel yönetimlerin kararlarına karışmamalıdır.
Kent yoksullarının
yığıldığı, büyük kentlerin dış semt ve ilçelerinin özgül durumları göz
önüne alınarak özel düzenlemelere gidilmelidir.
Bu bölgelerdeki
özel polis baskısı derhal kaldırılmalı, toplumsal gerilimlerin nedenlerinin
giderilmesi için acil önlemler alınmalıdır.
Söz konusu
bölgelere yeni göç edenlerin konut, arsa ve altyapı ihtiyaçlarının giderilmesi
için yerel yönetimlere merkezi hükümetten özel destekler sağlanmalıdır.
Buralarda yaşayanların iş, eğitim ve sağlık sorunlarının hızla çözüme kavuşturulması
için olağanüstü bir yatırım programı uygulanmalıdır.
Kültürel
kimliklerin ifadesi ve örgütlenmesine yönelik teşvik uygulamaları geliştirilmelidir.
Bedensel
engellilerin özel konumları göz önüne alınarak, gündelik yaşam, ulaşım,
çalışma, eğitim, toplu konut vb. alanlarda sorunlarını ve taleplerini dikkate
alan bir planlama ve uygulama süreci başlatılmalıdır.
Merkezi
yönetimin bölgeler ve kentlere ilişkin genel düzenleyici ilkeleri ışığında,
kentsel yaşamın yeniden düzenlenmesi, kent arazilerinin kullanımı ve kent
planlaması ile ilgili karar süreçlerinde, yerleşim, ulaşım ve alt yapı
hizmetlerinin sağlanmasında yöre sakinlerinin doğrudan ya da temsilcileri
aracılığıyla verdikleri kararlar belirleyici olmalıdır. Kent arazileri
üzerinde spekülasyona son verilmelidir.
Bölge ve
kent planlamasına ilişkin kararların alınması ve uygulanmasında tarihsel
mirasın ve tarihsel dokuların korunması esası benimsenmeli, gündelik yararlara
uygun görülse bile, hiçbir gerekçeyle tarihsel dokunun tahribine izin verilmemeli,
tarihsel çevre, ulusal ölçekteki denetim mekanizmalarıyla koruma altına
alınmalıdır.
Bütün bu
düzenlemeler yapılırken, ülkenin en küçük biriminden en büyüğüne kadar,
buralarda yaşayanların, konut edinme, sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürme
arzuları; çocukların, kadınların ve bedensel-zihinsel engellilerin özgül
talepleri gözetilmelidir.
ÜRETENLER YÖNETSİN!
- Ekonomide hüküm süren anarşiyle ve çalışan çoğunluğu işsizlik ve pahalılığa
mahkum eden krizler ile enflasyonla başa çıkabilmek için, devletin israfa
yönelik harcamalarının en aza indirilmesi zorunludur. Temel ekonomik kararlar,
sermayenin kar beklentilerine göre değil, toplumsal ihtiyaçlara göre saptanmalıdır.
- Bu amaçla, kaynak dağılımı, temel üretim ve yatırım kararları, gerek
işletme ölçeğinde, gerekse bölgesel ve ulusal düzeylerde emekçi örgütleri
ve temsilcilerince denetlenmelidir.
- Ekonominin temel kararlarında, şirket idareleri değil, halk temsilcilerinin
ve emekçi örgütlerinin tavsiye ve kararları ile yönlenen demokratik planlama
organları belirleyici olmalıdır.
- Sermayenin uluslararası saldırısının en belirgin görünümlerinden bir
olan ve işçi sınıfının kazanımlarını tehdit eden özelleştirme uygulamalarına
derhal son verilmelidir.
- Kamu açıklarını kapatmanın yolu, KİT'lerin tasfiyesi ile eğitim, sağlık
ve diğer sosyal harcamaların ortadan kaldırılmasından geçemez. Verimsiz
kamu girişimlerinin verimli hale getirilmesi için, teknolojik yenilenme,
işletmelerin çalışanlarca denetlenmesi, muhasebe sistemlerinin saydamlaştırılması
ve personel politikalarının siyasi tercihlerden arındırılması gerekir.
- Devlet kamusal yükümlülüklerini piyasaya devredemez. Eğitim, sağlık,
sosyal güvenlik ve benzeri kamu harcamaları için kaynaklar devletin bürokratik
ve askeri harcamalarının en aza indirilmesi yoluyla sağlanmalıdır. Ayrıca
artan oranlı ve serveti de içeren bir vergilendirme gerçekleştirilmelidir.
Sermayeye tanınan vergi bağışıklıkları, fon uygulamaları kaldırılmalıdır.
Temel tüketim malları ve asgari bir geçim düzeyi vergilendirme dışı bırakılmalıdır.
- Ekonominin üretime değil, faiz ve ranta dayalı spekülatif yapısında
köklü bir değişiklik gerekmektedir.
- Türkiye'nin dış bağımlılığına son verebilmesi için, uygun yüksek teknolojiye
dayalı sanayilere ve yüksek teknoloji üretimine yönelmek zorunludur. Bu
nedenle, araştırma-geliştirme faaliyetlerine önem verilmeli, gerekli kaynaklar
ayrılmalıdır.
- Küçük ve orta boyutlu işletmelerin ihtiyaçları da bu açıdan dikkate
alınmalıdır.
- Sermayenin ekonomi politikalarından ağır darbe yiyen tarım, hayvancılık
ve ormancılık sektörlerinin yeniden yapılandırılması, tarıma kaynak aktarımı,
kırsal nüfusun refaha kavuşturulması; bölgelerarası eşitsizliklerin giderilmesi
ve iç göçlerin yavaşlatılması açısından bir zorunluluktur.
- Demokratik planlama çerçevesinde tarım üreticilerinin ve tüketici
örgütlerinin aktif katılımıyla etkin bir tarımsal üretim planlaması gereklidir.
- Tarımsal girdilerin temini, tarım üretiminin finansmanı ve sektörün
modernizasyonunda kamu desteği sağlanmalıdır. Bu çerçevede, tarım teknolojisindeki
gelişmeleri ve uygulamaları sürekli izleyecek ve üreticilere aktaracak
araştırma ve geliştirme birimleri ile, modern tarımsal eğitim merkezlerinin
kurulması ve bunların tarım üreticilerinin hizmetine verilmesi gereklidir.
- Topraksız köylülerin toprak sahibi kılınması ile küçük tarım ve hayvancılık
işletmelerinin birleştirilerek tarımsal verimliliğin artırılması için köklü
bir tarım ve toprak reformu zorunludur.
HERKESE İŞ, İŞÇİYE ÖZGÜRLÜK!
Çalışma
hakkının herkes için yaşama geçirilmesi yönünde, tam istihdam politikaları
uygulanmalı ve iş gününü ücretler düşürülmeksizin kısaltma amacı genel
bir ilke olarak benimsenmelidir.
- Ev işlerini, eğitimi, sağlığı, sosyal yardımı, emeklilik
ve işsizlik sigortasını da içeren ücretsiz ve herkesi kapsayan bir sosyal
güvenlik sistemi kurulmalı ve emekçilerin yönetim ve denetimine bırakılmalıdır.
- Emekçilerin ekonomik örgütlenme, grev, toplu sözleşme ve sendikalaşma
haklarını gerçekleştirmesinin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.
- Kamu ve özel işletmelerde sendikasız ve sigortasız işçi çalıştırma
yasağı getirilmeli ve bu yasağın titizlikle uygulanması için gerekli yasal
ve cezai düzenlemelere gidilmelidir.
- Sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme yasakları bütün kamusal ve özel
işletmeler için ayrım gözetmeksizin kaldırılmalı, askeri personel ve güvenlik
personeli de dahil bütün ücretliler için sendikalaşma yasayla teminat altına
alınmalıdır.
- Gündelik tarım işçileri ve hane halkı çalışanları da dahil, tarım
sektöründe çalışanların sendikalaşma hakkının yaşam geçirilmesi için özel
teşvik ve düzenlemeler getirilmelidir.
- Sendikaların ve diğer işçi ve emekçi kuruluşlarının uluslararası düzeyde
ortak toplu sözleşme ve grev gerçekleştirebilmesi, dayanışma, kültürel
ve sportif amaçlarla yurtdışı kuruluşlarla iş ve eylem birliği yapması
ve haberleşmesi önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.
- Emekçilerin çalışma alanlarındaki mal ve hizmet üretimimin düzenlenmesine
katılmaları, üretim faaliyetlerinin bilgisini edinmeleri,ürettikleri mal
ve hizmetlerin kullanımı konusunda söz ve karar sahibi olmaları için gerekli
düzenlemeler yapılmalıdır.
Emeklilerin isterlerse huzurevlerinde, isterlerse evlerine gönüllü hizmet
götürülerek yaşamlarını sürdürmelerinin koşulları yaratılmalıdır.
Emeklilerin iş ve yaşam deneylerinden yararlanmanın, yani onların birikimlerini
toplum için kullanmanın olanağı sağlanmalıdır.
ÖZGÜR VE YARATICI BİR KÜLTÜREL ORTAM
- Sermayenin kültürel ve sanatsal yaşamı ticarileştiren ve kısırlaştıran
egemenliğinin kırılması, kültür emekçilerinin ve yaratıcıların, kültürel
ve sanatsal üretim, eğitim, yayın ve sergileme araç ve ortamları üzerinde
söz ve denetim sahibi olmasıyla mümkündür.
- Tek tek sanatçı ve yazarların olduğu kadar, sanatçı, yazar ve düşünür
gruplarının da fikirlerini geliştirmeleri, ürünlerini meydana getirmeleri
ve topluma sunabilmeleri için geniş kamu fonları yaratılmalı, ayrım gözetilmeksizin
yaratıcıların kullanımına açılmalıdır.
- Kültür endüstrisinde çalışanların, öteki çalışanlar gibi kendi meslek
alanlarındaki üretimde söz sahibi olmaları, çalışma ortamlarını aşağıdan
denetlemeleri için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
- Medya üzerindeki RTÜK ve benzeri denetim organları lağvedilmeli, bunun
yerine medya çalışanları ve izleyicilerinden oluşan kuruluşlarca, kişi,
kurum ve toplulukları yönelik hak ihlalleri denetlenmeli ve uğranan zararların
tazmini için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
- Kültürel etkinliklerin ve yaratıcı çalışmanın maddi temeli olan boş
zamanların değerlendirilebilmesi amacıyla yerer ve merkezi yönetimlerce
mekan araç, gereç sağlamaya yönelik fon tahsisi gerçekleştirilmelidir.
- Farklı kültürlerin, bir arada ve barışık bir biçimde yaşamaları, bütün
kültürlerin kendilerini geliştirmesi, her grubun kamu kaynaklarından hem
eşit hem de oranlı bir biçimde yararlanması için düzenlemeler yapılmalıdır.
- Azınlık kültürlerinin haklarının yasayla teminat altına alınmasına
ek olarak, varlıklarını koruma ve geliştirmeleri için lehte ayrımcılık
ilkesi uygulanmalıdır.
- Kültürel gelişmenin evrensel bir temel üzerinde sürebilmesi, uluslararası
etkinlikler, buluşmalar, ortak üretim ve gösterim olanaklarının yaratılabilmesinde
kullanılacak kamu fonlarının tahsisiyle mümkündür. Fonların kullanımı doğrudan
doğruya kültür emekçilerinin örgütleri eliyle yürütülmelidir.
KADINLARA ÖZGÜRLÜK!
Hukukun
erkek egemenliğini esas alan yapısında köklü bir değişimle gidilmeli ve
kadınlara karşı cinsiyetçi hükümler yasalardan ayıklanmalıdır. Tüm eğitim
kurumlarının müfredatı cinsiyetçi anlayışlardan arındırılmalıdır.
Kadınların
bedenleri ve yaşamları üzerindeki her tür denetime son verilmeli, kendileri
üzerinde sadece kendilerinin söz hakkı olduğu kabul edilmelidir. Hukukta
'kadınlara karşı suç' kavramı oluşturulmalı, bekaret kontrolü gibi uygulamalar
cinsel şiddet kapsamında görülmelidir.
Kamusal
ve özel bütün yaşama ve çalışma alanlarında ve savaşta erkek şiddetine
karşı kadınlara yardım sağlayan danışma merkezleri ve sığınma evleri merkezi
ve yerel yönetimlerce finanse edilmeli ve kadınların yönetimine bırakılmalıdır.
Erkek egemenliğinin, bütün toplumsal düzeylerde ve çalışma alanlarında
sona erdirilmesi amacıya, kadınlar ev işlerine mahkum edilmemelidir. Kadının
ücretsiz ya da düşük ücretle çalıştırılmasına son verilmeli, kadınların
her alanda eşit hak ve eşit ücretle çalışma hakkı teminat altına alınmalı,
kadının eğitim ve çalışma hakkının yerleşip kökleşmesi için lehte ayrımcılık
ilkesi yasayla desteklenmelidir.
Ailenin
kadın emeği üzerinden örgütlediği işler toplumsal örgütlenme içinde çözülmeli,
geleneksel cinsiyetçi işbölümünün bu hizmetlerde yinelenmemesi sağlanmalıdır.
Yerel yönetimler ve kamu kurumları tarafından finanse edilen, kullananlar
ve çalışanlarca denetlenen yemekhaneler, çamaşırhaneler, kreşler açılmalı,
yaygınlaştırılmalıdır.
GENÇLERE SÖZ VE YÖNETİM HAKKI!
Gençlerin
siyasal, toplumsal ve ekonomik yaşama aktif katılımlarını engelleyen anayasal
ve yasal engeller kaldırılmalıdır.
-Seçilme yaşı 18 olmalıdır.
-Hiçbir özel ve kamusal iş ve görev için askerlik yapmış olma şartı
aranmamalıdır.
-Gençlerin siyasetle ilgilenmelerini önleyen bütün yasaklar kaldırılmalı,
gençlik ve öğrenci örgütlerinin siyasal partilerle bağ kurmalarına kısıtlama
getirilmemelidir.
Gençlerin ve çocukların öğrenim görme, yeteneklerini diledikleri gibi geliştirme
ve diledikleri mesleği seçmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Ana okullarından
başlayarak, yüksek öğretimin sonuna kadar öğrenim ve eğitim herkes için
parasız olmalıdır.
Özgürlükçü
ve demokratik bir eğitim için, ilkokuldan başlayarak, okulların yönetimi,
müfredatın belirlenmesi, boş zamanların düzenlenmesine öğrencilerin aktif
olarak katılmaları yasayla teminat altına alınmalıdır.
- Anadilde eğitim hakkı, herkes için ve tam olarak sağlanmalıdır.
- Çalışan gençlerin diledikleri dalda öğrenim görmeleri, meslek içi
eğitime devam edebilmeleri için çalışma saatlerinde özel düzenlemeler yapılmalıdır.
- Çocukların ve belli işlerde yaş sınırı altındaki gençlerin çalıştırılmaları
yasayla yasaklanmalıdır.
- Çırakların ve kısmi samanlı çalışanların sendikalaşmaların önündeki
engeller kaldırılmalı, sigortalı çalışma zorunluluğu getirilmeli, bu kesimin
örgütlenmesi için özel teşvikler geliştirilmelidir.
- Gençlerin boş zamanlarını örgütleyebilmeleri için gerekli meddi fonlar
ve diğer olanaklar, okullar, yerel ve genel yönetimlerce tahsis edilmelidir.
Bu fonların tasarrufu yerel gençlik örgütlerinin denetimine aktarılmalı,
gençlerin kendilerini yönetip geliştirmeleri için her düzeydeki etkinlikleri
teşvik edilmelidir.
ARKADAŞIMA DOKUNMA!
Toplumun
farklı kimliklerden oluşan çok parçalı dokusu bir gerçeklik olarak kabul
edilmeli, bunları tek bir kimlik alında eritme ve farklılıklarını dışsal
zorlamalarla törpüleme yönündeki çabalara son verilmelidir.
Tüm kültür
ve kimlik hakları bütün çalışma ve toplumsal yaşam alanlarında ve toplum
bilincinde vazgeçilmez haklar olarak benimsenmeli ve kayda alınmalıdır.
Farklılıklarından ötürü insanların aşağılanmasına, küçük görülmesine
ve ayrıma tabi tutulmasına son verilmelidir.
Farklı
olanların farklılıklarını dilediklerince yaşayabilmeleri için, örgütlenme
ve ifade özgürlüğünden yararlanabilmeleri yönünde lehte ayrımcılık ilkesi
uygulanmalıdır.
Farklı
cinsel tercihler üzerindeki her türlü baskıya karşı durulmalıdır.
ÇEVRENİN TAHRİBİNE SON!
Evrensel
ölçekte süren ekolojik krizin 'gezegen riski' boyutlarına ulaştığı göz
önüne alınarak, insan-doğa ilişkisini bozan, doğayı tahrip eden kara dayalı
ucuz sanayileşme ve sınırsız kalkınmacılığın önüne geçilmelidir.
Üretim
planlamasında geri-döndürülemeyen kaynakların kullanımına dayalı enerji
ve sanayileşme politikalarına son verilmeli, doğal kaynakların israfından
titizlikle kaçınılmalıdır.
Sanayi
tesislerinin, kara ve demiryollarının, hava alanlarını, barajların ve enerji
santrallarının planlama ve inşasında yöre halkının onayı esas alınmalıdır.
EMPERYALİZMİN TAHAKKÜMÜNE SON!
Emperyalizme
bağımlılığı pekiştiren mali, diplomatik ve askeri anlaşmalar iptal edilmeli,
askeri üsler kapatılmalıdır.
Bölge halkları
ve ülkeleri ile karşılıklı işbirliğine dayalı barışçı ilişkiler geliştirilmelidir.
Bölgede emperyalizmin güvenilir müttefiki rolüne soyunarak, Ortadoğu, Kafkasya
ve Balkanlar'da emperyalistler arası hegemonya mücadelesinden yararlanıp,
pay kapmaya dayanan mevcut politikalara son verilmelidir.
Ekonominin,
Avrupa birliği, IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların tavsiye
ve kararlarına bağlı olarak yönlendirilmesine son verilmelidir. Bu uygulamalar
sonucunda içine girilmiş olan dış borç tuzağından çıkmak için radikal adımlar
atılmalıdır.
Uluslararası
finans kuruluşlarının gelişmekte olan ülkelere dayattığı yapısal uyum programlarına
ve bu uygulamaların doğurduğu toplumsal eşitsizlik ve ekonomik çarpıklıklara
karşı uluslararası ölçekte bir mücadele ve dayanışma ağı örülmelidir.
Sermayenin
uluslararası dolaşımının serbest olduğu bir dünyada, emeğin serbest dolaşımı
talepleri de yükseltilmelidir.
Uluslararası
barışın bir garantisi olarak, ekonomik kaynakları insanlığı tehdit eden
bir alanda israf eden tüm silahlanma harcamaları durdurulmalı ve radikal
bir silahsızlanma programı oluşturulmalıdır. Nükleer denemelere son verilmeli,
nükleer silahlar imha edilmelidir.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi, toplumsal ve siyasal gelişmelere müdahale
etmenin zeminini ve olanaklarını genişletmeyi; özgür, dayanışmacı ve eşitlikçi
bir hayatın oluşturulmasına katkıda bulunmayı; taleplerin gerçekleşmesi
için mücadelenin toplumsallaşmasını hedefler. Amaçlarını ve eylem planını
benimseyen herkesi bu hedef doğrultusunda birlikte mücadeleye çağırır.
|