Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
PARTİLER VE PROGRAMLARI

ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ
1994
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), 8 Haziran 1994'de kuruldu. Partinin Genel Başkanlığı'nı Ufuk Uras yürütmektedir.
 
 
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Programı'nın devamı şöyle: (2)

YARGIDA BAĞIMSIZLIK, HUKUKTA SAYDAMLIK!

Hukuk sistemi, yurttaşların haklarının sınırlandırılmasına dayalı cezacı ve yasakçı anlayışlardan arındırılarak, bireyin devlet ve öteki bireylere karşı özgürlüğünü teminat altına alan bir anlayışla köklü biçimde değiştirilmelidir.

Yargıçlar ve savcılar, atanma ve sicillerinin tutulması konusunda yürütmeye bağımlı olmaktan kurtarılmalıdır.

Askeri ve sivil yargı ikiliği ortadan kaldırılmalı, disiplin suçları dışında asker kişiler de, yerel ve tabii mahkemelerde yargılanmalı, askeri mahkemeler ilga edilmelidir.

Mahkemelere başvuru ve dava takibi işlemleri saydamlaştırılmalı, bütün mahkeme bilgileri ilgili taraflar için her an erişilebilir

kılınmalıdır.

KENTLERE DEMOKRASİ

İktidarı halkın seçilmiş temsilcilerine değil, merkezden atanan memurlara veren bugünkü merkeziyetçi-bürokratik idari aygıt bütünüyle tasfiye edilmeli ve en küçük birimden en büyüğe, en aşağıdan en yukarıya kadar yerel yönetimler o birimlerde yaşayanların idaresine bırakılmalıdır.

Merkezi hükümet, ulusal ölçekteki nedenlerden kaynaklanan göçler, düzensiz nüfus artışı ve bölgeler arası eşitsizlikler gibi güçlüklerin çözümüne yardımcı olma dışında yerel ve bölgesel yönetimlerin kararlarına karışmamalıdır.

Kent yoksullarının yığıldığı, büyük kentlerin dış semt ve ilçelerinin özgül durumları göz önüne alınarak özel düzenlemelere gidilmelidir.

Bu bölgelerdeki özel polis baskısı derhal kaldırılmalı, toplumsal gerilimlerin nedenlerinin giderilmesi için acil önlemler alınmalıdır.

Söz konusu bölgelere yeni göç edenlerin konut, arsa ve altyapı ihtiyaçlarının giderilmesi için yerel yönetimlere merkezi hükümetten özel destekler sağlanmalıdır. Buralarda yaşayanların iş, eğitim ve sağlık sorunlarının hızla çözüme kavuşturulması için olağanüstü bir yatırım programı uygulanmalıdır.

Kültürel kimliklerin ifadesi ve örgütlenmesine yönelik teşvik uygulamaları geliştirilmelidir.

Bedensel engellilerin özel konumları göz önüne alınarak, gündelik yaşam, ulaşım, çalışma, eğitim, toplu konut vb. alanlarda sorunlarını ve taleplerini dikkate alan bir planlama ve uygulama süreci başlatılmalıdır.

Merkezi yönetimin bölgeler ve kentlere ilişkin genel düzenleyici ilkeleri ışığında, kentsel yaşamın yeniden düzenlenmesi, kent arazilerinin kullanımı ve kent planlaması ile ilgili karar süreçlerinde, yerleşim, ulaşım ve alt yapı hizmetlerinin sağlanmasında yöre sakinlerinin doğrudan ya da temsilcileri aracılığıyla verdikleri kararlar belirleyici olmalıdır. Kent arazileri üzerinde spekülasyona son verilmelidir.

Bölge ve kent planlamasına ilişkin kararların alınması ve uygulanmasında tarihsel mirasın ve tarihsel dokuların korunması esası benimsenmeli, gündelik yararlara uygun görülse bile, hiçbir gerekçeyle tarihsel dokunun tahribine izin verilmemeli, tarihsel çevre, ulusal ölçekteki denetim mekanizmalarıyla koruma altına alınmalıdır.

Bütün bu düzenlemeler yapılırken, ülkenin en küçük biriminden en büyüğüne kadar, buralarda yaşayanların, konut edinme, sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürme arzuları; çocukların, kadınların ve bedensel-zihinsel engellilerin özgül talepleri gözetilmelidir.

ÜRETENLER YÖNETSİN!

- Ekonomide hüküm süren anarşiyle ve çalışan çoğunluğu işsizlik ve pahalılığa mahkum eden krizler ile enflasyonla başa çıkabilmek için, devletin israfa yönelik harcamalarının en aza indirilmesi zorunludur. Temel ekonomik kararlar, sermayenin kar beklentilerine göre değil, toplumsal ihtiyaçlara göre saptanmalıdır.

- Bu amaçla, kaynak dağılımı, temel üretim ve yatırım kararları, gerek işletme ölçeğinde, gerekse bölgesel ve ulusal düzeylerde emekçi örgütleri ve temsilcilerince denetlenmelidir.

- Ekonominin temel kararlarında, şirket idareleri değil, halk temsilcilerinin ve emekçi örgütlerinin tavsiye ve kararları ile yönlenen demokratik planlama organları belirleyici olmalıdır.

- Sermayenin uluslararası saldırısının en belirgin görünümlerinden bir olan ve işçi sınıfının kazanımlarını tehdit eden özelleştirme uygulamalarına derhal son verilmelidir.

- Kamu açıklarını kapatmanın yolu, KİT'lerin tasfiyesi ile eğitim, sağlık ve diğer sosyal harcamaların ortadan kaldırılmasından geçemez. Verimsiz kamu girişimlerinin verimli hale getirilmesi için, teknolojik yenilenme, işletmelerin çalışanlarca denetlenmesi, muhasebe sistemlerinin saydamlaştırılması ve personel politikalarının siyasi tercihlerden arındırılması gerekir.

- Devlet kamusal yükümlülüklerini piyasaya devredemez. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve benzeri kamu harcamaları için kaynaklar devletin bürokratik ve askeri harcamalarının en aza indirilmesi yoluyla sağlanmalıdır. Ayrıca artan oranlı ve serveti de içeren bir vergilendirme gerçekleştirilmelidir. Sermayeye tanınan vergi bağışıklıkları, fon uygulamaları kaldırılmalıdır. Temel tüketim malları ve asgari bir geçim düzeyi vergilendirme dışı bırakılmalıdır.

- Ekonominin üretime değil, faiz ve ranta dayalı spekülatif yapısında köklü bir değişiklik gerekmektedir.

- Türkiye'nin dış bağımlılığına son verebilmesi için, uygun yüksek teknolojiye dayalı sanayilere ve yüksek teknoloji üretimine yönelmek zorunludur. Bu nedenle, araştırma-geliştirme faaliyetlerine önem verilmeli, gerekli kaynaklar ayrılmalıdır.

- Küçük ve orta boyutlu işletmelerin ihtiyaçları da bu açıdan dikkate alınmalıdır.

- Sermayenin ekonomi politikalarından ağır darbe yiyen tarım, hayvancılık ve ormancılık sektörlerinin yeniden yapılandırılması, tarıma kaynak aktarımı, kırsal nüfusun refaha kavuşturulması; bölgelerarası eşitsizliklerin giderilmesi ve iç göçlerin yavaşlatılması açısından bir zorunluluktur.

- Demokratik planlama çerçevesinde tarım üreticilerinin ve tüketici örgütlerinin aktif katılımıyla etkin bir tarımsal üretim planlaması gereklidir.

- Tarımsal girdilerin temini, tarım üretiminin finansmanı ve sektörün modernizasyonunda kamu desteği sağlanmalıdır. Bu çerçevede, tarım teknolojisindeki gelişmeleri ve uygulamaları sürekli izleyecek ve üreticilere aktaracak araştırma ve geliştirme birimleri ile, modern tarımsal eğitim merkezlerinin kurulması ve bunların tarım üreticilerinin hizmetine verilmesi gereklidir.

- Topraksız köylülerin toprak sahibi kılınması ile küçük tarım ve hayvancılık işletmelerinin birleştirilerek tarımsal verimliliğin artırılması için köklü bir tarım ve toprak reformu zorunludur.

HERKESE İŞ, İŞÇİYE ÖZGÜRLÜK!

Çalışma hakkının herkes için yaşama geçirilmesi yönünde, tam istihdam politikaları uygulanmalı ve iş gününü ücretler düşürülmeksizin kısaltma amacı genel bir ilke olarak benimsenmelidir.

- Ev işlerini, eğitimi, sağlığı, sosyal yardımı, emeklilik ve işsizlik sigortasını da içeren ücretsiz ve herkesi kapsayan bir sosyal güvenlik sistemi kurulmalı ve emekçilerin yönetim ve denetimine bırakılmalıdır.

- Emekçilerin ekonomik örgütlenme, grev, toplu sözleşme ve sendikalaşma haklarını gerçekleştirmesinin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.

- Kamu ve özel işletmelerde sendikasız ve sigortasız işçi çalıştırma yasağı getirilmeli ve bu yasağın titizlikle uygulanması için gerekli yasal ve cezai düzenlemelere gidilmelidir.

- Sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme yasakları bütün kamusal ve özel işletmeler için ayrım gözetmeksizin kaldırılmalı, askeri personel ve güvenlik personeli de dahil bütün ücretliler için sendikalaşma yasayla teminat altına alınmalıdır.

- Gündelik tarım işçileri ve hane halkı çalışanları da dahil, tarım sektöründe çalışanların sendikalaşma hakkının yaşam geçirilmesi için özel teşvik ve düzenlemeler getirilmelidir.

- Sendikaların ve diğer işçi ve emekçi kuruluşlarının uluslararası düzeyde ortak toplu sözleşme ve grev gerçekleştirebilmesi, dayanışma, kültürel ve sportif amaçlarla yurtdışı kuruluşlarla iş ve eylem birliği yapması ve haberleşmesi önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.

- Emekçilerin çalışma alanlarındaki mal ve hizmet üretimimin düzenlenmesine katılmaları, üretim faaliyetlerinin bilgisini edinmeleri,ürettikleri mal ve hizmetlerin kullanımı konusunda söz ve karar sahibi olmaları için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Emeklilerin isterlerse huzurevlerinde, isterlerse evlerine gönüllü hizmet götürülerek yaşamlarını sürdürmelerinin koşulları yaratılmalıdır.

Emeklilerin iş ve yaşam deneylerinden yararlanmanın, yani onların birikimlerini toplum için kullanmanın olanağı sağlanmalıdır.

ÖZGÜR VE YARATICI BİR KÜLTÜREL ORTAM

- Sermayenin kültürel ve sanatsal yaşamı ticarileştiren ve kısırlaştıran egemenliğinin kırılması, kültür emekçilerinin ve yaratıcıların, kültürel ve sanatsal üretim, eğitim, yayın ve sergileme araç ve ortamları üzerinde söz ve denetim sahibi olmasıyla mümkündür.

- Tek tek sanatçı ve yazarların olduğu kadar, sanatçı, yazar ve düşünür gruplarının da fikirlerini geliştirmeleri, ürünlerini meydana getirmeleri ve topluma sunabilmeleri için geniş kamu fonları yaratılmalı, ayrım gözetilmeksizin yaratıcıların kullanımına açılmalıdır.

- Kültür endüstrisinde çalışanların, öteki çalışanlar gibi kendi meslek alanlarındaki üretimde söz sahibi olmaları, çalışma ortamlarını aşağıdan denetlemeleri için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

- Medya üzerindeki RTÜK ve benzeri denetim organları lağvedilmeli, bunun yerine medya çalışanları ve izleyicilerinden oluşan kuruluşlarca, kişi, kurum ve toplulukları yönelik hak ihlalleri denetlenmeli ve uğranan zararların tazmini için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

- Kültürel etkinliklerin ve yaratıcı çalışmanın maddi temeli olan boş zamanların değerlendirilebilmesi amacıyla yerer ve merkezi yönetimlerce mekan araç, gereç sağlamaya yönelik fon tahsisi gerçekleştirilmelidir.

- Farklı kültürlerin, bir arada ve barışık bir biçimde yaşamaları, bütün kültürlerin kendilerini geliştirmesi, her grubun kamu kaynaklarından hem eşit hem de oranlı bir biçimde yararlanması için düzenlemeler yapılmalıdır.

- Azınlık kültürlerinin haklarının yasayla teminat altına alınmasına ek olarak, varlıklarını koruma ve geliştirmeleri için lehte ayrımcılık ilkesi uygulanmalıdır.

- Kültürel gelişmenin evrensel bir temel üzerinde sürebilmesi, uluslararası etkinlikler, buluşmalar, ortak üretim ve gösterim olanaklarının yaratılabilmesinde kullanılacak kamu fonlarının tahsisiyle mümkündür. Fonların kullanımı doğrudan doğruya kültür emekçilerinin örgütleri eliyle yürütülmelidir.

KADINLARA ÖZGÜRLÜK!

Hukukun erkek egemenliğini esas alan yapısında köklü bir değişimle gidilmeli ve kadınlara karşı cinsiyetçi hükümler yasalardan ayıklanmalıdır. Tüm eğitim kurumlarının müfredatı cinsiyetçi anlayışlardan arındırılmalıdır.

Kadınların bedenleri ve yaşamları üzerindeki her tür denetime son verilmeli, kendileri üzerinde sadece kendilerinin söz hakkı olduğu kabul edilmelidir. Hukukta 'kadınlara karşı suç' kavramı oluşturulmalı, bekaret kontrolü gibi uygulamalar cinsel şiddet kapsamında görülmelidir.

Kamusal ve özel bütün yaşama ve çalışma alanlarında ve savaşta erkek şiddetine karşı kadınlara yardım sağlayan danışma merkezleri ve sığınma evleri merkezi ve yerel yönetimlerce finanse edilmeli ve kadınların yönetimine bırakılmalıdır. Erkek egemenliğinin, bütün toplumsal düzeylerde ve çalışma alanlarında sona erdirilmesi amacıya, kadınlar ev işlerine mahkum edilmemelidir. Kadının ücretsiz ya da düşük ücretle çalıştırılmasına son verilmeli, kadınların her alanda eşit hak ve eşit ücretle çalışma hakkı teminat altına alınmalı, kadının eğitim ve çalışma hakkının yerleşip kökleşmesi için lehte ayrımcılık ilkesi yasayla desteklenmelidir.

Ailenin kadın emeği üzerinden örgütlediği işler toplumsal örgütlenme içinde çözülmeli, geleneksel cinsiyetçi işbölümünün bu hizmetlerde yinelenmemesi sağlanmalıdır. Yerel yönetimler ve kamu kurumları tarafından finanse edilen, kullananlar ve çalışanlarca denetlenen yemekhaneler, çamaşırhaneler, kreşler açılmalı, yaygınlaştırılmalıdır.

GENÇLERE SÖZ VE YÖNETİM HAKKI!

Gençlerin siyasal, toplumsal ve ekonomik yaşama aktif katılımlarını engelleyen anayasal ve yasal engeller kaldırılmalıdır.

-Seçilme yaşı 18 olmalıdır.

-Hiçbir özel ve kamusal iş ve görev için askerlik yapmış olma şartı aranmamalıdır.

-Gençlerin siyasetle ilgilenmelerini önleyen bütün yasaklar kaldırılmalı, gençlik ve öğrenci örgütlerinin siyasal partilerle bağ kurmalarına kısıtlama getirilmemelidir.

Gençlerin ve çocukların öğrenim görme, yeteneklerini diledikleri gibi geliştirme ve diledikleri mesleği seçmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ana okullarından başlayarak, yüksek öğretimin sonuna kadar öğrenim ve eğitim herkes için parasız olmalıdır.

Özgürlükçü ve demokratik bir eğitim için, ilkokuldan başlayarak, okulların yönetimi, müfredatın belirlenmesi, boş zamanların düzenlenmesine öğrencilerin aktif olarak katılmaları yasayla teminat altına alınmalıdır.

- Anadilde eğitim hakkı, herkes için ve tam olarak sağlanmalıdır.

- Çalışan gençlerin diledikleri dalda öğrenim görmeleri, meslek içi eğitime devam edebilmeleri için çalışma saatlerinde özel düzenlemeler yapılmalıdır.

- Çocukların ve belli işlerde yaş sınırı altındaki gençlerin çalıştırılmaları yasayla yasaklanmalıdır.

- Çırakların ve kısmi samanlı çalışanların sendikalaşmaların önündeki engeller kaldırılmalı, sigortalı çalışma zorunluluğu getirilmeli, bu kesimin örgütlenmesi için özel teşvikler geliştirilmelidir.

- Gençlerin boş zamanlarını örgütleyebilmeleri için gerekli meddi fonlar ve diğer olanaklar, okullar, yerel ve genel yönetimlerce tahsis edilmelidir. Bu fonların tasarrufu yerel gençlik örgütlerinin denetimine aktarılmalı, gençlerin kendilerini yönetip geliştirmeleri için her düzeydeki etkinlikleri teşvik edilmelidir.

ARKADAŞIMA DOKUNMA!

Toplumun farklı kimliklerden oluşan çok parçalı dokusu bir gerçeklik olarak kabul edilmeli, bunları tek bir kimlik alında eritme ve farklılıklarını dışsal zorlamalarla törpüleme yönündeki çabalara son verilmelidir.

Tüm kültür ve kimlik hakları bütün çalışma ve toplumsal yaşam alanlarında ve toplum bilincinde vazgeçilmez haklar olarak benimsenmeli ve kayda alınmalıdır.

Farklılıklarından ötürü insanların aşağılanmasına, küçük görülmesine ve ayrıma tabi tutulmasına son verilmelidir.

Farklı olanların farklılıklarını dilediklerince yaşayabilmeleri için, örgütlenme ve ifade özgürlüğünden yararlanabilmeleri yönünde lehte ayrımcılık ilkesi uygulanmalıdır.

Farklı cinsel tercihler üzerindeki her türlü baskıya karşı durulmalıdır.

ÇEVRENİN TAHRİBİNE SON!

Evrensel ölçekte süren ekolojik krizin 'gezegen riski' boyutlarına ulaştığı göz önüne alınarak, insan-doğa ilişkisini bozan, doğayı tahrip eden kara dayalı ucuz sanayileşme ve sınırsız kalkınmacılığın önüne geçilmelidir.

Üretim planlamasında geri-döndürülemeyen kaynakların kullanımına dayalı enerji ve sanayileşme politikalarına son verilmeli, doğal kaynakların israfından titizlikle kaçınılmalıdır.

Sanayi tesislerinin, kara ve demiryollarının, hava alanlarını, barajların ve enerji santrallarının planlama ve inşasında yöre halkının onayı esas alınmalıdır.

EMPERYALİZMİN TAHAKKÜMÜNE SON!

Emperyalizme bağımlılığı pekiştiren mali, diplomatik ve askeri anlaşmalar iptal edilmeli, askeri üsler kapatılmalıdır.

Bölge halkları ve ülkeleri ile karşılıklı işbirliğine dayalı barışçı ilişkiler geliştirilmelidir. Bölgede emperyalizmin güvenilir müttefiki rolüne soyunarak, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar'da emperyalistler arası hegemonya mücadelesinden yararlanıp, pay kapmaya dayanan mevcut politikalara son verilmelidir.

Ekonominin, Avrupa birliği, IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların tavsiye ve kararlarına bağlı olarak yönlendirilmesine son verilmelidir. Bu uygulamalar sonucunda içine girilmiş olan dış borç tuzağından çıkmak için radikal adımlar atılmalıdır.

Uluslararası finans kuruluşlarının gelişmekte olan ülkelere dayattığı yapısal uyum programlarına ve bu uygulamaların doğurduğu toplumsal eşitsizlik ve ekonomik çarpıklıklara karşı uluslararası ölçekte bir mücadele ve dayanışma ağı örülmelidir.

Sermayenin uluslararası dolaşımının serbest olduğu bir dünyada, emeğin serbest dolaşımı talepleri de yükseltilmelidir.

Uluslararası barışın bir garantisi olarak, ekonomik kaynakları insanlığı tehdit eden bir alanda israf eden tüm silahlanma harcamaları durdurulmalı ve radikal bir silahsızlanma programı oluşturulmalıdır. Nükleer denemelere son verilmeli, nükleer silahlar imha edilmelidir.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, toplumsal ve siyasal gelişmelere müdahale etmenin zeminini ve olanaklarını genişletmeyi; özgür, dayanışmacı ve eşitlikçi bir hayatın oluşturulmasına katkıda bulunmayı; taleplerin gerçekleşmesi için mücadelenin toplumsallaşmasını hedefler. Amaçlarını ve eylem planını benimseyen herkesi bu hedef doğrultusunda birlikte mücadeleye çağırır.
 

Önceki Sayfa



(6 EKİM 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.