Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
PARTİLER VE PROGRAMLARI

SOSYALDEMOKRAT HALK PARTİSİ
2002
Sosyaldemokrat Halk Partisi, Murat Karayalçın ve 171 arkadaşı tarafından 24 Mayıs 2002'de kuruldu.
 
 
Sosyaldemokrat Halk Partisi'nin (SHP) programı şöyle:

SOSYALDEMOKRAT HALK PARTİSİ
PROGRAMI


Sunmuş olduğumuz bu metin, okunduğunda görülebileceği gibi, klasik parti programlarından çok farklıdır.

Adaletin herkesi kucaklamasını, yoksulluğun ortadan kalkmasını, yolsuzlukların hesabının sorulmasını, herkesin emeğinin karşılığını almasını, üretimde, yönetimde ve denetimde paydaşlık bilinci taşıyan yurttaşların çoğalmasını, toplumsal barış içinde hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, bilimin ve sanatın ışığıyla aydınlanan laik Türkiye'nin çağdaş dünyada saygın ve onurlu yerini almasını öngören bu Programda SHP'nin kurucuları kendilerini tanımlamakta, neler yapmayı düşündüklerini ve bunu nasıl yapacaklarını ifade etmektedirler.

Bu biçimi ile Program, SHP'nin dünyaya ve Türkiye'ye bakışının, ideolojik duruşunun, görüşlerinin ve tercihlerinin bir açıklamasıdır.

Hiç kuşkusuz Program, ileride her aşamada görev üstlenecek SHP'liler tarafından tartışılacak, değerlendirilecek ve geliştirilecektir. Sunduğumuz metin, program geliştirme çalışmalarının bir başlangıcı olarak alınmalıdır. Partinin kuruluşu ile birlikte, Tüzüğümüzde öngörülen platformlarda uygulama politikaları hazırlanacak ve kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.

TÜRKİYE'YE İNANIYORUZ

Türkiye Cumhuriyeti tarihsel mirası gereği farklı kültürlere, dillere, dinlere ve mezheplere mensup olan yurttaşlarımızın ortak iradesiyle kurulmuştur.

Ancak genç Cumhuriyetimizin tarihinde zaman zaman kuruluşunun temel anlayışıyla bağdaşmayan uygulamalar ile iç ve dış tahrikler sonucu yaşanan sorunlar, ülke bütünlüğünü ve toplumsal barışı tehdit eder boyutlara ulaşmış ve ülkemiz irtica tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Böyle bir dönemde Türk ve Kürt kökenli yurttaşlarımız kışkırtmalara kapılmamış, ulusal bütünlüğümüze ve iç barışımıza sahip çıkmışlardır. Benzer bir biçimde aynı duyarlığı inançlı yurttaşlarımız da göstermiş ve Cumhuriyetimizin laik niteliği korunabilmiştir.

Toplumsal yapımızı derinden etkileyen bu gelişmelerin bir daha yaşanmaması, barışın kalıcı kılınması demokrasimizin ve iktisadi yapımızın güçlendirilmesiyle sağlanacaktır.

Ülke bütünlüğünü ve Cumhuriyetimizin demokratik, laik niteliklerini temel alan bir anlayışın yerleşmesinin tüm yurttaşlarımızın özlemi ve talebi olduğunu biliyoruz.

Öte yandan bugün ülkemiz, toplumun her kesimini çok olumsuz bir şekilde etkileyen bir iktisadi bunalım yaşamaktadır. Halkımızın büyük bir bölümü yoksulluğa itilmiş, gelir dağılımı onarılması güç bir biçimde bozulmuş, işsizlik artmış, üretim neredeyse durma noktasına gelmiştir. Aslında iktisadi ve toplumsal yönleriyle algılanan bu bunalımın altında, idari ve siyasi yapının artık Türkiye'yi taşıyamaz duruma gelmesi yatmaktadır.

Ancak, yakınmalara ve karamsar tavır sergileyenlere katılmıyoruz. Türkiye büyük ülkedir. Bu toplum, bütünleşerek aştığı öteki sorunlar gibi bu sorununu da yeni bir siyaset anlayışı ile aşacaktır.

Biz Türkiye'nin gücüne inanıyoruz. Türkiye, önüne doğru hedefler konduğunda ve doğru yönetildiğinde, sorunlarını çözecek ve hedeflerini yakalayacak güce sahiptir.

Türkiye müthiş bir dönüşümün, büyük bir sıçramanın, kabuğunu kırmanın bütün enerjisini biriktirmiştir.

Böyle yönetilmek ve böyle yaşamak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının alınyazısı değildir. Bugünkü siyasi ve idari yapı değişmelidir ve değişecektir.

Bu bitmeyecekmiş gibi görünen kısırdöngüyü değiştirmek siyasetin işidir. Bu siyaseti kurgulamak, yaratmak ve kurumlaştırmak da siyasetçinin görevidir.

Sosyaldemokrat Halk Partisi, Türkiye'nin büyük değişim ve dönüşüm gücüne inanan, Türkiye'yi yönetme, bilginin aydınlığında değiştirme, dönüştürme ve zenginleştirme iddiasına sahip bir siyasal partidir.

Bu iddiamızı aşama aşama gerçekleştireceğiz ve en büyük mirasımız olan Cumhuriyetimizin 100.yılı olan 2023'te, Türkiye'yi dünyanın önder ülkeleri arasına taşıyacağız.

TARİHSEL KÖKLERİMİZ

SHP, üzerinde yaşadığımız toprakların binlerce yıllık geçmişine ve birikimine övünçle sahip çıkan bir partidir. SHP kendisini, Türkiye'yi emperyalist işgalden, halkı hilafet ve saltanatın egemenliğinden kurtaran; çağdaş, onurlu ve tek coğrafyada birçok dilden, dinden, etnik kökenden, mezhepten insanı bir devlet yapısı içinde birleştirmeyi başaran tarihsel ve siyasal mirasın sahibi ve sürdürücüsü olarak görür. Toplumumuzu çağdaş uygarlıkların üzerine çıkarmayı hedefleyen Cumhuriyet Devrimleri ve kazanımlarını korumayı, sürdürmeyi ve geliştirmeyi öncelikli ve vazgeçilmez görevleri olarak kabul eder.

SHP, Türkiye coğrafyasında yaşamış olan tüm uygarlıkların tarihsel ve kültürel mirasının bilinçli sahibidir.

SHP yerel kültürlerin yaşatılmasının ve gelişmesinin önündeki sınırların kaldırılmasının hem ulusal kültürün gelişmesine ve zenginleşmesine, hem de evrensel kültüre bir katkı olacağına inanır.

SHP'nin tarihsel kökeni Mustafa Kemal'in önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyet ilke ve devrimlerinin aydınlığına dayanır. Siyasal kökümüzü, "sol"un evrensel ve ulusal değerlerinde ve bu toprakların yetiştirdiği en büyük devrimci olan Mustafa Kemal'de görmekteyiz.

Bu doğrultuda emeği, özgürlüğü, eşitlik ve adaleti temel hedef alarak, dünya halklarına önderlik etmeyi amaçlayan evrensel Sosyal Demokrat Hareketin onurlu bir üyesi olmaya çaba gösteririz.

NASIL SİYASET YAPACAĞIZ

Cumhuriyetimizin kuruluşu ile birlikte, Atatürk'ün öncülüğünde büyük bir çağdaşlaşma atılımını cesaretle gerçekleştiren Türkiye, aradan seksen yıl geçtikten sonra, bir kez daha ve çok güçlü bir biçimde büyük bir değişim ve atılım gereksinimiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Yurttaşlarımızın daha iyi bir yaşam istemleri için köklü bir değişime gereksinim vardır. Ama bu değişimi gerçekleştirecek olan siyasal örgütlenmenin kendisi, bir değişim geçirmeden bu istemleri yanıtlayabilecek, projeler üretebilecek düzeyde değildir. 21.yüzyılın başında, Türkiye'nin yaşadığı en büyük çelişki budur.

Siyasetçilerimiz, sorunlara kalıcı çözümler üretmek ve önermekten çok, öfkeyi dillendirmeyi, tepki sergilemeyi ya da yapay gündem yaratarak günlük konularla ilgilenmeyi tercih etmektedirler.

Türkiye onca sorununa karşın, siyasal tasarım açısından tarihinin belki de en kısır dönemini yaşamaktadır. En çok gereksinme duyulan bir dönemde halkımızın önüne bir " gelecek projesi " konulamamıştır.

SHP, böyle bir projeyi hazırlayarak bugünkü siyaset yapma biçimini değiştirecek ve Türkiye'nin gelecekle buluşmasını gerçekleştirecektir.

Yeni siyaset yapma anlayışına engel olan Siyasi Partiler Yasasının değişmesi zorunludur. Ancak SHP Tüzüğü, bu değişim gerçekleşmeden bile yeni siyaset yapma biçimine olanak sağlayacak bir anlayışla hazırlanmıştır.

SHP Tüzüğü; genel başkanların bireysel egemenliğine, siyaset oligarşisine ve yerel beyliklere son vererek, üyenin eğitimini öne çıkararak Türkiye'ye yeni bir siyaset yapma biçimi kazandıracaktır. Parti, ancak ve yalnız örgütün aldığı kararlarla yönetilecektir. SHP Tüzüğünün getirdiği bu yapı ile Türkiye'de ilk kez bir parti, temsili demokrasiden doğrudan demokrasiye geçmektedir. Parti üyelerinin değişik sivil toplum örgütleri içerisinde yer almalarını öngörüyoruz ve bunu örgütlü yaşama katkımız olarak değerlendiriyoruz. Böyle bir yapı değişikliğini, Türkiye'nin gereksinme duyduğu değişim projesinin birincil güvencesi olarak görüyoruz.

SHP'NİN UFKU

SHP'nin iktidarında elde etmeyi istediği amaçlar şöyle sıralanabilir.

  • Özgür Birey
  • Örgütlü Toplum
  • Demokratik Hukuk Devleti
  • Sürdürülebilir Kalkınma
  • Hakça Paylaşım
  • Toplumsal Barış
SHP için bu amaçların hepsi, öncelik ve zamanlama açısından eşdeğerdedir ve hepsinin aynı anda ivedilikle yaşama geçirilmesi bir zorunluluktur. Türkiye'de kalkınma sağlanana kadar gelir dağılımının adaletli hale getirilemeyeceği, demokratikleşmenin ertelenebileceği, kültür ve çevre değerlerinin korunmasından vazgeçilebileceği gibi görüşler sık sık ortaya atılır. SHP''liler, bu görüşleri asla kabul edemezler. İddia edilenin tam tersine, kalkınmanın sağlanabilmesi için özgürlük, demokrasi ve gelir adaleti önkoşul niteliğindedir.

SHP örgütlü bir toplum oluşturulmasının önündeki tüm engelleri kaldıracaktır. Emeğin örgütlenmesinin AB standartlarına yükseltilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Bu çerçevede SHP, kamu emekçilerinin örgütlenmesinde yaşanan sorunların ortadan kaldırılmasına, kırsal kesimde örgütlenmenin geliştirilmesine, kadınların, gençlerin örgütlenmesi için gerekli ortamın yaratılmasına özel bir önem verecektir.

SHP'nin ufkunu, tüm bu gerekçelerle toplumsal barışımızın ve ulusal bütünlüğümüzün güvencesi olarak değerlendiriyoruz.

EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜKTEN YANAYIZ

İnsanların eşit doğduklarına ve hiçbir ayrıcalık taşımadıklarına inanırız. İnsan haklarının yalnızca insan olmaktan ötürü daha doğmadan önce kazanılmış haklar olduğunu kabul ederiz. Yaşama hakkı bu hakların başında gelir. Çalışma hakkı, beslenme ve barınma hakkı, aile kurma hakkı, düşüncelerini ifade etme hakkı, inançlarının gereğini yerine getirme hakkı, örgütlenme hakkı, kendini geliştirme hakkı ve toplumsal bir kişilik olarak her türlü siyasal, iktisadi ve kültürel çalışmalardan bilgi edinme hakları engellenemez, sınırlandırılamaz.

İnsanlar arasında eşitsizliğe, ayrıma, ayrıcalığa yol açabilecek her türlü iktisadi, toplumsal, kültürel, siyasal engeli ve dengesizliği yok etmek öncelikli hedefimizdir.

Etnik, dinsel, cinsel, kültürel ve benzeri her türlü ayrımcılığa kararlılıkla karşı dururuz. Kadınlar için ayrımcı yaklaşımların tümünü reddederiz.

İnsanı aşağılayan, fiziksel ve ruhsal acı veren her türlü eylemi, kim tarafından ve hangi nedenle yapılmış olursa olsun kabul etmeyiz. Kısıtlamaları ve sansürü reddederiz.

Bireyler inanç özgürlüğüne sahiptir. İnanç özgürlüğünün, yurttaşların inanma, inanmama ve tarafsız kalma tercihleri olduğunu kabul ederiz. Her üç tercihe de saygı duyarız.

İnanç özgürlüğünün sınırı, öteki bireylerin inanç özgürlüğü alanı ve kamusal yaşamın gerekleridir. Bireylerin inançlarının gereğini yerine getirme ve geliştirme özgürlüğünün bulunduğunu; ancak bunları, bir cemaatın mensubu olma kimliği ile değil, tekil yurttaş kimliği ile kullanabileceğini düşünürüz.

Devlet bir inancı taşıyamaz, hiçbir inancın temsilcisi olamaz. Devlet inançlar karşısında yansızdır. Görevi bireylerin inanç özgürlüğünü güvence altına almaktır.

SHP uzun dönemde devletin inanç alanındaki örgütlülüğünün son bulmasını, ancak geçiş döneminde bu yapının tüm inançları temsil edecek bir biçime kavuşturulmasını, okullardaki zorunlu din eğitiminin gönüllülük esasına oturtulmasını savunur.

Bireyler düşünce ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlüğün kullanılması, çoğulcu ve laik toplum yapısı ve ülkenin bütünlüğü için açık ve yakın tehlike yaratacak bir eylem çağrısı niteliği taşıyamaz.

Bireyler, cinsiyetleri, sınıfsal konumları, düşünceleri, inançları ya da etnik kimlikleri nedeniyle baskı altında tutulamazlar, düşüncelerini, inançlarını ve etnik kimliklerini açıklamaya zorlanamazlar.

Etnik kökenini özgürce tanımlamak ya da açıklamak bireyin kendi tercihidir. Birey kendi dilinde yayın izleyebilme; anadilini geliştirip öğrenebilme, çocuklarına dilediği adı verebilme, kültürünü geliştirmek için kuruluşlar kurabilme özgürlüğüne sahiptir. Bireyin etnik kimliği bir üstünlük nedeni olarak gösterilemez, hiç kimse etnik kimliğinden ötürü aşağılanamaz.

Türkiye Cumhuriyeti bir ırka dayanmaz. Cumhuriyetimiz farklı kültürlere, dillere, dinlere, mezheplere mensup olan yurttaşlarımızca oluşturulmuştur. Devletin resmi dili "Türkçe"dir. Devletin tekliği, ulusun tümlüğü, yurdun bölünmez bütünlüğü tartışılamaz.

Yürürlükte olan uluslararası anlaşmaların düzenlemeleri dışında, ulusumuz içindeki etnik ve inanç farklılıklarını azınlık olarak değil; tarihsel mirasımız, gücümüz ve zenginliğimiz olarak görürüz. Tam işleyen kurumlaşmış demokrasilerde azınlık kavramının olmaması gerektiğine inanırız.

Bu anlayışla SHP, demokratikleşmenin ve insana saygının önünde engel olan başta Kürt sorunu olmak üzere etnik ve inanç sorunlarını çözerek, toplumsal barışı sağlayacak, ülke bütünlüğünü ve demokratik laik Cumhuriyet'i daha da güçlendirecektir.
 

Sonraki Sayfa



(28 HAZİRAN 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.