Sosyaldemokrat Halk Partisi'nin
(SHP) programı şöyle:
SOSYALDEMOKRAT HALK PARTİSİ
PROGRAMI
Sunmuş olduğumuz bu metin, okunduğunda görülebileceği gibi, klasik
parti programlarından çok farklıdır.
Adaletin herkesi kucaklamasını, yoksulluğun ortadan kalkmasını, yolsuzlukların
hesabının sorulmasını, herkesin emeğinin karşılığını almasını, üretimde,
yönetimde ve denetimde paydaşlık bilinci taşıyan yurttaşların çoğalmasını,
toplumsal barış içinde hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, bilimin ve
sanatın ışığıyla aydınlanan laik Türkiye'nin çağdaş dünyada saygın ve onurlu
yerini almasını öngören bu Programda SHP'nin kurucuları kendilerini tanımlamakta,
neler yapmayı düşündüklerini ve bunu nasıl yapacaklarını ifade etmektedirler.
Bu biçimi ile Program, SHP'nin dünyaya ve Türkiye'ye bakışının, ideolojik
duruşunun, görüşlerinin ve tercihlerinin bir açıklamasıdır.
Hiç kuşkusuz Program, ileride her aşamada görev üstlenecek SHP'liler
tarafından tartışılacak, değerlendirilecek ve geliştirilecektir. Sunduğumuz
metin, program geliştirme çalışmalarının bir başlangıcı olarak alınmalıdır.
Partinin kuruluşu ile birlikte, Tüzüğümüzde öngörülen platformlarda uygulama
politikaları hazırlanacak ve kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.
TÜRKİYE'YE İNANIYORUZ
Türkiye Cumhuriyeti tarihsel mirası gereği farklı kültürlere, dillere,
dinlere ve mezheplere mensup olan yurttaşlarımızın ortak iradesiyle kurulmuştur.
Ancak genç Cumhuriyetimizin tarihinde zaman zaman kuruluşunun temel
anlayışıyla bağdaşmayan uygulamalar ile iç ve dış tahrikler sonucu yaşanan
sorunlar, ülke bütünlüğünü ve toplumsal barışı tehdit eder boyutlara ulaşmış
ve ülkemiz irtica tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Böyle bir dönemde
Türk ve Kürt kökenli yurttaşlarımız kışkırtmalara kapılmamış, ulusal bütünlüğümüze
ve iç barışımıza sahip çıkmışlardır. Benzer bir biçimde aynı duyarlığı
inançlı yurttaşlarımız da göstermiş ve Cumhuriyetimizin laik niteliği korunabilmiştir.
Toplumsal yapımızı derinden etkileyen bu gelişmelerin bir daha yaşanmaması,
barışın kalıcı kılınması demokrasimizin ve iktisadi yapımızın güçlendirilmesiyle
sağlanacaktır.
Ülke bütünlüğünü ve Cumhuriyetimizin demokratik, laik niteliklerini
temel alan bir anlayışın yerleşmesinin tüm yurttaşlarımızın özlemi ve talebi
olduğunu biliyoruz.
Öte yandan bugün ülkemiz, toplumun her kesimini çok olumsuz bir şekilde
etkileyen bir iktisadi bunalım yaşamaktadır. Halkımızın büyük bir bölümü
yoksulluğa itilmiş, gelir dağılımı onarılması güç bir biçimde bozulmuş,
işsizlik artmış, üretim neredeyse durma noktasına gelmiştir. Aslında iktisadi
ve toplumsal yönleriyle algılanan bu bunalımın altında, idari ve siyasi
yapının artık Türkiye'yi taşıyamaz duruma gelmesi yatmaktadır.
Ancak, yakınmalara ve karamsar tavır sergileyenlere katılmıyoruz. Türkiye
büyük ülkedir. Bu toplum, bütünleşerek aştığı öteki sorunlar gibi bu sorununu
da yeni bir siyaset anlayışı ile aşacaktır.
Biz Türkiye'nin gücüne inanıyoruz. Türkiye, önüne doğru hedefler
konduğunda ve doğru yönetildiğinde, sorunlarını çözecek ve hedeflerini
yakalayacak güce sahiptir.
Türkiye müthiş bir dönüşümün, büyük bir sıçramanın, kabuğunu kırmanın
bütün enerjisini biriktirmiştir.
Böyle yönetilmek ve böyle yaşamak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının
alınyazısı değildir. Bugünkü siyasi ve idari yapı değişmelidir ve değişecektir.
Bu bitmeyecekmiş gibi görünen kısırdöngüyü değiştirmek siyasetin işidir.
Bu siyaseti kurgulamak, yaratmak ve kurumlaştırmak da siyasetçinin görevidir.
Sosyaldemokrat Halk Partisi, Türkiye'nin büyük değişim ve dönüşüm
gücüne inanan, Türkiye'yi yönetme, bilginin aydınlığında değiştirme, dönüştürme
ve zenginleştirme iddiasına sahip bir siyasal partidir.
Bu iddiamızı aşama aşama gerçekleştireceğiz ve en büyük mirasımız olan
Cumhuriyetimizin 100.yılı olan 2023'te, Türkiye'yi dünyanın önder ülkeleri
arasına taşıyacağız.
TARİHSEL KÖKLERİMİZ
SHP, üzerinde yaşadığımız toprakların binlerce yıllık geçmişine ve birikimine
övünçle sahip çıkan bir partidir. SHP kendisini, Türkiye'yi emperyalist
işgalden, halkı hilafet ve saltanatın egemenliğinden kurtaran; çağdaş,
onurlu ve tek coğrafyada birçok dilden, dinden, etnik kökenden, mezhepten
insanı bir devlet yapısı içinde birleştirmeyi başaran tarihsel ve siyasal
mirasın sahibi ve sürdürücüsü olarak görür. Toplumumuzu çağdaş uygarlıkların
üzerine çıkarmayı hedefleyen Cumhuriyet Devrimleri ve kazanımlarını korumayı,
sürdürmeyi ve geliştirmeyi öncelikli ve vazgeçilmez görevleri olarak kabul
eder.
SHP, Türkiye coğrafyasında yaşamış olan tüm uygarlıkların tarihsel ve
kültürel mirasının bilinçli sahibidir.
SHP yerel kültürlerin yaşatılmasının ve gelişmesinin önündeki sınırların
kaldırılmasının hem ulusal kültürün gelişmesine ve zenginleşmesine, hem
de evrensel kültüre bir katkı olacağına inanır.
SHP'nin tarihsel kökeni Mustafa Kemal'in önderliğinde verilen Kurtuluş
Savaşı ile Cumhuriyet ilke ve devrimlerinin aydınlığına dayanır. Siyasal
kökümüzü, "sol"un evrensel ve ulusal değerlerinde ve bu toprakların yetiştirdiği
en büyük devrimci olan Mustafa Kemal'de görmekteyiz.
Bu doğrultuda emeği, özgürlüğü, eşitlik ve adaleti temel hedef alarak,
dünya halklarına önderlik etmeyi amaçlayan evrensel Sosyal Demokrat Hareketin
onurlu bir üyesi olmaya çaba gösteririz.
NASIL SİYASET YAPACAĞIZ
Cumhuriyetimizin kuruluşu ile birlikte, Atatürk'ün öncülüğünde büyük
bir çağdaşlaşma atılımını cesaretle gerçekleştiren Türkiye, aradan seksen
yıl geçtikten sonra, bir kez daha ve çok güçlü bir biçimde büyük bir değişim
ve atılım gereksinimiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
Yurttaşlarımızın daha iyi bir yaşam istemleri için köklü bir değişime
gereksinim vardır. Ama bu değişimi gerçekleştirecek olan siyasal örgütlenmenin
kendisi, bir değişim geçirmeden bu istemleri yanıtlayabilecek, projeler
üretebilecek düzeyde değildir. 21.yüzyılın başında, Türkiye'nin yaşadığı
en büyük çelişki budur.
Siyasetçilerimiz, sorunlara kalıcı çözümler üretmek ve önermekten çok,
öfkeyi dillendirmeyi, tepki sergilemeyi ya da yapay gündem yaratarak günlük
konularla ilgilenmeyi tercih etmektedirler.
Türkiye onca sorununa karşın, siyasal tasarım açısından tarihinin
belki de en kısır dönemini yaşamaktadır. En çok gereksinme duyulan bir
dönemde halkımızın önüne bir " gelecek projesi " konulamamıştır.
SHP, böyle bir projeyi hazırlayarak bugünkü siyaset yapma biçimini
değiştirecek ve Türkiye'nin gelecekle buluşmasını gerçekleştirecektir.
Yeni siyaset yapma anlayışına engel olan Siyasi Partiler Yasasının değişmesi
zorunludur. Ancak SHP Tüzüğü, bu değişim gerçekleşmeden bile yeni siyaset
yapma biçimine olanak sağlayacak bir anlayışla hazırlanmıştır.
SHP Tüzüğü; genel başkanların bireysel egemenliğine, siyaset oligarşisine
ve yerel beyliklere son vererek, üyenin eğitimini öne çıkararak Türkiye'ye
yeni bir siyaset yapma biçimi kazandıracaktır. Parti, ancak ve yalnız örgütün
aldığı kararlarla yönetilecektir. SHP Tüzüğünün getirdiği bu yapı ile Türkiye'de
ilk kez bir parti, temsili demokrasiden doğrudan demokrasiye geçmektedir.
Parti üyelerinin değişik sivil toplum örgütleri içerisinde yer almalarını
öngörüyoruz ve bunu örgütlü yaşama katkımız olarak değerlendiriyoruz. Böyle
bir yapı değişikliğini, Türkiye'nin gereksinme duyduğu değişim projesinin
birincil güvencesi olarak görüyoruz.
SHP'NİN UFKU
SHP'nin iktidarında elde etmeyi istediği amaçlar şöyle sıralanabilir.
-
Özgür Birey
-
Örgütlü Toplum
-
Demokratik Hukuk Devleti
-
Sürdürülebilir Kalkınma
-
Hakça Paylaşım
-
Toplumsal Barış
SHP için bu amaçların hepsi, öncelik ve zamanlama açısından eşdeğerdedir
ve hepsinin aynı anda ivedilikle yaşama geçirilmesi bir zorunluluktur.
Türkiye'de kalkınma sağlanana kadar gelir dağılımının adaletli hale getirilemeyeceği,
demokratikleşmenin ertelenebileceği, kültür ve çevre değerlerinin korunmasından
vazgeçilebileceği gibi görüşler sık sık ortaya atılır. SHP''liler, bu görüşleri
asla kabul edemezler. İddia edilenin tam tersine, kalkınmanın sağlanabilmesi
için özgürlük, demokrasi ve gelir adaleti önkoşul niteliğindedir.
SHP örgütlü bir toplum oluşturulmasının önündeki tüm engelleri kaldıracaktır.
Emeğin örgütlenmesinin AB standartlarına yükseltilmesi için gerekli düzenlemeler
yapılacaktır. Bu çerçevede SHP, kamu emekçilerinin örgütlenmesinde yaşanan
sorunların ortadan kaldırılmasına, kırsal kesimde örgütlenmenin geliştirilmesine,
kadınların, gençlerin örgütlenmesi için gerekli ortamın yaratılmasına özel
bir önem verecektir.
SHP'nin ufkunu, tüm bu gerekçelerle toplumsal barışımızın ve ulusal
bütünlüğümüzün güvencesi olarak değerlendiriyoruz.
EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜKTEN YANAYIZ
İnsanların eşit doğduklarına ve hiçbir ayrıcalık taşımadıklarına inanırız.
İnsan haklarının yalnızca insan olmaktan ötürü daha doğmadan önce kazanılmış
haklar olduğunu kabul ederiz. Yaşama hakkı bu hakların başında gelir. Çalışma
hakkı, beslenme ve barınma hakkı, aile kurma hakkı, düşüncelerini ifade
etme hakkı, inançlarının gereğini yerine getirme hakkı, örgütlenme hakkı,
kendini geliştirme hakkı ve toplumsal bir kişilik olarak her türlü siyasal,
iktisadi ve kültürel çalışmalardan bilgi edinme hakları engellenemez, sınırlandırılamaz.
İnsanlar arasında eşitsizliğe, ayrıma, ayrıcalığa yol açabilecek
her türlü iktisadi, toplumsal, kültürel, siyasal engeli ve dengesizliği
yok etmek öncelikli hedefimizdir.
Etnik, dinsel, cinsel, kültürel ve benzeri her türlü ayrımcılığa kararlılıkla
karşı dururuz. Kadınlar için ayrımcı yaklaşımların tümünü reddederiz.
İnsanı aşağılayan, fiziksel ve ruhsal acı veren her türlü eylemi, kim
tarafından ve hangi nedenle yapılmış olursa olsun kabul etmeyiz. Kısıtlamaları
ve sansürü reddederiz.
Bireyler inanç özgürlüğüne sahiptir. İnanç özgürlüğünün, yurttaşların
inanma, inanmama ve tarafsız kalma tercihleri olduğunu kabul ederiz. Her
üç tercihe de saygı duyarız.
İnanç özgürlüğünün sınırı, öteki bireylerin inanç özgürlüğü alanı
ve kamusal yaşamın gerekleridir. Bireylerin inançlarının gereğini yerine
getirme ve geliştirme özgürlüğünün bulunduğunu; ancak bunları, bir cemaatın
mensubu olma kimliği ile değil, tekil yurttaş kimliği ile kullanabileceğini
düşünürüz.
Devlet bir inancı taşıyamaz, hiçbir inancın temsilcisi olamaz. Devlet
inançlar karşısında yansızdır. Görevi bireylerin inanç özgürlüğünü güvence
altına almaktır.
SHP uzun dönemde devletin inanç alanındaki örgütlülüğünün son bulmasını,
ancak geçiş döneminde bu yapının tüm inançları temsil edecek bir biçime
kavuşturulmasını, okullardaki zorunlu din eğitiminin gönüllülük esasına
oturtulmasını savunur.
Bireyler düşünce ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Bu
özgürlüğün kullanılması, çoğulcu ve laik toplum yapısı ve ülkenin bütünlüğü
için açık ve yakın tehlike yaratacak bir eylem çağrısı niteliği taşıyamaz.
Bireyler, cinsiyetleri, sınıfsal konumları, düşünceleri, inançları ya
da etnik kimlikleri nedeniyle baskı altında tutulamazlar, düşüncelerini,
inançlarını ve etnik kimliklerini açıklamaya zorlanamazlar.
Etnik kökenini özgürce tanımlamak ya da açıklamak bireyin kendi tercihidir.
Birey kendi dilinde yayın izleyebilme; anadilini geliştirip öğrenebilme,
çocuklarına dilediği adı verebilme, kültürünü geliştirmek için kuruluşlar
kurabilme özgürlüğüne sahiptir. Bireyin etnik kimliği bir üstünlük nedeni
olarak gösterilemez, hiç kimse etnik kimliğinden ötürü aşağılanamaz.
Türkiye Cumhuriyeti bir ırka dayanmaz. Cumhuriyetimiz farklı kültürlere,
dillere, dinlere, mezheplere mensup olan yurttaşlarımızca oluşturulmuştur.
Devletin resmi dili "Türkçe"dir. Devletin tekliği, ulusun tümlüğü, yurdun
bölünmez bütünlüğü tartışılamaz.
Yürürlükte olan uluslararası anlaşmaların düzenlemeleri dışında, ulusumuz
içindeki etnik ve inanç farklılıklarını azınlık olarak değil; tarihsel
mirasımız, gücümüz ve zenginliğimiz olarak görürüz. Tam işleyen kurumlaşmış
demokrasilerde azınlık kavramının olmaması gerektiğine inanırız.
Bu anlayışla SHP, demokratikleşmenin ve insana saygının önünde engel
olan başta Kürt sorunu olmak üzere etnik ve inanç sorunlarını çözerek,
toplumsal barışı sağlayacak, ülke bütünlüğünü ve demokratik laik Cumhuriyet'i
daha da güçlendirecektir.
|