Yeni Türkiye
Partisi'nin (YTP) programı şöyle:
YENİ TÜRKİYE
PARTİ PROGRAMI
YENİ TÜRKİYE'nin AMACI TÜRKİYE'yi YENİLEŞTİRMEKTİR...
İnsanlığın evrensel
ilkelerinden, ortak değer ölçütlerinden;
Türkiye'nin tarihsel yenileşme
özlemlerinden;
Mustafa Kemal Atatürk'ün aydınlığından;
Milli Mücadele geçmişimizden;
Cumhuriyet ve demokrasi dönüşümlerinden;
Cumhuriyetimizin temeli olan
laiklik ilkesinden;
İnsanımızın özgürlükçü ve eşitlikçi
taleplerinden;
İnanç dünyamızdaki hoşgörü ve
dayanışma anlayışlarından hareketle...
Yeni Türkiye
Türkiye'nin bütününü,
tüm insanlarını kucaklayarak beraberce çağı paylaşmayı...
Girişimi, üretimi, emeği gözetmeyi...
Adaletli bir toplum düzeninde,
etkin, barışçı ve güçlü bir dünya devleti oluşturmayı...
Türkiye'nin tüm değerlerini Demokratik
Sol'un ekseninde çağdaş çoğunluk iktidarına dönüştürmeyi...
Herşeyin en güzelini, en yenisini ve çağdaş olanını insanımıza
sunmayı amaçlayan bir siyasal oluşumdur.
YENİ TÜRKİYE PARTİSİ'nin PROGRAM İLKELERİ
Türkiye'mizin, halkımızın, çok gerçekçi ve meşru talepleri var:
Bizim insanımız, Türkiye'nin insanı, çocukları için daha güzel bir gelecek
istiyor, herkes için fırsat eşitliği istiyor, özellikle çocuklarının, hayata
eşit koşullarda başlamasını talep ediyor.
Çalışabilir olanlar, iş imkanı bekliyor. Çalışmak istiyor.
Dar gelirliler, orta gelirliler, memur, işçiler ve köylüler, esnaf,
emekliler, ekonomik gelişmeden pay almak, daha iyi yaşamak istiyor.
Gençler, kendi dinamizmini topluma katmak, kahvehanelerde değil, işyerlerinde
hayata atılmak istiyor.
İnsanımız, güvenlik ve istikrar arıyor: İşçi ve çiftçi, serbest meslek
sahibi, önünü görebilmek istiyor; Memur, emekli, gününün ve geleceğinin
güvencesini arıyor; girişimci, başka ülkelerin girişimcisiyle eşit koşullarda
rekabet etmek istiyor. Sanayici, tüccar ve esnaf, üretimin, ticaretin,
hizmetin, istihdamın, ceza değil, destek görmesini bekliyor.
İhtiyacı olan, sosyal güvenlik talep ediyor.
Özgürlük ve demokrasi, "temiz" ve "etkin" bir yönetim istiyor. Çağı
paylaşmak, gelişmiş bir Türkiye'de yaşamak istiyor.
Yaşamı ve girişimi yavaşlatan, yıpratan değil, kolaylaştırıp, özendiren,
insanlarına fırsat sunan ve insanlarından sorumluluk bekleyen ciddi, saydam
bir devlet yapısı istiyor. Etkin, verimli olan... Kilolu değil, sırım gibi,
insanının yanında duran, güçlü bir devlet...
İnsanlarımız, temel ihtiyaçların devlet tarafından güvence altında tutulmasını,
ve gelişme imkanı sağlanmasını, konut, beslenme, kaliteli sağlık hizmeti,
kaliteli ve erişilebilir eğitim, spor ve dinlence imkanı, akılcı ve insani
kentleşme bekliyor.
Ve mutlaka, ciddiyet istiyor, kendini yönetenlerden, ve herkesten, ciddi
olmasını, işini ciddiyetle yapmasını talep ediyor.
Etkin yönetim istiyor.
Bu beklentiler doğrultusunda YENİ TÜRKİYE'nin hedefi olan, ‘Cumhuriyetçilik',
‘demokrasi', ‘özgürlük', ‘insan hakları', ‘laiklik', ‘üretim, verimlilik,
gelişme', ‘sosyal adalet' ve ‘dayanışma', ‘kişilikli bir dünya devleti'
ideallerini paylaşanların birlikteliğini, ittifakını, ‘Türkiye Koalisyonu'nu
oluşturmak için yola çıkmaktayız.
Sorun yaratan değil, çözüm üreten siyasete ihtiyaç var. Bağnazlığın
değil, aklın temsilcisi olan; ataletin değil, değişimin ifadesi olan bir
siyasete ihtiyaç vardır.
YENİ TÜRKİYE'nin hedefi, demokratik değişimin öncüsü ve sözcüsü
olan bu yeni siyasetin temel işlevi, Türkiye'yi yenileştirmektir
- I -
Türkiye'mizi daha ileriye götürecek yöntem şudur: Toplumun, kendi tarihsel,
kültürel birikiminin ve Cumhuriyet İhtilalinin doğrultusunda kendini yenilemesi
ve Türkiye'yi çağdaş değerler ışığında yenileştirmesi...
Önümüzde ortak bir iddia, elbirliğiyle gerçekleşecek ortak bir misyon
var: Türkiyemizi yenileştirmek ve Türkiye'yi zirveye ulaştırmak. 21. yüzyıla
bir Dünya Devleti kimliğiyle adım atan Türkiyemizin özgün katkısını, insanlığın
büyük yürüyüşüne her alanda ve her düzeyde katabilmektir.
Bugün Türkiye'mizi daha ileriye götürecek yöntem: Toplumun, kendi tarihsel,
kültürel birikimleri ve Cumhuriyet Devrimleri doğrultusunda kendini yenilemesi
ve Türkiye'yi çağdaş değerler ışığında geliştirmesidir.
Günümüzün dünyasında ve Türkiye gerçeğinde, bu hedefin önündeki başlıca
engel, üretimsizliktir, işsizliktir, eşitsizliktir. Önümüzdeki tehlike,
evsiz insanların, doktorsuz hastaların, eğitimsiz çocukların, özürlü insanların
acılarına yabancılaşmaktır. Tehlike, insani değerlerden uzaklaşmak, ahlak
ölçülerini unutmak, sığlaşmaktır.
Belki en önemlisi, birbirimize karşı duyarsızlıktır, birbirimize karşı
sevgisizliktir.
Yenileşmenin başlıca engeli, kendimize güvensizliktir, insanımıza güvensizliktir,
engel, bizzat kendi korkularımızdır.
Oysa Türkiyemizin, kendi korkularından başka korkacak hiç bir şeyi yoktur.
Yenileşmenin başlıca engeli, kendimize güvensizliktir, insanımıza güvensizliktir,
engel, bizzat kendi korkularımızdır.
Oysa Türkiyemizin, kendi korkularından başka korkacak hiç bir şeyi yoktur.
Türkiye'yi yenileştirmek iddiası, aynı zamanda, her çeşit engele, yanlışa,
tehdide, korkuya karşı bir başkaldırının ifadesidir.
Yenileşme, Türkiye'yi doğru temeller üzerinde yükseltmek ve doğru yönde
geliştirmek için, çok şeye yeniden başlamayı aklımıza ve yüreğimize sığdırabilmektir;
Türkiye'nin ve toplumun önüne yeni bir sayfa açabilmektir.
Türkiye'yi yenileştirmenin anlamı, iddiası, misyonu budur.
Şimdi yeni sözler söylemek kadar, bunları hayata geçirmek ve cesur adımlar
atmak zamanıdır.
- II -
Tarih, "boşuna yaşanan bir deney değildir. Türkiye olarak yaşanmış her
olay, bizim deney birikimimizdir. Türkiye'nin yenileşmesindeki en güçlü
dayanağımız, tarihimiz, kültürümüz, insanımızdır.
Özlediğimiz Türkiye, geçmişindeki insanlara, doğrulara, başarılara sahip
çıkan, onlardan güç alan bir Türkiye'dir.
Geçmişimizin kazanımlarını elbette koruyacağız. Ancak yenileşme, geçmişin
başarısını ve kazanımını korumakla yetinmek değildir, onu daha ileriye
götürmektir.
Cumhuriyetçilik, bağımsızlık, laiklik, bütünlük, çağı paylaşmak gibi
temel tercihlerimizin doğruluğuyla, kendi geçmişimizin bu güzellikleriyle
yetinmek değil, onları geliştirmek, güçlendirmek, daha ileriye taşımak
durumundayız. Cumhuriyetimizin temellerini oluşturan devrimleri, duragan
bir "korumacılığın" ötesinde değerlendirmeliyiz. Türkiye'nin tüm birikimlerini,
demokrasi ve insan hakları ekseninde geliştirmemiz gerekiyor. Atatürk'ün
bize öğrettiği "inkılapçılık", statik değil, dinamik bir anlayıştır.
- III -
"Yenileşme", mesajıyla, yaklaşımıyla ve sembolleriyle, Türkiye'nin çağa
açılan, Türkiye'nin geleceğe dönük yüzü, umudu olmalıdır. Eskiye ait kavgaların
ve kavgacılığın çağrışımını değil, kararlılığın gücünü getirmelidir.
Türkiye, kendini yenileyebilmeli ve aşabilmelidir. Demokrasi, insan
hakları, özgürlük, sosyal adalet gibi ortak değerler aynen korurken, bunları
hayata geçiren yöntemler çağın ve teknolojinin doğrultusunda yenileşmelidir.
Sağlıklı yaklaşım, "temel tercihlerde süreklilik, yöntemlerde yenileşme"
olmalıdır.
Aynen Batı emperyalizmine karşı savaş meydanlarından çıkıp gelen Cumhuriyet
öncülerinin, Batı'nın temsil ettiği bazı doğru yöntemleri benimseyişi gibi,
günümüzün Türkiyesi de, "ulusal" değerlerini, "evrensel" boyutta geliştirmelidir.
Türkiyemizde, sosyal-tarihsel bir kopukluk ve hafıza yetmezliği bazen
dikkati çekmektedir. Geçmişe dönük derinliğin olmayışı, bir noktadan sonra,
geleceğin ufkunu daraltabilmiştir.
Türkiye, insanlarının iç dünyasıyla gönül bağlarını yeniden kuracaktır.
Toplumun kültür birikimlerinden daha fazla kaynaklanacaktır. Yenileşme,
tarihle bütünlenecektir.
Yenileşen Türkiye, eskimiş yönetim alışkanlıklarını, anlamsız kurallarını,
tutuculuğunu ve toplumdaki güçlülerin tarafı olmak alışkanlığını değiştirmelidir.
Değişim, kendi kimliğimizi, kendi özümüzü terketmek değildir; bu kimliği
ve bu özü yüceltecek en akılcı, en doğru yöntemleri hayata geçirmektir.
Türkiye'nin yenileşmesi, toplumun ve bireyin kendi etkinliğini her alana
getirmesiyle, katılmasıyla, denetlemesiyle, gençlikteki dinamizmin önünün
açılmasıyla mümkündür...
Parlamentonun ve siyasetin yöntemleri, "çözüm üretimine", "katılıma"
ve "senteze" dönük olarak yenilenmelidir.
Yenilenme, aynı zamanda, sorumluluk demektir; toplumun kendine çeki
düzen vermesidir, organizasyondur, disiplindir.
Yenileşen Türkiye'nin hedefi , "adalet ve verimlilik duyarlılığına sahip
ekonomik gelişme" olmalıdır. Daha fazla üreten, büyüyen, iş yaratan, dünya
rekabetinde yeri bulunan, ürünlerini ve oluşan değerleri daha eşitlikli
paylaştıran bir ekonomik yapı olmalıdır.
Yenileşme sürecinde, "...sosyal adalet ve demokrasi özeniyle bütünlenmiş
verimlilik ", ekonominin temel parametresi olmalıdır.
-IV-
İşte bu hedeflere ulaşmak için, Türkiye'de sosyal adaleti, akılcılığı,
gelişmeyi egemen kılmak için, yöntem, yenileşmedir.
Bütün çağdaş birikimlerin beraberliğiyle gerçekleşecek bu yenileşme
sürecine, bütün Türkiye'yi kucaklayarak yola çıktık. YENİ TÜRKİYE,
bu toplumsal beraberliğe öncülük yapacaktır.
Türkiye'yi yenileştirmek için, bizim önerimiz ve iddiamız;
İnsanlığın evrensel ilkelerinden, ortak değer yargılarından; Türkiye'nin
tarihsel yenileşme özlemlerinden; Mustafa Kemal Atatürk'ten; milli mücadele
geçmişimizden; Cumhuriyetimizin temeli olan laiklik ilkesinden; cumhuriyet
ve demokrasi dönüşümlerinden; insanımızın özgürlükçü ve eşitlikçi taleplerinden;
inanç dünyamızdaki ve dayanışma anlayışlarından kaynaklanmaktadır.
Herşeyin en güzel olanını, en yeni ve çağdaş olanını insanımıza sunmak
için, yola çıkmaktayız.
Türkiye'nin yenileşmesi, imtiyazların ortadan kaldırılmasıdır, fırsatların,
kültür ve eğitimin, zenginliklerin, mutluluğun, mümkün olan en geniş kitleye
ulaştırılmasıdır... Yenileşme, sürekli ve sonsuz bir adalet arayışıdır...
Sürekli bir gelişmedir...
Büyük bir iyiniyetle, halkımıza ve kendimize güvenle, inançla yola çıkmaktayız.
Türkiye'yi yenileştirmenin anlamı, iddiası, misyonu budur.
|