Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
2001 ŞUBAT KRİZİ

CHP ARJANTİN RAPORU...
(2)
Ocak 2002
Arjantin'de 2001 yılı sonunda yaşanan ekonomik kriz ve yolaçtığı sosyal ve siyasal çalkantılar konusunda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Başdanışmanı Bülent Tanla'nın hazırladığı rapor...
ARJANTİN RAPORU

KRİZ ÖNCESİ ARJANTİN

Arjantin'de meydana gelen kriz ve olaylar bir anda meydana gelmemiştir. Ekonomide 43 ay süren durgunluk, bu sürede işsizliğin yüzde 20'lere yükselmesi, ihracatın azalması, ithalatın artması, vergi gelirlerinin düşmesi, toplumdaki dışlanmışlık ve karamsarlık duygusunun yükselmesi, iktidara ve siyasete "güvensizliğin" artması gibi nedenlerden sonra Aralık 2001'ndeki noktaya gelinmiştir. Bu noktada Arjantin'de kriz öncesi süreçteki bazı tesbitleri de belirtmekte yarar vardır.

İLK İŞARETLER

Hükümet IMF ile yaptığı anlaşma sonucunda bütçe açıklarını indirebilmek için kamu harcamalarında yeni kısıtlamalar yapmıştır. Önce 1000 Pesonun daha sonra da 500 Pesonun üzerinde maaş alan kamu çalışanlarının maaşlarında yüzde 12 ile 15 arasında indirime gidilmiştir.

Arjantin ekonomisinde geçen yıl 1000'in üstünde şirket konkordato ya da iflas yoluyla kapanmıştır. Arjantin ekonomisinin 2001'in son 6 ayında döviz rezervlerinden 11 milyar eksilmiştir. Sadece 30 Kasım 2001 günkü krizde 1.4 milyar dolar bankalardan çıkmıştır.

Kriz ortamında, Alianza hükümeti ve Partido Justicialista (Adaletçi Parti) muhalefeti, medyanın da desteğiyle kamuoyuna, Domingo Cavallo'nun icraatine destek verilmesi gerektiğini, zira Cavallo'nun başarısızlığının ülkenin çöküşü olacağını ve eğer Cavallo ülkenin ekonomisini düze çıkarmazsa bunu hiç kimsenin yapamayacağını, alternatifsiz olduğu fikrini yaymaya çalışmışlardır. Sunulan seçenek, "ya Cavallo ya çöküştür." Cavallo'ya destek "yönetilebilirliği teminat altına almalıyız" sloganıyla ifade edilmiş, bu bir süre, sendikaların işverenlerin ve toplumun elini kolunu bağlamıştır. Bu süreçte, ileride ülkeyi kaosa sürüklemekle itham edilmek pahasına bu teminata muhalefet, son derece kısıtlı olabilmiştir.

Cavallo'nun ikinci programın reddedilmesi üzerine Arjantin ekonomisi bir bataklığa saplanmış, bu durum politikaya da sirayet ederek, ülkenin bugünü ve geleceğiyle ilgili bir endişe havası hakim olmuştur. Hisse senetleri düşmüş; ülke riski, zirveye tırmanarak, hadiseye borsanın ve finans dünyasının gözlüğünden bakan Arjantinlilerin "Kara Nisan" diye nitelendirdikleri kaosa yol açmıştır. Ama, reel ekonominin, yani istihdam ve üretimin maruz kaldığı kaos, çok daha "kara" tonda olmuştur.

MODELE TOPLUMSAL TEPKİ

Hükümet ve muhalefetin önerisi, ülkede 14,5 milyon Arjantinli'yi yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum eden, çocuklarda beslenme bozukluklarına sebep olan, okul sıralarını boşaltan, toplumsal şiddeti, suçluluk oranını, çocuk fuhuşunu ve gençlerde uyuşturucu alışkanlığını azdıran bir modelin; aileleri dağıtan, küçük ve orta boyutlu üreticileri intihara sürükleyen, hanelerin birikimlerinin kaybolmasına, işsizliğe sebep olan, iş güvenliğini tehlikeye sokan, kayıt dışı işçiliği, hamallığı, hayatı idame ettirebilmek için icat edilen işleri, meşru çalışma düzeninin dışında, içler acısı şartlarda ve karın tokluğuna işçiliği yeniden gündeme getiren bir modelin yönetilebilirliğinin teminat altına alınmasıdır. Bu model yerleşim bölgelerini sanayi mezarlıklarına çevirmiş, Arjantin'de eşi görülmemiş bir sanayi çöküşüne sebep olmuş; iflaslarla, ulusal düzeyde şirketlerin kapanmasıyla sonuçlanmış; dünyanın dört bir yanından gelen mallar pazarları işgal ederken, Arjantin işgücünü dünyanın en pahalı işgücü haline getirmekte belirleyici bir rol oynamıştır. Söz konusu olan, eyaletleri kurutan, ekonomilerini ve tarımını perişan eden bir yönetim ortamıdır

La Matanza'da ve ülkenin muhtelif yerlerinde yolları keserek, istihdam ve gıda yardım programları talep eden işsizler, La Plata'dan Federal Başkent'e yürüyen emekliler, ülkenin birbirinden uzak köşelerinde yaşanan yol kesmeler ve barışçıl yürüyüşler, hükümetten ziyade ekonomik modele gösterilen toplumsal tepkinin görünen yüzü olmuştur. Bu tepkilerin dramatik bir tarafı da, sadece bir hükümete karşı ifade edilen memnuniyetsizlikten ibaret olmaması ve bu gösterilerin arkasında binlerce Arjantinli için bir hayat memat meselesinin yatıyor olmasıdır.

Asıl sorun, asıl çöküş, dışlayıcı neoliberal modelin kendisi gibi gözükmektedir. Bu ekonomik modelin, Arjantinlilerin ihtiyaçlarını ve haklarını, finans sermayesinin çıkarlarının üstünde tutan, geniş bir toplumsal mutabakat oluşturulamamış, büyük bir ulusal sözleşme temelinde değişim için mücadele verilmemiş, sorunun çözümüne, doğru çözümün bulunmasına halk mesafeli kalmış, katılmamış ve kamuoyu desğteği sağlanamamıştır.

5-6 Nisan 2001 genel grevi, üç büyük sendikanın ALCA'ya (Amerikalararası Serbest Ticaret Odası) karşı gösteri çağrısını engelleyememiştir. Hükümete karşı çalışma yasasını protesto amacıyla genel grev yapan sendikalar, Cumhurbaşkanı Yardımcısının istifasına neden olmuşlardır. 2000 ve 2001 yıllarında sendikalar 7 genel grev yapmışlardır.

Kiliseler, önemli bir sosyal protagonist (taraf) olmaya devam ederken, krizin vehameti ve değişimin gerekliliği üzerine ilgili uyarıları arttırmışlardır. Papa'dan yerel piskoposlara kadar, Katolik Kilisesi olsun, ya da Protestan Kiliselerinin üyesi olduğu Latin Amerika Kiliseler Konseyi olsun, dini çevreler sürekli olarak sosyo-ekonomik krizle ilgili çok sık ve sert açıklamalarda bulunmuşlardır.

14 Ekim 2001'de yapılan milletvekili seçimlerinde seçime katılma oranı çok düşük gerçekleşmiştir. Oyların gizli kullanıldığı, oy vermenin yasal zorunluluk olduğu Arjantin'de seçime katılım ilk kez yüzde 55 seviyelerine düşmüştür. Arjantin'in içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal krize ve de siyasetçiye tepki gösteren seçmenlerin yüzde 45'i bu seçimde "beyaz oy-iptal" kullanmışlardır.

2001 Kasım'ında kamuoyu araştırmaları, "Başkan De La Rua, Hükümet ve Ekonomik politikalarla" ilgili halkın desteğini yüzde 10'larda göstermektedir.

Ülkenin geleceğini tamamen karamsar beklentiler içinde değerlendiren kamuoyunun, Tüketici Güven Endeksi bir yıl içinde yüzde 42'lerden yüzde 28'lere düşmüştür.

Kurumlara olan güven değerlendirmelerinde 2001 Kasım ayında en az güvenilen kurumlar yüzde 21 oranı ile bankacılar ve finans kesimi ve yüzde 22 oranı siyasetçiler olarak gözükmektedir.

2001 Kasım ayındaki kamouoyu araştırmaları tencere-tava protestolarının (Cacerolazo) halkın yüzde 92 gibi yüksek bir oran ile desteklediğini ve demokrasiye uygun olduğunu göstermektedir.

Bütün bu gerçekler ve sosyal tepkiler karşısında hükümet halkın durumunu anlamamakta ısrar etmiş, bu tepkiler izlediği politikaların başarıya ulaşmaması için yapılan engellemeler ve siyasal davranışlar olarak değerlendirilmiştir.

SOSYO EKONOMİK YAPI

Arjantin'de 1990-1998 yılları arasında gelir artışı yüzde 57 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran Buenos Aires eyaletinde yüzde 127 artmıştır. Milli gelir artışı, 1975-1990 yıllarında da iki kat olmuştur. 43 aylık ekonomik durgunluk ve işsizliğin ardından, Arjantin'de Aralık ayında tencere-tava kapaklarını vurarak başlayan ve sürmekte olan protesto gösterilerini gerçekleştirenler, orta sınıfın temsilcileridir. Gözlemciler, protestolar sırasında yağmacılık ve çeşitli saldırganlıkları yapanları, radikal siyasi militanların, olayları saptırmaları olarak, nitelemektedirler.
 

Sosyo Ekonomik Yapı
Nüfustaki Oran %
Milli Gelirden Aldıkları
Pay (%)
A,B,C1 Üst ve Orta Üst Sınıf
10
25
C2 Rekabetçi Orta Sınıf
30
35 (C2+C3)
C3 Gelenekçi Orta Sınıf
15
C3 Sendika Güvencesi Altındaki Sınıf
10
10
D Yoksullaşmış Orta Sınıf
25
15
E Yoksulluk Altındaki Sınıf
10
15
Kaynak : IPSOS-Maura Araujo Ocak 2001

Bilim adamları ve araştırmacılar, Arjantinlileri, "Kendilerini İngiliz hisseden, İspanyol'ca konuşan İtalyan'lar" olarak tanımlamaktadır. Arjantinlilerin, Güney Amerika'da yaşamalarına rağmen, kendilerini Avrupa'lı hisseden bir topluluk olduğu düşünülmektedir.

Arjantin halkının yüzde 54'ü, bilimsel gelişmenin önemini kabul etmekle birlikte, bilimin önceliklerinin başında gelmediğini düşünmektedir. Bilimin vazgeçilmez olduğunu ve önceliğin bilime verilmesi gerektiğini düşünenlerse yüzde 39 düzeyindedir.

Kamuoyunun yüzde 50'si, kürtaja sadece istisnai durumlarda izin verilmesini düşünmektedir. Kürtajın tamamen yasallaşmasını düşünenler yüzde 26, hiçbir şekilde yasallaşmasını istemeyenler ise yüzde 13'lük bir gruptur.

Arjantin'de uyuşturucunun yasallaşmasını isteyenler yüzde 6, yasallaşmaya karşı olanlar yüzde 77, bu konuda kararsız olanlar ise yüzde 17'dir.

Arjantin devamlı göç alan bir ülke özelliğindedir. Ekonomideki durgunluk ve işsizliğin artması karşısında, kamuoyu da göçlerin sınırlandırılmasını istemektedir. Arjantinlilerin yüzde 74'ü, yaklaşık dörtte üçü "göçe bir sınırlama getirilmelidir, çünkü göçmenler Arjantinlilerin istihdam imkanını azaltmaktadır" görüşündedir. Arjantinlilerin kendilerine dost olarak gördükleri ülkelerin başında İspanya gelmektedir.

Arjantinliler, güvenilir kurumları Çiftçiler-Ziraatçiler, Bilim Adamları-Aydınlar, Adalet ve Hakimler, Sanayiciler olarak değerlendirirken, güvenilmeyen kurumlar olarak Sendikacılar, Askerler, Siyasi Partiler (Siyasetçiler), Bankacılar ve Finanscıları sıralamaktadırlar.

Arjantin 15. Yüzyıldan başlayarak önce Avrupa'dan daha sonra da komşu Güney Amerika ülkelerinden büyük göç hareketlerine sahne olmuştur. Son yılların sosyo-ekonomik göstergeleri Arjantin halkının yüzde 74'ünü, bu göçün sınırlanması yönünde bir eğilime itmiştir. Benzer eğilim çok sayıda Arjantinlinin atalarının İtalya'da da olduğunu Berlusconi hükümetinin yasalaştırdığı kısıtlamaların güncel tepkilere yol açtığını vurgulamak isteriz.

Arjantin'in son otuz yılı, darbelerden, Malvinas'i kurtarma operasyonlarından, kemer sıkma önlemlerinden, sosyal patlamaya, siyaset sınıfına olan güvenin kaybolmasına uzanan, sıkıntılı bir süreç olmuştur. Siyasi parti ve siyasetçiler, sendikacılar, askerler, bankalar ve finans kesimi bu dönemden büyük kredi yitirerek çıkmış, kendilerine güven en alt düzeye inmiştir.

Arjantin etnik ve kültürel yapısıyla, İtalya ve İber yarımada ülkeleri İspanya ve Portekiz'le uyum göstermektedir. Salazar dönemi Portekiz'i için söylenen, rejimin halkı bir ölçüde "meşgul ederek" denetim altında tutma formülü 3F'nin, Arjantin'de de bir karşılığı bulunmaktadır. Salazar'ın 3F'si, Benfica'nın başarılarıyla temayüz eden Eusebio'nun, Lizbon'un Pele'si olduğu dönemin futbolundan, melankolik içerikli Amelia Rodriges'in en parlak örneklerini yorumladığı halk şarkısı fado'dan, Meryem Ana'nın 1917'de üç genç çobana göründüğü iddia edilen Lizbon yakınlarındaki dini ziyaret merkezi Fatima'dan oluşuyordu. Arjantin'deyse 2003 seçimlerinde Menem'le birlikte Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak seçim kampanyası yürüteceğini şimdiden duyuran Diego Maradona futbolu, ülkenin son ellibeş yılına damgasını vuran Peron'cu hareketin azizesi Eva Duarte, ana, eş, yosma sevgili, üçlemesinde ifadesini bulan Akdeniz Katolik kültürünü Güney Amerika'ya ihraç etmiş olduğu kutsal kadın kültürünü, tango ise aşk, cesaret, onur ve özlem çığlığının Necip Celal'le Fehmi Ege'ninkilerden çok farklı, kasvetli ve erotik ifadesini simgelemektedir.

Ülkenin geçmişinde büyük rol oynayan Arjantinli kadınlar, günümüzdeki sosyal tepkiye de öncülük etmektedirler. Yeni Cumhurbaşkanı Eduarde Duhalde'nin eşi Hilda, halk arasında kendisine takılmış olan "Chiche" (oyuncak) ismiyle Eva Peronculuk oynamaya girişmekte, iki ay süreyle Sosyal Yardımlaşma Bakanlığını gayri resmi olarak üstlenmektedir. Arjantin kadını İspanya'da erkek anlamına gelen egemen "macho" kültürünü sorgulamakta, kendisinin ve çocuklarının geleceğini güvence altına almaya çabalamaktadır. Evita Peron'un mintansızlar (descamidos) hareketinin günümüzdeki karşılığı, sosyal krize boş tencereleri çalarak gösterdikleri "cacerolazo" tepkisidir.

Arjantin'lilerin "Açlık kapıdan girdi mi, sevgi pencereden çıkar" sözü son yıllardaki boşanma oranlarının yüksek düzeyiyle somut bir içerik kazanmıştır. Yazılı basının yüzde 38-40'lık bir kredibiliteyle güven sıralamasındaki altıncılığı, durumu az çok kurtarırken, biri devlet, 15'i özel kanallardan oluşan televizyonların eğlence ağırlıklı yayınlarının çocuk ve gençleri olumsuz etkilediğinden yakınılmaktadır. Üçü ulusal 27 gazetenin tirajı 2 milyondur. Günümüzdeki sosyal tepki, son bir yıl içindeki kilise çevrelerinden protestolar ve genel grevlerle, şişe şişe bugünkü zirve noktasına ulaştı. Arjantinli artık hep bir ağızdan "basta" (yeter) diyor. Yeni Cumhurbaşkanı Duhalde "Arjantinliler olarak globalleşme sürecinde ortak kader bilincimizi yitirdik" diyerek yakınıyor.

 

Önceki sayfa    Sonraki sayfa

(16 MART 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.