|
ARJANTİN RAPORU
ÖZELLEŞTİRME VE YABANCI SERMAYE
Arjantin'de 1980'li yıllarda kamu kuruluşları devlete çok yük oldukları
ve zarar verdikleri gerekçesiyle, bu kuruluşların tamamı 1990-1995 yılları
arasında özelleştirilmiştir. Arjantin, IMF'nin de dünya'ya örnek gösterdiği
özelleştirmeden 20-25 milyar dolar arasında bir gelir elde etmiştir.
Özelleştirmeye talip olan yerli ve yabancı firmalar, satın alacakları
kamu kuruluşundaki çalışan işçilerin işten çıkartılarak tazminatlarının
verilmesini, bu kuruluşların iç ve dış borçlardan arındırıldıktan sonra
kuruluşları satın alabileceklerini şart olarak öne sürmüşlerdir. Bu şartları
yerine getiren devlet yaklaşık 50-60 milyar dolarlık bir yükü üstlenmiştir.
Ayrıca bu kuruluşları satın alan yerli-yabancı özel sektör, bu kuruluşlara
teknoloji ve modernizasyon çalışmaları için 60-70 milyar dolar para harcamışlardır.
Eski Cumhurbaşkanı Alfonsin'in, diğer siyasetçiler ve halkın belirttiği
gibi özelleştirme konusunda gerçekler ve genel değerlendirmeler "IMF‘in
Arjantin'de dünyaya örnek olarak gösterdiği özelleştirme uygulamaları,
en kötü ve yanlış örneklerdir. Şirketlerin borçlarını devlet tarafından
üstlenilerek, devletten şirketlere önemli kaynaklar aktarılmıştır. İşçiler
kitleler halinde devlet tarafından kapı dışarı edilmişlerdir. Bankaların
özellikle Citibank'ın organizasyonlarında yaratılan fonlarla bu kuruluşlar
özelleştirilmiştir. Menem dönemindeki özelleştirme uygulamalarında, yolsuzluk,
rüşvet ve kayırmalar yapılmıştır. Gelen paralar ticaret ve spekülatif işlemlerde
kullanılmıştır. Yabancı paralar yüksek banka faizlerini, bonoları ve borsayı
tercih etmiştir. Para üretime ve sanayileşmeye, reel sektöre gitmemiştir.
1990 yılları başında dünyanın her yanından Arjantin'e para yağmaya başlamış,
borsa, faiz, bono ve spekülatif yollarla 25 milyar dolara yakın bir para
mazgallardan su gibi akıp gitmiştir.
Arjantin'de Tarım Sektörü, Petrol ve Petro Kimya, Elektrik Enerjisi,
Gaz, Turizm, Finans, Telekomünikasyon, Ulaştırma, Savunma sektörlerindeki
tüm kamu kuruluşları satılarak yüzde 98'i özelleştirilmiş durumdadır.
1990-2001 yılları arasında Arjantin'e gelen yabancı sermayenin ülkelere
göre dağılımı:

Avrupa Birliği ülkeleri ağırlıklı olarak yatırımları gaz, petrol, telekomünikasyon,
altyapı yatırımları, finans sektörü ve ulaştırma alanlarında bulunmaktadır.
Kamu hizmetlerinin
özelleştirilmesi aşaması ile yabancı sermayenin ülkeye girmesi süreçlerinde
Arjantin hükümeti, yatırımcıların dolar bazında fiyat dahil her türlü hakları
güvence altına alan anlaşma yapmışlardır.
YOLSUZLUK-RÜŞVET
1989-1999 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapan "El Turco" Carlos
Menem dönemi Arjantin'in tarihinde en büyük rüşvet ve yolsuzluk sahnelerine
sahip olmuştur. La Rioja eyalet valiliğinden Arjantin devlet başkanlığına
gelen Menem, hem rüşvet hemde playboyluğu ile ülkesinde ünlüdür. Suriyeli
bir aileden gelmesi, avukat diploması rağmen kendi ana dili İspanyolca'yı
pek iyi konuşamamasından dolayı medya Menem'i alay konusu etmiştir. Cumhurbaşkanlığı
protokollarına El Turco basit kişiliğinin yanı sıra diplomasi ve iş dünyası
ile bağ kurmaya çalışınca ayrı kutuplar oluşturmuş ve medya tarafından
alay konusu olmuştur. Cumhurbaşkanlığı sarayında pizzanın yanında şampanya
içince ismi "Pizza ve şampanya" olarak kalmıştır.
Özellikle Orta Amerika ülkelerinde dejenere olmuş olan rüşvet Güney
Amerika için de geçerlidir. Arjantin'de "El Turco" Menem hükümeti sırasında
(1989-1999) yolsuzluk ve rüşvet son haddine ulaşmıştır. Hırvatistan ve
Ekvador'a gizli silah satan şebekenin başında bulunan Menem (6 ay göz hapsi)
ile Savunma Bakanı Erman Gonzalez, Kara Kuvvetleri Komutanı General Balza
hapis yatmışlar. Şu anda tutuksuz olarak yargılanmaları devam etmektedir.
Yalnızca Menem'in 10 yıllık Cumhurbaşkanlığı sırasında rüşvet olarak
5 milyar dolar aldığı öne sürülmektedir. Siyasetçilerin yanı sıra bazı
hakimlerin de para yedikleri basında devamlı olarak yazılmıştır. İşçi sendikaları
kanunu onaylanırken eski Cumhurbaşkanı Fernando de La Rua'nın muhalefetteki
10 Peronist senatörün her birine 1 milyon dolar vererek oylarını satın
aldığı ortaya çıkarılmıştır.
Ağustos ayında ortaya çıkan ve hükümetin çalışma yasasının, senatoda
kabul için bazı Peronist Adaletçi Partisi (Partido Justicialista) senatörlere
rüşvet verdiği iddiaları sonrasında, Cumhurbaşkanı yardımcısı Alvarez'in,
Cumhurbaşkanını olayı örtbas etmek istemekle suçlayarak 6 Ekim tarihinde
görevinden istifa etmesi yolsuzlukların hükümet için bir anlamda sonun
başlangıcı olmuştur.
İki dönem Cumhurbaşkanlığı yapan Menem, etrafına topladığı ekibi ile
Arjantin kit'lerini özelleştirirken cebini doldurmayı unutmadı. Kit'leri
hediye edercesine özelleştiren Menem'in bu operasyonlardan komisyon aldığı
iddia edilmektedir. Arjantin devletine ait "Banco de la Nacion" Bankasının
bilgisayarlarla donatılmasında 500 milyon dolar IBM'in kasasına aktarılırken,
bu operasyonun 300 milyon doları aşmayacağı ortaya çıktı. Bu mehkeme halen
devam etmektedir. Nüfus kağıdı basımı ve düzenlemesi için Siemens firmasının
büyük kazançlar elde ettiği ortaya çıkınca Menem'den sonra göreve gelen
De la Rua bu anlaşmayı iptal etti.
KIRILMA NOKTALARI
Özelleştirme uygulamaları, yabancı sermaye akışı, dış ticaret dengesi
ve borç yönetimi sürerken bütçe harcamaları ve eyaletlerin borçlanmaları
disiplin altına alınamamıştır. 1997-2000 yılları arasında merkezi devlet
büyük harcamalar yaparken eyaletler de büyük harcamalar yapmışlardır. Bu
harcamalar önce dış kaynaklarla, sonra da yüksek faizlerle Arjantin bankalarından
temin edilmiştir. Sonuç olarak özelleştirme uygulamalarındaki memur ve
işçilerin işten çıkarılması ve borçların devlet tarafından ödenmesi kamunun
piyasaya olan borçlarının kabul edilmesi Arjantin ekonomisine 100 milyar
dolara mal olmuştur.
Arjantin'e gelen yabancı sermaye ve özelleştirilen kamu kuruluşları
beklenen zaman ve kapasitede yatırıma ve üretime geçip arzu edilen büyüme
gerçekleşememiş, De la Rua hükümetinin beklediği vergi gelirlerini elde
edememesine neden olmuştur. De la Rua hükümeti topladığı vergilerden ayda
1.3 milyar dolarını eyaletlere tahsis zorunda olduğu halde bu paraları
veremeyince eyalet harcamalarının kontrol ve disiplini kaybolmuştur.
Eyaletler devlet memurlarının maaşlarını ödeyebilmek ve çeşitli harcamaların
yapılabilmesi için karşılıksız bonolar basmışlardır.
Patacon, Lecop ve Lecor adlı karşılıksız bonolardan Patacon, Buenos
Aires şehri ve eyaletinde Peso gibi tedavülde ve piyasada geçmektedir.
Lecop bütün ülkede, Lecor ise sadece Cordoba eyaletinde vergi ödemelerinde
kabul edilmektedir.
Patacon, Lecop ve Lecor'ların miktarları hakkında bilgi edinilememektedir.
Vadeleri geldiğinde bu bonoları paraya çevirmesi gereken Merkez Bankasının
bu fonları nereden bulacağı merak edilmektedir.
Arjantin halkının bankalarda Peso ve Dolar cinsinden yaklaşık 65 Milyarlık
bir mevduatı bulunmaktadır. Arjantin hükümeti şimdi bu paraları bloke etmiş
hesap sahiplerine kontrollü biçimde ödemektedir. Arjantin halkının bankalardaki
tasarruflarının dağılımı şu şekildedir.

ALINAN YENİ KARARLAR
Cavallo'nun aldığı konvertibilite kararına göre 1 Peso=1 Dolar uygulamasına
10 yıllık bir süreden sonra 6 Ocak 2002'de Senato'nun olağanüstü iktisadi
durum yasasını onaylaması ile son verildi. Hükümet 6 Ocak 2002 tarihinde
devalüasyon yaparak 1 Dolar= 1.40 Peso değerini açıkladı. Hükümet büyük
tepki ve protestolara yol açan, halkın bankalarda bloke ettiği el koyduğu
ve kullandırmadığı 60-65 milyar dolar tutarındaki tasarruflarına ödeme
planını açıkladı. Buna göre halk 10 yıllık bir süreden beri devletin güvencesinde
ve söz verdiği 1 Peso=1 Dolar kuralına göre işlem görmekte olduğu paralarını
artık aşağıda açıklanan esaslara göre elde edebilecek.
Vadeli dolar hesapları bir seneden önce çekilemeyecek. Geri ödeme aylık
taksitlerle yapılacak. 10.000 Peso'ya kadar olan hesapların ödemesi önümüzdeki
Mart ayında; 5.000 dolara kadar olanlar Ocak 2003'e kadar; 30.000 doların
üstünde olanlar ise Eylül 2003'ten itibaren ödenmeye başlanacak. Bankalardaki
tasarruflardan, Peso'ya yıllık faiz %7, Dolar'a da %2 olarak uygulanacak
ALINAN DİĞER ÖNLEMLER
Kur Tipi:
İlk aşamada sabit olan ve ileride dalgalanmaya bırakılacak olan kur
tipini hükümet seçecek. İki dolar olacak, biri dış ticaret için sabit (1,40
Peso), diğeri turistler ve diğer işlemler için olmak üzere serbest olarak
uygulanacak
Kredi kartları:
Kanunun çıkış tarihine kadar kredi kartlarıyla yapılan dolar harcamaları,
ülkede yapılmış olmak kaydıyla, bire bir kurdan Peso'ya çevrilecek.
Bankacılık Tedbirleri:
Kısıtlamalar devam etmekte, ancak ücretlilerin hesaplarından başlamak
üzere, mevduatların iadesi için ek bir takvim ön görülüyor.
Peso'ya Çevirme:
Bankalara olan 100.000 doların altındaki borçlar, konut alma veya yenileme
kredisi, kişisel kredi, otomobil kredileri olmak şartıyla Peso'ya çevrilecek.
Kamu Hizmetleri:
Bütün kamu hizmetleri 1$=1 Peso bazında Peso'ya çevrilecek.
İşten Çıkarmalar:
İşverenler 90 gün müddetle gerekçesiz işten çıkaramayacaklar, çıkarırlarsa
iki misli tazminat ödeyecekler.
Para Çekme:
Bütün tasarruf sahipleri hesaplardan ayda sadece bir defa 1500 Peso
çekebileceklerdir.
SONUÇ:
BİR ÇÖKÜŞÜN ANATOMİSİ
Arjantin sosyal yapısı ve kültürü ile dikkate değer özellikler taşıdığı
gibi, gelecek vaadeden bir ekonominin yanlış uygulamalar sonucu, nasıl
çıkmaza girdiğinin de zengin malzeme sunan toplumsal bir labaratuvarı olmuştur.
Arjantin'in yakın geleceği bocalamalar içinde geçeceğe benzemekte, toplumsal
çalkantıların eksik olmayacağı tahmini yapılmaktadır.
Arjantin gerçeğini anlamamıza yardımcı olacak ilk düzlem eyalet yapısı,
Peroncu miras ve neoliberal politikalar üçlüsünden oluşmaktadır.
Arjantin'in eyalet yapısı, bütünleştirici politikalar güdülmesine, homojen
bir mali disiplin anlayışının tesisine ve bütün ülkeyi kapsayan bir eşgüdümün
sağlanmasına engel oluşturmaktadır.
1910'larda, 1930'lardaki performansıyla bütün dünyanın dikkatlerini
üzerine çeken Arjantin, 1940 yıllarından itibaren uygulamaya başlayan ve
serpintileri bugüne kadar uzanan paternalist, popülist, kaynakları tek
yönlü kullanan, sendika-işveren içiçeliğiyle ciddi bir sosyal muhalefet
oluşumunu set çeken Peroncu anlayışın zararını çekmiştir. Ekonomide rasyonalite,
rekabet, verimlilik verimlilik ilkeleri yok edilmiştir.
Darbe dönemi sonrası işbaşına gelen Alfonsin yönetimi demokrasiyi tesis
ederken hiperenflasyonun önüne geçememiştir. Sonraki Menem iktidarının
izlediği neoliberal politikaların oluşturduğu kırılma noktası bugünkü krizin
esas nedenidir.
İkinci bir düzlem olarak bu neoliberal politikaların uygulanışında ortaya
çıkan araz ve sakıncaları yolsuzluklar ve kötü yönetim, bütçe disiplini
zaafi ile durgunluk ve işsizlik olarak toparlamak uygun olacaktır.
Menem uygulamaları, ekonomiyi rahatlatmaya değil, tam tersine kısa vadeli
ferahlamalar için orta ve uzun vadeyi ipotek altına almaya yönelik olmuştur.
Özelleştirmeler işletmelerin değerinin altında yapılmış, devlet hazine
garantisi vererek kamu iktisadi teşebbüslerinin kıdem tazminatlarını da,
piyasaya olan borçlarını da, üstlendiği gibi, teknoloji yatırımlarını da
finanse etmiştir. Birinci kalemin kamuya maliyeti 100 milyar dolar, teknoloji
yatırımlarınınki ise 65 milyar dolar olmuştur.
Ahbap çavuş ilişkileri, eş dost kayırmacılığıyla yolsuzluklar rasyonel
bir ekonominin oluşumunu engellediği gibi yönetime olan güveni de yeniden
tesisi son derece güç olacak biçimde sarsmıştır.
Bütçe disiplini sağlayamayan hükümetler eyaletlere vermeleri gereken
tahsisatı ödeyemeyince, valiler önce dış kaynak bulmaya çalışmış, ardından
bankalardan yüksek faiz almış, bunlar da yetmeyince patacon, lecop, lecor
gibi kendi paralarını basarak memur maaşlarını ödeme yolunu seçmişlerdir.
IMF ve ona destek olan yabancı ülkelerden alınan 7.4 milyar ve 39.7 milyar
dolardan oluşan ekonomik zırh programı da, ekonomik büyümeyi sağlayamamış,
üretimi arttıramamış, borcu borçla ödeme döngüsü ağırlaşarak devam etmiştir.
Ayrıca 95 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi de ekonomiyi yüzdürmeye
yetmemiştir. Gelen paralar üretime, büyümeye dönüştürülememiştir. Kamu
maliyesi disiplin altına alınamamış, hazine birliği sağlanamamış, harcamalar
denetlenememiş, vergi gelirleri düşmüştür.
43 ay süren küçülme ve durgunluk sonrası işsizlik yüzde 20'ye çıkmış,
hükümet en kolay ve sakıncalı yola giderek "corralito"ya (bankalardaki
paraların dondurulması) başvurmuştur. Bu duruma hazırlıklı olmayan, devletine
güvenmiş orta sınıf tepkisi de böyle doğmuştur. Burada dikkati çeken nokta
lumpen bir tepkinin olmayışı, ortalığı karıştırmak isteyen radikal unsurların
bu grup tarafından kolayca tecrit edilebilmiş olmasıdır.
Üçüncü bir analiz düzlemi de, yönetimlerin toplumsal tepkileri dikkate
almayarak yanlışta uzun süre ısrar etmelerinden, Arjantin "ulus devletinin"
zaaflarından ve gelinen noktada olmazsa olmaz bir dayanışma oluşturmaktan
geçmektedir.
Arjantin yönetimleri toplumsal tepki ve uyarılara duyarsız kalarak sosyal
politikaları ihmal etmiş, De la Rua'nın yardımcısı Alvarez'in istifasında
olduğu gibi yönetimin en üst düzeyindeki anlaşmazlıkların nasıl birer alarm
sinyali olduğunu görmezden gelmiştir. Tam tersi uygulamalarda memur maaşlarıyla
oynayarak toplumsal tepki körüklenmiştir.
Arjantin son yüzyılda ulus toplumu oluşturmanın sancılarını çekmektedir.
Cumhurbaşkanı Eduardo Duhalde acı içinde "ortak kader bilincimizi yitirdik"
demektedir. Kötü yönetimler bu bağlamda belirleyici olmuş, ulus devletin
oluşumu ve güçlenmesine set çekmiştir.
Arjantin'in ertelenen borçlarını nasıl ödeyeceği temel sorusunun yanıtı
ne olursa olsun, bu amaçla topyekün bir dayanışma gerekmektedir.
Yeniden bir iç çatışmanın eşiğine gelen Arjantin'de esas zaaf güven
duygusunun kaybolmuş olmasıdır. Dışlayıcı politikaların, neoliberal modelin
enkazını kaldırmak epey zaman alacaktır.
|