|
ARJANTİN RAPORU
SUNUŞ
Arjantin'de yaşanan ekonomik krizin, sosyal patlamaya oradan da siyasal
dalgalanmalara dönüşerek dünya çapında ses getirmesi dikkatleri Arjantin'e
çevirdi. İki ülkenin de bir süredir izlemekte olduğu IMF politikaları,
Türkiye içi ve dışında Arjantin'le Türkiye arasında çeşitli yönlerden karşılaştırmalar
yapılmasına yol açmaktadır. Bu karşılaştırmaları kağıt üzerinden çıkarıp,
onlara somut bir gerçeklik ve derinlik kazandırmanın yolu, durumu yerinde
gözlemekten geçiyordu. Yaşanan ekonomik krizle ilgili ayrıntılı olarak
bilgilenme ve gerçekçi bir değerlendirme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Arjantin
çalışmamız bu gereksinimin sonucu olarak gerçekleşmiştir.
Bu nedenle Arjantin hükümetinin istifasından hemen sonra süratle hareket
edip Arjantin'in yerinde incelenip araştırarak değerlendirmesine karar
verilmiştir. Bu çalışmayı yapmak üzere CHP'den Bülent Tanla görevlendirilmiştir.
27 Aralık 2001 tarihinde bu düşünce Buenos Aires Büyükelçimiz Sayın Erhan
Yiğitbaşoğlu'na bildirilmiştir. Süratli ve gerçekçi biçimde yapılan bir
planlama ile 5-11 Ocak 2002 tarihinde düşüncemiz programlanan biçimde gerçekleştirilmiştir.
Hazırlanan ve Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yayınlanan bu rapor,
Arjantin'de yaşanan ekonomik krizin doğru ve güvenilir bilgilerle gerçekçi
bir değerlendirme yapılabilmesi için hazırlanmıştır.
Buenos Aires Büyükelçiliğimizin koordinasyonunda gerçekleştirilen bu
çalışmada eski Cumhurbaşkanı Buenos Aires Eyalet Senatörü Dr. Raul Alfonsin,
Aralık ayında istifa eden ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Domingo Cavallo,
Uluslararası İşçi Federasyonu Genel Sekreteri Juan Manuel Palacios, Ipsos
ve Gallup Araştırma kuruluşlarının başkanları, AP, Financial Times, Ansa
gibi uluslararası basın kuruluşlarını ve yerli basın televizyon kuruluşlarının
yazar ve yöneticileri, iş adamları, sosyolog, sanatçı, stratejik danışmanlık
kuruluş yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
İndec İstatistik Enstitüsü, Dış Ticaret ve Özelleştirme Müdürlüklerinden
gerekli bilgiler toplanmış, Buenos Aires Büyükelçiliğimizin hazırladığı
bilgi notu da çalışmalarımızda değerlendirmeye alınmıştır.
YAKIN GEÇMİŞ
Arjantin, yüzölçümü olarak Türkiye'nin üçbuçuk katına (2.795 milyon
km2) yakın olmasına karşı, nüfusu Türkiye'ninkinin yarısını biraz aşmaktadır
(37 milyon). Küçük bir yerli nüfus dışında İspanyol, İtalyan, Polonya'lı,
Alman kökenli göçmenlerin torunlarından oluşan bir kitledir. Resmi dil
İspanyolcadır. Öteki Güney Amerika ülkelerinde olduğu gibi büyük çoğunluk
Katoliktir. Dış görünüşü itibariyle az gelişmiş bir ülkeden çok kalkınma
basamaklarında epey yol almış bir izlenim bırakmaktadır. Gıda ve canlı
hayvan, mineral yakıtlar, tahıl ve makina başlıca ihraç mallarıdır. 1910'larda
beş altı yıl süreyle Arjantin'in toplam milli geliri ABD'ninkinden fazla
olmuştur. İkinci Dünya Savaşının dışında kalması bu ülkeyi Türkiye'ninkinden
çok daha avantajlı bir konuma sokmuş, ancak bu dönemde temeli atılan popülist
politikalar günümüze kadar uzanan ekonomik, sosyal ve siyasal çalkantıların
da temel nedeni olmuştur. Kişi başına yıllık geliri Türkiye'dekinin üç
katı 7500 dolardır. 140 milyar dolara yakın dış borcu, toplam 250 Milyar
dolar borcu, 14 milyon yoksulu, 8 milyon resmi işsizi mevcuttur.
19. yüzyılın ilk yarısında Güney Amerika'nın en küçük nüfuslu ülkelerinden
biri olan Arjantin'in ekonomisi de Latin Amerika'nın yüzde 2-3'ü oranındaydı.
"Latin Amerika Güney Amerika'yla birlikte Meksika'yı da kapsamaktadır.
Arjantin ülkesi 1853'e kadar başkent Buenos Aires'le çeşitli iller arasında
kanlı iç savaşlara sahne oldu. Arjantin'in bugünkü federal yapısı ve eyaletlerin
merkezden kolayca uzaklaşıp kendi başlarına buyruk kararlar alabilmelerinin,
eyaletlerin kendi "paralarını" çıkarıp mali disipline uymamalarının kökeninde
bu olgu bulunmaktadır.
1853'e kadar süren iç savaşın, savaş sonrası dönemde 1853'de onaylanan
ulusal Anayasanın ardından, yerlilerin hakimiyetinde bulunan, kıta topraklarının
yüzde 40'ı işgal edilmiş, tarım ve büyükbaş hayvan ihracatı başlamış, buradan
elde edilen gelirler ulusal kalkınmaya yönlendirilmiş ve çoğunluğu İngiltere
kökenli olmak üzere ilk yabancı sermaye gelişi başlamıştır. Bu arada da
Arjantin-Paraguay ittifakıyla Brezilya-Uruguay itilafı arasında beş yıl
sürecek bir savaş yaşanacak, güneydeki bölgelerin işgaliyle Pampaların
ekonomik yükselişi dönemine girilecektir. Siyasette bugüne damgasını vuran
bir gelişme, altı yıllık başkanlık dönemleri de bu yılların ürünüdür.
1890-1910 yıllarında olağanüstü büyük bir ekonomik gelişme yaşanmıştır.
Arjantin 1910'larda 100. Yılını kutlarken dünyanın onuncu büyük ekonomisi,
yedinci ihracatçısı durumundadır. Büyüme hızı ABD'ninkinden fazladır. Arjantin
bu dönemde, oldukça verimli çalışan, liberal-muhafazakâr ideolojiyi benimsemiş
seçkinlerce yönetilmiştir. Yine bu yıllarda, beyaz nüfusu, en yüksek düzeye
çıkmıştır. Kalabalık Avrupalı göçmen yığılması da bu dönemde gerçekleşmiştir.
1910-1930'larda büyüme bir miktar azalsa da, ülke ekonomisi Meksika'yı
ikiye katlamakta, Brezilya'nınkinden yüzde 25 daha büyük bir büyüklüğe
ulaşmaktaydı. Ülkede canlı bir demokratik yaşam gözleniyordu.
Arjantin'de 1930-1983 yılları "kronik siyasal istikrarsızlık" dönemi
olarak nitelenmektedir. Bu dönemi, 6 hükümet darbesi, 2-3 yılda bir değişen
15'i asker, 8'i sivil başkanlar, Albay Peron'un Adaletçi Partisi'nin siyasal
sahneye damgasını vurması, ülkenin sanayileşme sürecinde Avrupa'dan göçün
azalıp komşu ülkelerden göçün başlaması, ekonominin güçsüzleşmesi ve nihayet
İngiltere'ye karşı başlatılıp yenilgiyle sonuçlanan Malvinas (Falkand)
savaşı, özetlemektedir. Bu dönemde Arjantin'de insan hakları ihlalleri
en uç noktalara varmıştır.
1983-2001 arası demokrasi yeniden kurulmuş, Alfonsin, Menem ve De la
Rua yönetimlerinde Arjantin'in en uzun demokratik süreci yaşanmıştır. Alfonsin
yönetimi (Radikal parti) 1989'da hiper enflasyona yenik düşecek, "El Turco"
Menem'in Neo-liberal Peroncu yönetimi enflasyonu dizginleyecek, kamu hizmetlerini
özelleştirip, ekonomiyi dışa açacaktır. Arjantin Washington çizgisinde
bir siyaset güdecek, Brezilya, Uruguay ve Paraguay'la birlikte Güney Yarım
Küre Ortak Pazarı Mercosur'un kurucu üyeleri arasında yer alacaktır.
1999'da iş başına gelen radikal De La Rua yönetimi iktisadi durgunlukla
baş edememiş, işsizlik, güvensizlik artmış, sosyal sorunlar büyümüştü.
21. Yüzyıl başında Arjantin ekonomisi gayrisafi milli hasıla olarak Güney
Amerika'nın sadece sekizde birine sahiptir. Meksika ve Brezilya ekonomileri
iki buçuk kat daha büyüktür ve Arjantin'in dünya ekonomisindeki payı sadece
yüzde 4 ile 40. sıradadır.
Arjantin Güney Amerika'nın kişi başına en yüksek gelir düzeyine ve en
eğitimli nüfusuna sahiptir. Bütün öteki Güney Amerika halklarından çok
daha hızlı ve etkili reaksiyon verme geleneği vardır. Üç yıldır Güney Amerika
ortalamasından yüzde 4,5 daha az büyüyen Arjantin, bu trend devam ederse
2010'daki ikiyüzüncü yılına 1810'da olduğu gibi Güney Amerika'nın yüzde
5-6'sı bir gelire sahip olarak girecektir.
2002 başlarındaki Arjantin, 43 aydır süren bir resesyon, yüzde 20'lerde
rekor bir işsizlik, son seçimlerde protesto anlamına beyaz oy kullanma
oranında tarihinde görülmemiş bir artış tablosu göstermektedir. 20 Aralık
2001'den beri yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal kriz otuz kişinin hayatına,
çok sayıda yaralanma, tutuklanma ve yağmalamaya, iki kez sıkıyönetim ilanına,
iki hafta içinde beş başkanın görevi üstlenmesine, genel bir bezginlik
havasının ortaya çıkmasına neden olmuştur.
ARJANTİN'İN SON YILLARI
1997 yılında büyük umutlarla, yolsuzluk ve adaletsizlikle mücadele sloganıyla
Arjantin'in en köklü partisi olan Union Civica Radikal (Radikal Parti)
ile demokratik sol eğilimli Ferapaso Partisi arasında kurulan "Alianza"
cephesi, önce 1997 yılında yapılan kısmi kongre seçimlerinde yüzde 45.6
oy alarak seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştır. Daha sonra 1999 yılında
yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarını artıran Alianza adayı Fernando
de la Rua, ilk turda seçilmek için gerekli olan oy oranını geçerek yüzde
48.5 oyla Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Alianza'nın küçük ortağı olan Ferapaso
Partisi'nin başkanı olan Carlos "chacho" Alvares de aynı seçimlerde Cumhurbaşkanı
yardımcılığına gelmiştir.
Vergi artışları, IMF'yle 7.4 milyar dolarlık stand-by anlaşmasıyla 2003'e
kadar bütçe açıklarını sıfırlama taahhüdü, çalışma yasası, 1000 Peso'nun
üzerinde maaş alan kamu çalışanlarının maaşlarında yüzde 12-15 arası indirim,
siyasetçilerin adlarının karıştığı çeşitli rüşvet olayları ardından yaşanan
kriz, 2000 Kasımında yeni bir ekonomik paketin açıklanmasına yol açmıştı.
Bu paketle birlikte çoğunluğu muhalefette bulunan Peroncu eyalet valilerinin
harcamalarında kısıntıya gidilmiş, işçi sendikaları bir yıl içinde üçüncü
genel grevi düzenlemişlerdir.
2000 sonunda IMF'yle Ocak'ta imzalanan stand-by anlaşması gözden geçirilerek
toplam 39.7 milyar dolara ulaşan "ekonomik zırh" paketi üzerinde anlaşılmıştır.
Bu pakette IMF fonları yanısıra, Dünya Bankası, Amerikan Kalkınma Bankası,
İspanya ve yerel bankalarca açılacak krediler de yer almıştır.
Ancak uyanan olumlu hava kısa sürmüş, iki ekonomi bakanı peşpeşe görevden
ayrılmıştır. Menem'in 1991-1996 arasında Ekonomi Bakanlığı'nı yapan "konvertibilite"nin
mimarı Domingo Cavallo göreve tekrar gelmiştir.
Cavallo'nun icraatı sermaye mallarının gümrük oranlarını indirmek, lüks
malların gümrük vergilerini yükseltmek, bankacılık işlemleri vergisini
uygulamaya koymak, bazı vergileri indirmek olmuştur. Ancak 2001 Haziranında,
30 milyar dolarlık kısa vadeli borcun, yüzde 16 gibi yüksek bir faizle
uzun döneme yayılması, faiz oranının yüksekliği nedeniyle eleştiriyle karşılanmış
ve olumlu psikolojik hava kaybolmuştur.
Cavallo'nun daha sonraki icraatı Peso'nun değerinin ABD doları ve euro'nun
ortalamasını temel alan bir paket oluşturmak olmuş, ancak Temmuz ayından
itibaren, Arjantin'in borçlarını ödeyemeyeceği endişeleri artmıştır. Ülke
riski buna bağlı olarak yükselmiş, borsa düşmüş, döviz rezervleri ve banka
mevduatları ciddi şekilde azalmıştır.
Bundan sonra paketler paketleri kovalamış, kamu çalışanlarının ve emeklilerin
maaşları düşürülmüş, banka işlem vergisi ve akaryakıt taşıma vergisi oranları
yükseltilmiştir. Cavallo iç ve dış borçların gönüllü ertelenmesi ve faizlerin
düşürülmesi için bir borç değişim operasyonuna girmiştir. Kasım sonunda,
Peronist Adaletçi Partiden senatör Ramon Puerta'nın Cumhurbaşkanı vekili
statüsü de taşıyan Senato başkanlığına getirilmesi ekonomik krize dönüşmüş,
30 Kasım'da bankalalardan bir günde 1.4 milyar dolar çekilmiştir. Hükümet,
bankalardan nakit para çekilmesine, yurtdışına yapılacak transferlere kısıtlamalar
getirmiştir.
İki yıl içindeki yedinci genel grevin ardından yağmalar ve gösteriler
meydana gelmiş, Cumhurbaşkanı De la Rua 19 Aralık'ta olağanüstü hal ilan
etmiş, Ekonomi Bakanı Cavallo istifa etmiştir. 20 Aralıkta milli mutabakat
hükümeti kurmakta başarısız olduğu için istifa eden De la Rua'nın yerine
22 Aralıkta San Luis Valisi Rodriguez Saa seçilmiş, 3 Mart 2002'de yapılacak
seçimlerde seçilecek yeni cumhurbaşkanının Nisanda göreve başlaması kararlaştırılmıştır.
Saa dış borç ödemelerini durdurmuş, konvertibilitenin süreceğini, yeni
bir para biriminin "argentino"nun likidite ihtiyacını karşılayacağını duyurmuştur.
Ancak Peronist Valilerden destek bulamayınca da 30 Aralıkta o da istifa
etmiştir.
1 Ocak 2002'de büyük bir çoğunlukla, 2003 Aralık ayına kadar görevde
kalmak üzere, 1984-1991'de Menem'in Cumhurbaşkanı yardımcısı, 1991-1999
arasında Buenos Aires eyalet valisi, 14 Ekim 2001'de Buenos Aires eyalet
senatörü seçilen A. Eduardo Duhalde Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Duhalde herkesin paralarını yatırdıkları cinsten alacakları teminatı,
işsizlik sigortası taahhüdü gibi sözlerle başladığı icraatına, devalüasyon,
kira sözleşmelerinin Peso'ya çevrilmesi, ikili kur, dış ticarette kısıntı
önlemleriyle devam etmektedir.
Arjantin'de 1990-1999 arası gelirler yüzde 57 artış göstermiş, bu oran
Buenos Aires eyaletinde yüzde 127'yi bulmuştur. Gelir konsantrasyonu 1975-1990
yılları arasında iki katına çıkmış, 1990 yılında nüfusun en fakir yüzde
10'luk bölümü gelirin yüzde 21.5'ini alırken bu rakam 1999'da yüzde 10-15'lere
inmiştir. Varlıklılardan oluşan en üst yüzde 10'luk bölümün toplam gelirdeki
payı yüzde 33,6'dan yüzde 36,7'ye yükselmiştir.
De la Rua döneminde bankalardan nakit çekilmesine getirilen kısıtlamalar
(Corralito) güveni yok ettiği gibi, bankalarda hesabı bulunan kredi kartı
kullanan nüfusun yüzde 40'ının bu grubun yanı sıra piyasada bulunan sınırlı
miktardaki nakitle ayakta duran, çalışan, emekli, işçi, yarı-işsiz fakir
yüzde 60'lık kesimi tam bir çaresizliğe itmiş ve sosyal patlamaya yol açmıştır.
Ipsos Araştırma Kuruluşu verileriyle, Arjantin'de yüksek gelir grubu nüfusun
yüzde 10'unu, orta sınıf yüzde 45'ini, yoksul ve açlık sınırında yaşayanlar
da yüzde 45'lik bir oranı oluşturuyor. Arjantin'deki olayların, sosyal
patlamanın "tetikleyicisi" bu yüzde 45'lik orta sınıftır.
Sonraki sayfa
(16
MART 2002)
  |