Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
İlgili Sayfalar
ÖNERGELER
ÖNERGENİN GÖRÜŞÜLMESİ
KOMİSYON RAPORU
RAPORUN GÖRÜŞÜLMESİ
DEPREM ANA SAYFA

MARMARA DEPREMİ
VE MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU

17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Bölgesi'nde meydana gelen ve 17 bin kişinin ölümüne neden olan 7.4 büyüklüğündeki depremden sonra TBMM'de grubu bulunan siyasi partilere mensup milletvekilleri, deprem felaketiyle ilgili alınan ve alınması gereken tedbirler konusunda Meclis Araştırması açılması için önerge verdiler.

Sakarya Milletvekili Cevat Ayhan ve 48 Arkadaşı (RP), İzmir Milletvekili Atilla Mutman ve 33 Arkadaşı (DSP), Erzurum Milletvekili İsmail Köse ve 20 Arkadaşı (MHP), DYP Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük ve İçel Milletvekili Turhan Güven ile ANAP Grubu Adına Grup Başkanvekilleri Kastamonu Milletvekili Murat Başesgioğlu, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan ve Bartın Milletvekili Zeki Çakan’ın verdikleri önergeler 23 Ağustos 1999 tarihinde Genel Kurul'da görüşüldü ve Meclis Araştırması açılmasına karar verildi.

DSP İzmir Milletvekili Atilla Mutman başkanlığındaki Meclis Araştırma Komisyonu'nca hazırlanan rapor 23 Aralık 1999'da TBMM Başkanlığı'na sundu.

Komisyonun raporu, 22 Şubat 2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda görüşüldü.

Komisyon Raporu'nda, "Deprem öncesi çalışmalar zamanında, yerinde, yeterli, sürekli ve bilimsel temele dayalı olarak doğru ve iyi yapılırsa deprem sonrası çalışmalar da o denli az olur ve depremin yıkıcı etkisi en aza indirgenir" denilerek, şu önerilerde bulunuldu: 

* Yeni bir deprem politikası oluşturulmalı devlet politikası olarak uygulanmalıdır. 

* Bilimsel çalışmaları koordine etmekle sorumlu bir “Deprem Araştırma Kurulu” oluşturulmalıdır. Bu kurul aynı zamanda ulusal deprem politikalarının tesbiti için çalışmalar yapmalıdır. Uygun görüldüğünde Uluslararası Afet Bilgi Sistemlerinden yararlanabilecek bir “Ulusal Afet Bilgi Sistemi” kurulmalıdır. 

* Afet Yönetim Sistemine doğrudan veya dolaylı olarak katkı sağlayan kuruluşlar arasında koordinasyon sağlanması çok önemli bir husustur. Etkin bir koordinasyon sağlanabilmesi için Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Deprem Araştırma Kurulu, Başbakanlığa bağlı bir Müsteşarlık, Başkanlık ya da bir Bakanlık şeklinde yeni bir idarî yapıya kavuşturulmalıdır. 

* Gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı politikasından kesinlikle vazgeçilmelidir. 

* 3194 Sayılı İmar Yasası deprem bölgelerinde çağdaş alan kullanım planlama esaslarını, planları yapan, yaptıran, plana aykırı hareket edenlerin sorumlulukları ve bunlara uygulanacak cezai müeyyideleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Afetlere karşı dayanıklılığı sağlayacak teknik önlemleri içeren ve güçlü bir yapı kontrol sistemi ile donatılmış olan imar mevzuatı bundan sonra yapılacak her türlü yeni yapılaşmanın deprem afetine karşı sigortasını oluşturacak ve gelecek nesillerin can ve mal güvenliğini sağlayacaktır. 

* 1580 Sayılı Belediye Kanunu ve 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun, yerel yönetimlerin doğal afet riskinin belirlenmesi ve zararlarının azaltılması konusundaki görev, yetki ve sorumluluklarını ve aykırı hareket edenlere uygulanacak cezai müeyyideleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. 

* 5442 Sayılı İl İdaresi ve 3360 sayılı İl Özel İdaresi Kanunları afet yönetimi ve yeniden inşa faaliyetlerine yerel idarelerin aktif biçimde katılımını sağlayacak ve bu hizmetler için yerel kaynakların kullanımına imkan verecek şekilde yeniden düzenlemelidir. 

* Yapı sigortası sistemi yasal düzenlemeleri yapılarak süratle uygulamaya başlanmalıdır. 

* İdarî yapımızda yapılacak yasal düzenlemelerle kırsal alanda planlı yapılanma statüsü getirilerek yıllarca ihmal edilen bu alanlardaki yapılanmalar disiplin altına alınmalıdır. 

* Tüm illerde belediye teşkilâtları içerisinde bir “afet planlaması ve yönetimi” birimi oluşturulmalı ve yeni yerleşme alanlarının belirlenmesi, yeni yatırımların yapılacağı alanlar ve altyapı tesislerinin güzergahları gibi konularda, bu birimin görüş ve önerileri esas alınmalıdır. Bu amaç doğrultusunda belediyeler, hem teknik kadro hem de malî açıdan takviye edilmelidir. 

* Kızılay’ın kuruluş ve teşkilât yapısı son Marmara Depreminde yaşanan sıkıntılar ışığında yeniden gözden geçirilmelidir. 

* 7126 Sayılı Sivil Savunma Kanunu yeniden düzenlenmeli modern donanımlı ve iyi eğitimli profesyonel Sivil Savunma Birlikleri tüm ülke sathına yaygınlaştırılmalıdır. 

* Son depremde değişik isimler altında arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan gönüllü sivil örgütler teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Bu anlamda, son depremde yapmış oldukları özverili çalışmalar ile büyük takdir toplayan Zonguldak maden işçilerinden, olası felaketlerde de faydalanılabileceği hatırdan çıkartılmamalı ve bu amaç doğrultusunda gerekli araç ve gereçle donatılması için gayret sarf edilmelidir. 

* Sivil Savunma Birlikleri, İl Acil Yardım Ekipleri ve Sivil Savunma yükümlülerinin eğitimleri sürekli olarak yapılmalı ve eğitimler tatbikatlarla pekiştirilmelidir. 

* Sivil Savunma bölge depoları kurularak, gerekli araç-gereç ve malzeme stokları yapılmalı ve yurt düzeyinde etkin bir “Haber Alma ve İkaz Sistemleri”, ilgili sivil ve resmi kuruluşlar ve amatör telsizciler cemiyeti ile koordine edilerek kurulmalıdır. 

* Belediyelerdeki itfaiye teşkilâtları bir afet anında kurtarma ve ilk yardım yapacak şekilde yeniden örgütlenmeli, donatılmalı ve eğitilmelidir. 

* Belediyelerin ve gönüllü kuruluşların deprem bölgelerine yapacakları her türlü yardıma destek sağlanmalıdır. Ayrıca afete uğramış belediyelere, diğer Belediyeler tarafından yapılacak her türlü yardımı kolaylaştıracak yasal düzenleme getirilmelidir. 

* Deprem konusunda Kamu Kurum ve Kuruluşlarıyla Üniversitelerin yapacağı araştırma çalışmaları yönetmelikler de açıkça belirlenmelidir. Böylece sınırlı parasal kaynakların daha etkili ve verimli bir şekilde kullanımı sağlanacaktır. 

* Bütçe içerisine alınan Afetler ve Sivil Savunma Fonları mutlaka serbest bırakılmalıdır. Yeni kaynaklar yaratılmalıdır. 

* Afet riski yüksek olan bölgelerden başlamak üzere mevcut yapı ve altyapıların afetler olmadan önce güçlendirilmesi ve yenilenmesi çalışmalarına kamu binalarından başlayarak önem ve öncelik verilmeli ve bu amaç için yeterli iç ve dış kaynaklar bulunarak özel bir uygulama projesi hazırlanmalıdır. 

* Planlama ve yapı sektöründe görev alan şehir plancılığı, mimar, inşaat, jeoloji, jeofizik, makina ve elektrik mühendisliği gibi uzmanlık alanlarının yetki ve sorumluluklarını belirleyen meslek yasaları çıkarılmalıdır. Bu yasalarda, Meslek Odalarına üyelerini denetleme yetkisi verilmeli, gereği yerine getirilmez ise, Odalar da sorumlu tutulmalıdır. 

* Ülkemizde sağlıklı yapılaşma için yeterli sayıda mimar, mühendis ve teknik eleman bulunmaktadır. İnşatlarda mimar, mühendis, tekniker kalifiye usta-işçisinin istihdamını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 

* Bağımsız ve uzman bir meslek kuruluşu olarak İnşaat Müteahhitleri Odası kurulmalı ve müteahhitler meslek ilkeleri açısından denetlenmelidir. Müteahhitlik sistemi değiştirilerek, yetki ve sorumlulukların belirleneceği bir hukuki sisteme kavuşturulmalıdır. 

* Yurt çapında hazır beton kullanımı zorunlu hale getirmek için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ayrıca, İnşaat yapı sektöründe kullanılan kum, çakıl, çimento, demir ve tuğla gibi inşaat malzemeleri ile hazır betonun standartlara uygun üretimi, akredite kuruluşlar tarafından sürekli denetlenmelidir. Bunlara uymayanlar için cezai müeyyideler getirilmelidir. 

* İskâna açılacak yeni yerleşim alanları, sanayi tesisleri ve her tür yapılaşmada arazi kullanım planları hazırlanmalı, zemin etütleri mutlaka yapılmalıdır. Bu zorunluluk Yasalarla güvence altına alınmalıdır. 

* Doğurabileceği (zemin büyütmesi, farklı oturma, sıvılaşma) gibi ek tehlikeler ciddiyetle incelenmeden, dolgu, yumuşak zemin ve fay üzerinde enine geçen yapılara, gerekli şartlar sağlanmadıkça kesinlikle izin verilmemelidir. 

* Deprem riski yüksek olan bölgelerde, heyelan, kaya düşmesi ve çığ olabilecek alanlar yerleşime açılmamalıdır. 

* Deprem sonrası çalışmalar için ilgili kurumlarla meslek odaları arasında işbirliğine gidilmeli, olası bir depreme karşı acil barınma, gıda ve sağlık gibi konularda önceden hazırlık plan ve programları oluşturulmalıdır. 

* Doğal afet ve depremin doğurabileceği zararların azaltılması konusunda toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla sürekli, etkili ve yaygın eğitim programları hazırlanarak ciddiyetle uygulanmalıdır. Ayrıca doğal afetler konusu millî eğitimin müfredat programı içerisine alınmalıdır. 

* Mimar, şehir plancısı, mühendis, yer bilimci yetiştiren Üniversitelerin dört yıllık eğitim programları Türkiye’nin sahip olduğu doğal afet tehlikesi dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. 

* Depreme karşı bir önlemler rehberi hazırlanmalı, yazılı ve görsel yayınlarla halk bilgilendirilmelidir. 

* Depreme dayanıklı yeni yapı sistemleri araştırılmalı ve geliştirilmelidir. Halk depreme dayanıklı yapı yapılması konusunda sürekli bilgilendirilmelidir. 

* Deprem sonrasında toplumda oluşan psikolojik rahatsızlıkların giderilmesi için rehabilitasyon çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Ayrıca, eğitimin aksamaması için gerekli tedbirler alınmalıdır. 

* Depremden en fazla etkilenen çocuklarımızın uzun bir zaman deprem etkisinden kurtulamayacakları bir gerçektir. Okullara deneyimli, birikimli yeni öğretmenlerin atanmasında fayda vardır. Onların psikolojik durumlarını anlayan, eğitmenler sayesinde çocuklarımızı yeniden kazanmamız mümkün olacaktır. 

* Afet anında iletişim çok önemlidir. Bir afet anında, kesilmeyecek bloke olmayacak, hızlı ve etkili bir haberleşme sistemi kurulmalıdır. 

* Deprem sonrası Tüpraş’ta çıkan yangından hareketle, deprem bölgelerinde tehlike yaratabilecek her türlü tesisin mümkünse deprem riski az olan bölgelere taşınması, mümkün değilse bu mahallerde deprem senaryolarına ve yangın söndürme araçlarının modernize edilmesine gereken önem verilmelidir. 

* Hasar tespit çalışmaları çok sağlıklı bir biçimde, yetişmiş tecrübeli elemanlarca yapılmalıdır. 

* Depremzede vatandaşlarımızın Mahkemelere başvurarak açmış olduğu deprem davaları bölgedeki mahkemeleri kilitleyecek ve davalar bakılamaz duruma gelecektir. Acilen, deprem bölgesine Savcı, Hakim ve adliye personeli gönderilmelidir. 

* Kentlerimiz için hazırlanan deprem senaryoları geliştirilmelidir.


 



(24 TEMMUZ 2000) 
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş