*
Yeni bir deprem politikası oluşturulmalı devlet politikası olarak uygulanmalıdır.
*
Bilimsel çalışmaları koordine etmekle sorumlu bir “Deprem Araştırma Kurulu”
oluşturulmalıdır. Bu kurul aynı zamanda ulusal deprem politikalarının tesbiti
için çalışmalar yapmalıdır. Uygun görüldüğünde Uluslararası Afet Bilgi
Sistemlerinden yararlanabilecek bir “Ulusal Afet Bilgi Sistemi” kurulmalıdır.
*
Afet Yönetim Sistemine doğrudan veya dolaylı olarak katkı sağlayan kuruluşlar
arasında koordinasyon sağlanması çok önemli bir husustur. Etkin bir koordinasyon
sağlanabilmesi için Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü
ve Deprem Araştırma Kurulu, Başbakanlığa bağlı bir Müsteşarlık, Başkanlık
ya da bir Bakanlık şeklinde yeni bir idarî yapıya kavuşturulmalıdır.
*
Gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı politikasından
kesinlikle vazgeçilmelidir.
*
3194 Sayılı İmar Yasası deprem bölgelerinde çağdaş alan kullanım planlama
esaslarını, planları yapan, yaptıran, plana aykırı hareket edenlerin sorumlulukları
ve bunlara uygulanacak cezai müeyyideleri de kapsayacak şekilde yeniden
düzenlenmelidir. Afetlere karşı dayanıklılığı sağlayacak teknik önlemleri
içeren ve güçlü bir yapı kontrol sistemi ile donatılmış olan imar mevzuatı
bundan sonra yapılacak her türlü yeni yapılaşmanın deprem afetine karşı
sigortasını oluşturacak ve gelecek nesillerin can ve mal güvenliğini sağlayacaktır.
*
1580 Sayılı Belediye Kanunu ve 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi
Hakkında Kanun, yerel yönetimlerin doğal afet riskinin belirlenmesi ve
zararlarının azaltılması konusundaki görev, yetki ve sorumluluklarını ve
aykırı hareket edenlere uygulanacak cezai müeyyideleri de kapsayacak şekilde
yeniden düzenlenmelidir.
*
5442 Sayılı İl İdaresi ve 3360 sayılı İl Özel İdaresi Kanunları afet yönetimi
ve yeniden inşa faaliyetlerine yerel idarelerin aktif biçimde katılımını
sağlayacak ve bu hizmetler için yerel kaynakların kullanımına imkan verecek
şekilde yeniden düzenlemelidir.
*
Yapı sigortası sistemi yasal düzenlemeleri yapılarak süratle uygulamaya
başlanmalıdır.
*
İdarî yapımızda yapılacak yasal düzenlemelerle kırsal alanda planlı yapılanma
statüsü getirilerek yıllarca ihmal edilen bu alanlardaki yapılanmalar disiplin
altına alınmalıdır.
*
Tüm illerde belediye teşkilâtları içerisinde bir “afet planlaması ve yönetimi”
birimi oluşturulmalı ve yeni yerleşme alanlarının belirlenmesi, yeni yatırımların
yapılacağı alanlar ve altyapı tesislerinin güzergahları gibi konularda,
bu birimin görüş ve önerileri esas alınmalıdır. Bu amaç doğrultusunda belediyeler,
hem teknik kadro hem de malî açıdan takviye edilmelidir.
*
Kızılay’ın kuruluş ve teşkilât yapısı son Marmara Depreminde yaşanan sıkıntılar
ışığında yeniden gözden geçirilmelidir.
*
7126 Sayılı Sivil Savunma Kanunu yeniden düzenlenmeli modern donanımlı
ve iyi eğitimli profesyonel Sivil Savunma Birlikleri tüm ülke sathına yaygınlaştırılmalıdır.
*
Son depremde değişik isimler altında arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan
gönüllü sivil örgütler teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Bu anlamda,
son depremde yapmış oldukları özverili çalışmalar ile büyük takdir toplayan
Zonguldak maden işçilerinden, olası felaketlerde de faydalanılabileceği
hatırdan çıkartılmamalı ve bu amaç doğrultusunda gerekli araç ve gereçle
donatılması için gayret sarf edilmelidir.
*
Sivil Savunma Birlikleri, İl Acil Yardım Ekipleri ve Sivil Savunma yükümlülerinin
eğitimleri sürekli olarak yapılmalı ve eğitimler tatbikatlarla pekiştirilmelidir.
*
Sivil Savunma bölge depoları kurularak, gerekli araç-gereç ve malzeme stokları
yapılmalı ve yurt düzeyinde etkin bir “Haber Alma ve İkaz Sistemleri”,
ilgili sivil ve resmi kuruluşlar ve amatör telsizciler cemiyeti ile koordine
edilerek kurulmalıdır.
*
Belediyelerdeki itfaiye teşkilâtları bir afet anında kurtarma ve ilk yardım
yapacak şekilde yeniden örgütlenmeli, donatılmalı ve eğitilmelidir.
*
Belediyelerin ve gönüllü kuruluşların deprem bölgelerine yapacakları her
türlü yardıma destek sağlanmalıdır. Ayrıca afete uğramış belediyelere,
diğer Belediyeler tarafından yapılacak her türlü yardımı kolaylaştıracak
yasal düzenleme getirilmelidir.
*
Deprem konusunda Kamu Kurum ve Kuruluşlarıyla Üniversitelerin yapacağı
araştırma çalışmaları yönetmelikler de açıkça belirlenmelidir. Böylece
sınırlı parasal kaynakların daha etkili ve verimli bir şekilde kullanımı
sağlanacaktır.
*
Bütçe içerisine alınan Afetler ve Sivil Savunma Fonları mutlaka serbest
bırakılmalıdır. Yeni kaynaklar yaratılmalıdır.
*
Afet riski yüksek olan bölgelerden başlamak üzere mevcut yapı ve altyapıların
afetler olmadan önce güçlendirilmesi ve yenilenmesi çalışmalarına kamu
binalarından başlayarak önem ve öncelik verilmeli ve bu amaç için yeterli
iç ve dış kaynaklar bulunarak özel bir uygulama projesi hazırlanmalıdır.
*
Planlama ve yapı sektöründe görev alan şehir plancılığı, mimar, inşaat,
jeoloji, jeofizik, makina ve elektrik mühendisliği gibi uzmanlık alanlarının
yetki ve sorumluluklarını belirleyen meslek yasaları çıkarılmalıdır. Bu
yasalarda, Meslek Odalarına üyelerini denetleme yetkisi verilmeli, gereği
yerine getirilmez ise, Odalar da sorumlu tutulmalıdır.
*
Ülkemizde sağlıklı yapılaşma için yeterli sayıda mimar, mühendis ve teknik
eleman bulunmaktadır. İnşatlarda mimar, mühendis, tekniker kalifiye usta-işçisinin
istihdamını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
*
Bağımsız ve uzman bir meslek kuruluşu olarak İnşaat Müteahhitleri Odası
kurulmalı ve müteahhitler meslek ilkeleri açısından denetlenmelidir. Müteahhitlik
sistemi değiştirilerek, yetki ve sorumlulukların belirleneceği bir hukuki
sisteme kavuşturulmalıdır.
*
Yurt çapında hazır beton kullanımı zorunlu hale getirmek için gerekli yasal
düzenlemeler yapılmalı ayrıca, İnşaat yapı sektöründe kullanılan kum, çakıl,
çimento, demir ve tuğla gibi inşaat malzemeleri ile hazır betonun standartlara
uygun üretimi, akredite kuruluşlar tarafından sürekli denetlenmelidir.
Bunlara uymayanlar için cezai müeyyideler getirilmelidir.
*
İskâna açılacak yeni yerleşim alanları, sanayi tesisleri ve her tür yapılaşmada
arazi kullanım planları hazırlanmalı, zemin etütleri mutlaka yapılmalıdır.
Bu zorunluluk Yasalarla güvence altına alınmalıdır.
*
Doğurabileceği (zemin büyütmesi, farklı oturma, sıvılaşma) gibi ek tehlikeler
ciddiyetle incelenmeden, dolgu, yumuşak zemin ve fay üzerinde enine geçen
yapılara, gerekli şartlar sağlanmadıkça kesinlikle izin verilmemelidir.
*
Deprem riski yüksek olan bölgelerde, heyelan, kaya düşmesi ve çığ olabilecek
alanlar yerleşime açılmamalıdır.
*
Deprem sonrası çalışmalar için ilgili kurumlarla meslek odaları arasında
işbirliğine gidilmeli, olası bir depreme karşı acil barınma, gıda ve sağlık
gibi konularda önceden hazırlık plan ve programları oluşturulmalıdır.
*
Doğal afet ve depremin doğurabileceği zararların azaltılması konusunda
toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla sürekli, etkili
ve yaygın eğitim programları hazırlanarak ciddiyetle uygulanmalıdır. Ayrıca
doğal afetler konusu millî eğitimin müfredat programı içerisine alınmalıdır.
*
Mimar, şehir plancısı, mühendis, yer bilimci yetiştiren Üniversitelerin
dört yıllık eğitim programları Türkiye’nin sahip olduğu doğal afet tehlikesi
dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.
*
Depreme karşı bir önlemler rehberi hazırlanmalı, yazılı ve görsel yayınlarla
halk bilgilendirilmelidir.
*
Depreme dayanıklı yeni yapı sistemleri araştırılmalı ve geliştirilmelidir.
Halk depreme dayanıklı yapı yapılması konusunda sürekli bilgilendirilmelidir.
*
Deprem sonrasında toplumda oluşan psikolojik rahatsızlıkların giderilmesi
için rehabilitasyon çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Ayrıca, eğitimin
aksamaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
*
Depremden en fazla etkilenen çocuklarımızın uzun bir zaman deprem etkisinden
kurtulamayacakları bir gerçektir. Okullara deneyimli, birikimli yeni öğretmenlerin
atanmasında fayda vardır. Onların psikolojik durumlarını anlayan, eğitmenler
sayesinde çocuklarımızı yeniden kazanmamız mümkün olacaktır.
*
Afet anında iletişim çok önemlidir. Bir afet anında, kesilmeyecek bloke
olmayacak, hızlı ve etkili bir haberleşme sistemi kurulmalıdır.
*
Deprem sonrası Tüpraş’ta çıkan yangından hareketle, deprem bölgelerinde
tehlike yaratabilecek her türlü tesisin mümkünse deprem riski az olan bölgelere
taşınması, mümkün değilse bu mahallerde deprem senaryolarına ve yangın
söndürme araçlarının modernize edilmesine gereken önem verilmelidir.
*
Hasar tespit çalışmaları çok sağlıklı bir biçimde, yetişmiş tecrübeli elemanlarca
yapılmalıdır.
*
Depremzede vatandaşlarımızın Mahkemelere başvurarak açmış olduğu deprem
davaları bölgedeki mahkemeleri kilitleyecek ve davalar bakılamaz duruma
gelecektir. Acilen, deprem bölgesine Savcı, Hakim ve adliye personeli gönderilmelidir.
*
Kentlerimiz için hazırlanan deprem senaryoları geliştirilmelidir.