|
TBMM UĞUR MUMCU
ARAŞTIRMA KOMİSYONU RAPORU
Türkiye Büyük Millet Meclisi
(10/86)Esas Numaralı Araştırma Komisyonu
Türkiye Büyük Millet
Meclisi (10/86) Esas Numaralı 4.6.1997 Araştırma Komisyonu Esas No. : A.01.1.GEÇ.10/86-179
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
BAŞKANLIĞINA
“Denizli Milletvekili
Adnan Keskin ve 28 arkadaşının, Uğur Mumcu Cinayetinin açıklığa kavuşturulması
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca
kurulan (10/86) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu” yaptığı araştırma
sonucunda düzenlediği rapor ve ekleri ilişikte sunmuştur.
Gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Ersönmez Yarbay Ankara
Komisyon Başkanı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
UĞUR MUMCU CİNAYETİNİN AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI AMACIYLA KURULAN (10/86)
SAYILI
MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU
RAPORU
BAŞLANGIÇ
Denizli Milletvekili Adnan
Keskin ve 28 Arkadaşının 07/06/1996 tarih ve CHP GR.08 sayılı Meclis Başkanlığına
verdikleri önerge ile,
Faili meçhul cinayetlerin
ülke gündemindeki yerini koruduğunu, 19.dönemde T.B.M.M.’de temsil edilen
siyasi partilerin grup başkanvekillerince verilen önerge ile, Genel Kurulun
09/02/1993 tarihinde 65. birleşiminde bir araştırma komisyonu kurulduğunu,
bu komisyonun 12/10/1995 tarihinde çalışmalarını tamamladığını, bu raporda
özellikle Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili bazı kamu görevlilerinin olayı
örtbas etmeye dönük gayretlerinin açıklandığını, Uğur Mumcu cinayeti ile
ilgili İran bağlantılı İslami Hareket Örgütünün bağlantısı olduğunu, bu
örgütün lider kadrosunun ele geçirilmesi halinde cinayetin aydınlanacağını,
bu meyanda dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in “örgüt üyelerinden Ekrem
Baytap, Zübeyir Gümüş, Abdullah Yiğit ve Mustafa Kayacan sahte kimlikli
İrfan Çağırıcı isimli kişilerden herhangi birinin yakalanması halinde Mumcu
cinayetinin aydınlatılmasında önemli mesafe alınacağı” nı açıkladığını,
Salih Güngör’ün ATV’de 27.05.1996 tarihinde “Uğur Mumcu’yu İrfan Çağırıcı
öldürdü” yolundaki açıklamasının yankı bulduğunu, İslami Hareket Örgütünün
üst düzey sorumlusu Şefik Polat’ın yakalandığı halde serbest bırakıldığı,
bazı örgüt mensuplarının gözaltına alındıkları süreler ile ilgili evraklarda
tahrifat yapıldığı, Ayhan Aydın isimli kişinin ihbarında teşhis ettiği
halde yalan tanıklıktan dava açıldığı, bu arada sanıkların firarına sebep
olunduğu, delil toplamada baştan savma ve özensizlik olduğu hususunun Adalet
Bakanlığı müfettişlerince saptandığı, olayı soruşturan eski DGM Savcısı
Ülkü Coşkun’un beklenen duyarlılığı göstermediği izlenimi uyandıracak tutum
ve davranış içinde olduğunu, Faili Meçhul Olayları Araştırma Komisyonun’da
paylaştığını, faili meçhul cinayetler zincirinde Uğur Mumcu cinayetinin
çözülmesinin birçok cinayeti de aydınlatacağını, Faili Meçhul Cinayetler
Komisyonunun düzenlediği 12/10/1995 tarih ve 10/90 sayılı raporunda açıklanan
ve son zamanlardaki gelişmeler de gözönünde bulundurularak yeni bir araştırma
yapılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle Anayasanın 98. TBMM İç Tüzüğünün
104. ve 105. maddelerince bir Meclis Araştırma Komisyonu açılmasını arz
ve talep etmişlerdir. (EK:1,1/1-2)
KOMİSYONUN KURULUŞU
Türkiye Büyük Millet Meclisi
20. Dönem Yasama Yılı 45. birleşimi 14/01/1997 tarihli toplantısı 478 sayılı
kararında; Uğur Mumcu Cinayetinin açıklığa kavuşturulması amacıyla Anayasanın
98’inci, Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis
Araştırması yapılmasına, bu araştırmayı yapacak Komisyonun (9) üyeden oluşturulmasına,
Komisyonun çalışma süresinin; Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Katip üye
seçimi tarihinden başlamak üzere (3) ay olmasına ve gerektiğinde Ankara
dışında da çalışmasına karar vermiştir. (EK:2)
Uğur Mumcu cinayetinin açıklığa
kavuşturulması amacıyla kurulan 10/86 esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu’na
verilecek üyelerin tespiti için 17/01/1997 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-10/86-2196
sayılı T.B.M.M. Başkanlığı yazısına istinaden Meclisde grubu bulunan bütün
grup başkanlıklarına yazı yazılmıştır. (EK:3,3/1) Bu yazıya istinaden 23/01/1997
tarih ve 01-97/1135 sayılı yazı ile ANAP İstanbul Milletvekili Refik ARAS,
ANAP Manisa Milletvekili Tevfik DİKER, (EK:4) 23/01/1997 tarih ve 2/343
sayılı yazı ile DYP Balıkesir Milletvekili Ahmet BİLGİÇ, DYP Trabzon Milletvekili
Yusuf BAHADIR, (EK:5) 17/01/1997 tarih ve 97 sayılı yazı ile CHP Ankara
Milletvekili Eşref ERDEM, (EK:6) 17/01/1997 tarih 891 sayılı yazı ile DSP
İzmir Milletvekili Ahmet PİRİŞTİNA, (EK:7) 21/01/1997 tarih ve 765 sayılı
yazı ile RP Van Milletvekili Fethullah ERBAŞ, RP Karaman Milletvekili Abdullah
ÖZBEY, RP Ankara Milletvekili Ersönmez YARBAY komisyon da üye olarak görevlendirilmişlerdir.
(EK:8)
ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN
SÜRESİ
Uğur Mumcu cinayetinin açıklığa
kavuşturulması amacıyla kurulan 10/86 sayılı Araştırma Komisyonu üyeleri
31/01/1997 günü Saat 11.00’de toplanarak Komisyonun Başkan, Başkanvekili,
Sözcü ve Katip seçimini yaparak; Komisyon Başkanlığına Ankara Milletvekili
Ersönmez YARBAY’ı, Başkanvekilliğine Tevfik DİKER’i, Sözcülüğüne Eşref
ERDEM’i, Katip üyeliğe Ahmet BİLGİÇ’i getirmişlerdir. (EK:9)
31/01/1997 tarihinde çalışmalarına
başlayan Komisyon Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünde belirlenen
(3) aylık süre bitiminde, çalışmalarını tamamlayamadığı için, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığından (1) aylık ek süre talebinde bulunmuş ve Genel
Kurulun 29/04/1997 tarih ve 493 sayılı kararı ile Komisyona tanınan ek
sürenin bitimi olan 04/06/1997 tarihinde Komisyon çalışmaları sona ermiştir.
KOMİSYONUN YETKİLERİ
Meclis Araştırma Komisyonları
Meclis İç Tüzüğünün 105. maddesinde açıklanan sınırlar içinde araştırma
yapabilmektedir. Ancak, gerek Türk Ticaret Kanununun, gerekse Kamu hukukunu
düzenleyen diğer genel Kanunlarda “Ticari Sır ve Devlet Sırrı”nın kapsamı,
içeriği, niteliği, sınırları net olarak belli olmadığından Komisyon çalışmalarında
bu genel sınırlama her araştırmada özellikle ilgili kurumlarca öne sürülebilmektedir.
Bu nedenle Milli İstihbarat
Teşkilatı, Genel Kurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı
ve bankalar Komisyon tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri “devlet
sırrı” gerekçesiyle vermekten kaçınmışlar ancak, iyi niyet ölçüleri içerisinde
komisyona istediği bilgileri göndermişlerdir. Bu nedenle bu maddenin yeniden
düzenlenerek Meclis araştırma komisyonunun görev alanıyla ilgili olarak
tüm kurumlardan bilgi isteme yetkisiyle donatılması gerekmektedir. Ayrıca,
çeşitli kişilerin bilgilerine veya birtakım belgelere başvurma zorunluluğu,
bazı sorunları da beraberinde getirir. Örneğin, çağrıya uyulmayarak, araştırma
komisyonuna, gerek bilgilerin açıklanması, gerek belgelerin verilmesi istenmezse
ne yapılacaktır? Komisyonun bu durum karşısında yetkileri nelerdir? Bu
sorunları çözebilmek için; araştırma komisyonunun, yürütme organı ve üçüncü
kişiler karşısındaki yetkilerini ayrı ayrı ele almak gerekir.
a) Araştırma Komisyonunun
Parlamenter Hükümet Sisteminde, Yürütmeye Karşı Yetkileri:
Parlamenter sistemde hükümetin,
yasama organına karşı siyasal yönden sorumlu olması; Meclis araştırma Komisyonlarının,
inceledikleri konu ile ilgili belgeleri ve gerekli bilgileri, hükümetten,-hiç
olmazsa teorik planda- kolaylıkla elde edebilmelerini sağlar. Çünkü, hükümet,
bu konuda güçlük çıkarıp, kendisinden istenenleri araştırma komisyonuna
vermezse, parlamentonun siyasal sorumluluk mekanizmasını harekete geçirmesi
söz konusu olabilir.
Komisyonun, yürütmenin doğrudan
vesayeti altında bulunan kurum ve kuruluşlarla ufak tefek geçikmeler dışında
önemli bir sorunu olmamıştır. Araştırma Komisyonlarının süre ile kısıtlı
olduğu dikkate alındığında bu komisyon çalışmaları ile ilgili işlemlerin
geciktirilmesi yaptırıma bağlanmalıdır.
b) Araştırma Komisyonunun
Üçüncü Kişiler Karşısındaki Yetkileri:
Meclis Araştırma Komisyonunun,
incelemekte olduğu konuda, üçüncü kişilerin bilgilerine de başvurması gerekebilir.
Özellikle, ileride çıkarılması düşünülen bir kanun için yapılan Meclis
araştırmasında, bu gereksinme daha belirgin bir durum gösterir. Ancak,
rasyonel bir düzenlemede bulunabilmek için yasama organınca gerekli olan
bu bilgileri, üçüncü kişiler, araştırma komusyonuna vermek istemezlerse
ne olacaktır? Komisyon bu kişileri gerekirse zorla getirtme yoluna gidebilecek
ve belgelere el koyabilecek midir? Bu soruya, kuvvetler ayrılığı prensibini
göz önüne aldığımızda, olumsuz cevap vermek gerekir. Çünkü, yargısal nitelikteki
bu tür yetkiler, ancak yargı organınca kullanılabilir. Bu nedenle, araştırma
komisyonunun, gerekli bilgiyi vermekten çekinip gelmeyen kişileri zorla
getirtme ve belgelere el koyma işini, doğrudan doğruya kendisinin veya
temsilcisi bulunduğu yasama organının yapmaması gerekir. Araştırma Komisyonu,
böyle bir durumda, yargı organının ve güvenlik kuvvetlerinin yasal yardımını
istemesi hükme bağlanmalıdır.
Demokratik yönetime sahip
bazı ülkelerde komisyonların, üçüncü kişilerden, araştırma komisyonlarında
bilgi ve belge edinmeleri için zorlayıcı yasal düzenleme olduğu görülmektedir.
Örneğin; İngiltere’de, bir
araştırma komisyonu, herhangi bir konuyu incelerken, kişiler üzerinde geniş
yetkilere
sahiptir. Bu tür yetkilere sahip Araştırma Komisyonları, bilgisine başvurduğu
kişileri zorla getirtebilir ve belgelere el koyabilir. Komisyonun, dinlemekte
olduğu bir tanığa, yemin verdirebilme yetkisi de vardır. Bu husus, 1871
tarihli Parlamento Şahitlerinin Yemini Kanunu (Parliamentary Witnesses
Oaths Act) ile düzenlenmiş bulunmaktadır. Bunların da ötesinde, bir kişinin
araştırma komisyonunun isteklerine uymaması parlamentoya saygısızlık (comtempt
of parliament) sayılır. Böyle bir durumla karşılaşan Araştırma Komisyonu,
olaydan Kamara’yı haberder eder. Bunun üzerine Kamara, ilgili kişileri
dinleyerek, hapis cezası ile cezalandırabilir. İngiliz parlamentosunun
bu yargısal yetkileri, bir ölçüde, onun kaynağındaki yüksek mahkeme özelliğinin
bir yansıması olarak görülebilir,
Amerika Birleşik Devletlerinde
de üçüncü kişiler, araştırma komisyonlarının sorularını cevaplamak ve istenen
belgeleri vermekle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler,
geçen yüzyılın ortalarına kadar, doğrudan doğruya Kongre tarafından cezalandırılmaktaydılar.
Ancak, Federal Yüksek Mahkeme, Kilboum v. Thomson davasında, Kongreye herhangi
bir şahsı yargılayıp cezalandırma yetkisi tanımadığından; hiçbir kimsenin,
yasama organı tarafından özgürlüğünden yoksun kılınamayacağına karar vermiştir.
1857’den beri, Kongre tarafından sorulan sorulara cevap vermekten kaçınmak,
bir suç olarak saptanmış bulunmaktadır. Bu tarihte bir araştırma komisyonunun
incelemekte bulunduğu konu ile ilgili isteklerini yerine getirilmemesini
cezalandırma yetkisi, Federal Mahkemelere tanınmıştır. Federal Yüksek Mahkeme,
sadece belgeleri vermemeyi değil, bunun yanısıra, bu belgeleri yok etmeyi
de cezalandırma sebebi saymıştır. Böylece, Yüksek Mahkeme, belgeleri geri
getirmede etkili olmayacağı halde geçmiş bir çekinmeyi cezalandırmaktadır.
Bu ise, araştırma komisyonlarının isteklerine uymayanlara verilen cezanın,
bir tazyik aracı olmaktan ötede bir anlam taşıdığını gösterir. Bu kanun,
araştırma komisyonunun çağrısına uymayarak gelmeyen veya istenen belgeleri
vermeyenlerin, yüz dolarla bin dolar arasında para ve bir ay ile bir yıl
arasında hapis cezası ile cezalandırılacakları hükmünü taşımaktadır.
1924 yılında Adalet Bakanlığı
bünyesinde yapılan bir başka araştırmada ise, Senato Araştırma Komisyonunun
davetine uymayan bir kişi, Senato huzuruna zorla getirilmiş ve bu kişinin,
konuya ilişkin sorulara cevap vermesi ve senatonun ileride vereceği emirler
için de gözaltında bulundurulması kararlaştırılmıştır. Her ne kadar, ilgili
kişinin başvurması üzerine Bölge Mahkemesi (District Court), “habeas corpus”a
dayanarak onu serbest bıraktıysa da; Federal Yüksek Mahkeme, yasama organının,
yasama görevi görürken kişilerin bilgilerine başvurabileceğini ve bu nedenle,
gelmeyen kişileri izharen getirtebileceğini belirtmiştir.
Ülkemizde ise; Meclis araştırma
komisyonlarının görevleriyle ilgili olarak 3. şahısları komisyona bilgi
vermeye zorlayıcı veya komisyona zorla getirerek bilgi vermelerini sağlama
yetkileri bulunmamaktadır. 3. şahıslar sadece iyi niyet kuralları çercevesinde
komisyona istedikleri takdirde bilgi verirler veya istedikleri takdirde
komisyonun davetine icab ederler. Bu durum komisyonun çalışmasını zaafa
uğratmakta ve bu komisyonu bu noktadan sonra işlevsiz hale getirmektedir.
Komisyonun çalışmalarını engelleyen bu durumun düzeltilerek, Meclis araştırma
komisyonlarına batıdakilerine benzer bir şekilde yetkiler verilmesi gerekmektedir.
c) Araştırma İsteminin Kapsamı:
Bir araştırma isteminin belirli
konuya yönelmesi ve sadece bilgi edinmek amacını gütmesi yeterli değildir.
Bu istemin, her konuyu kapsayıp kapsamayacağı üzerinde de ayrıca durmak
gerekir.
Araştırma isteminin 3. kişiler
ve kamu kuruluşları açısından sınırı ne olacaktır? Bu konuya açıklık kazandırmak
amacıyla, Anayasamızın 20 nci maddesi, özel hayatın gizliliğini güvence
altına aldığı ve 138. maddesinde görülmekte olan bir dava hakkında Yasama
organında yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme
yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz hükmü ile; İçtüzüğün 105.
maddesinde belirtilen “devlet sırrı ve ticari sır” kavramları ayrı ayrı
ele alınarak belirtilen konularda Araştırma Komisyonları kurulup kurulmayacağını
değerlendirmek istiyoruz.
aa) Devlet Sırları:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü 105. maddesi son fıkrası, devlet sırlarının, Meclis araştırması
kapsamı dışında kalacağını belirtmiş bulunmaktadır.
Askeri sırlar, uluslararası
ilişkilerin bir kısmı, ülkenin ekonomik kalkınmasına ilişkin bazı bilgiler,
devlet sırrı olarak nitelendirilebilir. Ancak, neyin devlet sırrı olup,
neyin olmadığını önceden kesin bir şekilde belirlemek olanaksızdır. Bir
bilgi, belirli bir öneme sahip bulunduğunda “devlet sırrı” iken; bu önemi
yitirdiğinde sır olmaktan da çıkar.
Devlet sırrına ait kesin
sınırlar bulunmamasına rağmen, bu konuyu Meclis araştırmasının kapsamı
dışında bırakmak, özellikle siyasal araştırmanın etkinliğinin, önemli ölçüde
yitirilmesi sonucunu doğuracaktır. Çünkü, hükümetin faaliyetlerine ilişkin
bir konuda Meclis araştırması istendiğinde; Hükümet, bu konunun araştırılmasını
arzulamıyorsa, sır olduğunu ileri sürebilecek, böylece araştırma yolunu
kapatabilecektir. Başka bir deyişle içtüzükteki bu kuralla, parlamentoya
ait olan ve hükümetin denetlenmesine yönelik bir yetkinin kullanılması;
bir ölçüde. denetlenecek olan hükümetin iznine bırakılmış bulunmaktadır.
Bunun özellikle siyasal araştırmanın niteliği ve amacı ile bağdaştırılabilmesi
mümkün değildir. Nitekim, bu sorunlar, içtüzük teklifi üzerinde Millet
Meclisinde yapılan görüşmelerde de dile getirilmiş ancak, kuralın içtüzüğe
girmesine engel olunamamıştır.
Parlamenter sistemde, hükümetin
yasama organı karşısında sorumlu olması ve yasama organının bir takım denetim
araçlarına sahip bulunması gerekirken; kaypak bir kavram olan devlet sırrı,
araştırma kapsamının dışında bırakılmakta ve parlamento denetiminin işlemesi
durdurulmuş olmaktadır. Bu nedenle, içtüzükteki bu kural, parlamenter sistemin
gereklerine uymamaktadır.
Parlamenter sisteme oranla,
yürütme organının yasama organınca denetlenmesinin çok daha düşük düzeyde
olduğu Başbakanlık Hükümeti Sisteminde bile, yasama organı, devlet sırrı
sayılabilecek konuları araştırabilirken; bu kuralın, parlamenter sistem
ile bağdaşabilmesi, söz konusu olamaz.
bb) Ticari Sırlar:
Millet Meclisi İçtüzüğünün
105 inci maddesi son fıkrası, devlet sırlarının yanısıra, ticari sırları
da Meclis Araştırması kapsamı dışında bırakmıştır. Böyle olunca, ticari
sırrın söz konusu olduğu hallerde, Meclis araştırması istenemeyecektir.
Ticari sır kavramı da, tıpkı
devlet sırrı gibi, belirgin değildir. Ticari işletmenin çalışma biçimine,
ürettiği mal veya hizmete ve gelişimine ilişkin başkalarından saklı kalmasını
istediği, kanuna ve kamu düzenine aykırı olmayan herşey, ticari sır kavramı
içine girebilir. Ancak ticari sır kavramı bu genişlikte kabul edilirse,
Meclis araştırmasının kapsamı da o kadar daraltılmış olur.
cc) Yargı Organına İntikal
Eden Bir Konu:
Anayasanın 138 inci maddesinin
üçüncü fıkrasında,
“Görülmekte olan bir dava
hakkında Yasama Meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili
soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya harhangi bir beyanda bulunulamaz...”
hükmü yer almıştır. Bu kural karşısında, yargı organına intikal etmiş bulunan
bir konuda Meclis araştırması istenip istenemeyeceği sorununun üzerinde
de durmak gerekir.
Anayasanın 138 inci maddesinin,
yargı organına intikal eden bir konuda Meclis araştırması yapılmasına engel
olmaması gerekir. Çünkü, Meclis araştırması ile olayın sadece siyasal yönü
ele alınmakta, kesinlikle suçlu tespitine gidilmemektedir. Bu nedenle,
yasama organınca yapılacak meclis araştırması ile, mahkemelerin bağımsızlığının
zedelenmesi, yargı organınca verilecek kararın etkilenmesi söz konusu olamaz.
Esasen Anayasanın görülmekte olan bir dava hakkında yasama Meclislerine
yasakladığı husus, sadece, yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru
sorulması, görüşme yapılması ve beyanda bulunulmasıdır. Ayrıca, Savcılıklarca
hazırlık soruşturması yapılmakta olan veya yapılan ancak, dava açılmamış
bir hususun bu kapsamda mütalaa edilebilir mi?
Herhangi bir olayda, yargı
organı kovuşturmaya başlamış ise, bu organı etki altında bırakmamak için,
kovuşturma sonuçlanmadan, bir Meclis araştırmasının yapılmaması gerektiği
düşünülebilirse de; Meclis araştırması suçluları saptamak gibi yargısal
nitelikte sonuçlar elde etmeye yönelemeyeceğinden, yargı organının vereceği
kararlar üzerinde bir etkisi de sözkonusu olamaz. Bu nedenle de; Anayasamızın
yukarıdaki maddeleri çercevesinde bir olayı yargı organına intikal etmesi,
aynı olayın siyasal yönlerinin incelenmesi amacıyla bir Meclis araştırması
yapılmasına engel olmamalıdır.
Anayasa Mahkemesinin görüşü
de, bu yöndedir. Yüksek Mahkeme, aynı konu yargı organına intikal etmiş
bulunduğu için, Başbakan hakkında yürütülmekte olan Meclis soruşturmasının,
dava bitimine kadar ertelenmesine ilişkin TBMM Birleşik Toplantısı kararını
Anayasaya aykırı bulduğundan, 18.06.1970 tarihinde iptal etmiştir. Anayasa
Mahkemesi, yasama organındaki görüşmelere 138 inci madde ile getirilen
kısıtlamanın, sadece belirli bir davada kullanılan yargı yetkisi ile sınırlı
olduğu ve yargı yetkisiyle ilgili soru sorulmasına, görüşme yapılmasına,
beyanda bulunulmasına yer vermeden de Meclis soruşturmasının sürdürülebileceği
görüşünde olup; 138 . maddenin, Anayasa düzenini olumsuz bir şekilde etkileyerek,
yasama organına Anayasanın tanıdığı yetkilerin kullanılmasına engel olamayacağına
karar vermiştir.
ABD’de Yüksek Mahkeme, Sinclair
v. United States; devlet mülkünün hileli olarak kiraya verilmesi olayında,
buna ilişkin bir yargısal kovuşturma yapılmasına rağmen, Meclis araştırması
açılabileceğini kabul ederek; yasama organının yetkisini kısıtlamaya gerek
olmadığını, çünkü elde edilmesine çalışılan bilgilerin, aynı zamanda mahkemede
de kullanılabileceğini ileri sürmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlarda
İçtüzüğün 105. maddesine açıklık kazandıracak hüküm konması gerekmektedir.
KOMİSYON ÇALIŞMALARI
10/86 Esas numaralı Uğur
Mumcu Cinayetinin Açıklığa Kavuşturulması Amacıyla kurulan Meclis Araştırma
Komisyonumuzun kurulmasını takiben;
Üç ay içinde çalışmaların
tamamlanması temenni edildi, Güldal Mumcu’nun dinlenmesi kararlaştırıldı,
03/02/1997 günü saat 12.30’da evine gidilmesi, üyelerin 03/02/1997 tarihli
toplantıda ayrı ayrı izlenecek metod ve öncelikle incelenecek Faili Meçhul
Cinayetler komisyon raporu ve eklerinin istenmesi, Uğur Mumcu cinayeti
ile ilgili, basında çıkan tüm dokümanların istenmesi, bu konuda, araştırmacı
yazarların kitaplarının incelenmesi, öncellikle bu konuda bilgisi olan
gazeteci ve hukukçuların dinlenmesi, bir haftanın dokümanları incelemeye
ayrılması, Devlet Güvenlik Mahkemesinden dava dosyasının istenmesi, İçişleri
Bakanlığından Emniyet konusunda uzmanlaşmış bir Mülkiye Müfettişi istenmesi,
ifadesi alınacak kişilerin isimlerinin ve adreslerinin belirlenmesi, Susurluk
Komisyonunda Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili ifade verenlerin de ayrıca
komisyona çağrılması, bundan sonraki toplantılarda konu ile ilgili şahısların
ifadelerinin alınması kararlaştırılmıştır. (EK:10,10/1-17)
30/01/1997 tarih ve 10/86-5
sayılı yazı ile komisyon, Faili Meçhul Cinayetler Araştırma Komisyonu rapor
ve eklerini T.B.M.M. Başkanlığından istemiştir. (EK:10/18)
Rapor ve ekleri elden alınmıştır.
Komisyon 30/01/1997 tarih
ve 10/86-6 sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığından Emniyet soruşturmaları
hususunda uzmanlaşmış Mülkiye Müfettişi görevlendirilmesini istemiştir.
(EK:10/19)
İçişleri Bakanlığı’nca görevlendirilen
Mülkiye Başmüfettişi 10/03/1997 tarihinde görevine başlamıştır.
03/02/1997 tarih ve 10/86-10
sayılı yazı ile Ankara DGM Başsavcılığından Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili
dava açılmışsa dava dosyasının bir sureti, hakkında dava açılmış sanık
isimleri,dava açılmamış ise soruşturma ile ilgili her türlü belge, bilgi,
ifade ve ihbar mektupları istenmiştir. (EK:10/20)
06/02/1997 tarih ve 10/86-19
sayılı yazı ile Ankara Valiliğinden; Uğur Mumcu cinayeti mahallinde bulunan
Tunus Büyükelçiliğinde 24/01/1997 tarihindeki koruma görevlilerinin isimleri
sorulmuştur. (EK:10/21) Yine Ankara Valiliğinden 06/02/1997 tarih ve 10/86-20
sayılı yazı ile Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü sokakta bulunan Best Apart,
Ankara Hilton, Ankara Sheraton, Büyük Ankara Otellerinin 24/01/1993 tarihinden
10 gün öncesi ve 5 gün sonrasına ait otel müşteri kayıtları komisyonca
istenmiştir. (EK:10/22)
06/02/1997 tarih ve 10/86-21
sayılı yazı ile M.İ.T. Müsteşarlığı’nın Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili
bilgi ve belgelerinin komisyona gönderilmesi Başbakanlıktan istenmiştir.
(EK:10/23) Yine aynı tarih ve 10/86-22 sayılı yazı ile Uğur Mumcu
cinayeti ile ilgili yine Başbakanlıktan, Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat
birimlerinde bulunan bilgi ve belgeler istenmiştir. (EK:10/24)
06/02/1997 tarih ve 10/86-23,
10/86-24 sayılı yazılarla İçişleri Bakanlığı (J.G.Komutanlığı ve Emniyet
Genel Müdürlüğü)ından Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili tüm bilgi ve belgeler
istenmiştir. (EK:10/24-25)
06/02/1997 tarih ve 10/86-25
sayılı yazı ile Dışişleri Bakanlığı (İstihbarat Araştırma Genel müdürlüğü)’ından
Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili bilgi ve belge istenmiştir. (EK:10/26)
06/02/1997 tarih ve 10/86-26
sayılı yazı ile TRT Genel Müdürlüğü’nden Ertürk Yöndem ve Reha Muhtar’ın
Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili yapmış olduğu program bantları izlenmek
üzere istenmiştir. (EK:10/27)
06/02/1997 tarih ve 10/86-28
sayılı yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Uğur Mumcu cinayeti
ile ilgili ilk soruşturmayı yapan savcının ismi ve bugünkü görev yeri sorulmuştur.
(EK:10/28)
Yazımıza cevap verilmemiştir.
Yine aynı tarih ve 10/86-33
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığından Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili yazımız
tarihine kadar soruşturma ile ilgili dosya, bilgi ve belgeleri ile ihbar
mektuplarını, bu hususda sanık sıfatı ile soruşturulan kişiler varsa dosyalarının
tümü istenmiştir.
Yazımızdaki taleplerimize
cevap verilmemiştir.
20/02/1997 tarih ve 10/86-52
sayılı yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından Uğur Mumcu cinayetinin
işlendiği mahalle ilk giden nöbetçi savcının ismi ve görev yeri sorulmuştur.
(EK:10/29)
Yazımıza cevap verilmemiştir.
20/02/1997 tarih ve 10/86-53
sayılı yazı ile Ankara Emniyet Müdürlüğünden 24/01/1993 tarihinde görev
yapan Terör, Asayiş, İstihbarat Şube Müdürleri ile Çankaya Emniyet Müdürlüğü
ve Esat Karakol amirlerinin isimleri istenmiştir. (EK:10/30)
21/02/1997 tarih ve 10/86-54
sayılı yazı ile Ankara Nöbetçi Sulh Hukuk Hakimliğinden; Büyük Ankara Otelinin
806 nolu odasından 22-23 Ocak 1993 tarihinde yapılan konuşmalar ile Uğur
Mumcu’nun Karlı Sokak 65 numaralı apartmandaki kayıtlı telefonu, ayrıca
Ankara Milletvekili Ömer Çiftçi adına kayıtlı telefonların 24/01/1992-24/02/1993
tarihleri arasındaki telefon konuşma dökümlerinin alınabilmesi için karar
istenmiştir. (EK:10/31)
26/02/1997 tarih ve 10/86-62
sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığından Komisyonda önemli bilgiler veren
J.Astsb.Kd.Bçvş.Hüseyin OĞUZ’un korunması istenmiştir. (EK:10/32)
27/02/1997 tarih ve 10/86-63
sayılı yazı ile T.B.M.M. Başkanlığı (Anayasa Komisyonu)’ından Emekli DGM
Başsavcısı Nusret Demiral’ın komisyonumuzda yargısal görev kapsamında yorumlanacak
bilgi verip veremeyeceği sorulmuştur. (EK:10/33)
TBMM Başkanlığı, şifahi olarak,
TBMM İçtüzüğü’nün 34 üncü maddesine göre, Komisyonların birbirinden doğrudan
görüş alabileceklerini ifade etmiştir.
06/03/1996 tarih ve 10/86-75
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığı (DGM)’na Uğur Mumcu cinayeti dosyasının
komisyonumuzca Adalet Bakanlığında incelenebileceği bildirilmiştir. (EK:10/34)
10/03/1997 tarih ve 10/86-81
sayılı yazı ile İzmir Telekom Başmüdürlüğünden bazı telefonların mahkeme
kararında açıklanan izne istinaden konuşma dökümleri istenmiştir. (EK:10/35)
12/03/1997 tarih ve 10/86-84
sayılı yazı ile Emniyet Genel Müdürlüğünden Milliyet Gazetesinin 10/03/1997
tarihli baskısında yayınlanan “Bantlar Emniyette” başlıklı haber içeriği
bandlar istenmiştir. (EK:10/36)
12/03/1997 tarih ve 10/86-86
sayılı yazı ile R.T.Ü.K. Başkanlığından TGRT Televizyonunda yayınlanan
“Uğur Mumcu’nun Katili Hepimizin Düşmanıdır” başlıklı yayın bandı istenmiştir.
(EK:10/37)
12/03/1997 tarih ve 10/86-87
sayılı yazı ile P.T.T. Genel Müdürlüğünden Milliyet Gazetesinin 10/03/1997
tarihinde “Bantlar Emniyette” başlığı altında yer alan haberin P.T.T. Genel
Müdürlüğü yetkililerince yapılan açıklamanın komisyonda da yapılması istenmiştir.
(EK:10/38-39)
13/03/1997 tarih ve 10/86-90
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığından 24/01/1993 tarihinde görevde bulunan
Cumhuriyet Savcıları ile Savcı Yardımcılarının isimleri istenmiştir. Uğur
Mumcu Cinayetinde görevli sanıkların isimleri istenmiştir. (EK:10/40),
13/03/1997 tarih ve 10/86-89 sayılı yazı ile Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü’nden
Milliyet Gazetesinin 10/03/1997 tarihli baskısında yayınlanan “Bandlar
Emniyette” başlığında bahsi geçen 120 adet bandın komisyona ulaştırılması
istenmiştir. (EK:10/41)
13/03/1997 tarih ve 10/86-91
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığı’ndan ekli listede adı geçen İslami Hareket
Örgütü üyelerinin tutuklanan, serbest bırakılan veya mahkum olanlarının
ve Uğur Mumcu ile ilgili beyanları ile ilgili belgeleri soruldu. (EK:10/42-43),13/03/1997
tarih ve 10/86-95 sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığından RDX patlayıcı
kullanılan 5 olayın faillerinin ve örgütlerinin belirlenip belirlenmediği
sorulmuştur. (EK:10/44-45)
14/03/1997 tarih ve 10/86-98
sayılı yazı ile Başbakanlıktan 24/01/1993 tarihindeki Ankara MİT Bölge
sorumlusu ile Mehmet Eymür’ün komisyona gönderilmesi istenmiştir. (EK:10/46)
18/03/1997 tarih ve 10/86-100 sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığı’ndan İ.
Albay Coşkun Kıvrak’ın Komisyona gönderilmesi istenmiştir. (EK:10/47)
18/03/1997 tarih ve 10/86-102
sayılı yazı ile TRT Genel Müdürlüğü’nden 24/01/1993 tarihinde Saat 14.00’den
itibaren 31/01/1993 tarihine kadar Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili Ana Haber
Bültenlerinde yer alan haberlerin dökümleri istenmiştir. (EK:10/48)
18/03/1997 tarih ve 10/86-103
sayılı yazı ile MKE Genel Müdürlüğünden 28/02/1997 tarihli Milliyet Gazetesinde
“100 bin adet silahın seri numaraları silinip, (11) kamyona yüklenip JİTEM
mensubu subay eşliğinde Kuzey Irak’a götürülmesi” şeklindeki haberin içeriğinin
doğru olup olmadığı sorulmuştur. (EK:10/49-50)
19/03/1997 tarih ve 10/86-104
sayılı yazı ile Emniyet Büro Amirleri Hayrettin Özdemir ve Tacettin Aslan
komisyona çağrılmıştır. (EK:10/51)
21/03/1997 tarih ve 10/86-106
sayılı yazı ile Uğur Mumcu’nun Harp Akademilerinde yaptığı konuşma Başbakanlık’tan
istenmiştir. (EK:10/52-53)
21/03/1997 tarih ve 10/86-109
sayılı yazı ile Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden Sağ Terör, İrticai Terör
ve Hizbullah bölümünde görevli amir ve memurların isimleri istenmiştir.
(EK:10/54)
21/03/1997 tarih ve 10/86-110
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığı’ndan Murat Demir. Murat İpek, Velit Hüseyin
ve Kadir Karataş’ın açık kimlik ve fotoğrafları istenmiştir. (EK:10/55)
24/03/1997 tarih ve 10/86-111
sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığı’ndan Daşkın Akgün ve Kadir Karataş’ın
komisyona gönderilmesi istenmiştir. (EK:10/56)
24/03/1997 tarih ve 10686-113
sayılı yazı ile Başbakanlık (MİT)’den Cizre ve Doğanşehir sorumlularının
isimleri istenmiştir. (EK:10/57)
24/03/1997 tarih ve 10/86-114
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığından Müfettişler Vehbi Aksoy ile Muharrem
Coşkun’un komisyona gönderilmesi istenmiştir. (EK:10/58)
26/03/1997 tarih ve 10/86-116
sayılı yazı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı’ndan
Mumcu cinayetinin soruşturulması ile ilgili Mutlu Çeliker’in komisyona
gönderilmesi istenmiştir. (EK:10/59)
24/03/1997 tarih, 10/80-45
sayılı 27/03/1997 tarih, 10/86-116 sayılı yazılarla İçişleri Bakanlığından
Mutlu Çeliker, Ali Kalkan, Ali Sağlam, Cevdet Saral’ın Komisyon’a gönderilmesi
istenmiştir. (EK:10/60)
27/03/1997 tarih ve 10/86-118,119
sayılı yazılarla Reha Muhtar ve Celal Kazdağlı komisyona çağrılmıştır.
(EK:10/61-62)
28/03/1997 tarih ve 10/86-120
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığı’ndan “Onursal Savcı” ünvanı sorulmuştur.
(EK:10/63)
27/03/1997 tarih ve 10/86-122
sayılı yazı ile MİT Müsteşarı Sönmez Köksal komisyona çağrılmıştır. (EK:10/64)
27/03/1997 tarih ve 10/86-123,
02/04/1997 tarih ve 10/86-136 sayılı yazılarla İstanbul Milletvekili Necdet
Menzir komisyona davet edilmiştir. (EK:65-66)
27/03/1997 tarih ve 10/86-124
sayılı yazı ile İsmet Sezgin komisyona davet edilmiştir. (EK:10/67)
28/03/1997 tarih ve 10/86-125
sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığı’ndan tanık Ayhan Aydın’ın bulunup komisyona
getirilmesi istenmiştir. (EK:10/68)
31/03/1997 tarih ve 10/86-126
sayılı yazı ile Mehmet Ağar komisyona davet edilmiştir. (EK:10/69)
31/03/1997 tarih ve 10/86-127
sayılı yazı ile İstanbul Valiliği’nden İslami Hareket Örgütü üyeleri ile
ilgili bilgiler istenmiştir. (EK:10/70-71)
31/03/1997 tarih ve 10/86-128
sayılı yazı ile Adalet Bakanlığı’ndan Savcılar Ülkü Coşkun, Nuh Mete Yüksel,
Ahmet Soylu’nun komisyona gelmesi istenmiştir. (EK:10/72)
01/04/1997 tarih ve 10/86-130
sayılı yazı ile DGM eski Başsavcısı Nusret Demiral 2 defa komisyona davet
edilmiştir. (EK:10/73)
01/04/1997 tarih ve 10/86-131
sayılı yazı ile Bekir Aksoy komisyona davet edilmiştir. (EK:10/74)
01/04/1997 tarih ve 10/86-133
sayılı yazı ile Seyfi Oktay komisyona davet edilmiştir. (EK:10/75)
01/04/1997 tarih ve 10/86-134
sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığı’ndan Uğur Mumcu’nun korunması ile ilgili
bilgi istenmiştir. (EK:10/76)
02/04/1997 ve 10/86-135 sayılı
yazı ile itirafçılar, Murat Demir ve Murat İpek’in MİT ile ilgili ifadeleri
MİT Müsteşarlığa gönderilmiştir. (EK:10/77)
07/04/1997 tarih ve 10/86-140
sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığından Esat semtinde re’sen ve kendi istekleriyle
korunan kişilerin isimleri istenmiştir. (EK:10/78)
Yazımıza cevap gelmemiştir.
07/04/1997 tarih ve 10/86-141
sayılı yazı ile Dışişleri Bakanlığından C4 RDX ile suikaste uğrayan diplomatlar
sorulmuştur. (EK:10/79)
07/04/1997 tarih ve 10/86-142
sayılı yazı ile ODTÜ Rektörlüğünden C4 tipi patlayıcı uzmanı istenmiştir.
(EK:10/80)
07/04/1997 tarih ve 10/86-143
sayılı yazı ile Yargıtay Başsavcılığından Uğur Tonik’in adresi istenmiştir.
(EK:10/81)
09/04/1997 tarih ve 10/86-144
sayılı yazı ile Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nden Velit Hüseyin hakkında
bilgi istenmiştir. (EK:10/82-83-84)
09/04/1997 tarih ve 10/86-145
sayılı yazı iye HBB TV’den Uğur Mumcu ile ilgili İstanbul eski Milletvekili
Hasan Mezarcı’nın katıldığı “Yüksek Tansiyon” adlı program bandları istenmiştir.
(EK:10/85)
09/04/1997 tarih ve 10/86-146
sayılı yazı ile Muş Valiliği’nden Velit Hüseyin ile ilgili bilgi istenmiştir.
(EK:10/86)
SONRAKİ
KAYNAK:
TBMM İNTERNET SİTESİ
(BU BELGE 29 HAZİRAN 2000
TARİHİNDE BELGENET ARŞİVİNE ALINMIŞTIR)
  |