Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
İlgili Sayfalar
ÖNERGE
ÖNERGENİN GÖRÜŞÜLMESİ
RAPORUN GÖRÜŞÜLMESİ

TBMM UĞUR MUMCU ARAŞTIRMA KOMİSYONU RAPORU


KOMİSYONA İNTİKAL EDEN BELGELERİN İNCELENMESİ

1-) Adalet Bakanlığı’nın 13/02/1997 tarih 6.13.5.1993/004495 sayılı yazı ile Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde bulunan soruşturma dosyasının bir suretinin gönderilemeyeceği, 11 klasörden oluşan dosyanın komisyon üyelerince DGM savcıları nezaretinde incelenebileceği bildirilmiştir. (EK:11,11/1-2)

2-) Jandarma Genel Komutanlığı’nın 17/02/1997 tarih 3-7559 sayılı Korgeneral Yalçın Erten imzalı yazısı ile Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili Jandarma Genel Komutanlığının herhangi bir birimince soruşturma yapılmadığı dolayısıyla bu konuda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı bildirilmiştir. (EK:11/3)

3-) “Hilton Otel Ankara” Hukuk Müşavirliğince 15/02/1997 tarihli yazısı ekinde istenen tarihler arası müşteri listeleri komisyona gönderilmiştir. (EK:11/4)

4-) TRT Genel Müdürlüğünün 17/02/1997 tarih ve 814 sayılı yazısı ile “Perde Arkası ve Ateş Hattı” programlarının bandları komisyona gönderilmiştir. (EK:11/5)

5-) İçişleri Bakanlığı (Emniyet Genel Müdürlüğü)’nın 17/02/1997 tarih ve 03.02.1993/97 sayılı yazıları ekinde Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili polis labarotuvar raporları ve Emniyette bulunan bazı belgeleri ve dokümanları bir klasör halinde komisyona göndermiştir. (EK:11/6-190)

6-) MİT Müsteşarlığının 18/02/1997 tarih 4387 sayılı yazılarında Mumcu cinayeti ile ilgili, ellerinde bilgi ve belge bulunmadığı, 2937 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince MİT’in cinayetleri inceleme görevinin bulunmadığı, bu konuda yetkinin DGM savcılığının olduğu belirtilmektedir. (EK:11/191-192)

7-) Ankara Valiliği (Emniyet Müdürlüğü)’nin 18/02/1997 tarih ve 025382 sayılı yazılarında Tunus Büyükelçi evinde görevli memurların isimleri komisyona bildirilmiştir. (EK:11/193-194)

8-) Ankara DGM Başsavcılığının 19/02/1997 tarih ve B-1997/166 sayılı yazılarında Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili 25/01/1993 tarihinden 18/07/1994 tarihine kadar yetkili savcının Ask.Hak.Binb.Ülkü Coşkun olduğu ve kendisinin görevlendirildiğine dair yazılar komisyona gönderilmiştir. (EK:11/195-199)

9-) Komisyon üyesi Tevfik Diker 25/02/1997 tarihli yazısına ekli Gazeteci Ümit Oğuztan’ın PKK itirafçıları ile ilgili yazısı ve gazete haberlerini komisyona sunmuştur. (EK:11/200-208)

10-) Grand Hotel Ankara Genel Müdürlüğü’nün 19/02/1997 tarihli yazısı ekinde 22-23 Ocak 1993 tarihinde otelin 806 nolu odasında Alaattin Çakıcı’nın kaldığı açıklanmıştır. (EK:11/209-216)

11-) Özel Lejyoner olduğunu ifade eden Abdullah Çetin’in Susurluk Komisyonunda vermiş olduğu 28/01/1997 tarihli ifadesi komisyona getirilerek incelenmiştir. (EK:11/217-239)

12-) Gazeteci Evren Değer ve Tuncay Özkan’ın Komisyona verdikleri Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili patlayıcılar, ifade tutanakları, telefon ihbar tutanağı, Mumcu’nun not defterinin fotokopileri, gazete havadisleri incelenmiştir. (EK:11/240-249)

13-) Grand Otel Ankara Genel Müdürlüğü, 20/02/1997 tarihli yazı ekinde konaklama belgesi, fatura dökümü, bilgisayarda adresi bulunanlarla, telefon ticketi ve personel listesini komisyona bildirmiştir. (EK:11/250-264)

14-) Komisyona ifade veren Nezih Tavlaş’ın 20/02/1993 tarihinde Faili Meçhul Cinayetler Komisyonuna verdiği ve bir örneğini Komisyonumuza sunduğu Başbakanlığa hitaben yazılmış, MİT Müsteşarlığı antetli ve Müsteşar Sönmez Köksal imzasını havi 02/02/1993 tarih ve 01.786.8879/435 sayılı yazıda “ABD’nin, güvenliğini ve hayat çıkarlarını yakından ilgilendiren Türkiye’nin, gerekli yerlerinde kuvvet bulundurmak ve bu maksatla Orta Doğu’yu kontrol altına alıp, Türkiye’nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek maksadıyla; 

ABD Haberalma Servisi “CIA” denetiminde, İsrail Kabine görevlisi Haim Bar-Lev kontrolünde, İsrail “GANDA” birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel TİM “Hayf” Deniz Üssünden botla Türkiye’ye giriş yapmışlardır. 

Mezkur timin ülkemizdeki görevleri, Teşkilatımızın değerli Haber kaynaklarından Gazeteci Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand’ı öldürmekdir.

Gazeteci Uğur Mumcu’yu öldüren tim elemanları ikinci görevleri olan Mehmet Ali Birand’ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmamışlardır. TİM elemanlarının yaptığımız istihbarat neticesinde İsrail Hükümetinin Ankara Temsilciğinde kaldıkları tespit edilmiştir.(EK: 11/265-266)

15-) Emekli DGM Savcısı Tevfik Hancılar’ın Komisyona gönderdiği 24/02/1997 tarihli yazılarında; mevcut soruşturma dosyasında bulunan bilgiler dışında bilgisi olmadığını, 1996 yılında emekli olduğunu, dosya içeriğinin Binbaşı Ülkü Coşkun tarafından takip edildiğini, bilahare Kemal Aydın tarafından yürütüldüğünü, emekli olana kadar ise dosyayı kendisinin takip ettiğini, dosyanın 14-15 klasörden oluştuğunu, içeriğini bilmesinin ya da özetlemesinin olanaksız olduğunu, elinde doküman bulunmadığından komisyona sağlıklı bilgi veremiyeceğini ifade etmiştir. (EK:11/267-268)

16-) Yasadışı Örgütlerin Devletle Olan Bağlantıları ile Susurlukta Meydana Gelen Kaza Olayının Arkasındaki İlişkilerin Aydınlığa Kavuşturulması Amacı İle Kurulan 10/89 sayılı Meclis Araştırması Komisyon Başkanlığı’nın 24/02/1997 tarih ve 10/89-247 sayılı yazıları ile Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili Astsubay Hüseyin Oğuz’un verdiği bilgilerle ilgili ifade tutanağını Komisyona göndermiştir. (EK:11/269-272)

17-) İçişleri Bakanlığı (Jandarma Genel Komutanlığı) 24/02/1997 tarih 43658 sayılı yazıları ile Astsubay Hüseyin Oğuz’un 24/02/1997 günü Komisyona gönderileceği açıklanmıştır. (EK:11/273)

18-) TGRT Genel Müdürlüğü 15/02/1997 tarih ve 97/19 sayılı yazıları ile Uğur Mumcu suikasti ile ilgili yayınlanan bandların yayın tarihinden itibaren bir yıl bekletilebildiğini, bilahare silindiğinden istenen programı sunamayacaklarını açıklamıştır. (EK:11/274)

19-) Avukat Ceyhan Mumcu, Komisyonumuzla birlikte TBMM’nde grubu bulunan parti Başkanlarının TBMM, MİT, Başbakanlık ve Milli Güvenlik Kurulu Başkanlığı’na gönderdiği 25/02/1997 tarihli yazısında; MİT Müsteşarlığı’nın Komisyona gönderdiği bir yazıda “Uğur Mumcu’nun Solcu, Kürtçü, Radikal İslamcı ve Ülkücü çevreler tarafından hedef alınabileceği mümkün görünmesine rağmen somut bir bilginin edinilmediği, soruşturmanın ise DGM tarafından yürütüldüğü, ellerinde belge ve bilgi bulunmadığının” açıklandığını basından duyduğunu, oysa Mumcu’nun yazılarında işlediği belgeli konuların ülke bütünlüğü ile ilgili olduğunu, cinayetin işlendiği tarihlerde DGM savcısının ise “bu cinayetin yabancı örgüt işi” olduğunu açıkladığını. bu nedenle zaman zaman İran, ABD ve İsrail’in suçlandığını, toplumda infial uyandıran cinayet olduğu Faili Meçhul Cinayetler Komisyonunca da tespit edildiği, kamu makamlarınca da bunun aydınlatılmasının “namus borcu” olduğunun açıklandığını, bu meyanda MİT Müsteşarlığı’nın bu cinayet soruşturmasını sadece DGM’nin üzerine yüklediğini, geçen dönemde DGM’nin ise gizlilik sebebi ile komisyonlara bilgi vermekten kaçındığını, 2937 sayılı Kanunun 4. maddesinin ilgi tutularak kayıtsız kalınmasının vehametinin giderilmesi için yasal ve yönetsel tedbirlerin alınmasını istemiştir. (EK:11/275-276)

20-) Ankara DGM Başsavcılığının 25/02/1997 tarih ve 1997/195 sayılı yazılarında da; Uğur Mumcu cinayetinin ilk incelemesinin 24/01/1993 tarihinde Nuh Mete Yüksel ve Ülkü Coşkun’un tarafından yapıldığı Ülkü Coşkun’un halen Ankara DGM Hakimi olduğu, Nuh Mete Yüksel’in ise halen Ankara DGM Savcılığı görevini yürüttüğü açıklanmıştır. (EK:11/277)

21-) DGM eski Başsavcısı Nusret Demiral 24/02/1997 tarihli yazısında; Mumcu cinayetinin halen Ankara DGM Savcılığınca inceleme ve araştırma aşamasında olduğunu, bu nedenle Komisyon’a soruşturmanın gizliliği açısından bilgi verilmesinin sakıncalı olduğunu, Meclis Araştırma Komisyonunun belli bir konuda bilgi edinmek için kurulduğunu, bu araştırmanın ise ancak, yargıya intikal etmemiş konularda olabileceğini, Komisyonun Anayasa ve Meclis İçtüzüğü’ne göre yargısal görev üstlenmesinin mümkün olamıyacağını, görevde bulunduğu sürede bu konuda bilgi vermediği gibi aynı nedenlerle Uğur Mumcu Komisyonuna bilgi ve belge vermesinin mümkün olamıyacağını açıklamıştır. (EK:11/278)

22-) Genel Kurmay Başkanlığı 26/02/1997 tarih ve 3050-232-97 F.E sayılı yazılarıyla Uğur Mumcu’nun öldürülmesi konusunun Genel Kurmay Başkanlığı’nın görev ve yetki alanına girmediğinden; sözkonusu cinayetle ilgili olarak Genelkurmay İstihbarat birimlerince herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadığını ve toplanmış bilgi ve belge bulunmadığını belirtmiştir. (EK:11/279-281)

23-) Tekin Coşkuner vekili Avukat Oğuz Tekin 26.02.1997 tarih ve 374.47262.1997.2030 sayılı telgrafla, Astsubay Hüseyin Oğuz’un basında yer alan asılsız iddialar hakkında komisyona bilgi arz edeceği bildirilmiştir. (EK:11/282)

24-) Ankara Valiliği (Emniyet Müdürlüğü) 26.02.1997 tarih ve 045585 sayılı yazılarıyla, Ahmet-Hatice oğlu 1964 doğumlu Kars ili Arpaçay ilçesi Aslanoğlu köyü nüfusuna kayıtlı Ayhan Aydın’ın dosyada belirtilen adresinin ilimiz Y.Dikmen Mahallesi 27.sk. No:96 sayılı yer olduğu, Müdürlüğünüz TEM Şube Müdürlüğü’nün 26/02/1997 gün ve B.05.1.EGM.4.06.00.14.İLL.Sor.(C) 1997/1182 sayılı yazılarından anlaşıldığı belirtilmiştir. (EK:11/283)

25-) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 10.03.1997 tarih ve 53413 sayılı yazılarında; Komisyonun 07.03.1997 tarih ve A.01.1.GEÇ.10/86-76 sayılı yazısında, Mehmet Eymür’ün 10.06.1988 tarihinde emekli olduğunu, bilahare 31.01.1994 gün ve 71.01.252.9037.5l8 sayılı Başbakanlık oluru ile Müsteşarlıkdaki görevine yeniden başladığı, 1988-1994 tarihleri arası emekli olan Mehmet Eymür’ün menfur cinayetle ilgili bilgisinin olmasının maddeten mümkün olmadığı, bu nedenle komisyona gelmesinde fayda görülmediği belirtilmiştir. (EK:11/284)

26-) İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı 07.04.1997 tarih ve İsth.Ş.56643 sayılı yazılarıyla “Gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun öldürülmesi olayı Polis sorumluluk bölgesinde vukuu bulduğundan; yetki itibariyle Jandarma Genel Komutanlığınca hiçbir araştırma ve soruşturma yapıtırılmamıştır. Bu nedenle Jandarma Genel Komutanlığı envanterinde bu konuda hiçbir bilgi ve belge” bulunmadığı belirtilmiştir.(EK:11/285)

27-) Başbakanlık Müsteşarlığı 13/03/1997 tarih ve 1900/00335 sayılı yazılarıyla Avukat Ceyhan Mumcu’nun daha önce Komisyonumuza sunduğu ve 19. maddede özetlenen Başbakanlığa verdiği 24/02/1997 tarihli dilekçeyi komisyona gereği için sunmuştur. (EK:11/286-287)

28-) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 17.03.1997 tarih ve 53910 sayılı yazıları ile, menfur cinayetin işlendiği 24.01.1993 tarihinde Ankara sorumlusu MİT personelinin şu an daimi görevle yurt dışında bulunduğu ve 19 Mart 1997 tarihine kadar komisyona gönderilmesinin şu an için mümkün olmadığını belirtmiştir. (EK:11/288)

29-) Türk Telekom İzmir Başmüdürlüğü 18.03.1997 tarih ve 002743 sayılı yazılarıyla 2323458 numaralı telefonun 04.10.1985 tarihinden beri 1943 Bursa doğumlu Nihat oğlu İsmail Cansever adına kayıtlı olduğunu, 2630238 ve 3855661 nolu abonelerin Müdürlük sorumluluk alanında bulunmadığı bildirilmiştir. (EK:11/285)

30-) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 18.03.1997 tarih ve 1142 sayılı yazısıyla, 24.03.1993 tarihinde TGRT kuruluşunda yayınlanan Uğur Mumcu hakkındaki programın yayın bandının, talep edildiği ancak, “Üst Kurulumuzca Ulusal ölçekli yayın yapan televizyon kuruluşlarının yayınları kaydedilmekte ve bu kayıtlar belli bir süre muhafaza edildikten sonra silinmektedir. Üç ay gibi süreyi aşan yayınların kopyasının istenmesi halinde kurulumuz bu isteğe cevap verememektedir” denilmiştir. (EK:11/290)

31-) Makina Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü 21.03.1997 tarih ve 413 sayılı yazılarıyla, 100 bin adet silahın üzerindeki seri numalarının silinmek istendiği ve 11 kamyon eşliğinde gelen bir JİTEM mensubu subaya teslim edildiği hususunda MKEK Genel Müdürlüğü’nde herhangi bir kaydın ve belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. (EK:11/291)

32-) Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, 21.03.1997 tarih ve 1997/497 sayılı yazılarıyla, Denizli DEHA Televizyonunda Murat İpek ve Murat Demir isimli iki itirafçı ile yapılan röportajdan sonra, Denizli Emniyet Müdürü Necati Altıntaş ve 4 Emniyet görevlisi ile itirafçılar hakkında hazırlık soruşturması yapılarak gereğinin ifası için İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gönderildiği ifade edilmiştir. (EK:11/292)

33-) Bolu/Akçakoca Çayağzı Köyü nüfusuna kayıtlı 1946 doğumlu Ahmet oğlu emekli Jandarma Albay Durmuş Kıvrak PTT kanalıyla gönderdiği 24.02.1997 tarihli dilekçesinde, Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili en ufak bir bilgisinin olmadığını 1991 Temmuz-1993 Eylül ayları arasında Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli bulunduğunu, bunun Jandarma Komutanlığında ve Bölge Komutanlığında bulunan ceridelerdende anlaşılacağını belirtmiştir. (EK:11/293)

34-) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 25.03.1997 tarih ve 53982 sayılı yazılarıyla, MİT Müsteşarlığının kanuni görev alanı içinde menfur cinayetin işlendiği tarihten bu yana ilgili devlet kuruluşlarına yardımcı olunduğunu, buna karşın maksatlı bilgi sızdırmalar ve sorumsuz iddia sahipleri ve bunları araştırmadan bir devlet kuruluşunu zan altında bırakanlar hakkında hukuki yollara başvurulacağından, komisyonumuzda MİT Müsteşarlığı veya herhangi bir MİT mensubu ile ilgili beyanda bulunan şahısların ifade ve görüşme tutanaklarının çok ivedi Müsteşarlığa gönderilmesinin talep edildiği görülmüştür. (EK:11/294-305)

35-) TRT Genel Müdürlüğü Haber Dairesi Başkanlığı 26.03.1997 tarih ve 1438 sayılı yazıları ekinde gönderilen Ana Haber Bültenlerinde yer alan haber dökümlerinde 24.01.1993 (Pazar) 16.00-17.00-19.00-23.00 haberlerinde “Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özgün Acar”, olaydan sonra gazeteye telefon eden bir kişinin, Uğur Mumcu’nun İslami Kurtuluş Örgütü tarafından öldürüldüğünü bildirdiğini söylemiştir.

Yabancı haber ajansları Uğur Mumcu’nun ölüm haberini suikast’tan hemen sonra dünyaya duyurdular.

İngiliz Reuter ve Amerikan AP Ajansı haberinde Mumcu’nun radikal İslamcı ve bölücü hareketlere yönelik sert eleştirilerine ve Papa 2’nci Jean Paul’e düzenlenen suikast üzerine araştırmalarına dikkati çekti.

Fransız Haber Ajansı da, Mumcu’nun köşe yazılarında yolsuzluk olaylarına ve Türk mafyasına sık sık yer verdiğini kaydetti. 

Ankara Valisi Şahinoğlu, Mumcu’nun korunup korunmadığının sorulması üzerine kendisinin koruma talep etmediğini belirtti.

24.01.1993 (Pazar) 19.00 haberleri yorum kısmında 

Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarlarından Uğur Mumcu, Ankara’da bombalı suikast sonucu öldürüldü. Cunayeti İslami Kurtuluş Örgütü ve İslami Büyük Doğuş Akıncılar Cephesi adlarında iki ayrı örgüt üstlendi.

Anadolu Ajansı’nın İstanbul bürosunu arayan bir kişinin de saldırıyı İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi adlı örgütün üstlendiğini bildirdi. 

Amerikan AP Ajansı, haberinde Mumcu’nun “laikliğin ve Atatürk ilkelerinin yılmaz savunucusu olduğunu belirterek, radikal dinci gruplardan sık sık ölüm tehditi aldığını kaydetti”ğinin yer aldığı,

26.01.1993 (Salı) 13.00 haberlerinde İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Parlamentoda gazetecilerin sorularını cevaplandırırken

Uğur Mumcu’nun çalışmalarını ve araştırmalarını içeren bilgisayar disketlerinin uzmanlar tarafından incelenmekte olduğunu kaydeden Sezgin, “Mumcu’nun son çalışmasının PKK-MİT ilişkisi olduğunun hatırlatılması üzerine de;

Uğur Mumcu, PKK ile APO ile ilgili bir takım çalışmalar yapıyordu, Bizde kendisine her türlü yardımı yapıyorduk” haberinin yer aldığı, (EK:11/306-400)

36-)Dışişleri Bakanlığı (İstihbarat ve Araştırma Genel Müdürlüğü)’nın 25/03/1997 tarih ve 1121-254 sayılı yazı içeriği ve ekleri aşağıdaki maddelerde açıklanmıştır:

Dışişleri Bakanlığı’nın Komisyonun istediği bilgileri içerir cevabi yazısında mahremiyetine uyulmak kaydıyla yazışmalar, açık telgraflar ile dış basın özetleri başlığı altında gönderdiği belgeler incelenmiştir: 

I- Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığınca yapılan yazışmalar:

Almanya’nın Köln şehrinden Ramiz Işık isimli şahsın postaya vermiş olduğu Uğur Mumcu ile ilgili ihbar mektubu ve ekleri ile gereğinin yapılması talimatı.

Sabah Gazetesi Brüksel Muhabirine telefon edip gazeteci Uğur Mumcu’nun ölümü ile ilgili elinde video kaset bulunduğundan bahsetmiş ancak göndermediğinden araştırılması istenmiştir.

Adalet Bakanlığı Cezaişleri Genel Müdürlüğünün Dışişleri Bakanlığından; 

Londra’da faaliyet gösteren “Müslim İnstitute” isimli kuruluşun, araştırma talebi yerine getirilerek kurucularının bilgi notlarının hazırlanmış olduğu anlaşılmıştır. 

II- Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili olarak Dış Basında yer alan haberlerle ilgili telgraflar:

1-) İran ile ilgili çekilen telgraf özetleri;

Türkiye’nin suçlamalarının dayanaktan yoksun,

Türkiye İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in, İran’ı suçlayarak Radikal İslamcıların Tahran’da eğitildiklerini açıkladığı, İslamcıların PKK’dan daha tehlikeli olduğunu, hükümeti devirmeye yönelik olduğunu, Türk Devlet adamlarının benzeri açıklamaları yapmaya devam ettiğini,

– Mumcu’nun şüpheli ölümünün sebebinin ortaya çıktığını, İran’ı suçladığı ölümünün siyonistler tarafından işlendiğinin anlaşıldığını, Türkiye Siyonistlerinin olayı İran’ın işlediğini açıkladığını,

– İran’daki mollalar rejiminin; Uğur Mumcu olayı ile bir ilişkilerinin olmadığını, batı basının ise J. Kamhi suikastlarının arkasında İran’ın olduğunu, Türkiş Daily News ise Mumcu’nun dinciler arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğundan İran gizli servisi “Savama” tarafından öldürüldüğünü,

– Gazetecilerin ölümünden İranı sorumlu tuttuğunu, sert bir dille İran’ın eleştirildiği,

– İran’lı yöneticilerin bu sert tepkilere şimdilik cevap vermediği

– Süleyman Demirel’in İran Cumhurbaşkanından Mumcu ve Ali Akbar Gabari’nin öldürme failleri için yardım istediğini,

– Uğur Mumcu cinayetinden sonra yakalanan İslamcı Teröristlerin Tahran yakınlarında eğitildiğini Cumhurbaşkanının açıkladığını,

– İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in İranın bir devlet olarak terörist eylemlerin ardında olmadığını düşündüğünü,

Bu konuda Türkiye’nin İran’a bir dosya sunacağı ve ortak soruşturma komisyonu kurulacağının kararlaştırıldığı,

– İslami Hareket Örgütünün Mumcu olayı ile bağlantısının araştırıldığı,

– İran’ın Türkiye’deki İslamcı Örgütlere parasal yardım yaptığı belirtiliyor

– İslami Hareket Örgütünün Mumcu olayına karıştığı şüphesi olduğu, Demirel’in bu örgütün ardında İran Gizli İstahbarat Örgütü SAVAK’ın olduğunu açıkladığı,

– Uğur Mumcu cinayetinde İran parmağı olduğu şüphesi sebebi ile Türk-İran ilişkilerinin kopma noktasında olduğunu,

–- Mumcu’nun cenaze töreninde, 200 bin civarında kişinin “Mollalar İran’a” sloganı söylediğini,

– Türkiye Cumhurbaşkanı “Mumcu Cinayetinde İran’ın direkt suçlanamayacağını “ söylediğini

– İran’ın 6 Şubat 1993 tarihli basın açıklamasında Türkiye’deki siyasi cinayetler, özellikle Uğur Mumcu cinayeti ile ilgisinin bulunmadığını açıkladığını,

– İran Büküyelçisinin Uğur Mumcu olayını gerçekleştirenlerin İran’a atfedilmesinin iki ülkenin arasının açılmasına yönelik olduğunu açıkladığını,

– İran Cumhurbaşkanına Mumcu cinayetinin hatırlatılması üzerine ilişkilerinin devam edeceğini açıkladığını bildirmişlerdir.

2-) Çekilen telgraflar Türkiye’nin Tahran, Moskova, Bonn, Cezayir, Kuveyt, Amman elçiliklerinden o ülkelerdeki radyo, TV ve gazetelerdeki Uğur Mumcu ile ilgili haberlerin T.C. Dışişleri Bakanlığına gönderildiği incelenmiştir.

III- Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili dış basında yer alan haber ve yorumların başlıkları:

– 13 Şubat 1993 Milli Gazete “Cinayetlerde CIA ve MOSSAD gölgesi”, (TBMM tutanaklarından)”Gerçek belgeleri Şevket Kazan açıkladı, İşte belge”

– Gazeteci Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili Essen’deki WAZ gazetesinde 25/01/1993 tarihli yazıda “Bir Türk gazeteci daha öldürüldü” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– Mumcu cinayeti ile ilgili 25/01/1993 tarihinde İngiltere’de; THE DAİLY TELEKRAPH, THE TIMES, THE Guar DİYAN, THE İMDEPENDENT gazetelerinde yayınlanan haberler elçilikçe Türkiye’ye bildirilmiştir.

– İngiltere’deki bazı Türk gazeteciler 25 Ocak 1993 günü büyük elçilik Kançılaryası önünde yaptıkları sessiz protestoda (3) adet İngilizce mesaj sunmuşlardır.

– 26/02/1993 tarihinde Fransız Liberation gazetesinde “Türk gazetecinin ölümünü PKK üstleniyor, Ankara’da cinayet” başlığı ile yayınlanmış; yine aynı tarihte L’Mumanite gazetesinde “Türkiye’de suikast” başlığı ile Mumcu’nun otomobilinin fotoğrafı ile haber yayınlanmıştır.

– Viyana’da yayınlanan Derstendard ve Die Presse gazeteleri de, 25/01/1997 tarihli nüshalarında Uğur Mumcu’nun ölümünden bahsetmişlerdir.

– İtalya’da yayınlanan 25/01/1993 tarihli İl Messaggero, “Papa Suikastını yeniden inceleyen gazeteci öldürüldü” Gorrieve Della Sera; “İslamcı Gruplar Uğur Mumcu’nun Öldürülmesini üstlendiler, Ankara’nın merkezinde otomobil-Bomba, Mafya konusunda Tecrübeli Gazeteci öldürüldü” İl Cornaile “Türkiye, Papaya suikast Kitabının yazarı öldürüldü”

– 26/01/1993 tarihinde İngiltere’de yayınlanan THE İntependent gazetesinde “Türkler Yas Tutuyor” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– 26/01/1993 tarihinde Fransa’da yayınlanan Lellonde gazetesinde “İslamcı gruplar ünlü gazetecinin ölümüne sahip çıkıyor” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– 26/01/1993 tarihinde B.A.Emirliği OMMAN MUSKAT da yayınlanan Times Of Oman gazetesinde “Türk gazeteci öldürüldü” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– 25/01/1993 tarihli Hamburg’ta yayınlanan; Kieler Nachrichten “İslami Terör Ankara’da bir gazeteciyi öldürdü” Hamburgur Abendlatt “Gazeteci öldü” şeklinde yayınlanmıştır.

– 27/01/1993 tarihinde yayınlanan İspanya ELMUNDO gazetesinde de cinayet haber yapılmıştır.

– 27/01/1993 tarihinde Kuzey Kıbrıs Cumhuriyetinde yayınlanan Halkın Sesinde “Mumcu cinayetinde tutuklama”, ENF’de “Uğur bir deli ateşkes yapmaz”, Yenidüzen’de “İnançlar, tehditler ve düşünce özgürlüğü, Yenidüzen’de “Katliama tepkisi”, Yenidüzen’de “Tepkiler sürüyor”, Dirlik’de “Mumcu’yu öldüren bombanın sırrı çözüldü” KIBRIS’da “Suikastde plastik bomba” haberleri çıkmıştır.

– 26/01/1993 tarihinde Gümülcine’de yayınlanan Druna gazetesi “Türk Gazeteciyi Havaya Uçurdular” başlığı ile haber yapmıştır.

– 26/01/1993 tarihinde Mumcu Cinayeti ile Alman Frankfurter Allgemine’de “Türkiye Uğur Mumcu için yas tutuyor” General Anzeicer’de “O, Atatürk’ün idealleri uğruna öldü-Türk Kamuoyu Mumcu’nun öldürülmesine kızıyor”, Stuttgarter Zeitung’de “Koruma görevlisi izinli olmasaydı”

– 26/01/1993 tarihinde Sudan Haber Ajansı bülteninde ve New Horizon gazetelerinde- Uğur Mumcu’nun ölümü haberi yorumsuz yayınlanmıştır.

– 27 Ocak 1993 tarihli Paris Le Monde gazetesinde “Uğur Mumcu’nun ölümünden sonra İstanbul’da İran aleyhtarı göstericiler” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– Moskova’da yayınlanan 25/01/1993 tarihli İzvestiz ve 26/01/1993 tarihli Nezavisimaya gazetelerinde Mumcu cinayeti ile ilgili haberler yayınlanmıştır.

– 26/01/1993 tarihinde İsviçre Basınında; Journal de Geneve’de “Bir doğrunun ölümü” başlıklı yorum yazısı, ve üç haber yayınlanmıştır.

– 25/01/1993 tarihli Alman Frankfurter Rundschau gazetesinde “Türk gazeteci öldürüldü” Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinde “Türkiye’de bir gazeteci öldürüldü”, Süddeautsche Zeitung’da “Türk gazeteci öldürüldü” General Anzeiger’de “Türk gazeteci bombalı saldırıda öldü” Kölner Stadt Anzeiger’de “Ankara’da Türk Gazeteci öldürüldü” Stutgarter Zeitung’de “Türkiye’de suikast” başlıklı haberler yayımlanmıştır. 

– 25/01/1993 tarihinde Beyrut’ta yayınlanan Leorient Lejour gazetesinde “Bir Tür Gazeteci Arabasında Düzenlenen Bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti” başlıklı haber çıkmıştır. 

– 25/01/1993 tarihinde Tahran’da yayınlanan Resalet “İnter Star TV.’si Mumcu’nun ölümünü İslami Kurtuluş Örgütü üstlendi”, Abrar Gazetesi başlıklarıyla olayı duyurmuşlardır. An Mahar Gazetesi de Mumcu’nun öldürülmesini haber yapmıştır. 

– Sidney’de yayınlanan Yorum Gazetesi 25/01/1993 tarihli nüshasında “Uğur Mumcu öldürüldü” başlığı altında Türkçe bir haber yayımlamıştır. 

– 25/01/1993 tarihinde OECD nezdindeki Büyükelçiliğin Mumcu ile ilgili derlenen bülteninde her ülkenin görüşü yayınlanmıştır (9ülke)

– Filipide yayınlanan Maritsa gazetesinde Uğur Mumcu ile ilgili olarak 26/01/1993 tarihli nüshasında “Türk Gazeteci Bomba ile Parçalandı, Mumcu’nun ölümü Ankara’da şok tesir yapmıştır” haberleri yayınlanmıştır.

– Boines Aires’de yayınlanan Heralr gazetesinin 25/01/1993 tarihli nüshasında “Türk gazeteci bombalandı” haberi yayınlanmıştır.

– Dakka’da yayınlanan The Daily Star ve The Benglade gazetelerinin 27/01/1993 tarihli nüshalarında; “Uğur Mumcu’nun bomba ile öldürüldüğü” haberi verilmiştir. 

– Kanada’da yayınlanan The Gazete’nin 25/01/1993 tarihli baskısında “Otomobile yerleştirilen Bomba Türk Gazeteciyi öldürdü” haberi çıkmıştır.

– Meksika’da yayınlanan El Hacional gazetesinde 25/01/1993 tarihinde yayınlanan “Türk gazeteci Ankara’da öldürüldü” başlıklı haber çıkmıştır.

– Bükreş’te yayınlanan Nine O’clock Adevarul, ve Dreptatea gazetelerinde 26/01/1993 tarihinde Mumcu’nun ölüm haberi çıkmıştır.

– Kopenhag’da yayınlanan Politiken, İnformasyon gazetelerinde 25-26/01/1993 tarihinde Uğur Mumcu’nun ölümü ile ilgili haberler çıkmıştır.

– Stokholm’de yayınlanan Svenska Dağbladet gazetesinin 26/01/1993 tarihli nüshasında “Türkiye’de Meşhur bir gazeteci öldürüldü” haberi çıkmıştır.

– Berlin’de yayınlanan Neues Deutschland gazetesinde “Gazeteci öldürüldü”, Berliner Morgenpost “Bir Türk gazeteci Suikast sonucu öldürüldü”, Der Tafesspifel “Ankara’da Türk gazeteci öldürüldü” haberleri 25/01/1993 tarihinde yayınlanmıştır.

– Polonya’da yayınlanan Triybuna gazetesinde 25/01/1993, RZECZPOSPOLİTA gazetesinde 26/01/1993 tarihinde Mumcu’nun ölüm haberleri yayınlanmıştır.

– Lüksemburg’da yayınlanan Luxemburger Wort gazetesi 26/01/1993 tarihli baskısında Uğur Mumcu’nun ölüm haberini vermiştir.

– Palermo “Eski Hakim Carlo-Palermo’nun Anti Mafya Esgüdüdün Derneği Başkanı’nın gönderdiği basın bildirisinde; Mumcu’nun ölümü kınanmıştır.

– Hollanda’da yayınlanan Valkskran gazetesinde 25/01/1993, Trouw gazetesinde 25/01/1993, Algemen Dagbland gazetesinde 25/01/1993, NRC Handesbland gazetesinde 25/01/1993, Haaysche Courant Monday gazetesinde 25/01/1993, Tebegraf Monday gazetesinde 25/01/1993, tarihlerinde Uğur Mumcu’nun ölüm haberleri verilmiştir.

– Karaci’de yayınlanan The News gazetesinde 28/01/1993 tarihinde “Türkler Katledilen yazar için Yürüyorlar” başlıklı bir haber vermiştir.

– Abu Dhabi’de yayınlanan Al Khalerj gazetesi 28/01/1993 tarihli baskısında “Suikaste uğrayan gazeteci sıkı güvenlik tedbirleri arasında toprağa verildi” Gulf News gazetesi 25/01/1993 tarihli baskısında “Türk gazeteci öldürüldü”, haberlerini vermiştir.

– Roma’da yayınlanan İl Messaggero gazetesinde 26/01/1993 tarihli “Çok düşmanım var, beni öldürecekler” başlıklı yorum, 27/01/1993 tarihli Corriera della Seva’da “faillerin yakalandığı” yayınlanmıştır.

– Salzburg’da yayınlanan Tiroler Tagesztung gazetesinin 25/01/1993 tarihli baskısında Mumcu’nun ölüm haberi yayınlanmıştır.

– Berlin’de yayınlanan Neues Deutschland gazetesinin 28/01/1993 tarihli “Gazeteci defnedildi” Der Tagesssigel’in 28/01/1993 tarihli nüshalarında “Genelkurmay başkanı Atatürk Prensiplerine Bağlılığını Teyit etti” başlıklı haberleri yayınlamıştır.

– Viyana’da yayınlanan 28/01/1993 tarihli Der Standard gazetesinde “Mumcu toprağa verildi” başlıklı haber çıkmıştır.

– Kahire’de yayınlanan 28 Ocak 1993 tarihli Al Akhbar ve Al Hayat gazetelerinde Mumcu’nun cenaze haberleri yayınlanmıştır.

– Karaçi’de yayınlanan The News gazetesinin 28/01/1993 tarihli baskısında “Türkler öldürülen yazar için yürüdüler” başlığıyla bir haber vermiştir.

– Napoli’de yayınlanan İl Mattino gazetesinin 25/01/1993 tarihli baskısında “Uğur Mumcu Otomobil Bombası ile öldürüldü, Papaya Yapılan Suikast ile ilgili kitap yazmıştı, Türk Mafyası ve Kürtlerle bağlantı Rahatsızlık yaratan Gazeteci” başlıklı haber yorum yazılmıştır.

– Paris’te yayınlanan Le Monde gazetesi 28/01/1993 tarihinde “Gazeteci Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden sonra Orta Doğu kökenli 11 şüpheli yakalandı” haberini vermiştir.

– İslamabad da yayınlanan The Müslim gazetesi 25/01/1993 tarihli baskısında Mumcu’nun öldürüldüğünü yazmıştır.

– Moskova’da yayınlanan The Moscow Times, gazetesi 28/01/1993 tarihli baskısında Uğur Mumcu’nun cenaze törenlerini, öldürülüş şeklini ve zarlıkları yazmıştır.

– Buenos Aires Herald gazetesinde 27/01/1993 tarihinde Mumcu’nun ölümü ile ilgili haber yazılmıştır.

– New York’da yayınlanan New York Times gazetesinin 27/01/1993 tarihli baskısında “Önde gelen Sol Eğilimli ve İslami Köktendinciliğe Muhalif Gazeteci pazar günü öldürüldü. Dört İranlı, 1 Suriyeli olmak üzere 11 kişi tutuklandı” başlıklı haber çıkmıştır. 

– Vatikan Avvenine gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında “Türk Gazetecinin cenaze töreninde büyük bir kalabalık toplandı” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– Dublin’de yayınlanan 28/01/1993 tarihli The İrish Times gazetesinde “Türk Gazeteci öldürüldü” başlıklı haber yazılmıştır.

– Tokyo’da yayınlanan Mainichi gazetesinin 28/01/1993 tarihli baskısında Mumcu Cinayetine ait haber verilmiştir.

– Münih de yayınlanan Münchner Merkür gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında “Dini Köktenciliğe Karşı” başlıklı haber çıkmıştır.

– Ottava’da yayınlanan The Toronto Star ve The Gazette “Türkler öldürülen gazeteci için yas tuttu, Türkler cenaze törenini laik devlet lehine protestoya dönüştürdüler” başlıklı haber vermişlerdir.

– Waşington’da yayınlanan The New York Times gazetesinde 28/01/1993’de “Türkiye’nin hiçbir zaman İran olamıyacağı” başlıklı haber yer almıştır. 

– Beyrut’ta yayınlanan L’orient-Lejour gazetesi 28/01/1993 tarihli baskısında “Türkiye Terörün Geri Dönmesinden Korkuyor” haberini vermiştir.

– Londra’da yayınlanan The Times gazetesinde 27/01/1993 tarihinde ölen ünlüler köşesinde Uğur Mumcu yazılmıştır.

– Fas basınından üç gazete yayınlanan Mumcu’nun öldürülmesini haber yapmıştır. 

– Paris’de yayınlanan 28/01/1993 tarihli Liberasyon gazetesinde “Büyük bir kalabalık Uğur Mumcu’ya saygı gösterisinde bulundu” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– Lahey’de yayınlanan Trouw, Algemeen Dageland, Volkskrant gazetelerinin 28/01/1993 tarihli baskılarında Mumcu’nun cenaze töreni haberleri yazılmıştır.

– Kıbrıs’ta yayınlanan Birlik, Ortam, Yenidüzen, Halkınsesi, Vatan Kıbrıs gazetelerinde Mumcu’nun cenaze törenleri ile ilgili haber ve yorumlar yazılmıştır.

– Tel-Aviv’de yayınlanan Davar ve Haanetz gazetelerinin 20/02/1993 tarihli baskılarında Türk-İran ilişkilerinin terör sebebi ile gerginleştiği yazılmaktadır.

– Bern’de yayınlanan 25/01/1993 tarihli Lasuisse “öldürülen onüçüncü gazeteci” Journal de Ceneve “En tanınmış gazetecilerden biri öldürüldü, 24 Heures” İslam Yanlısı Saldırı”, Berner Zeitung “Gazeteci öldürüldü” Neuve Zürcher Zeitun “Tanınmış gazeteci Ankara’da öldürüldü” başlıkları altında haberler vermiştir. 

– Belçika’da yayınlanan 28/01/1993 tarihli De Mongen “Uğur Mumcu’nun Hasmı bölücü” 27/01/1993 tarihli Lesoir gazetesi Tekzip başlığında “Mumcu cinayetini PKK’nın işlemediğini açıklamaktadır”, De Mongen gazetesinin 27/01/1993 tarihli baskısında “Türkler Mumcu’nun ölümüne ağlıyor” başlığını koymuştur. 25/01/1993 tarihli De Mongen gazetesi “Gazeteci öldürüldü” başlığını koymuştur.

– Bern’de yayınlanan Journal de Cenere gazetesinde 26/01/1993 tarihli “Bir doğrunun ölümü” başlıklı yorum yazısı çıkmıştır.

– Tahran’da 03/02/1993 tarihli Cumhuri İslami Gazetesinde “Bir başka açıdan bakış” köşesinde “Türkiye Ordusunun Mumcu’nun öldürülmesindeki Rolü” başlıklı yazı yayınlanmıştır.

– Paris’te yayınlanan 3 Ocak-1 Şubat 1993 tarihli le Monde gazetesinde “Gazeteci Uğur Mucu’nun katledilmesinden sonra İslami akınlara karşı olanlar kızgınlıklarını belirttiler” başlıklı yorum haber çıkmıştır.

– Üsküp’de yayınlanan Birlik gazetesinde 01/02/1993 tarihinde “Ünlü Gazeteci Uğur Mumcu’ya Bombalı suikast” başlıklı haber yazılmıştır.

– Lahey’de 17/02/1993 tarihinde MRC Handelsbland gazetesinde Uğur Mumcu’nun cenaze töreni ile ilgili haber yayınlanmıştır.

– 31/01/1993 tarihinde İran’da yayınlanan Kar ve Kargar gazetesinde “Siyasi Yorum” Resalet gazetesinde “Bir Gazetecinin öldürülmesi ve Türkiye hükümetinin Amacı” başlıklı siyasi yorum yazılmıştır.

– Avusturya’da yayınlanan 30/01/1993 tarihli Vorarlberger Nachichten gazetesinde “Terör kurbanı toprağa verildi” başlığıyla Uğur Mumcu ile ilgili yazı çıkmıştır.

– Polonya’da yayınlanan Nowa Europa ve RZECZPOSPOLİTA gazetelerinde 28/01/1993 tarihinde Uğur Mumcu’nun cenaze törenleri yazılmıştır.

– Kanada’da yayınlanan The Toronto Star ve The Gazette’de 28/01/1993 tarihlerinde Uğur Mumcu’nun cenazesi ile ilgili haber yazılmıştır.

– Sinkapur’da yayınlanan The Straits Times gazetesinde 29/01/1993 tarihinde Uğur Mumcu ile ilgili haber yazılmıştır.

– İsrail’de yayınlanan Maariv gazetesinde 28/01/1993 tarihinde “Türk Gazeteci Hizbullah Örgütü tarafından öldürüldü” başlıklı haber çıkmıştır.

– Vatikan’da yayınlanan Sahato dergisinin 30/01/1993 tarihli makalesinde “Kurtlara Dokunanın başı derde girer” başlığı altında Uğur Mumcu ile ilgili bir haber yorum yazılmıştır.

Ayrıca Malta’da yayınlanan The Times Gazetesinin 25/01/1993 tarihli baskısında “Gazeteci bomba ile öldürüldü” başlıklı haber çıkmıştır.

– İngiltere’de yayınlanan The İntependend Gazetesinde 28/01/1993 tarihinde Uğur Mumcu’nun cenaze töreni ile ilgili haber çıkmıştır.

– Endonezya’da yayınlanan Media İndonesia Gazetesinin 29 Ocak 1993 tarihli “Türkiye is not İran” başlıklı Uğur Mumcu ile ilgili haber çıkmıştır.

– Salzburg’ta yayınlanan Tireler Tages Zietung Gazetesinde 25/01/1993 tarihinde Uğur Mumcu ile ilgili ölüm haberi çıkmıştır.

– Portekiz’de yayınlanan Puplico gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında “Türkiye hiçbir zaman İran olmıyacak” ilgili haber çıkmıştır.

– Bern’de yayınlanan Journal De Ceneve gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında Uğur Mumcu’nun cenaze töreni ile ilgili bir haber yer almıştır. 

– Küba Kominist Partisi Yayın Organı Granma’nın 28/01/1993 tarihli baskısında “Türk gazetecisine görkemli cenaze töreni’ başlıklı haber yazılmıştır.

– Fransa’da 28/01/1993 tarihinde L’Humanite gazetesinde “Uğur Mumcu’nun cenaze töreni Ankara’da yapıldı” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– B.Arap Emirliklerinde, 28/01/1993 tarihinde Omman Daly Observer gazetesinde Mumcu’nun ölümü ile ilgili haber yayınlanmıştır.

–- Buones Aires de yayınlanan Herald gazetesinin 28/01/1993 tarihli hüsnasında Uğur Mumcu’nun cenazesi ile ilgili haber yayınlanmıştır.

– Suudi Arabistan’da yayınlanan El-Şark, El EWSAT gazetesinde 25/01/1993 tarihli “Türk Hizbullah Örgütü ülkedeki rejimi devirmek istiyor”, Arap News’de 25/01/1993 tarihli “Arabasına bomba konan Türk gazeteci öldü”, Arap News’de 27/01/1993 tarihli “İstanbul’da binlerce kişi gazetecinin öldürülmesini protesto etti” başlıklı haberler çıkmıştır.

– Uğur Mumcu’nun ölümü ile ilgili 27/01/1993 tarihli İran Cumhuri İslami gazetesinde “Laiklere bir ögüt” başlıklı makale yayınlanmıştır.

– Stokholm’da yayınlanan Svenska Dagbladel gazetesinin 26/01/1993 tarihli nüshasında “Türkiye’de öldürülen gazeteci ile ilgili birçok kişi yakalandı” başlıklı haber çıkmıştır.

– İtalya’da yayınlanan La Stam gazetesinde 25/01/1993 tarihinde “Kürt Partisinden de şüpheleniliyor” başlıklı haber çıkmıştır.

– Helsinkide yayınlanan Helsingin Samonat gazetesinde 26/01/1993 tarihinde Uğur Mumcu’nun ölümü ile ilgili haberler çıkmıştır.

– Kuveyt’te yayınlanan Arap Times gazetesinde 27/01/1993 tarihinde “Türkiye ikinci bir İran olmayacak” başlıklı haber çıkmıştır.

– Uğur Mumcu’nun cenazesi ile ilgili Bern’de yayınlanan Journal De Ceneve gazetesinde 28/01/1993 tarihli haber çıkmıştır.

– Uğur Mumcu’nun cenazesi ile ilgili Almanya’da 28/01/1993 tarihli Westdeutsche Zeitung gazetesinde “Gösteri şeklinde anma” başlıklı aynı tarihli Rhernische Post gazetesinde “Kökten dinciliğe karşı büyük protesto” başlıklı 27/01/1993 tarihli Neue Zürchner Zeitung gazetesinde “Gazetecinin öldürülmesinden sonra İstanbul’da yürüyüşler”, 28/01/1993 tarihli Berner Zeitung gazetesinde “Müslüman Radikallere karşı gösteriler” başlıklı haberler çıkmıştır.

– Almanya’da yayınlanan Frankfurter Rundschau gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında “Yüzbinler mezar başında” başlıklı, aynı gazetenin 26/01/1993 tarihli nüshasında “Türk Gazeteci öldürüldü” başlıklı, 25/01/1993 tarihli nüshasında “Türkiye’de Gazeteci Cinayeti” başlıklı, Frankfurter Rundschau gazetesinin 27/01/1993 tarihli nüshasında “Türkiye Uğur Mumcu’nun yasını tutuyor” başlıklı haberler yazılmıştır.

– Almanya-Leipzing eyaletinde; 28/01/1993 tarihinde Saechsische Zeitung gazetesinde “Mumcu için cenaze töreni” başlıklı, 29/01/1993 tarihinde Mitteldentsche Zeitung gazetesinde “Aşırılığa karşı”, 29/01/1993 tarihli Saechsische Zeitung gazetelerinde “Kısa Notlar” başlıklı, 29/01/1993 tarihli Leipziger Velkszeitung gazetesinde “Ankara’nın Temsilcilere karşı savaş ilanı” başlıklı haberler yayınlanmıştır.

– Fransa’da yayınlanan Le Figaro gazetesinin 9/03/1993 tarihli nüshasında “Terörist tehdidin yeniden ortaya çıkışı İran’dan şüphe ediliyor” 

– İran-Tebriz’de yayınlanan Erk gazetesinin 10-14 Şubat tarihli nüshalarında “Türkiye’de ki son olayların amili CIA ve MOSSAD’dır” başlıklı makale çıkmıştır.

– Alman-Karlsruhe de yayınlanan Badische Meueste gazetesinin 26/01/1993 tarihli nüshasında “Dini Köktendinciliğe Karşı” başlıklı haber yayınlanmıştır.

– Mumchmer Merkür gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında “Gazeteci öldürüldü” haberi yayınlanmıştır.

– Karlsruhe-Badische Zeitung gazetesinin 27-28/01/1993 tarihli nüshalarında Uğur Mumcu’nun ölümü ve cenazesi ile ilgili haberler yayınlanmıştır.

– Fasın Al Bayeni adlı gazetesinin 31/03/1993 tarihli nüshasında Uğur Mumcu’nun öldürülmesi ile ilgili bir haber yayınlanmıştır. 

– Lahey’de yayınlanan Trouve, Valkskrent ve Teleksat gazetelerinde 05/02/1993 tarihinde Uğur Mumcu’nun öldürülmesi ile ilgili haberler verilmiştir.

– Almanya adresinde bulunan Ramiz Işık isimli şahsın “Uğur Mumcu ile Cemalettin Kaplan’ın bağlantısının olduğuna dair” ihbar mektubunun doğruluğunun araştırılması ilgili konsolosluktan istenmiştir.

– Almanya’nın Münih kentinde yayınlanan Münchner Merkür gazetesinin 28/01/1993 tarihli nüshasında “Türk Gazeteci otomobil bombası ile öldürüldü” başlıklı haber yazılmıştır.(EK:11/401-1075)

37-) MİT Müsteşarlığı 26.03.1997 tarihli basın açıklamasında PKK itirafçısı Murat İpek ve Murat Demir adlı şahısların, Uğur Mumcu Cinayeti ile MİT arasında asılsız bağlantı kurmaları hususunda yasal işlemlere başvurulacağı 24 Mart 1997 tarihli bazı gazetelerde, Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili olarak, bahse konu PKK itirafçılarının ve Hanefi Avcı’nın açıklamalarına dayanarak MİT müsteşarlığı’nın bilgi vermediği, ilgisizliği v.b. dayanağı olmayan görüşlere yer verildiği hatta, tüm ifadeler cinayeti açıkça MİT’in işlediği yolunda birleşiyor değerlendirilmesinin dahi yapılarak, teşkilatımız sorumsuz ve yakışıksız bir suçlamanın muhatabı kılınmak istenmiştir. Asılsız iddiaların sahipleri ve olayları maksatlı şekilde yönlendirmek isteyenler hakkında gerekli yasal yollara başvurulacağının belirtildiği görülmüştür. (EK:11/1077)

38-) İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı 26.03.1997 tarih ve 1997/570 sayılı yazılarıyla, İslami hareket operasyonunda yakalanan Mehmet Ali ŞEKER, Adil ATEŞ, Mehmet Zeki YILDIRIM, Hüsnü YAZGAN, Kutbettin GÖK’ün Metris cezaevinde tutuklu, İrfan Çağrıcı ve Ekrem Baytap’ın Bandırma Cezaevinde tutuklu, Mehmet Ali Bilici’nin gıyaben tutuklu, Mehmet Kaya, Ayhan Usta, Abdülaziz Ocakhanoğlu, Mehmet Şah Çınar, Mehmet Can DİREK, Yusuf ALTUN, Mehmet Zeki DENİZ, Fahrettin BAYTAP, Ali AKYÜZ, Mehmet Sait EKMEN, Hatip YILDIZ, Muhyettin YILDIRIM, Adnan GÜNAYDIN, Serdar ALTUN ve Sait ENGİN’in tutuksuz olarak yargılandığı belirtilmiştir. (EK:11/1079-1085)

39-)Türk Telekom Teknik İşletme ve Bakım Dairesi 24.03.1997 gün ve 809 sayılı yazısında, bant kayıtlarında konuşma yapmak için aranan telefon numarası, konuşmanın başladığı tarih, saat-dakika ve konuşma süresinin bulunduğu belirtilmektedir. Milliyet Gazetesinde yayınlanan habere atfen sorulan 120 adet bant kaydının dönemin İçişleri Bakanı İsmet SEZGİN imzası ile istendiği ve Emniyete teslim edildiği konusunda ilgili Müdürlüğümüzde arşiv araştırması yapılmış olup böyle bir yazıya ve bant teslimatı ile ilgili herhangi bir yazı veya belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir. (EK:11/1086)

40-) Aydınlık Dergisi Ankara Temsilcisi Hikmet Çiçek’in 27.03.1997 tarihli (Komisyona hitaben) yazısında Uğur Mumcu’nun katledilmesinin Türkiye-İran ilişkilerini bozmak ve iki ülkeyi birbiri ile savaştırmak amacı ile CIA tarafından İran kontrgerillası MOD’un taşoronluğunda gerçekleştirildiği belirtilmiştir. İlgilinin bu iddiaları komisyonda dinlenmesi esnasında ayrıca tutanaklara geçirilmiştir. (EK:11/1087-1111)

41-) Avukat Ceyhan MUMCU Komisyona elden teslim ettiği 21.6.1996 tarihli Barolar Birliği Başkanlığına hitaben yazılmış, Uğur MUMCU suikasti ile ilgili bu suikastın Adli ve idari soruşturma ve Meclis araştırması hususunda görüşlerini şikayet ve temennilerini dile getirdiği yazısında özetle:

OIaydan kısa bir süre önce, taksi durağının kaldırılmasının, taksi kulübesinin buzlu camlarla kaplanmasının ve taksilerin duruş istikametlerinin niçin değiştirildiğinin araştırılmadığını ve ayrıca, olay günü Mumcu’ya “Ne zaman dışarı çıkıyorsun” sorusunu yönelten Ömer Çiftçi üzerinde yeterince durulmadığını;

10/90 Esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonu bulgularının iyi değerlendirilerek Komisyonunun çalışmasına engel teşkil ettiği belirtilen kanun boşlukları ve kanunun yanlış yorumlanmasının ortadan kaldırılması gerektiği,

Ayhan AYDIN olayında olduğu gibi, ortaya çıkan tanık ve ihbarcıların ciddiyetle dinlenerek söylediklerinin dikkate alınmasını, henüz Komisyon dahi dinlemeden kamuoyu önünde sorgulanmasının yanlış olduğunu, bu gibi kişilerin islami Hareket veya İBDA-C üyeleri hakkında söyledikleri hususların iyi değerlendirilmediğini, özellikle tahrif edilen tutanak hakkında Ankara DGM Savcısının İstanbulda konuyu araştırarak kapatmasının yanlış olduğunu,

24.1.1993 günü Uğur MUMCU cinayetinden 1-2 saat sonra İslami Hareket Örgütünün ele geçirildiği ve sorgulanmalarıyla cinayetin çözüleceğinin belirtildiği ancak, böyle bir örgütün varlığı hakkında Necdet Menzir ve DGM Savcısının İstanbulda konuyu araştırarak kapatmasının yanlış olduğunu;

Uğur MUMCU’nun korumaya alınmamasının nedeni olarak Teröre Karşı Korunma Yönetmeliğinin 2. ve 4. maddelerinin gösterilmesinin yanlış olduğunu, İslami Hareketin ileri gelenlerinden Şefik POLAT ve Necmi ASLAN’ın örgüt mensubu olduklarının bilindiği halde serbest bırakıldığını,

10/90 Esas sayılı Araştırma Komisyonu önerilerinin Meclis Genel Kuruluna getirilmemesi nedeniyle bu önerilerin hayatiyet kazanmadığı ayrıca Adalet Bakanlığı müfettişlerinin DGM savcıları hakkında yaptıkları soruşturma sonucu Savcı Nusret DEMİRAL ve Ülkü Çoşkun’un kusur ve ihmalleri belirlendiği halde ilgili makamca gereğinin yapılmadığını; 

Mumcu cinayeti ile ilgili kaç ihbar yapıldığının ve bunlardan kaçının değerlendirildiğinin, Özal’ın Yaşar KEMAL’den Uğur MUMCU aleyhine bir şikayet mektubu istemesi olayının araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. (EK:11/1112-1127)

42-) Avukat Ceyhan MUMCU Komisyona hitaben Malatya seyahati ile ilgili olarak yazdığı 24.3.1997 tarihli fax’ta; Mustafa YILMAZ ile Malatya Güneş TV’de bir programa katıldığını, program sonrası isminin İbrahim UÇAR olduğunu belirten bir şahsın özel görüşme talebiyle yanlarına geldiğini, ilgili ile DSİ misafirhanesinde görüştüklerini, bu görüşmede İbrahim UÇAR’ın Tekin ÇOŞKUNER’in Uğur MUMCU’nun ölümü hakkında bilgisi olan, işin içinde olan kişilerden biri olduğunu, ÇOŞKUNER’in Fevzi ÇOŞKUN’un eski adamlarından biri olduğunu, Turgut ÖZAL ile bunlar arasında bağlantı bulunduğunu, bu bağlantının Fevzi ÖZ tarafından sağlandığını ve Tekin ÇOŞKUNER’inde Fevzi ÖZ’ün adamı olduğunu, Uğur Mumcu’nun öldürülme nedeninin bu olduğunu olayları daha detaylı bilen ve şu anda hapiste bulunan bir arkadaşı olduğunu, canından korktuğu için açıklama yapmaktan çekindiğini bu konuda teminat verilmesi halinde konuşacağını belirtmiştir. (Ek: 11/1128-1130)

43-) 10/86 sayılı Komisyonumuz 21.2.1997 tarih ve 10/86-54 sayılı yazıyla, Ankara 4. Sulh Hukuk Hakimliğine başvurarak Büyük Ankara Otelinin 806 numaralı odasından 22-23 Ocak 1993 tarihlerinde yapılan tüm telefon görüşmelerinin dökümü ile Komisyonumuzca yapıldığı tesbit edilen ve aşağıda numaraları belirtilen telefonların kimlere ait olduğunun ve adreslerin tesbiti için Mahkeme kararı alınması talep edilmiş, Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.2.1994 tarih ve 1997/305 D.İş sayılı kararı ile,

İSTANBUL İZMİR

2664686 2630238

5296697 2322458

2630238 3855661

nolu telefonların 24.11.1992-24.2.1993 tarihleri arasındaki kayıtların Telekom İdaresi tarafından komisyona bildirilmesi karara bağlanmıştır. (Ek : 11/1131)

44-) T.C.Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğünün 28.2.1997 tarih ve 1552 sayılı yazıları ile, Büyük Ankara Oteli santraline bağlı telefonlardan yapılan görüşme bilgileri detay bantlarının silinmesi,

Uğur Mumcuya ait 4464243 nolu telefonun detay bantlarının silinmesi, 43666886 nolu telefon santralinin detay verme özelliğinin bulunmaması,

Ömer ÇİFTÇİ’ye ait 2310966 ve 4466106 nolu telefonların detay bantlarının silinmesi 4360558 nolu telefonun ise santral detay verme özelliğinin olmaması nedeniyle, görüşme bilgilerinin çıkarılamadığı bildirilmiştir. (Ek : 11/1132)

45-) DEHA TV’de 25.2.1997 günü yayınlanan Muhabirler Cengiz AKHİSAR ve Bülent ÖZTÜRK ile PKK itirafçıları Murat İPEK ve Murat DEMİR ile yapılan röportaja ait bant’ın çözümlemesinde, Muhabir Bülent ÖZTÜRK’ün itirafçılara yöneltiği “Yeterki can güvenliğimiz sağlansın konuşmaya hazırız diyorsunuz?” sorusuna itirafçı Murat İPEK”Evet hazırız”, “Özellikle bir gazetecinin öldürülmesi konusunda bilgiler olduğunu söylediniz, eylemi kim yaptı nasıl yaptığını öğrenmek istiyorum ama öldürülen gazeteci kim?” sorusuna itirafçı Murat DEMİR “Burada tiyo vereyim. Türkiye gündeminde olan çok büyük bir gazeteci, daha doğrusu Uğur Mumcu “Bülent ÖZTÜRK’ün net bilgiler varmı elinizde? “ sorusuna, Murat İPEK’in “Net bilgiler var. Şahısların fotoğrafları var, elimizde belgeler var.”, Bülent ÖZTÜRK’ün “ispatlayabilecek misiniz? “ sorusuna, Murat İPEK “ sistemli bir sorguda ortaya çıkar”, Bülent ÖZTÜRK “Bomba uzmanı mı?” sorusuna “ikiside bomba uzmanı”, “sizinle aynı ekipten mi? “ sorusuna Murat DEMİR “Evet aynı ekipten... Ama aramızda bazı farklar vardı. Biz üç birime bağlıydık. Biz Jandarma ve Emniyete bağlıydık. Onlar sadece MİT’e bağlıydı” cevabını verdiği. (Ek: 11/1133-1376)

46-) PTT İşletme Genel Müdürlüğü Muhasebe ve Finansman Daire Başkanlığı’nın 17 Nisan 1992 gün ve PTT.0.74.00.031 sayılı genelgeleri ile PTT Başmüdürlüklerine, “bandların altı ay süreyle saklanmasının zorunlu olduğu bildirilmiştir (EK: 11/1199)

47-) İçel Vali Yardımcısı Mustafa Ali ÖRNEK, komisyona hitaben yazdığı 13.3.1997 tarihli yazısında, Faili Meçhul cinayetleri Araştırma Komisyonu üyeleri Batman’a geldiklerinde Vali vekili olmadığını, komisyon üyeleri ile herhangi bir toplantıya katılmadığını ve hiç görüşmediğini beyan etmiştir. (Ek: 11/120-1207)

48-) Bila tarihli Mühimmat Fabrikasından bir yetkilinin RDX-A ve C4 bombaları ile ilgili teknik bilgileri içerir açıklamanın komisyona teslim edildiği, (Ek: 11/1177-1198)

49-) 21 Ocak 1997 tarihinde yayınlanan “40 Dakika” Programında Uğur Mumcu dosyası programının bant çözümünde, Program yapımcısı Can Dündar, Mumcu’nun 27.6.1975,28.3.1978 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazılarını okuduğu, Hasan Fehmi Güneş’in 1980 öncesi hakkında değerlendirme yaparak, Uğur Mumcu’nun 27.11.1979 ve 21.9.1985 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan makalelerinin okunmasını müteakip, Ceyhan Mumcu, Uğur Mumcu’nun daha Susurluk hadisesinden çok önce Abdi İpekçi cinayeti ile Abdullah ÇATLI arasında bağlantı kurarak bu çetenin varlığını ilan ettiğini;

Cüneyt Arcayürek belki o sırada Uğur Mumcu’nun olaylar arasında irtibat (kaçakçılık ve çete olayları) varmı, yokmu? araştıracaktı, beyanında bulunduğu, daha sonra Uğur Mumcu’nun İtalyan Televizyonun’da yayınlanan konuşmasının metni ve 13 Mayıs 1991 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazının okunduğu,

Uğur Mumcu davası Avukatı Emin Değer, Uğur Mumcunun bütün yazılarının istihbarata, gizli güçlere çıktığını, belki öyle bir yere geldiki, eline geçen veya geçmesi olası bir kanıta yaklaştı, o kanıtı elde etmeden... öldürülmüş olabilir, görüşünü dile getirdiği,

Cüneyt Arcayürek Uğur Mumcu’nun kendisine APO’nun geçmişini ve MİT’le irtibatının olup olmadığını araştırdığını ve “ bunu sağlam temeller üzerine oturtabilirsem, kitabın girişi bomba gibi patlayacak” dediğini, Emin Değer Güldal Mumcu’nun, Mehmet Ağar’a “... herşey tuğla gibi bir duvar halinde yükseliyor. Altından bir tuğla çekseniz hepsi yıkılır” dediğini, Ağar’ın cevaben “Yapamam” dediğini belirtilmektedir. (Ek: 11/1208-1230)

50-) Cumhuriyet gazetesinden, Komisyon başkanı Sayın Ersönmez YARBAY’a iletilen, Uğur Mumcu’yu Cumhuriyet Gazetesinden Ocak 1993 tarihinde arayanların listesinde,

1 Ocak 1993 tarihinde, Denizli Acıpayam’dan Niyazi AKHAN’ın (Uğur Mumcu’nun asker arkadaşı olduğunu belirterek) aradığı,

4 Ocak 1993 tarihinde, Aksigorta ve Yeni Zemin Dergisinden Kenan Çamurcu’nun aradığını,

5 Ocak 1993 tarihinde Ertuğrul Ünlütürk (Cahit Aral ile ilgili olarak) ve Tuncay Çelen’in aradığı,

6 Ocak 1993 tarihinde, Şükran Yurdagül’ün (Mülteciler ile ilgili görüşmek için), Süreyya Şehitoğlu’nun (Dosyasını istediği) ve Nokta dergisinden Mehmet Güç’ün aradığı,

7 Ocak 1993 tarihinde, Cezmi Doğaner’in (Hollandadan gelmiş, apaydın otelinde kalıyor, faks yollamış notu ile), Milli Güvenlik Kurulundan Ahmet Çörekçi’nin, Doç.Dr. Doğan Sevaslan’ın, Murat Tokdoğan’ın (Düzce ANAP lokali baştan sona PKK’lı dolu notu ile aradığı, 

8 Ocak 1993 tarihinde, Ankara Basın Yayından Abdullah Çiftçi (Eğit-Sen Kırıkkale Şb.sinin etkinlikleri hakkında) aradığı

9 Ocak 1993 tarihinde, Avukat Serap Alpay’ın (Adnan Hoca ile ilgili görüşmek için), Selim Sercan’ın (Barzani ile ilgili yazısındaki kitabı nereden bulacağı hususunda) aradığı, 

10 Ocak 1993 tarihinde,eski Bayburt Kaymakamı İsmet Akyol, Hür Düşünce Kulübü, Jesica Lutz ve Yeni Zemin Dergisinden arandığı,

12 Ocak 1993 tarihinde Kapital Dergisinden Gülderen Koşal ile Anakent Belediyesi Özel Kalem Müdüresi Birsen Hanım tarafından arandığı, 

13 Ocak 1993 tarihinde, Ersan Arsever’in (İsviçre Televizyonundan, kontgerilla’nın öldürdüğü Doğan Öz hakkında bilgi notu ile) İnter Star Tv’den Nihat Halıcı’nın ve Ankara Milletvekili Baki Tuğ’un ve İsrail Büyükelçiliğinden (Yemek daveti notu ile) arandığı,

14 Ocak 1993 tarihinde, Kemal Can’ın (Saidi Nursi ile ilgili) Sabahattin Şen (Mülkiyeliler dergisi için) aradığı,

15 Ocak 1993 tarihinde, Fatih Odabaşı’nın, (Üniversite tezi ile ilgili olarak) aradığı,

16 Ocak 1993 tarihinde, Dr. Ruhi Koç (Görüşme isteğiyle) aradığı,

18 Ocak 1993 tarihinde, Atatürkçü Düşünce Derneğinden konferansla ilgili olarak arandığı, İbrahim Yılmaz’ın ve Arif Mertoğlu’nun aradığı ve 2000’e Doğru Dergisinden Hikmet Çiçek’in aradığı,

20 Ocak 1993 tarihinde, Hür Düşünce Kulubü, Barış Kitapevi ve Bursa Marmara Gazetesinden Hasan Dağcı’nın aradığı,

21 Ocak 1993 tarihinde, Azadi Gazetesinden Ziya Köseoğlu’nun ve Ünal Dinç’in aradığı,

22 Ocak 1993 tarihinde, Nail Gürman’nın, Çelebi Eligül ve İbrahim Solmaz’ın aradığı,

Bu bilgilerin Cumhuriyet Gazetesi Uğur Mumcu’nun sekreterinin notlarından çıkartıldığı (Ek:11/1231-1233)

51-) 14/02/1991 günü Hatay ili Reyhanlı ilçesi Cilvegözü kara hudut kapısından, üzerinde geçici 352 Z 6740, asıl 34 B 0491 plaka bulunan oto ile Ülkemize giriş yapmak isteyen, aslen Ürdün uyruklu Sa’d– Tamam oğlu 1945 doğumlu Moh’d Sa’d Jrouh AL MORDUJ yakalanarak gözaltına alınmış, yapılan sorgulaması sonucu;

Suriye uyruklu Hasan-Fatma oğlu 1959 doğumlu Mohammed Adel ASWAD isimli şahıs yakalanmış, söz konusu şahısların sorguları neticesinde örgütleri tespit edilememiş ve adı geçenler haklarında tanzim edilen tahkikat evrakı ile birlikte 25/02/1991 günü sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine konulmuşlar, söz konusu sanıklar ile iş birliği içinde olduğu anlaşılan Suriye uyruklu Hasan-Fatma oğlu 1961 doğumlu Mohammed Al ASWAD isimli şahsın halen firari sanık arandığı anlaşılmıştır. 

52-) MİT Müsteşarlığı, 31.3.1997 tarih ve 35331 sayılı yazıları ile, Müsteşarlığın Malatya İli Doğanşehir ilçesinde birimi ve birim sorumlusunun bulunmadığı, 1992-1993 tarihlerinde Cizre sorumlusunun bildirilebilmesi için bu mensubun kimliğinin bilinmesine neden ihtiyaç duyulduğunun ayrıntılı olarak bildirilmesi gerektiğini bildirmiştir.(Ek:11/1236)

53-) SHOW Haber Genel Yayın Yönetmeni Reha Muhtar 1.4.1997 tarihli dilekçesi ile rahatsızlığı nedeniyle seyahat edemeyeceğini, başka günde komisyonun emrine amade olduğunu bildirmiştir.(Ek:11/1237-1238)

54-) Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 28.3.1997 tarih ve 009622 sayılı yazıları ile İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 20.3.1997 tarih ve 1997/570 sayılı yazıları ile, Sanık Mehmet Ali Şeker, İrfan Çağrıcı, Mehmet Ali Bilici, Adil Ateş, Mehmet Kaya, Ayhan Usta, Abdulaziz Ocakhanoğlu, Mehmet Şahçınar, Mehmet Can Direk, Yusuf Altun, Ahmet Zeki Yıldırım, Mehmet Zeki Deniz, Kubbettin Gök, Fahrettin Baytap, Ali Akyüz, Mehmet Sait Ekmen, Habip Yıldız, Muhyettin Yıldırım, Hüsnü Yazgan, Adnan Günaydın, Serdar Altun ve Sait Engin’in ifadelerinde Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmadıkları bildirilmiştir.(Ek:11/)

55-) Necdet Menzir komisyona gönderdiği 2.4.1997 tarihli yazı ile, İstanbul Emniyet Müdürü olduğunu ve olayın sorumluluk bölgesi dışında kalması nedeniyle komisyona yardımcı olacak bilgiye sahip olmadığını bildirmiştir. (Ek:11/1240-1246)

56-) İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı 2.4.1997 tarih ve 79578 sayılı yazıları ile Jandarma Uzman Çvş. Daşkın Akgün ve Kadir Karataş olarak belirtilen kişilerin gerçek isimlerinin Uzm.Jn.Çvş.Daşkın Akgün ve Svl.İşçi Abdülkadir Karataş olduğu ilgililerin konu ile ilgili olarak Adli Müşavirlikçe alınan ifadeleri Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirildiği belirtilmiştir. (Ek:11/1247)

57-) Emniyet Genel Müdürlüğü 2.4.1997 tarih ve Bila sayılı yazılarıyla Uğur Mumcu cinayeti tanığı olarak dinlenilmesi istenen Ayhan Aydın’ın belirtilen adreste bulunamadığı ve nerede olduğunun bilinmediği belirtilmiştir. (Ek:11/1248-1249)

58-)İstanbul Milletvekili Necdet Menzir 3.4.1997 tarihli yazısında, İslami Hareket Örgütü operasyonu hakkındaki belgelerin İstanbul Emniyet Müdürlüğünden ve Devlet Güvenlik Mahkemesinden temin edilebileceğini bildirmiştir. (Ek:11/1250)

59-) Van Cumhuriyet Başsavcılığı 3.4.1997 tarih ve B.03.4.65.00.00 sayılı yazılarıyle Murat Demir ve Murat İpek’in ileri sürdüğü iddialarla ilgili olarak Hz.1993/2289 sayılı evrakın ve takipsizlik kararının bulunmadığı, Adnan Işık’ın eşi Filiz Işık’ın yüzleştirmede sanığı teşhiş edemediğini ve olayın sanık yada sanıklarının bugüne kadar bulunmamaları sebebiyle takipsizlik kararının sözkonusu olmadığını belirtmiştir. (Ek:11/1251-1261)

60-) Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 4.4.1997 tarih ve 22522 sayılı yazılarında Hakim ve savcıların emekli olduktan sonra yasal dayanağı bulunmayan onursal sıfatını kullanmalarının mümkün olmadığını ancak, Yargıtay 1. Başkanı, Başkan vekilleri, Daire Başkanları ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekiline Yargıtay Kanununun 65. maddesi mucibince Onursal Belgesi verilmekte ve bu şahısların “Onursal” sıfatı ile ünvanlarını kullanabildikleri belirtilmektedir. (Ek:11/1262)

61-) Emniyet Genel Müdürlüğü 4.4.1997 tarih ve 075316 sayılı yazılarında, Milliyet Gazetesinin 10.3.1997 tarihli nüshasında bahsedilen 120 adet telefon bant kaydına ait herhangi bir kayda rastlanmadığı ve dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in imzası ile bu hususa ait bir talebin bulunmadığı belirtilmiştir.(Ek:11/1263)

62-) İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü 4.4.1997 tarih ve 8450 sayılı yazılarında İslami Hareket Örgütü mensuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğünce alınan ifadelerinde Uğur Mumcu cinayetine iştirak etmedikleri gibi olayı gerçekleştiren kişi veya kişileride bilmediklerini beyan ettikleri ikametlerinde ve gösterdikleri yerlerde olayla ilgili bir bulgu ve belge elde edilemediği,

Ankara Emniyet Müdürlüğünce alınan İrfan Çağrıcı’nın ifadesinde 1984 yılında Hizbullah adı altında bir örgütlenme çalışmalarına başladıklarını, üç yıl İranda kaldığını ve birçok kez İrana gidip geldiklerini ve İranda eğitim gördüklerini, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Uğur Mumcu’nun öldürülmesi olaylarında İran’ın parmağı olduğunu tahmin ettiğini, Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü tarihte Mehmet Ali Şeker ve Aydın Usta’nın İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözetim altında bulunduğunun belirtildiği, (Ek:11/1264-1272)

63-) Av.Ceyhan Mumcu komisyona sunduğu 24.2.1997 ve 4.4.1997 tarihli yazısında Uğur Mumcu’ya yapılan suikastin, milletin bütünlüğüne, bağımsızlığına yönelik olmasına karşın, gerek MİT Müsteşarlığının gerekse, DGM savcılığının susmaktan başka birşey yapmadıklarını, İbrahim UÇAR’ın kendisini tekrar arayarak, Tekin Çoşkuner’e iftira atmadığını istenirse yüzleşmeye hazır olduğunu söylediğini, Yargıtay Onursal Savcısı Uğur Tonik’in Çoşkuner hakkındaki soruşturmayı engellediğini ve Çoşkuner adına Sümerbank ve diğer bankaların Malatya şubelerine bol miktarda havale geldiğini belirtiğini,

Lejyoner Abdullah Çetin’in susurluk komisyonuna verdiği ifadenin özeti ile 24.3.1997 tarihli Başbakanlığa sunduğu MİT teşkilatının hizmet kusuru işlediğini belirtir dilekçesini yazı eki olarak komisyona göndermiştir. (Ek:11/1273-1301)

64-) Genel Kurmay Başkanlığı 2.4.1997 tarih ve 1700-811-97/Eğt.Öğt.Ş.(Ş.2) sayılı yazıları ekinde Uğur Mumcu’nun Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı konuşmanın bant kaydını komisyona gönderdiği (Ek:11/1302-1303)

65-) Nurzan Amuran komisyona sunduğu, 3.2.1993 günlü TRT Genel Müdürlüğü aleyhine ALBARAKA TÜRK A.Ş.’nin açtığı tazminat davasına ilişkin dilekçede, 21.11.1992 günün TV.1’de “Ayda bir” programında spiker ve Uğur Mumcu’nun haksız isnatlarda bulunduğu gerekçesi ile tazminat davası açıldığı, Ankara 6.İdare Mahkemesinin 12.4.1995 tarih ve 1995/671 sayılı kararıyla tazminat talebinin reddedildiği açıklanmıştır. (Ek:11/1304-1313)

66-) Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, bila tarih ve 97017504 sayılı yazıları ile, Murat Demir’in 1970 Van Başkale İlçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, PKK terör örgütü üyesi olmak ve 6136 S.-.Muhalefet suçu ile Şemdinli Sulh Hukuk Mahkemesi 19.6.1989 tarih ve 1989/02 sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklandığı, 21.7.1989 tarihinde Diyarbakır E tipi cezaevine alındığı ve Diyarbakır 1 nolu DGM’nin 20.3.1991 tarih ve 1989/343 esas sayılı tahliye müzekkeresi gereği aynı tarihte tahliye edildiği,

Murat İpek’in 1973 Diyarbakır ili Eğil ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, PKK terör örgütüne üye olmak suçundan Şırnak Sulh Ceza Mahkemesinin 26.2.1992 tarih ve 1992/30 sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklandığı, 27.2.1992 tarihinde Diyarbakır cezaevine alındığı ve Diyarbakır 1 nolu DGM’nin 16.4.1992 tarih ve 1992/108 sayılı tahliye müzekkeresi ile aynı tarihte tahliye edildiği, Velit Hüseyin’in 1960 Irak Kerkük doğumlu PKK terör örgütü üyesi olmak suçundan Diyarbakır 2.nolu DGM’si 3.5.1991 tarih ve 1989/127 esas s.1991/233 Karar s.ilamı ile hüküm giydiği, 12.11.1989 tarihinde Diyarbakır E tipi cezaevine alındığı, cangüvenliğinden 21.5.1992 tarihinde Muş E tipi cezaevine alındığı ve Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 17.6.1992 tarih ve 1992/72 Müt.sayılı kararı ile aynı tarihte tahliye edildiği,

Abdullah Karataş’ın 1960 Çukurca doğumlu olduğu Diyarbakır 1 nolu DGM’nin 1.1.1990 tarih ve 1989/353 E, 1990/283 K.sayılı ilamı ile PKK terör örgütü üyesi olmak suçundan 7 yıl hüküm giydiği, 6.10.1988 tarihinde Diyarbakır E tipi cezaevine alındığı ve Diyarbakır 1 nolu DGM’nin 14.4.1991 tarih ve 1991/72 sayılı şartla tahliye kararı gereği tahliye edildiği bildirilmiştir. (Ek:11/1314-1315)

67-) Komisyonumuzca İçişleri Bakanlığı’ndan olay tarihinde olay mahalline yakın bulunan mıntıka üzerinde hangi binaların korunduğu sorulmuş, cevaben Emniyet Genel Müdürlüğü 11.4.1997 tarih ve 2415/97 sayılı yazılarında, 24.1.1993 tarihinde Atatürk Bulvarı No.197’de bulunan Birleşmiş Milletler Temsilciliği ile Sabah Gazetesi Ankara Temsilciliğinde Esat Karakol Amirliğince koruma personeli görevlendirildiği bildirilmiştir. (Ek:11/1316-1318)

68-) İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü 16.4.1997 tarih ve 935 sayılı yazıları ile, Uğur Mumcu cinayeti tanığı olduğunu beyan eden Ayhan Aydın’ın İstanbulda belirli bir iş ve ikamet adresinin tesbitinin mümkün olmadığı gibi tanıyan ve bilenlerinde bulunmadığı bildirilmiştir.(Ek:11/1319)

69-) Muş Valiliği Olağanüstü Hal bürosu 16.4.1997 tarih ve DS.VI-1-301 sayılı yazıları ile, Velit Hüseyin’in Mardin Kapalı cezaevinden 21.5.1992 tarihinde Muş E tipi kapalı cezaevine geldiği ve İlimiz Ağır Ceza Mahkemesinin 17.8.1992 gün ve 1992/72 Müt. sayılı kararı ile şartlı tahliye edildiği,

Cezaevinden tahliyesini müteakip sınırdışı edildiğine dair bir bilgi ve belge bulunmadığı, Emniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar şubesinin bilgisayar kayıtlarında 27.4.1992 tarihinde İçişleri Bakanlığınca yurda girişinin yasaklandığı şeklinde bilgi bulunduğu anlaşılmış, şahıs hakkında başka herhangi bir bilgiye rastlanmadığı bildirilmiştir.(Ek:11/1320-1321)

70-) İçişleri Bakanlığı Emniyet genel Müdürlüğü 16.4.1997 tarih ve 084688 sayılı yazılarıyla Ayhan Aydın’ın Ankara, İstanbul ve Edirne Emniyet Müdürlükleri tarafından yapılan araştırmada, ilgilinin adresi tesbit edilememiştir. Adı geçenle ilgili araştırmanın , nüfusa kayıtlı olduğu Kars ili Arpaçay ilçesinden de sürdürüldüğü bildirilmiştir.(Ek:11/1322)

71-) Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Genel Müdürlüğü 11.4.1997 tarih ve 1390-307 sayılı yazılarında, Yurtdışında görev yapan diplomatlarımıza karşı girişilen eylemlerden sadece birisinin bombalı şekilde olduğu, 16 Temmuz 1991 tarihinde Atina Büyükelçiliği servis aracının geçiş güzergahında park etmiş bir aracın uzaktan kumanda ile havaya uçurulması şeklinde gerçekleştiği, (Ek:11/1323)

72-) Olağanüstü Hal Bölge Valiliği 17.4.1997 tarih ve 97/420 sayılı yazılarıyla Velit Hüseyin’in Silopi ilçesi Barbaros Mahallesi Yeşil Sokak Yeşil Çıkmazı No.1 sayılı yerde ikamet etmekte iken, Irak’a geri dönmek isteyen Irak uyruklu yabancılardan yardımcı olmak vaadi ile maddi menfaat sağladığı ve 5682 sayılı Pasaport Kanununa muhalefet etmekten yakalandığı, tanzim edilen tahkikat evrakları ile birlikte 25.12.1996 günü Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği, Sulh Ceza Mahkemesinin 25.12.1996 gün ve 96/77 Müt. kararı ile tevkif edildiği ve 24.1.1997 tarihinde Silopi Asliye Ceza Mahkemesinin Esas No.1996/128 sayısına kayden serbest bırakılarak sınırdışı edilmesinde sakıncanın bulunmadığı bildirildiğinden, aynı gün Habur Hudut Kapısından Irak’a çıkışı sağlandığı bildirilmiştir. (Ek:11/1324-1367)

73-) İçişleri Bakanlğı Emniyet Genel Müdürlüğü 17.4.1997 tarih ve 2550/97 sayılı yazılarıyla Jn.Astsb.Kd.Bcvş.Hüseyin Oğuz’un İl Koruma Komisyonu’nun 24.3.1997 tarihli kararı ile korumaya alındığı bildirilmiştir.(Ek:11/1368)

74-) Kilis Milletvekili Doğan Güreş komisyona sunduğu 25.4.1997 tarihli yazısında, Uğur Mumcu ile bir sohbetinde “yakın korunup korunmadığını” sorduğunu, Mumcu’nun “Birşeyler yapıyorlar” mealinde cevap verdiğini, öldürülmesine müteakip evine taziyeye gittiğinde mesken korumasının olmadığını öğrendiğini, bunun üzerine Ankara Valisi Erdoğan Şahinoğlu’na sorduğunu ve Validen “korumaya çalışıyorduk” mealinde bir cevap aldığını belirtmiştir. (Ek:11/1369) 

75-) İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü 29.4.1997 tarih ve 2765/97 sayılı yazılarıyla, Uğur Mumcu’nun belirtilen tarihler arası koruma talebi ve hakkında alınmış herhangi bir koruma kararı ile yazılı veya şifai olarak görevlendirilmiş koruma personelinin olmadığı, bunlara ait bilgi, belge ve doküman bulunmadığının kayıtların tetkikinden anlaşıldığı belirtilmiştir. (Ek:11/1370)

76-) GÜNDEM– Strateji Grubu’nun komisyonumuza sunduğu, Uğur Mumcu cinayetinin İpuçları konulu çalışmada, Uğur Mumcu’nun 2 Şubat 1992 ‘den öldürüldüğü gün olan 24 Ocak 1993’e kadar geçen süre içinde Cumhuriyet gazetesinde Gözlem sütununda yayımlanan 330 köşe yazısı baz alınarak yapılan araştırma sonucu: Uğur Mumcu’nun yaşamındaki son bir yıl içinde 158 yazısını “Kürt” sorununa ayırdığı, bunun yazılarının yüzde 52.6’sını oluşturduğu en çok üzerinde durduğu ikinci konu 117 yazıyla ABD olurken, üçüncü sırada ise 114 yazıyla da PKK’nın yeraldığı belirtilmektedir. (EK:11/1371-1760)

77-) Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı 28.04.1997 tarih ve 1997/2-353 B. sayılı yazıları ile MİT Müsteşarlığının 20.02.1997 tarihli dilekçesi ile PKK itirafçıları Murat İPEK ve Murat DEMİR hakkında devletin emniyet ve muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçlarından soruşturma yürütüldüğü bu nedenle, değerlendirmek üzere Murat İPEK ve Murat DEMİR’in komisyonca alınan ifadelerinin savcılığa gönderilesinin talep edildiği, (EK:11/1761-1764)

78-) Emniyet Genel Müdürlüğü 06.05.1997 tarih ve 506/97 sayılı yazıları ile Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili patlama konusunda muhtelif Uzmanların farklı görüşlerinin Komisyonunuz tutanaklarına geçtiği ifade edilmekte ve patlama öncesi fünyenin ateşlenmesi, patlayıcının yerleştirilmesi, patlama sırasında da maktülün araca girip, girmediği veya yarı girdiği ya da hiç girmeden patlamanın meydana geldiği hususlarında ODTÜ’de bu konularda Uzman Prof. Dr. Ayhan S. Demir nezaretinde aynı tür araç ve maket eşliğinde yeni bir deneyin (mukayasenin) yapılması hususunda, deneyde kullanılacak araç ve maketin temin edildiği takdirde bu deneyin Gölbaşı tesislerinde yapılabileceğini ve teknik konularda her türlü desteği vermeye hazır oldukları bildirilmiştir. (EK:11/1765-1766)

79-) Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı 07.05.1997 tarih ve B-1997/506 sayılı yazıları eki, Hülya Ağansoy’un ifadesinde “Uğur Mumcu’nun öldürülmesi olayı ile ilgili bir bilgisinin olmadığını, kocasının bu olayla ilgili net bilgisinin olduğunu sanmadığı, Alaaddin Çakıcı’nın olaya katıldığına dair bilgisinin bulunmadığını” beyan ettiği, 

Tekin COŞKUNER 08.03.1997 tarihli ifadesinde, “Astsubay Hüseyin OĞUZ’u tanıdığını, ilgilinin Doğan ERŞAHAN’nı yakalatmam için Uğur Mumcu cinayeti ile ilgim olduğunu bildiklerini söyleyerek tehdit ettiğini , bu husustaki baskı ve ilişkilerinin 1,5 yıl devam ettiğini, daha sonra kesildiğini, bende C4 patlayıcı olduğu yalandır, Uğur Mumcu cinayetinden sonra evimi İstanbul’a taşıdığım yalandır, Ahmet Özal’ı tanıdığım yalandır. Yargıtay Onursal Savcısı Uğur Tonik’i tanıdığını, kendisinin Malatya Emniyet Müdürlüğü’nde, Seyfi Oktay’a yapılması, planlandığı ve Uğur Mumcu cinayetine karıştığım iddiasını taşıyan ihbar mektubuna dayalı olarak alınan ifadesinde Uğur Tonik ile birlikte gittiklerini ve kendisine yardımcı olduğunu” ifade ettiği, (EK:11/1765-1773)

80-) İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü 05.05.1997 tarih ve 02.03.97/10605 sayılı yazıları eki, Murat Demir’in 19.04.1997 tarihli ifadesinde; “Uğur Mumcu cinayetinden bir hafta önce eski PKK itirafçısı Kuzey Irak Türkmenlerinden olan Velit Hüseyin isimli şahısla Van’da Mahsen isimli birahanede içki içtiğimiz sırada, kendisini Korkut Eken ve Mehmet Eymür’ün çağırdığını, ilk önce Malatya ili Doğanşehir ilçesine gelmiş orada Aytekin ...... isimli MİT’çi birinin evinde kalmış ve bombaları oradan alarak Ankara’ya geldiğini; Ankara’da bir polis memurunun evinde kaldıklarını, Uğur Mumcu’yu olaydan iki gün önce telefonla tehdit ettiğini, olay günü Hizbullah Masasında çalışan Hayrettin ....... isimli polis Şefinin yanına vermiş olduğu iki tane polis ile beraber gece başka bir polis otosunun onların güvenliğini sağlamak koşuluyla gece saat 1,30’tan saat 03.00’e kadar bir buçuk saat çalışarak arabaya üç bomba yerleştirdiğini bunlardan birini arabanın sileceğine, ikincisini kontağa ve sonuncusunu ise arabanın bagajına paralel bir şekilde bağlandığını ve daha sonra aynı polis memurunun evine döndüğünü ve Velit Hüseyin’in İran gizli servisinin ajanı olduğunu, bu şahsın bu şekilde anlattığı duyumu bu şekilde anlattım, başka bir polis otosunun onların güvenliğini sağladıklarıyla, İran gizli servis ajanı olduğunu da ben ekledim, o zaman bu anlatım bana çok abartılı geldi, ben gerek Korkut Eken’i gerekse Mehmet Eymür’ü tanıman, kendileriyle hiçbir şekilde görüşüp, konuşmadım. Mehmet AĞAR, Özer ÇİLLER, Tansu ÇİLLER, Mehmet EYMÜR, Korkut EKEN ve Sedat BUCAK” yüzyüze görmedim ve kendileriyle görüşmedim... Kadir ÇELİK’in sunduğu Objektif programında Uğur Mumcu cinayeti hakkında konuştum, daha sonra Uğur Mumcu cinayetini araştırma komisyonuna da anlattım, ben itirafçı olarak maddi yönden bir bunalım yaşadım, içinde bulunduğum için o dönemde Susurluk olayları dolayısı ile TV’lerde bu konuda konuşanlara para verildiğini duydum, bu nedenle konuştum” çeşitli TV. ve Gazetelere çıktığını, bu gazetelerin ve TV’lerin yapımcılarınca Ankara ve İstanbul’da en güzel otellerde ağırlandıklarını, medya kuruluşlarına demeçler verirken Murat İPEK, Özer ÇİLLER ile birlikte resim çekildiğini söylediğini, kendisinin böyle bir resim çekmediğini, kendisinin Özer ÇİLLER’le hiç tanışmadığını, Murat İPEK’in söylediği bu yalan ile amaçlarının medyanın ilgisini çekmek olduğunu ifade ettiği,

İtirafçı Murat İPEK aynı tarihli ifadesinde, kendisinin itirafçı olarak devletin yanında yer aldığını, 1992 yılı sonuna doğru deşifre olduğunu ve PKK’lı teröristlerin, kendisi, ailesi ve çocuğunu öldürme tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, terör örgütünün medyada kendilerinin dikte ettiklerini söylememesi halinde Diyarbakır’daki ailesini topluca katledecekleri tehdidi ile medyada yer alan konuşmayı yaptığını, “Radikal Gazetesinden bize POLAT RÖNESANS Otelinde Yılmaz DUMAN ve İrfan BOZAN adına yer ayırtıp kalmamızı sağladılar. Bu arada Radikal Gazetesi yayın Müdürü Reha MADEN ikimize ihtiyaçlarımızı gidermemiz için 200.000.000.– (İkiyüzmilyon) TL.sı verdi ve ayrıca bir gece bilgimiz dahilinde olmadan bize iki tane uyruğunu bilmediğimiz yabancı uyruklu bayan getirdiler, bu bayanı Radikal Gazetesi Muhabiri olan İrfan BOZAN getirmişti. Odalarımıza bu bayanları getirdi. Bu bayanlar bu akşam sizinle birlikte kalacaklar dedi ve bayanların biri benimle diğeri de Murat DEMİR ile birlikte kaldı. Sabahleyin bu bayanlar yanımızdan ayrıldılar. İrfan BOZAN bu bayanları yanımıza getirdiğinde bayanların bizimle olmaları karşılığında kendilerine 1.500 Amerikan Doları verdiğini söylemişti. Ayrıca, kadınlarında otel masraflarını da Radikal Gazetesi ödedi. Daha sonra konu ile ilgili ropörtajlarımıza devam ettik. Bu röportaj esnasında daha önce anlattıklarımızdan farklı olarak eski Başbakan Yardımcısı Murat KARAYALÇIN’ın, halen Doğruyol Partisi Genel Başkanlığı yapan Tansu ÇİLLER’in eşi olan Sayın Özer ÇİLLER hakkında yalan beyanlarda bulundum. Bunlardan Sayın Murat KARAYALÇIN’a ben ve Alaattin KANAT’ın silahlı saldırıda bulunacağımızı ve bunu bazı devlet büyüklerinin emriyle gerçekleştireceğimizi beyan ettim. Sayın Özer ÇİLLER’in kendilerinin Devlet Çetesinin başında olduğunu birçok olayı finans ettiğini, ve bu işler ile ilgili dış devletlerden talimat alarak yaptığını belirttim. Aslında bu açıklamalarım da asılsızdır.” Otelden ayrılırken bazı fotoğraflarımızı kaybettik. Bu fotoğraflar daha önce beraber çalışmış olduğum bazı resmi görevliler ile çekilmiş fotoğraflardı. Fakat, Otel’den ayrılırken bunları Otel’de unuttuk ve gazetecilere bu fotoğrafların içinde Sayın Özer ÇİLLER’in fotoğrafının olduğunu söyledik. Aslında böyle bir fotoğraf yoktu. Bunu beni yönlendiren Demokrasi Gazetesinden Şanlı EKİN’in talimatı ile Radikal Gazetesinde söylemiştim. Sadece İstanbul’da bir gün gezmek amacıyla geldiğimde kendileri de İstanbul’da Sanjozef Lisesinde bir yemeğe davetli iken bende kalabalığı görünce yaklaştım. Sayın Özer ÇİLLER o esnada çevresini saran insanlarla tokalaşırken tesadüfen elini bana da uzattı, ben de kendisi ile tokalaştım. Benim bundan başka kendisi ile hiçbir şekilde muhataplığım olmamıştır. Sansasyon yaratır diye Şanlı EKİN’e bunu bahsedince bunun çok önemli olduğunu ve kendisi ile yemek yediğimi söylememi istedi, ben de Radikal Gazetesi ile görüşürken istediği şekilde anlattım. Aslında, ne Özer ÇİLLER ile ne de ben kendileri ile hiçbir şekilde ilişkim olmamıştır.

Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili olarak, hiçbir şekilde açıklama yapmadım, ve olayın nasıl gerçekleştirildiğini bilmiyorum. Sadece benimle birlikte şu anda gözetim altında bulunan Murat DEMİR ile birlikte Ankara’ya giderek Uğur Mumcu Komisyonu’na müracaatta bulunduk. Bunu yine Ankara Demokrasi Gazetesinden Temel DEMİREL’in çağırması ile olduğu ve onun yönlendirmesi ile Komisyonla görüştük. Ancak, bu Komisyona bu konuda hiç bilgim olmadığını, bahse konu itirafçı Velit HÜSEYİN’İ Cezaevinde tanıdığımı olayın işlendiği tarihlerde Kuzey Irak’a gitmek istediğini biliyorum dedim, bunun haricinde bu konu ile ilgili hiçbir yerde beyanda bulunmadım. Temel DEMİR sadece benim Murat DEMİR’e yardımcı olmamı ondan farklı birşey söylememi istemedi. Gerçekte ben bu olay ile ilgili hiç bir şey bilmiyorum” ifadesinde bulunduğu, (EK:11/1774-1804) 

81-) Tarihsiz ve imzasız olarak Komisyonumuza gönderilen yazıda; Uğur Mumcu’nun katledilmesinin ve olayın faillerinin Kuran’ı Kerim’den bazı ayetler anlatıldıktan sonra yakalanmasının sadece idari izne tabi olduğu belirtilmektedir. (EK:

82-) Alparslan Işık’lı tarafından komisyonumuza sunulan Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanlığı’nın 27.01.1997 tarihli yazı ile DİSK’e 25 Ocak 1994 tarihinde gönderdiğimiz fax mesajı AKSOY ve MUMCU’nun ölüm yıldönümleri dolayısıyla 31 Ocak günü yapılacak basın toplantısında okunacak metnin belirlenmesi için 26 Ocak 1994 günü yaptığımız ön toplantıya bir temsilci gönderilmesi talep edildiği, DİSK’in tarafından en Ömer ÇİFTÇİ ve Süleyman ÇELEBİ imzası ile “Belirtilen yazı tarafından, sadece biçimsel olarak değil, içerik olarak da düşündürücü bulunmuştur. Emekten ve demokrasiden yana bütün örgütlerin katılımıyla oluşturulan ve daha etkin hale getirilmesi için çaba gösteren DEMOKRASİ PLATFORMU içinde görüşülmesi gereken bir bildirinin, içeriği her ne olursa olsun, farklı bir platformda tartışmaya açılmasını kabullenmek olanaklı değildir. Sadece Muammer AKSOY ve Uğur MUMCU olayları değil, tüm faili meçhul cinayetler karşısında duyarlılığını defalarca göstermiş olan DİSK’i bundan kaçınıyormuşcasına imzaya zorlamak ise, dahada anlaşılmaz bir tutumdur” cevabının verildiği, (EK: 

83-) Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, 16.05.1997 tarih ve B-1997/515 sayılı yazıları ekinde,

“Gazeteci -Yazar Uğur Mumcu’nun olayıyla ilgili Uğur Mumcu’nun oturduğu sokaktaki 63. Nolu apartmanın Av. Yusuf Ziya Ekince’ye ait 15. Nolu dairenin 15.10.1991 tarihinde A. Çelik adlı şahsa satıldığı, A. Çelik ile Oral Çelik adlı şahıs arasında; yaptırılan soruşturmada herhangi bir ilişkisinin olmadığının belirlendiği,” “Çankaya’nın Büyükesat Mahallesinde bulunan 5509 ada parseli teşkil eden 1223 m2. miktarındaki Bağ üzerine inşa edilmiş olan kargir apartmanın 1. Kat 15 Nolu mesken ile bunun kat irtifakına tekabül eden 21/262 arsa payı İsmail Özmen adında kayıtlı iken bu kerre malik bu meskenini 14.06.1988 tarih 2551 yevmiye numarası ile 4.500.000.-TL’sı bedelle Yusuf Ekinci’ye satmış, Yusuf Ekinci ise, iş bu 15 nolu meskeni 15.10.1991 tarih 5837 yevmiye ile 50.000.000.-TS’sı bedelle Ağa Çelik’e satmıştır. Halen 1. Kat 15 nolu mesken Ağa Çelik adına kayıtlı” bulunduğu, 

84-) Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı 16.05.1997 tarih ve B.1997/515 sayılı yazıları ekinde;

Ömer Çiftçi’nin, DGM Savcılığınca alınan 09.06.1993 tarihli ifadesinde, “Ceyhan Mumcu’nun belirttiği gibi ben olay günü Uğur Mumcu’ya seslenmedim ve herhangi bir şekilde konuşmadık, iddialar tamamen asılsızdır”. 

Tanık, Ayhan Aydın’ın Ankara DGM Savcılığınca alınan 06.05.1997 tarihli ifadesinde “Olayın meydana gelmesinden 7 gün kadar sonra, Emniyete giderek beyanda bulundum. Ancak, o tarihte işsiz ve maddi sıkıntı içinde bulunduğumdan çıkar amacı güderek daha önce belirttiğim şekilde beyanda bulundum. Beyanlarım ve teşhisim yalana dayanmaktadır. Gerçekte ben olayı yapanları görmedim” 

... 

Olaydan sonra olayı bilenler için ödül konulmuştu, benim de maddi sıkıntım olduğu için bu ödülü alabilmek için bu şekilde bir senaryo uydurdum. Benim şimdi burada verdiğim beyanım doğrudur. Bu beyanımın dışındaki tüm ifadelerimi ve teşhis tutanağını kabul etmiyorum, doğru değildir.”

Beyanında bulundukları , (EK:11/1812-1817)

85-) İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü 09.05.1997 tarih ve 03.97/7214 sayılı yazılarıyla,

İlgi tarih ve sayılı emir yazılar ile 10.05.1997 günü Saat 10.30’da T.B.M.M. Milli Saraylar Daire Başkanlığı Dolmabahçe-İSTANBUL adresinde hazır bulundurulmaları istenen şahıslardan:

Hülya (Aynur) Ağansoy’a gerekli tebligat yapılmış;

Dündar Kılıç’ın kendisi bulunamadığından kardeşi Mustafa Kılıç’a gerekli tebligat yapılmış;

Emekli Yargıtay üyesi Uğur Tonik’in belirtilen adresten başka bir adres vererek taşındığı tespit edilmiş, vermiş olduğu yeni adreste yapılan araştırmada orada da oturmadığı ve ev sahibi tarafından da tanınmadığı için tebligat yapılamamış;

Ayhan Usta hakkında yapılan araştırmada, adreste Şenol Arlı’nın oturduğu ve şahsı tanımadığı tespit edilmiş, binanın kapıcısı Seyfettin Karaz’ın beyanından şahsın 1993 yılında Polisler tarafından evinden alındığı o tarihten beri adrese uğramadığının öğrenilmesi üzerine İlimiz Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile yapılan yazışmada şahsın yasadışı örgüt mensubu olmak suçundan yakalanarak 07.02.1993 tarihinde İlimiz DGM Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiği, aynı tarih ve Hz.1993/113, Sorgu:1993/22 sayıya kayden tutuklandığı, adres olarakta Batman ili Bahçelievler Mh. 1618 Sokak No:5 adresini verdiği tespit edildiği bildirilmiştir. (EK:11/1844-1858)

86-) Susurluk Araştırma Komisyonunun 29.01.1997 tarihli toplantısında Trabzon Milletvekili Eyüp Aşık’ın 

Ben geçen sene 1994-1995 senesinde Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonunda çalıştım. Öncelikli incelememiz Uğur Mumcu cinayeti ve ona bağlı olarak diğer faili meçhul cinayetler, Güneydoğudakileri özellikle incelemiştik ve o zaman hissettim; ama, tam göremediğim bazı zorlukları daha sonra işte Susurluk’tan sonra daha net görmeye başladım. Şu anda bazı konularda sizin de aynı şeylerle karşılaşacağınızı zannediyorum ve zannederim biz Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu raporunda da belirlemiştik ben arkadaşlara onu okumalarını tavsiye ediyorum. 

Raporda da görmüşsünüzdür, bir ara ATV’deki bir programda Siyaset Meydanı programında hem başkan Doğru Yol Partiliydi, arkadaşımız Sadık Avundukluoğlu hem başkan hem ben yani Uğur Mumcu cinayetini biz çözdük; ama, ne zaman elimizi uzattıysak elimizi geri ittiler ve kanaatimiz devletin bazı makamları bu işi biliyor diye açıklama yapmıştık televizyondan Türk milletine 1 sene 1,5 sene evvel bunu açıklamıştık, açıklamak zorunda kalmıştık. Yani biz bu işlerle uğraştık, uğraştık cinayeti bir iki sefer çözecek olduk; ama, işte ya Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı bu işle uğraşmayın dedi, ya bilmem emniyetteki adam bizim soruşturmaya çağırdığımız adamı kalktı götürdü polis Reha Muhtar’ın programına götürdü veya Reha Muhtar getirdi bizi sabote etti bilmem ne. Yani neticede anladık ki devlet bu işin önünün devletin bazı adamları bu işin önünü kesiyor dedik ve çıktık bunu açıkladık.

Beyanında bulunulduğu. (EK:11/1818-1843)

87-) İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü 23/05/1997 tarih ve 97/7955 sayılı yazıları ile,

“Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Yabancılar Şube Müdürlüğümüzün arşiv tetkiklerinde, Suriye uyruklu Celal Zehabi hakkında kayıt bulunmadığı” bildirilmiştir. (EK:11/1858-1862)

88-) 23/05/1997 tarihli MİT Ekpertiz Raporunda Kriminal Polis Labarotuvarı Daire Başkanlığı 27 ve 29 Ocak 1993 tarihli ekpertiz hakkında “tahkikatın başlangıç aşaması teknik yönü itibariyle kısmen sonucu anlaşıldığı, hiçbir delilin bozulmaması ve kaybolmaması için olay yerinin tecrit edilmesi gerektiği, olay yerini kontrole almak ve emniyetini sağlamak amacıyla Çevre Emniyet Kuşağı tesis edilmelidir.” 

Bu değerlendirmeye göre; görünüşte oldukça basit bir ateşleme düzeni ile teçhiz edilen ve etkin miktar ve türde patlayıcı madde ihtiva eden bomba, Uğur Mumcu’nun otomobilinin altına kolaylıkla yerleştirilmiş ve terörist eylem amacına ulaşmıştır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus; ateşleme düzeninin otomobilin altına ve mekanik bir hareket ile elektrikli devreyi tamamlayacak şekilde ustalıkla yerleştirilmiş olması ve eylemin, patlayıcı maddeler konusunda çok iyi eğitilmiş, uzman düzeyinde, soğukkanlı, becerikli bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi ihtimalinin yüksekliğidir.

Bu eylemin, failin ilk işi olmadığı kesin gibidir ve imzasının, benzeri diğer bombalı eylemlerde de aranmasında zaruret vardır. Bu türdeki eylemlerin mukayeseli bir teknik araştırma ile ayrıntılı olarak ele alınmasında fayda mütalaa edilmektedir” değerlendirilmesinin yapıldığı (EK:11/1863-1884) bildirilmiştir.

89-) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 23/05/1997 tarih ve 55052 sayılı yazılarıyla,

“Suriye uyruklu Muhammed Celal El-Zehebi 

1972 yılında, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne kayıt yaptırmıştır. 

Kaçakçılık yaptığı gerekçesiyle, 20 Haziran 1973 tarihinde sınırdışı edilerek istenmeyen şahıs kapsamına alınmıştır.

1974 yılında çıkan Af Kanunu’ndan faydalanarak ülkemize gelmiş ve yeniden İ.Ü.Tıp Fakültesi’ndeki öğrenimine başlamıştır.

Adına konan tahdit fişleri, 19 Kasım 1985 tarihinde, İçişleri Bakanlığı tarafından iptal edilmiştir.

Betül (Özel) isimli T.C. uyruklu bir bayanla evli olan ve üç çocuğu bulunan adı geçen 1986 yılında İçişleri Bakanlığı’na müracaatla vatandaşlık talebinde bulunmuştur.

Ticaret hayatına atılması nedeniyle öğrenimini yarıda kesen anılan, 21.10.1985-31.10.1987 tarihleri arasında İstanbul’da faaliyet gösteren Zehebi Dış.Ti.Şti.nde çalışmak üzere Devlet Planlama Teşkilatı’ndan müsaade almış ve 1986 yılında ANAP Muş eski Milletvekili Alaattin Fırat’ın yardımıyla T.C. vatandaşlığına geçmiştir.

21 Mart 1989 tarihli Hürriyet Gazetesinde çıkan bir haberde; Türkiye’ye yıllık 70 ton kaçak altın girdiği ve bu konuda Celal Dehabi’nin (Muhammed Celal El-Zehebi) adı üzerinde durulması gerektiği, adı geçenin Tahtakale’nin bir numaralı döviz ve altın indiricisi olduğu ve İsviçreli kuruluşlarla bağlantısının bulunduğu, ünlü kaçakçılardan olan ve halen İsviçre’de bulunan Magaryan Kardeşler ile Cillo kardeşler lakabıyla tanınan Mehmet ve Hüseyin Yıldırım ile ortaklığının bulunduğu ve anılan ülkeye 4-6 milyon dolar kaçırdıkları belirtilmiştir.

Suriye ve Ortadoğu’dan elde edilen külçe altınların ülkemiz üzerinden İsviçre ve Avrupa ülkelerine kaçak olarak sevk edildiği ve bu faaliyetin Suriye İstihbarat Servisinin bilgisi altında yapıldığı bilinmektedir.

M.C. Zehebi’nin Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli istihbaratçı Muhammed Salameh ve Muhaberatın Türk Masası şefi Numan Dağdadi ile irtibatı mevcuttur.

Anılanla ilgili olarak organize kaçakçılık şebekesi içerisinde bulunduğu ve Çetin Emeç suikastinde rol aldığına dair çeşitli basın yayın organlarında yazılar yazılmıştır.

Sözkonusu iddialar doğrultusunda alınan ifadesinde; “1986 yılında ANAP Muş Milletvekili Alaatin Fırat vasıtasıyla Türk vatandaşlığına geçtiğini, döviz ve altın ticareti ile uğraştığını, Çetin Emeç ile ilgili olarak “o gazeteciyi derdest edip öldürün, onun anasını sinkaf edeyim” şeklindeki konuşmasının bir öldürme emri olmadığını, Çetin Emeç’i hiç tanımadığını, aleyhinde yazı yazan tüm gazeteciler için de aynı şeyleri söyleyebileceğini, İstihbarat servisleri ile ilişkisinin olmadığını”, belirtmiştir.

Kişisel başvurusu üzerine 12 Nisan 1995 tarihinde TBMM Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonunda Çetin Emeç cinayeti ile ilgili olarak, daha önce belirttiği benzer beyanlarda bulunmuştur.

Suriye İstihbarat servisinin Suriye ile bağlantıları bulunan şahıslardan menfaat sağlamak veya baskı yapmak suretiyle M.C. Zehebi’den istihbari alanda yararlanmaya çalıştığı”nın 

tespit edildiği belirtilmiştir. (EK:11/1885-1887)

90-) Yaşar Kemal’in müvekkili Av. Enver Nalbant Komisyonumuza gönderdiği 26/05/1997 tarihli yazılarında;

Ceyhan Mumcu tarafından ortaya atılan iddialar sebebiyle Yaşar Kemal’in ifadesini istediğiniz tarafımıza fax mesajı ile bildirilmiştir.Müvekkilimiz Yaşar Kemal, tamamıyla ciddiyetten ve dayanaktan uzak iddiaların, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir komisyonu tarafından dikkate alınıp, bir de kendisinden bu iddiaları cevaplandırmasının istenmesinden son derece rahatsızdır. Komisyonunuzun, sadece hayal mahsulü iddialarla vakit kaybedip, gerçek suçluları aramamasından da üzgündür. Müvekkilimizin isteği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurumuna duyduğu saygıdan dolayı komisyonunuza bu cevap gönderilmektedir.” (EK:11/1888)

91-) Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 27/05/1997 tarih ve 6.135.5.1993/14383 sayılı yazılarıyla “tatbikat ve deneylerde araç ve diğer maddelerin kullanılması için Bütçe faslından Bakanlığımıza özel tahsisat ayrılmadığından sözkonusu otomobillerin temin edilmesi cihetine gidilememektedir.

Tatbikatta Uğur Mumcu’nun vücut ölçüleri değerinde (boy,kilo,vb.) ve insan vücudu özelliklerine sahip (canlı hayvan veya kesilmiş hayvan, kauçuk,silikon vb.) olacak şekilde ve tatbikat sayısı kadar mankenin Adli Tıp Kurumunun bugünkü teknik imkânlarıyla hazırlanması mümkün görülmemektedir.

Şayet, başka kurum ve kuruluşlardan yukarıdaki belirtilen imkânların sağlanması sonucu ve tatbikatın yapılmasına karar verilmesi ve keyfiyetin Bakanlığımıza bildirilmesi halinde görevli Cumhuriyet Savcılarımızın olay yerinde hazır bulundurulması cihetine gidileceği”

Belirtilmiştir. (EK:11/1889-1890) 

92-) Komisyonumuzca Milli İstihbarat Teşkilatından, Uğur Mumcu cinayetinin MİT tarafından araştırılması halinde uygulanacak yöntem ve tekniklerin ne olduğu sorulmuş;

MİT Müsteşarlığı’nın Bila tarih ve sayılı yazılarında “Bu tür, bombalı eylemlerden sonra mevcut kurallar ve usul gereği “Patlama Sonrası Araştırma ve Olay Yeri İncelemesi” tabirleri ile tanımlanan işlemler; bu işlemlerden sorumlu ve yetkili kuruluş olan Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki uzman birimler tarafından, olayın vukuu bulduğu yerde, bilgili icra edilmek suretiyle derhal başlatılmış ve takiben gerçekleştirilen laboratuvar tetkikleri sonucunda hazırlanan 27 ve 29 Ocak 1993 tarihli Ekpertiz Raporları ile elde edilen teknik bulgular ve değerlendirmeler ortaya konmuştur. Böylece, tahkikatın başlangıç aşaması teknik yönü itibariyle kısmen sonuca ulaştırılmıştır.

Olay yerinde yapılacak ilk işlemler, ilgili kuruluşların koordineli çalışmasını gerekli kılar, olay yeri civarındaki insanları ve araştırmacıları korumak ve olay mahallini muhafaza altına almak için, polis, itfaiye ve sağlık desteği olay yerinde bulunmalıdır. 

Hiçbir delilin bozulmaması ve kaybolmaması için olay yerinin tecrit edilmesi gereklidir. Aynı zamanda olay yerine gelen meraklılar, muhtemel teröristler ve ganimet avcıları da güvenlik kapsamında ele alınmalıdır.

Olay yerini kontrole almak ve emniyetini sağlamak amacıyla “Çevre Emniyet Kuşağı” tesis edilmelidir. Bunun uygun usulü şöyledir:

– Patlama noktası (merkezi) belirlenir.

– Patlama merkezine nazaran en uzağa fırlamış parça bulunur. 

– Patlama merkezi ile bulunabilen en uzağa fırlamış parça arasındaki mesafe ölçülür.

– Ölçülen bu mesafe, yarısı kadar arttırılarak, Emniyet Kuşağının yarıçapı belirlenir.

– Renkli ikaz şeridi çekilerek Emniyet Kuşağı tesis edilir ve araştırma sonuçlanana kadar araştırmacıların dışında kimsenin içeri girmesine izin verilmez. 

Ne kadar küçük ve önemsiz gözükürse gözüksün delil olabilecek bütün parçalar işaretlenir ve toplanır. Bütün delillerin; ne olduğu, kimin tarafından ve nerede bulunduğu, fotoğrafının çekilmesine gerek olup olmadığı belirlenir ve bu bilgiler delil kayıt cetveline kaydedilir.

Olay mahallindeki görgü tanıkları belirlenir, kimlikleri kayda alınır ve mülakata tabi tutulur.

Görgü tanıklarına;

– Bomba patladığı anda neredeydiniz? Tam yerinizi gösteriniz.

– Bomba patlamadan önce, ne kadar zamandır buradaydınız?

– Ne olduğunu gördünüz mü?

– Olay kurbanı o sırada ne yapıyordu?

– Alev ve dumanın rengi nasıldı?” sorularının yöneltileceği belirtilmektedir. (EK:11/1863-1884)

93-) Ceyhan Mumcu Komisyonumuza gönderdiği 28/05/1997 tarihli dilekçesinde; “Olayın akabinde, patlamadan mütevellit çevreye dağılan parçaların tamamı, Ankara Emniyet Müdürlüğünün 01/02/1993 tarihli yazısına göre, uzman personel tarafından toplanarak, laboratuvar incelemeleri yapılmak üzere, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığına gönderilmiş ve Ekpertiz Raporunun düzenlenmesinden bir süre sonra, bizdeki bilgilere göre, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde muhafaza altına alınmıştır. 

Aracın patlamadan sonra kalan parçalarının tümü, Uğur Mumcu cinayeti yönünden vazgeçilmez ve kaçınılmaz bir delildir. Titizlikle de muhafazası gerekir.

Hal böyle iken, bugünkü basında aracın parçalarının kaybolduğuna dair haberler yayınlanmaktadır. Vazgeçilmez bu önemli delilin muhafaza edilmeyip, kaybedilme iddiası doğru ise, çok büyük bir vahamet arzetmekte ve gerek ileride sanıkların bulunması ve gerekse olayın soruşturması ve kovuşturmasında sanıklar lehine büyük bir koz oluşturmaktadır.

Bu itibarla, aracın parçalarının tümünün ivedilikle bulunup muhafaza altına alınması, kayıp olduğu takdirde de sorumlu personel hakkında gene ivedilikle soruşturma açılması”nı talep ettiği, (EK:1892)

94-) İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nün 28/05/1997 tarih ve 12494 tarihli yazıları eki inceleme ve imha raporunda ;

24/01/1993 günü Bostancı-Tünel Caddesi Tekbir Sitesi B.2 Blok D.17 sayılı, Halil oğlu 1961 Doğumlu Mehmet Ali Şeker’in kalmış olduğu evden ve yine 26/01/1993 günü Şile Ormanında gösterdiği yerden toprak altında gömülü olarak elde edilen patlayıcı madde ve bomba yapım malzemeleri gerekli inceleme sonucu: 1. kg.lık kutular içerisinde beyaz renkli toplam 8 kg. ağırlığındaki maddenin RDX ihtiva eden C4 patlayıcı maddelerden olduğu, toplam 35 kg. ağırlığında bulunan beyaz ve sarımtırak renkli maddenin ise RDX ihtiva eden C4 patlayıcı olduğu, 6 şişe sıvının Sülfirik Asit olduğu, saniyeli fitilin ise içerisinde Karabulut ihtiva eden fitillerden olduğu, İnfilaklı fitil içerisinde PETN patlayıcısı bulunduğu, 2 adet 250 gr. kağıtlar içerisinde beyaz renkli kristalize maddenin patlayıcı maddelerden Potasyum Klorat olduğu, 4 adet elektrikli fünyenin ise ana patlayıcıların infilak işleminde kullanılan tahrip kapsüllerinden olduğu, Nobea marka kol saati ve flaş ampulünün ise saatli bomba yapımında kullanılan malzemelerden olduğu, belirtilen patlayıcı maddelerden çeşitli bomba düzenekleri yapılmakta olduğu ve bu bomba malzemelerinin terör amacı ile bulundurulduğu, muhafazaları sakıncalı olduğundan imha edilmeleri gerektiği,

Yukarıda belirtilen adreste elde edilen patlayıcı madde ve bomba yapımında kullanılan malzemelerin muhafazaları sakıncalı olduğundan Askeri imha sahasında münhal bir yerde patlatılmak ve yakılmak suretiyle imha edildiği,

03/02/1993 tarihli İnceleme ve İmha Raporunda;

23/01/1993 günü Maltepe-Küçükyalı Kayalar Dervişbey Sitesi B Blok D.15 sayılı yerde M. Sait oğlu 1968 Gercüş doğumlu Mehmet Zeki Yıldırım’ın kaldığı evde yapılan arama sonucu: elde edilen niteliği belirsiz maddelerin incelenmesi sonucu: 

1. şıkta belirtilen fitilin içerisinde PETN patlayıcı olan İnfilaklı fitil olduğu, 2. şıkta belirtilen 5 adet 32 parçalı haki renkli çekme pimli halkalı, fünyesi takılı ve içerisinde TNT patlayıcı bulunan Askeri tip savunma el bombası olduğu vahim ve vahamet güce sahip 2,4-3,2 saniyede infilak ettirilen bombalardan olduğu kullanılmasının tamamen yasak olduğu Askeri birliklerin işleri icabı kullandığı yapılan incelemeden anlaşılmıştır. 3. şıkta belirtilen sis bombalarının yanında çeşitli renkte duman çıkaran sis kutularından olduğu, 4. şıkta belirtilen bubi tuzağının patlayıcı maddelerin infilakı işleminde kullanılan malzemelerden olduğu, 5. şıkta belirtilen 2 adet kavanoz içerisinde bulunan toz ve topakcıklar halindeki maddenin ise Potasyum Siyanür olduğu, 6. şıkta belirtilen şişeler içerisindeki sıvı maddenin %30’luk sulu çözeltisi Hidrojen-Peroksit olduğu, 7,8 maddelerde belirtilen toz kalıp halinde bulunan maddelerin ise herhangi bir patlayıcı madde ihtiva etmeyen fotoğrafçılık maddelerinden olduğu, 9. maddede belirtilen yeşil renkli kartuçların içinde ince fitiller halinde Sevk Barutu bulunduğu, 10. şıkta belirtilen 250 gr. ağırlığındaki macunumsu maddenin ise RDX ihtiva eden C4 tipi plastik patlayıcı olduğu tespit edilmiştir. Bu bomba malzemelerinde çeşitli bomba düzenekleri yapılmakta olduğu ve terör amacı gayesi ile bulundurulduğu,

Yukarıda belirtilen adreste elde edilen bomba ve patlayıcı madde bomba malzemelerinin Askeri imha sahasında münhal bir yerde bombalar patlatılmak suretiyle, diğer patlayıcı maddeler ise yakılmak suretiyle imha edildiği,

YAKALAMA VE ZAPTETME TUTANAĞINDA

“23/01/1993 günü ilimiz, Kadıköy İlçesi, Kadıköy Emniyet Müdürlüğü, Araştırma Büro Amirliğince yapılan istihbari çalışmalar neticesi Kadıköy-Erenköy STFA Blokları, 7. Blok arka garajı içerisinde park halinde bulunan 34-BAE-08 sahte plakalı gri renkli Kartal marka oto çevresinde önceden alınan tedbirler ile anahtar ile otoyu açarak içerisine giren Süleyman Tokmaktepe isimli şahsın, 23/01/1992 günü Saat l5.00 sıralarında görevlilerimizce yakalanması ve şahsın yakalanırken kendi avuç içerisinde yazılı bulunan 305-66-38 sayılı telefon numarasını silmeye teşebbüs etmesi ve bilahare üzerinde bulunan çağrı cihazına gelen mesajlardan da aynı telefon numarasının tespit edilmesi ve bahse konu telefon numarasının PTT İstihbarat aracılığı ile kaydının tespit edilmesi üzerine aynı gün Saat 22.00 sıralarında Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü; 88-10 Kadıköy İlçe Emniyet Müdürü, 88-18, 88-19, 88-95, 88-130, 88-132 kod nolu ekipler olarak biz aşağıda isim ve imzaları bulunan görevlilerce bahse konu telefonun kaydı olan Maltepe-Küçükyalı-Kayalar Beton Santrali yani DervişBey Siteleri B-1 Blok D.15’e gelinerek daire kapısı çalınarak itildiğinde kapının açılması üzerine daire kapısına göre sağda mutfak bitişiğinde bulunan oturma odasında Şenol Devrim kod isimli kendi beyanına göre Mehmet ve Kezban oğlu 1968 Malatya doğumlu, Kamil Güngör isimli şahıs yakalanmıştır. Şahıs refakate alınarak 3 oda, 1 salon, 1 mutfak, 2 tuvaletten oluşan ikamet içerisinde yapılan arama neticesinde; apartman yangın merdivenine açılan oda içerisinde; 

1– Üç (3) adet; Z52982, Z52926 ve A37433 seri nolu seyyar dipçikli Kalaşnikof otomatik tüfek,

2– Bu silahlara ait onbir (11) adet şarjör,

3– Bu silahların yediyüzelli (750) adet 7,62 mm. çaplı dolu fişeği 

4– Bir (1) adet uzun namlulu otomatik (ciz) 69-1-40-909635 seri nolu suikast tüfeği

5– Bu tüfeğe ait üç(3) adet şarjör ve mermileri 

6– Suikast silahına ait BKNBb1Kn-An 625 seri nolu nokta dürbünü

7– İki (2) adet Law silahı ve bu silaha ait iki (2) adet Law roketi

8– Bir (1) adet RPG Roket Atar 

9– Bu silaha ait iki (2) adet roket

10– İki (2) adet sevk fişeği (Pahator marka) 

11– Bir (1) adet 9 mm. çaplı 76746 seri nolu Belçika Browning marka 14’lü tabanca ve bir (1) adet şarjörü ve bol miktarda dolu fişekleri 

12– Bir (1) adet 9 mm. çaplı 3133709 seri nolu Irak yapısı Baretta marka tabanca ve bu tabancaya ait iki (2) adet şarjör

13– İki (2) adet Walter marka 9 mm. çaplı Bila seri nolu tabancalar ve bu tabancalara ait dört (4) adet şarjör ve bol miktarda dolu fişekler

14– Bol miktarda plastik patlayıcı maddeler

15– Bol miktarda kimyasal sıvı patlayıcı maddeler

16– Patlayıcı madde yapımında kullanılan bol miktarda patlayıcı tozlar

17– Bu patlayıcıların yapımında kullanılan bol miktarda fünye-fiti ve malzemeler

18– Bol miktarda patlamaya hazır el yapımı bombalar ve bu bombalara ait malzemeler

19– Altmış yedi (67) adet 45 cal. dolu fişek 

20– Bir adet (1) SHINWA marka el telsizi ve bu telsize ait aynı marka şarj kutusu ile iki (52) adet yedek telsiz anteni

21– Bir (1) adet USA marka dürbün 

22– Üç takım armalı-rozetli, yaka numaralı kışlık ve yazlık polis resmi üniforması 

23– Bir (1) adet polis flaması

24– Bol miktarda çeşitli boyutlarda oto anahtarları

25– Bol miktarda değişik otolara ait oto plakaları ve ruhsatları

26– İki (2) adet gaz tabancası

27– Bir (1) adet gaz maskesi

28– İki (2) adet (3) yeşil renkli orlondan örme kar başlığı

29– İki (2) adet kelepçe

30– Bir (1) adet kürek ve balta (Dağcı tipi)

31– Bol miktarda örgütsel dokümanlar

32– Sote mühür ve damga-kaşe yapımında kullanılan malzemeler

33– Bol miktarda yazısız, sahtecilikte kullanılan kaşeler

34– Bol miktarda çeşitli iş yerlerine ait sahte faturalar elde edilmiştir.

Şenol Devrim isimli şahıs kendi beyanına göre, Kamil Güngör isimli şahıs tarafımızdan yakalanmış, yukarıda bahse konu patlayıcı maddede, silahlar ve dokümanlar ve diğer malzemeler zaptedilmiş olup iş bu olay-yakalama ve zaptetme tutanağı yapılacak adli tahkikata esas olmak üzere üç (3) sayfadan ibaret olarak tarafımızdan olay yerinde temin ile altı okunduktan sonra imza altına alındı”ğı, belirtilmekte tutanağın tanzim tarihi 20/01/1993 gözükmekle birlikte 23/02/1993 tarihinin (3) rakamının üzerinden geçilmesi suretiyle (3) rakamını (0) olarak değiştirip böylece tutanak tanzim tarihinin 23/02/1993 tarihinden 20/02/1993 tarihine dönüştürüldüğü ayrıca, bu düzeltme parafla onanmadığı,

Aynı operasyonla ilgili olarak düzenlenen 24/01/1993 tarihli Yakalama, Ev Arama ve Zaptetme Tutanağında 23/01/1993 günü saat 15.00 sıralarında ilimiz, Kadıköy İlçesi, Erenköy STFA Blokları 7. Blok Arka garajı içerisinde park halinde bulunan 34-BAE-08 sahte plakalı gri renkli Kartal marka oto çevresinde Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Araştırma Büro Amirliği görevlilerince, otoyu anahtarla açıp giden Süleyman Tokmaktepe sahte isimli şahıs aynı gün olayın siyasi yönü bulunması nedeniyle Müdürlüğümüze teslim edilmiş, yapılan sorgusu sonucu esas kimliğinin Mehmet Sait-Selime oğlu 1968 Gercüş doğumlu Mehmet Zeki Yıldırım olduğu, aynı zamanda İslami Hareket adlı örgüt mensubu olduğu belirlenmiştir. Sorgusuna devam edilen Mehmet Zeki Yıldırım ilimiz Bostancı İlçesi Tünel Cad. Tekfer Sitesi B Blok No:10 daire 17’nin örgüt evi olduğunu burada örgüt mensuplarının kaldığını, bu yeri gösterebileceğini bildirmesi, üzerine 26/01/1993 günü saat 09.00 sıralarında Mehmet Zeki Yıldırım yedeğe alınarak kendisine tabi olunup örgüt evi gösterilmesi istenmiş Tekfer Sitesi B Blok No:10 D.17 göstermiş olup bu yerde (İsa Kod adlı) Mehmet Ali Şeker ile (Eşref Kod adlı) Abdulaziz Ocakhan oğlu (İzzet Kod adlı) Mehmet Şah Çınar (Rafet kod adlı) Mehmet Can Dizek ve (İsmet kod adlı) Yusuf (Altun) isimli örgüt mensupları yakalanmışlardır.

Bahse konu evde yapılan aramada (25) kg. C4 plastik patlayıcı, (8) kutu (1) kg. olmak üzere toplam (8) kg. C4 plastik patlayıcı, (6) şişe sülfirik asit, (1) adet 2 m. limon renkli saniyeli fitil, (1) m sarı renkli saniyeli fitil (2) adet içerisinde patlayıcı bulunan intihar belkemeri, (4) adet elektrikli fünye, (1) adet seiko marka kol saati (5) adet flaş ampülü, (250) gr. toz madde (250) gr. siyanür ile (1) adet 7,62 m.çaplı 1980 model WT 45748 seri nolu otomatik Polonya yapısı kalaşnikof tüfek ve şarjörü ve (20) adet fişek, (1) adet (9) m. çaplı parabellium tip Çekoslovak yapısı Ceska marka 121549 seri nolu 16’lı tabir edilen tabanca şarjörü (7) adet mermisi, (1) adet 9 mm çaplı brezilya yapısı (PT) 1992 model tabanca, marka seri numarası kazınmış tabanca şarjörü ve (7) adet mermisi, (1) adet 9 mm. çaplı Brezilya yapısı (PT) 1992 model takorruf marka seri numarası kazınmış tabanca şarjörü ve (6) adet mermisi elde edilmiş başkaca suç unsuruna rastlanmamış olup elde edilen malzemeler geçici olarak zaptedilmiş yakalanan sanıkların ise şubeye haklarında yasal işlem yapılmak