Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER 
İlgili Sayfalar
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TARTIŞMALARI
ÖCALAN TARTIŞMASI

Başbakan Ecevit'in Basın Mensuplarının Ramazan Bayramını kutlarken sorulara verdiği cevaplar... 

(7 OCAK 2000)

Hepinizin Ramazan Bayramı kutlu olsun. Çok yorucu bir görev yapıyorsunuz. Sabah, akşam karda kışta burada bekliyorsunuz. Ben de eski bir gazeteci olduğum için tabiî çektiğiniz sıkıntıları daha iyi anlayabiliyorum. Onun için daha sağlıklı yerlerde toplantıların düzenlenmesinde katkıda bulunmak istiyorum. Hepiniz görevlerinizi çok başarıyla, gerçek gazeteciliğe yaraşan bir tarafsızlıkla yerine getiriyorsunuz. Bunun için sizleri kutluyorum. Tekrar hepinize ailece mutlu bayramlar ve her türlü
esenlikler diliyorum.
 

SORULAR - CEVAPLAR 

SORU: Efendim Sayın Devlet Bahçeli bugün Osmaniye’de bir konuşma yaptı ve önemli mesajlar verdi. Size çok kısa cümlelerini aktarmak istiyorum ve bununla ilgili görüşlerinizi rica edeceğim. “Türk yargısının kararını sulandırmak isteyenler, bilsinler ki, bu Türk milletinin egemenlik hakkını eleştirmek anlamına gelir” diyor Sayın Devlet Bahçeli, Öcalan ile ilgili ve hemen ardından “Öcalan konusunu AB ile aynı kaba koyanlar yanılıyorlar, bilsinler ki, kendi ülkelerini küçük düşürüyorlar”. Ve son bir şey daha “Türkiye’yi yıllardır kan gölüne çeviren, insanlık dışı bir teröristin infazını engelleyen bir barışçı anlayış olamaz” diyerek Sayın Bahçeli koalisyon ortağı olarak Öcalan ile ilgili önemli mesajlar veriyor. Bundan sonra ki sürecin görüşüleceği liderler zirvesi öncesinde bu mesajları değerlendirebilir misiniz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: 12 Ocak’ta bildiğiniz gibi koalisyonu oluşturan üç partinin genel başkanları olarak toplanacağız. AİHM’nin benim görüşüme göre, bağlayıcı olan -Abdullah Öcalan ile ilgili- erteleme kararı hakkında ne düşüneceğimizi birlikte görüşeceğiz. O tarihten ve toplantıdan önce hiçbir yetkili ve sorumlu siyaset ve devlet adamının kendini aşırı ölçüde bağlayıcı konuşmalar yapmamasını temenni ederim. Bu bir egemenlik sorunu değildir. AİHM ile ilgili bir sorundan ibaret de değildir. Abdullah Öcalan’ın infazı, idamı veya infazın geciktirilmesi Türkiye’ye içeride ve dışarıda ne getirir, Türkiye’den ne götürür bunların her türlü duygusallıktan uzak olarak, devlet sorumluluğu içinde gözden geçirilmesi gerekir. 12 Ocak toplantısında bunu yapmaya çalışacağız. Şimdiye kadar bu koalisyon partilerinin genel başkanları ile toplantılarından hep uyumla, uzlaşıyla çıkılmıştır. Bu da Hükûmet’e büyük saygınlık, devlete büyük güven kazandırmıştır. 12 Ocak’ta yapılacak toplantıdan  da ben böyle bir sonuç çıkacağını umuyorum. Bu konuda hiç kimse beni Abdullah Öcalan’a acımakla eleştiremez. Abdullah Öcalan’ın Suriye’den kovulmasını sağlayan Hükûmet’in Başbakan Yardımcısı’ydım. Yine Abdullah Öcalan’ın bir
Afrika ülkesinde yakalanması talimatını veren Başbakan da bendim. Bu konuda benim Abdullah Öcalan’a herhangi bir acıma duygusu ile yaklaşmam söz konusu olamaz. O ve liderliğindeki teröristler halkımıza çok ağır acılar çektirmişlerdir. Vatandaşlarımız tabiî bu acıların ağırlığını üzerlerinde, yüreklerinde duyuyorlar. Biz da onların bu acılarını paylaşıyoruz. Ancak konuya başka açılardan da bakmak gerekir. Abdullah Öcalan’ın benim kanıma göre dirisi artık bize zarar veremez. Ama Abdullah Öcalan’ın ölüsü bize içeride ve dışarıda bazı zararlar verebilir diye düşünüyorum. Bunları 12 Ocak’ta düşünmemiz gerekir. Aslında siyasal anlamda ölmüştür, ama idam onu siyasal anlamda yeniden diriltebilir kaygısını taşıyorum. Abdullah Öcalan’ı yakalamamızdan hemen sonra, Türkiye’de bölücü terör hızlı bir düşüş sürecine girdi ve şu sıralarda artık neredeyse tümüyle sona erdi. Şimdi Türkiye’yi yeniden karıştırarak birtakım olaylara Hükûmet olarak imkân vermemiz söz konusu olamaz. Dediğim gibi duygulardan uzak olarak, bu konuyu 12 Ocak’ta üç parti lideri olarak aramızda görüşeceğiz, öyle umuyorum ki bir sonuca varacağız. Sözlerimin başında da belirttiğim gibi, hükûmetimiz uyumlu bir çalışma yapıyor, içeride ve dışarıda büyük
güven uyandırıyor, AB’de adaylık konumuna gelebilmemiz de zaten bunun bir sonucu. Türkiye’nin yeniden bir kargaşaya sürüklenmesine herhalde hükûmet olarak fırsat vermeyeceğiz. Bir hükûmet sorununun ortaya çıkacağına ihtimal vermiyorum. Ama bu dediğim gibi sorumlu durumdaki kişilerin, siyaset ve devlet adamlarının ve koalisyon ortakları arasında bir görüşme ve karar almadan önce kendilerini veya partilerini bağlayıcı sözler söylemelerinin zorluklar yaratabileceği kaygısını taşıyorum. 

SORU: Efendim, bu bağlayıcı sözler 12 Ocak tarihinde yapılacak olan toplantıya yansıyabilir mi?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: İşte bilemiyorum, kaygılarımı ve temennilerimi belirttim.

SORU: Peki efendim dün Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı’nın nabzını tuttunuz, yeniden görev süresinin uzatılması doğrultusunda. Peki ne zaman siyasî parti liderleriyle görüşmeye başlayıp, onların nabzını tutacaksınız?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Öncelikle tabiî siyasî parti liderlerinin nabzını tutacağım. Yalnız hükûmet ortağı partilerin değil, hükûmet dışındaki partilerin görüşlerini de alacağım. Tabiî aslında Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili olarak partilerce bağlayıcı karar alınamaz, zaten oylama gizli yapılıyor. Fakat o aşamaya gelmeden önce bildiğiniz gibi eğer Sayın Süleyman Demirel’in bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesini istiyorsak Anayasa’da küçük bir değişiklik yapılması gerekiyor. O bir siyasal karar konusudur. Onun için koalisyon ortakları arasında da ve diğer partilerle de görüşülebilir. Tabiî ben Sayın
Süleyman Demirel’in görüşünü ve onayını almadan bir nabız yoklaması girişiminde bulunamazdım. Dün o onayı almış bulunuyorum. Bayramdan hemen sonra da dediğim gibi parti liderleri ile gerekli görüşmeleri yapacağım. Onun dışında da gerekli nabız yoklamarını yerine getireceğim.

SORU: Peki efendim bu Anayasa değişikliği için, siz de söylediniz; ‘küçük bir değişiklik’ gerekiyor. Küçük bir değişiklik için TBMM’de bu gizli oylamada 376 milletvekilinin ‘evet’ oyu vermesi gerekiyor. Siz bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşeceği konusunda umutlu musunuz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Nabız yoklaması yapmadan önce umutluyum da diyemem, umutsuzum da diyemem. Ama temennim Sayın Süleyman Demirel’in görev döneminin bir süre daha uzatılmasıdır. Bu 7 yıl mı olur, 5 yıl mı olur daha ileride görüşülecek bir ayrıntıdır.

SORU: Görev süresinin uzatılmasından ziyade, iki kez seçilebilir şeklinde bir değişiklik düşünülüyor galiba. Peki siz, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin uzatılmasından ziyade Cumhurbaşkanı’nın iki kez seçilebilir olmasını mı istiyorsunuz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tabiî, yalnız bu yedişer yıllık iki dönem mi, beşer yıllık iki dönem mi bu tabiî liderlerle aramızda görüşülecek bir konu.

SORU: Peki efendim başka bir konu daha var; cezaevlerinde çeşitli olaylar yaşanmaya başladı. Bugün de Metris Cezaevi’nde, rehin alma olayı yaşandı. Sizden bu konuda son bilgileri alabilir miyiz? 

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Evet, bu İBDA-C’nin bir eylemi yine. Maalesef cezaevlerinde henüz yeterli
denetim sağlanamadı. Onun içindir ki geçen gün Sayın Hüsamettin Özkan’ın başkanlığında ilgili Bakan arkadaşlarımız bir toplantı yaptılar. Cezaevlerinde huzurun ve güvenliğin sağlanabilmesi için yararlı olacak çok önemli kararlar aldılar ve bir protokol imzalandı. Tabiî bu hemen sonuç vermeyecektir. Önümüzdeki aylarda bu protokol uygulamaya yansıdıkça cezaevlerindeki bu tür olayları önlemek çok kolaylaşacaktır. Son aldığımız bilgilere göre hükümlülerce cezaevinde 18 gardiyan ve bir avukat rehin alınmıştır. Jandarma derhal duruma müdahale etmiştir. Bu müdahale sürecinde bir kişi ölmüş, üç kişi de yaralanmıştır. Olay
henüz devam ediyor. Fakat devlet güçleri büyük bir kararlılıkla olayın üstüne yürüyorlar.

SORU: Efendim bir de ‘Af’ konusu var. ‘Af’ konusu ne zaman gündeme gelecek?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bayramdan hemen sonra o konun da bir uzlaşı ortamına gireceğini umuyorum.

SORU: Peki efendim cezaevleri ile ilgili geçen günkü toplantının sonunda 6 cezaevinin Mayıs ayında teslim edileceğini ve hükümlülerin buraya yollanacağını söylemiştiniz. Bu olaylar genellikle nakillerden dolayı çıkmakta. Mayıs ayına kadar bu sorunları çözecek misiniz? Nakillerde sorun yaşanmayacak mı?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Efendim tabiî daha etkili güvenlik önlemlerinin alınması şart. Zaten bu geçen gün imzalanan protokolün de özü oydu değil mi? Hem cezaevlerindeki sağlık koşullarının daha yeterli bir düzeye getirilmesi, hem de devletçe sağlanacak güvenliğin bir takım somut, kesin kurallara bağlanması, onun için tabiî yeni cezaevi binalarına geçme aşamasında asıl sıkıntı olabilir. Fakat önceden onun da tedbirlerini olabildiğince almaya çalışacağız. Herhalde suç örgütlerinin karargahı olma durumundan cezaevlerini tümüyle kurtarmak zorundayız.

SORU: Efendim, bir soru sormak istiyorum. Bayramda siz ne yapıyorsunuz?

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bildiğiniz gibi biz genellikle bayramda hep Ankara’da kalırız. Eşim ve yardımcım Rahşan Ecevit ile yine Ankara’dayız. Evde yapmamız gereken işler var. Bayramın 2’nci günü de her zaman olduğu gibi saat:14.00’de DSP Genel Merkezi’ndeki bayramlaşmaya katılacağım. Buradaki görevlilerle de bugün bayramlaştım. 
Hepinize mutluluklar diliyorum. Teşekkür ederim.
 


KAYNAK: BAŞBAKANLIK İNTERNET SİTESİ
(9.3.2000)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş