|
HÜRRİYET
GAZETESİ - 23 MART 2000
Hücum
ediyorlar
Sedat ERGİN
Sanki beni seçin dedim...
Eleştiri dozu aşılıp, fısır fısır laf yayılıyor
Cumhurbaşkanlığı süresinin
uzatılması konusunda Anayasa değişikliğinin görüşüleceği hafta Hürriyet'e
konuşan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, kendisine yönetilen eleştirilerden
şikayetçi oldu. Demirel, ‘‘Şu anda aday değilim. Birileri beni gösterirse
aday olabileceğim’’ dedi.
CUMHURBAŞKANI Süleyman
Demirel, dün Hürriyet'e Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili son gelişmeleri
değerlendirdi. Demirel'in bu mülakatta kendisine yöneltilen sorulara
verdiği yanıtlar özetle şöyle:
Son günlerde verdiğiniz
demeçlerde bir tehdit havasının hakim olduğu öne sürülüyor...
Kim kimi tehdit ediyormuş?
Yani ‘İmzayı atanlar
gereğini yerine getirmelidir’ şeklindeki sözleriniz kasdediliyor.
Bunda ne var ki? İmzayı yerine
getirmek için mi atarsınız, yoksa yerine getirmemek için mi? Bu seçim değil,
bir Anayasa değişikliği sözkonusu. Bunun için 410 kişi önerge vermiş. Şimdi
bu önerge verildikten sonra şöyle tereddütler yayılıyor: ‘Bu önerge
verildi ama, siz ona bakmayın. Çünkü buraya imza koyan kişiler gizli oy
olacağı için buna oy vermezler. Bu da çıkmaz.'
BİRİLERİNİN YANIT VERMESİ
LAZIM
Benim diyeceğim de şudur:
Çıkarsa çıkar, çıkmazsa çıkmaz... Bu benim sorunum değil. TBMM'nin değerli
üyeleri altına imza koyuyorlar; bir takım çevreler de TBMM ve onun değerli
üyeleri hakkında şu lafı yayıyorlar: 'Bu imzaları koydular ama gizli
oylamanın arkasına sığınarak imza atan adam bunun gereğini yapmayacaktır.
Böylece bu olmayacaktır, kanunlaşmayacaktır.' Bunu her gün yayıyorlar.
Bu beni rahatsız etmez. Kanun çıkarmış çıkmazmış benim sorunum değil o.
O, parlamentonun sorunu. Ancak böyle bir şeyin karşısına birilerinin çıkıp
demesi lazım ki, 'Bak arkadaş, sen bu rivayetleri yayıyorsun, tereddütler
meydana getiriyorsun, ama yaptığın iş TBMM'nin üyelerinin itibariyle oynamaktır.'
Bunu kimin söylemesi lazım?
Herhalde birilerinin söylemesi
lazım.
O kim kim olabilir?
Birçok kim var, bir tane
değil ki...
CİDDİYE ALMAYIN DENMELİ
Mesela?
Beni o mevzulara sokmayın.
Benim diyeceğim şu; birilerinin bunu söylemesi lazım. Bir kere, bu laflar
anlamlı değilse, ciddiye alınacak laflar değilse, 'bunları ciddiye almayın'
demesi
lazım. Ama her gün bunu basın işliyor. Fısır fısır fısır Meclis'in koridorlarında
'oraya imza atıldı ama o imzaya uyulmaz' diyenler var. Bu iyi bir
şey mi? Benim korumaya çalıştığım Meclis'in itibarı, milletvekillerinin
itibarıdır. Benim sözlerimde ne var? Ben diyorum ki, kişi imza atmışsa
onun gereğini yerine getirir. Neden söylüyorum? Türkiye'de siyaset müessesesini
koruyorum. Her defasında siyaset ve siyasetçisiz bir ülke olmaz diyorum.
Ondan sonra, bunun nesi tehdit ki? Ben diyorum ki, niçin bu şüpheleri yaratıyorsunuz?
Müthiş bir kampanya yapıyorsunuz.
Her yerde konuşuyorsunuz...
Ben ister istemez hadisenin
ortasına kondum. Bana fevkalade haksız, fevkalade yersiz eleştiriler yöneltildi.
Bugün aday dahi değilim. Birileri beni aday gösterirse ancak aday olabileceğim.
Ama, sanki ben kendim çıkmışım ortaya ve 'ben adayım, beni seçin'
demişim gibi bir hava yayılıyor. Hergün çeşitli yerlerde eleştiri dozunu
aşan birtakım hücumlar alıyorum.
Güniz Sokak'ta çiçekle
uğraşmam
Siz enerji dolu bir insansınız.
Cumhurbaşkanı seçilmezseniz bu enerji ne olacak?
Ben bu sualin cevabını biliyorum,
ama sana şimdi söylemeyeyim. (Karşılıklı gülüşmeler)...
Vardır sizin kafanızda
birşey...
Sen beni zorluyorsun.
Herhalde bahçede çiçek
sulayıp, kümesteki tavuklarla uğraşmayacaksınız
Tavukla, çiçekle zaten hiç
uğraşmadım ömrümde. Ben yapacak birşey bulurum, hiç kimse merak etmesin...
SEÇİLEMEZSEM SIKINTI OLMAZ
ABD ve Avrupa da
dahil olmak üzere dışarıdaki çevrelerin Türkiye'ye bakışı bugünlerde Cumhurbaşkanlığı
seçimine endekslendi. Özellikle finans ve yatırımcı çevrelerde sizin seçilmemeniz
durumunda Türkiye'de istikrarın belirsizlige gireceği ve bunun da iş hayatını
olumsuz şekilde etkileyeceğ yolunda kaygılar belirtiliyor. Sizce seçilmezseniz
çok ciddi sıkıntılar olur mu
Sanmıyorum... Benim size
vereceğim yanıt, beni kendimin değerini ispatlamak gibi duruma düşürür.
Ama benim söyleyeceğim şey genelde doğru olan birşeydir: devlet kişilerle
kaim değildir. Ben onu mahkeme kadıya mülk değildir diye söylüyorum. Birisi
gider, birisi gelir; iyi yapar, iyi yapamaz ayrı meseledir... Ama burada
değişik bir durum var. Ben bir hizmete çağrıldım, ben hizmet talep etmedim
kimseden. Beni hizmete çağıranlar, 'bu hizmeti iyi yapmıştır, yaparken
devletin hukukunu iyi korumuştur, devleti iyi temsil etmiştir, Türkiye
içindeki dengeleri iyi korumuştur ve bu birikimden yararlanalım' diyorlar.
Gerekçeleri bu. Sonra, başka bir gerekçe parlamentoda bugün cumhurbaşkanını
seçecek çoğunlukta bir parti yoktur.
Seçilemezsem vatan sağolsun
Seçildiğiniz takdirde
ikinci dönem için yeni bir programınız var mı?
O çeşit şeylere girmiyorum.
Çünkü daha aday olup olmayacağım dahi meçhul. Öyle dereyi görmeden paçayı
sıvamam. Dereyi bir görelim.
Seçilmediğiniz takdirde
söyleyecek bir çift lafınız vardır herhalde...
Var, canım o hiçbir sorun
değil. Ben o zaman derim ki, millet yaşasın.
'Millet yaşasın' lafının
altında Dumlupınar denizaltısından gelen 'vatan sağolsun' gibi bir hüzün
ifadesi mi mi olacak?
Nasıl anlaşılırsa artık.
Biz iyiniyetle söylüyoruz; Vatan sağolsun millet yaşasın... Kimseden şikayet
yoktur. Milletimizin bana 50 senedir verdiği imkanları minnetle karşılıyorum.
50 sene Türkiye'ye hizmet etme imkanını buldum. İyi de hizmet ettim. Her
platformda bu hizmetlerin hesabını da verdim. Ben bu memleketin katrilyonlarını
sarfettim, bir kör kuruşunun hesabını kimse bana sormadı. Ben Cumhurbaşkanlığına
sırtımda birşeyle gelmedim. Eğer benim bu görevimi devam ettirmemi isteyen
zevat bu girişimlerini başarıya ulaştıramazlarsa, benim kimseye söyleyecek
birşeyim olmaz. Herkese canınız sağolsun derim. Bunun içinde ne ima olur,
ne kırgınlık olur. Tabii, burada millete gitme imkanı yok. Bu imkan olsa,
o zaman milletin önüne çıkıp beni seçin çünkü demem lazım. O fırsat burada
yok.
Yeniden seçilirseniz yeni
dönemin sizin açınızdan bir farklılığı olacak mı?
Ben tartışılmak istemiyorum.
Tartışma konusu olmak istemem. Türkiye'de tam bir tartışma da yapılmıyor.
Yapılan şey orasından burasından çekme, saptırma oluyor. Bundan şikayetçiyim,
saptırmadan şikayetçiyim.
Ben her yere seçilerek
geldim
‘Zorla imza attığını’
söyleyen ANAP'lı Anayasa Komisyonu Başkanı Ertuğrul Yalçınbayır'ın eleştirilerine
ne diyorsunuz?
Ben onları hiç değerlendirmem.
Hiçbirisi benim meselem değil. Benim meselem siyaset ve siyasetçinin itibarı.
Çünkü beni düşündüren olay, bu zamana kadar birçok kere arızaya uğramış
bir sistemde siyaset ve siyasetçi itibarlı kalmasıdır. Ben bunun kavgasını
yaptım geliyorum. Demirel yeniden bu göreve devam edermiş etmezmiş
bunlar benim sorunum değil. Benim birinci sorunum ülkemde bu sistemdir.
Herşey kuralına göre oluyor zaten. Ben niye uzatmayı kabul etmedim? Uzatmayı
kabul ederdim, o zaman bunların hiçbirisine gerek kalmazdı, bir defada
biterdi hepsi.
YAZILANLARIN HEPSİ ALEYHTE
DEĞİL
Niye etmediniz?
Etmedim çünkü, uzatma yok
bizim tecrübemizde. İki; nereye geldiysem; seçimle geldim. Seçim dediğiniz
zaman karşınıza birisi çıkacak ve herkes hür iradesiyle gelecek, sizi seçecek.
Oraya gelmiş de değilsiniz daha. Gelip gelemeyeceğiniz de belli değil.
Ben aşağı yukarı bir ay zamandır yazılanları, çizilenleri toplattım binlerce
sayfa. Türkiye Cumhurbaşkanlığı kolay bir iş değil. Onu da söyleyeyim,
hepsi aleyhte olan şeyler değil. Pek çok güzel yazılar da var yazılmış-çizilmiş,
gayet ağırbaşlı.
(24.3.2000)
  |