Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER 
İlgili Sayfalar
GÜN GÜN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TARTIŞMALARI

HÜRRİYET GAZETESİ  - ERTUĞRUL ÖZKÖK -  19 ŞUBAT 2000
 

Güniz sokak'a hazırım 
 

DÜN Ankara'dan Zagreb'e uçarken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le sohbet ediyoruz.

Önce, dikkatimi çeken küçük bir ayrıntıyı aktarayım.

Cumhurbaşkanı'nın yakasında ilginç bir ay yıldızlı rozet var.

Rozetin ay ve yıldız kısımları, çok küçük pırlanta taşlarıyla işlenmiş.

Bunun yeni mi olduğunu soruyorum.

‘‘Bir süreden beri takıyorum’’ cevabını veriyor.

Rozetleri, Cumhurbaşkanlığı yaptırtıyormuş.

Tabii günün konusu, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin 5 yıl daha uzatılması.

Şu soruyu soruyorum:

‘‘Kendinizi ruhen Çankaya'da kalmaya mı, yoksa ayrılmaya mı hazırladınız?’’

Cevabı aynen şöyle oluyor:

‘‘16 Mayıs günü, Güniz Sokak'taki eve gitmeye hazırız. Ev açık. Mahkeme kadıya mülk değildir.’’

Ama biz durmuyoruz, Cumhurbaşkanı'nın şuuraltını veya bugün söylemek istemediklerini açmaya çalışıyoruz.

BENİM MUHİTİM ANKARA

Sorumuz şu:

‘‘Eğer seçilemezseniz, nerede yaşayacaksınız? Ankara'da mı, İstanbul'da mı, yoksa Isparta'da mı?’’

Cevap, kısa ve net geliyor:

‘‘Bizim muhitimiz Ankara'dır.’’

Tabii, Ankara ve Güniz Sokak kelimeleri, sıradan bir anlam taşımıyor.

Her ikisinin de Türk siyasetinde, kendine ait özel anlamları var.

Ve bu anlamlar, her zaman siyaset yüklüdür.

O nedenle bir adım daha ileri gidiyoruz:

‘‘Öyleyse, Güniz Sokak'ta siyasete devam mı edeceksiniz?’’

Cevap, yine anlamlı geliyor:

‘‘Biz, ülkeye hizmet için varız. Ülkeye hizmet etmenin çeşitli yolları vardır.’’

Tabii sormamız gereken kritik bir soru daha vardı. İş referanduma kalırsa, meydana inip kampanya yapacak mıydı?

‘‘Ben Cumhurbaşkanı'yım. Siyaset yapmam mümkün değil.’’

Cumhurbaşkanlığı seçim turumuz devam ediyor.

Görev süresi uzatılmadığı takdirde, devir-teslim töreni nasıl olacak?

‘‘Bizim sistemimizde, devir-teslim olmadı. Atatürk, vefat ettikten sonra İnönü Çankaya'ya çıktı. İnönü'den Bayar'a geçişte tören olmadı. Bayar, zaten ihtilalle görevden ayrıldı. Cemal Gürsel komadaydı. Cevdet Sunay ve Korutürk arasında da aynı durum söz konusuydu. Evren, 12 Eylül'den sonra Çankaya'ya çıktı. Turgut Bey'le benim aramda da olmadı. Bütün bunlar da sistemin sıkıntısı olduğunu gösteriyor.’’

6 YILDA 119 BİN KİŞİ

Cumhurbaşkanı, bu arada 6.5 yıllık göreviyle ilgili ilginç bir tahlil yapıyor. Bu süre içinde, Çankaya'da 119 bin kişiyi kabul etmiş.

Daha doğrusu, geçen yıl sonu itibarıyla rakam buymuş.

‘‘Sivil toplum örgütlerine çok önem verdim’’ diyor.

Kendisinden, bir başka muhasebe yapmasını istiyoruz.

‘‘Görev süreniz boyunca, yaşadığınız en kritik an hangisiydi?’’

‘‘Henüz böyle bir muhasebe yapmadım. Üzerinde çok düşünmem lazım.’’

Mesela 28 Şubat'tan bir önceki gün?

‘‘28 Şubat, bir günlük mesele değildi ki. Ondan geriye bir yıl var.’’

Peki ya Milli Güvenlik Kurulu'ndaki görüşmeler?

Bize bu konuda, spesifik bir örnek vermiyor. Ama Milli Güvenlik Kurulu'nun çalışmasıyla ilgili ilginç ayrıntılar anlatıyor.

Milli Güvenlik Kurulu'nda, bir son gündem maddesi varmış. Bu son gündem maddesinde, kurulun sadece Anayasa'da belirtilen üyeleri salonda kalıyormuş.

Bu üyeler, en mahrem konuları konuşuyorlarmış.

Sonunda, her konuda bir oylama yapılıyormuş.

Yalnız bu oylama, kabul edenler-etmeyenler şeklinde el kaldırarak yapılmıyormuş.

Cumhurbaşkanı, ‘‘İtirazı olan var mı?’’ diye soruyormuş.

Teorik olarak, itirazı olanların, itiraz şerhi koyma hakkı varmış. Ancak, onun görev yaptığı sürede, böyle bir itiraz olayıyla karşılaşmamış.

Oylamada, Cumhurbaşkanı dahil, her üyenin bir oy hakkı varmış.

Bu toplantılarda, zabıt tutuluyormuş. Ancak bu zabıtlar, tek nüsha halinde Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nde saklanıyormuş.

Üyelere ise sadece birer özet gönderiliyormuş.

ÇANKAYA'NIN ÖNEMİ ARTTI

Uçağımız Zagreb'e doğru alçalırken, kendisine, Cumhurbaşkanlığı görevinin ne olduğunu soruyoruz.

Cevabı şu oluyor:

‘‘Anayasamız, tam 26 maddesinde Cumhurbaşkanı'na yetki veriyor. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı'nın önemi, son gelişmelerden sonra çok daha fazla artmıştır.’’

Ve son anlamlı cümle:

‘‘Türkiye'de devleti ciddiye alan kişi ve müesseseler, Çankaya'yı da ciddiye almak zorundadır.’’

Sonuç:

Cumhurbaşkanı Demirel, Güniz Sokak'a gitmeye hazır olduğunu söylüyor. Ama önemli bir mesaj veriyor.

Bu uluslararası konjonktürde, Türkiye, Çankaya'ya herhangi bir kişiyi oturtma lüksüne sahip değildir.

Yasaklı yılların sembolü

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ‘‘Dört duvar arasındaydım’’ diye anlattığı yasaklı yıllarının önemli bir bölümünü Güniz Sokak'taki evinde geçirdi. Türk siyasi söyleminde de Demirel'in yasaklı yıllarıyla özdeşleşen Güniz Sokak, Ankara'nın gözde semtlerinden Kavaklıdere'de bulunuyor. Ve İran Büyükelçiliği ile Hilton Oteli'nin bulunduğu Tahran Caddesi'ne açılıyor. Demirel, Güniz Sokak No: 31 Kavaklıdere adresindeki evine özellikle bayram günlerinde eşi Nazmiye Demirel ile birlikte mutlaka uğruyor. 


MİLLİYET GAZETESİ  - YALÇIN DOĞAN  -  19 ŞUBAT 2000
 

Demirel'in Çankaya tarifi

ZAGREB

       İki olasılığa karşı da belli bir tavrı var Demirel'in, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak.
       Eğer, Meclis'te Anayasa'yı değiştirecek gerekli 367 oy bulunamaz, fakat referanduma giderse Demirel ne yapacak?.. Demirel:
      "Referandumla ilgim yok. 16 Mayıs akşamına kadar gereğini yaparım." Ama bu sözleri söylerken son derece dikkatli.
       İki gün önce Başbakan Ecevit'i kabul ettiğinde, Ecevit kendisine bilgi veriyor, "harekete geçtik" diyor. Demirel bu sözler karşısında ne hissediyor?.. "Ben sormam, Sayın Ecevit kamuoyunu aydınlatmada fevkalade iyi" karşılığını veriyor.
       Hırvatistan'ın yeni seçilen cumhurbaşkanının yemin töreni için Zagreb'e giderken dün uçakta üç gazeteci (Ertuğrul Özkök ve Ufuk Güldemir'le birlikte) Demirel'e çeşitli konularda sorular yöneltiyoruz. Ama ana odak Cumhurbaşkanlığı seçimi.

"Ankara'da kalırım"




       Eğer süresi uzamazsa, Demirel ne yapacak?.. Demirel:
      "Mahkeme kadıya mülk değil. Ama ben her hizmete, her yerde varım. Hizmet için makam lazım. Eğer, olmazsa Güniz Sokak'taki eve ineceğiz. Ev henüz hazır değil, ama 16 Mayıs'ta hazırlanmış olur. Bizim muhitimiz Ankara. Ankara'da kalacağız."
      Ne de olsa, siyaset Ankara'da yapılıyor!.. Görev süresince Demirel Çankaya'da tam 119.000 kişiyi kabul ediyor. Ve bir başka rekora imza atıyor. Kabulleri, yurtiçi ve yurtdışı gezileri kendisinin görev anlayışı olarak benimsiyor. "Anayasa'nın 26 maddesi Cumhurbaşkanının görevlerini saymıştır" diyerek, görev süresindeki faaliyetlerini Anayasa'ya dayandırıyor.
       Örneğin, dün Zagreb'deki yemin törenine gelmesini de bu görevin bir parçası olarak görüyor. Geçenlerde ölen Hırvatistan Cumhurbaşkanı Tujman'ın cenaze törenine katılması ve yenisinin dünkü yemin töreni, Demirel'e göre "Türkiye'nin Bosna - Hersek'te izlediği politikanın bir ürünü". Demirel bu noktada biraz geriye gidiyor:
      "Bosna - Hersek'te barış pamuk ipliğine bağlıydı. Oysa burada Boşnaklar, Sırplar, Hırvatlar bir arada yaşamak zorunda. Barışı sağlamak için Hırvatistan'daki grupları bir araya getirmeye çalıştık ve Dayton anlaşmasını imzalaması için defalarca öneride bulunduk. Buralara şimdi barış gelmiştir. Bu bizim Türkiye olarak oynadığımız rollerden biridir."
       İster Balkanlar'da, ister Kafkaslar'da ya da Orta Asya'da.
 

"Ahenk sağlanmıştır"




       Bir zamanlar "864 rakımlı tepe" diye nitelediği Çankaya'yı Demirel nasıl tanımlıyor?.. Demirel:
      "Son on yılda Türk siyaseti çok karışmıştır. Ben cumhurbaşkanı olarak 8 hükümete onay verdim. Bu istikrara delalet etmez. Bu kadar çok hükümet değişirse, Cumhuriyet'in tarihinde görmediği terör yaşanmışsa, Sovyetler dağılırsa, yeni dünya düzeni doğarsa, cumhurbaşkanının işlevi ve rolü çok değişiktir.
       Bu durumda cumhurbaşkanının politika belirlenmesini sağlaması gerekir. Ben kendim icraat yapmam ama her hükümetin, her sefer dikkatini çekerim. Devleti ciddiye alan biri için Çankaya çok önemlidir."
       Görev süresince "en dramatik kararının ne olduğu" sorusunu, Demirel "düşünmedim" diye yanıtlıyor. Genel bir değerlendirme yaptığında ise:
      "Ahenk sağlanmıştır... Tarafsızlık zor. Ne yaparsanız, biri rahatsız oluyor. Onun için, cumhurbaşkanlığının tarafsızlığını ve ondan doğan karizmayı korumak zor."
       Zagreb'de hava pırıl pırıl. Ya Ankara'da?..


SABAH GAZETESİ  - UFUK GÜLDEMİR  -  19 ŞUBAT 2000
 

Demirel: Güniz Sokağa dönerim

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bu sözüyle "Köşk'ü bırakırsam yeniden siyasete atılırım" mesajını verdi...

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Çankaya tartışmalarına sadece siyaseti yakından izleyenlerin hemen anlayacağı çok ince bir mesajla katıldı. Hırvatistan yolunda, "Cumhurbaşkanı olmazsam Güniz Sokak'taki evime giderim" dedi.

Demirel, Türk siyasi yaşamında önemli bir yeri olan Güniz Sokak terminolojisini kullanarak açıkça ifade etmedi ama yeniden seçilmezse siyasete döneceğinin de mesajını verdi.

EMEKLİLİĞE HAZIR DEĞİL...
Hırvatistan Cumhurbaşkanı Sitpe Mesic'in yemin törenine katılmak için Zagrep'e uçarken, Sabah, Hürriyet ve Milliyet Gazeteleri Genel Yayın müdürleriyle sohbet eden Demirel, ısrarla "cumhurbaşkanlığı dönemine" ilişkin anılarını anlatmaktan kaçındı. Bu da Cumhurbaşkanı'nın emekliliğe hiç hazır olmadığının açık bir göstergesiydi.

Güniz Sokak hatırlatması ile anılardan kaçınması üst üste gelince Demirel'in dilini tercüme etmek pek de zor olmadı: Belli ki Demirel sonuç ne olursa olsun 16 Mayıs'tan sonra köşesine çekilmeyecek.

 5 artı 5 diye özetlenen Anayasa değişikliğinin yeterli oyu bulamayıp referanduma gidilmesi halinde Demirel ne yapacak? Meydan meydan dolaşıp milletvekillerinin esirgediği oyu bu kez halktan mı isteyecek? Cumharbaşkanı bu konuda çok kararlı.

BENİM İLGİM YOK
"Referandumla benim ilgim yok" diyerek, önümüzdeki günlerde başlaması muhtemel olan bir tartışmanın önünü şimdiden kesti. Belli ki Demirel siyasi yasaklara son veren 1987 referandumundan çok etkilenmiş. Dönemin Başbakanı Özal'ın referandumu kendi meselesine çevirip taraf olmasını Demirel siyasi hata olarak görüyor ki "Benim ilgim yok" diyerek aynı yanlışa düşmeyeceğini ifade etti.

Demirel her ne kadar kritik soruları ustaca savursa da cumhurbaşkanlığı seçimi gündeminin birinci sırasında oturuyor. Kendi dönemiyle ilgili bütün sorulara yine kendine özgü üslubuyla yanıt veriyor. Sohbet sırasında bir ara görevde bulunduğu 6.5 yıl boyunca en önemli anısı soruluyor. Demirel belli ki bu konulara daha girmeye hazır değil. Demirel ile gazeteciler arasında aynen şu diyalog geçiyor:

HİÇ DÜŞÜNMEDİM
- Görev süreniz boyunca en kritik gününüz ne oldu?

- Bilmem hiç düşünmedim.

- 28 Şubat döneminde de mi hiç kritik gününüz yok?

- Hiç düşünmedim.

- Hiç dramatik bir anınız yok mu?

- Şu anda yok. Hiç düşünmedim.

Bu kısa diyaloğun uzun değil ama çok önemli bir tercümesi var: Belli ki Cumhurbaşkanı emekliliğe hiç hazır değil. Anılarını tartışmaya açmak istememesi, bu konudaki tuzak soruların niyetine karşı kendi niyetinin açık bir göstergesi.

Türkiye sadece Demirel'in Cumhurbaşkanı olup olmayacağını tartışmıyor. Demirel'in Çankaya'dan inerse ne yapacağı da en çok merak edilen konulardan birisi. Demirel bu konudaki niyetini de bakın nasıl açıklıyor:

MUHİTİMİZ ANKARA
- Tekrar cumhurbaşkanı olmazsanız nerede oturursunuz, Ankara mı, İstanbul mu, Isparta mı?

- Bugün için Ankara dışında düşünmem. 16 Mayıs günü Güniz Sokak'taki evimize gideriz. Ev açık. Gerçi hazır değil ama Mart, Nisan'da hazır olur.

 - Ankara'da kalacaksınız. Politika dışında kalamazsınız...

 - Yok öyle şey..

 - Ankara'da oturmak istemeniz ne anlama geliyor?

 - Bizim muhitimiz Ankara..

Cumhurbaşkanı Demirel geleceğe yönelik hesaplarını kendine özgü nüansıyla işte böyle verdi. Ya Çankaya'da kalacak ya da Türk siyasal yaşamında 13 yıl sonra ikinci Güniz Sokak devri başlayacak.
 


(10.4.2000)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş