|
AK Parti "Seçim Beyannamesi"nin, "Hukuk ve Adalet Reformu" ve "Yönetimin Yeniden Yapılandırılması"
başlıklarını taşıyan 4 ve 5. bölümleri şöyle:
IV. HUKUK VE ADALET REFORMU
A- HUKUK ve ADALET ANLAYIŞIMIZ
Demokratik ülkelerde, hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının
açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması,
idarenin hukuka bağlılığının sağlanması temel değerlerdir. Bu değerlerin
hayata geçirilmesiyle otoriteyi meşrulaştırıcı bir güç olan hukuk devleti
anlayışı yerleşir.
PARTİMİZ hukuku, korkutmanın ve cezalandırmanın değil, adaleti
sağlamanın aracı olarak görmektedir.
Mevzuatımızdaki yasakçı hükümler nedeniyle, ülkemiz hukuk devletinden
çok kanun devleti görüntüsü vermektedir. Türkiye, kanunlarını hukuka, hukukunu
evrensel adalet ve insan hakları esaslarına dayandırarak ve temel hak ve
özgürlüklerin kullanılmasını sınırlayan yasakçı hukuk sistemini değiştirerek
gerçek anlamda hukuk devleti olacak ve uluslararası camiada saygın bir
yer kazanacaktır.
Hukuk ve adalet anlayışımız, devletin topluma ve bireylere dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep aidiyeti gibi
sebeplerle ayırım gözetmeksizin adalet içinde yaklaşmasını sağlamaktır.
Amacımız toplumumuzu suçun azaldığı, korkunun olmadığı bir barış
toplumu haline getirmektir. İhtilafları çıkmadan önlemek amacıyla “Koruyucu
Hukuk” uygulamaları başlatılacaktır. Hukuki konularla ilgili danışmanlık
hizmetleri geliştirilip sosyal hizmet olarak halka sunulacak, halkımızın
temel ve gündelik sorunlarla ilgili haklarını ve hukuk kurallarını iyi
anlamaları sağlanacaktır.
PARTİMİZ hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı
olacaktır.
“Adalet mülkün temelidir” özdeyişinde ifade edildiği gibi, toplumda
barışın, huzurun ve refahın sağlanması için öncelikle adaletin tesis edilmesi
gerekmektedir. Ülkemizde yaşanan krizlerin temelinde, evrensel normlara
uygun bir hukuk devleti ve adalet sisteminin eksikliği yatmaktadır.
PARTİMİZİN isminden de anlaşılacağı gibi, adaletin tesisi kalkınmadan
önce gelir. Demokratik bir hukuk devleti anlayışını hayata geçiremeyen
ve adalete güveni tesis edemeyen ülkelerin, ekonomik yönden kalkınması
da mümkün değildir.
Hukuk devleti ilkesine uygun olarak adalet reformunu gerçekleştirmek,
PARTİMİZİN
öncelikleri arasında yer almaktadır.
Hukuk alanındaki reformlara yeni bir anayasa yapılarak başlanmalıdır.
PARTİMİZ,
yeni anayasanın devlet-toplum-birey arasında yapılan bir toplumsal sözleşme
niteliğinde olmasından yanadır. Bu anayasa hukuk devleti ilkelerini hayata
geçirecek, bireyleri devlete ve örgütlü güçlere karşı koruyacak, İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
getirdiği ilke ve standartlarda temel hak ve özgürlüklerin güvence altına
alınmasını sağlayacaktır.
Hazırlanacak yeni anayasa, kısa, öz ve açık olacak,
yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler açık, net ve anlaşılabilir
bir şekilde belirlenecek, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişi
sağlamak için referandum yolu yaygınlaştırılacak, “idarenin hiçbir
eylem ve işlemi yargı denetimi dışında bırakılmayacak”tır.
B- BAĞIMSIZ ve TARAFSIZ YARGI
Yargı gücünü kullananların görevlerini yasaların emrettiği doğrultuda
tarafsız olarak kullanmaları kişi hak ve özgürlüklerinin en önemli teminatıdır.
Ülkemizde yargıya çeşitli şekillerde müdahalelerin olduğu, yargıçların
tarafsız olarak karar vermelerinin engellendiği, yüksek yargı organlarının
başkanları tarafından da sürekli olarak dile getirilmektedir.
Ülkemizde, adalet hizmetlerinin aksamasının temelinde, bütçeden bu hizmetlere
ayrılan payın yetersizliği, yargılama sürecinin yavaş işlemesi, mevzuatın
çok geniş olması, yargılama mevzuatının çağdaş gelişmelere uygun olarak
yenilenmemesi, teknik altyapı eksiklikleri, personel yetersizliği gibi
sebepler yatmaktadır.
AK PARTİ, yargı yetkisini kullanan kişi ve kurumların bağımsız
ve tarafsız karar vermelerini sağlayacak bir yargı reformunu gerçekleştirmek
için;
Anayasa ve yasalardaki yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatı
ile bağdaşmayan hükümler yeniden düzenlenecek, hakimlerin tarafsızlığını
ve hukukun siyasallaşmasını engelleyen önlemler alınacaktır.
Hakim ve savcıların terfi sistemi, hakimlik teminatını zedelemeyecek şekilde
değiştirilecek, sicillerinin objektif kriterlere göre düzenlenmesi sağlanacaktır.
Yargı hatalarından dolayı mağdur olanların zararlarının tazmini için bütçeden
kaynak ayrılacaktır.
Basının ve kamuoyunda etkili kişi ve organların yargıyı etkileyerek, adaleti
yanıltmaya yönelik faaliyetlerine engel olucu nitelikteki düzenlemeler
gereği gibi uygulanacaktır.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılarak, bunların görev ve yetkileri,
örgütlü suçlar ve terör konusunda ihtisaslaşmış ceza mahkemelerine devredilecektir.
Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi yeniden düzenlenecek, yasama, yürütme
ve yargı arasında denge kurularak TBMM’ne de üye seçme yetkisi tanınacaktır.
C- TAM ve ZAMANINDA ADALET
Anayasanın 141’inci maddesinde, davaların en az giderle ve mümkün olan
en kısa sürede sonuçlandırılması hükme bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde de herkesin kanunî, bağımsız ve tarafsız
bir mahkemede makul bir sürede, adil bir şekilde yargılanma hakkı
temel bir insan hakkı olarak güvenceye alınmıştır.
Bugün ülkemizde adalet sistemi çok yavaş işlemekte, bu durum adalete
güven duygusunu zayıflatmaktadır. İnsanlar, bazen haklarını mahkemelerde
aramak yerine “ihkâk-ı hakka” kalkışmakta, yasadışı organizasyonları
devreye sokmakta veya umutsuz bir şekilde hak aramaktan vazgeçerek haksızlığa
boyun eğmektedir.
Usul kanunlarındaki yetersizlik, nitelikli yargı elamanı ve yardımcı
personel eksikliği, bina ve fiziki mekân yetersizlikleri, modern haberleşme
ve iletişim araçlarından yaralanılamaması, yargı çevrelerinde iç göç nedeniyle
yaşanan hızlı nüfus artışı, adaletin tecellisini geciktiren temel faktörlerdir.
PARTİMİZE göre geciken adalet adaletsizliktir. Yargı sistemindeki
bu sakıncaların giderilmesi için;
Genel bütçeden adalet hizmetlerine ayrılan pay, bu hizmetlerin tam ve zamanında
yapılmasını sağlayacak bir orana yükseltilecektir.
Vatandaşların devlet kuruluşları ile olan ihtilaflarının yargı yoluna başvurulmadan
çözümlenmesi için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılarak, kamu görevlilerinin
sorumluluktan kaçarak yapmaları gereken işleri yargıya havale etmeleri
önlenecektir.
Hukuk fakültesi öğretim üyelerinin, hukuk alanında akademik kariyer yapmış
kişilerin ve özellikle tecrübeli avukatların hakimlik mesleğine geçmeleri
kolaylaştırılarak personel açığı giderilecektir.
Ceza yargılamasında savunmayı temsil eden avukatın statüsü,
iddia makamını temsil eden savcının statüsü ile denkleştirilecektir.
Davanın taraflarına davayı gereksiz yere uzatma imkânı veren düzenlemeler
kaldırılacak, davanın uzamasına yol açan davranışlara izin verilmeyecektir.
Halen dava şeklinde görülen çekişmesiz yargı işleri dava olmaktan çıkarılarak
dava sayısı azaltılacaktır. Dava kalıbı içinde görülen çekişmesiz yargı
işlerinde de basitlik ve çabukluk sağlanacaktır.
Mevzuattaki dava açma, şikayet, itiraz, temyiz, karar düzeltme, zamanaşımı
ve hak düşümü gibi süreler basitleştirilecektir.
Maddi imkansızlıkları nedeniyle hak arama özgürlüğünden yararlanamayanlar
için öngörülen “adli yardım” müessesesine işlerlik kazandırılacaktır.
Ceza Hukuku alanındaki son gelişmelere göre cürüm kabul edilmeyen sosyal
davranışlar suç olmaktan çıkarılacaktır. Kabahatler adli suç kapsamından
çıkarılarak “ön ödeme” yoluna gitme imkanları genişletilecektir.
Bir idari usul kanunu çıkarılarak idari işlemlerin yapılmasındaki
yetki ve sorumluluk belirsizlikleri giderilerek işlemlere açıklık kazandırılacak,
denetim kolaylığı sağlanacaktır.
İstinaf mahkemeleri kurularak Yargıtay’ın iş yükü hafifletilecek
ve Yargıtay’ın içtihat mahkemesi olma fonksiyonu öne çıkarılacaktır.
Sistemin, nitelikli personel, mekan ve araç-gereç ihtiyaçlarının karşılanması
zamanında ve tam adaletin tecellisi için zorunludur. Bu amaçla;
Adliyeler, çağın gelişmelerine ve hizmetin gereklerine uygun bir şekilde
modern araç ve gereçlerle donatılacaktır. Mahkemelerin elektronik arşiv
imkanlarından yararlanması sağlanarak gerekli bilgi ve belgeler ile emsal
kararlara zamanında erişim mümkün hale getirilecek, yargı organları
arasında kurulacak bir bilgi ağı ile adli sistemi bilgi toplumuna taşıyacak
bir düzen oluşturulacaktır.
İnfaz mevzuatı çağdaş normlara uygun hale getirilecek, modern bir örgütlenme,
yeterli sayıda personel ve fiziki imkanların sağlanmasıyla ceza ve tutukevlerinin
sorunları çözülecektir.
Bu çerçevede;
İnfaz hizmetlerinde, tutuklu ve hükümlülerin kaldığı mekanlar ayrılacak,
ceza infaz kurumlarının personel ve fiziki alt yapı yetersizlikleri giderilecektir.
Hazırlanacak yeni infaz kanununda tutuklu ve hükümlülerin asgari hakları
belirlenecek ve alternatif ceza infaz yöntemleri geliştirilecektir.
Adli sicil kayıtlarının tutulmasında daha düzenli bir sisteme geçilecek,
sabıka kayıtlarının silinmesindeki ihmallerin hak mahrumiyeti doğurması
engellenecektir.
Kişilerin idari kararlarla kamu haklarından mahrum bırakılmalarının önüne
geçilecek, kamu haklarından mahrumiyette yargı kararı zorunlu hale getirilecektir.
Parlamentonun af yetkisi sadece devlete karşı işlenen suçlarla sınırlı
hale getirilecek, kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarda ise mağdurların
rızasını arayan ve haklarını koruyan bir sistem oluşturulacaktır.
V. YÖNETİMİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
A- DEVLETİN DEĞİŞEN ROLÜ
Küreselleşme ve bilgi toplumuna dönük gelişmeler, geleneksel devlet
ve yönetim yaklaşımlarını büyük ölçüde geçersiz hale getirmektedir. Devletin
toplum üzerindeki geleneksel kontrol ve müdahalesi azalmakta, yerel ve
uluslar üstü düzeylerde çok aktörlü politikalar oluşturulmaktadır.
AK PARTİ, bu yeni süreçte devletin, doğrudan müdahale ve üretim
yapmasından çok, politika oluşturma, kaynak yaratma, standart koyma ve
denetim yapmasından yanadır.
21. yüzyılın demokratik devletinde, yöneticilerin hesap verme sorumluluğu,
katılımcılık, öngörülebilirlik ve şeffaflık, temel unsurlar olarak
öne çıkmaktadır.
AK PARTİ, devletin işlevlerinin bu gelişmelere uyumlu hale getirilmesi
için:
Hükümetin ve kamu yöneticilerinin hesap verme sorumluluğunu açıkça
kabul etmektedir.
Katılımcılığı, kamu kesimi ile toplum arasında diyalogu ve işbirliğini
besleyecek etkin bir mekanizma olarak desteklemektedir.
Yönetim ve karar alma sürecinin her aşamasında toplam kalite anlayışı benimsenerek,
belirsizlikler azaltılacak ve “öngörülebilir” bir yönetim sağlanacaktır.
Kamuda yapılan kaynak kullanma ve aktarımları toplumun bilgisine açılarak
yolsuzluklara imkan vermeyen şeffaf devlet anlayışını yerleştirecektir.
Bu gelişmeler çerçevesinde Devletin rolü;
Adaleti tesis etmek,
İç ve dış güvenliği sağlamak,
Makro ekonomik dengeleri ve istikrarı sağlamak,
Makro düzeyde, esnek ve katılımcı özelliklere sahip planlama yapmak,
Sosyal ve bölgesel dengesizlikleri gidermeye yönelik tedbirleri almak,
Eğitim ve sağlıkla ilgili temel hizmetleri yürütmek,
Koyduğu standartlara göre denetim yapmakla sınırlı kalacaktır.
B- DEVLETTE ŞEFFAF YÖNETİM
Türkiye’nin mevcut yönetim yapısı, küresel şartların ve toplumun gelişme
iradesinin gerisinde kalmıştır. Demokratik kurallara göre işlemeyen verimsiz
kamu yönetimi sistemimiz, devlet ile halk arasında güven bunalımı doğurmaktadır.
Demokratik bir devlet anlayışı ile rekabetçi bir piyasa
arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır. Toplumların temel
ihtiyaçlarının karşılanmasında, devlet, piyasa ve sivil toplum işbirliği
kaçınılmaz hale gelmiştir. Halkımızın temel ihtiyaçlarını karşılamakta
zorlanan mevcut devlet yapımız;
Merkeziyetçi ve katı hiyerarşik yapıdadır,
Toplumsal denetim ve katılıma kapalıdır,
Kırtasiyeci, şekilci ve verimsizdir,
Hızla büyümekte ve hantallaşmaktadır,
Yolsuzluğa açıktır ve siyaseti yozlaştırmaktadır.
Kamu yönetimi sistemimizin çağdaş yönetim anlayışına uygun bir şekilde
dönüştürülmesi gerekmektedir. AK PARTİ, bu dönüşümü sağlama kararlılığındadır.
1. Merkeziyetçi ve katı hiyerarşik yapıların aşılması için;
Ulusal öncelikler ile yerel farklılıklar barıştırılarak kamu hizmetlerinin
yerinden karşılanması temel ilke olacak, devlet tarafından yürütülmesi
zorunlu olmayan hizmetler, kaynaklarıyla birlikte yerel yönetimlere devredilecektir.
Yerel düzeyde demokratikleşmeye önem verilecek, seçimlerle oluşan yerel
organlar üzerindeki merkezi idarenin denetimi hukuka uygunluk denetimi
ile sınırlanacaktır.
Görevi başında kalması sakıncalı görülen belediye başkanlarının görevden
uzaklaştırılması, mahallin en yüksek mülki amirinin isteği üzerine ancak
mahkeme kararı ile olacaktır.
“Devlette Genel Kurumsal Gözden Geçirme” çalışması yapılarak, bakanlıkların
sayısı ve ölçekleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar ile diğer kamu kuruluşlarının
bir bütün olarak görevleri yeniden tanımlanacaktır.
Merkezi yönetimdeki gereksiz kuruluşlar elenecek, benzer işlevler gören
yapılar birleştirilecek ve kuruluş içi yönetim kademeleri azaltılarak,
işlemler basitleştirilecektir.
2. Toplumsal denetim ve katılımın artırılması için;
Bilgi edinme hakkı, toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılacak ve bunu
sağlamak için “Vatandaşın Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” çıkarılacaktır
Yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanılarak, kamu kuruluşlarının
hizmet ve işlemleri halka duyurulacak, yönetimde şeffaflık sağlanacaktır.
Ülkenin geleceğini ilgilendiren önemli konularda toplumun tercihlerine
uygun kararlar alınabilmesi için, referandum yolu açık tutulacaktır.
Kamuda verimliliğin artırılması ve şeffaflığın sağlanması için hizmet birimlerinin,
parlamentoya ve kamuoyuna performans raporu sunmaları sağlanacaktır.
3. Kırtasiyecilik, şekilcilik ve verimsizliğin azaltılması için
Vatandaşa doğrudan hizmet sağlayan alanlarda mevzuat azaltılacak ve idari
usuller sadeleştirilecektir.
Kamu kuruluşlarında bilgi ve iletişim teknolojileri azami ölçüde kullanılarak,
e-Devlet uygulaması yaygınlaştırılacaktır.
Kamu yönetiminde “beyana güven ilkesi” esas alınacak, aksi kanıtlanana
kadar vatandaşın beyanı doğru kabul edilecektir. Bu ilkeyi suistimal
edenlere verilecek cezalar artırılacaktır.
İşlerin gecikmesine ve yatırımcının caymasına yol açan bürokratik engeller
kaldırılacak, gerekli bilgi ve belgelerin tek birimden temini sağlanarak,
mükerrer belge ve bilgi talepleri önlenecektir.
4. Örgütsel büyüme ve hantallığın giderilmesi için;
Kamu personeli eğitilerek, “esnek uzmanlaşma” kültürü yerleştirilecek,
geçici ve önemsiz işler için ilave personel alımı önlenecektir.
Kuruluş içi, kuruluşlar arası ve bölgeler arası personel dağılımı yeniden
düzenlenerek, vatandaşa doğrudan hizmet verilen noktalardaki personel açığı
giderilecektir.
Kamuda yöneticiler ile çalışanlar arasında yapılacak sözleşmelerle performans
yönetimi geliştirilecek, uzun vadede performansa dayalı ücret sistemine
geçilecektir.
Yerleşim birimlerinin il ve ilçe yapılmasında, belediye teşkilatı ve büyükşehir
belediyesi kurulmasında istismarı önlemek için objektif kriterler getirilecektir.
5. Kayırmacılığın ve yozlaşmanın önlenmesi için;
Personel alımında objektif kriterler getirilecek, terfilerde liyakat
ve fırsat eşitliği esas alınacaktır.
Siyasi iktidar değişikliğinin üst kadrolar dışında bürokratik yapıya etkisi
en aza indirilerek yönetimde istikrar ve süreklilik sağlanacaktır.
Ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde özel sektörün ve sivil toplum örgütlerinin
kamu yöneticileri ve siyasi yetkililer ile bir araya geleceği “Ekonomik
ve Sosyal Konsey” benzeri yapılar yaygınlaştırılacak ve etkin olarak
çalıştırılacaktır.
Kamu yönetiminin denetlenmesinde ve insan haklarının korunmasında kamu
denetçisi (ombudsman) yöntemi, hukuki alt yapısı oluşturularak, etkili
bir şekilde kullanılacak ve yerel düzeyde de ombudsman uygulaması getirilecektir.
AK PARTİ, reform ve değişim projelerini hayata geçirirken, ilgili
tarafları sürece dahil eden katılımcı bir anlayışla hareket edecektir.
C- E-DÖNÜŞÜM TÜRKİYE PROJESİ
AK PARTİ, değişen ve yenilenen yönetim yapısıyla, vatandaşlarına
kaliteli ve hızlı kamu hizmeti sunabilmek amacıyla, yeni bilgi ve iletişim
teknolojileri ile iyi yönetişim ilkelerini kullanarak, şeffaf, bütüncül,
eşitlikçi, basit iş süreçlerine sahip bir devlet yapısının halkımıza
hizmet vermesini sağlayacaktır.
Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını, küresel ağ çerçevesinde karşılayarak,
kamuda karar alma süreçlerine katılımını sağlayacak e-dönüşüm Türkiye
projesi hayata geçirilecektir. Bu proje ile;
Öncelikle AB’nin yeni müktesebatı çerçevesinde telekomünikasyon ve bilgi
teknolojileri politikaları belirlenecek,
Vatandaşın kamusal alandaki karar alma süreçlerine bilgi ve iletişim teknolojileri
vasıtasıyla doğrudan katılımı sağlanacak,
Kamu idaresi, e-devlet ilkeleri ışığında şeffaf ve hesap verebilir
hale getirilecek,
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, hakkaniyet ölçütleri esas
alınarak yaygınlaştırılacak,
Yerel bilgi ve beceriler küresel düzeye taşınacak,
Küresel planda söz sahibi olabilecek, üstün nitelikli insangücü oluşturulacak,
Değişik coğrafyalardaki, gelir grupları ve statüler arasındaki bilgi açığı
kapatılacaktır.
Dönüşüm projesinde katılımcılık, basitlik, şeffaflık, eşitlik ve bütünsellik
temel ilkelerimiz olacaktır. Bu amaca yönelik olarak; e-Dönüşüm
Görev Gücü kurulacak, ulusal bir vizyon belirlenecek, stratejik
bir eylem planı hazırlanacak, yasal düzenlemeler tamamlanacak ve kamunun
bütün karar alma ve iş süreçlerinin yeniden tasarımı yapılacaktır.
Dönüşüm projesi, geniş vizyonlu, insan merkezli sivil bir yaklaşıma
sahip üst düzey uzmanlar grubunun koordinasyonu ile gerçekleştirilecektir.
Farklı kuruluşlarca yürütülen e-Devlet, e-Türkiye, Kamu-Net gibi
çalışmalar “e-dönüşüm Türkiye” projesi adı altında birleştirilecektir.
D- MERKEZİ İDARE REFORMU
Bilgi toplumuna geçiş sürecinde, teknolojideki gelişmeler ve toplumun
değişen ihtiyaçları, hizmetlerin merkezden yerele doğru kaymasına sebep
olmaktadır. Merkezi yönetim, mümkün olduğu ölçüde az sayıda bakanlık ve
yine az sayıda personel ile dinamik bir yapıya kavuşturulurken, yerel yönetimler
güçlendirilmiştir.
AK PARTİ’ye göre, ülkemiz bu sürecin dışında kalamaz.
Merkezi idare reformuna Başbakanlıktan ve Devlet Bakanlıklarından başlanacaktır.
Başbakanlığa bağlı kuruluşlar, ilgili icracı bakanlıklara devredilerek,
Başbakanlık hizmet bakanlığı olmaktan çıkarılacaktır. Parlamenter sistemin
ilkelerine uygun olarak Başbakanlığın koordinasyon işlevini yerine getirmesi
kolaylaştırılacaktır. Hükümet kurma görevi PARTİMİZE tevdi edildiğinde,
mevcut Hizmet Bakanlıklarına ilave olarak bir Ekonomi Bakanlığı
kurulacaktır. Siyasi ve idari işlerde Başbakan’a yardımcı olacak Devlet
Bakanlarının sayısı azaltılacak ve böylece Bakanlar Kurulu’nun 25 Bakandan
az olması sağlanacaktır.
Mevcut Hizmet Bakanlıklarının sayısı, ölçüleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar
bir bütün olarak ele alınacak, merkezi idare reformunun en önemli uygulaması
olarak bakanlıkların görev ve yetkileri yeniden tanımlanacaktır.
Batı demokrasilerinde olduğu gibi, Bakanlar Kurulu İçtüzüğü çıkarılarak,
Bakanlar Kurulunun toplanma ve çalışma usulleri objektif kurallara bağlanacaktır.
Gizlilik dereceli az sayıdaki kararlar hariç, bütün hükümet kararları Resmi
Gazete’de yayımlanarak aleniyet sağlanacak, Resmi Gazete internet üzerinden
ücretsiz olarak servise konulacaktır.
Makro politikaları oluşturma yetkisi hükümetlerde kalmak şartıyla, bağımsız
ve özerk kurumlar ve kurullar düzenleme ve denetleme işlevini sürdürecek;
özerk kurumların kamuoyuna, hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
düzenli bilgi vermeleri sağlanacaktır.
E- YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ
Demokrasi sadece seçme ve seçilme rejimi değil, aynı zamanda katılma
ve işbirliği rejimidir. Kamu hizmetlerine katılım ve işbirliği yerel yönetimlerden
başlar. Katılımcı ve çoğulcu demokrasi ilkeleri doğrultusunda, yeni kamu
yönetimi anlayışlarını mahalli idareler alanına taşımak zorunlu hale gelmiştir.
Artık mahalli hizmetler, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak
mahalli idarelerce, ulusal düzeydeki hizmetler ise merkezi idarelerce yürütülmektedir.
AK PARTİ, “idarenin bütünlüğü ilkesi” gereğince, merkezi idare
ile mahalli idareler arasında hizmet ve kaynak dengesini kuracak, aralarında
koordinasyonu tam olarak sağlayacaktır.
Merkezi idare ile yerel idareler arasında görev, yetki ve kaynak paylaşımı
etkinlik, verimlilik ve çağdaş yönetim ilkelerine göre belirleyecek yeni
bir düzenleme yapılacaktır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda belirtildiği gibi, “yerel yönetimler,
kanun tarafından belirlenen yetki sınırları içinde kalan tüm konularda
faaliyette bulunmak açısından takdir hakkına sahip” olacaktır. Merkezi
idarenin görev ve yetkileri tek tek sayılacak ve bunun dışında kalan tüm
görevler yerel yönetimlere bırakılacaktır.
Orta ve küçük ölçekli belediyelerimizin insan kaynakları ve teknik alt
yapıları güçlendirilecektir. Belediye yöneticileri, modern belediyecilik,
kentleşme, imar gibi konularda eğitime tabi tutulacaktır.
Yerel yönetimler, görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli harcamaları
karşılayacak düzeyde mali güce kavuşturulacaktır.
Yerel yönetimlerin karar alma sürecine sivil toplum kuruluşlarının katılımı
sağlanacaktır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na uygun olarak, anayasal sistemimize
yerel yönetim hakkının dahil edilmesi sağlanacaktır.
Büyükşehir Belediyesi kurulması objektif kriterlere bağlanacaktır. Büyükşehir
ve ilçe belediyeleri arasındaki görev-yetki paylaşımı, hizmetlerde aksamaya
yol açmayacak şekilde yeniden düzenlenecektir.
Yerel düzeyde hizmet yürüten il yönetimlerinin de yeniden yapılandırılması
gerekmektedir. Bakanlıkların taşra teşkilatları ile görev ve yetkileri
çakışan ve hizmetlerin yürütülmesinde sorunlara yol açan mevcut il yönetiminin
hizmetlerin yerinden karşılanması ilkesine göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, il idaresi yeniden yapılandırılarak;
Bakanlıkların taşradaki görev ve yetkileri, aşamalı olarak Valiliklere
ve İl Özel İdarelerine devredilerek bürokrasi azaltılacaktır. Yerel tercihler
dikkate alınarak, sağlık, eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma, turizm, çevre,
köy işleri, tarım, hayvancılık, imar ve ulaşım hizmetlerinin il düzeyinde
karşılanması sağlanacaktır.
Ölçek ekonomilerinden üst düzeyde yararlanmaya dönük olarak, alt bölge
düzeyinde birkaç ili kapsayan yeni hizmet bölgeleri oluşturulacaktır.
Bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltıcı politikalar merkezi yönetim
tarafından, iller arası gelişmişlik farklılıklarının giderilmesine yönelik
çalışmalar ise hizmet bölgeleri tarafından yürütülecektir.
Bakanlıklara bağlı il müdürlükleri, aşamalı olarak Valiliklere bağlanacaktır.
İl müdürlükleri bakanlıkların oluşturduğu politikalar ve ilin ihtiyaçları
çerçevesinde plan, program ve uygulamalar yapacaklardır.
İl ve ilçelerdeki kamu personelinin yönetimi Valiliğe bağlanarak, kamu
personelinin verimli kullanılması ve kurumlar arasında elemanların kolayca
kaydırılması sağlanacaktır.
Yerel yönetimler bütçelerinin yüzde 35’ini geçmemek kaydıyla, personel
hareketlerinde serbest olacaktır.
İl Genel Meclisleri, gerçek anlamda birer yerel meclise dönüştürülecektir.
İl Özel İdareleri, belediyelerin mücavir alanları dışında kalan ve ilin
bütününü ilgilendiren ortak hizmetlerin tümünden sorumlu olacaktır.
|