|
AK Parti "Seçim Beyannamesi"nin, "Ekonomi Politikaları"
başlığını taşıyan 6. bölümü şöyle: (1)
VI. EKONOMİ POLİTİKALARI
A- TEMEL YAKLAŞIMLAR
Cumhuriyet döneminde, devlet öncülüğünde sanayileşme, planlı kalkınma,
liberal ve dışa açık büyüme gibi çeşitli ekonomik kalkınma modelleri uygulanmıştır.
Yaşanan tecrübeler, serbest piyasa sistemi içinde işleyen, demokrasi, hukukun
üstünlüğü ve şeffaflığın hakim olduğu ekonomilerde daha sıhhatli bir gelişme
ve kalkınmanın sağlandığını göstermektedir.
AK PARTİ, ekonomik faaliyetlerin nihai amacının insanların yaşam
kalitesinin yükseltilmesi olduğuna inanır.
Milletimizin teşebbüs gücü, ekonomik gelişmenin en önemli kaynağıdır.
Devletin ekonomideki temel rolü, piyasalarda serbest rekabet koşullarını
sağlamak ve teşebbüs gücünün önündeki engelleri kaldırmaktır.
Küreselleşme ile birlikte artan rekabet ve oluşan yeni normlar, gelişmekte
olan ülkeler için yeni tehditler olduğu kadar fırsatlar da oluşturmaktadır.
Bu süreçte, evrensel standartlara uygun, açık ve net olarak tanımlanmış
bir hukuk düzeni, güvenilir ve işleyen bir adalet mekanizması, garanti
altına alınmış mülkiyet hakları ülkemize önemli üstünlükler sağlayacaktır.
AK PARTİ’nin en önemli hedefi, devlete olan güveni yeniden inşa
etmektir. Devlet, yapacağı düzenleme ve denetimlerle, serbest piyasa sisteminin
işleyişindeki aksaklıkları giderecek, verimliliği artıracak, sistemin kötüye
kullanılmasını önleyecektir.
Türkiye, son 20 yıllık dönemde, ticarette ve sermaye hareketlerinde uluslararası
sistemle bütünleşme yönünde önemli adımlar atmıştır. Ticari alandaki bütünleşmenin
refah artırıcı etkileri vardır. Ancak, sermaye hareketleri alanında yapılan
bütünleşme, ekonomik ve finansal istikrar sağlanamadığı için, önemli sorunlara
yol açmaktadır.
PARTİMİZİN sermaye hareketleri konusundaki temel yaklaşımı, yasaklayıcı
ve süreci tersine çevirici yönde olmayıp, piyasa mekanizması içinde olumsuz
etkileri en aza indirmek şeklinde olacaktır.
Küreselleşmeyle beraber bilgi ve teknolojiye erişim, yabancı sermeye kullanımı,
ihracat imkanları gibi gelişmeyi destekleyen unsurlar gündeme gelmektedir.
Öte yandan, ülkeler arası ve ülke içi gelir dağılımının bozulması ve geleneksel
bazı kalkınma araçlarının etkisiz kalması gibi sorunlar ortaya çıkmıştır.
PARTİMİZ, bu yeni ortamın gerçekçi analizini yaparak, gerekli uyumu
sağlayacak etkin bir ekonomi yönetimini uygulayacaktır. Ülkemizin uluslar
arası rekabet gücünü artıracak tedbirler alacaktır. Ayrıca, AB gibi güçlü
bölgesel entegrasyonların içinde yer alarak, küreselleşmenin sağladığı
fırsatları, halkımızın refahını artırmak yönünde kullanacaktır.
Avrupa Birliği’ne tam üyelik, ekonomik ve demokratik gelişimin sağlanması
bakımından öncelikli hedefimizdir. Öte yandan AB’nin sunduğu ekonomik ve
demokratik standartlar, yasal ve kurumsal düzenlemeler, tam üyelik şartına
bağlı olmaksızın desteklenecektir.
Tarihi, coğrafi ve ekonomik bağlarımızdan kaynaklanan diğer bölgesel entegrasyonlar
ve komşu ülkelerimizle ekonomik işbirliği çabaları da AB’nin tamamlayıcısı
olacak bir anlayış içinde sürdürülecektir.
B- MEVCUT PROGRAMIN YETERSİZLİKLERİ
57. Hükümetin 1999 yılı sonunda uygulamaya koyduğu “Enflasyonla Mücadele
Programı” olarak bilinen program, Kasım 2000’de önemli bir darbe almış,
Şubat 2001’de Cumhuriyet tarihinin en büyük krizine yol açarak, çökmüştür.
Mayıs 2001’de uygulamaya konan “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”
da, 2001 yılı sonlarına doğru çöküş işaretleri verirken, Uluslararası Para
Fonundan (IMF) sağlanan yüklü destekle Ocak 2002’de yenilenmiştir.
Yürürlükteki ekonomik programın; düşük enflasyon, kamu borç yükünün
azaltılması ve sürdürülebilir bir büyüme ortamına geçiş gibi makro ekonomik
hedefleri vardır. Ancak bu hedeflere ulaşmada uygulanan politikalar, öncelikler
ve programa verilen siyasi destekler konusunda başarısız olunmuştur.
AK PARTİ’ye göre, mevcut programın reel sektörün sorunlarına
yaklaşımı ve sosyal politikaları yetersizdir. Programdaki yapısal reformların
bir bölümü, ülke şartları yeterince dikkate alınmadan ve sorunlar ayrıntılı
olarak tartışılmadan, uygulamaya konmuştur.
Reel faizlerin düşürülememesi, özelleştirmenin durma noktasına gelmesi,
doğrudan yabancı yatırımlarda ilerleme sağlanamaması, finans sektörünün
rehabilitasyonunda istenilen sonuçlara ulaşılamaması, hatalı tarım politikaları,
sosyal politikaların sığlığı ve yetersizliği uygulanan ekonomik programın
başarısız olduğu konulardır.
C- PROGRAMIMIZIN AMAÇLARI ve STRATEJİLERİ
Uygulanan yanlış programlar ve yönetim hataları yüzünden gerekli reformlar
yapılamadığı için ülkemiz, yüksek enflasyon, çok büyük bir kamu borç stoku,
düşük büyüme ve dengesiz gelir dağılımı, yüksek işsizlik gibi ciddi sorunların
içine düşmüştür. Enflasyon, büyüme ve gelir dağılımı gibi temel ekonomik
göstergeler bakımından Türkiye, gelişmekte olan bir çok ülkenin gerisinde
kalmıştır.
PARTİMİZ’in uygulayacağı ekonomik programın temel amacı, bu olumsuz
tabloyu hızla tersine çevirerek enflasyonu ve kamu borç stokunu düşürmek,
yüksek ve kalıcı büyüme performansına ulaşmaktır.
Enflasyon ve kamu borç stokunu düşürmek, kalıcı ve yüksek büyüme oranlarına
ulaşmak, ancak kapsamlı, tutarlı ve toplumumuzun geniş katılımı ile desteklenen
bir ekonomik program ile mümkündür. Bu çerçevede kamu kesimi, mali ve parasal
istikrarı koruyacak, mikro ölçekteki tutarlı politikalar ve yapısal reformlarla
programı destekleyecektir.
Kamu borç stokunun azalmasıyla, kamunun finans sektöründeki fonları
emmesi sona erecek, finans sektörü bu kaynakları özel sektör kuruluşlarına
yönlendirebilecektir.
Türkiye’de özellikle son dönemlerde uygulanan kamu açıklarına
dayalı ve sadece sıcak para girişi ile desteklenen büyüme modelini daha
fazla sürdüremeyeceği açıktır. Büyümeyi sağlayacağımız temel kaynaklar;
verimlilik artışı, atıl üretim faktörlerinin harekete geçirilmesi, uluslararası
ölçekte rekabet edebilir mal ve hizmet üretimi ile doğrudan yabancı sermaye
girişi olacaktır.
PARTİMİZİN uygulayacağı maliye politikasının temel önceliği,
mali disiplini sağlayarak, borç stokunu sürdürülebilir seviyeye indirmek
ve makro ekonomik istikrarı koruyacak faiz dışı fazlalığı vermektir. Faiz
dışı fazlanın büyüklüğü, borç stokunun sürdürülebilir bir yapıda gelişmesine
imkan verecek düzeyde belirlenirken, bileşimi, ekonomik verimlilik, büyüme
ve sosyal politikalar dikkate alınarak şekillendirilecektir. Bu kapsamda,
faiz dışı fazla hedefi içinde kalmak şartıyla, verimsiz harcamalar kısılarak
üretken harcamaların artırılması veya ekonomik aktiviteyi canlandıracak
vergi indirimlerine gidilmesi gibi önlemler dikkatle değerlendirilecektir.
Para politikasında kısa dönemde enflasyonu düşüren, orta vadede ise
fiyat istikrarına öncelik veren strateji sürdürülecektir. Merkez Bankası’nın
bağımsızlığı korunacaktır. Enflasyonda kalıcı bir düşüşe ulaşılması
ve para politikasına güvenin tesis edilmesini müteakip, para politikası
uygulamasında Merkez Bankası, fiyat istikrarıyla çelişmemek kaydıyla, büyüme
ve istihdamın sağlanmasını da dikkate alacaktır.
Döviz kurlarında öngörülebilirliği sağlamak amacıyla, dövizde vadeli
işlemler piyasası geliştirilecektir. Siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanmasıyla
paralel olarak kurlarda da istikrar sağlanacaktır.
Dalgalı kur politikasına devam edilecektir. Ancak, Merkez Bankası,
döviz piyasalarındaki makro ekonomik temellerle bağlantısı olmayan
ve spekülatif nitelikli dalgalanmalara daha duyarlı bir biçimde
müdahale edecektir. Döviz kurunda sağlanacak istikrarın, açık pozisyon
oluşturarak kar elde etme şeklinde istismarını önlemek için, bankaların
açık pozisyonlarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Merkez
Bankası tarafından sıkı bir biçimde kontrol edilmesi sağlanacaktır.
Yapısal reformlar makro ekonomik istikrarı kalıcı kılacak, ekonominin
şoklara karşı dayanıklılığını artıracak, ekonomide verimliliği ve rekabeti
artıracak ve üretim potansiyelimizin tam olarak kullanımını sağlayacaktır.
Bu reformlar, tüm toplum kesimlerinin katılımı sağlanarak ve ülke koşulları
dikkate alınarak süratle hayata geçirilecektir.
PARTİMİZİN yapısal reform programı;
Kamunun yeniden yapılanması,
Özelleştirmenin hızlandırılması,
Yerli ve yabancı yatırımlar için ortamın iyileştirilmesi,
Mali sektör ve sosyal güvenlik sisteminin ıslahı,
Tarımda verimliliğin artırılması,
gibi alanları kapsayacaktır.
Parasal ve mali disiplinin sağlanmasının yanında yapısal reformların
uygulanması, ülkemizde güven ortamını oluşturacak ve belirsizlikleri
azaltacaktır. Buna bağlı olarak enflasyonda ve reel faizlerde kalıcı
bir düşüş sağlanacaktır. Makro ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik para
ve maliye politikalarına ilaveten, reel sektörün canlanması için gerekli
destek verilecek, üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın artırılmasıyla
birlikte arzulanan büyüme seviyesine ulaşılacaktır.
AK PARTİ, üstlendiği sosyal sorumlulukların gereği olarak, krizden
olumsuz etkilenmiş kesimlerle yakından ilgilenecek, sosyal yardım projelerini
uygulamaya koyacaktır. Resmi verilere göre, nüfusumuzun yüzde 15’i açlık
sınırının altındadır. PARTİMİZ, insan haklarına ve Anayasaya
aykırı olan bu acı tabloya kayıtsız kalmayacaktır. Sosyal politikalar çerçevesinde
bu acil sorunun çözümüne öncelik verecektir.
AK PARTİ, açıkladığı ekonomik programların arkasında güçlü bir
siyasi irade ile duracaktır. Böylece, ekonomide şiddetle ihtiyaç duyulan
güven ve öngörülebilirlik çok kısa bir zamanda sağlanacaktır.
D- MALİYE POLİTİKALARI
Yüksek kamu borç stokuna bağlı olarak yapılan faiz ödemeleri sonucunda,
bütçeler ekonomik, mali ve sosyal politikaları uygulama ve kalkınmayı sağlama
araçları olmaktan çıkmış ve faiz ödeme aracı haline gelmiştir.
2001 yılında bütçe harcamalarının GSMH içindeki payı yüzde 45’e yükselirken,
sadece faiz ödemelerinin GSMH’ya oranı yüzde 23’e ulaşmıştır. Buna karşılık,
yatırım harcamalarının GSMH içindeki payı ise yüzde 2,1 olmuştur. Faiz
ödemelerinin vergi gelirlerine oranı yüzde 103’ü bulmuştur. Bu durum, toplanan
vergilerin tamamının faiz ödemelerine gittiğini göstermektedir.
PARTİMİZİN uygulayacağı makro ekonomik politikalarla, borç-faiz
kısır döngüsü kırılacak, borç stokunun vade yapısı iyileştirilecek, borç
stoku sürdürülebilir bir seviyeye indirilecek, faiz ödemelerinin bütçe
üzerindeki baskısı azaltılacak ve böylece bütçeler tekrar maliye politikası
aracı haline getirilecektir.
Bütçe üzerindeki faiz yükünün makul seviyelere indirilmesiyle beraber
kalkınmamıza hız kazandıracak yatırımlara, kamu çalışanlarının maaş ve
ücretlerinde iyileşmeler yapılmasına, eğitim ve sağlık gibi sosyal harcamaların
artırılmasına öncelik verilecektir.
1. Kamu Açıkları
Harcamaların gelirlerden fazla olması, kamu açıklarını sürekli olarak
artırmıştır. Son 10 yılda, kamu açıklarının GSYİH’ya oranı yüzde 7’den
yüzde 16’ya yükselmiştir. Kamu açıklarının GSYİH’ya oranının yüzde 3’den
fazla olmamasının Maastricht kriterlerinden biri olduğu dikkate alındığında,
ülkemizdeki kamu açığının büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır.
Kamu açıklarının başlıca nedenleri;
Cari harcamalarda yüksek reel artışlar,
Kısa vadeli yüksek reel faizli iç borçlanma,
Verimsiz ve hantal kamu idaresi,
Kamudaki istihdam fazlası,
Kamu harcamalarında savurganlık,
Yolsuzluklar ve kamu hizmetlerinin maliyetinin yüksekliği,
Yüksek maliyetle ve verimsiz olarak çalışan KİT’ler,
Aktüeryal dengeleri bozulmuş sosyal güvenlik sistemi,
Rasyonel olmayan teşvik, sübvansiyon ve destekleme politikaları,
Kamu bankalarının görev zararları.
Kamu açıklarının kısa vadeli iç borçlanma ile karşılanması da, ciddi
bir iç borç servis yükü getirerek, faiz oranlarının yükselmesine ve kamu
açıklarının süreklilik kazanmasına yol açmıştır.
Kamu açıkları, harcamalarda tasarruf ve verimliliğin artırılması
yoluyla azaltılacak, vergi oranlarının yükseltilmesi veya yeni
vergi ihdası kolaycılığına gidilmeyecektir.
PARTİMİZ, ekonomik istikrarsızlık nedeni olan kamu açıklarını
azaltmak için kararlı ve süratli bir şekilde aşağıdaki tedbirleri uygulamaya
koyacaktır:
Yapısal reformlar süratle gerçekleştirilecek,
Uygulamalarda şeffaflık sağlanacak,
Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele edilecek,
Harcamalarda etkinlik sağlanacak ve verimlilik artırılacak,
Kaynaklar öncelikli projelere tahsis edilerek yatırım stoku azaltılacak,
Hukuki ve idari engeller kaldırılarak özelleştirmeye hız verilecek,
Sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarını kapatacak tedbirler alınacak,
Teşvik, sübvansiyon ve destekleme politikalarına rasyonel kriterler getirilecek,
Kamu bankaları, özelleştirilinceye kadar, ticari esaslar dahilinde çalıştırılacaktır.
2. Gelirler Politikası
Kamu finansman ihtiyacının 1990’lı yıllardan itibaren hızla artmasının
yanında, ekonomide yaşanan sorunların kamu finansmanını olumsuz yönde etkilemesi,
yeni vergilerin ihdası ve mevcut vergi oranlarının artışı sonucunu doğurmuştur.
Böylece, vergi yükü artmış ve 2001 yılında GSMH’nın yüzde 33,1 düzeyine
kadar yükselmiştir. Ekonomik kriz nedeniyle mükellef sayısı artmadığına
göre, kayıtlı mükelleflerin vergi yükleri daha da ağırlaşmıştır. Bu ise
ülkemizdeki vergi adaletsizliğini daha da belirgin hale getirmiştir.
PARTİMİZ, ilke olarak vergi oranlarını düşürecek ve vergi sayısını
azaltacaktır.
Orta vadede toplam vergi gelirini azaltmadan, verginin tabana yayılması,
kişi ve kurumları kayıt dışılığa iten nedenlerin kaldırılması ve vergi
idaresinde etkinliğin sağlanmasıyla, vergi oranları tedricen indirilecektir.
Verginin esas amacının gelir toplamak olduğu dikkate alınarak, vergi sistemini
karmaşık hale getiren istisna ve muafiyetler basitleştirilecektir.
Diğer kanunlardaki vergi ile ilgili hükümler vergi kanunları içine alınacak,
vergi sistemi basitleştirilecek, günümüz şartlarında uygulanamayan vergiler
kaldırılacaktır.
Vergi düzenlemelerinde, kamu finansmanı öncelikleri yanında, verginin iktisadi
birimlere etkisi, ekonomik ve sosyal getirisi, üretim ve istihdama tesiri
ile vergi benzeri yükümlülükler dikkate alınacaktır.
“Vergi barışı projesi” çerçevesinde, kayıt dışılığı kontrol altına
almak amacıyla vergide ak sayfa açılacaktır. Bu proje kapsamında,
vergi ihtilafları ile ilgili 130 bine ulaşan dosya vergi ve faiz indirimi
yoluyla tasfiye edilecek; matrah artırımı, tahsilat kolaylığı, stok affı,
demirbaş affı gibi yollarla sistemin kayıtlı ekonomiye geçmesinin alt yapısı
hazırlanacaktır.
Geçmişe yürüyen ya da geçmişi esas alan vergi kanunları çıkarılmayacaktır.
Mali milat uygulaması kaldırılacaktır.
Kurum kazançlarının vergilendirilmesinde, gelir ve kurumlar vergisi arasında
entegrasyon sağlanacaktır. Böylece, bir yandan kurum kazançları üzerindeki
vergi yükü azaltılırken, diğer yandan gerçek kişi kazançlarının daha net
tespiti mümkün olacaktır. Bu düzenlemeler AB’ye uyum ve yabancı sermayenin
vergilendirilmesi açısından da önem taşımaktadır.
Menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi ile ilgili olarak yapılan
düzenlemelerin basit, kalıcı, uygulama kolaylığı olan, vergi adaletini
zedelemeyen nitelikler taşımasına dikkat edilecektir.
Damga vergisi ve harçlar gibi işleme dayalı vergilerin çoğu kaldırılacak,
kalanların ise oranları düşürülerek üst sınır getirilecektir. Böylece olayların
ekonomik boyutunun kavranması kolaylaştırılarak gelir, kurumlar ve katma
değer vergisi hasılatı artırılacaktır.
Gelir idaresinin üstlendiği faaliyetler, genel müdürlük çatısı altında
verimli bir şekilde yerine getirilememektedir. Gelir idaresinde birimlerin
görev ve yetkileri açıkça belirlenecek, mali yönetim esnek ve fonksiyonel
bir yapıya kavuşturulacaktır.
Mükelleflere ve vergi idaresine kolaylık sağlamak amacıyla, mükellefler
bilgisayar sistemiyle beyanlarını, tahakkuklarını ve ödemelerini internet
üzerinden yapabilecek, uygulamaya konulacak tek sosyal güvenlik numarasıyla
mükellefler daha kolay izlenecektir.
3. Kamu Harcamaları
Türk harcama sistemi, karar alıcılara ve topluma doğru bilgi sunacak
bir yapıda değildir. Program-bütçe ilişkisi kurulamadığından, bütçe dışında
harcama alışkanlığı yaygındır ve bu nedenle bütçe iyi denetlenememektedir.
PARTİMİZİN uygulayacağı kamu harcama reformu şu dört hedefe
yönelecektir:
Makro ekonomik istikrarın sağlanması,
Kaynakların stratejik hizmet önceliklerine göre tahsisi,
Kamu hizmetlerinin tutumluluk, verimlilik ve etkinlik ilkelerine göre yürütülmesi,
Kullanılan mali yetkilerin hesabının verilerek saydamlığın sağlanması.
Yeni mali yönetim anlayışımızla, kamu oyu ve halkımıza daha fazla bilgi
verilerek yolsuzluk ve savurganlık önlenmiş olacaktır. Bu yeni yaklaşım,
“daha az kaynakla daha çok iş yapma” imkanını sağlayacaktır.
Harcama reformunda hem yeniden yapılanma hem de kalite boyutu dikkate
alınacaktır. Bu amaçlara ulaşmak için kararlı bir siyasi iradenin öncülük
ettiği ciddi bir değişim programı uygulanacaktır.
PARTİMİZİN bu hedeflere ulaşmak için stratejileri şunlardır:
Kamu harcamalarında mali disiplin ve şeffaflık sağlanacaktır.
Bütçe kapsamı gözden geçirilerek nakit ve bütçe birliği sağlanacaktır.
Harcamacı kamu kuruluşlarında hizmet üretme performansı ile bu kuruluşlara
tahsis edilen bütçe arasında irtibat kurulacak, kamunun hizmet performansı
bütçe süreci içinde sorgulanacaktır.
Bütçe, girdileri değil çıktıları finanse edecek şekilde hizmet odaklı olarak
yeniden yapılandırılacaktır.
Bütçenin hazırlık sürecinde etkin bir koordinasyon sağlanacaktır.
Her yıl bütçe tasarısı ile birlikte Bütçe Politikası Beyannamesi
kamu oyuna duyurulacaktır.
Orta vadeli mali program geliştirilecek, bütçeler “çok yıllı” hazırlanacaktır.
Bütçe uygulamalarında kamu kuruluşlarına geniş mali yetkiler devredilecek,
ancak bu yetkilerin hesabı bu kurumlarca kamu oyuna detaylı olarak verilecektir.
Kamu yatırım stoku gözden geçirilerek, kaynaklar öncelikli sektörlerdeki
uygun projelere yönlendirilecek ve yatırımlar düşük maliyetle ekonomiye
kazandırılacaktır. Yatırım programına yeni proje alınmasında, ekonomik
ve sosyal fayda-maliyet ölçütleri titizlikle uygulanarak, yatırım stokunun
rasyonel olmayan yapıya dönüşmesi engellenecektir.
Ekonomik ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilecek, gereksiz kamu
hizmet binaları yapımı, taşıt alımı, lojman ve sosyal tesis gibi verimsiz
harcamalar yapılmayacaktır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının bünyelerindeki, döner sermayelerin, vakıfların,
derneklerin, sosyal tesislerin ve özel hesapların gelir ve giderlerini
objektif esaslara bağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır. Bu tür gelir
ve harcamalar hakkında kamuoyu ve TBMM bilgilendirilecek, gelir ve harcamalar
denetlenecektir.
Cari harcamalarda azami ölçüde tasarruf yapılacaktır. Cari harcamaların
bileşiminde vatandaşa doğrudan hizmet sunumu ile ilgili kalemler öncelik
taşıyacak, kamu görevlilerinin gereksiz harcamaları kısılacaktır.
E- BORÇ YÖNETİMİ
2002 Temmuz sonu itibariyle kamunun borç stoku, 130,4 katrilyonu iç
ve 121,9 katrilyonu (73,9 milyar dolar) dış olmak üzere, toplam 252,3 katrilyon
liraya ulaşmıştır. 2001 yıl sonu itibariyle, kamu kesiminin brüt borç stoku
GSYİH’nın yüzde 123’üne, net borç stokunun GSYİH’ya oranı ise yüzde 93
gibi yüksek bir düzeye çıkmıştır.
Maastricht kriterlerine göre kamu net borç stokunun GSYİH’nın yüzde
60’ını geçmemesi gerekmektedir. İç borç stokunun bu derece yüksekliği,
faiz ödemelerini de artırmış ve 2001 yılında vergi gelirlerinin tamamı
iç ve dış borç faiz ödemelerinde kullanılmıştır.
AK PARTİ’ye göre Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarından biri,
“borç-faiz kısır döngüsü”dür.
Bu döngü kırılmalı, kamu borç stoku kabul edilebilir ve sürdürülebilir
seviyelere indirilmelidir. Bunu sağlamak için; reel faiz oranlarının hızla
makul düzeylere gerilemesi, faiz dışı dengede fazla verilmeye devam edilmesi,
özelleştirmenin hızlandırılması ve ilave gelirler sağlanması, ekonomide
kalıcı bir büyüme ortamına ulaşılması gerekmektedir.
İç borç stokumuzun yüzde 75’inin dövize, enflasyona ve faizlere endeksli
olması nedeniyle, yukarıda sıralanan şartların sağlanması halinde, borç
stokunun sürdürülebilirliği konusunda kısa sürede olumlu bir sürece girilecektir.
Bu temel değerlendirmeler çerçevesinde ve sürdürülebilir bir borç
yapısına ulaşabilmek amacıyla:
Toplumun geniş kesimlerinin ihtiyaçlarını dikkate alan katılımcı bir yaklaşımla
güven ve istikrar ortamı oluşturularak, belirsizliklerin ortadan kalkması,
beklentilerin olumluya dönmesi ve reel faizlerin makul seviyeye gerilemesi
sağlanacaktır.
Finans sektöründe verimliliğin ve rekabetin artması sağlanacaktır.
Kamu kesiminde nakit planlaması ve yönetimi çok başlı ve dağınıktır. Şu
anda uygulanmakta olan tek hazine hesabı yeterli değildir. Bu sistemden,
kamu kesiminde nakit planlamasını ve yönetimini etkin kılacak kamu tek
hesabına geçmek için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Kamuda verimsiz harcamalar kısılacak, üretken harcamalar artırılacak ve
ekonomik aktiviteyi canlandırıcı vergi indirimlerine gidilecektir.
Kamu borçlanmasında halka arz daha yaygınlaştırılacaktır.
Borçlanma ile ilgili detaylı bilgiler Hazine tarafından TBMM’ne belirli
aralıklarla sunulacaktır.
Özelleştirme hızlandırılacaktır.
Kamu bankalarının yeniden yapılandırılması hızlandırılacak, TMSF kapsamındaki
bankalar hızla çözüme kavuşturulacaktır.
F- FİNANS SEKTÖRÜ POLİTİKALARI
Türkiye’de mali sistemin yatırım ve üretim faaliyetlerini destekleme
fonksiyonu, benzer ülkeler ile kıyaslandığında yetersizdir. Kısa aralıklarla
yaşanan finansal krizler, reel sektöre ve kamu maliyesine önemli yükler
getirmiş ve ülkemizin sürdürülebilir büyüme ortamına geçmesini engellemiştir.
Finans sisteminde yaşanan sorunların temel nedenleri;
Finans sektöründe sadece bankacılığın egemen olması,
Bankacılık sektörünün verimsizliği ve rekabet eksikliği,
İstikrarsız makro ekonomik yapı ve yüksek kamu açıkları,
Banka sahiplerince bankaların istismar edilmesi,
Gözetim ve denetimdeki zayıflıklardır.
PARTİMİZİN finans sektörüne yönelik politikalarının temel hedefi;
Üretken yatırımları, büyümeyi ve makro ekonomik istikrarı destekleyen,
Şoklara dayanıklı ve sağlıklı işleyen,
Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli fonları temin eden,
Mali sektörün büyümesini sağlayarak, mali derinliği artıran,
Mali sistemde rekabet koşullarını oluşturan ve
Sistemin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlayan
bir finansal sistem oluşturmaktır.
Sağlam kamu maliyesi ve parasal istikrar; sağlıklı, etkin ve istikrarlı
çalışan bir finans sistemi oluşturmanın ön koşuludur.
PARTİMİZ finansal piyasaların, araçların ve kurumların daha etkin
kullanımını sağlayacak ve yeni kaynakları harekete geçirecek politikalar
uygulayacaktır.
Bu çerçevede;
Bankacılık sektöründe rekabet ortamı sağlanacak, hizmetlerin kalitesini
yükseltecek nitelikteki yabancı sermaye girişi desteklenecektir.
Finansal hizmetlerde çeşitlilik artırılacak, özel finans kurumları, risk
sermayesi kuruluşları, yatırım bankacılığı, ipotek bankacılığı gibi alanların
hukuki altyapısı güçlendirilecek ve bu alanların gelişmesi sağlanacaktır.
Kalkınma ve yatırım bankaları ile ihracat bankaları etkili konuma getirilecektir.
Küçük işletmeleri ve yerel üretim faaliyetlerini destekleyen mikro finans
kurumlarının ve ihtisas bankacılığının gelişimi desteklenecektir.
Yurtdışındaki vatandaşlarımızın tasarruflarını ülkemize aktarmalarını sağlayacak
yeni finansal araç, politika ve kurumlar oluşturulacaktır.
Kamu bankaları, ticari esaslara göre yönetilecek, finansal ve operasyonel
açıdan yeniden yapılandırılarak, özelleştirilecektir.
Tarım kesiminin ve küçük ölçekli işletmelerin desteklenmesine ayrılan ödenekler,
bankacılık sistemi aracılığıyla kullandırılacaktır.
BDDK ile SPK gibi gözetim ve denetimden sorumlu kurumların, finans sisteminin
istikrarını sağlayıcı görev ve sorumluluklarını etkin bir biçimde yerine
getirmeleri sağlanacaktır. Kurumlar arasında koordinasyon güçlendirilecek
ve faaliyetlerinden kamuoyu bilgilendirilecektir.
Bankacılık sektörünün gözetim ve denetiminde, banka sahipleri ile
yöneticilerinin ve piyasa aktörlerinin sorumluluklarını artıracak düzenlemeler
yapılacaktır.
Mevduat sigorta sisteminin piyasa disiplinini bozan ve istismara yol açan
yönleri düzeltilerek, kapsam, limit ve yönetim bakımından gelişmiş ekonomilerdekine
benzer bir yapıya tedricen kavuşturulacaktır.
TMSF’nin yeni bir KİT’e dönüşmesi önlenecek, Fona devredilen alacakların
tahsilatı hızlandırılacaktır. Fon bünyesindeki gayri menkul ve iştirakler
süratle satılacaktır.
Sorunlu hale gelen kredilerin ve diğer aktiflerin çözümünü sağlayacak yeni
finansal piyasalar, araçlar ve kurumların oluşumu desteklenecektir.
KOBİ’lerin finansal sektöre olan borçları yeniden yapılandırılacaktır.
Zorunlu sigortacılığın kapsamı genişletilerek, sigortacılık sektörünün
gelişmesi sağlanacaktır.
Sermaye piyasasında küçük yatırımcılar korunacak, yapay fiyat oluşumu ve
“içerden öğrenenler“in ticareti önlenecektir.
G- KİT’LER ve ÖZELLEŞTİRME
Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), faaliyette bulundukları sektörlerde
tekel veya belirleyici konumdadır. Kamu mülkiyetinin avantajlarını kullanarak
riski olmayan bir ortamda çalışmaları piyasa mekanizmasının işleyişini
bozmaktadır. Siyasi müdahaleler sonucu ekonomik rasyonelliğini yitirerek
kamuya yük haline gelen KİT’lerin özelleştirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
Özelleştirmenin temel amacı, ekonomide serbest piyasanın daha iyi işlemesi
için gerekli koşulların oluşumunu sağlamak, etkinlik ve verimliliği artırmaktır.
Piyasa ekonomisinde kamunun iktisadi rolü, piyasa mekanizmasının iyi çalışması
için gerekli düzenleyici ve denetleyici mekanizmaları oluşturmaktır.
PARTİMİZE göre, özelleştirme uygulamalarında başarılı olunamamasının
sebepleri şunlardır:
Uygulamadan sorumlu kurumun özelleştirmeye yeterince yoğunlaşamaması,
Özelleştirmede önceliklerin tespit edilememiş olması,
Özelleştirme kapsamına alınacak işletmelerin doğru seçilememesi,
Siyasi iradenin gizli direnç göstermesi,
Yapılan özelleştirmelerden bazılarına şaibelerin karışması.
KİT’lerin özelleştirilmesinde kararlı olan PARTİMİZ, özelleştirme
sürecini hızlandırmak için aşağıdaki politikaları dikkatle uygulayacaktır:
Özelleştirme kararı alınırken ilgili KİT yönetiminin görüş ve önerilerine
başvurulacaktır.
Özelleştirme sürecini hızlandıracak hukuki ve idari düzenlemeler yapılacak
ve Özelleştirme İdaresi, esnek ve karar sürecini kısaltacak dinamizme kavuşturulacaktır.
Özelleştirmeler sonucunda ortaya çıkabilecek işsizlik sorununun çözümüne
yönelik gerekli önlemler alınacaktır.
Özelleştirme işlemlerinde şeffaflık esas olacak ve kamuoyu düzenli olarak
bilgilendirilecektir.
Yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın özelleştirme uygulamalarından faydalanmaları
özendirilecektir.
Özelleştirme sürecindeki KİT’ler, piyasadaki konumları ve faaliyetleri
itibariyle; üç gruba ayrılarak özelleştirilmelerinde farklı stratejiler
geliştirilecektir.
1. Piyasa mekanizması içerisinde faaliyet gösteren KİT’ler acilen
özelleştirilecektir.
2. Tekel niteliğini haiz veya hakim konumda olma ve piyasayı yönlendirme
gücüne sahip KİT’ler, özelleştirme sonucunda ortaya çıkabilecek piyasa
aksaklıklarının önlenmesine, rekabetin tesis edilmesine ve/veya tüketicinin
korunmasına yönelik her türlü düzenleyici tedbirler alındıktan sonra özelleştirilecektir.
3. Tarımsal destekleme ile ilgili KİT’lerin özelleştirilmesi,
tarım politikaları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilecek ve gerekli
tedbirler alınmasını müteakip özelleştirmeye geçilecektir.
|