|
CHP Seçim Bildirgesi'nin 3. bölümü şöyle: (3)
3. ÖRGÜTLÜ, ÜRETKEN ve YARIŞMACI, ÇAĞDAŞ BİR
PİYASA EKONOMİSİ KURACAĞIZ.
“Ekonomik İstikrar + Hızlı Büyüme
+ Avrupa Birliği İçinde Yerini Alan Türkiye
= Her Yıl Bir Milyon
İnsana İş...”
Türkiye Ekonomisi Böylesine Bir Çöküntüyü 55 Yıldır Hiç Yaşamamıştı.
Türkiye onbeş yıldır “üretim ekonomisini geliştirme, sanayileşme ve istikrarlı
büyüme” iddiasını kaybetti... Üst üste yaşanan krizler, yirmi yıldır ortalama
yüzde 70’ler düzeyinde seyreden enflasyon, ekonomiyi çökertti, halkımızı
yoksullaştırdı.
1960-1979 döneminde yılda ortalama 5,1 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi,
1980-1999 döneminde ancak yılda ortalama yüzde 4,0 büyüdü. 1999-2001 dönemini
ise yılda ortalama yüzde 3,1 oranında küçüldü.
2001’de yüzde 9,4’lük küçülme sonucu, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH), 148,2
milyar dolar’a düştü.Türkiye ekonomisi 10 yılını kaybetti.
İç Borçlanmaya Dayalı Kaynak Yaratma ve Sorumsuz Maliye Politikaları
ile Türkiye Borç Batağına, Bütçe İflas Noktasına Geldi.
Yüksek faizli borçlanma ile ekonomi, tıkanma noktasına taşındı.
1990’da 49 milyar dolar olan dış borçlar; 2001’de 115,1 milyar dolara,
GSMH’nın yüzde 77,8’ine tırmandı...
1990’da yüzde 14,4 olan iç borç stokunun GSMH’ya oranı, 2001’de yüzde 66,2’ye
tırmandı. Günümüzde iç borç stoku
130 katrilyon lirayı aştı... Türkiye ekonomisinin “istikrara, büyümeye
ve sosyal adalete” taşınmasının önündeki en önemli engele dönüştü...
Ülkeyi yönetmekte olan siyasete güvensizlik, reel faizleri yüzde otuzlara
tırmandırdı... 1990’dan günümüze, 195 milyar dolar
“iç borç faizi” ödendi... Milli Gelir’in yüzde 22’si, vergi gelirlerinin
tümü faize gitti... Devlet bütçesi fiilen işlevsiz hale getirildi.
Kamusal mal ve hizmetlere fahiş, acımasız zamlar yapıldı. Sadece benzine
son üç yılda 85 kez zam yapıldı, benzin fiyatı bu dönemde yüzde 500 arttı.
İşsizlik Tırmandı, Yoksulluk Yaygınlaştı... Türkiye, Gelir Dağılımı
En Bozuk Ülkelerden Biri Haline Dönüştü...
1990 yılında 2 bin 682 dolar olan “Kişi Başına Milli Gelir”, 2001 yılında
2 bin 160 dolara geriledi. İnsanlarımız yoksullaştı, refahta on yıllarını
kaybettiler.
Açık işsiz sayısı 3 milyonu aştı. Son üç yılda 1 milyon kişi mevcut işini
kaybetti. İşsizlik, Cumhuriyet tarihi rekoru düzeylerine tırmandı, toplumsal
bunalıma dönüştü.
İşçi, çiftçi, memur ve emekliler yüksek kronik enflasyon altında ezildiler.
Yoksulluk insanlarımızın belini büktü; vatandaşlarımızın yüzde 40’ı, yani
yirmibeş milyon insanımız açlık sınırında yaşama tutunmak zorunda bırakıldı.
Türkiye, “eğitim, sağlık, gıda, kadın ve çocukların durumu” gibi gelişmişlik
ölçütlerine göre, 173 ülke arasında 85’inci sıraya geriledi.
Rüşvet, Yolsuzluk, Vurgun, Talan ve Siyasi Kayırmacılık Devleti Kuşattı,
İktidarı Teslim Aldı...
Son yirmi yılda yaygınlaşan yolsuzlukların, ihale ve kredi vurgunlarının,
enerji yatırımlarında fahiş elektrik fiyatına yol açan uygulamaların, ihalelerde
siyasi kayırmacılıkların yarattığı kayıplar yüzyirmi milyar dolar boyutlarına
ulaştı. Sadece, batırılan, içleri boşaltılan bankalar ile siyasetin aracına
dönüştürülen kamu bankalarında yaklaşık 40 milyar dolarlık kamu kaynağı
kaybedildi.
KRİZDEN ÇIKIŞ YOLU:
ETKİN VE GÜÇLÜ İKTİDAR.
ANCAK UYUM İÇİNDE BİR “SOSYAL DEMOKRAT İKTİDAR” İLE, EKONOMİDE GÜVEN
ORTAMI YARATILABİLİR, TÜRKİYE SORUNLARINI AŞABİLİR, HALKIMIZ GELECEĞİNE
UMUTLA BAKABİLİR...
Tüm bu olumsuz ortama karşın, Nisan 2001'de uygulamaya konulan Ekonomik
Program ile krizden çıkışın teknik ve yapısal temelleri atılmıştır.
80'li yılların ortalarında başlayan borçlanma süreci sonucunda yaşanan
krizlerle hiperenflasyon ve çökme noktasına gelen Türkiye Ekonomisi, 2001'de
uygulamaya konulan Programın teknik ve yapısal önlemleri ile, toparlanma
ve yeniden yapılanma sürecine girmiştir.
Uyumsuz ve güven vermeyen bir koalisyon hükümetinin yol açtığı tüm olumsuzluklara
ve zorluklara karşın bu Program ile, ekonomide tükenişe kayış süreci bir
ölçüde durdurulabilmiş, hiperenflasyon tehlikesinin ve TL değerinde topyekün
bir çöküşün önü alınmıştır.
Politik ortamın olumsuzluğuna karşın, uygun maliyetli ve uzun vadeli dış
kredi sağlanması ve maliye politikasında kararlı davranılması sonucu makroekonomik
dengelerde iyileşme elde edilmiş; kurdaki aşırı çöküşün önü alınmıştır.
Yıllardır Ülkemizin Potansiyeli Yeterince Değerlendirilmemektedir:
Programın başarısı uğruna, bugüne değin, özellikle işçi, çiftçi, memur,
esnaf ve emekliler büyük bir özveri göstermişlerdir.
Bu özveri Türkiye'nin düzlüğe çıkışı için büyük bir şanstır. Bu olanak,
özveriyi gösteren kesimlerin sabırları tüketilmeden gereğince değerlendirilmelidir.
Türkiye bu özveri ortamında, tüm birikim ve potansiyelini istikrar içinde
büyüme amacıyla harekete geçirmelidir.
Son otuz yılda yaşanmış olan yüzde dört düzeyinde yıllık büyüme ile yetinemeyiz.
AB ile aramızdaki gelişmişlik farkını makul bir sürede kapatabilmek için
yıllık ortalama yüzde 7,0'lik bir büyüme hızına, sürdürülebilir bir yapıda
ulaşmamız gerekir.
Böylesine yüksek performansın temel koşullarından biri, "ekonomik istikrarın
pekişmesi", "yapısal reformların fiilen yaşama geçirilmesi" ve "yapısal
değişimde" köklü adımlar atılmasıdır.
Ekonomide Dönüşüm, Ülkede Değişim için Piyasalara ve Topluma Güven Verecek
Güçlü Bir Sosyal Demokrat İktidar Oluşmalıdır:
Bütünlük içinde olmayan bir Hükümet, Türkiye'yi hızlı ve sürdürülebilir
bir büyüme sürecine taşıyamaz. Devleti etkinleştirecek yapısal reformları
hayata geçiremez. Ekonomide üretkenliğin, verimliliğin ve toplumsal barışın
önünü açamaz.
3 Kasım Seçimi Tarihsel Bir Fırsattır.
Tek başına bir Sosyal Demokrat iktidar, güven ortamı ve sosyal duyarlılık
eşliğinde, ülke ekonomisini, 1990'lı yılların rant kavgalarından kurtarıp,
"üretime, yeni teknolojilere ve verimliliğe" yöneltebilir, yapısal reformları
başarıya ulaştırabilir, kalkınmayı tabana ve ülkeye yayabilir.
Halkımızın Desteği ile Başaracağız:
CHP, tarihsel misyonunun sorumluluğu, zengin kadrosunun birikimi, sorunları
çözmeye yönelik hazırlığı ve kararlılığı ile bu büyük iddiayı yaşama geçirmeye,
Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne ve dünyada Lider Ülkeler Ligine taşımaya hazırdır.
Bu güç, ama gerçekleştirilebilir bir hedeftir. Başaracağız.
HEM EKONOMİ BÜYÜYECEK,
HEM ENFLASYONLA MÜCADELE
KARARLILIKLA SÜRECEK...
Daha fazla üretim...
Daha adil paylaşım...
Bu, bizim topluma vaadimizdir.
Piyasalarda Güven Ortamı Yaratarak Reel Faizlerin İnmesini
Hedef Alacağız:
“Türkiye’nin Ekonomik Programını” kararlılıkla sürdürürken, piyasalarda
ve toplumsal kesimler arasında güven ortamını sağlamak öncelikli hedefimizi
oluşturacaktır..
Borç yükünü zaman içinde kararlı ve emin adımlarla azaltacağız. İç borcu
döndürürken daha düşük maliyetle kaynak bulunmasına ve kamu gelir-gider
dengesinde ciddi bir faiz dışı fazla yaratarak, birikmiş devlet borcunu
özkaynak sayılabilecek bu fazla ile düşürmeye özen göstereceğiz.
Bu amaçla 2003 yılı için GSMH’nın yüzde 6,5’u olarak belirlenmiş olan kamu
kesimi faizdışı fazlasını sağlayarak piyasalarda güven ortamının pekişmesini
ve reel faizlerin düşmesini hedef alacağız.
Türkiye ekonomiyi çökerten sorumsuz borçlanma tuzağına bir kez daha düşmemelidir.
Bunun kararlılığı içinde olacağız.
-Toplam kamu harcamalarında faizin payının düşmesini ve toplumun
sosyal gereksinimlerini karşılayan kamu harcamalarının payının zaman içinde
artmasını amaçlayacağız.
-Reel faiz ve borç yükü azaldıkça, faiz dışı fazla hedeflerimizi
de, sosyal amaçlı kamu harcamalarının artışını mümkün kılacak ve/veya vergi
yükünü azaltabilecek şekilde aşağıya çekeceğiz.
Öncelikli Hedefimiz: Güven ve Sosyal Barış Ortamında İstikrarlı, Hızlı
Büyüme…
Türkiye’nin Ekonomik Programı’nın 2004 yılına ait makro hedeflerini, ekonominin
üretim altyapısını ve koşullarını güçlendirerek “istikrar içinde büyümeyi”
hedefleyen bir anlayışla yeniden belirleyeceğiz.
Uygulayacağımız reformların ekonomimize kazandıracağı istikrar, güven ve
dinamizmle; Gayri Safi Milli Hasıla’nın, 2003’de en az yüzde beş, izleyen
yıllarda ise yıllık ortalama yüzde yedi artmasını hedef alacağız.
Stratejik Planlamayı etkinleştireceğiz. Yüksek Planlama Kurulu’na işlerlilik
kazandıracağız. Stratejik Plan perspektifi ile uyumlu yeni bir “orta vadeli
program” hazırlayarak, uygulamaya geçireceğiz.
Enflasyonu İki Yılda “Tek Haneli Rakama” İndirmek Hedefimizdir...
Programı kararlı şekilde uygulayarak,
-Enflasyonun, 2004 yılı sonunda tek haneli rakama indirilerek,
ekonomide kalıcı istikrarın sağlanması öncelikli amacımız olacaktır.
-En geç beş yıl içinde ise, AB’nin Maastrricht performans ölçütlerine
ulaşmayı hedef alacağız.
Bu amaçla;
-Bütçe disiplinini kararlılıkla gözeteceğiz,
-Kamunun yeniden yapılandırılması sonucu sağlanacak verimlilik
artışı ve akaryakıt fiyatlarının oluşumunda döviz kurundaki ve uluslararası
petrol piyasasındaki spekülatif artışların etkilerini bertaraf ederek,
kamusal mal ve hizmetlere aşırı ve insafsız zam uygulaması gereğine son
vereceğiz,
-“Rekabet” yasasını etkin olarak uygulayacağız. Piyasalarda
“hakim durumun kötüye kullanılmasını” engelleyeceğiz.
Yasa ile öngörülen “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı” ilkesini özenle korurken,
yönetiminin işlemlerinde siyasi iradeye karşı saydam olmasını sağlayacağız.
Yaratacağımız
siyasi kararlılık ortamında, Merkez Bankası’nın siyasi irade ile uyum çerçevesinde,
enflasyon hedeflemesine geçmesini öngöreceğiz.
Ekonomik Programın Uygulamasında “Toplumsal Uzlaşmayı” Ön Planda Tutacağız…
“Toplumsal uzlaşma ve güveni” sağlamak amacıyla, yapısını ve işleyişini
değiştirerek, Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandıracağız.
Programın uygulamasından doğacak yüklerin, toplumun tüm kesimlerine, taşıyabilecekleri
ölçüde ve adil olarak dağılımına ve paylaşımına özen göstereceğiz.
İLERİ TEKNOLOJİ VE VERİMLİLİĞE DAYALI BÜYÜME VAZGEÇİLEMEZ HEDEFİMİZDİR...
Hızlandırılmış ve yaygınlaştırılmış internet teknolojileri ile e-Avrupa’ya
entegrasyon, stratejik tercihimizdir.
Rekabet Gücü Yüksek Ekonomi Oluşturacağız:
Avrupa Birliği’nin “6. Çerçeve Program” ilkeleri esas alınarak, firmaların
bilgi üretmesini, bilimsel ve teknolojik gelişmelere yönelerek verimlilik
kazanmasını ve sonuçta toplum için katma değer yaratmasını sağlayacağız.
Dünya
pazarları için mal ve hizmet üreten, ileri teknolojileri hem üreten hem
kullanan, kalite ve marka yaratan sanayiler desteklenerek, ekonomiye rekabet
gücü kazandıracağız.
Yetişmiş insan kaynağımızın emeğini, entelektüel birikimini, fikir ve projelerini,
verimlilik içerisinde ekonomiye kazandırmak için üniversite-özel sektör
ve kamu araştırma birimlerinin işbirliğini sağlayacağız.
Yurtdışında bulunan mühendislerimize, uzmanlarımıza, girişimcilerimize
ve yatırımcılarımıza Türkiye’de yaşanabilir ve çalışılabilir bir ortam
sunarak, beyin göçünü tersine çevireceğiz.
Devlet, Özel ve Vakıf üniversitelerinin kurulu kapasitelerinin verimli
kullanılabilmesi ve bulunduğu coğrafyada bilgi, araştırma ve öğrenimde
çekim merkezi haline gelmesi amacıyla Türkiye’yi eğitim ve AR-GE üssüne
çevireceğiz.
Uygun Teknoloji Kullanan, İhracat Yapan Küçük ve Orta Boy İşletmeleri
(KOBİ) Destekleyeceğiz:
KOBİ’lerin uzmanlaşma ve örgütlenmelerini özendireceğiz. KOBİ’lere finansman,
pazarlama, satış, proje yönetimi ve teknoloji danışmanlığı yapan birimleri
güçlendireceğiz.
Doğru teknoloji kullanımını ve üretimini milyonlarca işletmeye ulaştırarak
girişimciliği, verimliliği, kaliteyi ve şeffaflığı tabana yayacağız.
Esnaf ve sanatkarlarımız ile KOBİ’leri, bütçeden kaynak ayırabildiğimiz
ölçüde uygun faizli işletme ve yatırım kredileriyle destekleyeceğiz.
-Bankaların kredi plasmanlarının belirli bir oranını KOBİ’lere
aktarmalarını özendiren mali ortam yaratılmasını hedef alacağız.
-Halk Bankası’nın güçlü bir KOBİ bankasına dönüşmesini öngöreceğiz.
-KOBİ’ler için Kredi Garanti Fonu uygulamasına etkinlik kazandıracağız.
Öncü Sektörleri Teşvik Edeceğiz:
Sanayide devlet teşvik sistemini değiştireceğiz; teşvike etkinlik kazandırırken,
alanını daraltacağız.
Bilgi teknolojileri, yazılım, bio-teknoloji, genetik, uzay, yeni malzemeler,
savunma sanayii gibi ileri teknoloji sektörlerini ekonominin sürükleyici
sektörlerine dönüştürmek için bu sektörlere tam destek vereceğiz.
Bu ileri teknoloji sektörlerine destek vererek, ihracata yönelmelerini
sağlamak için Anadolu’nun altyapısı ve insan kaynakları uygun yörelerinde
Türk Teknoloji Öbekleri (TTÖ/Silikon Vadileri) kurulması için ortam sağlayacağız.
Ulusal savunmanın araç ve gereç ihtiyacının, giderek daha yüksek oranlarda
ulusal sanayinin olanakları ile karşılanmasını hedef alacağız.
Geleneksel sektörlerin de ileri teknolojilerden yararlanarak verimli ve
rekabetçi olmalarını hedefleyeceğiz.
Teknolojik Gelişmeyi Hızlandıracak Ulusal Yenilik Sistemini (UYS) Güçlendireceğiz...
İletişim Ağlarını ve Bilgi Otoyollarını Geliştireceğiz.
Bilgi Toplumu’na geçişi hızlandıracağız.
Kamuda sürdürülen MERNİS ve diğer projeleri etkin bir eşgüdüm ile tamamlayarak
birbirlerine entegre edeceğiz. Kamunun oluşturduğu bu bilgi birikimini,
“gizlilik ve vatandaşlık haklarını” gözeterek, vatandaşların, girişimcilerin
ve kurumların kullanımına sunacağız.
Ulusal Gelir’den AR-GE harcamalarına ayrılan payı, beş yıl içinde dört
kat artıracağız.
Ulusal yazılım ve bilgi teknolojileri destekli hizmet (ITES) endüstrisinin
gelişmesini sağlayarak gençlere, girişimcilere ve mühendislere yeni istihdam
olanakları yaratacağız.
Üniversiteler, kamu araştırma birimleri ve işletmeler arasında teknolojik
yenilik, AR-GE konusunda işbirliği ve eşgüdüm sağlayacağız.
İşletmelerin verimlilik esaslı teknolojik yenilik yapmalarını özendireceğiz.
Kurulu altyapıların ve kapasitelerin verimli kullanılmasını sağlayarak
sadece yeni ihtiyaclara kaynak ayıracağız.
Yeni buluşlar ve teknolojik ilerleme amaçlı girişimleri desteklemek amacıyla
risk sermayesi uygulamasına geçeceğiz.
Fikri haklarını koruyacağız. Ulusal ve uluslararası patent almayı kolaylaştıracağız,
destekleyeceğiz ve yaygınlaştıracağız.
Uzmanlaşmış Sanayi Bölgeleri Kuracağız:
Firmaların Stratejik Plan’ın sanayileşme hedefleri çerçevesinde belirli
bölgelerde yoğunlaşarak, Uzmanlaşmış Sanayi Bölgeleri (USB) kurmalarını,
aralarında sinerji yaratmalarını özendireceğiz. Endüstri bölgeleri uygulamasına,
bu anlayışla etkinlik kazandıracağız.
İŞSİZLİĞİ HIZLA AZALTMAK, YENİ İSTİHDAM ALANLARI YARATMAK EN ACİL HEDEFİMİZDİR…
Her yıl bir milyon kişiye
yeni iş yaratmak en öncelikli,
en acil hedefimizdir...
Ülkede Yeni İstihdam ve İş Olanağı Sağlayacak Piyasa Ortamının Yaratılması
Devletin Temel Görevidir.
Ekonomide sağlayacağımız istikrarlı hızlı büyüme ile her yıl ortalama bir
milyon yeni istihdam olanağı yaratacağız. Ek istihdam yaratan işletmeleri
destekleyeceğiz.
İşsizlik sorununun tahribatını kısa vadede kontrol altına alabilmek için,
kamu kesimi öncülüğünde geçici istihdam projelerini uygulamaya koyacağız.
İşverene ait Sosyal Sigorta primlerini makul ölçülerde indirerek, istihdamın
artırılmasını, kayıtdışılığın azaltılmasını hedef alacağız.
GİP’i, Yani Eğitilmiş Genç İşsizler için “Gençlere İş Bulma / İş Kurma
Projesi”ni Hızla Uygulamaya Koyacağız:
Eğitilmiş Gençlere İş Bulma (Çalışma+Eğitim ) Projesi ile üç yıl içinde
150.000 işsiz gencin, bir taraftan çalışırken, diğer taraftan da iş başında
kendisine bir meslek ve iş becerisi kazandıracak eğitimi almasını hedefleyeceğiz.
Genç İşkur Projesi ile; en az on ortak gencin, ileri teknoloji alanlarında
geliştirecekleri projeleri, asgari yüzde yirmi özkaynak koşuluyla destekleyeceğiz.
İlk aşamada en az 3.000 yeni girişimin yaşama geçirilmesini hedef alacağız.
ÇAĞDAŞ, HAKÇA VE BASİT BİR “VERGİ DÜZENİ” KURACAĞIZ...
Vergi düzeni, kayıtlı ekonominin genişlemesinin, ekonomik büyümenin,
istihdam artışının, girişimcilik ruhunun gelişmesinin önünü açmalıdır.
Vergi sistemi kaynak dağılımını olumsuz etkilememeli, ekonomide verimsizliğe
yol açmamalıdır.
Biz vergi politikalarında böyle bir değişimin öncülüğünü yapacağız.
Vergi Sistemini, Ekonomik Büyümenin Engeli Değil, Destekçisi Olan
Bir Yapıya Dönüştüreceğiz.
Vergi Sistemini toplumsal uzlaşma temeli üzerine oturtacağız... Toplumda
vergi ödeme bilincini yaygınlaştıracağız...
Vergi oranlarını makul ve ödenebilir bir düzeye indirerek vergiye karşı
olan direncin azalmasını hedef alacağız.
Vergi tabanını genişletecek, kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü hızla azaltacak,
belge sistemini yaygınlaştıracak etkin önlemler uygulamaya koyacağız.
Ücretli ve maaşlıların vergi yükünü azaltacağız. Ücret gelirlerinin asgari
ücret kadarlık bölümünden alınacak gelir vergisi oranını kademeli olarak
yüzde beşe indireceğiz...
Kurumlar vergisini 2004 yılından itibaren kademeli olarak yüzde 20’ye indirmeyi
hedef alacağız. Yapılacak stopaj ile birlikte nihai vergi yükünü yüzde
50 ile sınırlandıracağız.
Yüzde 51’i halka açık şirketlerde ise, kurumlar vergisini yüzde 15’e çekeceğiz.
Kayıtdışı ekonomi alanının daraltılabilmesi, sistem dışındaki kaynakların
ekonomiye yönlendirilebilmesi için 4369 sayılı Mali Milat Yasasını bugünün
ihtiyaçlarına göre ve gelecekte benzeri sorunlarla karşılaşmamak amacıyla
düzenleyerek, yürürlüğe koyacağız. Bu anlayışla; 2003 yılı ile sınırlı
olmak kaydıyla, kayıtlı ekonomiye aktarılacak her tür sermayenin kesinlikle
herhangi bir sorgulama konusu yapılmamasını, bu konuda yasal düzenleme
ile sağlayacağız.
Eczanelerde satılan ilaçlar, toplu taşımacılık, engellilere ait sağlık
ekipmanları, sağlık ve eğitim hizmetleri ile temel gıda mallarında KDV
oranlarını indireceğiz.
Sanayi sektörlerinde kullanılan elektrik enerjisi ve doğal gazdan alınan
KDV oranlarını zaman içinde azaltarak, taşınabilir düzeylere indireceğiz.
Faiz, repo, hisse senedi, bono, tahvil gibi farklı finansal araçlarının
vergi yüklerini birbirleri ile uyumlu hale getireceğiz.
Mali sistemin derinliğinin artması ve kredi maliyetlerinin azaltılması
için Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisini 2004’ten itibaren kaldıracağız.
Olağanüstü vergilendirme sistemlerine başvurmayacağız. Uygulamada olan
olağanüstü vergileri en kısa sürede kaldıracağız.
İstisna ve muafiyetler kapsamında olan vergi harcamalarını düzenli olarak
kamuoyunun bilgisine sunacağız.
Kısa sürede, üniter vergi sistemine geçeceğiz.
Ekonominin kayıt altına alınabilmesi için;
-Çek, tahvil ve senetlerde “nama yazılı” düzene geçeceğiz,
-Borçlar, Türk Ticaret, İcra-İflas, Gelir Vergisi, Vergi Usul
Kanunu ve diğer ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeleri yapacağız.
Enflasyon muhasebesine geçeceğiz. Verginin gerçek kazançlar üzerinden alınmasını
sağlayacağız.
Çağdaş, Etkin, Kolay, Hukuka Saygılı Bir Vergi Yönetimi Kuracağız:
Özerk, etkin, verimli ve saydam bir vergi idaresi oluşturacağız.
Vergi yönetimini güçlendireceğiz, denetimini etkinleştireceğiz. Gelir İdaresini
yeniden düzenleyeceğiz; “etkin, güçlü, verimli ve saydam” bir yönetim oluşturacağız.
Vergi işlemlerinde ve denetimde ileri teknikleri kullanacağız, bürokrasiyi
azaltacağız.
Vatandaşlık numarasını (MERNİS Projesi), vergi işlemlerini de kapsayacak
şekilde “Sosyal Güvenlik Numarası”na dönüştüreceğiz. Herkesin yaptığı ekonomik
faaliyetlerin bu numara ile izlenebilmesini sağlayacağız.
Topladığımız Verginin Hesabını Vereceğiz.
Toplanan verginin nereye harcandığı konusunda kamuoyunun düzenli aralıklarla
bilgilendirilmesini sağlayacağız.
DEVLETİ BORÇ BATAĞINDAN, AŞIRI FAİZ YÜKÜNDEN KURTARACAĞIZ...
Kamu Finansmanını Sağlıklı ve Sürdürülebilir Bir Yapıya Kavuşturacağız.
Devlet borçlarının zamanında ödenmesi, ciddi devlet olmanın gereğidir...
CHP, bu geleneğin, ülkemizde öncüsüdür.
Son onbeş yıllık dönemin “iç borçlanmaya” dayalı kamu finansmanı politikasını
terk ederek gerçekçi “kamu gelirleri” esasına dayalı bir politika uygulayacağız.
Devletin en uygun maliyet ve yapıyla kaynak bulmasını sağlayacak bütünleştirilmiş
bir borç yönetimine işlerlilik kazandıracağız.
Yurtdışında Yaşayan Yurttaşlarımızın Ekonomimize Katkılarını Artırmak
İçin Gerekli Güven Ortamını Sağlayacağız.
Yurtdışında yaşayan yurttaşlarımızın, sermaye, bilgi, teknoloji ve donanım
birikimlerinden ekonomimizin doğrudan yararlanmasını, dışarıda yerleşik
girişimcilerimizin ülkemizde yatırım yapmalarını özendirecek yasal ve kurumsal
düzenlemeler yoluyla güven ortamını yaratacağız.
KREDİ DÜZENİ BİR AVUÇ KESİMİ BESLEMEKTEDİR. KREDİLERİN AKIŞ YÖNÜNÜ GERÇEK
ÜRETİCİLERE, YENİLİK GETİREN GİRİŞİMCİLERE, KOBİLERE DOĞRU HIZLA DEĞİŞTİRECEĞİZ...
Krediler halkın parasıdır, halkın tasarrufudur. Bu kaynaktan sadece bir
avuç kesimin değil, tüm girişimcilerin yararlanmasını hedef alacağız.
Kredi sisteminin, kredilerin uzun yıllar “dondurulup sermayeye dönüştürülmesi”
uygulamasına dönüşen bugünkü durumundan daha sağlıklı bir yapıya kavuşması
için gerekli mali piyasaların oluşmasını amaçlayacağız.
Reel sektörün kredi borçlarının üretimi ve istihdamı teşvik edecek şekilde
yeniden yapılandırılmalarını, bankalarla ilişkilerinin gönüllülük temelinde
daha da güçlendirilmesini hedef alacağız.
Piyasada değişimlere hızla karşılık veren ve risk değerlendirmesi yapan
bir borç yönetimi sistemi getireceğiz.
KOBİ’lerin, tarımdaki girişimcilerin, kredi havuzundan daha çok pay almalarına
olanak tanıyacağız; ipotekli kredi sistemine işlerlik kazandıracağız.
Özellikle ev kadınlarının ve gençlerin kendi işlerini kurabilmelerine katkı
için, uygun faizli mikro kredi uygulamasını yaygınlaştıracağız.
BANKACILIK VE SİGORTA SEKTÖRÜNÜ SAĞLIKLI YAPIYA KAVUŞTURACAĞIZ
Bankacılık sistemini; etkin, verimli, rekabet gücü yüksek, güvenilir, sürdürülebilir
ve saydam bir yapıya kavuşturacağız.
Bankacılığı, asıl işlevi olan, mal ve hizmet üretimine kredi ve destek
vermeye yatkın bir yapıya dönüştüreceğiz.
Mevduat Tasarruf Sigorta Fonu’nun batık banka havuzuna dönüşmesine izin
vermeyeceğiz.Kısa süre içinde satılamayan “fon bankalarını” tasfiye edeceğiz.
Tasarruf mevduatının bütününe yönelik sigorta güvencesini, zaman içinde
yeniden düzenleyip, mevduat ölçeğini esas alarak daraltacağız.
Bankaların reel sektöre açacağı kredilerde riskin dağıtılması için “Kredi
Sigorta Sistemi” oluşturacağız.
Ziraat Bankası ve Halk Bankasını özerk ve etkin yapıda, ilgili alanlarında
ihtisas kredilerine öncelik veren, bankacılık kurallarına göre çalışan
kurumlar olarak, daha da güçlenmelerine önem vereceğiz.
“Holding/Grup/Şahıs” bankacılığının olumsuzluklarına son vermek için Bankalar
Kanununa iştirak ve dolaylı krediler konusunda getirilen geçiş hükümlerini
uygulayacağız; bu konuda en kısa sürede AB normlarına uyumu hedef alacağız.
Kur politikasında, ekonomik istikrar ve dış ticaretin gelişmesini de dikkate
alan “esnek kur rejimini” temel alacağız.
Sigorta sisteminin, gerekli denetim ve uygun faaliyet ortamı yaratarak
sağlıklı gelişmesini, halkın refahına ve ekonomiye katkısının artırılmasını
hedef alacağız.
Sermaye Piyasalarını Yeterli Derinliğe ve Sağlıklı Yapıya Kavuşturacağız.
Borsaya açılmak için hisselerin asgari yüzde 25’inin halka satılması koşulunu
getireceğiz.
Mali piyasalarda faaliyet gösteren şirketlerin saydamlığını ve bağımsız
dış denetiminin etkinleştirilmesini sağlayacağız.
Vadeli mal ve finans piyasalarının kurulması ve geliştirilmesi için gerekli
adımları atacağız.
Zorunlu tasarrufları, tasarruf sahiplerinin haklarını saklı tutmak kaydıyla
bir yatırım fonu halinde örgütleyip ikincil piyasalarda kurumsal yatırımcı
rolünü oynamasını sağlayacağız.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesine göre kurulan
sandıklar ile kamu yararına çalışan vakıflara ait fonların, bireysel emeklilikte
olduğu gibi, bağımsız yönetim şirketleri tarafından yönetilmesini öngöreceğiz.
HEDEFİMİZ: KAMUDA SAVURGANLIĞI ÖNLEYEN, EKONOMİDE İSTİKRARSIZLIK YARATMAYAN,
HALKA HİZMET SUNAN, SAYDAM BÜTÇE...
Mali disiplin ve etkin kamu yönetimi ile “sağlıklı kamu gelirleri” politikasına
geçişin aracı olacak, stratejik planlamanın makro hedefleri ile uyumlu,
üç yıllık büyüklüklerin belirlendiği, etkin ve saydam yeni bir bütçe sistemine
geçeceğiz.
Beş yıl içinde, bütçe açığının GSMH’nın yüzde üçüne çekilmesini hedef alacağız.
AB Konseyi tarafından kabul edilen ve 2003 yılında uygulamaya girecek olan
Mali Yönetmeliğin Bütçeleme İlkelerini en kısa sürede ülkemizde yaşama
geçirmeyi hedef alacağız.
Kamuda Kaynak Savurganlığına Son Vereceğiz.
Kamu yatırım programını rasyonelleştireceğiz. Programda yer alan projeleri
öncelik ve fiziki gerçekleşme oranlarına göre gözden geçirip, uygulanabilir
çerçeveye oturtacağız.
Önümüzdeki iki yıllık sürede, kamu kesiminde, idari amaçlı hiçbir binek
aracı ve bina satın almayacağız.
Kamu kaynağı kullanan vakıf ve derneklerin kaynak ve harcamalarını bağlı
oldukları kurum ve kuruluşların bütçesi ile birlikte izleyip denetleyeceğiz.
ÖZELLEŞTİRMEDE GENEL İLKEMİZ: SAYDAMLIK VE VERİMLİLİKTİR... STRATEJİK
KİTLERİ ÖZERKLEŞTİREREK, ETKİNLEŞTİRECEĞİZ.
Özelleştirme bizim için bir amaç değil, ekonominin etkinliğinin artırılmasında
gerektiğinde kullanılan bir araçtır.
Stratejik mal ve hizmet üreten KİT’leri özerkleştireceğiz; teknolojik yapılanma
ile etkin, verimli yapıya ve iç ve dış piyasalarda rekabet gücüne kavuşturacağız.
Özelleştirme uygulamalarında, tekellerin yaratılmamasına, mülkiyetin tabana
yayılmasına, tüketicinin korunmasına, ulusal üretim kapasitesinin artırılmasına
özen göstereceğiz.
Stratejik KİT’lerin, yönetim hakimiyetini kaybetmemek kaydıyla, kendi alanlarında
teknoloji önderi yabancı kuruluşlarla ortaklıklar oluşturarak, yeniden
yapılanmalarını ve dış pazar etkinliklerini artırmalarını hedef alacağız.
Bir yıl içinde KİT’lerin halka açılmalarını, halka açık şirketlerin tabi
olduğu kurallara ve saydamlığa uymalarını sağlayacağız.
Uygun piyasaların oluşması kaydıyla, üç yıl içinde KİT’lerin halka açılma
oranının yüzde 51’e ulaşmasını hedef alacağız. Ancak stratejik KİT’lerde,
kamu yararının korunmasının güvencesini oluşturan altın hissenin kamu kesiminde
kalmasını sağlayacağız.
Tüm KİT’lerin, sermayedar olarak Hazine’ye bağlı olmasını sağlayacağız.
Özelleştirme İdaresi’ni uygun zaman içinde kapatarak, işlevlerini özelleştirilecek
kuruluşların teknik sorumluluğu çerçevesinde, Hazine’de oluşturulacak birime
devredeceğiz.
MAL VE HİZMET İHRACATI DEVLET POLİTİKASI OLACAK; İHRACAT SEFERBERLİĞİ
HIZLANDIRILACAK...
Sektörün tüm kurumlarıyla işbirliği yaparak, uzun vadeli “İhracatın Geliştirilmesi
Stratejisi” hazırlayarak, uygulamaya geçireceğiz.
Dış ticaretin hukuksal altyapısını çağdaşlaştıracağız. Bu konuda Avrupa
Birliği’nin ve Dünya Ticaret Örgütü’nün benimsediği uluslararası kurallara
uyum sağlanmasını hedef alacağız.
Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ) ve Sektörel Dış Ticaret Şirketlerini
(SDTŞ) yeni bir anlayışla yapılandıracağız. Bunların, ihracatımızın mallar
ve pazarlar olarak geliştirilmesi, çeşitlendirilmesi ve KOBİ’lerin ihracata
kazandırılmasında etkin bir rol üstlenmelerini sağlayacağız.
İhracatımızın çeşitlendirilmesine, “dış pazarlarda rekabet gücü olan katma
değeri yüksek yeni teknoloji ürünlerinin” geliştirilmesine, “marka oluşturulması
ve yeni pazarlarda etkinlik sağlanması için teşvik edilmesine” öncelik
vereceğiz.
Türk Eximbank’ın ihracat kredilerinin, ihracatçının rekabet edebileceği
maliyetlerle sunulmasına özen göstereceğiz.
Sürekli ihracat yapan (son beş yıldır) işletmelere Eximbank kredilerinin
rotatif hale getirilmesini hedef alacağız.
Ticari bankaların dış ticaretin finansmanına daha aktif bir şekilde katılmalarını
özendireceğiz. Bu kapsamda, Türk Eximbank’ın kısa vadeli ihracat kredisi
ve sigorta desteği işlemlerinden, aşamalı olarak orta ve uzun vadeli işlemlere
kaymasını hedef alacağız.
İhracatçı
Sanayici’nin, ihracatında kullandığı hammadde ithalatı sırasında karşılaştığı
bürokratik işlemleri kaldıracağız.
İhracatın hızlı gelişebilmesi ve KDV iadelerinin süratli yapılabilmesi
için, yeni sigorta ve garanti programlarını uygulamaya koyacağız.
Hizmet ihracatını geliştireceğiz. Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri ve uluslararası
taşımacılık hizmetlerini destekleyeceğiz. Bu sektörlere ve turizm yatırımlarına
yönelik “Teminat mektubu havuzu” ve yeni sigorta sistemi oluşturacağız.
Yurtdışında faaliyet gösteren firmalarımıza destek olacağız.
Pamuk, fındık, zeytinyağı, üzüm, incir, narenciye gibi ihracat potansiyeli
yüksek Türk tarımsal ürünleri için Future Option piyasaları oluşturarak,
hem üreticiyi hem ihracatçıyı güvence altına alacağız.
Sınır Ticaretini Geliştireceğiz.
Dış ticaret konusunda taraf olduğumuz uluslararası yükümlülükleri gözardı
etmeden, “sınır ticareti”ni geliştireceğiz.
Dış ticaretin geliştirilmesinde mevcut serbest bölgelerden etkin şekilde
yararlanacağız.
TÜRKİYE, “DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI” İÇİN DÜNYANIN ÇEKİM
ODAĞI OLACAK…
Türkiye’yi, borç arayan bir ülke yerine, doğrudan yatırımları çeken
bir ülkeye dönüştüreceğiz...
Etkin bir yabancı sermaye politikası için Türkiye Yabancı Yatırımları Geliştirme
Ajansının kurulmasını ve çalışmalarını etkin olarak sürdürmesini sağlayacağız.
Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının girişini aksatan tüm bürokratik
engelleri kaldıracağız.
Türkiye Kalkınma Bankası’nın yatırım kredisi desteği ile, yerli şirketlerin,
Türkiye’de yatırım yapacak yabancı şirketlerle ortaklık kurmalarını teşvik
edeceğiz.
TÜRKİYE’NİN ZENGİN TURİZM POTANSİYELİNİ KALICI OLARAK HAREKETE GEÇİRECEĞİZ...
Turizmi öncelikli sektör olarak destekleyeceğiz.
Ülke turizm potansiyelinin en ileri düzeyde gelişmesini hedefleyeceğiz.
Bu amaçla; on yıllık dönem için bir Turizm Sektör Master Planı hazırlayarak,
kararlılıkla uygulamaya koyacağız.
Turizmi geliştirmek amacıyla, güvenlik ve çevre duyarlılıklarını gözetmek
kaydıyla, turizm bölgelerinde yabancı uyrukluların mülk edinmeleri önündeki
engelleri kaldıracağız.
Turizmin yasal altyapısındaki eksiklikleri tamamlayacağız.Bu amaçla Turizm
Hizmet Bölge ve Meslek Birlikleri Kanun Tasarısı ile 1618 sayılı Seyahat
Acenteleri ve Birliği Kanunu'nda yapılması gereken değişiklikleri en kısa
sürede yasalaştıracağız.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu dahil olmak üzere, ülkemizin uygun yörelerinde,
altyapısı hazır, sorunlardan arındırılmış, çevre ve doğal değerleri dikkate
alan bir anlayışla, yeni ve modern turizm çekim alanları belirleyeceğiz.
Buralar için gerçekleştireceğimiz turizm bölge planlaması ile yatırımcılara
tahsis edilecek arazilerin saydam bir satış planıyla devrini sağlayarak,
turizm yatırımlarını özendireceğiz.
Turizmde ülke tanıtımından sorumlu birim olarak Kamu, üniversite ve Özel
Sektör kuruluşlarının katılımı ile Ulusal Tanıtma Konseyi oluşturacağız.
Turizm faaliyetlerinin, din, kültür, sağlık, dağ ve doğa turizmi dahil
çeşitlendirilmesini özendirici çalışmalara etkinlik kazandıracağız; yıl
boyu turizmi hedef alacağız.
Turizmin uluslararası rekabette karşılaştığı sorunları çözeceğiz. Yurt
dışındaki tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde kamu desteğini artıracağız.
Ucuza pazarlanan turizm, hem turizmimiz, hem de ekonomimiz için kayıptır.
Bu sorunun aşılabilmesi için yönlendirici ve özendirici önlemler alacağız.
Ulusal havayolu taşımacılığının turizm sektörümüz ile bağlarının güçlendirilmesi
için duyarlı olacağız. Turizm bölgelerinin altyapı ve karayolu bağlantısı
sorunlarının kısa sürede çözümlenmesini hedef alacağız.
Kongre turizmi olanaklarını geliştirerek İstanbul’un turizm potansiyelini
kısa sürede artıracağız.
BÖLGESEL PLANLAMAYLA; KALKINMAYI HIZLANDIRACAĞIZ, GERİ KALMIŞLIĞI AŞACAĞIZ...
Bölgeler arası farklılıkları gidermek ve kalkınmayı hızlandırmak amacıyla
Bölgesel Planlamayı temel alacağız.
Bölgesel Planlamada; bölgelerin ve alt bölgelerin olanaklarını ve gelişme
potansiyellerini gereğince değerlendireceğiz; bölgesel planlamanın yerleşme
düzenine yansıtılmasında, dengeli kentleşme, sağlıklı yapılaşma, çevreye
duyarlılık ve depreme dayanıklılığı esas alacağız.
GAP’ı entegre ve sosyal kalkınma projesi olarak ele alıp, mali olanaklar
çerçevesinde, uygulamasına hız kazandıracağız. Güney Doğu Anadolu’da, bölgesel
kalkınmayı, insani gelişmeyi ve adaletli gelir dağılımını hedef alacağız.
Doğu Anadolu (Kars-Ardahan-Iğdır Alt Bölge Projesi dahil), Doğu Karadeniz,
İç Anadolu, Trakya, Kastamonu Merkezli Orta Karadeniz Bölgelerini, Kelkit-Yeşilırmak-Çoruh-Kızılırmak-Dicle/Fırat-Filyos
Havzalarını kapsayan Bölgesel Kalkınma Planlarını kademeler halinde yaşama
geçireceğiz.
Kuracağımız özerk Ekonomik Kalkınma Kurumu (EKK) ile, bölgesel kalkınma
projelerinin uygulamasında, bölge merkezli yönetim anlayışını uygulamaya
geçireceğiz.
TARIMDA VERİMİ, KATMA DEĞERİ ARTIRACAĞIZ...
Tarım ekonominin yükü değil, Türkiye’nin gücüdür...
Çiftçiyi, Doğa ve Piyasa Koşullarına Karşı Koruyacağız. Enflasyona
Ezdirmeyeceğiz.
Tarım üreticilerinin, verimliliği ve dış pazar koşullarını gözeten, sadece
belirli ürünleri kapsayan, gerçekçi bir destekleme politikası uygulayacağız.
Tarıma, bütçe kaynaklarıyla, 2003 yılında 2 milyar dolarlık bir destek
sağlayacağız. Takip eden yıllarda bu desteğin artırılmasını hedef alacağız.
Tarımsal kalkınmayı ve tarımda modernleşmeyi hedef alan dönüşüm için, Devlet
tarımda doğrudan ürün fiyatı ilan etmeyecek ve alım yapmayacak. Bu görevler,
saydam ve etkin bir yapıya kavuşturulacak olan Tarım Satış Kooperatifleri
tarafından yürütülecektir. Birlikler, Birlik Yönetimleri uygulayacakları
alım fiyatı ve politikalarının sorumluluklarını üstleneceklerdir.
Gerekli durumlarda bütçe kaynakları ile desteklenen tarım girdilerini çiftçimizin
gelişmiş ülke çiftçisi koşullarında sağlayabilmesi için Ziraat Bankası’nın
açacağı uygun koşullu krediler için bütçeden kaynak aktaracağız.
Tarım sigortasının küçük üreticileri de kapsayacak şekilde yaygınlaşması
için gerekli önlemleri alacağız.
Ürün borsalarını yaygınlaştıracağız ve etkinlik kazandıracağız. Üreticiyi
fiyat hareketlerinden korumak için avans ödeme
(ön ödeme) sistemini geliştireceğiz.
Tarım Kredi Kooperatiflerine etkinlik kazandıracağız; kredi faizi uygulamalarında
keyfiliği sona erdireceğiz.
Sertifikalı depolar ile üreticiye fiyatın uygun olacağı zamana kadar ürününü
saklama olanağı sağlayacağız. Üreticinin depo makbuzunu her an paraya çevirebilmesini,
teminat olarak kullanabilmesini, borsada spot satışa veya vadeli işleme
konu yapabilmesini mümkün kılacağız.
Tarımsal Yapıyı Ekonomik Nitelikli Tarım İşletmeciliğine Dönüştüreceğiz.
Ekonominin taleplerini, toplumun ihtiyaçlarını karşılayan tarımsal üretim
yapısını hedefleyeceğiz. Tarımsal üretim, pazar ve ürün işleme süreçlerini
bütünleştireceğiz.
Tarımda üretimi uygun alanlarda Sözleşmeli Çiftçilik Modeli ile yönlendireceğiz;
verimliliği ve üretimi artırmak için çiftçiye teknik yardım sağlayacağız.
Üretim deseninin, satılabilir nitelikte ürün üretilmesini öngören ulusal
gıda güvenliğini sağlayacak doğrultuda iyileştirilmesi ve değiştirilmesi
için gerekli önlemleri alacağız. Bu bağlamda, özellikle yağlı tohumlar
üretimini geliştireceğiz.
Başta Toprak Çerçeve Yasası olmak üzere, tarım ve hayvancılık sektörünün
sorunlarını çözebilmek için gerekli yasal düzenlemeleri yapacağız.
Haller Yasasını yeniden düzenleyerek işlerliğe kavuşturacağız.
Tarımda verimliliği engelleyen küçük işletme yapısını, demokratik kooperatifçilik
ekseninde en uygun koşullara dönüştürerek, verimli yapıya kavuşmasını hedef
alacağız.
Tarımda Ürün Desenini Değiştireceğiz, Verimi ve Katma Değeri Artıracağız.
Örtü altı tarımı (seracılığı) destekleyeceğiz. Kısa sürede örtü altı tarım
alanını üç kat artırarak bir milyon dönüme çıkartacağız. Seracılığı ihracata
yönlendireceğiz.
Meyveciliğe önem verilmesini, meyva ihracatının artırılmasını, zeytinciliğin
geliştirilmesini, zeytinyağında dünya markası yaratılmasını hedef alacağız.
Hububat, yağlı tohumlar ve yem bitkileri üretiminin artırılmasını sağlayacak
önlemler alacağız, tohum islahını yaygınlaştıracağız.
Geniş üretici kitlelerinin geçim kaynağı oluşturan tütün, pancar ve çayda
verimliliği ve geliri artıracak dönüşümleri gerçekleştireceğiz.
Fındık ve pamuk gibi tarımsal ihraç ürünlerimizin dış pazarlarını genişleterek,
üreticinin de gelirinin artmasını hedef alacağız.
Ekolojik tarımı önemseyeceğiz, ihracata yönelik olarak destekleyeceğiz.
Hayvancılığı Canlandıracağız.
Hayvan Sağlık Sigortası’nı uygulamaya koyacağız.
Hayvancılığın, hayvan yemi üretimi ile birlikte ele alınmasını sağlayacağız.
Uygun faizli krediyle besicilik projelerini destekleyeceğiz. Hayvancılıkta
verimlilik artışı için, nitelikli damızlık üretimini ve kullanımını özendireceğiz.
Her türlü balıkçılığın ve su ürünleri üretiminin geliştirilmesini etkin
önlemler alarak destekleyeceğiz.
Orman Köylüsüne Sahip Çıkacağız.
Orman alanı dışına çıkartılan arazilerin ekonomik açıdan verimli olarak
değerlendirilmesi için 2B uygulamasını başlatacağız.
Bölgesel Ormancılık Kalkınma Projeleri geliştirerek; belirli orman alanlarının
korunması ve işletilmesini, ilgili yörenin orman köylüsünün ve kooperatiflerinin
sorumluluğuna vereceğiz.
Orman köylüsünü, devletle sürekli davalı olma konumundan kurtaracağız.
ÖZKAYNAKLARI DEĞERLENDİREN ENERJİ ÜRETİMİ, ENTEGRE ULUSAL ULAŞIM AĞI,
KÖYDE, KENTTE ÇAĞDAŞ ALTYAPI ÖNCELİKLİ HEDEFLERİMİZDİR...
Enerji Sektörümüzü İçinde Bulunduğu Kaostan Çıkaracağız.
Ülkemizin enerji ihtiyacını; öz kaynaklarına öncelik vererek, verimli,
ucuz, temiz, yeterli, kesintisiz ve zamanında, toplum yararını gözeterek
sağlamak için gerekli adımları atacağız.
Hukuka, sözleşmelerden doğan haklara, uluslararası taahhütlere ve teamüllere
bağlı kalarak, değişik enerji projelerinde askıda kalan ihtilafları çözüme
kavuşturacağız.
Böylece Enerji Piyasası Kurulu’nun gözetimi altında, halkın ve sanayinin
lehine çalışacak, rekabetçi elektrik piyasasının oluşturulması için gerekli
girişimleri yapacağız.
Doğal kaynaklarımızın aranmasına ve üretimlerinin artırılmasına hız vereceğiz.
Sektörde yatırımların ulusal sektör planları ile uyumlu olmasına özen göstereceğiz.
Enerjide ulusal kaynaklarımıza öncelik vereceğiz; dışa bağımlılığın azaltılmasını
hedef alacağız. Hidrolik ve linyit kaynaklarımızın en verimli şekilde değerlendirilmesini
sağlayacağız.
Tıkanma noktasına gelen enerji projelerinde, farklı finansman yöntemleri
geliştirerek, gerekli olan uluslararası finansmanın önünü açacağız.
Kamunun yanı sıra özel sektörün de, doğru zamanlama, yakıt tercihi ve finansman
modelleri ile rekabet ortamında enerji üretimine katkıda bulunmalarını
sağlayacağız.
Ülkemizin Avrupa ile Orta Asya, Kafkaslar ve Orta Doğu ülkeleri arasında
bir enerji köprüsü olması için jeopolitik ve ekonomik çıkarlarını birlikte
değerlendiren bütüncül stratejileri uygulamaya koyacağız.
AB’nin öngördüğü “yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanım oranlarına
ulaşılabilmek için benzeri ilkelerin ülkemizde de yaşama geçirilmesini
hedef alacağız.
Bor ve toryum gibi ülkemizin zengin doğal kaynakları ile hidrojenin, enerji
üretiminde kullanımı konusunda, dünyada hızla gelişmekte olan ileri teknolojilerin
araştırılıp geliştirilmesi ve ülke yararına kullanımı için ulusal bir strateji
uygulayacağız.
Doğal Kaynaklarımızın Ekonomimize Katkısını Artıracağız. Madencilikte
Atılım Yapacağız, Milli Gelire Katkısını Artıracağız.
Doğal kaynaklarımıza sahip çıkarak, kamu ve özel sektörün işbirliği içinde
ciddi, tutarlı ve uzlaşmacı bir ulusal madencilik politikasını hayata geçireceğiz.
Madencilik sektöründe yatırımların ve üretimin artması, teknolojik yapılanmanın
sağlanması için gerekli özendirici önlemleri alacağız.
Bor ulusal zenginliğimizdir. Türkiye’yi borda dünyanın önder ülkesi yapacağız.
Nihai ürün üretimine yönelerek, katma değer ve ihracatta artış sağlayacağız.
Madencilikte arama ve yatırım izinlerinin önündeki bürokratik engelleri
kaldıracağız; sektörde etkin ve özerk bir kamu denetimini uygulayacağız.
Ulaşım ve İletişimde Çağdaş Düzeyi Hedef Alacağız:
Ülkemizin ulaştırma sisteminin, hızlı, güvenilir, ekonomik, kolay erişilebilir,
çevre duyarlı bir anlayışla gelişmesini hedef alacağız.
Kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım ağlarının dengeli, etkin, verimli
çalışmasını sağlayacak planlama, eşgüdüm ve yönlendirmeyi gerçekleştireceğiz.
Raylı taşımacılığı önemseyeceğiz... Ulusal demiryolu ağını ve kentsel raylı
ulaşım sistemlerini geliştireceğiz; İstanbul-Ankara Hızlı Tren projesini
tamamlayacağız.
Karayolunda doğu-batı ve kuzey-güney yönlerinde kafes sistemi uygulayarak,
ikili geliş-gidiş yolları ile ulaşım bağlantılarını tamamlayacağız.
İstanbul Boğaz Tüp Geçiş Projesini, demiryolu sistemi ile entegre yapıda
gerçekleştireceğiz.
Sofya-Tekirdağ, Tiran-İstanbul, Erzurum-Gürbulak, Şanlıurfa-Habur otoyolu
projeleri ile Türkiye’nin çevre ülkelere bağlantısını iyileştireceğiz.
Saros Körfezinde kuracağımız bir uluslararası liman ile Balkanlara ve Uralların
batısındaki ülkelere bağlantı ve deniz ulaşım olanağı sağlayacağız.
Trafik kazalarının azaltılması için her aşamada denetim ve eğitim gerçekleştireceğiz.
İletişimde, Türkiye’nin, dünyanın en ileri ağlarına entegre olmasını hedef
alacağız.
Nüfusumuzun hızla artan bir bölümünün, Bilişim ve İletişim Teknolojileri
(BİT) ve internete erişimini sağlayacağız.
Kentsel ve Kırsal Altyapıyı Çağdaşlaştıracağız:
İl ve ilçeleri, sağlıklı içme suyuna ve yeterli düzeyde kanalizasyon şebekesine
kavuşturacağız. Beş yıl içinde, ülkemizde içme suyu götürülmemiş köy bırakmayacağız.
Büyük kentlerde biyolojik ve kimyasal arıtma sistemlerinin hızla tamamlanmasını
hedef alacağız. Katı atık sorununun çözümü için yerel yönetimlerin geliştirecekleri
projelerin iç ve dış kaynaklarla desteklenmesini sağlayacağız.
Konut sorununun, kamu arazilerinden altyapısı tamamlanmış arsalar üreterek
ve uygun finansman modelleri geliştirerek yerel yönetimlerin katılımı ile
çözümünü hedef alacağız; gecekondular için rehabilitasyon projelerini uygulamaya
geçireceğiz.
Ülkede deprem bölgelerinde var olan alt yapı sistemleri ve yapı stoku için
depreme dayanıklılık sağlayacak iyileştirme projeleri için uygun ortam
sağlayacağız.
Gecekondu ve kaçak olarak yapılaşmış bölgelerde çağdaş şehircilik ilkeleri
çerçevesinde kentsel yenileme çalışmalarını hedef alacağız.
ÇEVREYE, DOĞAYA VE TARİHSEL MİRASA SAHİP ÇIKACAĞIZ:
Doğal, kültürel ve tarihsel çevreyi koruyacağız; çevre hukukunu sürdürülebilir
kalkınmanın temel unsuru olarak ele alacağız. Başta enerji olmak üzere
üretimde çevre dostu yöntemleri destekleyeceğiz. Atık yönetimi için özel
önlemler alacağız.
Çevrenin kirlenmesinin bedelini, kullanana ve kirletene ödettireceğiz.
Doğa, çevre ve tarihsel mirasın korunmasında yaptırım ve denetim işlevlerinin,
ağırlıkla, yerel yönetimler ve çevreci sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülmesini
sağlayacağız.
Çevrenin korunmasında, uluslararası dayanışma ve işbirliğine önem vereceğiz;
“Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgelerinin Korunması Sözleşmesi” ve
ilgili protokolları ile “Karadeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Uluslararası
Sözleşmesi’ni” kararlılıkla uygulayacağız.
Biyolojik çeşitliliği, su havzalarını ve orman varlıklarını koruma altına
alacağız. Erozyonla mücadeleyi, sivil toplum kuruluşları ile birlikte kararlılıkla
sürdüreceğiz.
Tarihsel, kültürel ve doğal SİT alanlarının korunmasına, kent planlamasında
bu özelliklerin dikkate alınmasına özen göstereceğiz.
Çağdaş Toplum Olmanın Bir Gereği de, Hayvan Haklarına Saygıdır... Bu
anlayışı yerleştireceğiz, geliştireceğiz.
Hayvan haklarının korunması, başıboş hayvanların yerel yönetimlerce bakıma
ve kontrola alınmalarına duyarlı olacağız; bu konuda, mevcut sivil toplum
örgütleri ile dayanışma içinde davranacağız, gerekli kurumsal ve yasal
düzenlemeleri yapacağız.
|