|
ÖDP'nin Seçim Bildirgesi şöyle:
ÖFKENİZ ÖDP’DE UMUT OLSUN !
BU DÜZEN DEĞİŞECEK !
Bugün Türkiye’de yaşananlar hepimizi öfkelendiriyor. Emeği ile geçinen,
ücretli çalışan herkes endişeli. İnsanlar kendilerinin ve çocuklarının
bugününden ve geleceğinden umutsuz. Ülkeyi krize sürükleyen, halkı yoksullaştıran,
işsizliği arttıran partilerin ve politikacıların tek vaatleri ise IMF programına
bağlı kalmak veya sürekli tekrarlanan ifadeyle ‘borçları çevirmek’, yani
borç ödemek. Ya da daha açıkçası, ülkenin kaynaklarını yerli ve yabancı
asalaklara aktarmayı sürdürmek.
Ama bizleri yoksulluğa, sefalete, işsizliğe sürükleyen IMF programına
ve kapitalist küreselleşmeye mahkum değiliz. O nedenle "3 Kasım’da sadece
IMF programını en iyi kimin uygulayacağı oylanacak" diyenleri elimizin
tersiyle iteceğiz. Kendi kaderimizi elimize alacağız ve öfkemizi umuda
çevireceğiz.
Bunun için "Biraz Cesaret Yeter". Öncelikle kendi gücümüze inanalım.
Hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk ve eşitsizlik ülkeyi yönetenlerin
beceriksiz olmalarından değil, sınıfsal ve politik tercihlerinden kaynaklanıyor.
Onların tercihleri iç ve dış sermaye çevrelerinden, güç odaklarından, yolsuzluk
ve yoksulluk düzeninden beslenenlerden, dış borçların ödenmesinden yanadır.
Bizim tercihimiz ise emeğiyle geçinenlerin, işsizlerin, emeklilerin,
köylülerin, kadın ve gençlerin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu ülkenin
kaynaklarını halkın ihtiyaçları doğrultusunda kullanmak, IMF reçeteleri
altında can çekişen tarımı ayağa kaldırmak, ‘borç ekonomisi’ yerine iş
ve aş sağlayacak bir üretim ekonomisine dönmek bugünün acil görevidir.
Biz gelir dağılımı adaletsizliğini üreticilerin ve emekçilerin lehine
düzeltmek, çalışanların emeklerinin karşılığını almalarını sağlamak, eşitliği
yerleştirmek için mücadele ediyoruz. Hedefimiz işsizlerin, toprağından
koparılan köylülerin, hastane kuyruğunda bekleyen yurttaşların, üniversiteye
girme umudunu kaybeden gençlerin, kısacası tüm ezilenlerin, dışlananların
ve yok sayılanların sorunlarına çare bulmaktır.
Biz ‘Başka bir Türkiye’nin mümkün olduğuna inanıyoruz. Sizi de ekonomisi
halkın ihtiyaçlarına göre şekillenmiş, eşitlikçi, özgürlükçü bir Türkiye’yi
birlikte kurmaya çağırıyoruz.
IMF’SİZ BİR TÜRKİYE MÜMKÜN
Kâr hırsına, altta kalanın canı çıksın mantığına dayalı, "özel çıkar"
üzerine kurulmuş bir toplumu reddediyoruz. Paylaşma, dayanışma, eşitlik
gibi insani değerlere sahip çıkıyoruz.
Evet, ekonominin kolayca düze çıkamayacağını da, ekonomide her kesimi
mutlu eden mucize çözümlerin olmadığını da biliyoruz. Çabamız emeğiyle
geçinenlerin, dar gelirlilerin, yoksulların insanca yaşaması yönündedir.
O nedenle üretmeden borçlanarak, ithalatı patlatarak şişen ekonomik
model sona ermelidir. Biz sanayileşmeyi, teknolojik atılımı, istihdam ve
verimlilik artışını hedefleyen yatırımcı ve üretimci bir ekonomiyi savunuyoruz.
Bu atılımı kamusal kaynaklarla, özellikle azgelişmiş yörelere öncelik
vererek gerçekleştireceğiz. Özelleştirme adı altında hepimize ait varlıkların
yağmalanmasına son vereceğiz. Kaynaklarımız halkın yararı doğrultusunda
seferber edilecek.
"Kaynak Nerede?" diyorlar. Bizim tercihimiz kaynakları iç ve dış borç
ödemelerine değil, ekonomik büyüme ve üretime kullanmaktır. Ayrıca servet,
faiz ve borsa üzerinden alınacak vergiler, kayıt dışı ekonominin kayıt
altına alınmasından sağlanacak gelirler de kaynağımızdır.
IMF ve Dünya Bankası’ndan alınan borçlar soluk aldırmak şöyle dursun,
ekonomik krizi daha da derinleştirdi. 50 milyar dolar kamu bankalarını
ve halkın kendilerine emanet ettiği tasarrufları hortumlayan sermaye çevrelerine
gitti. Biz IMF’ye, ‘alacağınızı bu hortumculardan tahsil edin, bizim yakamızdan
düşün’ diyoruz.
Karnını doyuramayan, temiz içme suyu bulamayan insanların kol gezdiği,
başını sokacak bir yuvası dahi bulunmayan çocukların sokaklarda gecelediği
bir ülkede huzur içinde yaşanamaz. Temiz bir çevrede yaşamak, kendimiz
ve ailemiz için parasız eğitim ve sağlık hizmeti beklemek aşırı bir talep
değildir.
Biraz Cesaret Yeter! Çoğunluğun öfkesi bu kez radikal bir değişimi seçerse;
devletten, sermayeden, kışladan gelen emirlere itaat etmez de baraj korkusunu
bir yana bırakıp, yüreğinin sesini dinlerse, "Başka bir Türkiye" düş değil
gerçek olur.
YOKSULLUK DÜZENİ DEĞİŞECEK !
Biz emekçi, yoksul halk kitlelerinin, öfkeli çoğunluğun sesi ve vicdanı
olmaya; halkın Meclis’teki sözcüsü, bu düzenin gerçek muhalefeti olma sorumluluğunu
en iyi şekilde üstlenmeye talibiz.
Biz, adaletsizliğin, haksızlığın, yolsuzluğun bulunduğu her yerde ezilenlerin,
horlananların, haksızlığa uğrayanların yanında olacağız. Biz, hakkını arayan
kamu emekçilerinin ve işçilerin, tacize uğrayan ve dayak yiyen kadınların,
coplanan üniversite öğrencilerinin, toprağını kaybeden ve ürünü değersizleşen
çiftçilerin, kepenk kapatmak zorunda kalan esnafın, başkaldıran insanların,
hastane önlerinde, maaş kuyruklarında çile çeken yurttaşların yanı başında
olacağız.
Şimdi sahte solculara, IMF’ci sosyal-liberal sentezcilere, denenmişlere
ve adı ak kendi kara olanlara "hadi oradan" diyebilme yürekliliğini gösterip
gerçek sola fırsat verme zamanıdır.
Bu cesareti gösterebilirsek, Türkiye halkı üzerinde baskı ve korku yaratan
"bürokratik devlet" de olmaz; ekonominin borsa, faiz, döviz dalgalanmalarına
teslim olduğu "borsa devleti" de. Hele hele yurttaşın devlet için var olduğu
"kutsal devlet" hiç olmaz. "Devletin güçlü olması için yurttaşın zayıf
olması gerekir" anlayışı yıkılır.
Bu düzen kökten değişir, yurttaşlar ülke kaynaklarından hakça pay alabilir,
bilgi ve enerjilerini kullanabildikleri bir işe sahip olurlar. Eşit, parasız,
kaliteli eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanabildikleri
"sosyal bir Türkiye"de yaşarlar.
Özgürlükleri ve demokratik hakları alabildiğine kullanırlar. Devletin
hiç bir din ve inancı kayırmadığı, para aktarmadığı, herkesin din ve vicdan
özgürlüğüne sahip olduğu özgürlükçü bir laiklik yaşam bulur. "Özgür ve
demokratik bir Türkiye" gerçekleşir.
Türkiye ancak IMF’ci olmayan, kapitalizmi aşma hedefini özgürlükçü ve
demokratik bir sosyalizm anlayışıyla önüne koyan bir solla büyüyebilir.
IMF reçetelerine, TÜSİAD taleplerine cevap vermeye çalışanlarla değil;
ücretli çalışanların, emeklilerin, işsizlerin, köylülerin, gençlerin ve
kadınların taleplerini yanıtlamayı hedef bilen bir solla değişebilir.
BAŞKA BİR HAYAT, BAŞKA BİR TÜRKİYE MÜMKÜN !
Biz ‘Başka bir Türkiye’yi mümkün kılmak’ için yapılması gerekenleri
biliyoruz. Ekmeğimizi ve hayallerimizi çalanlara dur demenin, geleceğimize
sahip çıkmanın zamanı geldi. Gelin bu oyunu OY’la bozalım. İnsanca bir
düzeni ve geleceği birlikte kurmak için ilk adımı atalım.
ÖDP’ye verilecek her oy haklarımız ve geleceğimiz için atılmış bir adımdır.
"Oylar boşa gitmesin" diyerek düzen partilerinin desteklenmesini isteyenlere
gerekli yanıtı sandıkta verelim. Açlığa, yoksulluğa, hortumculuğa dur diyelim.
"Oy’un ziyan olur" diyenlerin tuzağına düşmeyelim. Oyumuzu yoksul ve öfkeli
çoğunluğun sesine, ÖDP’ye verelim!
ÇÖZÜM HALKIN KENDİ İKTİDARINDA !
BİZ DİYORUZ Kİ, EZEN DEĞİL, HİZMET VEREN DEVLET
Bugüne kadar ülkeyi yönetenler ve egemen kesimler Türkiye’nin yaşamış
olduğu kriz ve sıkıntıları esas olarak devletin hantal ve büyük olmasına
bağlıyorlar. Daha etkin bir devletin kurulması için devletin küçültülmesi
gerektiğini söylüyorlar. Bunun için sosyal harcamaları, eğitime, sağlığa,
sosyal güvenliğe yatırımı kesiyorlar.
Türkiye sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi insanca yaşamanın olmazsa
olmaz alanlarında küçülürken, silah alımında dünya 4.sü; Diyanet İşleri’nin
bütçesi birçok yatırımcı bakanlıktan kat be kat fazla. Devlet eliyle kurtarılan
bankalara ayrılan pay neredeyse ülkeyi krizden çıkaracak rakamlara ulaşmış
durumda.
Bize göre yapılması gereken ise bu durumu tersine çevirmektir. Biz bürokratik
devleti küçültecek, sosyal ve yatırımcı devleti büyüteceğiz. Devlet sanayileşme,
sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, araştırma-geliştirme gibi alanlara kaynak
aktaracak. Gelir dağılımının düzeltilmesi, bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi,
ekolojik dengenin korunması için kamu fonları devreye girecek. 21. yüzyılın
gelişmiş ve refah içindeki bir ülkesi olmak için yüksek teknolojiye, sanayile.meye
yatırım yapan bir ülke olmak zorundayız. Türkiye'ye ucuz emekle fason üretim
yapan bir çevre ülke konumunu layık gören bugünkü ekonomi politikalarını
değiştireceğiz.
VEKALET DEMOKRASİSİ DEĞİL, DOĞRUDAN DEMOKRASİ
Türkiye bugün hala yasaklarla yönetiliyor. Yasalar değişse bile uygulamada
anti demokratik zihniyet hakimiyetini sürdürüyor. Programları kelimesi
kelimesine aynı olan siyasal partiler arasında sürüp giden bir kayıkçı
dövüşünü demokrasi diye yutturmaya çalışıyorlar. Yolsuzluğun, para ve güç
ilişkilerinin egemen olduğu siyasette, halkın talep ve çıkarları yer bulamıyor.
Temsilde adalet duygusunu hiçe sayan yüksek seçim barajları, lider sultasına
dayalı siyasal parti yapıları ve sonuçta halkın seyirci haline geldiği
bir siyaset oyunu sürüyor.
Biz bu tür bir siyaset anlayışını reddediyoruz. Halkın karar süreçlerine
doğrudan katıldığı; yerel ve yerinden yönetim anlayışının merkezi bürokratik
yapı karşısında güçlendirildiği, kısacası söz, karar ve yetkinin halkta
olduğu yeni bir siyaset tarzını benimsiyoruz.
Her bireye insanca, sağlıklı ve onurlu yaşam olanakları sunulmasını
kamusal bir yükümlülük olarak görüyoruz. Tüm yurttaşlara eşit haklar, özgürlükler,
fırsatlar sunma sorumluluğu taşıyoruz.
Siyasetin, toplumsal yaşamın demokratikleşmesini, tüm çalışanlara özgürce
örgütlenme hakkının tanınmasını savunuyoruz. Siyasetin bir profesyonel
politikacı sınıfının elinde kalmasına, lider sultasına karşı çıkıyoruz.
Doğrudan ve yerinden demokrasiyi savunuyoruz. Geni. halk kitlelerinin sesini
ancak böyle duyurabileceğine inanıyoruz.
Bunun için parti içinde de kadınların söz sahibi olduğu; genel başkanın
üyelerle eşit hakları paylaştığı; önseçimin temel alındığı bir parti içi
demokrasiyi hayata geçirmeye çalışıyoruz. Kendi iç demokrasimizi Türkiye
açısından da bir model olarak sunuyoruz.
SAVAŞ DEĞİL BARIŞ...
Türkiye’yi yönetenler sınırlarımızda veya uzakta, neredeyse dünyanın
bütün çatışmalarına ABD yedeğinde müdahil oluyor, askeri güç gönderiyor.
Bu tutumlarıyla kapitalist küreselleşmeden mağdur olan ülkelerin ve halkların
yanında değil, karşısında yer alıyor; barışı değil savaşı savunur hale
geliyor. Kendi halkına da, hem insani hem de mali açıdan yüksek bir fatura
yüklüyor.
Biz dünyadaki gelişmelere seyirci kalmayı savunmuyoruz. Dünyadaki gelişmelere
barışın yanında taraf olmayı hedefliyoruz. Terör ve sava. tehlikesi bahanesiyle
insan hak ve özgürlüklerinin, uluslararası hukukun ihlaline, evrensel normların
çiğnenmesine tavır alıyoruz. Başta Filistin, Irak ve Afganistan olmak üzere
dünyanın tüm sorunlu bölgelerindeki gelişmelere, bu yaklaşımla müdahil
olma sorumluluğunu hissediyoruz.
İNSANCA DÜZEN İÇİN...BÜROKRATİK DEĞİL SOSYAL
DEVLET
Baskıcı bürokratik devlet küçülecek, sosyal hizmetler genişletilecek. Bu
amaçla aşırı güvenlik harcamaları yarı yarıya azaltılarak bütçedeki ağırlığı
%12’den %6’ya indirilecek.
Eğitimin bütçedeki payı %7.6’dan %12’ye, sağlığın %2.4’den %6’ya, toplam
sosyal harcamalar ise %18’e çıkarılacak. Bu sayede bütün halkın sağlık
ve eğitim ihtiyacının nitelikli ve parasız bir şekilde karşılanması mümkün
olacak.
Devlette israf ve lüks kaldırılacak; kamu çalışanlarına insanca yaşama
olanağı tanınacak, ücretleri iyileştirilirken lojmanları, kreşleri, tüm
sosyal tesisleri geliştirilecek.
BORÇ EKONOMİSİNE SON !
IMF ve Dünya Bankası’na olan borçlar silinecek.
Kalan iç ve dış borçlar yeniden yapılandırılacak.
Sermaye hareketleri vergilendirilecek, giriş ve çıkışları kontrol altına
alınacak.
VERGİDE DEVRİM !
Temel gıda ve ihtiyaç maddeleri, eğitim, sağlık, kültür ve sanat ürünleri
üzerindeki KDV ve diğer dolaylı vergiler sıfırlanacak. Bu şekilde yoksul
halkın üzerine çöken hayat pahalılığı yükü belirli oranda azaltılacak.
Kriz dönemi gereği büyük varlık sahiplerinin servetleri bir defalık özel
olarak vergilendirilecek.
Faiz ve hisse senetleri üzerinden sermaye kazancı başta olmak üzere finansal
gelirler vergilendirilecek.
Kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınarak vergilendirilecek.
İstihdam üzerinden alınan vergiler azaltılacak.
2 MİLYON İŞSİZE İŞ İMKANI !
Çalışmanın bir insan hakkı olduğundan hareketle ücretlerden kesinti yapılmaksızın
35 saatlik çalı.ma haftası uygulamasına geçilecek. Böylelikle devletin
verilerine göre Türkiye'deki 2.2 milyon işsize iş bulunacak. İş bulma umudunu
yitirdiği için toplumsal dışlanmaya uğrayanlara da iş olanakları yaratılacak.
Toplu işten çıkarmalar yasaklanacak, işsizlik sigortası yaygınlaştırılacak,
kapsamı genişletilecek.
Çalı.ma hayatının demokratikleşmesi ve örgütlenme önündeki tüm engeller
kaldırılacak, yasalar ILO sözleşmelerine uyumlu hale getirilecek.
Bütün işyerlerinde sendikalı çalışma düzenine geçilecek.
Kamu mülkiyetindeki işletmeleri, orada çalışanlar hepimiz adına yönetecek.
Yöre halkı, emekçi kitleler tüketici kimlikleriyle, çevreciler doğadan
yana duyarlılıklarıyla, meslek kuruluşları uzmanlıklarıyla bu süreci denetleyecekler.
Hem hakça bir paylaşım, hem de ekonomik karar süreçlerinde çalışanların
söz sahibi olduğu ekonomik demokrasi gerçekleşecek.
ASGARİ ÜCRETE VERGİ YOK !
Asgari ücret; (sendikaların şu anki 4 kişilik bir ailenin sadece mutfak
masraflarının 334 milyon olduğunu belirlediği gözönünde bulundurularak)
en az net 500 milyon olarak belirlenecek ve vergiden muaf tutulacak.
HERKESE YURTTAŞLIK PAYI VE BARINMA HAKKI !
Herkese kamu bütçesinden, sırf bu ülkenin yurttaşı, doğal ve fiziksel kaynaklarının
asli bir paydaşı oldukları için, şu anki koşullarda her yıl 200 milyon
TL yurttaşlık payı ödemesi yapılacak. Bu tutar ücretli çalışanlara daha
az vergi ödemeleri yoluyla, işsizlere ise doğrudan gelir olarak yansıtılacak.
Temiz ve bakımlı bir konutta yaşamak her yurttaşın hakkıdır. Kamusal toplu
konut projeleri yaygınlaştırılarak her yurttaşın bir ev sahibi olması veya
hane gelirinin %20’sini geçmeyecek kiralarla insani koşullarda yaşaması
sağlanacak.
SAĞLIKLI VE GÜVENLİ BİR YAŞAM !
Sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında birleştirilecek, çalışanları
ve emeklileri diken üstünde tutan sisteme son verilecek.
En düşük emekli maaşı, en az, yeniden belirlenecek asgari ücret (net 500
milyon TL) tutarında olacak.
Tek bir sosyal güvenlik kartı ile renk renk kart uygulaması kaldırılacak,
herkesin kamusal sağlık hizmetlerinden parasız ve eşit bir şekilde yararlanması
güvence altına alınacak.
Sağlık alanındaki kâr amaçlı özel kuruluşlar kamusal yarar esasına göre
çalışacak şekilde yeniden düzenlenecek.
Koruyucu sağlık hizmetleri herkesin en kolay ulaşabileceği biçimde ve yerde
verilecek. Sağlık yatırımları yerel ihtiyaçlar ve talepler gözönüne alınarak
hızlandırılacak. Donanımlı sağlık ocakları yapımına öncelik verilecek.
PARASIZ VE NİTELİKLİ EĞİTİM !
Parasız eğitim herkesin en temel hakkı olacak. Bu alandaki kâr amaçlı bütün
faaliyetler kamusal yarar esaslarına tabi hale getirilecek.
Üniversitede harç, ilk öğretimde katkı payı uygulamasına son verilecek.
Ders kitapları ve araç gereçler parasız sağlanacak.
Öğrenci seçme sınavları ve YÖK kaldırılarak eğitim düzeni yeniden yapılandırılacak,
idari, mali ve bilimsel özerklik sağlanacak.
Her gencin kendi yeteneğine göre, insanca ya.ama koşullarına sahip olacağı
bir eğitim görmesi sağlanacak.
Gençler başta olmak üzere her yurttaşın yabancı dil ve bilgisayar öğrenmesi
için kamusal olanaklar yaratılacak.
Her gencin ve çocuğun anadilde eğitim hakkından yararlanması sağlanacak,
din dersleri zorunlu olmaktan çıkartılacak.
TARIMA DESTEK !
IMF ve Dünya Bankası’nın dayattığı tarım politikaları uygulanmayacak.
Tarımda destekleme alımları sürecek. Doğrudan Gelir Desteği, üretim planlaması
için ek olarak verilecek.
Küçük üreticiler başta olmak üzere düşük faizli tarımsal kredi desteği
genişleyerek sürecek.
Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’ni (TSKB) üreticiler ve ortaklar
yönetecek.
Tarımsal KİT’lerin ve TSKB’nin üretim birimlerinin özelleştirilmesi durdurulacak.
Üreticilerin sendika ve demokratik kooperatifler içerisinde örgütlenmesi
sağlanacak, yönetime doğrudan katılımları güvence altına alınacak.
Tarımın temel unsurları olan toprak ve suyun korunması için gerekli tüm
çalı.malar yapılacak.
Hayvancılık yeniden hayatiyet kazanacak ve ithal ürünler istilasına karşı
korunacak.
Tarıma destekler tüketicinin sırtından, yüksek fiyat politikalarıyla değil,
bütçe kaynaklarından yapılacak. Özellikle bazı temel gıda maddelerinin
yoksul şehirli ve köylülere ucuz fiyatla ula.ması sağlanacak.
ESNAFA VE KOBİ’LERE DESTEK !
Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutan KOBİ’ler ve küçük esnaf desteklenecek.
KOBİ’lere ucuz ve uzun vadeli kredi sağlanacak.
Yüksek teknolojili makinalarla üretim yapılması ve çağdaş istihdam yaratılması
teşvik edilecek.
DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ !
Anayasa başta olmak üzere, tüm yasalardaki anti demokratik düzenlemeler
kaldırılacak, yasalar uluslararası hukuk normlarına ve demokratik haklara
uyumlu hale getirilecek. 12 Eylül yargılamaları bütün siyasi sonuçları
ile ortadan kaldırılacak. Yurtdışına gitmek zorunda kalanların hakları
iade edilecek.
Köklü bir yargı reformu gerçekleştirilecek. Yargı bağımsız ve imzalanan
uluslararası anlaşmalara uyumlu hale getirilecek.
Demokrasilerde seçilmişlerin üzerinde belirleyici olan bir irade kabul
edilemeyeceğinden, MGK’nın bu tür bir anayasal kurum olmasına son verilecek.
MİLLETVEKİLİ AYRICALIĞINA SON !
Hiç bir ÖDP milletvekili kendi maaşına yapılan zamlara oy vermeyecek, milletvekili
ayrıcalıklarını kabul etmeyecek; iş takipçiliğine, ihale aracılığına, yolsuzluk
işlerine bulaşmayacak.
Milletvekili dokunulmazlığı kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılacak,
adi suçlara kalkan olması önlenecek.
Milletvekillerinin her yıl mal ve servet beyanında bulunması, doğrudan
veya dolaylı olarak kamu kesimi ile çıkar ilişkisine girmemeleri sağlanacak.
HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, KÜLTÜRLERİN ZENGİNLİĞİ
!
Türkiye’de iç barışın gelişmesi ve sağlamlaşması için çok kültürlü, çok
inançlı, çok kimlikli ülke gerçeğinin gereği olan tüm yasal düzenlemeler
yapılacak.
Kürdüyle, Türküyle tüm yurttaşların eşit ve özgür bir ortamda ya.amaları,
kendi kültürlerini geliştirmeleri ve özgürce kullanmalarının önündeki engeller
kaldırılacak.
Kültürel ve demokratik alanlardaki yasal düzenlemelerle yetinmeden, bunların
uygulanması için varolan önyargıların ve engellerin aşılması yönünde çaba
harcanacak.
Bölgesel e.itsizliği gidermek, Doğu ve Güneydoğu’nun ekonomik sıkıntılarının
çözümü için kamu kaynakları değerlendirilecek, istihdam olanakları yaratılacak.
Hiçbir din ve inanç devletçe kayırılmayacak. Alevilere yönelik ayrımcı
uygulamalara son verilecek.
Okullarda zorunlu din dersi kaldırılacak. Din dersi Anayasa hükmü olmayacak.
Diyanet İşleri’ne devletten para aktarılmayacak, personeli farklı alanlarda
istihdam edilecek.
KADINLARA ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK !
Kadınların i.gücü piyasasında ayrımcılığa uğraması engellenecek, tam zamanlı
çalışabilmeleri için ücretsiz kreş uygulaması getirilecek.
Ev işçisi kadınlara sosyal güvence sağlanacak ve ev içi emek işsizlik sigortası
kapsamına alınacak.
Aile içi şiddetin suç sayan uluslararası anlaşmalar imzalanacak, yaptırımlar
ağırlaştırılacak.
‘Kadına yönelik suç’ kavramı yasalarda yer alacak. Yasalardaki kadınlara
yönelik ayrımcılık kaldırılacak.
Her ilde bağımsız kadın sığınma evleri açılması teşvik edilecek, gerekli
fon kamu kaynaklarından sağlanacak.
Kadınların tüm siyasal yaşamda ve TBMM’de temsilini artırabilmek için önlemler
alınacak ve en az %30 oranında temsil edilmeleri sağlanacak.
ENGELLİLERE DAHA ÇOK HAK !
Engellilerin diğer insanlar gibi çalışma yaşamına ve sosyal hayata katılma
olanakları geliştirilecek.
Kent düzenlemelerinde, kamu ulaşım araçlarında engellilerin yaşamını kolaylaştıran
düzenlemeler yapılacak; bina ruhsatları buna göre verilecek.
Engelliler için özel bir sosyal güvenlik şemsiyesi oluşturulacak, lehte
ayrımcılık uygulanacak.
İş bulamamış ya da çalışamayacak durumdaki engellilere her ay asgari geçim
düzeyini sağlayacak bir ücret ödenecek.
UCUZ TEMİZ YENİLENEBİLİR ENERJİ !
Fosil yakıtlara bağımlılığa dayalı enerji politikaları gözden geçirilecek,
ısı ve elektrik enerjisi üretimi politikalarında yenilenebilir enerji kaynaklarının
kullanımına öncelik verilecek.
Ucuz, temiz, yeterli ve güvenilir enerji temini için uzun vadeli bir planlama
yapılacak.
Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile yerli teknoloji üretimi özendirilecek.
Enerjide özelleştirmeden vazgeçilecek.
|