|
10.
Cumhurbaşkanı seçimi
Başbakan
Ecevit'in açıklaması...
(10
Nisan 2000)
Türkiye
Büyük Millet Meclis’i yeni Cumhurbaşkanı’nı seçmeye hazırlanırken, ülkemizin
karşı karşıya bulunduğu başlıca sorunlar, zorunluluklar ve olanaklar nelerdir?
Bunlardan bazılarını kısaca anımsatmakta yarar görüyorum.
Bölücü
teröre karşı yıllardır verilen mücadele başarıyla sona ermek üzeredir.
Ancak bölücü akımın dış siyasal platformlardaki etkinliği belirgin biçimde
artmaktadır. Buna karşı içeride ve dışarıda yeni önlemler alınması gereklidir.
Laiklik
karşıtı akımlara karşı mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir.
Ekonomik
ve sosyal alandaki reformcu atılımlar ülke gündeminde ağırlıklı yerini
korumaktadır. Bu konudaki kararlılığın sürmesi Avrupa Birliği'yle ilişkilerimiz
açısından da önem taşımaktadır.
Dış
ilişkilerimiz tarihte görülmemiş ölçüde yaygınlaşıp ivme kazanmıştır. Bu
açılımı kesintisiz sürdürmek gerekir.
Bu
ve benzeri sorunların ve görevlerin üstesinden gelebilmek için, 57’nci
Hükûmet döneminde sağlanan uzlaşı ortamı kesintisiz devam etmelidir.
Uzlaşı
ortamına ve ülkemizle ilgili tüm gelişmelere Cumhurbaşkanı olarak Sayın
Süleyman Demirel’in değerli katkıları olmuştur. O nedenle Sayın Demirel’e
yeni bir görev dönemi tanınmasında yarar gördük fakat sonuç alamadık.
Şimdi
yeni Cumhurbaşkanı seçilirken, koalisyon ortakları arasındaki uyumun ve
uzlaşmanın kesintisiz sürmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu
nedenle koalisyon ortaklarının, muhalefetin desteğini sağlayarak, Cumhurbaşkanı
adaylığı için bir milletvekili üzerinde birleşmeleri ideal çözümdür.
Fakat
ideal çözüm her zaman kolay sağlanamaz.
Ona
rağmen denenmelidir.
Eğer
bu denemeden sonuç alınamazsa, koalisyon ortakları parti ayrımı gözetmeksizin,
tek bir milletvekilinin adaylığı üzerinde birleşmeye çalışmalıdırlar.
Bundan
da sonuç alınamayacağı anlaşılırsa, Meclis dışından, partisiz fakat siyasal
deneyimi ve dış ilişkiler alanında birikimi bulunan bir ortak aday üzerinde
anlaşma olanağı aranabilir.
Bu
seçeneklerden hiçbiri gerçekleşmezse, Cumhurbaşkanı seçimi partiler arasında
ve partilerin içinde ciddî sorunlara ve sürtüşmelere yol açabileceği gibi,
Cumhurbaşkanlığı seçimi de tesadüfe kalmış olur.
Devletin
en yüksek görevinin tesadüfe kalması ise çok sakıncalıdır.
O yüzden
Türkiye yeniden bir kararsızlık ve belirsizlik ortamına sürüklenebilir.
Bu
kaygımı aylardır belirtmeye çalışıyordum. Kaygımın gerçekleşmeyeceğini
umarım ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ulusumuza ve devletimize hayırlı olmasını
dilerim.
(11.4.2000)
  |