|
10.
Cumhurbaşkanı seçimi
ANAP
Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşma...
(11
Nisan 2000)
Değerli arkadaşlarım,
Hepinizi sevgi ve saygılarımla
selamlıyorum.
Partimizin kurucusu, Türkiye
Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı, büyük insan, büyük devlet adamı ve siyasetçi
merhum Turgut Özal’ı, vefatının 8. yılında minnet ve şükranla anıyorum.
Turgut Özal ismi, yürütülen
bütün karalama kampanyalarına rağmen, Türk siyasi tarihinin, Türk milletinin
medeniyet mücadelesi tarihinin en büyük sembollerinden biri olarak daima
hatırlanacaktır.
Zaman geçtikçe, 1990’lı yıllarda
tekrar ülkeye hakim olan statükonun büyüsü bozulup makyajı döküldükçe,
Özal’ın hizmetlerinin değeri anlaşılmakta, ufkunun genişliği ortaya çıkmaktadır.
Önümüzdeki pazartesi, milletimizle
beraber, merhum Özal’ı büyüklüğüne yakışır şekilde anacağız.
Değerli arkadaşlarım,
Bildiğiniz gibi, cumhurbaşkanlığı
süresinin tadilini öngören anayasa değişikliği teklifi, geçen hafta yapılan
ikinci tur oylamada da yeterli destek sağlanamadığı için, geri çekilmiş
bulunmaktadır.
Milli hakimiyet prensibinin
benimsendiği parlamenter demokrasilerde esas, milletin vekaletine sahip
olan meclislerin kararlarına saygı duymaktır.
Anavatan partisi olarak bizim
de ekseriyetimizle desteklediğimiz teklifin meclisçe kabul edilmemiş olması
karşısında takınılması gereken tavır, şu veya bu yorumlara saparak meclisi
veya siyasetçilerin şahsiyetlerini rencide etmek olamaz.
Meclisin siyasi kararlarının
doğruluğu hiç bir şekilde tartışılamaz. Meclisin kararlarını tartışmaya
açmak veya kabul etmemek milli iradeyi hiçe saymak, demokrasiyi reddetmektir.
Bizim nazarımızda mesele
kapanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararı, sonucun belli olduğu
andan itibaren bizim açımızdan artık en doğru karar mertebesindedir.
Değerli arkadaşlarım,
Biz Anavatan Partisi olarak,
anayasa değişikliği oylaması sürecinde en şeffaf, dürüst ve demokrat tavrı
gösteren parti olduk.
Bizim arkadaşlarımızdan teklife
oy vermeyecek olanlar zaten belliydi. Hadiseye olumsuz yaklaşan arkadaşlarımız
teklife imza atmamışlar, tercihlerini kamuoyuna açıkça deklare etmişlerdi.
Bizim, koalisyon ortaklarımızla
vardığımız mutabakat doğrultusunda, anayasanın amir hükümlerine ve de demokrat
yaklaşıma uygun çerçevede gösterdiğimiz gayret, sizlerin ve kamuoyunun
malumudur.
Neticede oylama yapılmış,
sonuç ortaya çıkmıştır. Müneccim yorumlarına Anavatan olarak zerre kadar
itibar etmiyoruz. Bu yorumların ne kadar hedef saptırmaya yönelik olduğunu
da çok iyi biliyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
Cumhurbaşkanının görev süresinin
uzatılmasına ilişkin anayasa değişikliği konusunda altı aydan bu yana yapılan
tartışmalar artık sona ermiş bulunmaktadır.
Bugün Türkiye’nin önünde,
mevcut anayasa kuralları dairesinde cumhurbaşkanlığı seçimini tamamlama
konusu vardır.
Yüce meclisin cumhurbaşkanlığı
seçimi sürecini en iyi şekilde tamamlayacağına, makulü bulacağına, konuyu
sorun haline getirmeden aşacağına inanıyorum.
Meclis, kendi iradesi konusunda
hassasiyetini muhafaza ettiği sürece, cumhurbaşkanlığı konusunun bir soruna
dönüşmesi ihtimali yoktur.
Dolayısıyla, cumhurbaşkanlığı
seçimi nedeniyle bir krizin ortaya çıkması da mümkün değildir.
Sonuç olarak, bu meclis cumhurbaşkanını
seçecektir. Kimsenin bu konuda en küçük bir şüphesi olmasın.
Değerli arkadaşlarım,
57. Hükümet, kuruluşundan
beri uzlaşma ve istikrarı her şeyin üzerinde tutmaktadır.
Anayasa değişikliği teklifi
gibi cumhurbaşkanlığı seçimi de, hükümetin temelini oluşturan uzlaşma ve
istikrar tercihinin önüne geçmeyecektir.
Siyasi alanda karşılaşılan
sorunlar, uzlaşma ve istikrar anlayışı temelinde hükümetin devamı yönündeki
kararlılığımızı etkilemeyecektir.
Esasen, cumhurbaşkanlığı
konusu hükümetin ne protokolünde, ne de programında bir koalisyon kaidesi
olarak herhangi bir şekilde yer almamıştır.
Geçmişte de, aynı şekilde
çeşitli konular hükümetin gündemine gelmiş, kimi sonuçlanmış, kimi sonuçlanmamıştır.
Ama bunlar hükümetin uyum ve istikrar yönündeki çizgisinde herhangi bir
sapmaya sebep olmamıştır. Af konusu bunlardan biridir.
Binaenaleyh, cumhurbaşkanlığı
seçimi, bir hükümet konusu, koalisyonun mevcudiyeti ve geleceği bakımından
bağlayıcı bir husus değildir.
Bununla beraber, hükümeti
oluşturan partiler, siyasi hadiselere müşterek yaklaşma eğilimlerinin bir
gereği olarak, konuyu uzlaşma zemininde neticelendirme arayışı içindedirler.
Amaç, karşılaşılan siyasi
konu ve sorunların, meclis iradesiyle uyumlu bir tarzda, uzlaşmacı bir
anlayışla neticeye bağlanmasıdır.
Konuyu koalisyonu oluşturan
partilerin lideri olarak birlikte değerlendirmemizin gerisinde yatan anlayış
budur.
Değerli arkadaşlarım,
Bu vesileyle, bir hatırlatma
ve uyarıda bulunmak istiyorum.
Türkiye akşam cumhurbaşkanı
seçimiyle yatıp, sabah cumhurbaşkanı seçimiyle kalkar bir hale düşmemelidir.
Türk demokrasisi, bu konuda,
merhum Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden beri, yaşanan birtakım sıkıntılara
rağmen, gelişmiş, erginleşmiş bir demokrasidir.
Türk demokrasisi, anayasasından
yasalarına, gelenek ve teamüllerine uzanan geniş bir çerçeveye ve oturmuş
bir yapıya sahiptir.
Türk demokrasisi, her demokraside
bulunması gereken temel ilke, kural ve kurumlar yanında, olası sorunlara
karşı yeterli tedbirlere, sağlıklı refleksler gösterebilme yeteneğine de
sahiptir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi,
demokrasimizin geniş ve müdebbir çerçevesi dahilinde neticeye bağlanacaktır.
Şu mu olacak bu mu olacak gibi yoğunlaşan spekülasyonlar kafa karışıklığına
ve sinirlerin gerilmesine sebep olmamalıdır.
Türkiye’nin önünde, millet
tarafından çözümü beklenen büyük sorunlar vardır. Türkiye’nin önünde hayatın
akışı vardır.
Daha geçen hafta Almanya
Cumhurbaşkanı ülkemizi ziyaret etmiştir. Enflasyonla mücadele başta olmak
üzere ekonomik istikrar programı yürümektedir. 1999 yılında yaşanan eksi
büyümenin yatırım, üretim ve istihdamda artışa çevrilmesi gereği vardır.
Dış politikada kritik gelişmeler cereyan etmektedir. Avrupa Birliği sürecinde
süratle yerine getirmemiz gereken yükümlülüklerimiz bulunmaktadır.
Milletin sorunlarının çözümü
konusunda bir aksamaya meydan verilmemesi için, siyasetin, bürokrasinin
ve kamuoyunun dikkati dağılmadan çalışmaya devam etmesi şarttır.
Ülkenin gündemi, milletin
hayatından kopmamalıdır. Sorunlarımız cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının
gölgesi altında görünmez hale düşmemelidir.
Cumhurbaşkanlığı konusu küçümsenecek
bir konu değildir; fakat her zaman yapıldığı gibi bu konunun da abartılması
tehlikesi vardır. Son anayasa değişikliği teklifi tartışmaları bu konuda
ibret alınacak bir örnek olmuştur.
Abartma ülkeyi obsesif bir
tavra ve gerçeklerden kopmaya sürükleyecek olumsuz bir gidiştir. Bu defa
böyle bir gidişe maruz kalmamalıyız.
Bütün konular ağırlıklarınca
gündemdeki yerlerini almalıdır. Türkiye kendini kaybetmemelidir. Türkiye
yoluna devam etmelidir.
Türkiye cumhurbaşkanlığı
konusuna takılıp kalmamalıdır. Her işde bir hayır vardır ve her iş olacağına
varır.
Hepinizi sevgi ve saygılarımı
sunuyorum.
KAYNAK: ANAP
İnternet sitesi
(11.4.2000)
  |