|
10.
Cumhurbaşkanı seçimi
SABAH
GAZETESİ - MURAT YETKİN - 18 NİSAN 2000
'Aklımda
2 isim var'
Başbakan
Bülent Ecevit, kabul ettiği bir grup gazeteciye, Cumhurbaşkanlığı adaylığı
için "Aklımda en az 2 isim var" dedi. Ancak bu isimleri açıklamadı.
Başbakan Bülent
Ecevit, Cumhurbaşkanı adayları konusunda şu anda açıklama yapmak istemediğini,
ancak aklında "en az iki" ismin olduğunu söyledi. Dün bir grup gazeteciyi
kabul eden Ecevit, aday isimlerinin "kamuoyunda oluşması için" birkaç gün
beklenmesi gerektiğini de belirtti. Ecevit, toplantıya "Bir basın toplantısı
değil bu. Daha çok ben sizi dinlemek istiyorum. Henüz somut bir şeyler
söyleyebilecek durumda değilim. Şu anda tablo netleşmedi" sözleriyle başladı.
Ancak
gazetecilerin soruları üzerine Ecevit önemli açıklamalarda bulundu.
Ecevit'in
sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
- Demirel'le
neden görüştünüz?
- Başbakan
her hafta Cumhurbaşkanı ile görüşür. Geçen hafta rahatsızlığım nedeniyle
gidememiştim. O nedenle gittim. Hem Demirel hâlâ işin başında. Başta Bakü-Ceyhan
olmak üzere bölge sorunlarına değindik.
- Aday
konusunda Cumhurbaşkanı Demirel'in görüşünü aldınız mı?
- Bir
durum değerlendirmesi yaptık. Ayrıntılarına girmeyelim.
- 7+3
formülü gündeme geldi mi?
- 7+3
olasılığı gündeme gelmedi.
- Nasıl
bir süreç öngörüyorsunuz? Kafanızda bir takvim oluştu mu?
- Biz
hükümet ortağı partilerin Genel Başkanları olarak, veya Başbakan olarak
ben, "Bizim adayımız şunlardır" desek, ertesi sabah başta sizler olmak
üzere toplum kıyameti koparır. "Böyle demokrasi olmaz" diye. Onun için
kendiliğinden bazı oluşumların ortaya çıkması gerekiyor. Onlara dayanarak
bir tavır alabiliriz. Bizim şu anda bir aday önermemiz geri teper.
- Ne zaman
önermeyi düşünüyorsunuz?
- Birkaç
gün daha beklenir.
- Birkaç
gün ne zaman biter?
- Zaten
Salı günü (25 Nisan, Salı) adaylık başvuruları sona eriyor. O zamanı bulmaz.
PARTİ HESABI
OLMAMALI
- Ortaklarınızla
görüşmenizde isim değil ama şu partiden olsun diye konuşuldu mu?
- O konu konuşulmadı.
Umarım aramızda parti konuşmayız. Çünkü Cumhurbaşkanı seçiminde tam tarafsızlık
gerekiyor. Tarafsızlığı şarttır Cumhurbaşkanı'nın. Bir parti başkanı ya
da üyesi seçildiğinde, partisiyle tüm bağının kopması gerekir, aksi halde
Cumhurbaşkanlığı'nın tam gereklerini yerine getiremez. O yüzden aday seçiminin
parti hesabına dayanmaması gerekir. Cumhurbaşkanı bir partinin dayatmasıyla
seçilirse, daha baştan üzerine gölge düşer.
- Muhalefet
aday önerilerinin sizden gelmesini bekliyor. Siz neden bekliyorsunuz?
- Biraz
daha öneri ve beklentilerin ortaya çıkmasını beklememiz doğal. Çünkü çok
hassas bir aşamadan geçiyoruz. Ne söylesek yanlış anlaşılıyor. Mesela,
"dış ilişkileri güçlü bir isim" dedim, herkes diplomat anladı. Oysa dış
ilişkileri güçlü deyince mutlaka diplomat olmayabilir. Kamuoyunda öne çıkan
isimleri beklemek lazım.
CEM OLABİLİR
Mİ?
- Dışişleri
Bakanı İsmail Cem kamuoyu anketlerinde öne çıkıyor. O olabilir mi?
- Bir şey söyleyemem.
Bu bile dış ilişkilere kamuoyunun verdiği önemi gösteriyor.
- DSP'den
öne çıkan bir isim de Ertuğrul Kumcuoğlu. Yalnız bu noktada kulislerde
deniyor ki "Hayır Sayın Ecevit kendi partisinden birinin aday olmasını
istemeyecektir." Ne diyorsunuz?
- Kesinlikle
parti açısından bakılmaması gerekir. Gösterebiliriz de, göstermeyiz de.
- Zirvede bir
isim üzerinde anlaşabilir misiniz?
- Üç parti
lideri bir araya gelip aday saptamaya hakkımız yok. Zirvede saptama olmaya
da bilir. Bir uzlaşmaya varmaya çalışacağız. Ama parti organlarına danışıp
aday gösterilmesi usülden değil.
- Tablo
net değil diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?
- Evet
ben de onun için bir yıldan beri ısrar ettim Anayasa'yı değiştirelim diye.
Demirel'in görev süresini bir dönem daha uzatalım diye. Çünkü Türkiye çok
hassas bir süreçten geçiyor içerde ve dışarda. İstikrarı bunca yıldan sonra
yakaladık, bozmayalım diye. Bugünü sezdiğim, hesapladığım için Demirel
konusunda bu kadar ısrar ettim.
- Tabloda net
olmayan neler var?
- Aday konusu
ne değil, çaba o.
- Adayların
nasıl oluşacağı boşlukta mı kalıyor?
- Onu biraz
el yordamıyla bulacağız.
İSTİKRAR
BOZULMAMALI
- Zirve bu hafta
içinde olabilir mi?
- Olabilir.
Dediğim gibi bu bir süreçtir. Zamanı iyi kullanmamız gerekir. Koalisyon
liderleri bir araya gelip bizim adayımız şudur diye ortaya çıkmaları kolay
değil. Ancak ortalık biraz hareketlenir, olasılıklar ortaya çıkar, o zaman
bir şey ele alınabilir. İçerde ve dışarda istikrarın devamına katkıda bulunabilecek
bir uzlaşı bulamazsak işler yoluna girmişken her şey aksayabilir. O bakımdan
kaygılıyım. Ama paniğe kapılmanın gereği yok. Öyle bir noktada değiliz.
- Partiye
endeksli bir aday olmamalı diyorsunuz, acaba bir duyum mu aldınız?
- Hayır
hayır, ilke olarak söylüyorum.
- Cumhurbaşkanı
MHP'li olabilir mi?
- Olabilir
de, olmayabilir de.
- Koalisyon
ortaklarınız da bu yaklaşım konusunda sizinle mutabıklar mı?
- Muhalefetle
de uzlaşı aramamızın çok yararlı olacağında hiç tartışmasız birleştik.
Bu FP ve DYP tarafından da olumlu karşılandı.
- Aklınızda
bir aday mı var, birden fazla aday mı var?
- Birden fazla
var.
- Kaç tane var?
Asker ağırlıklı mı sivil ağırlıklı mı?
- Onu hiç düşünmedim,
o açıdan hiç bakmadım. Beni rahatsız eden şeylerden biri o. Asker olsun
mu, sivil olsun mu, olmasın mı, beni rahatsız eden şeyler...
- Aklınızdaki
isimlerle görüştünüz mü?
- Hayır.
Ortaklarımla görüşmeden söyleyemem.
- Bu isimleri
koalisyon ortaklarınızla görüştünüz mü?
- Hayır.
- Bu isimleri
ne zaman ortaklarınızla paylaşacaksınız?
- Bir-iki
gün bekleyelim.
- Kamuoyunda,
Cumhurbaşkanlığı meselesini DSP-MHP omurgası çözecek izlenimi var?
- Olabilir.
- Aklınızdaki
isimleri Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı ile görüştükten sonra mı
kesinleştirdiniz?
- Hayır.
- Peki
bu görüşmeler ardından elediğiniz isim oldu mu?
- Hayır
zaten o zaman elenecek isim kalmazdı.
- O zaman
iki isim var.
- Belki
aklıma daha sonra isimler de gelebilir. En az iki diyelim.
'HÜKÜMET
DEĞİŞİKLİĞİ YOK'
- Seçimden sonra
Bakanlar Kurulu'nda bir değişiklik düşünüyor musunuz?
- Ben hiç düşünmüyorum.
- Bu iş olumlu
sonuçlanmazsa, bazı sıkıntılardan bahsettiniz, bunlar neler olur?
- Ben
olumsuz olasılıklar üzerinde konuşmayı içime sindiremiyorum.
- Hedefiniz
adayların üzerinde konsensus sağlanırsa, 1. veya 2. turda seçilmesi midir?
- Onu
temenni ederim.
- Muhalefetle
diyaloğunuz sürecek
- Tabii
ki.
- Anayasa oylamasından
farklı bir süreç mi işliyor?
- Orada
bir ilke söz konusuydu. Şimdi doğrudan doğruya devletin en önemli makamına,
görevine seçim aşamasındayız.
Mesut Yılmaz'ın
adaylığı
- Mesut Yılmaz
adaylığı konusunda bir temas kurdu mu?
- Sayın
Hüsamettin Özkan'la bir görüşmesinde kendiliğinden böyle bir girişimde
bulunmaya niyetli olmadığını söylemişti. Ancak hükümet ortaklarından bir
öneri gelirse olabileceğini ifade etmiş.
- Sizin görüşünüz
ne?
- Görüşmeden
bir şey söyleyemem. Şu anda gelişmeleri etkileyecek bir şey söylemem.
- ANAP
Grubu'nda Sayın Yılmaz'a "Cumhurbaşkanlığı senin hakkındır, aday olmalısın"
diye baskı yapan çok sayıda milletvekili var. ANAP Grubu, Sayın Yılmaz'ı
aday gösterirse inisiyatifi o cephe ele almış olmayacak mı?
- Olabilir...
Adayımız şudur deseydik başlangıçta çok tepki alırdık ama ilelebet bekleyemeyiz
tabii.
- Mesut Bey
size rağmen aday olursa koalisyon biter mi?
- Bunlar
olumsuz olasılık.
Kıvrıkoğlu
ile ne konuştu?
- Genelkurmay
Başkanı Kıvrıkoğlu ile de bir görüşmeniz oldu. Orada ne konuştunuz?
- Silahlı
Kuvvetler'in hangi alanlarda duyarlı olduğu belli. Toplumda güvenilir bir
isim olma, laiklik, ülke bütünlüğüne duyarlılık. Bu ilkeleri konuştuk.
- İsim
konuşuldu mu?
- Hayır.
Cumhurbaşkanı TBMM adına ordunun başkomutanı. MGK'nın başı. Genelkurmay
Başkanı'nı Cumhurbaşkanı atıyor. Duyarlı ve ilgili olması çok doğal.
- Kıvrıkoğlu
ile "Şu olumsuzlukları olanlar olamaz" şeklinde bir konuşma oldu mu?
- Duyarlı
oldukları hususları ilettiğinde o kendiliğinden ortaya çıkmış oldu.
- Görüşmede
asker bir aday iması oldu mu? Siz asker adaya nasıl bakıyorsunuz?
- Askerden
gelen biri Cumhurbaşkanı olamaz demek son derece yersiz ve sakıncalı olur.
Ama kesinlikle Genelkurmay Başkanı'nın böyle bir fikri olmadı.
SABAH
GAZETESİ - YAVUZ DONAT - 18 NİSAN 2000
'Paniğe gerek
yok'
Pazartesi, saat
17.50... Başbakan Ecevit'in "yeni evindeyiz." Yeni ev, eskisine "50-60
metre mesafede..." Ev değil, bir tür "çalışma mekanı... Kütüphane..."
Masanın
çevresinde 12 gazeteciyiz.
12'sinin
"ikisi" aynı zamanda DSP Milletvekili.
Sağımız,
solumuz, önümüz, arkamız "kitap."
Bir rafta
"yerli ve yabancı dergiler."
Bir rafta
"İslam ansiklopedisi.
Bir rafta
"Bir başka İslam ansiklopedisi."
Bir rafta
"Osmanlı kanunnameleri."
Bir rafta
"Varlık Yayınları."
Bir rafta
"Türk lehçeleri sözlüğü."
Ve "dört
raf dolusu" Kıbrıs... Ege...
Başbakan'ı "iyileşmiş...
dinlenmiş" bulduk.
Evinde
kaldığımız elli dakika içinde "tam elli soruya" yanıt verdi.
Yani "bir
dakikada" bir soru, bir cevap.
Sohbet
"oldukça tempolu" gelişti.
"Ping
pong" misali...
Başbakan'ın
bazı sorulara verdiği yanıtlar "kısanın da kısasıydı."
"Evet"
gibi...
"Hayır"
ya da "bilmiyorum" gibi...
Örneğin:
- Sayın
Başbakan... Kafanızda aday isimleri var da... Açıklamıyor musunuz?.. Bazı
oluşumları mı bekliyorsunuz?
- Evet.
- Kafanızda
aday ismi var yani.
- Tabii.
- Kaç
aday ismi var?
- Birden
fazla.
- Asker...
Sivil...
- O açıdan
hiç bakmadım.
- Meclis
içinden mi, dışından mı?
- Bu soru
gazeteci tuzağı.
- Aklınızda
iki aday ismi mi var?
- En az
iki.
Bir ayrıntı...
Başbakan
"bazı şeyleri" birkaç defa söyledi.
Örneğin...
Tam üç
kez "tablo netleşmedi... Somut bir şey söyleyemiyorum" dedi.
Ve tam
beş kez de...
"Zaman
faktöründen" bahsetti:
- Zamanı
iyi kullanmamız gerekir.
Evet "tablo
netleşmedi."
Başbakan
bazı "oluşumları" bekliyor.
Ancak,
sanıyoruz ki...
Ecevit'in
beklediği oluşumlar "yeni adayların çıkması... Bunların üzerinde uzlaşma
sağlanamayacağının görülmesi."
Ve zamanın
"daralması."
Sonra...
Sıra Ecevit'in
"kafasında oluşturduğu isme... Senaryoya" gelecek.
Bu stratejiye
"dayatma" diye bakmıyoruz.
Başbakan'ın
"inisiyatifi ele alması" olarak yorumluyoruz.
***
Başbakan'dan
bir saptama...
Ve "yerinde"
bir saptama:
- Asker
adeta zorla bu işin içine çekilmek isteniyor.
Evet "adeta...
zorla."
Asker
"artık siviller bu işi başarsın" dedikçe...
Siviller
"rahat durmuyor" ve "askeri kaşıyor."
Asker
de "düşüncesini" söylüyor.
Başbakan'ın
ifadesiyle:
- Yeni
cumhurbaşkanı... Laiklik, bölücülük gibi konularda duyarlı olmalı... Ayrıca...
Güvenilirlik çok önemli.
50 dakikanın
sonu
Çaylı,
kekli, sigara börekli sohbette Başbakan'ın son sözleri:
- Paniğe
gerek yok... Ama dikkatli adım atmalıyız. Zira istikrar bozulmasın... Fırsat
kaçmasın.
"Elli
dakikanın" sonunda gözlemimiz:
Gelişmeler
"Başbakan'ın kontrolünde."
HÜRRİYET
GAZETESİ - 18 NİSAN 2000
Ecevit’in
Yılmaz’a bakışı
Sedat ERGİN
BAŞBAKAN Bülent Ecevit, dünkü
sohbetinde son derece rahat ve neşeli görünüyordu. Sorulara yanıt verirken
gülüyor, espriler yapıyordu. Hastalığını tümüyle atlattığı anlaşılıyordu.
Ve sohbette adı en çok geçen kişi ANAP Lideri Mesut Yılmaz'dı.
Ecevit, Anayasa değişikliği
projesinin TBMM'de reddedilmesinden sonra ilk kez ANAP Lideri Mesut
Yılmaz'ın tutumunu değerlendirdi.
Bu ilginç ve her yöne çekilebilecek
bir değerlendirmeydi. Çünkü, Ecevit önce Yılmaz'ın lehte
oy kullanmaları için grubunu ikna etmek yönünde elinden gelen çabayı sarf
ettiği ‘‘izlenimini taşıdığını’’ söyleyerek, ‘‘Kendisinin samimi
davrandığı izlenimindeyim’’ dedi.
Ancak, hemen ardından ‘‘Aksi iddialar
da var’’ diyerek, ekledi:
‘‘Bilemem tabi, hangisi doğrudur,
hangisi yanlıştır...’’
Daha önce Yılmaz'ı samimi bulduğunu
belirtirken, bu eklemesiyle birden şüphe payı bıraktı.
Daha ilginci Ecevit'in ‘‘ANAP
milletvekilleri kendilerinden en fazla 20 kişinin Demirel için oy
verdiğini söylüyorlar. Ne diyorsunuz?’’ sorusuna verdiği şu yanıttı.
‘‘Bu izlenim yaygın ve tepki uyandırıyor...’’
Hatta bir gazeteci ‘‘ANAP'lılar
Demirel'e oy verenleri fire sayıyorlar, vermeyenleri değil’’ diye
araya girince Ecevit, ‘‘Sizlerin de izleniminiz o, öyle mi?’’
diye sordu. Soruyu yöneltirken gülmekteydi.
Kendisine yönelttiğimiz ‘‘Sayın
Yılmaz'a herhangi bir kırgınlığınız var mı?’’ sorusuna karşılık,
yine her yöne çekilebilecek nitelikteydi:
‘‘Bir kırgınlığım yok ama rahatsızlığımı
bir demecimde söylemiştim biliyorsunuz. Kendi grubuna hákim olmasını beklediğimizi
ifade etmiştim.’’
Ancak, hemen ardından şu sözleriyle
Yılmaz'a sıcak bir mesaj gönderdi:
‘‘Kendisiyle ilişkilerimiz daima
dürüstçe ve karşılıklı güven içinde oldu. Ben ANAP Grubu'ndaki sıkıntının
Sayın Yılmaz'a rağmen ortaya çıkmış bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum.’’
Ecevit, Yılmaz'ın cumhurbaşkanlığı
adaylığını nasıl görüyor?
Bu soruya yanıtı, çok cesaretlendirici
değildi:
‘‘Kendisi, Sayın Hüsamettin
Özkan ile görüşmesinde kendiliğinden bir girişimde bulunmayacağını söylemiş.
Ancak hükümet ortaklarından bir şey gelirse düşünürüm anlamına gelecek
şekilde konuşmuş.’’
Başbakan, ‘‘Peki hükümet ortakları
Sayın Yılmaz'ı ister mi?’’ sorusuna ise şu karşılığı verdi:
‘‘Şu aşamada gelişmeleri etkileyici
bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum.’’
Bir meslektaşımız, Yılmaz hakkındaki
yolsuzluk iddiaları üzerine oluşturulan soruşturma komisyonlarının ANAP
Lideri'nin adaylığını etkileyip etkilemeyeceğini sorduğunda, Ecevit'in
yanıtı kollayıcı bir ton taşıdı:
‘‘Ölçü hukuktur. Ortada ispat edilmiş
bir eylem görmedim şu ana kadar. Beni yargıç yerine koymayın. Benim herhangi
bir olumsuz gözlemim olmadı.’’
Ecevit, Yılmaz hakkında bu dikkatli
tutumu sergilerken, kendisini ‘‘kabile demokrasisi’’ anlayışı içinde
olmakla suçlayan ANAP'lı Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik'in
çıkışını tek sözcükle, ancak kuvvetli bir vurguyla kayda geçirdi:
‘‘Yadırgadım...’’
HÜRRİYET
GAZETESİ - 18 NİSAN 2000
DSP'nin
aday arayışı...
Muharrem SARIKAYA
ANAP Genel Merkezi'nde kürsüde
yapılan konuşmalarla, 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal anılıyor.
Özal'ın Çankaya'daki yıllarından çok, başbakanlığı dönemi ve cumhurbaşkanı
seçildiği gün sinevizyon ekranına yansıtılıyor.
Görüntülerde, yanında Mesut Yılmaz'ın
bulunduğu karelerin özenle tercih edildiği dikkatlerden kaçmıyor.
ANAP, kürsüde Özal'ı anarken,
iki adım ötedeki koltuklarda da Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ı Çankaya'ya
göndermenin hesabını yapıyor.
Ön sıralardan, ‘‘Yıldırım Akbulut
niye gelmedi?’’ sorusu yükseliyor.
Gözler, ön sıralarda oturan eski Adalet
Bakanı Oltan Sungurlu'ya çevriliyor. Sungurlu, tavrını net
koyuyor:
‘‘ANAP'tan bir aday çıkaracaksak,
bu kişi Yılmaz'dan başkası değildir.’’
Ancak ANAP, 11 yıl önce 292 milletvekiliyle
Özal'ı Çankaya'ya çıkardığı günlerin rahatlığını bulamıyor.
* * *
Sigara molası için dışarı çıkan Diyarbakır
Milletvekili Nurettin Dilek, partide yaşanan sıkıntıyı iki kelimeyle
özetliyor:
‘‘Mesut Bey aday olur da
seçilemezse ne olur?’’
Dilek, Yılmaz'ın şansının hálá
yüksek olduğunu da belirtip ekliyor:
‘‘Doğu ve Güneydoğu'daki milletvekili
arkadaşlarımız Mesut Bey'e sıcak bakarlar. Ama oradan gelecek 30
oy bizim için yeterli değil.’’
Ardından gelen şu cümlesi dikkat çekiyor:
‘‘Ortaklarımızdan birinin desteğini
almadan Mesut Bey aday olmamalı...’’
Dilek, muhalefetle Çankaya yolunu
tırmanmanın güçlüğünü de anlatıyor.
ANAP'a, liderlerin üzerinde uzlaşacakları
bir ismin ortaya çıkmasının zor olduğu havası hákim oluyor.
Koalisyonun büyük ortağı DSP'ye yansıyan
hava da bundan farklı olmuyor.
Başbakan Bülent Ecevit, liderler
arasında bir uzlaşı olanağı yakalamak için çaba gösterse de, DSP de kendi
içinden aday arıyor.
Başbakanlık koridorları adres gösterilip,
‘‘DSP, İsmail Cem üzerinde uzlaştı’’ haberi yayılıyor.
Hatta, MHP'den de destek alınabileceği
iddia adiliyor.
Ecevit'in, Cem'i isteyip
istemediği sorusuna, herkes aynı yanıtı veriyor:
‘‘Bize henüz bir şey söylemedi...’’
* * *
Koalisyonun üçüncü ortağı MHP'de ise
geçen haftaki sessizlik sürüyor.
MHP isim deklare etmekten kaçınıyor,
‘‘DSP'den de, bizden de olur’’ demekle yetiniyor. DSP ile dirsek
temasını koparmak istemiyor.
Buna rağmen, MHP'ye de, ‘‘Her parti
kendi adayını çıkarır’’ görüşü hákim oluyor.
DYP ise aday çıkarmaktan çok iktidar
ortaklarını takip ediyor. Koalisyon ortakları, liderler zirvesinin dün
neden yapılmadığıyla ilgileniyor.
DYP Grup Başkanvekili Nevzat Ercan,
bu aşamada aday çıkarmayı düşünmediklerini bildiriyor. Ercan, şöyle
diyor:
‘‘Herhalde, seçilecek kişiyi gruplar
ve liderlerden çok milletvekillerinin uzlaşısı belirleyecek...’’
DYP'deki bu hava dün FP'ye de yansıyor.
FP de diğer partilerin çıkaracağı adayı
görmeden hareket etmek istemiyor.
Muhalefet, koalisyon ortaklarının içini
gözlüyor, geri planda kalıp anahtar rol üstlenmeyi arzuluyor.
Her partide birkaç adayın bulunduğu
göz önüne alındığında, Ecevit'in, ‘‘eleme yöntemiyle aday belirleme’’
usulünün, liderler açısından ne kadar zor olduğu da kayda geçiriliyor.
Meclis dün, 21'inci dönemin en belirsiz
haftasına giriyor.
RADİKAL
GAZETESİ - 17 NİSAN 2000
Ecevit’in
yeni stratejisi
İsmet
BERKAN
Başbakanlık'tan
öğle saatlerinde gelen haber ilginçti: Başbakan Bülent Ecevit, gazetelerin
Ankara temsilcilerini saat 18.00’de çaya bekliyordu.
Başbakan’ın
Oran Sitesindeki ‘çalışma evi'ne ilk varan gazeteci grubu içindeydim. Evin
tamamı kütüphane ve Ecevit arşivi. Onbinlerce kitap, kategorilere ayrılmış,
evin tüm duvarlarını kaplayan kütüphaneye özenle yerleştirilmiş. Evde yapılan
kısa bir turun ardından grubun geri kalanı da Oran’a ulaştı ve küçük bir
odadaki masanın etrafına yerleştik. Masada üzümlü kek ve beyazpeynirli
sandviçler vardı. Rahşan Ecevit elleriyle çay servisi yaptı, sonra da taze
kızartılmış börek ikram etti. İtiraf edeyim, masadaki ikramİardan en çok
ben yedim, böylece rejimimi de bozmuş oldum.
Başbakan
Bülent Ecevit hayli güler yüzlü ve canlı espriler yaparak bizi karşılamıştı,
masada da ilk sözü alan o oldu. “Ben aslında sizleri dinlemek istiyorum,
bu bir basın toplantısı değil” dedi Başbakan. Ama biz yine de teyplerimizi
çıkarıp ortaya koyduk ve doğal olarak ortam ansızın basın toplantısına
döndü. Cumhurbaşkanlığı konusu dışında hemen hemen hiçbir şey konuşulmayan
bir basın toplantısı.
Toplantıyı
soru-cevap şeklinde yazmak çok anlamlı değil, çünkü değişik biçimler ve
kelimelerle de olsa esasında üç-dört soru ve bunların cevapları vardı.
Başbakan
söze ortada net olmayan bir tablo bulunduğunu belirterek başladı. Süleyman
Demirel’le yaptığı son görüşmenin ‘haftalık Olağan görüşme’ olduğunu, cumhurbaşkanlığı
konusunun hiç gündeme gelmediğini söyledi ve ekledi: “Sayın Demirel işinin
başında. Son, derece aktif. Bakü-Ceyhan’dan diğer konulara kadar pek çok
devlet işini konuştuk.”
Sonra
sıra kaçınılmaz olarak Genelkurmay Başkanı'yla yaptığı 40 dakikalık görüşmeye
geldi. Ecevit, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin duyarlı olduğu konuların belli
olduğunu söyledi, askerin cumhurbaşkanı seçilecek kişiyle ilgilenmesinin
normal olduğu yolundaki geçen cumartesi günkü sözlerini tekrarladı ve sonra
da ekledi: “Asker bu konunun içine adeta zorla çekilmek isteniyor. Beni
üzen bu."
Bence
toplantının en önemli yanı, Ecevit'in bize ana hatlarını çizdiği yeni stratejiydi.
Ecevit, Cumhurbaşkanı seçilirken parti hesaplarının tamamen bir kenara
bırakılması gerektiğini, bunun Anayasa’nın gereği olduğunu söyledi ve ekledi:
“Biz şimdi kendiliğinden bazı oluşumlar bekliyoruz."
Ecevit'e
göre üç liderin ortaya çıkıp biz şu isim üzerinde uzlaştık demesi yanlış
olurdu. Önce kendiliğinden bazı isimlerin ortaya çıkmasını beklemek gerekirdi.
“Eğer”
dedi Başbakan, “Biz isim söylesey-dik, bu dayatma olarak algılanırdı ki,
yanlış olurdu. Liderlerin ya da partilerin konusu değil bu. Cumhurbaşkanı
şu partiden ya da bu partiden olur ya da olmaz demek o makamı şimdiden
ipotek altına almak olur. Ayrıca şu partide şu görevler var, bu görev de
şu partiye düşer demek de olmaz. Biz bir aday göstersek de göstermesek
de bu aday DSP'nin adayı olmaz, olamaz. Biz şimdi bireylerin çıkmasını
bekliyoruz., kamuoyunun eğilimlerine bakıyoruz. Şöyle bir ortalık hareketlensin.
Ya da hareketlenmeyecekse onu görelim."
Peki
Başbakan ne kadar bekleyecekti? "Tabii öyle çok vaktimiz de yok. Ame bir-iki
gün bekleyelim., bakalım hangi isimler çıkıyor ortaya... Eğer kimse
çıkmazsa biz inisiyatif kullanırız tabii.”
Ecevit’in
aklında aday ismi var mıydı? “Evet birkaç isim var. Ama isim de söylemem,
sayı da... Zaten kendileriyle görüşmeden açıklamam da doğru olmaz. Daha
kendilerine bile önermedim.”
Peki
mesela Mesut Yılmaz aday olacak mıydı? Ecevit, “Ben görüşmedim ama Sayın
Hüsamettin Özkan ile görüşmesinde, liderler kendisini aday göstermezse
kendiliğinden aday olmayacağını söylemiş” dedi.
Askerler
tarafından çizilen nitelik haritası da çok konuşuldu elbette. Bir arkadaşımız,
‘Açıkça sorayım, Mesut Yılmaz şaibeli tanımına giriyor mu?’ dedi. Başbakan’ın
cevabı hayli nüanslıydı: “Ortada ispat edilmiş bir eylem görmedim. Ama
lütfen beni yargılayıcı konumuna getirmeyin, yargıç değilim.”
Mesut
Yılmaz’a Anayasa oylaması konusunda kırgın mıydı? “Yılmaz grubunu ikna
için elinden geleni yaptı. Ben o kanıdayım. Kırgın değilim ama rahatsızlığımı
bir seferinde bir konuşmamda belirtmiştim. Ayrıca oylama günü Mehmet Ali
İrtemçelik’in çıkışını da yadırgadım.”
Son
olarak bir arkadaşımız, ‘Türkiye Sayın Demirel’den nasıl yararlanabilir’
diye sorduğunda Başbakan sektirmeden şu cevabı verdi: “Onun formülünü Sayın
Demirel kendisi bulur.”
Aslında
aktarılacak daha çok ayrıntı var ama dünün özü buydu. Benim anladığım,
Baş-bakan Ecevit’in cumhurbaşkanlığı konusunu bir süre daha ‘serbest salınım’a
bıraktığı.
Hafta
sonu epey hareketli geçeceğe benziyor. Adaylık süresi haftaya bugün doluyor:
Muhtemelen
başlıca adaylar haftaya pazartesi günü ortaya çıkmış olacaklar.
İnşallah
bir karambol olmaz.
(1
MAYIS 2000)
  |