10.
Cumhurbaşkanı seçimi
Başbakan
Bülent Ecevit'in açıklamaları...
(25
NİSAN 2000)
(10.
CUMHURBAŞKANLIĞINA ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI A.NECDET SEZER'İN ADAY GÖSTERİLMESİNE
İLİŞKİN TEKLİFİN TBMM BAŞKANLIĞI'NA SUNULMASINDAN SONRA BAŞBAKAN BÜLENT
ECEVİT, TELEVİZYONLARIN HABER BÜLTENLERİNDE SORULARI CEVAPLANDIRDI)
ATV
/ ANA HABER BÜLTENİ: (25.4.2000)
ALİ KIRCA: Dün akşam bir soru gelmişti ona cevap verdiniz ama
yinelemek istiyorum: Size soruldu Ahmet Necdet Sezer ismini kim ortaya
attı diye, siz de Bülent Ecevit olarak ‘biz’ cevabını verdiniz. DSP ve
Bülent Ecevit olarak algılandınız ama, siz altını çizerek dediniz ki; "üçümüz
tarafından". Ben biraz daha açmak istiyorum tabiî bu isim aynı anda herhalde
1-2-3 deyip telaffuz edilmedi. Birisi bu ismi ilk söylemiş olmalı. İlk
söyleyen siz misiniz, yani Bülent Ecevit mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Dün akşam Sayın Ali Kırca saat 17.00’ye
doğru bir hayli karamsar bir tablo içine girmiştik. Bir çıkış yolu, bir
çözüm yolu bulunamayacakmış gibi bir durum vardı. Onun üzerine bir ara
koalisyon ortakları arasındaki toplantımıza ara verdik ve o sırada arkadaşlarımla
görüşürken bu konu üzerinde duruldu. Yani Cumhurbaşkanlığı’na Sayın Ahmet
Necdet Sezer’in aday gösterilmesi düşüncesi aramızda görüşüldü. Kendisine
telefon ettik.
ALİ KIRCA: Ama ismini ilk telaffuz eden siz mi oldunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: İnanın ki hatırlamıyorum yani bunu o
kadar kişiselleştirmek önemli değil, aslında kollektif bir arayış süreci
içinde akla gelen bir isimdi.
ALİ KIRCA: Bunu şunun için soruyorum Sayın Başbakan; daha önce
de çok yıllar önce bir kriz yaşanırken yine Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
siz Bülent Ecevit olarak o dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Muhittin Taylan’ın
adını telaffuz etmiştiniz. Acaba aynı çözüm arayışı içerisinde sizin aklınıza
mı geldi yine.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: O örneğin de aklımda olduğunu belirtmeliyim.
Ama dediğim gibi, arkadaşlar arasında görüşürken aklımıza gelen bir isim
oldu ve önce Sayın Sezer’i telefonla arayıp onayını alma gereğini duyduk.
Çünkü kazanamamak da vardı, bunu rahatlıkla göze aldı Sayın Sezer ve ondan
sonra liderlerle görüşmemizde konuyu gündeme getirdik ve çok kısa sürede
bir anlayış birliğine vardık. Tabiî gazeteciler kendi açılarından haklı
olarak dün gece uzun saatler süren bir toplantımız olduğunu, tartışmalar
yaşandığını düşünüyorlar oysa gerçek öyle değil. Saat 17.00 sularında Ahmet
Necdet Sezer’in adı akla gelip Sayın Bahçeli ve Sayın Yılmaz’a sunulunca,
onlar hiç sıkıntı çekmeden, vakit geçirmeden bunu benimseyebileceklerini
söylediler. Biz bunu bir genel uzlaşı ortamı içinde gerçekleştirmeyi istediğimiz
için muhalefet partilerinin Fazilet Partisi’nin ve Doğru Yol Partisi’nin
sayın genel başkanlarına da sunmayı düşündük. Tabiî ilk kez karşılaştıkları
bir düşünceydi, hemen bir karara varmaları beklenemezdi, kendi yetkili
organlarını toplantıya çağırdılar, “Biz size haber veririz, bilgi veririz”
dediler. Biz gece saat 23.00’e kadar muhalefetten gelecek yanıtı bekledik.
Ertesi sabah için yeniden randevulaştık. Ertesi sabah da çok daha anlayışlı
ve olumlu bir şekilde değerlendirdiklerini gördük. Olay böyle gelişti.
Dediğiniz de doğrudur; 12 Mart döneminden çıkış sürecinde ben bir başka
Anayasa Başkanı’nın adını gündeme getirmiştim. Öteden beri siyasette uzlaşıya
çok büyük özen gösteririm. Son yıllarda bu konuda Türkiye bir hayli olumlu
adım attı, bu da beni çok sevindiriyor.
ALİ KIRCA: Neden Meclis’teki adaylar denenmeden, Meclis dışından
bir adaya geçildi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bu süreç başlarken daha Meclis’te temsil
edilen bütün partiler şu görüşü açıkça belirttiler; ‘öncelik Meclis içinden
bir aday bulunması olmalıdır, bunun için bütün olanaklar denenmelidir,
ancak bir sonuç alınamayacağı veya sonuç ararken büyük zorluklarla karşılaşılacağı
görülürse, o zaman Anayasa’nın sağladığı bir başka olanak da değerlendirilebilir
ve dışarıdan bir milletvekili adayı bulunabilir’ Bunu yadırgamamak gerekir,
dediğim gibi önce uzunca bir süre Meclis içinden bir aday üzerinde araştırmalar
yapıldı. Çok değerli insanlar var Meclis’te, devlet kuruluşlarını, Anayasayı,
Cumhurbaşkanlığı’nı çok iyi değerlendirebilecek yetişmiş milletvekilleri
var fakat bunlar partilerde üye oldukları için partiler arasındaki çekişmelerden,
yarışmalardan, engellemelerden, partilerin kendi içindeki zorluklardan
etkilenebiliyorlar. O yüzden engellerle karşılaşabiliyorlar. Bunlar bütün
demokratik ülkelerin siyasal yaşamlarında karşılaşabilecek olaylar, hatta
biliyorsunuz bazı demokratik batı ülkelerinde böyle zorluklarla karşılaşıldığı
vakit yüksek mahkemelerin başkanlarından bir Devlet Başkanı, bir Cumhurbaşkanı
çıkarıldığı çok görülmüştür, bunu yadırgamamak gerekir.
NİLGÜN AZAR: Sayın Başbakan, hemen anlaşmaya, uzlaşmaya dönmek
istiyorum. Dün geceki açıklamanızda da biz aslında saat 17.00’de uzlaştık
dediniz. Anlaştınız da açıklama neden bu kadar gecikti? Muhalefetten cevap
bekliyoruz dediniz ama, muhalefetin cevabı gelmeden açıklama yaptınız.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Muhalefetle o açıklamayı yapmadan önce
telefonla görüşmelerimiz oldu gerek Sayın Recai Kutan’la, gerek Sayın Tansu
Çiller’le saat 23.00’e yaklaşırken. Bizim bu konuda ne kadar kararlı olduğumuz,
koalisyon ortakları arasında ne kadar uyum sağlandığı konusunda kuşkuları
vardı, bunu da anlayışla karşıladık. Eğer üçümüz bir arada kamuoyuna bir
açıklama yapacak olursak -televizyonda veya radyolarda- bunun muhalefet
partilerini de olumlu yönde etkileyeceğini düşündük.
NİLGÜN AZAR: O kuşkuları giderecebileceğini.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Evet, onların duydukları kuşkuları gidermeye
katkıda bulunabileceğini düşündüm. Nitekim sabah öyle olduğunu öğrendik.
NİLGÜN AZAR: Sayın Başbakan, dün 9 saat süren liderler zirvesinin
ardından bugün Meclis’ten aslında tarihi diyebileceğimiz bir tablo bir
resim yansıdı; Parlamento’da temsil edilen beş siyasi partinin de liderleri
kameraların karşısına geçtiler. Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz,
bunun anlamı nedir acaba?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bundan çok mutluluk duyuyorum. Türkiye’de
uzlaşı kültürü gitgide gelişiyor. Bu da demokrasimiz açısından çok sevindirici
bir gösterge. Çünkü uzlaşı, demokratik siyasal yaşamın çok önemli bir öğesidir,
bir koşuludur. Bu konuda Türk toplumunun değer ölçüleri de değişmeye başladı.
Düşünün ki bundan 15-20 yıl öncesine gelinceye kadar koalisyonlara çok
kuşkuyla bakılırdı Türkiye’de. Dünyada çok olumlu örnekler olmasına karşın
Türkiye’de kuşkuyla bakılırdı ve ‘Türkiye’de ne çektiysek koalisyonlardan
çektik’ denilirdi. Oysa koalisyonun iyisi de olur, kötüsü de. Ama son yıllarda
biliyorsunuz Türkiye koalisyonlarla yönetilmeye alıştı ve artık bu yadırganmayacak
bir siyasal yaşam biçimi haline geldi, oradan da işte bugünkü gibi sevindirici
tabloların ortaya çıkacabileceği bir aşamaya gelindi.
NİLGÜN AZAR: Sayın Başbakan, siz 40 yılı aşan siyasi hayatınız
boyunca böyle bir tabloyu yaşamış mıydınız?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, ama özlemiştim.
NİLGÜN AZAR: Efendim, böyle bir tablonun oluşmasına ihtiyaç doğdu
yani liderler aralarındaki anlaşmayı kameralar önünde de sergilemek istediler.
Bu biraz da kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmaların güvenilirliğini
kamuoyuna kameralar önünde yansıtma anlamına mı geliyordu? Yani kısacası
bu tablo liderler arasındaki bir güven bunalımının sonucu muydu?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, bir güven bunalımı olmadığının
sonucuydu. Fakat öyle kuşkular doğabilirdi.
NİLGÜN AZAR: Yani kapalı kapılar ardındaki görüşmeler yansımayabilir
kuşkusu mu vardı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, kapalı kapılar arkasındaki görüşmeler
eninde sonunda yansıyor, siz bulup buluşturuyorsunuz gazeteciler olarak.
Biz o konuşmayı yapma fikrini bu nedenle düşündük. Yani içimiz dışımız
bir olsun, görünsün herşey istedik.
NİLGÜN AZAR: İçte ne varsa, fotoğrafa da o yansısın dediniz.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Evet, o çok faydalı oldu.
NİLGÜN AZAR: Cumhurbaşkanlığı adaylığı başvuru süresinin dolmasına
8 saat kala bu tarihi fotoğrafı oluşturmak için Ankara’da yoğun bir trafik
yaşandı. Bu trafik elbette büyük bir süreye yayılıyor. 5+5 Anayasa değişikliği
sürecini geride bırakırsak, bu süreçteki en gerilimli an sizin için hangisiydi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Dün akşam saat 17.00 öncesi saatler.
Çünkü bir karamsarlık içine düşmeye başlamıştım. Ben çok iyimser tabiatlı
bir insanım. Fakat çözümsüzlük insana karamsarlık da veriyor ve bir çözümsüzlük
içine girdiğimiz kanaatine kapılmıştım. Fakat bir söz vardır; “İnsan bunalmadan
hızır yetişmez” diye. İşte o bunalım sonunda bu düşünce aklımıza geldi
ve çok huzur içerisine girdim.
NİLGÜN AZAR: Efendim, çözümsüzlük anında liderler ne taraftaydı,
siz neredeydiniz, Sayın Devlet Bahçeli nedereydi, Sayın Mesut Yılmaz nedereydi?
Gerçi bunlar kamuoyuna bir şekilde yansıdı ama o çözümsüzlük anında tam
olarak nasıl bir resim yaşandı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Şimdi ayrıntılarını hatırlamıyorum, ayrıntılar
o kadar önemli de değil. Biz aramızda tartışırken, bazı sorunları çözmekte
bir hayli güçlük çekeceğimizi düşündük. Bunu da doğal karşılamak gerekir
çünkü zor bir süreçtir 7 yıl için bir cumhurbaşkanı seçmek. Fakat önemli
olan bir yeni çözüm olanağı ortaya çıkınca muhalefet partilerinin de, iktidar
partilerinin de uzlaşma yoluna girebilme şansını bulmaları, o gücü, o yeteneği
göstermeleridir.
Biz biliyorsunuz hükûmet olarak hayli geniş bir oy tabanına dayanıyoruz
ki hiçbir zaman da o geniş tabanla yetinmedik. Muhalefetle de uzlaşı içine
girmeyi düşündük, bunda çok yarar gördük ve bu alışkanlık artık toplumda
ve siyasal yaşamda yer etmeye başladı.
NİLGÜN AZAR: Sayın Başbakan, kamuoyunda siz dile getirmeseniz
de Mesut Yılmaz’ın adaylığı konusunda birçok spekülasyon yapıldı ve siz,
liderlerin aday olmaması konusunu net bir şekilde dile getirdiniz. Bu durum
Sayın Mesut Yılmaz da bir kırıklığa ya da en azından bir burukluğa yol
açmış olabilir mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bir yanlış anlama sonucu yol açmış olabilir.
Ben kesinlikle sadece Sayın Mesut Yılmaz’ın genel başkanlığını kastetmedim,
ben de bir genel başkanım. Hatta biliyorsunuz benim cumhurbaşkanlığı seçilmem
bakımından Anayasa engeline karşı, Anayasa değişikliği yapılmak istendi,
ben karşı çıktım. Sayın Devlet Bahçeli de bir genel başkan, Sayın Recai
Kutan da genel başkan, Sayın Tansu Çiller de bir genel başkan. Ben genelde
Cumhurbaşkanlığı’na genel başkanların seçilmesinin olası sakıncaları üzerinde
durdum ama bazı çevreler bunu Sayın Mesut Yılmaz’a yönelmiş bir eleştiri
gibi gördüler. Oysa Sayın Mesut Yılmaz’la bizim ilişkilerimiz her zaman
karşılıklı güven verici olmuştur, aramızda herşeyi açıkça görüşür, tartışırız.
NİLGÜN AZAR: Efendim, uzlaşma tablosundan söz ediyoruz. Bu aşamada
beş liderin ortak açıklamasına rağmen Meclis’te bir sürpriz olabilir mi?
Çünkü liderlerin açıklamasına rağmen adaylık hâlâ devam ediyor ve resmen
başvurular devam ediyor. Üstelik yeni adaylar da eklendi, bir sürpriz yaşanabilir
mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: İşte sürprizi dün-bugün yaşadık. Artık
daha fazla sürpriz olmaz.
ALİ KIRCA: Fazilet Partisi de destek verdi, Sayın Ahmet Necdet
Sezer’e cumhurbaşkanlığı adaylığı için. Biliyoruz ki Ahmet Necdet Sezer
Refah Partisi’nin kapatılmasını açıklayan Anayasa Mahkemesi Başkanı’ydı,
“Üniversitede başörtüsü olmaz” diyordu çeşitli konuşmalarında. Sayın Recai
Kutan’a bunlar sorulduğunda, “Bugün biz ileriye bakıyoruz” diye değişik
bir görüş ileri sürdü. Şimdi şunu sormak istiyorum. Bugünkü konuşmasında
Sayın Ahmet Necdet Sezer, Yüksek Askeri Şura Kararları’nın da yargı denetimine
alınması gerektiğini söyledi. Sayın Sezer seçildiğinde Milli Güvenlik Kurulu
Toplantıları’na Cumhurbaşkanı olarak başkanlık yapacak ve Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin üzerinde çok hassasiyetle durduğu konulardan biri bu. Bir
rahatsızlık yaratabilir mi bu görüşler Milli Güvenlik Kurulu’nda?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Türkiye’de artık herşey serbestçe tartışılıyor.
Bütün sorumlu çevreler, kişiler toplumdaki, devletteki dengeleri sarsmadan
bunları tartışmaya özen gösteriyor. Türkiye’nin demokratikleşme yolunda
henüz atması gereken bazı adımlar var. Bunların hepsi bir hamlede atılamayabilir
fakat bu konuların tartışılmaya başlaması da demokrasi açısından doğal
sayılması gereken bir süreçtir.
NİLGÜN AZAR: Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin
başında bir çerçeve çizmiştiniz ve adayların devlet tecrübesinin yanı sıra
dış ilişkilerde de tecrübe sahibi olması gerektiğini söylediniz. Bunu da
önkoşul olarak sürdünüz sanki hasta yatağınızdan yaptığınız yazılı açıklamada.
Adayınız Sayın Ahmet Necdet Sezer’in devlet tecrübesi muhakkak var. Ancak
sizin öngördüğünüz dış ilişkiler birikimi var mı, yoksa bu Sayın Ahmet
Necdet Sezer için bir handikap olacak mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Özel yaşamında Sayın Ahmet Necdet Sezer
dış politikayla ne kadar ilgilenmiştir bilmiyorum. Tabiî her bilinçli vatandaş
gibi mutlaka bir ölçüde ilgilenmiştir. Hepimizin her konuda yeterli bilgisi
olduğu düşünülemez, bu mümkün değildir. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in entellektüel
kapasitesinde bir kimse, bilgi birikimindeki bazı boşlukları çok kolaylıkla,
kısa sürede doldurabilir. Bu konuda devletin kendisine katkıda bulunacak,
yardımcı olacak çok birikimli kuruluşları vardır. O bakımdan bir sorun
olacağını sanmıyorum. En önemli özelliği Sayın Ahmet Necdet Sezer’in tarafsızlığına
kimsenin gölge düşüremeyecek olmasıdır. Bu genelde vatandaşlara güven verici
bir etkendir. Sayın Süleyman Demirel de siyasal bir tabandan geldiği halde
tarafsızlığıyla kendini kabul ettirebilmişti. Bu geleneği Sayın Ahmet Necdet
Sezer de başarılı bir şekilde sürdürecektir ve dediğim gibi bilgi konusunda
da devletin bütün kuruluşları ona yardımcı olacaktır.
Siyaset zaten sürekli bir öğrenimdir, biraz gazeteciliğe benzer bu bakımdan.
Sürekli olarak dünyadaki ve Türkiye’deki olayları izlemesi gerekir bir
siyaset adamının. Şimdiye kadar başka bir meslek dalında yoğunlaştığı için
bazı konularda bilgisini derinleştirme fırsatını bulamamış olanlar da siyasete
girince bu eksikliği mutlaka giderilir.
NİLGÜN AZAR: Sayın Başbakan, son bir soru sormak istiyorum; Sayın
Ahmet Necdet Sezer ve şu anki Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel konusunda
bir mukayese yaptınız az önce. Şayet Sayın Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı
seçilirse, bu Türkiye için yeni bir dönemin başlangıcı sayılabilir mi?
Çünkü Sayın Ahmet Necdet Sezer, Turgut Özal ve Süleyman Demirel gibi karizmalarıyla,
politik kimlikleriyle görev yapan iki liderin ardından Köşk’e çıkacak.
Seçiminizle Çankaya’nın değil, hükûmetin daha etkin olduğu bir dönemece
mi giriyor Türkiye?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: İlerisi için tahminlerde bulunamayız.
Türkiye artık bir istikrar dönemine girmiştir. Bu istikrar döneminde sansasyonel
atılımlar beklenmemelidir. Yapılmış olan atılımların kökleştirilmesi, sağlamlaştırılması
şu aşamada daha büyük değer taşır, önem taşır. O bakımdan çok büyük, çok
dramatik değişiklikler beklememek gerekir. Zaten o değişiklikleri yaptık,
o değişikliklerin içinden geliyoruz. Ama her Cumhurbaşkanı kendi görev
dönemine kendi damgasını vurur, bunun nasıl bir damga olacağını önümüzdeki
dönemde göreceğiz.
ALİ KIRCA: Cumhurbaşkanlığı sorunu aşıldıktan sonra hükûmetin
önünde önemli başka sorunlar da var bekleyen. Belki artık normal gündeme
dönülmüş olacak. Uzun süredir bekleyen bir af konusu yeniden gündeme gelecek
mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Af konusu Cumhurbaşkanlığı seçiminden
hemen sonra artık mutlaka gündeme gelecek. Türkiye’nin çok zengin bir gündemi
var fakat bu gündem biraz gölgede kaldı son aylarda. Bütün tartışmalar,
bütün gözlemler Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgiliydi. Başta ekonomi olmak
üzere şimdi Türkiye’nin gündemine daha somut alanlarda eğilmemiz gerekiyor.
ALİ KIRCA: Evet, gazeteci başlık ister, siz de gazetecilikten
geldiniz. Başlangıçta sorduğum soruya daha net bir cevap için şöyle soracağım;
siyasî nezaketiniz gereği her zaman olduğu gibi, ‘kollektif bir çözüm’
dediniz ama, ben yarın bir gazete başlığı olarak Sayın Ahmet Necdet Sezer’in
ismini Bülent Ecevit önerdi diye bir başlık atsam bunu tekzip eder miydiniz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Basın özgürdür. Ben bu vesileyle bugün
grup toplantımızda söylediğim bir şeyi de vurgulamak istiyorum. Bildiğiniz
gibi, benim gerçek mesleğim, eski mesleğim gazeteciliktir. Dün saat 23.30’da
sonuçlanmış bir olayı Türk basını, Türk radyosu, Türk televizyonu, Türk
gazeteleri nasıl gecenin o geç saatinde bütün kapsamıyla değerlendirebildiler
ve üstüne de yorumlarını ekleyebildiler, buna hayran kaldım. Gazeteci arkadaşlarımı
kutluyorum.
Evet, Türkiye’de her şey gelişiyor. Daha önce Cumhurbaşkanlığı seçimleri
Türkiye’de kriz ve hatta darbe nedeni oluyordu. Ama şimdi uzlaşma vesilesi
oluyor. Demokrasi de gelişiyor, basın da gelişiyor. Bunlar olumlu şeyler
kuşkusuz.
ALİ KIRCA: Ben son bir soru sormak istiyorum: Kopenhag kriterlerine
çok uyan bir isim Sayın Ahmet Necdet Sezer, belki seçiminde de bu unsur
etkili oldu. Ama Kopenhag kriterlerine uyan bir başka kurum daha var Türkiye’de:
Galatasaray. 17 Mayıs’ta final oynayacak Kopenhag’ta. 16 Mayıs’ta yeni
Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak, genelde bu finalleri ülkelerin Kralları
yoksa Cumhurbaşkanları veya Başbakanları izler. Kopenhag’a siz mi gideceksiniz,
Ahmet Necdet Sezer mi gidecek, yoksa birlikte mi gideceksiniz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Henüz kararlaştırmış değiliz ama mutlaka
Türkiye üst düzeyde temsil edilecektir Kopenhag’ta. Futbolcularımızla kıvanç
duyuyoruz. Onlara Leeds’den sonra Kopenhag’ta da başarılar diliyorum.
ALİ KIRCA: Çok teşekkürler Sayın Başbakan.
CNN TÜRK/ ANA HABER BÜLTENİ (25 Nisan 2000)
TAHA AKYOL: Sayın Başbakan, hoşgeldiniz efendim. Öncelikle yargı
organlarının emekli başkanları var, değerli başka hukukçular var, akademisyen
hukukçular var, neden Sayın Ahmet Necdet Sezer de başka bir akademisyen
ya da görevli hakim, yargıç, savcı, hukukçu değil?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Onlar da kuşkusuz akla gelebilirdi fakat
belki geçmişteki bir anımın çağrışımının da bunda etkisi olmuş olabilir.
12 Mart döneminde, askerî yönetim döneminde, daha doğrusu o dönemden çıkış
aşamasında yine bir Cumhurbaşkanlığı sorunu ortaya çıkmıştı. Bunu çözmekte
bir hayli güçlükle karşılaşılıyordu ve ben Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı
önermiştim. Sayın Süleyman Demirel de kabul etmişti bunu. Ancak başka engeller
çıkarılmıştı karşımıza, o yüzden olamamıştı. Öteden beri Anayasa Mahkemesi
siyasal içerikli konularda da hüküm verme durumunda olduğu için o akla
gelmiş olabilir. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in kişiliği bunda elbette büyük
etken olmuştur. Kendisi toplum sorunları üzerinde çok sorumlu değerlendirmeler
yapan değerli bir hukukçumuzdur.
TAHA AKYOL: Sayın Ahmet Necdet Sezer’in kişiliği ile yargıçlığı
söz konusu olunca, siz de toplum sorunları üzerinde sorumlu değerlendirmeler
yapan bir entelektüel olarak niteliyorsunuz kendisini. Burada ister istemez
akla sayın Ahmet Necdet Sezer’in bir sene önce Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş
yıldönümünde ve bugün Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünde yaptığı
konuşmalarda demokratikleşmeyi bir hayli Avrupa standartlarına yakın bir
düzeyde savunmuş olması akla geliyor. Bu da etken oldu mu Sayın Ahmet Necdet
Sezer’de karar kılmanız da?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hiç kuşkusuz Sayın Ahmet Necdet
Sezer’in çağdaş demokrasi anlayışı toplumda çok ilgi çekmektedir. Onun
da kuşkusuz etkisi olmuştur.
TAHA AKYOL: Sayın Ahmet Necdet Sezer bir sene önce ve bugün
yaptığı konuşmalarda; Terörle Mücadele Yasası’nın 8’inci maddesinin, Türk
Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinin demokratikleştirilmesi gerektiğini savundu.
Yüksek Askeri Şura kararlarının ve idarenin yargı denetimine tâbi olmayan
diğer kararlarının, tasarruflarının yargı denetimine alınmasını söyledi.
Bu konudaki görüşlerini siz de paylaşıyor musunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Birçok konuda Anayasa değişiklikleri
gerekli Türkiye’de. 1995 yılında bir hayli Anayasa değişikliği yapıldı
Meclis’in özgür iradesiyle. Geçen yıl bu hükûmet döneminde bazı Anayasa
değişiklikleri yapıldı. Türkiye’nin şimdi de gündeminde Anayasa değişiklikleri
var. Bunun için partilerarası bir uzlaşı kurulu da oluşturulmuş durumda.
Önümüzdeki yıl veya önümüzdeki aylarda birçok Anayasa değişikliği de gündeme
gelecektir. Bundan hiç kuşkum yok. Her istenen amaca bir hamlede ulaşmak
mümkün olmayabilir veya zor olabilir. Türkiye jeopolitik konumu bakımından
çok kritik bir aşamadadır. Bunun doğurduğu birtakım güçlükler de vardır
demokratikleşme yolunda. Ama Türk toplumu bunları kararlı bir şekilde aşmaktadır.
Bu konuların gündeme gelmiş olması bile bir umut verici işarettir. Bunları
birbiri ardından, sırası geldikçe, belli bir takvim süreci içinde Türkiye
aşacaktır.
TAHA AKYOL: CNN Türk’e gelmeden önce yaptığınız çeşitli
açıklamalarda meslektaşlarımızın soruları üzerine Genelkurmay Başkanlığı’nın
bir Cumhurbaşkanı’nda görmesini istediği, arzu ettiği Anayasa’ya bağlılık,
cumhuriyetin temel ilkelerine duyarlılık gibi niteliklerin Sayın
Ahmet Necdet Sezer’de de bulunduğunu ifade ettiniz. Tabiî bunların başında
demokratik, laik, bölünmez bütünlüğü ile Türkiye Cumhuriyeti kavramı geliyor.
Bu genel tarifin dışında Genelkurmay Başkanı Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu ile
‘Sayın Ahmet Necdet Sezer’in kişiliği hakkında bunu düşünüyoruz’ diye,
liderlere açılmadan önce veya liderlerle görüştükten sonra bir görüşmeniz
oldu mu?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır bu konuda Genelkurmay Başkanı
Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu ile herhangi bir görüşmemiz olmadı. Zaten bu konu
dün akşama doğru gündeme geldi biliyorsunuz. Dün akşam ve dün akşamdan
beri kimlerle görüştüğümüz ve görüşmediğimiz biliniyor. Böyle bir görüşme
kesinlikle olmadı. Olabilirdi de çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri de Türkiye’nin
bütün sorunlarıyla doğal olarak ilgilidir ama böyle bir görüşme şu aşamada
olmadı.
TAHA AKYOL: Sayın Ahmet Necdet Sezer’in adaylığını düşündüğünüzde
ve ortaklarınızla görüşürken yaptığı konuşmaların daha önce Fazilet Partisi
ve Doğru Yol Partisi tarafından sempati ile karşılanmış olmasını hatırlayarak,
onların da kabul edeceğini daha bir yüksek ihtimal olarak öngördünüz mü?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tabiî öngörmüştüm. Nitekim yanılmadığım
da ortaya çıkmış oldu. Tarafsız kişiliği ve sağlam hukukçu kültürü ile
belli ki Sayın Ahmet Necdet Sezer bütün toplum kesimlerinde saygı ve güven
uyandırıyor. Bu da zaten bizim kendisini o görev için önermemizde çok önemli
bir etken oldu.
TAHA AKYOL: Sanıyorum böylece Türkiye’de ulusal birliğin
sağlanmasında demokratik değerlerin ve duyarlılıkların ne kadar önemli
olacağı da ortaya çıktı. Demokratik duyarlılığı herkes tarafından kabul
edilen bir aday üzerinde anlaşmaya varıldı. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in
Cumhurbaşkanı olması Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyumu ve AB üyesi
sürecini hızlandırıcı bir etken olur mu? Elbette inisiyatif hükûmette olmakla
beraber, imajımız bakımından Sayın Ahmet Necdet Sezer’in kişiliği bakımından
bu durumu değerlendirir misiniz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Anayasa uzmanı, değerli bir hukukçu
olarak tabii Kopenhag kriterleri denen kriterler üzerinde de toplumu aydınlatıcı
düşünceleri oluyor ve olacaktır Sayın Ahmet Necdet Sezer’in. Şimdi bunlara
daha somut katkılarda bulanabilecek durumdadır. Bu bakımdan Sayın Ahmet
Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı’na gelmiş olması, Meclis’in özgür iradesiyle
seçilmiş olması eminim ki Türkiye hakkında olumlu gözlemlere yol açacaktır.
TAHA AKYOL: Cumhurbaşkanı’nın değişmesi bir hükûmet istifasını
gerektirmez hukuki bakımdan ama nezaketen bazen hükümetler yeni Cumhurbaşkanı’na
istifalarını sunuyorlar. Cumhurbaşkanı da bunu kabul ediyor veya
etmiyor. Sizin böyle bir düşünceniz var mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bunu seçilecek yeni Cumhurbaşkanı ile
görüşmemiz çok doğaldır. Şu aşamada olumlu veya olumsuz bir şey söylemem
doğru olmaz ama onun görüşlerine göre davranmak elbette doğru olur.
TAHA AKYOL: Hükümetin gündeminde belirttiğiniz bir af konusu
var. Kamuoyunun da gündeminde bir RTÜK konusu, bir mahalli idareler konusu
var. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Hükümet bu konuların üzerine eğilecek
mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tabii, ayrıca başka konular da var gündemimizde:
Örneğin Türk Ceza Yasası, yeni Medeni Kanun, sizin de belirttiğiniz yerel
yönetimlerle ilgili konular. Daha birçok konu var, özellikle de ekonomi
var Türkiye’nin gündeminde. Türkiye yüksek, kronik enflasyonu aşağı çekebilmek
için büyük bir atılım başlatmış durumda ve bunun sonuçları da ucun ucun
alınmaya başlandı. Bu konunun mutlaka gündemde haklı olan yeri alması gerekir.
Şimdi dikkatler biraz o konulara çevrilecektir umudundayım.
TAHA AKYOL: Siz dün Başbakanlık’ta 7 saat süreyle bu konuyu konuşmadınız,
konuşma süreniz sınırlıydı.Ancak bu arada hiçbir lider dışarıya çıkmadı,
dışarıyla iritibat kurmadı. Bu bakımdan da mesele adeta bir sır gibi muhafaza
edildi. Ama saat 22.00 sularında CNN Türk, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın
Ahmet Necdet Sezer’in üzerinde üç liderin anlaştığını, sizin muhalefet
liderleri ile görüşerek uzlaşma yolunu açtığınızı haber verdi. Medyanın
bu performansını nasıl buldunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: CNN o bakımdan çok başarılı bir gazetecilik
yaptı. Başka hiçbir gazetenin sızdıramadığı bir haberi nasıl sızdırdı,
bilemiyorum doğrusu. Belki bizim böyle bir çözüm düşünebileceğimizi tahmin
etmiş olabilir CNN Türk. Ama bir eski gazeteci olarak ben de bu başarısı
dolayısıyla CNN Türk’ü kutluyorum. Ayrıca bu sabah grup toplantımızda söylediğim
gibi, bütün Türk basınını, radyosu ile, televizyonu ile, gazeteleri ile
kutluyorum. Çünkü dün gece haberler saat 23.00’ten sonra oluştuğu
halde, gecenin o geç saatlerinde basınımız, hatta canlı yayınlarıyla
bazı televizyonlarımız haberleri çok kapsamlı bir şeklide ve doğru
olarak dile getirdi. Bu bakımdan bir eski gazeteci olarak Türk basını ile
bir kez daha kıvanç duydum.
TAHA AKYOL: Biz de CNN Türk olarak bize her zaman gösterdiğiniz
alakaya çok teşekkür ediyoruz. Bu sözlerinizi bir iltifat kabul ediyoruz.
Son sorumu soruyorum; siz olması gerekli Cumhurbaşkanı adayı niteliğini
belirtirken, siyasal deneyim ve dış ilişkilerde birikimli olmasından bahsediyordunuz.
Olgun kişiliği, demokrat, saygın şahsiyeti herkes tarafından kabul edilmekle
beraber, Sayın Ahmet Necdet Sezer’i bu açıdan nasıl görüyorsunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Anayasa Mahkemesi üyeliği siyasete bağımlı
olmaksızın siyasetle yakından ilgilenmeyi gerektiren bir görevdir. O bakımdan
devlet işleri ile ilgili konularda Sayın Ahmet Necdet Sezer’in herhangi
bir güçlük çekeceğini sanmıyorum. Kendisi özel yaşamında dış politikayla
ne kadar ilgilenmiştir, onu bilemem ama bilinçli bir
vatandaş olarak, bir entelektüel olarak büyük ölçüde ilgilendiğine inanıyorum.
Ancak şunu da belirtmek isterim; siyaset sürekli öğrenimdir. Hepimizin
bilgi birikiminde eksik kalmış noktalar vardır ama onları da gerektikçe
doldurabilmek her insanın, her entellektüelin, her aydın kişinin elindedir.
Sonra Türkiye’nin dış politika konusunda çok birikimli, yetenekli kuruluşları
vardır. Onlar elbette Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Ahmet Necdet Sezer’e
–Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde- gereken her katkıyı yapacaklardır. Bunun
bir sorun olmadığına inanıyorum. Türkiye’de vatandaşlar -o arada özellikle
entellektüeller- dış politikayla zaten yakından ilgilidirler. Çünkü Türkiye,
jeopolitik konumu dolayısıyla pekçok dış sorunu, bölgesel sorunu olan bir
ülke durumundadır. En sade vatandaş bile bu sorunlarla yakından ilgilenme
gereğini duyar. O bakımdan Sayın Ahmet Necdet Sezer’in bir eksiklik duyacağını
hiç sanmıyorum.
TAHA AKYOL: Sayın Başbakan bize verdiğiniz bu mülâkat için çok
teşekkür ediyorum.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Ben teşekkür ederim, iyi akşamlar.
NTV/ANA HABER BÜLTENİ (25 Nisan 2000)
MURAT AKGÜN: Dün hükûmeti oluşturan üç partinin liderleri ortak
bir adayla çıktı ve bugün de net ve kesin bir şekilde muhalefet liderlerinden
bu adaya yani Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’e destek
geldi. Önce şunu sormak istiyorum; nasıl hissediyorsunuz bütün bu olanlardan
sonra?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Çok rahatlamış hissediyorum kendimi.
Çünkü birkaç aydır adeta bir kâbus yaşar gibiydim. Daha doğrusu 2 yıl öncesinden
beri ben Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla bir bunalıma sürüklenebileceği
kaygısını taşıyordum. Çünkü Türkiye’de genellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri
sorun nedeni olabilir veya sorunları ağırlaştırabilir. Oysa Türkiye bir
istikrar dönemine giriyordu. Bunun aksamaması gerekirdi, o bakımdan çok
kaygılıydım ve aylardan beri bunun olabildiğince hafif geçiştirilebilmesi
olasılıkları, olanakları üzerinde duruyordum.
Ben öteden beri siyasal yaşamımda uzlaşmaya büyük değer veririm. 12
Mart 1970’li yılların başlarında normal demokratik yaşama dönerken o zamanki
Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın; rahmetli Muhittin Taylan’ın Cumhurbaşkanlığı
üzerinde durmuştum, fakat bazı engeller ortaya çıkmıştı. Bu kez de ancak
uzlaşı yoluyla bu sürecin esenliğe ulaştırılabileceği kanısındaydım. Fakat
benim tahminimden daha kolay ve daha kısa sürede oldu. Bu da bana çok büyük
mutluluk verdi.
MURAT AKGÜN: Efendim, ben dün geceye dönmek istiyorum hemen.
Sanıyorum hükûmet kurulduğundan beri en uzun liderler zirvesi dün yaşandı
ilk defa.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hem evet, hem hayır. Çünkü biz dün saat
17.00 sularında Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Sezer’in adaylığı konusunu
gündeme getirdik. Muhalefet partilerinin sayın liderlerine; Sayın Devlet
Bahçeli’ye, Sayın Mesut Yılmaz’a sunduk bu önerimizi ve onlar da çok kısa
bir süre içinde uygun buldular. Yani aramızda bu konuda tartışma bile olmadı
denebilir. Ondan sonra doğal olarak biz bu önerimizi iki muhalefet partisinin
sayın genel başkanlarına sunduk. Tabiî onlar için yeni bir öneriydi, bunun
üzerinde düşünmelerine fırsat olmamıştı. Onun için yetkili organlarıyla
birlikte işi ciddiye alarak bu konu üzerinde tartışmalarını sürdürdüler.
Biz onların vereceği yanıtı bekledik. Aslında kendi aramızda sohbet ettik.
Ciddi, ağır bir tartışma sürecine gerek bile kalmadı denebilir.
MURAT AKGÜN: Peki efendim, o zaman biraz daha geriye dönmek istiyorum
-çünkü kamuoyunun hep merak ettiği bir konu var- o da ANAP Genel Başkanı
Sayın Mesut Yılmaz’ın Cumhurbaşkanlığı istediği yönünde hep birtakım söylentiler
vardı. Sayın Mesut Yılmaz bu konuyu net bir şekilde sizin önünüze koydu
mu, “Ben aday olmak istiyorum” dedi mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, kesinlikle ima yoluyla bile böyle
bir istekte bulunmadı. Bazı konularda Sayın Mesut Yılmaz’a çok ithamlar
yöneltilir, bu konuda çok açık davrandı benimle görüşmelerinde. Ben herhangi
bir parti genel başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmamalı derken, Sayın Mesut
Yılmaz’ı kastetmiş değildim, kendim dahil bütün genel başkanları kastetmiştim.
Benim için de biliyorsunuz istekler öne sürüldü, Anayasa’yı değiştirelim
denecek kadar öneriler geldi, fakat istemiyordum ve Sayın Devlet Bahçeli
de, Sayın Tansu Çiller de, Sayın Recai Kutan da genel başkan ve hiçbir
genel başkan olmasın dedim. Bundan kastım da kesinlikle Sayın Mesut Yılmaz
değildi.
MURAT AKGÜN: Peki efendim, “Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Mesut
Yılmaz’la çok kısa sürede anlaşmaya vardık, ardından muhalefete gittik”
dediniz. Muhalefetten de çok gecikmiş sayılmaz bu cevap. Peki bütün bu
süreçten önce Sayın Cumhurbaşkanı Demirel’e Ahmet Sezer’in ismi hakkında
bilgi verdiniz mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, ona fırsat olmadı, çünkü bu çözüm
dün saat 17.00’ye doğru aklımıza geldi. Evvela Sayın Ahmet Necdet Sezer’e
sorduk; “Böyle bir şey olursa kabul eder misiniz?” diye. Tabii sonunda
kazanmak da var, kazanamamak da var. Çok olgun karşıladı, sonucu ne olursa
olsun bu göreve hazır olduğunu söyledi, o bizi rahatlattı. Ondan sonra
genel başkanlarla görüştük.
MURAT AKGÜN: Peki efendim, dün gecekinden bir evvelki zirvede
dört tane isim ortaya konmuştu; ikisi DSP kanadından, iki isim de MHP kanadından.
Ama siz başından beri hep geniş tabanlı mutabakatın olacağı bir aday için
bastırıyordunuz, bu konuda ısrarlıydınız. Peki o dört adaydan evvel böyle
bir ismin gündeme gelmesi mümkün değil miydi ya da ne gibi gelişmeler oldu
ki o dört adaydan tek isme geçildi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Bir söz vardır; “İnsan bunalmadıkça hızır
yetişmez” diye. Dün akşama doğru ben bayağı bir çözümsüzlük sıkıntısı içindeydim.
O sırada arkadaşlarımla birlikte aklımıza bu çözüm yolu geldi ve rahatlamış
olduk. Hele muhalefet anlayışla karşılayınca, Sayın Sezer olumlu karşılayınca
çok rahatladık fakat ondan önce bayağı bir sıkıntı içindeydim.
MURAT AKGÜN: Efendim, daha evvelden Anayasa değişiklik oylamaları
sırasında bir tablo vardı. O zaman da hükûmet kanadındaki liderlerin mutabakatı
vardı. Fakat milletvekilleri bu yönde oylarını kullanmadılar. Şimdi bugüne
dönecek olursak, bugün daha da geniş bir mutabakat var. Beş liderden Sayın
Sezer’e destek var. Acaba milletvekilleri yine aynı yönde davranırlar mı,
yine o tablo yaşanır mı sizce?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hiç öyle bir olasılık olacağını sanmıyorum.
MURAT AKGÜN: Bu sözlerinizden birinci turda bile Sayın Sezer’in
Cumhurbaşkanı olacağı kesin...!
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: O bir olasılık, birinci turda da hiç
kolay değil çünkü bireysel girişimleriyle aday olan sayın milletvekilleri
de var. Ama o da bir olasılıktır yani şaşırmam ve sevinirim.
MURAT AKGÜN: Peki, bu sözlerinizden şu sonuca varabilir miyiz;
Türkiye artık Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir sorun olmaktan çıkaracak
mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: O özlemi hep duymuşumdur çünkü biraz
önce de belirttiğim gibi, Türkiye’de genellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi
bir sorun olur veya sorun yaratır, sorunlardan etkilenir. Oysa öyle olmaması
gerekir, demokrasi bir süreklilik sürecidir. Şimdi çok rahat bir şekilde
inşallah yeni bir Cumhurbaşkanlığı dönemine geçmiş olacağız.
MURAT AKGÜN: Başka bir soru yöneltmek istiyorum: Sizin bu süreçte
yani Cumhurbaşkanlığı adayının belirlenmesi sürecinde çeşitli kesimlerle
temaslarınız oldu. Bunlardan biri de Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral
Hüseyin Kıvrıkoğlu’ydu. O görüşmeden sonra gazeteciler size sordular; “Sayın
Kıvrıkoğlu’nun istekleri, talepleri nelerdi?” Siz de dediniz ki; “Vatansever
bir Türk Generali’nin beklentileri, istekleri nelerse, Sayın Kıvrıkoğlu’nun
beklentileri ve istekleri de oydu” Sizce Sayın Sezer, Genelkurmay Başkanımız’ın
istek ve talepleriyle ne kadar örtüşen bir aday?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Sayın Genelkurmay Başkanı’nın ve Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin çok duyarlı olduğu konuların başında laiklik geliyor.
O bakımdan herhangi bir sorun olmayacaktır. Zaten laiklik karşıtı akımların
etkisi son 1-2 yıl içinde bir hayli azalmıştır. 1997’de başlattığımız eğitim
reformunun buna çok büyük katkısı olmuştur. Devletin demokratik denetimi
bu konuda çok daha etkili duruma gelmiştir.
Bu konuda Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin duyarlı olması doğaldır. Fakat
o açıdan herhangi bir sorun olmayacaktır, bu dönemde ondan kesin olarak
eminim. Ayrıca ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda Türk Silâhlı Kuvvetleri
çok hassastır. Dürüstlük konusunda çok hassastır. Bunlar herhangi bir hükûmet
veya cumhurbaşkanı değişikliği vesilesiyle değil, toplumun birçok kesimi
gibi Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin de öteden beri duyarlı olduğu konulardır.
O bakımdan herhangi bir sorun da ortaya çıkmayacaktır.
MURAT AKGÜN: Müsaade ederseniz meselâ şu soruyu yöneltmek istiyorum:
Acaba liderler zirvesi sırasında yani üç lider biraradayken Genelkurmay
Başkanı Sayın Kıvrıkoğlu’yla bir temasınız oldu mu, ona bu ismi ilettiniz
mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır olmadı, gerek de olmadı. Benim
Sayın Kıvrıkoğlu’yla görüşmelerim zaman zaman oluyor. Bu arada beni de
ziyarete geldi, biliyorsunuz birkaç gün önce görüştük. Fakat genel ülke
sorunları üzerinde durduk. Bunun dışında herhangi bir sorun sayılabilecek
bir şey olmadı.
MURAT AKGÜN: O zaman yani Sayın Kıvrıkoğlu da, Sayın Ahmet Necdet
Sezer’in ismini bizimle beraber yani basınla, kamuoyuyla beraber öğrendiler.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tabiî. Ben de o ismi ilk defa dün akşama
doğru düşündüm ve dile getirdim.
MURAT AKGÜN: Peki efendim, kamuoyunda bir beklenti vardı. Hatta
bunu zaman zaman liderler ve siz de dile getirdiniz; aday olacak, daha
sonra da Cumhurbaşkanı seçilecek kişi dış politikayı bilmeli, bu konuda
tecrübesi olmalı diye. Fakat benim bilebildiğim kadarıyla -eğer yanılıyorsam
lütfen düzeltin- Sayın Sezer’in dış politika alanında çok fazla bir tecrübesi
olduğu söylenemez. Bu Türkiye’nin dış politikasında bir handikap yaratacak
mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı dış politikayla,
özel yaşamında veya bir vatandaş olarak yaşamında ne kadar ilgilenmiştir
bilmiyorum. Ama öğrenim herkes için sürekli bir süreçtir. Bilim sürekli
olarak değişir, sorunlar sürekli olarak değişir ve toplum sorunlarıyla,
ülke sorunlarıyla ilgili her vatandaş da bu sorunları yakından izlemeye,
değerlendirmeye çalışır. Sayın Ahmet Necdet Sezer çok bilgili bir kimsedir,
çok sağlam bir entellektüeldir. Hepimizin bazı konularda eksiklikleri olabilir,
benim de vardır. Eğer görevimi yapabilmem bakımından o eksikliğimi gidermem
gerekiyorsa, onun gerekli önlemlerini alırım. Kaldı ki Türkiye’de devlet
çok iyi örgütlenmiştir ve her konunun uzmanları vardır, uzman kuruluşları
vardır ve bütün bunların hizmetleri Cumhurbaşkanı’na sunulur. Ben de dış
politikayı gençliğimden beri yakından izlediğim halde, sürekli olarak uzmanların
birikimlerinden yararlanmaya çalışırım. O bakımdan bir sorun olacağını
düşünmüyorum. Cumhurbaşkanı’nda aranması gereken ilk özellik tarafsızlıktır.
Bizim adayımızın; Sayın Sezer’in tarafsızlık bakımından hiçbir eksiği olmayacağına
kesinlikle inanıyorum. Kendi mesleki yaşamında, hukukçu olarak yaşamında
tarafsızlıktan hiçbir zaman ayrılmamıştır. Bu konuda kendisine yönelik
herhangi bir eleştiri olmamıştır.
Cumhurbaşkanlığı’nın tam tarafsızlığı ülkeye de huzur getirir. Sayın
Süleyman Demirel de Cumhurbaşkanlığı döneminde tarafsızlığa çok önem verdi.
O bakımdan halkın güvenini daha çok kazanmış oldu.
Sayın Ahmet Necdet Sezer, bunu mesleğinin de gereği olarak yerine getirecektir.
Tarafsızlığı ile topluma büyükrahatlık verecektir. Zaten onun tarafsızlığına
güvenilmeseydi adaylığı üzerinde beş parti bu kadar kolaylıkla anlaşamazdı.
MURAT AKGÜN: O zaman şunu sorayım: Önemli bir sorun aşılmışa
benziyor,
inşallah aşılacak. Peki bundan sonra hükûmetin gündeminde neler olacak?
Örneğin bir af söz konusu mu?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından
af konusu mutlaka gündeme gelecek. Onun dışında ekonomi öncelikli sorunumuz.
Ekonomi bağlamında ben, bu yıl özellikle bir tarım ve toprak reformunun
başlatılmasını özlüyorum. Bu konuda ilgili Bakan arkadaşlarımız da gereken
altyapı çalışmalarını, hazırlık çalışmalarını yaptılar. Son 2-3 ay bazı
ülke sorunlarının gündemden düştüğü bir dönem oldu ama ona rağmen ekonomiyi
düzlüğe çıkartmak için almamız gereken önlemleri cesaretle almaya devam
ettik. Fakat tabiî ekonomiye daha çok vakit ayırmamız gerekiyor.
MURAT AKGÜN: Efendim, size son iki soru sormak istiyorum kısa
kısa cevaplarını rica edeceğim. Bir tanesi; bugün Sayın Ahmet Necdet Sezer’in
sabah saatlerinde Cumhurbaşkanlığı’nın yetkilerinin kısıtlanmasına dair
bir konuşması oldu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Cumhurbaşkanı’nın özellikle Anayasa’nın
104’ncü maddesiyle tanınan yetkilerinin biraz fazla geniş olduğunda herkes
birleşiyor. Ancak Sayın Süleyman Demirel o yetkileri sınırlı ölçüde kullanmıştır.
Hatta çok partili yaşama geçme aşamasında Sayın Kenan Evren bile çok sınırlı
kullanmıştır. Onları bir miktar daraltmakta yarar vardır, bütün hukukçular
da bunun gereği üzerinde duruyorlar.
MURAT AKGÜN: Peki, bu yönde hükümetin bir adımı olacak mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Zaten Türkiye’nin gündeminde Anayasa
değişiklikleri var. O konuda epey adım atıldı 1995’te biliyorsunuz kapsamlı
Anayasa değişiklikleri yapıldı. Biz bugünkü hükûmetin ilk aşamasında bazı
Anayasa değişiklikleri yaptık fakat onun dışında en az 20-25 maddede daha
Anayasa değişikliği yapılması gereğinde hemen hemen bütün partiler birleşiyorlar.
Önümüzdeki aylarda bu konular öncelikli konular arasına girecektir.
MURAT AKGÜN: Efendim son bir soru sormak istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı
Demirel’in bu görevden ayrıldıktan sonra politikaya döneceği, bu yönde
faaliyet göstereceğine dair iddialar, yorumlar var. Bu konuda sizin düşünceniz
nedir?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: O konuda hiçbir şey bilemem. Sayın Süleyman
Demirel, ben inanıyorum ki -Allah uzun ömürler versin- ömrü boyunca ülke
sorunlarıyla yakından ilgilenecektir şu veya bu şekilde. Buun ne şekilde
olacağını en iyi kendisi bilir.
MURAT AKGÜN: Peki, bu hükûmet seçimlere kadar devam edecek mi,
normal tarihe kadar?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Onu umarım.
KANAL D / ANA HABER BÜLTENİ (25 Nisan 2000)
TUNCAY ÖZKAN: Tarihi bir gün bugün çünkü sadece iktidardaki ortaklarınızı
değil, aynı zamanda muhalefeti de ikna ettiniz ve büyük bir mutabakat ortaya
çıktı. Peki bu kolay oldu mu efendim? Siz Türk siyasetinin duayenlerindensiniz,
geçmişte başarılı olamayan bu şey 2000’de nasıl oldu da gerçekleşti?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Umduğumdan daha kolay oldu. Aslında çok
kaygılıydım, 2 yıl öncesinden beri bu Cumhurbaşkanı değişikliğini ve bunun
yolaçabileceği sarsıntıların kaygısını taşıyordum. Çünkü geçmişte Türkiye’de
cumhurbaşkanlığı seçimleri genellikle ya sorunlu olmuştur, ya da sorunlardan
etkilenmiştir. Bu kez de Türkiye tam bir istikrarlı ortama girmişken, Cumhurbaşkanı
seçimi dolayısıyla bu istikrarın bozulma olasılığı, partiler arasında uzlaşma
eğiliminin zayıflama olasılığı beni çok kaygılandırıyordu. Bütün düşüncelerimi
de bu konuya yoğunlaştırmıştım. Bu sürecin başlangıcında bir hayli zorlukla
karşılaşacağımız düşüncesi bende yer etmişti. Hatta dün akşam saat 17.00
sularına kadar bu kaygılarım devam ediyordu. Fakat Necdet Sezer’in adaylığı
söz konusu oldu. Kendisine danıştık, bunu kabul eder mi diye -tabiî her
adayın rizikoları da vardır- hiç tereddütsüz kabul etti.
TUNCAY ÖZKAN: Kim konuştu kendisiyle?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Benim adıma Sayın Hüsamettin Özkan konuştu.
Ama sonra bizi bekleyen liderlerle; Sayın Bahçeli ve Sayın Yılmaz ile görüştük.
Onlar da bu çözümü uygun bulunca, büyük bir rahatlık hissettim. Tabiî hemen
de yeterince rahatlayamadık çünkü bütün muhalefet partilirinin de bu uzlaşmada
mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyorduk, başka türlü bir ulusal mutabakat
olamazdı. Biz özellikle bugünkü hükûmetin kuruluşundan beri bütün temel
konularda- Meclis’teki sayımız fazlasıyla yeterli olsa bile- muhalefetle
de uzlaşı yollarını arıyorduk. Muhalefet partileri için, yani Doğru Yol
Partisi ve Fazilet Partisi için bu çok yeni bir öneriydi. Biz de ilk defa
gündeme getiriyorduk, onun için kurullarını toplayıp üzerinde tartışma
ve düşünme gereğini duydular. Sanılıyor ki dün akşam 8 saat veya 6 saat
tartıştık hükûmet ortakları arasında, hayır öyle bir şey olmadı. Bu Necdet
Sezer formülünü benimsedikten sonra, bekleme sürecine girdik muhalefetten
nasıl bir yanıt gelecek diye. Haklı olarak biraz uzadı çünkü çok değişik
bir öneriydi, kendi kurullarında bunu değerlendirmeleri, tartışmaları çok
doğaldı. O nedenle toplantımız uzadı gibi göründü.
TUNCAY ÖZKAN: Peki efendim, Silahlı Kuvvetler’in sizinle ve Sayın
Genelkurmay Başkanı ile görüşmesi oldu. Silahlı Kuvvetlerimiz bir ilkeler
dizini ortaya koydu ve kendi görüşlerini yansıttı. Bu formül Silahlı Kuvvetlerimiz’in
benimsediği bir formül müdür? Sayın Sezer, Silahlı Kuvvetlerimiz’in bu
ilkeler dizini içerisinde bulunan kıstaslara uyan bir seçim mi olmuştur?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Silahlı Kuvvetler bir kere hukuka, hukuk
devletine büyük önem verir, laikliğe büyük önem verir. Bu konulara Sayın
Ahmet Necdet Sezer’in ne kadar önem verdiği de bilinen bir gerçek. Dürüstlüğüne
kimse toz konduramaz. Bunlar manevi değerler açısından önemli duyarlılıklardır,
toplumun çok büyük kesiminin kendiliğinden paylaştığı duyarlılıklardır.
O bakımdan herhangi bir sorun olmayacaktır.
TUNCAY ÖZKAN: Efendim, liderler kendi aralarında biraraya geldiler,
içlerinden birisini değil, parlamento içerisinden birini değil, ama dışarıdan
birisini seçtiler. Bu formül Meclis’te bazı dalgalanmalara yol açtı, niçin
Meclis içinden bir kişi değil diye. Neden Meclis içinden bir kişi değil?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Meclis içinde de çok değerli, çok iyi
yetişmiş pekçok insan var, bunu içtenlikle söylüyorum. Bugünkü Meclis’i
tanıdıkça bu inancım daha da artıyor. Ama siyasal yaşamda birtakım yarışmalar,
çekişmeler, huzursuzluklar olur ve bir insan ne kadar yetenekli, ne kadar
birikimli olsa da devlet işleri bakımından, bunların olumsuz etkileri karşısında
engelli bir duruma düşebilir. Biz evvela Meclis içinden birinin adaylığı
üzerinde birleşmek istedik. Hepimizin bu konudaki isteği çok içtenlikliydi
fakat ilginçtir; bu Meclis’te yeralan bütün partiler öncelikle Meclis içinden
birinin seçilmesi gerektiğini açıkladılar. Bu olmazsa Meclis dışından da
olabilir dediler. Bunu birkaç kere de yinelediler. Biz, içtenlikle evvela
Meclis içinden bir çözüm üzerinde durduk fakat belirttiğim nedenlerle,
politikanın kendi iç dalgalanmaları sıkıntıları, sorunları nedeniyle buradan
bir yere varamayacağımızı veya varmanın çok zor olacağını hepimiz algıladık.
Onun üzerine Meclis dışına da gözümüzü çevirelim dedik. Ben evvela bir
Meclis içinden, bir Meclis dışından aday düşündüğümü söylemiştim. Sayın
Bahçeli yine bir Meclis içinden, bir Meclis dışından adayları olduğunu
söylemişti. Sonunda Meclis dışından uygun bir kimse bulunursa, daha kolay
çözüme, uzlaşmaya varılabileceği sonucuna vardık ve gerçekten de öyle oldu.
TUNCAY ÖZKAN: Şimdi Yıldırım Bey de aday ve böyle girecek bu
yarışa. Parlamento’da siz bu mutabakatın değişebileceği yönünde bir kanıya
sahip misiniz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır kesinlikle bir şey olmayacaktır.
5 partinin de liderleri, yönetimleri, yöneticileri bu konuda kararlılık
içindeler, dün ve bugün varılan sonucun çok önemli olduğunun bilinci içindeler.
Bu bakımdan yoldan herhangi bir geriye dönüş söz konusu olmayacaktır.
TUNCAY ÖZKAN: Peki efendim, Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte
yeni bir dönem başlayacak. Türkiye’nin yakın gündeminde ertelediği pek
çok şey var. Standard and Poor’s bugün Türkiye’nin kredi notunu yükseltti.
Borsa bakıyoruz canlılık içerisinde, Merkez Bankası Başkanımız paramızdaki
bazı sıfırları kaldırarak enflasyonla mücadeleyi yaşama geçireceklerini
geçileceğini, bu konuda hazırlık yapıldığını açıkladılar. Yeni Cumhurbaşkanı
seçimiyle birlikte Türkiye’nin gündemine hükûmet neler getirecek?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Öncelikle ekonomi. Ekonomi zaten gündemde
de fazla ön plana çıkmıyordu ama ekonomik alanda almakta olduğumuz tedbirler,
önlemler hiç eksiksiz yerine getirilmeye devam etti, geride bıraktığımız
aylarda. Ama dikkatler daha çok politika üzerinde, Cumhurbaşkanlığı seçimi
üzerinde yoğunlaştı. Tabiî benim bu konuda çok duyarlı oluşumun, ‘aman
ortalık karışmasın’ kaygısı içinde oluşumun temel nedeni de şu; Türkiye’de
çok kararlı bir ekonomik programı uygulamaya başladık. 20-25 yıllık bir
yüksek ateşli hastalık anlamına gelen enflasyon aşağıya çekilmeye başladı.
Bunun tedbirleri, önlemleri alınmaya başladı bu sürecin devam edebilmesi
için siyasal istikrarı da devam ettirebilmek şarttı. O istikrar bozulursa
ekonomide atmaya çalıştığımız bütün adımlar da boşa gitmiş olacaktı, halk
boşuna sıkıntı çekmiş olacaktı. O bakımdan kaygılıydım ama çok şükür bugün
huzur verici bir sonuca ulaşılmış bulunuluyor ve bunun ekonomimizi olumlu
yönde etkileyeceğine inanıyorum.
TUNCAY ÖZKAN: Türkiye’deki bu değişimin, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiği
konusundaki fikirleriniz nelerdir efendim? Örneğin Sayın Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel ile ilgili Anayasa değişikliği geldi, parlamento kabul
etmedi. Bugün inanılmaz bir şey daha yaşandı; 5 lider yanyana oturdu. Olağanüstü
şeylerin yaşandığı bir dönemden, süreçten geçiliyor, bunu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Türk toplumu çok değişti son 20-30 yılda.
Yani düşünün ki bundan 20-25 yıl önce Türkiye tarım ağırlıklı ekonomisi
olan bir ülkeydi. Bugün dış satımının yüzde 90’nı sanayi ürünleri oluşturuyor.
Dünyaya oldukça kapalı bir ülkeydi, kendi bölgesinde sorunları olan bir
ülkeydi Türkiye. Oysa son yıllarda bir kere kendi bölgesinde uzlaşı içine
girdi ve dünyaya açılmaya başladı. Yalnız Batı Avrupa’ya, Avrupa Birliği’ne
değil, Kafkaslar’a, Orta Asya’ya, Uzak Doğu’ya, Hindistan’a, Japonya’ya,
Çin’e, Avustralya’ya, Pasifik ötesi, Atlantik ötesi ülkelere, Afrika’ya,
Latin Amerika ülkelerine açılmaya başladı. Bütün bunların davranışlar üzerinde,
değerlendirmeler üzerinde etkileri oldu ve tabiî eğitim çok yaygınlaştı.
1997 yılında başlattığımız eğitim reformuyla sadece 8 yıllık temel eğitim
bakımından değil, çağa uyum sağlayabilme bakımından da çok ileri adımlar
atıldı. Medya çok değişti, basın-yayın çok değişti. Bugün Türkiye’de en
az ulusal düzeyde 30 televizyon, yaklaşık 250-260 da yerel televizyon var.
Bunların da değerler, toplumsal davranışlar üzerinde çok önemli etkileri
oluyor, artık dünyayı çok daha iyi tanıyoruz. Örneğin bundan 15-20 yıl
öncesine gelinceye kadar Türkiye’de koalisyonlardan çok korkulurdu, başımıza
ne geldiyse koalisyonlardan geldi denirdi oysa son yıllarda koalisyona
alıştık. Koalisyona alışmak demek uzlaşıya alışmak demektir. Farklı düşünceleri
olan kimselerin birarada yaşamaya ve birarada çalışmaya alışması demektir.
Bütün bunlar Türkiye’de büyük değişikliklere yolaçtı. Ekonomik bakımdan
dünyaya büyük ölçüde açıldık. İnsanî eğitim bakımından, bilgi toplumu olma
bakımından büyük ölçüde açıldık. Bu kadar değişiklik biraraya gelince elbette
bunun birtakım sonuçları görülecektir.
TUNCAY ÖZKAN: Efendim ben size son olarak Sayın Mesut Yılmaz
ile ilgili bir soru sormak istiyorum; Sayın Yılmaz size Cumhurbaşkanı adayı
olmak istediğini söyledi mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır kesinlikle söylemedi, ima yoluyla
bile söylemedi. Bazı konularda Sayın Mesut Yılmaz’a çok haksızlık yapılıyor.
İlişkilerimiz benim için daima güven verici oldu, yani kendisiyle güven
içinde her konuda işbirliği yaptım.
TUNCAY ÖZKAN: Çok teşekkür ederim.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Ben teşekkür ederim.
TRT-1 / ANA HABER BÜLTENİ (26 Nisan 2000)
ZAFER KİRAZ: Sayın Başbakanım hoşgeldiniz.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hoş bulduk, teşekkür ederim.
ZAFER KİRAZ: Uzun ve yorucu sürecin bir bölümünü geride bıraktınız.
Bu sürecin ilk bölümünde 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 5 yıl
daha görevde kalması için girişimleriniz oldu, sonuç alamadınız. Araya
rahatsızlığınız girdi ve -eğer yanlış bir kanı belirtirsem lütfen bağışlayın-
sizi biraz moralsiz görmüştük. Dün varılan mutabakatın ardındansa sizi
rahatlamış gördük. Bu görüntüleriniz ekrana yansıdı, gelişmelerden memnun
musunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Çok memnunum. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı
seçimi daima gerilimlere neden olmuştur, sorunlara neden olmuştur veya
sorunlardan etkilenmiştir. Ben bunun sıkıntısını daha iki yıl öncesinden
düşünmeye ve duymaya başlamıştım. O nedenle de Sayın Süleyman Demirel’in
görev süresinin bir süre daha uzatılmasını savunmuştum ama dediğiniz gibi
sonuç alınamamıştı. Ondan sonra yeni Cumhurbaşkanı seçimi sürecine girildi.
Ortam yine gerilmeye başladı. Hem partilerin arasında, hem de partilerin
kendi içlerinde sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Hatta dün gece yarısı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer alan talihsiz olay, partilerin kendi
içinde bile Cumhurbaşkanlığı seçiminin ne kadar tatsız olaylara yolaçabileceğini
gösteriyor. Bunda kusur bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde değil,
tam tersine daha önceki Türkiye Büyük Millet Meclisleri’nde. Cumhurbaşkanlığı
gündeme geldiği vakit hep bir ölçüde tatsız olaylar, gerilimler, sorunlar
ortaya çıkmıştır. Bundan bir iki gün önce belki ekranlarda benim yüz ifademe
bakanlar, yine beni sıkıntıda görmüşlerdir. Dediğiniz gibi, gerçekten sıkıntıdaydım
çünkü uzun uzadıya düşündüğümüz, araştırdığımız halde, partiler arasında
-bu arada iktidar ortağı partiler arasında da- bir sonuca ulaşmanın zorluğunu
görüyordum, sıkıntısını duyuyordum. Ama sorunu artık aşmış durumdayız.
Evvelâ üç koalisyon ortağı partinin genel başkanları bir aday üzerinde
anlaştık; Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’in adaylığı
üzerinde anlaştık. Bu bize bir anlamda sayısal açıdan yetebilirdi. Çünkü
üç koalisyon ortağı partinin oylarını az çok birleştirmeleri durumunda
ilk 1-2 turda değilse de, bundan sonra yeterli oy desteğini sağlayabilecektik.
Ama bu hükûmet döneminde biz başından beri her önemli veya daha az
önemli konuda muhalefet ile de uzlaşı aramayı ilke olarak benimsedik. Çünkü
demokrasi bir uzlaşı rejimidir herşeyden önce. Hele milletin birliğini
temsil eden, devletin bütünlüğünü ve uyumlu çalışmasını gözetmekle görevli
olan Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi söz konusu olduğunda sadece iktidarı paylaşan
partilerin iradesine bağlı kalmamanın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
bütününü temsil eden bir uzlaşıya varmanın önemini düşünüyorduk. Bu konuda
bir müsbet sonuca vardık. Muhalefet partilerinin sayın liderleriyle de
diyalog kurduk ve olumlu oylarını, onaylarını sağlamış olduk. Bu tabii
beni çok rahatlattı, çok sevindirdi. Onun için yüz ifademe de bu bir mutluluk
olarak yansımış olabilir ama bence bunun, benim mutluluğum olmanın ötesinde
milletin mutluluğu olması gerekir.
ZAFER KİRAZ: Efendim, ortak aday belirlenmesinde en çok hangi
konuyu göz önünde tuttunuz? Yani Cumhurbaşkanı’nın Parlamento’dan çıkması
konusunda ne tür zorluklar vardı ki Türkiye Büyük Millet Meclisi dışından
bir aday belirlendi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT:Bu zorluklar her zaman ortaya çıkmıştır.
Çok partili rejime geçildiğinden beri ne zaman Cumhurbaşkanlığı seçimi
söz konusu olsa gerilimler olmuştur, tatsızlıklar, bunalımlar olmuştur.
Hatta az önce söylediğim gibi, yalnız partiler arasında değil, partilerin
kendi içlerinde aday adayları arasında da tatsızlıklar olabilmiştir ve
istikrar aksamıştır. Oysa biz son zamanlarda epeydir milletçe özlemini
çektiğimiz siyasal istikrarı yakalamış gibiyiz. Türkiye çok ağır sorunlarla
karşı karşıya; enflasyon biliyorsunuz çok yüksek düzeylere çıkmıştı 20-25
yıldır. Bu yüksek enflasyonun bağımlısı haline gelmiştik. Enflasyonu aşağı
çekmek, faizleri aşağı çekmek, ekonomiyi düzlüğe çıkarmak yolunda ciddi
atılımlara başlamıştık hükûmet olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde.
Birçok reform niteliğinde yasa çıkarıyorduk. Türkiye Büyük Millet Meclisimiz
bütün dünyada hayret uyandıracak kadar hızlı ve uyumlu bir uzlaşı içinde
çalışmaya başlamıştı. Eğer Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bir tatsızlık
olacak, gerilime yol açılacak olursa siyasal istikrar ve onun sonucu olarak
da ekonomik istikrar yeniden ortadan kalkabilirdi veya ciddi olarak sarsılabilirdi.
Onun için uzlaşıya özellikle bu dönemde büyük verdik. Yoksa Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nden Cumhurbaşkanlığı’na ehil bir kimse çıkmaz gibi bir
düşünceyi asla benimsemedik. Böyle bir düşünce gerçekçi de olmaz. Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nde devleti yönetmeye ehil birçok değerli milletvekilimiz
vardır, bunu içtenlikle söylüyorum. Nihayet bizler de Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin bir unsuruyuz. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde Cumhurbaşkanlığı
seçiminde hep sorunlar olmuştur. O nedenledir ki, 1982 Anayasasını hazırlayanlar
bu gibi sorunlarla karşılaşılması durumunda başvurulabilecek çareleri göstermiştir.
Yani Cumhurbaşkanlığı seçiminin belli bir süre içinde tamamlanması, o süre
içinde tamamlanamazsa otomatik olarak seçime gidilmesi gibi unsurlara,
hükümlere Anayasa’da yer verilmiştir. Onun yanısıra yine bir seçme zorluğu
ile karşılaşıldığında Türkiye Büyük Millet Meclisi dışından, 40 yaşını
aşmış kimselerin de 110 imzalı bir önerge verilirse Cumhurbaşkanlığı’na
aday olabilmelerini öngörmüştür Anayasa. Bu bir Anayasa kuralıdır. Yadırganacak
yanı yoktur. Başka bazı demokratik ülkelerde de Devlet Başkanı seçmekte
zorluk çekildiği vakit, yüksek mahkemelerin başkanlarından birine bu görevi
sunmak adet haline gelmiştir. 12 Mart 1972-1973 rejim kesintisinden
çıkış yolunu ararken de ben yine o zamanki Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın
Muhittin Taylan’ın adını gündeme getirmiştim. Yani öteden beri benimsediğim
bir düşünceydi bu. Fakat bazı engellerle karşılaşılmıştı.
ZAFER KİRAZ: Sadece bugünün koşullarında ortaya çıkmış bir şey
değil.
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT:Hayır, kesinlikle değil ve milletvekillerinin
devleti yönetmeye ehil olup olmaması ile de ilgili değil. Türkiye Büyük
Millet Meclisi içinden ne kadar ehil kimse çıkarsa, Türkiye Büyük Millet
Meclisi dışından da o kadar ehil kişi çıkabilir. Pekçok nitelik aranabilir
Cumhurbaşkanı seçilecek kimselerde fakat bunların en başında tarafsızlık,
güvenilirlik unsuru geliyor. Bütün partilerin aşağı yukarı üzerinde birleşebileceği
bir aday ortaya çıkarılması yeralıyor. İlk defa Türk demokrasi hayatında
bir Cumhurbaşkanı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni temsil eden bütün
partilerin -iktidar ve muhalefet ayrımı gözetilmeksizin- bütün partilerin
katkısıyla ve uzlaşısıyla bir Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin karar alınması
girişiminde bulunuldu. Bu olağanüstü önemli bir olaydı. Bütün millette
heyecan uyandırdı. Bu heyecanın şimdi gölgelenmemesini diliyorum ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi içinden adayların veya o adaylara oy vermeyi düşünenlerin
de beş parti genel başkanının, bu uyumunu, bu uzlaşısını yarın ödüllendirmelerini
diliyorum.
ZAFER KİRAZ:Sayın Başbakanım, iyimsersiniz, sözlerinizden de
bu çok net anlaşılıyor. Dünden bu yana da, Anayasa değişiklik teklifi ile
ilgili oylama öncesinde de bir ortak tutum vardı ama sonuç farklı oldu.
Az önce sizin söylediğiniz gibi, dün gece bir Devlet Bakanı’na yönelik
olaylar vardı. Bir istifa yaşandı. Diğer adayların açıklamalarını izliyoruz
sürekli, yarınki oylama öncesinde bir tahmininiz olabilir mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT:Ben rakamlarla ilgili kehanetlerle bulunmaktan
genellikle kaçınırım. Rakamlar ve oranlarla ilgili kehanetlerde bulunmak
istemem. Şunu söyleyeyim; umutluyum, daha doğrusu iyimserim -sizin kullandığınız
deyimle-. Dediğim gibi, eğer yarın ilk turda Sayın Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı
seçilirse bu, ülkede büyük ferahlık uyandıracaktır. Dünyada büyük takdir
toplayacaktır. Süreç uzadıkça birtakım tatsız olaylar da birbirini izleyebilir.
O nedenle benim dileğim, temennim ilk turda seçilmesidir, ama bu olur veya
olmaz. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine bağlı fakat ben bütün
milletvekillerimizin bu uzlaşı örneğini beş iktidar ve muhalefet partisinin
çizdiği sevindirici tabloyu ödüllendirmelerini diliyorum.
ZAFER KİRAZ:Az önce yine altını özellikle çizdiniz; siz ve koalisyon
ortağı diğer siyasî partilerin genel başkanları sürekli istikrar kelimesinin
altını özellikle çiziyorsunuz. Sayın Ahmet Necdet Sezer’in seçilememesi
durumunda istikrar ne olur?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Ben o kadar olumsuz olasılıkları düşünmek
bile istemiyorum şu sırada. İhtimal de vermiyorum seçilmemesine. Eğer üç
iktidar ortağı, ikisi muhalefeti temsil eden beş parti lideri elbette sadece
kendi düşüncelerini yansıtmadılar, nabzını tutmakla görevli oldukları gruplarının
da eğilimlerini saptamaya çalıştılar. Tabii burada bir zorluk var; Cumhurbaşkanlığı
seçimi için bir kere grup kararı alınamıyor, Bakanlar Kurulu kararı alınamıyor.
Oylamalar da gizli oluyor. Onun için kolay bir seçim değil. Fakat eğer
genel başkanlar partilerinin nabzını iyi yokluyorlarsa ve bunu ülkenin
gereksinmeleriyle bağdaştırabiliyorlarsa, sayın genel başkanların sözlerine,
ortak tercihlerine değer vermenin uygun olacağını düşünüyorum.
ZAFER KİRAZ: Sayın Başbakanım, kamuoyunda parti liderlerinin
herşeyi belirlediği, milletvekllerinin ise sadece oy kullandığına ilişkin
birtakım iddialar var. Siz bu iddialara katılıyor musunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, kesinlikle katılmıyorum. Parlamento’da
herşey serbestçe konuşuluyor. Oylar dağılabiliyor, gizli olmadığı zamanda
bile dağılabiliyor. Kaldı ki Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar için gruplarda
oylama yapma olanağı yok. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Genel Kurulu’nda
ve gizli oyla oylama yapılıyor. Bakanlar Kurulu kararı alınamıyor, grup
kararı alınamıyor, öyle olunca parti genel başkanlarının katiyen dayatmacı
olmaksızın devreye girmeleri zorunlu oluyor. Başka türlü oylar çok dağılabilir,
çok olumsuz etkiler yaratabilecek sonuçlar olabilir. Bazı konularda genel
başkanların inisiyatifine katkıda bulunmanın yararlı olacağını düşünüyorum.
Kaldı ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen iktidarıyla, muhalefetiyle
bütün partilerin bu kadar önemli bir konuda uzlaşabilmiş olmaları herhalde
milletvekilleri tarafından da takdir edilecek bir unsurdur. Aksi halde
milletvekilleri önlerini göremeyebilirler. Nasıl bir sonuç ortaya çıkabileceğini
bilemeden kestiremeden, kendi oylarını nasıl kullanacaklar? Bu konuda tereddüte
düşebilirler, duraksama içine girebilirler. Biz sadece Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nde yapılacak oylama konusunda milletvekillerine yardımcı oluyoruz.
Yoksa bir dayatma söz konusu değil. Nitekim bütün partilerden adaylar çıkmıştır,
benim partimden de adaylar çıkmıştır. Hiçbirine bir baskı yapılmamıştır.
Dün geceki talihsiz olay dışında herhangi bir dayatma söz konusu olmamıştır.
ZAFER KİRAZ: Benim sormayı unuttuğum veya sizin ekleyeceğiniz
bir şey var mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Sağolun, sanırım herşeyi görüştük. Yine
sözlerimi bitirirken bütün Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden 5 partinin
sergilediği -herhalde takdir edilmesi gereken- uzlaşıya destek olmalarını
diliyorum.
ZAFER KİRAZ: Çok teşekkür ediyorum. Türkiye Radyo Televizyon
Kurumu adına şimdiden Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemiz için hayırlı olmasını
istiyoruz.
(1
MAYIS 2000)
  |