Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER 
Tutanaklar
TÜMÜ ÜZERİNDEKİ  KONUŞMALAR
69. MADDE ÜZERİNE KONUŞMALAR
86. MADDE ÜZERİNE KONUŞMALAR
101. MADDE ÜZERİNE KONUŞMALAR
İlgili Sayfalar
101. MADDE DEĞİŞİKLİĞİ
69 VE 86. MADDE DEĞİŞİKLİKLERİ
ÜÇLÜ PAKETTEKİ İMZALAR
ANAYASA KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ
GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
GÜN GÜN ANAYASA  DEĞİŞİKLİĞİ

Tutanaklardan anayasa değişikliği görüşmeleri... 

Başbakan Ecevit'in konuşması

Cumhurbaşkanı'nın görev süresini düzenleyen 101, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran 69 ve milletvekillerinin özlük haklarını düzenleyen 86. maddelere ilişkin Anayasa değişiklik teklifleri ile ilgili ilk tur görüşmeleri , 29 Mart 2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nun 73. birleşiminde yapıldı. 

Maddelerin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında Başbakan Bülent Ecevit hükümet adına söz istedi. Tutanaklardan, Ecevit'in konuşması şöyle:
 

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinize içten saygılarımı sunuyorum.

Anayasa değişiklikleri konusunda gruplar ve hükümet adına karar alınamıyor; ona rağmen, Genel Kurulda gruplar ve hükümet adına konuşma yapılması bir çelişki gibi görülebilir; ama, bu, gelenekleşmiş bir çelişkidir. Kaldı ki, sözcüler, elbette, genel eğilimleri bilerek konuşmaya özen göstermektedirler. Nitekim, gruplar adına konuşan sayın milletvekilleri bu konuda da, eminim ki, kendi grup üyelerinin genel eğilimini bilerek konuşma yapmışlardır. Aynı şekilde, ben de Başbakan olarak temsil etmekte olduğum hükümetin genel eğilimlerini bilerek konuşmaya özen göstereceğim; fakat, her halükârda bu çelişkinin ileride Anayasada ve İçtüzükte başka değişiklikler yapılırken ele alınmasında yarar vardır. Ayrıca, yine, bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve Anayasa değişikliklerinin gizli oyla yapılması zorunluluğunun da yersiz olduğu benim kişisel düşüncemdir; ileride başka Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri yapılırken bu çelişkinin de giderileceğini umuyorum.

1995'ten beri ülkemizde Anayasa değişiklikleri kamuoyunda, partiler içinde ve partilerarasında ayrıntılı olarak görüşülmektedir ve bu ayrıntılı görüşmeler sonucunda karara bağlanmalıdır. Nitekim, son genel seçimlerden sonra Anayasada yapılan -biraz önce Sayın Bülent Arınç'ın değindiği- iki değişiklik bütün partilerin uzlaşmasıyla yürürlüğe girebilmiştir, bu da demokrasimiz açısından tabiî, sevindirici bir gelişmedir. Böylece, Anayasa değişiklikleri, demokratik katılım süreci içinde gerçekleşir duruma gelmiştir. Herhangi bir konuda Anayasa değişikliği yapmak veya yapmamak bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinde herhangi bir baskı yoktur, baskı kazara olsa da Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, elbette, buna boyun eğecek değillerdir.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmekte olan Anayasa değişiklikleri aylardır Meclis içinde ve Meclis dışında enine boyuna irdelenmiştir.

Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca, Büyük Millet Meclisinde temsil edilen bütün partilerin katılımıyla bir uzlaşı komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonda da konu, tüm ayrıntılarıyla görüşülmüştür. Böylece, fiilen bir uzlaşma ortamı oluşmuştur.

O arada, Cumhurbaşkanlığıyla ilgili 101 inci maddenin değiştirilmesi konusunda geniş bir kamuoyu oluşmuştur. Bu konuda bir gerçeği hatırlatmak isterim. Biz, bu konuyu gündeme getirdiğimizde, Doğru Yol Partisi ile Fazilet Partisi, Cumhurbaşkanının, doğrudan halk tarafından seçilmesini sağlayacak bir anayasa değişikliğini gündeme getirmek istemişlerdir. Bunu, tabiî, görüşlerine katılmasak da hakları olarak kabul ediyoruz; ancak, gerek Fazilet Partisi gerek Doğru Yol Partisi şu anlayışı göstermişlerdir: "Biz, Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesiyle ilgili Anayasa değişikliği için kendi önerimizi veririz, kendi girişimimizi yaparız; ama, bu önerimiz kabul edilmezse, Cumhurbaşkanının, şimdiye kadar olduğu gibi, Meclisin iradesiyle seçilmesine ve 5+5 formülüne de karşı çıkmayız." Bunu da şükranla karşılıyorum.

Bu arada, 69 uncu maddede de partilerin kapanmasını zorlaştırıcı bir değişiklik yapılması, kamuoyunun kanımca geniş bir kesimi tarafından uygun bulunmaktadır. Tabiî, cumhurbaşkanlığı seçim sistemi ile ilgili önerinin, Büyük Millet Meclisinde ivedilikle, öncelikle yapılması, Anayasanın belirlediği takvim açısından bir zorunluluktur.

Aynı şekilde, 69 uncu maddede de yani, partilerin kapatılmasını zorlaştırıcı bir değişiklik yapma önerisinde de, genel bir uzlaşmanın var olduğunu düşünüyorum. Bu da sevindirici bir şeydir. 

Bu konuda, biraz önce, Sayın Arınç'ın da belirttiği gibi, Fazilet Partisine yönelik bazı olası sakıncalı gelişmeler olabilir; fakat, böyle bir gelişme, en az o partiyi üzeceği kadar bizleri de üzer. O bakımdan, süratle, iş işten geçmeden önce 69 uncu maddede de, partileri kapatmayı zorlaştırıcı bir değişikliğin yapılması çok yararlı olacaktır; bunu, yalnız Fazilet Partisinin değil, bütün partilerin içtenlikle istediklerine inanıyorum.

86 ncı madde konusunda da, Büyük Millet Meclisi üyelerinin genel eğilimi bellidir. 

Böylece, görüşülmekte olan üç anayasa değişikliği konusunda da, şimdiden, Büyük Millet Meclisinde, genel bir uzlaşı bulunduğunu düşünüyorum. "Uyum" tabirini kullanmıyorum. Nitekim, komisyon da adını değiştirmiş "uyum" yerine "uzlaşı komisyonu" demiştir; çünkü, uyum, her konuda kesin anlaşma anlamına gelebilir; bu da, kolay sağlanamaz, önemli olan, uzlaşmadır. Örneğin, 69 uncu maddeyle ilgili olarak Fazilet Partisinin, diğer partilerin görüşlerinden farklı bir görüşü olabilir; ama, şu sırada, bunları gündeme getirmenin yararlı olmayacağına inanıyorum.

Bu arada, cumhurbaşkanlığı konusu, tabiî, şu sırada, bir anayasal sistem kapsamında ele alınıyor; fakat, bir yandan da, Sayın Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığının bir dönem daha uzatılmasına olanak verileceğini de hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, şu sırada, konu, cumhurbaşkanı seçiminin gerçekleşmesi olmasa bile, hepimizin bilincinde veya bilinçaltında, Sayın Süleyman Demirel'in bir süre daha cumhurbaşkanlığında kalma olasılığının, en azından, tartışıldığı bellidir. Benim, bu konudaki görüşlerimi biliyorsunuz. Ben, bir yılı aşkın bir süredir -yaklaşık iki yıldır- cumhurbaşkanı görev süresinin beş yıllık bir dönem daha uzatılmasını öteden beri savunuyorum. 

Tabiî, genellikle belirtildiği, ileri sürüldüğü gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde cumhurbaşkanlığına ehil, cumhurbaşkanlığına layık birçok değerli arkadaşlarımız vardır; ancak, deneyimin de çok büyük önemi vardır. Özellikle, son yıllarda, değişen dünya ortamında, cumhurbaşkanlarının -yalnız Türkiye Cumhurbaşkanının değil, bütün, başlıca devletlerin cumhurbaşkanlarının, devlet başkanlarının da- dış ilişkiler bakımından yetkileri ve etkileri çok genişlemiştir, çok yeni boyutlar edinmiştir. Bu bakımdan da, Sayın Demirel'in deneyiminin çok önemli olduğuna inanıyorum. Nitekim, bir iki örnek vermek gerekirse; Bakü-Ceyhan Hattı Projesinin gerçekleşmesine Sayın Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olarak önemli katkıları olmuştur. Şu sırada ziyaretinden dönmekte olduğu, belki de dönmüş olduğu Türkmenistan ziyaretinde de yeni, önemli kararların alınmasına Sayın Demirel'in değerli katkıları olmuştur. Bunları birkaç örnek olarak veriyorum. Böylece, Cumhurbaşkanlarının, artık, yalnız ülke açısından, devletin işleyişi açısından değil, dış ilişkiler bakımından da önemli deneyimleri olmak gerekir.

Kaldıki, genellikle Avrupa ülkelerinde 5+5 formulü öteden beri uygulanmaktadır, bunun istisnası çok azdır. Bu konuda da, umduğumuz değişikliğin, bugün gerçekleşeceğini umarım. 

Dediğim gibi, son yıllarda, özellikle 18 Nisan 1999 Genel Seçimlerinden beri Türkiye'de uzlaşma kültürü, demokrasinin kesin bir koşulu olan uzlaşma koşulu ve geleneği, kültürü bir hayli yaygınlaşmıştır. Son aylarda, Türkiye, uzun yıllardır özlemi duyulan bir istikrar ve uzlaşı sürecine kavuşmuştur ve Büyük Millet Meclisinin uzlaşı içinde çalışması ve hızlı çalışması yalnız Büyük Millet Meclisimizin değil, bütün dünyada Türkiye'nin de saygınlığını önemli ölçüde artırmıştır.

Ben fazla vaktinizi almak istemiyorum. Bu konudaki görüşlerim ve Hükümetimizin tavrı bellidir. Bugün alınacak kararın büyük oy çokluğuyla önerdiğimiz Anayasa değişikliklerinin kabulü yönünde gerçekleşmesini diliyorum, bunu umuyorum; bu umutla hepinize saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından ayakta alkışlar, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)
 


(30.3.2000) 
sayfa başı