|
|
 |
Tutanaklardan
anayasa değişikliği görüşmeleri...
86.
Madde ile ilgili konuşmalar
Cumhurbaşkanı'nın
görev süresini düzenleyen 101, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran
69 ve milletvekillerinin özlük haklarını düzenleyen 86. maddelere ilişkin
Anayasa değişiklik teklifleri ile ilgili ilk tur görüşmeleri , 29 Mart
2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nun 73. birleşiminde yapıldı.
Tutanaklardan,
86. madde üzerinde yapılan konuşmalar şöyle:
FP GRUBU ADINA ŞEREF MALKOÇ
(Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasanın 86 ncı maddesinde
değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifiyle ilgili olarak, Fazilet
Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzdayım; şahsım ve
Partim adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugünkü
mevcut Anayasa 1982 yılında yürürlüğe girdi. Yürürlüğe girdiğinden beri,
sürekli tartışılmakta ve tenkit edilmektedir; ancak, aradan onsekiz yıl
geçmesine rağmen, bu Anayasa üzerinde, ciddî, esasa müessir hiçbir değişiklik
yapılmadı dense yeridir. Yapılan değişiklikler, o günkü şartlara göre ihtiyaca
binaen yapılan değişikliklerdi; esasa müessir, toplumun temel yapısıyla
ilgili ciddî bir değişiklik yapılmadı.
Özellikle, 57 inci hükümet
döneminde, anayasa değişiklikleri, âdeta, manifaturacı dükkanına taksit
öder gibi oldu. Kısa zamanda üç anayasa değişikliği geldi. Birincisinde,
Avrupa Birliğinin tekliflerine, telkinlerine veyahut da Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kararlarına uygun olarak, Abdullah Öcalan'ın yargılanması
sırasında, devlet güvenlik mahkemeleriyle ilgili Anayasa değişikliğini,
ardından kanun değişikliğini yaptık. İkinci değişikliğimiz, tahkim konusunda
oldu. Üçüncü değişikliği şu anda görüşüyoruz. Vatandaşın hak ve özgürlüğünü,
bireysel özgürlükleri ilgilendiren ciddî manada değişikliklere ise, henüz
sıra gelmedi; öyle zannediyorum ki, bu gidişle de sıra gelmeyecektir. Siyasî
partilerimizi, 1982 yılından beri, Anayasayla ilgili konularda dinlediğimizde,
gerek basın toplantılarında gerekse Meclisin kürsüsünde, bu Anayasanın
değişmesi gerektiğini defalarca söylediler. Biz, buradan açık ve net olarak
söylüyoruz; Türk demokrasisini birinci sınıf demokrasi haline getirmek
için, Fazilet Partisi olarak, her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız. Eğer,
diğer partilerin veya iktidarın bu konuda teşebbüsü olursa destekleyeceğiz;
çünkü, biz, şunu iyi biliyoruz ki, bizim milletimiz her şeyin en iyisine
layıktır. Çağdaş dünyadaki insan hakları ölçütleri ve normları neyse, Türkiye'de
de bunun olması gerekir.
Biraz önce, 69 uncu madde
görüşüldü, oylandı. 69 uncu maddeyle ilgili verilen önergelerin akıbetini
de hep beraber gördük. Bunu şunun için söylüyorum; şu anda, Anayasa değişikliğiyle
ilgili önümüze gelen pakette, birbirinden farklı üç madde var; ama, milletin
değerlendirmesine göre, öyle zannediyorum ki, 101 inci madde; yani, 5+5
diye nitelendirilen veya diğer bir deyimle, mevcut Cumhurbaşkanı Sayın
Süleyman Demirel'in seçilmesi için, yeniden seçilmesi için yapılan değişikliğin
yanı sıra, 69/6 ve özellikle de şu anda benim üzerinde konuştuğum 86 ncı
madde, promosyon maddeler olarak Meclise gelmiştir.
Böyle bir görüntü, hem Türkiye
Büyük Millet Meclisine hem de milletvekillerine itibar kazandırmamıştır;
zarar vermiştir. Keşke, 86 ncı madde ayrı şekilde gelseydi buraya; çünkü,
bu konu üzerinde çok duruldu, çok konuşuldu. Şimdi, mevcut 86 ncı madde,
üç genel başkanın imzasını taşımaktadır. Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Bülent
Ecevit, Sayın Mesut Yılmaz'ın imzalarını taşımaktadır; milletvekillerinin
emekliliğiyle ilgili yeni düzenleme getirmektedir.
Değerli arkadaşlar, milletvekillerinin
emekliliğiyle ilgili husus 8 defa bu Mecliste görüşüldü, kanunlaştı ve
ardından Anayasa Mahkemesince yine 8 inci defa bozuldu. Şu anda Anayasaya
konulmak istenen değişiklikle, bu metinle de siz hangi düzenlemeyi yaparsanız
yapın, yine Anayasa Mahkemesi, Anayasanın eşitlik ilkesinden dolayı, çıkaracağınız
kanunu bozacaktır. O açıdan, bu maddenin bu haliyle görüşülmesinin, biraz
önce ifade ettiğim gibi, milletvekillerine ve özellikle Türkiye Büyük Millet
Meclisine zarar vereceği kanaatindeyim.
Değerli arkadaşlarım, hepimiz
dolaşıyoruz, seçim bölgelerimize ve muhtelif şehirlere, ilçelere, köylere
gidiyoruz; vatandaşın en çok üzerinde durduğu husus, milletvekilleri açısından,
Parlamento açısından söylüyorum; milletvekillerinin maaşları ve emeklilik
durumları oluyor özellikle son zamanlarda. Çünkü, son zamanlarda vatandaşın
ekonomik durumu iyice kötüye gitti. Çiftçi ürettiği malın bedelini alamadı,
esnaf kepenk kapatmakta, işsizlerin haddi hesabı yok. İşte bu arada biz
de milletin sanki birinci sırada derdiymiş gibi 86 ncı maddeyi buraya getirdik.
Ben, Anayasa Komisyonunda
görüşlerimi ifade ettim, burada da ifade edeceğim; 86 ncı maddeye bu haliyle
biz oy vermeyeceğiz, ret oyu vereceğiz daha doğrusu. Çünkü, vatandaşın
derdi bu değil. Vatandaşın derdi, milletvekillerinin emeklilik durumu değil.
Burada daha önce konuşan
bazı sözcü arkadaşlarım belki...
NECMİ HOŞVER (Bolu) – Politika
yapıyor. Politika yapa yapa bu hale geldik.
ŞEREF MALKOÇ (Devamla) –
Efendim, bu kürsü politika kürsüsüdür. Konuşulması gereken şeyler burada
konuşulur. Yoksa, 400 tane imzayı atıp da gizli oylamada farklı oy vermek
değildir bu işler. Sözü olan çıkar burada konuşur. Oturduğu yerden kimse
konuşmasın lütfen. (FP sıralarından alkışlar) Bu kürsüden bu konuda konuşmaya
cesareti olmayanlar lütfen dinlesinler.
Milletvekilliği yapan arkadaşlarımızın
emeklilikten sonraki durumu önemlidir mutlaka; buna bir düzenleme getirilmesi
gerekir; ama, bu düzenlemeyi yaparken hem kamuoyu vicdanını incitmemek
gerekir hem de yapılacak olan düzenlemenin Anayasa Mahkemesinden dönmemesi
gerekir.
Milletvekillerinin sadece
emekliliği ve maaşlarını düzenlemek yetmez; çünkü, bu ülkede Bağkur ve
Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli olan milyonlarca insan var, onları
da düşünmek zorundayız, hükümet onları da düşünmek zorunda. Sayın Bahçeli,
Sayın Ecevit ve Sayın Yılmaz, onların emeklilik maaşlarının düzeltilmesiyle
ilgili teklif de getirmek zorundalar. Niçin bunu söylüyorum; hükümetteki
arkadaşlar "paramız yok" diyeceklerdir; doğrudur. Batan 5 tane bankaya
2,5 katrilyon lira .bulunuyor, özelleştirmeler peşkeş şeklinde hibeye dönüşüyor;
istenildiği zaman istenilen yerlere para bulunuyor; ama, garibanın, fakir
fukaranın fındığına, çayına, buğdayına, pancarına sıra geldi mi para yok!
Ben kendi bölgemden biliyorum; eylül ayında alınan fındığın parası mart
ayında ödendi. Telefon faturalarında üç günlük gecikme olunca bu faturalara
yüzde 12 biniyor veya elektrik faturalarının ödenmesinde bir hafta gecikme
olunca bunlara gecikme faizi biniyor. Peki, buğday üreticisi, buğdayının
bedelini geç aldığında bu paraya niçin fark binmiyor? Çaycının ve fındıkçınınkine
niçin binmiyor? Bunun hesabını iktidarda olan arkadaşlar vermek durumundadırlar.
Dolaştığımız yerlerde şunu
görüyoruz: Milletvekillerine maaşınız fazladır" diye pek sorulmuyor, "emekliliğinizde
fazla maaş niçin alıyorsunuz" diye sorulmuyor; "ben onbeş yıllık devlet
memuruyum, benim aldığım 175 milyon lira, bunu niçin artırmıyorsunuz" diye
soruluyor. Batan bankalara 2,5 katrilyon lira ödenirken, bu milletvekillerinin
sesi niye çıkmıyor veya az çıkıyor? Bunun da hesabı soruluyor. Garibanın,
fakir fukaranın malı "özelleştirme" adı altında peşkeş çekilirken bu milletvekillerinin
sesi niçin gereği gibi çıkmıyor? Sorulan şeyler bunlar. Eğer biz, milletvekilinin
emekliliğiyle ilgili bir düzenleme yapacaksak, bunu, milletin vicdanını
rahatsız etmeyecek şekilde yapmak zorundayız arkadaşlar. Bu haliyle, bu
teklifte milletin vicdanının rahatsız olduğu kanaatindeyim ve göreceksiniz,
hukuken de hiçbir işe yaramayacak. Bu açıdan, şahsen ben buna ret oyu vereceğimi
açıkladım.
Düzenlemeler yapılırken...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Size 1 dakika eksüre
veriyorum.
ŞEREF MALKOÇ (Devamla) –
... emeklisiyle, üreticisiyle, esnafıyla, memuruyla toplumun hepsi düşünülmek
zorundadır. Aksi takdirde, siz burada, emekli maaşını, istediğiniz gibi
düzenlersiniz, belki hakkınızdır; ama vatandaşa da gerekli kolaylığı göstermezseniz,
gittiğiniz seçim bölgelerinde rahat olamazsınız arkadaşlar.
Bu durum düzelmedikten sonra,
tekrar bu konuya ret oyu vereceğimi açıklıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(FP sıralarından alkışlar)
DYP GRUBU ADINA MEHMET SAĞLAM
(Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasamızın 86
ncı maddesinin değiştirilmesiyle ilgili 3 üncü madde üzerinde Doğru Yol
Partisinin görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım. Yüce Meclisi, Grubum
ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, tasarıyla
teklif edilen değişiklikler, Anayasamızın 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının,
birinci cümlesi "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek, yolluk
ve emeklilik işlemleri kanunla düzenlenir" şeklinde değiştiriliyor. Ayrıca,
aynı fıkranın sonuna "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleriyle, bunların
emeklileri Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığıyla ilgilendirilirler ve üyeliği
sonu erenlerin, istekleri halinde, ilgileri devam eder" ibaresi ekleniyor.
İlave olarak da, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki " sosyal güvenlik kuruluşları"
ibaresi yerine "Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı" ibaresi konuluyor.
Gerekçede de açıkça ifade
edildiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarının
kanunla düzenleneceği Anayasada belirtilmiş, ancak, emeklilik işlemlerinin
ne şekilde yapılacağına dair herhangi bir düzenleme olmadığından, Anayasa
Mahkemesinin iptalleri karşısında, anayasal bir düzenleme gereği ortaya
çıkmıştır. Gerekçede de "bir yeni anayasal düzenleme gereği olabilir" şeklinde
aslında bir ibare vardır.
Şimdi, gerçekte, baktığınız
zaman, bu düzenleme, aylardır kamuoyunda tartışılan ve öteden beri "kıyak
emeklilik" adıyla anılan bir konunun, Cumhurbaşkanı seçimlerine dair 101
inci maddeyle birlikte mi yapılmalıydı, yoksa, yapılması gereken, gerek
partilerin kapatılmasıyla ilgili 69 uncu maddenin gerekse milletvekilleri
özlük haklarıyla ilgili bu maddenin ayrı ayrı konular olduğu düşünülerek,
ayrı ayrı mı getirilmesi gerekirdi?
Anayasa Komisyonundaki müzakereler
sırasında bu konu üzerinde durulurken, bunların, ayrı ayrı getirilmesi
ve oylanması, tartışılması gereği üzerinde durulmuş, hatta, oylama sonunda,
10 üyeye karşı 9 üyeyle, bunların, ayrı ayrı konular olduğu, ayrı ayrı
konuşulması gerektiği şeklinde oylama yapılmıştır. Yani, o andaki komisyon
çoğunluğu, bunların ayrı ayrı incelenmesi gerektiğine bir nevi karar verilmiş,
ancak, komisyonun karar yetersayısı 13 olduğu için, birlikte görüşülmeye
devam edilmiştir.
Şimdi, elbette ki, Anayasa
Mahkemesinin iptalleri karşısında, yasal, anayasal bir düzenlemeye ihtiyaç
olduğu açıktır. Bunu, şöyle veya böyle tevil etmenin de bir anlamı yoktur.
Yalnız, burada, üzerinde durulması gereken, koalisyon hükümetinin, gerçekten,
asıl kamuoyunda aylardır tartışma konusu yapılan anayasa değişikliği, yani,
101 inci maddenin, bu iki maddeyle beraber getirilmesinin ne derece doğru
olduğudur. Bunun, yersiz, zamansız ve hiç de şık olmadığı kanaatindeyiz.
Hele de 86 ncı madde, Yüce Meclisin üyelerini, kamuoyu önünde, bir ölçüde
gereksiz bazı ithamlara, gereksiz bazı düşüncelere sevk edebilecek nitelikte
olmaktadır. Anayasa Komisyonundaki tartışmalar sırasında da, bu iki maddenin,
çeşitli isimler altında 101'le birlikte getirilmesinin -milletvekili özlük
haklarıyla ilgili olanının özellikle- doğru olmadığı birçok arkadaş tarafından
dile getirilmiştir; iktidardan da, muhalefetten de.
Şimdi, kamuoyunda "kıyak
emeklilik" denilmesinin sebebi olan -1986 yılındaki- bir kanun var. Bununla,
aşağı yukarı, yaş haddi ve hizmet süresine bakılmaksızın, Emekli Sandığında
hizmetlerin toplanabileceği, eksik sürelerin belgeli veya belgesiz borçlanılarak
emekli aylığına hak kazanılacağı belirtiliyor. İşte, kıyak emeklilik damgasını
da buradan yiyiyor bu. Şimdi, bunun yanlışlığı, sonra, esasen Yüce Meclis
tarafından da anlaşılmış olmalı ki, 1988'de çıkarılan kanunla, en az yirmi
yıl hizmet görme şartı getiriliyor. Sonra, 1990'da çıkarılan kanunla -buna
benzer hükümler- müktesep hakları korumak suretiyle yirmibeş yıla çıkarılıyor
ve nihayet, 1995 ve 1997 yıllarında, Anayasa Mahkemesince iptal edilen
kanunlarda da, yirmibeş yıllık genel statüye milletvekilleri tabi oluyor.
Şimdi, kamuoyunda, 1986'da
yapılan, belki kıyak denebilecek, belgeli-belgesiz borçlanmalarla emekli
olmanın, bugün devam etmediği açıktır. Bugün fiilî durum, yani, en son
4505 sayılı Yasaya göre, doğrudan doğruya milletvekilinin emekliliğiyle,
herhangi bir kamu görevlisinin veya vatandaşın, son çıkan sosyal güvenlik
yasasıyla da, emekliliğinde herhangi bir süre veya başka bir fark kalmamıştır.
Sadece son çıkan kanunda, milletvekilinin, en üst devlet memuru şeklindeki
kritere uygun bir biçimde, emekliliğinde de, en yüksek iştirakçinin emekliliğine
benzer bir tazminat hükmü getirilmiştir. Bununla şunu arz etmeye çalışıyorum
ki, yaptığımız iş veya bununla ilgili düzenleme, aslında, Anayasa Mahkemesinin
kararları karşısında yapılması gereken bir iştir; ama, kamuoyunun yıllardır
üzerinde durduğu, hele de cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili 101 inci maddenin
değiştirilmesine payanda teşkil edeceği şeklinde yüzlerce yazının, yorumun,
makalenin çıktığı bir dönemde, zamansız bir biçimde, bunun, 101'le beraber
getirilmesi, bence, Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerine, gereksiz bazı
töhmetlerin, özellikle üyelerimiz üzerine, hiç de onlara yakışmayacak,
hiç de onların düşünmediği bazı gereksiz düşüncelerin ortaya çıkmasına
sebep olmaktadır. Şimdi, son düzenlemeyle, bu düzenleme de dahil, milletvekili
maaşlarına bir kuruşluk bir zam söz konusu değildir. Emeklilik için yapılan
işlemlerde de, genel hükümler neyse, milletvekili de o işlemlere tabidir;
ama, bunu, bu açıklık ve yüreklilikle söyleyen ve yazan yoktur. O zaman,
biz, bunu bile bile, bu Yüce Meclisin değerli milletvekillerine gölge düşürecek
bir tasarıyı, niçin 101 inci maddeyle beraber getiriyoruz; partilerin kapatılmasıyla
ilgili maddeyle beraber getiriyoruz ve gereksiz bir töhmetin altına giriyoruz?
Şimdi, en normal şartlarda yapılması gereken bir işlemi, Anayasa Mahkemesinin
kararları herkesi bağlıyor, başka bir zamanda gönül rahatlığıyla yapıp,
kamuoyuna, bunun doğruluğunu, bunun yapılması gerektiğini, bunun, bugünkü
milletvekillerine getirdiği herhangi bir artı değerin veya maaş artışının
söz konusu olmadığını göğsümüzü gere gere söyleyebilecek durumdayken, bunu,
niçin böyle bir kanunla beraber getirip, milletvekillerini töhmet altında
bırakıyoruz?
Şimdi, değerli arkadaşlarım,
gerçekten, yapılması gereken düzenlemeler vardır; Anayasa Mahkemesi emretmiş,
Anayasada bir düzenleme olmadığı için de, sekiz on defa iptal etmiş. Görev
verilmiş bu Meclise, anayasal bir düzenleme gerekiyor. Bu anayasal düzenlemeyi
yaparken de, zam vesaire söz konusu olmadan bir düzenleme yapılmış; ama,
bunu, sırf 101 inci maddeyle beraber getirdiğimiz için veya getireceğimiz
haftalardır bilindiği için, kamuoyu önünde, bu Meclis, hiç de layık olmadığı
birtakım yanlış anlamalara, siyaseti, siyasetçiyi küçük düşüren çağrışımlara
sebep olan birtakım gereksiz düşüncelere itilmiştir.
Şimdi, siyasî partilerin
kapatılmasının zorlaştırılması ya da siyasî partilerin kapatılmasındaki
kriterlerin daha da güçlendirilmesi, Doğru Yol Partisi olarak bizim tasvip
ettiğimiz bir şeydir, demokrasimiz adına tasvip edilmesi gereken bir şeydir.
Aynı şekilde, Anayasa Mahkemesi kararı karşısında milletvekillerinin maaşlarıyla
ilgili anayasal düzenleme de, üzerinde durulabilecek ve makul kriterlere
bağlanmak suretiyle -işte, en yüksek devlet memuru gibi, en yüksek iştirakçinin
yapacağı gibi, süreler aynen, genel, herkese eşit olan- Anayasa Mahkemesinin
ısrarla üzerinde durduğu imtiyaz ve ayrıcalık getirmeyen bir düzenleme
olmasına rağmen, birlikte geldiği için hepimizi töhmet altında bırakıyor.
Onun için, bu iki değişikliğin
de, gerek 69 uncu maddenin gerekse 86 ncı maddenin 101 inci maddeyle birlikte
getirilmesi, gerçekten bir talihsizlik olmuştur, kamuoyunu hiçe sayan,
yanlış anlaşılmalara gidecek, siyaseti ve siyasetçiyi küçülten bir durum
olmuştur. Bu çağrımışlardan Yüce Meclisi tenzih etmeliyiz. Bunun için de,
Yüce Meclis kendine düşen görevi yapmalıdır diye düşünüyorum.
Bu düşüncelerle, Doğru Yol
Partisi Grubu ve şahsım adına, hepinize saygılarımı sunuyorum. (DYP ve
FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Gruplar adına başka söz almak
isteyen var mı efendim? Yok.
Şahıslar adına, Sayın Yasin
Hatiboğlu?.. Yok.
Sayın Kamer Genç?..
KAMER GENÇ (Tunceli) – Buradayım
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
bir anayasa değişiklik teklifleri üzerinde müzakerelere başlıyoruz. Şimdi,
sayın hükümetimiz, bugünkü Cumhurbaşkanının büyük bir istikrar unsuru olduğu
konusunda hemfikir; bu zatın beş sene daha Cumhurbaşkanı olarak kalması
için bir anayasa değişikliği yapmayı hedef almış. Üç liderimiz, iktidar
partilerinin liderleri toplanmışlar, kendi aralarında kafa kafaya vermişler.
Acaba, biz, bu anayasa değişikliğini nasıl sağlayabileceğiz? Ha, şimdi
bunu sağlamak için, evvela, milletvekillerine bir rüşvet verelim, bir de,
Refah Partisine bir rüşvet verelim demişler. Gerçekten, verilen rüşvet...
AZMİ ATEŞ (İstanbul) – Refah
değil, Fazilet Partisi.
KAMER GENÇ ( Devamla) – Arkadaşlar,
bir dinleyin... Dinleyin de, nereye getireceğim...
MUSTAFA VERKAYA (İstanbul)
– Hakaret ediyorsun.
KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır,
hakaret yok. Efendim, lütfen, sözümüzü...
MUSTAFA VERKAYA (İstanbul)
– Hakaret etmeden konuş!..
KAMER GENÇ (Devamla) – Hakaret
etmiyorum.
Şimdi, değerli milletvekilleri,
eğer, biz, rüşvet alacaksak; yani, böyle küçük bir maaşa niye rüşvet alalım!..
Bize, Londra'dan bir villa alın, Paris'ten bir villa alın, Miami'den de
bir villa alın, altımıza da bir helikopter, bir uçak verin, gidelim gelelim;
burada istediğiniz oyu verelim.
Şimdi, Emniyette bir söz
vardır; diyorlar ki "çorbası da birdir, torbası da birdir." Yani, ha çorbayla
götürmüşsün, ha torbayla götürmüşsün. Götürürken torbayla getirmek; yani,
bir çorbayla yetinilmez ki, hiç olmazsa, torbayla getirirsiniz de, işte,
yüzlerce, milyonlarca çorba içersiniz.
MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli)
– Ayıp oluyor ayıp; olur mu öyle!..
KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi,
değerli milletvekilleri; gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin
değerinin kamuoyunda yıpratılması, bu Meclis için çok büyük bir zaaftır.
Milletvekillerinin ve Meclisin değerinin hiçbir surette yıpratılmaması
lazımdır.
Biliyorsunuz, Türkiye'de
şu anda işsizler büyük bir yekûn tutmakta ve 11-12 milyon civarında insanımız
işsiz. Öte tarafta, bugün emeklilerimiz, küçük derecedeki memurlarımız,
köylülerimiz, esnafımız, Bağ-Kur emeklilerimiz çok düşük miktarda, yoksulluk
sınırının kat be kat altında maaş almaktadırlar. Pancar üreticisi daha
hâlâ pancarın parasını almamış. Şimdi, böyle ekonomik sıkıntının olduğu
bir sırada, milletvekilleri... Biraz önce Sayın Mehmet Sağlam Beyefendinin
dediği gibi, bununla milletvekillerinin maaşına bir kuruş zam da gelmiyor;
ama, biliniyor ki, milletvekilleriyle ilgili bir düzenleme geldiği takdirde,
maalesef, basında -en kolay tenkit edilen bir husus olduğu için- kamuoyuna
yanlış lansediliyor ve dolayısıyla, biz, vatandaşlara gidip de bunun gerçek
durumunu izah etme olanağına sahip olmadığımız için, bu, parlamenterin
ve Parlamentonun değerini daima yıpratan bir sonuç doğruyor.
Bence, bunun buraya bu paketle
hiçbir suretle gelmemesi lazımdı. Ben, bu Parlamentonun, bu anayasa değişikliği
oylaması sırasında gösterdiği dirayete teşekkür ediyorum. Türkiye'de Parlamento
vardır, itibarını korumuştur ve her türlü baskılara, her türlü yönlendirmelere
rağmen, milletvekillerimiz, bağımsız, vicdanlarının sesini dinleyerek gizli
oy hücrelerinde oy kullanmışlardır. Hatta, keşke, bu, yalnızca anayasa
değişikliğinde olmasın, bütün kanunlar, ülkenin kaderiyle yakından ilgili
olan kanunlar gizli oylamaya tabi olsun ve milletvekillerimiz burada kendi
vicdanları ve memleketin menfaatı neyi gerektiriyorsa o doğrultuda oy kullansın.
Çünkü, Türkiye'de demokrasi için, bana göre, en büyük nakısa, en büyük
kusur, işte, böyle açık oylamalarda insanların belirli birtakım meselelerde
çekinmesi, dolayısıyla etki altında kalarak oy kullanmasıdır.
O bakımdan, ben inanıyorum
ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi kendisine yaratılan bu durum nedeniyle,
yani, illa 101 inci maddede değişikliğin, anayasa değişikliğinin Türkiye
Büyük Millet Meclisinden geçmesi için parlamenterlerin maaş ve emeklilik
durumlarını düzenleyen bir maddeyi de buraya ilave edelim zihniyetinin,
bu Parlamentodan geçemeyeceğinin, burada açık ve seçik kanıtlanması halinde,
ben inanıyorum ki, yarın, kamuoyu, bizleri tebrik edecektir, bizleri alkışlayacaktır.
Biz de parlamenter olarak, Türkiye Cumhuriyetinin Parlamentosu olarak buna
layıkız.
Değerli milletvekilleri,
anayasa değişikliği çok ciddî bir iştir. Böyle birtakım menfaatlar öne
sürülerek, birtakım makamlar, mevkiler garanti altına alınmak suretiyle
hemen ayaküstü yapılacak değişiklikler değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Genç, 1 dakika
ilave ediyorum.
KAMER GENÇ (Devamla) – Çünkü,
anayasa, devletin organlarını ve bunların işleyişini gösteren temel kanundur.
Bu kanunların değiştirilmesinin çok zor olması lazımdır. Türkiye'de, uygulanmalarıyla
istikrarı sağlayan maddelerin, böyle ufak tefek menfaatlarla değiştirilmemesi
lazım. Türkiye'de bugün değiştirilmesi gereken, demokrasinin standartlarının
yükseltilmesidir. Hükümetin, Türkiye'de ekonomik durumun düzelmesi ve muhtaç
olan insanların ekonomik seviyelerinin yükseltilmesi konusunda ciddî bir
çalışma yapması gerekirken, bunları bir tarafa bırakarak, özellikle memleketin
içinde bulunduğu sıkıntıdan kaçmak için memleketin, kamuoyunun gündemini
aylardır getirip de cumhurbaşkanlığı seçimine ve cumhurbaşkanıyla ilgili
konulara kitlemesi de gerçekten hoş bir davranış olmamıştır. Neyse, bugün
yarın bu iş de biter; ama, ben inanıyorum ki, bu Anayasayı değiştirme teklifinin
bu saatten sonra geri çekilmesi lazımdı, çekilmedi; Başkanlık da yanlış
karar verdi, bakalım son karar nasıl gidecek.
Ben inanıyorum ki, Parlamento,
kendi kişiliğini koruyacaktır.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - İkinci söz, Sayın
Ahmet Cemil Tunç'un.
Buyurun efendim.
AHMET CEMİL TUNÇ (Elazığ)
– Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Anayasanın 69 uncu, 86 ncı
ve 101 inci maddesinde yapılması istenen değişiklikleri görüşüyoruz. Aslında,
yapılmak istenen değişiklik, 101 inci maddedeki değişikliktir; diğer iki
maddenin değişiklik talebi, 101 inci maddeyi bu Yüce Meclisten kazasız
belasız geçirmek içindir. Bunu, herkes biliyor ve Türkiye'de günlerdir
bu tartışılıyor. 101 inci madde, Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel'i
tekrar cumhurbaşkanı seçtirmek içindir. Bunu temin etmek için de "Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek, yolluk, emeklilik işlemleri kanunla
düzenlenir" şeklinde değiştirilmiş; fıkranın sonuna da "Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri ile bunların emeklileri Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
ile ilgilendirilirler ve üyeliği sona erenlerin istekleri halinde ilgileri
devam eder" denilmiş; bu şekilde bir değişiklik yapılıyor 86 ncı maddede.
Aslında, bu madde, tek başına
Meclise gelse ve görüşülse, belki söyleyecek fazla bir şey olmayacak; ama,
paket halinde geldiği için, üzülerek ifade etmek istiyorum ki, halk tarafından
bir promosyon maddesi olarak anlaşılmış ve öyle görülmüştür. Hepimizin,
herkesin Parlamentonun itibarını koruması, halk nezdinde güçlendirmesi
gerekirken, böyle bir durumla karşılaşmamız büyük bir talihsizliktir diye
düşünüyorum ve bu madde, bu paketle, bir rüşvet maddesi gibi görülmüştür
kamuoyunda.
Kendi başlarına 101 inci
maddeyi değiştiremeyeceklerini bilen iktidar ortakları, Fazilet Partisinin
desteğini alabilmek için, Anayasanın 69 uncu maddesini de bu paketin içine
alma ihtiyacını hissetmişlerdir; yoksa, söylendiği gibi, demokratikleşme
yönünde atılmış bir adım olarak, şahsen, görmüyorum. Fazilet Partisinin
Anayasa Mahkemesinde görülmekte olan davasından da hiç de ahlakî olmayan
bir şekilde istifade etmek istenmiştir diye düşünüyorum. Herkes, şunu,
çok iyi bilmelidir ki, Fazilet Partisi, hiç kimsenin, özellikle de iktidarın
merhametine, yardımına muhtaç bir parti değil, kimsenin dayatmasına bugüne
kadar boyun eğmediği gibi, bundan sonra da boyun eğmeyecektir. (FP sıralarından
alkşılar) Fazilet Partisi, ülkesi için, milleti için, milletinin mutluluk
ve refahı için, ülkesinin kalkınması, demokratik bir cumhuriyet olması
için, insan hakları ve hürriyetlerinin herkese eşit uygulanması için, çağdaş,
medeni, sosyal ve ekonomik bir yapının Türkiye'de kurulması için bugüne
kadar çalışmış, bundan sonra da çalışmaya devam edecektir. Bu yolda karşılaşacağımız
zorlukları da, hep beraber, birlik, beraberlik içinde aşacağımızı düşünüyorum.
Fazilet Partisinin görülen bir davası var; ama, unutulmasın ki, Türkiye'de
adil hâkimler de var. Biz, adalete olan, hukuka olan güvenimizi hiçbir
zaman kaybetmedik.
Ne istiyoruz biz: Bu Mecliste,
bizim pazarlık konusu yaptığımız hiçbir şey yok. Anayasanın 69 uncu maddesini
biz değiştirmek istemedik. "Demokratik değildir" diye iktidar getirdi,
siz getirdiniz. Getirdiğiniz değişiklik, Siyasî Partiler Kanununun 103
üncü maddesinde yapılan değişikliği Anayasaya yazmaktan öte bir şey değildir.
Bu maddede "temelli kapatılan bir partinin devamı bir parti kurulamaz"
hükmü var. Bizim istediğimiz, nasıl olur da, daha sonra kurulan bir parti,
kapatılan bir partinin devamı olur; bunun ölçülerinin, açık, net bir şekilde
belirtilmesidir ve bu hususta, bizim bir önerimiz de söz konusu değildir.
Benim partim kapatılmış, bağımsız kalmışım -Refah Partisi kapatıldıktan
sonra- ve bize, hiçbir sınırlama getirilmemiş, İstediğimiz bir partiye
girebiliriz; ama, birileri kalkıyor "kapatılmış Refah Partisinde bulunduğunuz
için bir başka partiye gittiniz, devamı sayılacaksınız; dolayısıyla, kapatılmanız
lazım" diyor. Şimdi, bizim, değiştirilmesini, değiştirilmesini değil, açıklığa
kavuşturulmasını istediğimiz husus budur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET CEMİL TUNÇ (Devamla)
– Nasıl olur da, bir parti, kapatılmış bir partinin devamı olur; koyun
bunun ölçülerini ve artık Türkiye ve siyasî partiler bu hususta bir sıkıntıya
düşmesin ve bir sıkıntı çekmesin diyor; hepinize saygılar sunuyorum. (FP
sıralarından alkışlar)
(30.3.2000)
  |