Başbakan Bülent Ecevit'in basın kuruluşlarının Ankara
temsilcilerini kabulünde yaptığı açıklama ve sorulara yanıtları:
(1.11.2001)
Basın yayın görevlisi arkadaşlarım; bugün tabii çok önemli bir gün.
Terörizmle mücadele konusunda Türkiye Cumhuriyeti bugün aldığı kararla
önemli bir adım atmıştır. Bu konuda ayrıntılı açıklama yaptık, size de
ek bilgiler verebilirim. Ayrıca sorularınız olursa, onları da yanıtlandırmak
isteriz.
Terörizm çağımızın, hatta bütün çağların, en büyük tehlikesi haline
geldi. Çünkü terörist eylemler çok ucuzladı, çok kolaylaştı. Ama terörizme
karşı mücadele çok zorlaştı ve pahalılaştı. Onun için terörizme karşı mücadelede
uluslararası dayanışma çok büyük önem taşıyor.
Öte yandan Türkiye terörizme en çok ve en yakından tehdit altında bulunan
ülke. Çünkü Türkiye'yi 15-20 yıldan beri terörizmin bir türü değil, üç
türü sürekli tehdit altında bulundurmaktadır. Onun için terörizme karşı
uluslararası düzeyde alınacak kararlarda Türkiye'nin öncülük etmesi ülkemizin
doğal görevidir. Sürekli özgürlük harekatına bizim etkin katkımız olması
da doğaldır ve bizim kendi kendimize bir görevimizdir. Zaten Türkiye Büyük
Millet Meclisi de o nedenle Hükümet'e bu konuda geniş yetki vermiştir.
Terörizmin yaygınlaştığı ve ileri boyutlar edindiği açıkça görülüyor.
Bu konuda en tehlikeli bir odak da Afganistan'daki Taliban rejimi. Taliban
rejimi çağdışı uygulamalarıyla ve terörizme kucak açmasıyla öncelikle Orta
Asya ülkelerine, bütün bölgeye, dolayısıyla Türkiye'ye ve bütün dünyaya
ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Buna karşı alınacak tedbirlere bizim
ön safta katılmamız da doğaldır. O nedenle 11 Eylül'den sonra dostumuz
ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin terörizme karşı açtığı
uluslararası mücadeleye bizim ön safta katılmamız kanımızca doğaldı ve
gerekliydi.
Kaldı ki Afganistan'ın bizim için öteden beri büyük önemi vardır. Bildiğiniz
gibi Atatürk, daha Kurtuluş Savaşı yıllarında, henüz Türkiye Büyük Millet
Meclisi yeni çalışmaya başlamışken büyük bir öngörü ve önsezgiyle Afganistan'a
üst rütbeli subaylar göndermiş, onların askeri alanda örgütlenmesine yardımcı
olmaya çalışmıştır.
Ayrıca yine 1930'lu yıllarda Türkiye'nin bazı en değerli, en iyi yetişmiş
bürokratları Atatürk'ün verdiği görevle bu ülkeye gitmişlerdir. Afganistan'ın
çağdaş bir ülke durumuna gelmesine ellerinden gelen katkıyı yapmaya çalışmışlardır.
Eğer araya 2'nci Dünya Savaşı veya Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali
girmeseydi Cumhuriyet Türkiyesi'nin açtığı yolda Afganistan, bugün belki
de dünyanın çağdaş ve hatta laikliği benimsemiş ülkelerinden biri haline
gelebilecekti. Fakat bu fırsat maalesef kaçmıştır. Şimdi bizim bu fırsatın
yeniden yakalanmasına katkıda bulunma olanağımız ortaya çıkmış bulunuyor.
Cumhuriyet döneminde, 1930'lu yıllarda dediğim gibi çağdaş bir ülke
oluşmasında Türkiye'nin büyük katkıları olmuştu. Sovyetler Birliği yönetiminden
sonra da Türkiye, Afganistan'ın kalkınmasına katkıda bulunmaya devam etmiştir.
Okullar, hastaneler açılmasına, konutlar yapılmasına, sulama projelerinin
uygulanmasına katkılarda bulunmuştur. Bunlar bizim ne kadar içtenlikli
olarak Afganistan halkının yararına davrandığımızı gösteren somut örneklerdir.
Şimdiki mücadeleye katıldığımızdan beri bu konuda devlet yönetimimizde
çok belirgin bir eşgüdüm sağladık. Gerek Hükümet, gerek Dışişleri Bakanlığı
ile Silahlı Kuvvetler ve MİT tam bir eşgüdüm içinde çalıştık.
Türkiye'nin Afganistan'la ilgili çok yaygın bilgisi vardır. İstihbari
bilgisi vardır. O bakımdan Afganistan'ın esenliğe kavuşmasında Türkiye'nin
birikimi, deneyimleri ve iyiniyeti çok önemli bir etken olabilir.
Başlayan askeri harekatta tabii bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Fakat
Türkiye bugün aldığı kararla Afganistan'daki askeri harekatın daha etkili
biçimde yönlendirilmesine katkıda bulunma olanağını sağlamıştır. Afganistan
halkına olabildiğince zarar vermeden.
Taliban rejiminin tehditlerini ortadan kaldırmaya çalışacağız. Bu konuda
en deneyimli ülke Türkiye'dir. Hem terör tehditlerine karşı edindiğimiz
bilgiler ve deneyim, hem de Afganistan'a 1920'lerden, 1930'lardan gelen
ilgimiz bize bu olanağı vermektedir.
Türkiye'nin son yıllarda uluslararası ilişkiler alanında çok büyük bir
önem ve dinamizm kazandığını görüyoruz. Yoğun bir diplomasi trafiği sürdürülüyor.
Türkiye artık yalnız kendi dost ve müttefikleriyle veya yalnız kendi bölgesindeki
ülkelerle değil, bütün dünyayla yaygın ilişkiler kurmaktadır. Kafkasya'dan,
Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya, Pasifik ülkelerine, Kuzey Afrika ülkelerine,
Afrika ülkelerine, Latin Amerika ülkelerine kadar uzanan bir ilişkiler
ağı kurmuş bulunuyoruz. Dünyada bu kadar önemi artan ve ilişkileri genişleyen
bir ülkenin uluslararası düzeyde terörizme karşı mücadele edilirken, kenara
çekilmiş durması kendi kendini inkar olurdu. Onun için bu kararı almamızın
çok yararlı olduğuna ve olacağına inanıyorum.
Uluslararası yükümlülüklerimiz ve NATO'nun 5'inci maddesinin uygulanması
önemli bir emsal oluşturuyor. Bu emsalin oluşturulmasına Türkiye de mutlaka
kendi katkısını yapmak zorundadır. Eğer Türkiye bu görevi yerine getirmezse
ileride -Allah esirgesin- NATO'nun 5'inci maddesinin uygulanmasına muhtaç
olursa buna dış destek bulmakta çok zorluk çekebilir.
Harekata katılma amacının Afgan halkıyla hiç ilgisi yoktur. Tam tersine
Türkiye bir anlamda Afgan halkının kurtuluşuna katkıda bulunmak istemektedir.
Özellikle de insani yardıma büyük önem vermektedir. Askeri harekatın olabildiğince
kısa sürede ve etkin biçimde sona ermesi için olanaklarımız bugünden itibaren
daha da genişlemiş bulunmaktadır. Ben fazla vaktinizi almamak için sözlerimi
burada keseceğim. Sizlerin sorularınız veya gözlemleriniz varsa onları
rica ederim.
SORULAR – YANITLAR
Soru : Efendim Ramazan ayı yaklaşıyor, bu mübarek ayda bir çarpışma
söz konusu olabilir. İslam ülkeleri arasında zor bir konuma düşebilir miyiz?
Başbakan Ecevit : Sanmıyorum. Bir kere terörizmin Ramazanı yok,
terörizmin bayramı, bayrağı yok. Ramazan ayı sırasında biz elbette halkın
zarar görmemesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Ama dediğim gibi,
terörizm Ramazan ayında da etkinliğini bütün dünyada sürdürüyor. İslam
alemi için çok önemli, hassas bir ay tabii. Fakat Afganistan'daki olayın
aslında dinle, etnik ayrılıklarla bir ilgisi yok, apayrı bir olay. Afganistanlı
vatandaşlar için sıkıntılar yaratılabilir. Bu sıkıntıların asgari düzeyde
kalması için biz elimizden gelen çabayı göstereceğiz.
Soru : Sayın Başbakan, yapılan açıklamalarda, hükümet çevrelerinden
gelen bilgilerde Türkiye'den Afganistan'a giden birliklerin görev alanının,
görev talimatlarının Kuzey İttifakı'nın eğitimine katkı ve Taliban sonrası
dönemde barışı koruma misyonlarıyla sınırlı kalacağı belirtiliyordu. Türk
kamuoyunun da anladığı buydu. Gidecek birlikler cephe gerisinde kalacaklar,
yalnızca eğitim faaliyetlerine katılacaklar ya da yeni dönemde barışı koruma
görevini üstlenecekler. Buna karşılık bugün yapılan açıklamada keşif, teröristlere
karşı mücadele, Kuzey İttifak güçlerini yönlendirme unsurları da sayılıyor.
Keşif, özellikle de teröristlere karşı mücadele cephe gerisi değil, doğrudan
savaş alanının, cephenin içinde gerçekleşeceği ifa edilecek misyonları
gösteriyor. Bu açıdan Hükümet tutumunda galiba bir değişiklik söz konusu.
Ecevit: Hükümet bu konuda kesin bir karar açıklamamıştır çünkü
belirgin bir durum henüz ortaya çıkmamıştır. Tabii aklı başında hiçbir
ülke savaş istemez. Ama savaşa mecbur kalındığı zaman ondan kaçınmamak
gerekir. Biz sıcak harekata katılır mıyız, katılmaz mıyız, katılmak zorunda
kalır mıyız, kalmaz mıyız bu konuda bir karar açıklamadık. İhtiyatlı bir
üslup kullandık. Temennimizi belirttik. Yani askeri harekata mecbur kalmaksızın
amaca erişmenin mümkün olmasını elbette temenni ettik. Eğitime, istihbarata,
insani yardımlara öncelik verebileceğimizi her vesileyle belirttik, yine
de belirtiyoruz. Ama koşullar hangi zorlamaları getirir onu şimdiden söylemek
mümkün değil. Yani şu sırada oraya göndereceğimiz sınırlı sayıdaki askeri
personelin hangi durumlarla karşılaşacağını şimdiden kestirmemiz mümkün
değil. Fakat dediğim gibi, bilinmedik veya istenmedik olaylarla da karşılaşılabilir.
Bu konuda kesin bir tavır almamıştık, bir temennimizi belirtmiştik. Yine
o temenniyi sürdürüyoruz; ve ben şuna inanıyorum: Türkiye'nin Afganistan'daki
harekat bağlamında şimdiye kadar olduğundan daha etkin bir tavır alabilecek
duruma gelmesi büyük bir olasılıkla askeri harekatın da kısa sürede ve
olumlu bir şekilde sona ermesini kolaylaştıracaktır.
Soru : Sayın Başbakan, temenni olarak ifade edilen pozisyondan
farklı bir pozisyona geldik.
Başbakan Ecevit : Hayır hala temennimiz devam ediyor. Ama dediğim
gibi, koşullar ne getirir bilinemez. Çok olumlu veya tehlikeli sonuçları
olabilecek bir sürece girdik. Bunda her olasılığa hazırlıklı olmamız gerekir.
Ama askeri olasılıkları asgari düzeyde tutmanın da gereklerini yerine getirmeye
çalışacağız.
Soru : Daha önce de Türk Silahlı Kuvvetleri'nden barış gücü olarak
yurtdışına birlikler gönderdik. Değişik yerlerde görev yapıyorlar. Birliğimizin
görev alanları, görev yerleri ve bağlı bulundukları komutanlar, birlikler
gitmeden belli oluyordu. Şu anda henüz barış olmadan birlik gönderiyoruz
ve NATO'nun 5'inci maddesine göre gönderiyoruz. Acaba birliğimizin görev
alanı belli mi, nereye konuşlanacak, kime bağlı olacak?
Ecevit: Şu anda bildiğimiz kadar Afganistan'ın kuzey bölgesinde
etkinliğimiz olacak. Olası diğer bazı devletlerin birliklerinin bulunduğu
bölgelerde değil, Amerikan birliklerinin bulunduğu bölgelerde görev alacağız.
Yani Amerikan birlikleriyle yakın işbirliği halinde çalışabileceğiz. Öte
yandan hangi ülkelerin kuvvet vereceği henüz belirginlik kazanmış değil.
O nedenle de şu sırada daha net bir yanıt verme olanağımız yok.. Zaten
çok az sayıda ülkeden askeri katkı istenmiştir. Askeri katkı istenen ülkelerden
de çok sınırlı sayıda katkı talep edilmiştir. Dediğim gibi şu sırada daha
net bir bilgi vermeye olanak yok.
Soru : Efendim, zamanı belli mi, ne zaman gidileceği konusunda
tahmini bir şey var mı?
Ecevit: Herhalde kısa bir süre içinde, henüz zamanlaması yapılmadı.
Soru : Kimin komutası altında olacak?
Başbakan Ecevit : Dediğim gibi Türk birliğine verilecek görev
alanı, Amerika Birleşik Devletleri'nin etkin olduğu alanlardan biri olacaktır.
Soru : Bütün bunlar planlama aşamasında kesinleşmiş bir çerçevede
değil. Efendim, birliğimize komuta edecek yetkili subay belli mi acaba?
General mi, Albay mı olacak?
Başbakan Ecevit : Hayır, şu aşamada belli değil.
Soru : Sayın Kıvrıkoğlu, sürekli olarak Afganistan'da bir kara
harekatının “Bataklığa saplanmakla eş anlamlı” olduğunu söylüyordu. Köşk'teki
son toplantı sırasında da kendisine Kore olayı benzetmesi yapıldı ve “Böyle
bir duruma dönüşme olasılığı var mıdır?” diye bir soru soruldu. Efendim
sizin de acaba Afganistan'da bir kara harekatının Kore'ye dönmesi gibi
bir kaygınız var mı?
Başbakan Ecevit : Kore benzetmesinde başarı sağlanmıştı belki
Vietnam'ı kastediyorsunuz.
Soru : Efendim, Sayın Kıvrıkoğlu bataklığa saplanmayla eşanlamlı
olarak söylüyor; yani Amerika'nın böyle bir dönemde bunu yapmasını biz
doğru bulmayız diye kendisi defalarca söylemişti.
Başbakan Ecevit : Akıl içi yol birdir. Bu olaylar başladığında
11 Eylül'ün arkasından Amerika bir harekat kararlılığını açıkladığı günlerde
biz de bunun rizikolu ve çok zor bir harekat olacağını söylemiştik. Uzun
bir harekat olabilir
onun için bu harekatın, dost ülkelerden gelecek katkılar
da değerlendirmekle beraber, daha çok Afganlı muhaliflerin katkısıyla yürütülmesinin;
onların aralarındaki ayrılıkların, rekabetin, karşıtlıkların mutlaka ortadan
kaldırılmasının, ve donanım ve eğitim bakımından eksikliklerin giderilmesinin
daha iyi olacağını düşünüyoruz. Sanırım Sayın Genelkurmay Başkanımız'ın
geçen akşam söylediği sözler de aynı doğrultuda. Yani öteden beri aynı
şeyleri söylüyoruz. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri'yle askeri anlamda
stratejik konularda daha somut ve daha günü gününe işbirliği içinde olacağız.
Öylelikle sizin de değindiğiniz yolda hareket etme olanaklarımız daha artmış
olacaktır. Bu konularda da etkin bir tavır alabileceğiz. Vietnam'dakine
benzemeyen, Sovyetler Birliği'nin Afganistan işgali sırasındaki duruma
da benzemeyen bir ortamda sorunun olumlu bir sonuca varmasını temenni ederim.
Soru : Efendim, Amerika Merkezi Kuvvet Komutanlığı'nda 8 ülkenin
generali vardı. Şu anda biz de oradayız. Ancak onlardan henüz bir açıklama
yok. Türkiye, Amerika ve İngiltere'den sonra sıcak olaya katılacağını söyleyen
üçüncü ülke mi oluyor?
Başbakan Ecevit : Amerika ve İngiltere'den sonra diyorsunuz öyle
mi?
Soru : Evet.
Başbakan Ecevit : Amerika da İngiltere de zaten harekatı başlatan
ülkelerdir. Onların dışında Avustralya'dan, Kanada'dan açık destek geldi.
Kendi kararımızı bugün açıkladık. Bugün, yarın veya öbür gün başkalarından
da açıklamalar gelebilir. Şu aşamaya kadar kesin, net tavır açıklayan ülkeler
Türkiye dışında Avustralya ve Kanada.
Soru : Efendim, Genelkurmay Başkanlığı'na Bakanlar Kurulu kararı
tebliğ edildi mi? Bugün birliklerimizin gitme ihtimali yüksek mi? En kısa
zamanda dediniz.
Başbakan Ecevit : Bu kararname konusu değil. Zaten Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nden karar alındı. O bakımdan yasal açıdan bir sorun yok.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Bazı işlemleri tamamlıyoruz.
Başbakan Ecevit : Tabii bazı bürokratik işlemler vardır, onlar
yapılır ama bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin aldığı karar doğrultusunda
ve onun kapsamındadır.
Soru: Efendim, Bakanlar Kurulu kararını Genelkurmay Başkanlığı'na
bildirdiniz mi?
Ecevit: Zaten bu kararımızı Genelkurmay Başkanlığı'nın büyük
katkısıyla hazırladık. Bildiğiniz gibi iki gece evvel Milli Güvenlik Kurulu
Toplantısı'nın hemen arkasından Başbakanlık Konutu'nda yaptığımızı toplantıya
Genelkurmay Başkanımız da katılmıştı.
Soru: Bir Türk komutanın Afganistan'da Taliban sonrası dönemde
kurulacak olan barış kuvvetinde bir Türk komutanın komuta edeceği yolunda
haberler var.
Başbakan Ecevit : İlk defa duyuyorum, olabilir de, olmayabilir
de. Tabii Afganistan'da bu savaş veya harekat sonrasının yönetimi çok önemli
bir sorun. Bunun önceden olabildiğince planlanması, tasarlanması gerekir
ve bugünkü konumuyla Türkiye de bu çalışmaya etkin bir şekilde katkıda
bulunabilecek duruma gelmiştir.
Soru : Sayın Başbakan, Kuzey İttifakı liderlerinin Ankara'da
toplanması gerçekleşecek mi? Yoksa toplantı ertelendi mi?
Ecevit: Benim bildiğim ertelenmişti. Sayın Uğur Ziyal bu konuda
sizlere bilgi verebilir.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Bildiğiniz gibi bu
bir Afgan inisiyatifiydi. İlk önce kötü hava koşulları nedeniyle bir ertelenme
söz konusu oldu. Bunların Türkiye'ye gelme çalışmaları kendi içlerinde
devam ediyor. Biz burada sadece lojistik destek sağlıyoruz kendilerine,
yer temin ediyoruz. Yoksa kimlerin geleceği, ne zaman geleceği, hangi çerçevede
gelip görüşecekleri Afganların kararı olacak ve doğrusu da budur.
Soru : Efendim “Amerika Birleşik Devletleri'nin etkin olduğu
alanlarda Amerikalılar'la işbirliği yapacağız” dediniz. Amerika bu savaşın
asıl unsuru olduğuna göre, bu sözlerinizden ‘biz sıcak savaşın tam içindeyiz'
anlamı çıkıyor.
Başbakan Ecevit : Sıcak savaşın nerede olacağı, nerede biteceği,
nerede oluşacağı henüz belli değil. Onun için bir şey söyleyemem.
Soru : Sayın Başbakanım, talep içeriğinde de olabilir, bizim
planlamamız doğrultusunda da olabilir. Askerlerimiz oraya ağır silah götürecekler
mi, yoksa normal bir teçhizatla mı gidecekler?
Başbakan Ecevit : Bunlar Genelkurmay Başkanlığı'nın konusu. Askerlerimizin
donatım veya başka bakımdan gereklerini Genelkumay Başkanlığımız Hükümetle
birlikte oluşturacaktır. Ama daha bugün birinci gün.
Soru : Sayın Başbakan, ‘26 Ekim tarihinde tarafımıza ulaşmış
Amerika Birleşik Devletleri'nin bu konudaki talebi' deniyor açıklamada.
Söz konusu talep 26 Ekim'de ulaşmıştır. Bu talep askeri mi yoksa siyasi
kanallardan mı geldi?
Başbakan Ecevit : Resmi kanallardan geldi. Böyle bir aşamada
askeri karar odağı ile siyasi karar odağı birbirinden ayrılamaz. Ciddi
bir devlette bunlar beraber yürür.
Soru : Türkiye asker gönderme konusunda hazırlıklarını tamamlamıştı.
Peki 26 Ekim'de talepte bulunulduysa, bu süre içerisinde bunun gizli tutulması
hangi bilgilerin değerlendirildiğine işaret ediyor?
Başbakan Ecevit : Her bilgiyi değerlendirmemiz çok doğal. Araya
Cumhuriyet Bayramı da girdi, çok kısa bir sürede gerekli düşünsel hazırlık
yapıldı. Şimdi bunun uygulamaya ilişkin aşamasına gelmiş bulunuyoruz.
Soru : Efendim, şu anda aktif destek veren tek İslam ülkesiyiz.
Öteki İslam ülkeleri ile bir diplomatik temas, onları bir bilgilendirme,
onlarla bir diplomatik bir zemin söz konusu mu?
Başbakan Ecevit : Bu konu hakkında bilgiyi Dışişleri Bakanlığı
Sayın Ziyal versin.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Evet efendim hepsi
yapılıyor.
Soru : Hangi düzeyde?
Başbakan Ecevit : Sayın Müsteşar belki siz bu konuda daha iyi
bilgi verebilirsiniz.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Diplomatik kanalları
kullanıyoruz.
Soru : Efendim, Hükümet, Silahlı Kuvvetler, MİT arasındaki eşgüdümden
bahsettiniz. Ama Sayın Cumhurbaşkanı'nı saymadınız. Bunu açıklayabilir
misiniz?
Başbakan Ecevit : Beraber düşünceleri oluşturduk. Bugün de Bakanlar
Kurulu kararını kesinleştirmeden veya açıklamadan önce Sayın Cumhurbaşkanı'nı
ziyaret ettim. Ona da en son bilgileri sunduk ve onayını aldık.
Soru : Efendim, Türkiye ekonomi alanında zor bir dönemden geçiyor.
Bu karar alınırken acaba bizim IMF ve Dünya Bankası'yla yaptığımız görüşmelerde
artı bir talepte bulunma veya alacağımız kredilerde, yardımlarda artı bir
şey isteme gibi bir durum söz konusu olacak mı ya da Amerika'ya karşı biz
bunu kabul ettik derken acaba böyle bir görüşme oldu mu?
Başbakan Ecevit : Şimdi Türkiye açısından bu terörizmle mücadele
o kadar yaşamsal önem taşıyor ki bu konuda attığımız adımı ekonomik ve
ticari açıdan pazarlık konusu yapmayız. Bunu içimize sindiremezdik. Ama
ben eminim ki Türkiye'nin öneminin bilincinde olan dost ve müttefik ülkeler
bu konuda Türkiye'nin gereksinmelerini de herhalde göz önünde tutacaklardır.
Bundan kuşkum yok. Dediğim gibi, ‘oraya şu kadar sayıda askeri birlik gönderiyoruz
ama buna karşılık da siz bize şunları taahhüt edin' demeyi içimize sindiremezdik.
Bunlar kendiliğinden oluşabilir, eğer sağlıklı ilişkiler varsa, ki çok
sağlıklı ilişkilerimiz vardır.
Soru: Sayın Başbakanım, Türkiye'nin attığı bu adımı, yani bu
harekata katkıda bulunma adımını cumhuriyet tarihimizde başka hangi kararla
karşılaştırabiliyorsunuz?
Başbakan Ecevit : Her kararın kendine özgü özellikleri vardır.
Elbette Kıbrıs Barış Harekatı'nda önemli bir adım atılmış oldu. NATO üyeliğine
girerken çok önemli bir adım atılmış oldu. Fakat her olayın kendine özgü
koşulları vardır. Kore'ye katılırken de Türkiye'nin önemli birtakım öngörüleri
vardı.
Soru : Sayın Başbakanım, Afganistan'daki olaylara göre gönderdiğimiz
asker sayısını artırmamız söz konusu olabilir mi?
Başbakan Ecevit : Şu sırada buna gereksinim duyulmuyor.
Soru :Efendim, asker gönderme iç güvenlik zaafına neden olabilir
mi, öyle bir endişeniz var mı?
Başbakan Ecevit : Hayır, yok. Çünkü çok sayıda asker gönderilmesi
söz konusu olmaz. Türkiye'nin kendi sorunları var.
Soru : Terörist saldırılar bağlamında sormuştum.
Başbakan Ecevit : Terörist saldırılar Türkiye'de zaten devam
ediyor. Büyük ölçüde azaldı, büyük ölçüde geriledi ama çeşitli konularda
bölücü akımla, din sömürüsüyle, militan komunizmle ilgili olarak çeşitli
alanlardan gelen tehditlerle zaten karşı karşıyayız. Onun için askeri birliklerimizin
sayısı da belirli bir düzeyin altına inmemek durumundadır. Elbette oraya
gidecek asker sayısının da Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarıyla uyumlu olmasını
göz önünde tutacağız.
Soru : Askerlerimiz rütbeli mi, yani subay, astsubay mı?
Başbakan Ecevit : Evet, rütbeli.
Soru : Efendim bugün bu karar açıklanırken Saadet Partisi Anayasa
Mahkemesi'ne başvurdu ve asker gönderme kararının iptalini istedi. Acaba
Meclis'te yaptığınız konuşma benzeri gibi, Saadet Partisi'ni hala Taliban'ı
eleştirme konusunda çekingen mi buluyorsunuz?
Başbakan Ecevit : Artık o konulara girmeyi doğru bulmuyorum.
Olabildiğince ulusal uyum içinde bu görevin üstesinden gelmeyi temenni
ediyorum.
Teşekkür ederim.
|