Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
AFGANİSTAN OPERASYONU (2001)
HÜKÜMET AÇIKLAMASI
TBMM'NİN ASKER GÖNDERME İZİN KARARI
MGK EKİM AYI TOPLANTISI (2001)

ABD'NİN AFGANİSTAN OPERASYONU...
Başbakan Ecevit'in açıklamaları...
1 Kasım 2001
Hükümet'in, Afganistan'a asker gönderme kararından sonra Başbakan Bülent Ecevit, basın kuruluşlarının Ankara temsilcilerini kabul ederek açıklamalarda bulundu.
 
Ecevit, Afganistan'a gönderilmesi kararlaştırılan askeri birliğin ne tür bir görev alacağının şimdilik belli olmadığını söyledi. Türk askerinin en kısa sürede yola çıkacağını belirten Ecevit, "Koşullar hangi zorlamaları getirir bilemiyoruz. Sınırlı miktarda gönderdiğimiz askerin hangi şartlarla karşılaşacağı belli değil" dedi.  

Birliğin sadece subay ve astsubaylardan oluşacağını ve birliğe komuta edecek subayın rütbesinin henüz belli olmadığını söyleyen Ecevit, görev yeri konusunun da netlik kazanmadığını, ABD'nin olduğu bir bölgede görev yapacağını belirtti. 

Terörizm ile mücadelenin zor ve pahalı olduğunu ifade eden Ecevit, uluslararası dayanışmanın önemli ve ''Sürekli Özgürlük Harekatı''na katkının doğal bir görev olduğunu söyledi. 

Ecevit, ABD operasyonunun ramazanda devam edip edilmeyeceğinin sorulması üzerine de, "terörizmin ramazanı yok, terörizmin bayramı, bayrağı yok. Ramazan ayı sırasında biz elbette halkın zarar görmemesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Ama dediğim gibi, terörizm Ramazan ayında da etkinliğini bütün dünyada sürdürüyor. İslam alemi için çok önemli, hassas bir ay tabii. Fakat Afganistan'daki olayın aslında dinle, etnik ayrılıklarla bir ilgisi yok, apayrı bir olay. Afganistanlı vatandaşlar için sıkıntılar yaratılabilir. Bu sıkıntıların asgari düzeyde kalması için biz elimizden gelen çabayı göstereceğiz" dedi,
 

Başbakan Bülent Ecevit'in basın kuruluşlarının Ankara temsilcilerini kabulünde yaptığı açıklama ve sorulara yanıtları:
(1.11.2001)

Basın yayın görevlisi arkadaşlarım; bugün tabii çok önemli bir gün. Terörizmle mücadele konusunda Türkiye Cumhuriyeti bugün aldığı kararla önemli bir adım atmıştır. Bu konuda ayrıntılı açıklama yaptık, size de ek bilgiler verebilirim. Ayrıca sorularınız olursa, onları da yanıtlandırmak isteriz.

Terörizm çağımızın, hatta bütün çağların, en büyük tehlikesi haline geldi. Çünkü terörist eylemler çok ucuzladı, çok kolaylaştı. Ama terörizme karşı mücadele çok zorlaştı ve pahalılaştı. Onun için terörizme karşı mücadelede uluslararası dayanışma çok büyük önem taşıyor.

Öte yandan Türkiye terörizme en çok ve en yakından tehdit altında bulunan ülke. Çünkü Türkiye'yi 15-20 yıldan beri terörizmin bir türü değil, üç türü sürekli tehdit altında bulundurmaktadır. Onun için terörizme karşı uluslararası düzeyde alınacak kararlarda Türkiye'nin öncülük etmesi ülkemizin doğal görevidir. Sürekli özgürlük harekatına bizim etkin katkımız olması da doğaldır ve bizim kendi kendimize bir görevimizdir. Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi de o nedenle Hükümet'e bu konuda geniş yetki vermiştir.

Terörizmin yaygınlaştığı ve ileri boyutlar edindiği açıkça görülüyor. Bu konuda en tehlikeli bir odak da Afganistan'daki Taliban rejimi. Taliban rejimi çağdışı uygulamalarıyla ve terörizme kucak açmasıyla öncelikle Orta Asya ülkelerine, bütün bölgeye, dolayısıyla Türkiye'ye ve bütün dünyaya ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Buna karşı alınacak tedbirlere bizim ön safta katılmamız da doğaldır. O nedenle 11 Eylül'den sonra dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin terörizme karşı açtığı uluslararası mücadeleye bizim ön safta katılmamız kanımızca doğaldı ve gerekliydi.

Kaldı ki Afganistan'ın bizim için öteden beri büyük önemi vardır. Bildiğiniz gibi Atatürk, daha Kurtuluş Savaşı yıllarında, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni çalışmaya başlamışken büyük bir öngörü ve önsezgiyle Afganistan'a üst rütbeli subaylar göndermiş, onların askeri alanda örgütlenmesine yardımcı olmaya çalışmıştır.

Ayrıca yine 1930'lu yıllarda Türkiye'nin bazı en değerli, en iyi yetişmiş bürokratları Atatürk'ün verdiği görevle bu ülkeye gitmişlerdir. Afganistan'ın çağdaş bir ülke durumuna gelmesine ellerinden gelen katkıyı yapmaya çalışmışlardır. Eğer araya 2'nci Dünya Savaşı veya Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali girmeseydi Cumhuriyet Türkiyesi'nin açtığı yolda Afganistan, bugün belki de dünyanın çağdaş ve hatta laikliği benimsemiş ülkelerinden biri haline gelebilecekti. Fakat bu fırsat maalesef kaçmıştır. Şimdi bizim bu fırsatın yeniden yakalanmasına katkıda bulunma olanağımız ortaya çıkmış bulunuyor.

Cumhuriyet döneminde, 1930'lu yıllarda dediğim gibi çağdaş bir ülke oluşmasında Türkiye'nin büyük katkıları olmuştu. Sovyetler Birliği yönetiminden sonra da Türkiye, Afganistan'ın kalkınmasına katkıda bulunmaya devam etmiştir. Okullar, hastaneler açılmasına, konutlar yapılmasına, sulama projelerinin uygulanmasına katkılarda bulunmuştur. Bunlar bizim ne kadar içtenlikli olarak Afganistan halkının yararına davrandığımızı gösteren somut örneklerdir.

Şimdiki mücadeleye katıldığımızdan beri bu konuda devlet yönetimimizde çok belirgin bir eşgüdüm sağladık. Gerek Hükümet, gerek Dışişleri Bakanlığı ile Silahlı Kuvvetler ve MİT tam bir eşgüdüm içinde çalıştık.

Türkiye'nin Afganistan'la ilgili çok yaygın bilgisi vardır. İstihbari bilgisi vardır. O bakımdan Afganistan'ın esenliğe kavuşmasında Türkiye'nin birikimi, deneyimleri ve iyiniyeti çok önemli bir etken olabilir.

Başlayan askeri harekatta tabii bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Fakat Türkiye bugün aldığı kararla Afganistan'daki askeri harekatın daha etkili biçimde yönlendirilmesine katkıda bulunma olanağını sağlamıştır. Afganistan halkına olabildiğince zarar vermeden.

Taliban rejiminin tehditlerini ortadan kaldırmaya çalışacağız. Bu konuda en deneyimli ülke Türkiye'dir. Hem terör tehditlerine karşı edindiğimiz bilgiler ve deneyim, hem de Afganistan'a 1920'lerden, 1930'lardan gelen ilgimiz bize bu olanağı vermektedir.

Türkiye'nin son yıllarda uluslararası ilişkiler alanında çok büyük bir önem ve dinamizm kazandığını görüyoruz. Yoğun bir diplomasi trafiği sürdürülüyor. Türkiye artık yalnız kendi dost ve müttefikleriyle veya yalnız kendi bölgesindeki ülkelerle değil, bütün dünyayla yaygın ilişkiler kurmaktadır. Kafkasya'dan, Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya, Pasifik ülkelerine, Kuzey Afrika ülkelerine, Afrika ülkelerine, Latin Amerika ülkelerine kadar uzanan bir ilişkiler ağı kurmuş bulunuyoruz. Dünyada bu kadar önemi artan ve ilişkileri genişleyen bir ülkenin uluslararası düzeyde terörizme karşı mücadele edilirken, kenara çekilmiş durması kendi kendini inkar olurdu. Onun için bu kararı almamızın çok yararlı olduğuna ve olacağına inanıyorum.

Uluslararası yükümlülüklerimiz ve NATO'nun 5'inci maddesinin uygulanması önemli bir emsal oluşturuyor. Bu emsalin oluşturulmasına Türkiye de mutlaka kendi katkısını yapmak zorundadır. Eğer Türkiye bu görevi yerine getirmezse ileride -Allah esirgesin- NATO'nun 5'inci maddesinin uygulanmasına muhtaç olursa buna dış destek bulmakta çok zorluk çekebilir.

Harekata katılma amacının Afgan halkıyla hiç ilgisi yoktur. Tam tersine Türkiye bir anlamda Afgan halkının kurtuluşuna katkıda bulunmak istemektedir. Özellikle de insani yardıma büyük önem vermektedir. Askeri harekatın olabildiğince kısa sürede ve etkin biçimde sona ermesi için olanaklarımız bugünden itibaren daha da genişlemiş bulunmaktadır. Ben fazla vaktinizi almamak için sözlerimi burada keseceğim. Sizlerin sorularınız veya gözlemleriniz varsa onları rica ederim.

SORULAR – YANITLAR

Soru : Efendim Ramazan ayı yaklaşıyor, bu mübarek ayda bir çarpışma söz konusu olabilir. İslam ülkeleri arasında zor bir konuma düşebilir miyiz?

Başbakan Ecevit : Sanmıyorum. Bir kere terörizmin Ramazanı yok, terörizmin bayramı, bayrağı yok. Ramazan ayı sırasında biz elbette halkın zarar görmemesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Ama dediğim gibi, terörizm Ramazan ayında da etkinliğini bütün dünyada sürdürüyor. İslam alemi için çok önemli, hassas bir ay tabii. Fakat Afganistan'daki olayın aslında dinle, etnik ayrılıklarla bir ilgisi yok, apayrı bir olay. Afganistanlı vatandaşlar için sıkıntılar yaratılabilir. Bu sıkıntıların asgari düzeyde kalması için biz elimizden gelen çabayı göstereceğiz.

Soru : Sayın Başbakan, yapılan açıklamalarda, hükümet çevrelerinden gelen bilgilerde Türkiye'den Afganistan'a giden birliklerin görev alanının, görev talimatlarının Kuzey İttifakı'nın eğitimine katkı ve Taliban sonrası dönemde barışı koruma misyonlarıyla sınırlı kalacağı belirtiliyordu. Türk kamuoyunun da anladığı buydu. Gidecek birlikler cephe gerisinde kalacaklar, yalnızca eğitim faaliyetlerine katılacaklar ya da yeni dönemde barışı koruma görevini üstlenecekler. Buna karşılık bugün yapılan açıklamada keşif, teröristlere karşı mücadele, Kuzey İttifak güçlerini yönlendirme unsurları da sayılıyor. Keşif, özellikle de teröristlere karşı mücadele cephe gerisi değil, doğrudan savaş alanının, cephenin içinde gerçekleşeceği ifa edilecek misyonları gösteriyor. Bu açıdan Hükümet tutumunda galiba bir değişiklik söz konusu.

Ecevit: Hükümet bu konuda kesin bir karar açıklamamıştır çünkü belirgin bir durum henüz ortaya çıkmamıştır. Tabii aklı başında hiçbir ülke savaş istemez. Ama savaşa mecbur kalındığı zaman ondan kaçınmamak gerekir. Biz sıcak harekata katılır mıyız, katılmaz mıyız, katılmak zorunda kalır mıyız, kalmaz mıyız bu konuda bir karar açıklamadık. İhtiyatlı bir üslup kullandık. Temennimizi belirttik. Yani askeri harekata mecbur kalmaksızın amaca erişmenin mümkün olmasını elbette temenni ettik. Eğitime, istihbarata, insani yardımlara öncelik verebileceğimizi her vesileyle belirttik, yine de belirtiyoruz. Ama koşullar hangi zorlamaları getirir onu şimdiden söylemek mümkün değil. Yani şu sırada oraya göndereceğimiz sınırlı sayıdaki askeri personelin hangi durumlarla karşılaşacağını şimdiden kestirmemiz mümkün değil. Fakat dediğim gibi, bilinmedik veya istenmedik olaylarla da karşılaşılabilir. Bu konuda kesin bir tavır almamıştık, bir temennimizi belirtmiştik. Yine o temenniyi sürdürüyoruz; ve ben şuna inanıyorum: Türkiye'nin Afganistan'daki harekat bağlamında şimdiye kadar olduğundan daha etkin bir tavır alabilecek duruma gelmesi büyük bir olasılıkla askeri harekatın da kısa sürede ve olumlu bir şekilde sona ermesini kolaylaştıracaktır.

Soru : Sayın Başbakan, temenni olarak ifade edilen pozisyondan farklı bir pozisyona geldik.

Başbakan Ecevit : Hayır hala temennimiz devam ediyor. Ama dediğim gibi, koşullar ne getirir bilinemez. Çok olumlu veya tehlikeli sonuçları olabilecek bir sürece girdik. Bunda her olasılığa hazırlıklı olmamız gerekir. Ama askeri olasılıkları asgari düzeyde tutmanın da gereklerini yerine getirmeye çalışacağız.

Soru : Daha önce de Türk Silahlı Kuvvetleri'nden barış gücü olarak yurtdışına birlikler gönderdik. Değişik yerlerde görev yapıyorlar. Birliğimizin görev alanları, görev yerleri ve bağlı bulundukları komutanlar, birlikler gitmeden belli oluyordu. Şu anda henüz barış olmadan birlik gönderiyoruz ve NATO'nun 5'inci maddesine göre gönderiyoruz. Acaba birliğimizin görev alanı belli mi, nereye konuşlanacak, kime bağlı olacak?

Ecevit: Şu anda bildiğimiz kadar Afganistan'ın kuzey bölgesinde etkinliğimiz olacak. Olası diğer bazı devletlerin birliklerinin bulunduğu bölgelerde değil, Amerikan birliklerinin bulunduğu bölgelerde görev alacağız. Yani Amerikan birlikleriyle yakın işbirliği halinde çalışabileceğiz. Öte yandan hangi ülkelerin kuvvet vereceği henüz belirginlik kazanmış değil. O nedenle de şu sırada daha net bir yanıt verme olanağımız yok.. Zaten çok az sayıda ülkeden askeri katkı istenmiştir. Askeri katkı istenen ülkelerden de çok sınırlı sayıda katkı talep edilmiştir. Dediğim gibi şu sırada daha net bir bilgi vermeye olanak yok.

Soru : Efendim, zamanı belli mi, ne zaman gidileceği konusunda tahmini bir şey var mı?

Ecevit: Herhalde kısa bir süre içinde, henüz zamanlaması yapılmadı.

Soru : Kimin komutası altında olacak? 

Başbakan Ecevit : Dediğim gibi Türk birliğine verilecek görev alanı, Amerika Birleşik Devletleri'nin etkin olduğu alanlardan biri olacaktır.

Soru : Bütün bunlar planlama aşamasında kesinleşmiş bir çerçevede değil. Efendim, birliğimize komuta edecek yetkili subay belli mi acaba? General mi, Albay mı olacak?

Başbakan Ecevit : Hayır, şu aşamada belli değil.

Soru : Sayın Kıvrıkoğlu, sürekli olarak Afganistan'da bir kara harekatının “Bataklığa saplanmakla eş anlamlı” olduğunu söylüyordu. Köşk'teki son toplantı sırasında da kendisine Kore olayı benzetmesi yapıldı ve “Böyle bir duruma dönüşme olasılığı var mıdır?” diye bir soru soruldu. Efendim sizin de acaba Afganistan'da bir kara harekatının Kore'ye dönmesi gibi bir kaygınız var mı?

Başbakan Ecevit : Kore benzetmesinde başarı sağlanmıştı belki Vietnam'ı kastediyorsunuz.

Soru : Efendim, Sayın Kıvrıkoğlu bataklığa saplanmayla eşanlamlı olarak söylüyor; yani Amerika'nın böyle bir dönemde bunu yapmasını biz doğru bulmayız diye kendisi defalarca söylemişti.

Başbakan Ecevit : Akıl içi yol birdir. Bu olaylar başladığında 11 Eylül'ün arkasından Amerika bir harekat kararlılığını açıkladığı günlerde biz de bunun rizikolu ve çok zor bir harekat olacağını söylemiştik. Uzun bir harekat olabilir onun için bu harekatın, dost ülkelerden gelecek katkılar da değerlendirmekle beraber, daha çok Afganlı muhaliflerin katkısıyla yürütülmesinin; onların aralarındaki ayrılıkların, rekabetin, karşıtlıkların mutlaka ortadan kaldırılmasının, ve donanım ve eğitim bakımından eksikliklerin giderilmesinin daha iyi olacağını düşünüyoruz. Sanırım Sayın Genelkurmay Başkanımız'ın geçen akşam söylediği sözler de aynı doğrultuda. Yani öteden beri aynı şeyleri söylüyoruz. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri'yle askeri anlamda stratejik konularda daha somut ve daha günü gününe işbirliği içinde olacağız. Öylelikle sizin de değindiğiniz yolda hareket etme olanaklarımız daha artmış olacaktır. Bu konularda da etkin bir tavır alabileceğiz. Vietnam'dakine benzemeyen, Sovyetler Birliği'nin Afganistan işgali sırasındaki duruma da benzemeyen bir ortamda sorunun olumlu bir sonuca varmasını temenni ederim.

Soru : Efendim, Amerika Merkezi Kuvvet Komutanlığı'nda 8 ülkenin generali vardı. Şu anda biz de oradayız. Ancak onlardan henüz bir açıklama yok. Türkiye, Amerika ve İngiltere'den sonra sıcak olaya katılacağını söyleyen üçüncü ülke mi oluyor?

Başbakan Ecevit : Amerika ve İngiltere'den sonra diyorsunuz öyle mi?

Soru : Evet.

Başbakan Ecevit : Amerika da İngiltere de zaten harekatı başlatan ülkelerdir. Onların dışında Avustralya'dan, Kanada'dan açık destek geldi. Kendi kararımızı bugün açıkladık. Bugün, yarın veya öbür gün başkalarından da açıklamalar gelebilir. Şu aşamaya kadar kesin, net tavır açıklayan ülkeler Türkiye dışında Avustralya ve Kanada.

Soru : Efendim, Genelkurmay Başkanlığı'na Bakanlar Kurulu kararı tebliğ edildi mi? Bugün birliklerimizin gitme ihtimali yüksek mi? En kısa zamanda dediniz.

Başbakan Ecevit : Bu kararname konusu değil. Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden karar alındı. O bakımdan yasal açıdan bir sorun yok.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Bazı işlemleri tamamlıyoruz.

Başbakan Ecevit : Tabii bazı bürokratik işlemler vardır, onlar yapılır ama bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin aldığı karar doğrultusunda ve onun kapsamındadır.

Soru: Efendim, Bakanlar Kurulu kararını Genelkurmay Başkanlığı'na bildirdiniz mi?

Ecevit: Zaten bu kararımızı Genelkurmay Başkanlığı'nın büyük katkısıyla hazırladık. Bildiğiniz gibi iki gece evvel Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı'nın hemen arkasından Başbakanlık Konutu'nda yaptığımızı toplantıya Genelkurmay Başkanımız da katılmıştı.

Soru: Bir Türk komutanın Afganistan'da Taliban sonrası dönemde kurulacak olan barış kuvvetinde bir Türk komutanın komuta edeceği yolunda haberler var.

Başbakan Ecevit : İlk defa duyuyorum, olabilir de, olmayabilir de. Tabii Afganistan'da bu savaş veya harekat sonrasının yönetimi çok önemli bir sorun. Bunun önceden olabildiğince planlanması, tasarlanması gerekir ve bugünkü konumuyla Türkiye de bu çalışmaya etkin bir şekilde katkıda bulunabilecek duruma gelmiştir.

Soru : Sayın Başbakan, Kuzey İttifakı liderlerinin Ankara'da toplanması gerçekleşecek mi? Yoksa toplantı ertelendi mi?

Ecevit: Benim bildiğim ertelenmişti. Sayın Uğur Ziyal bu konuda sizlere bilgi verebilir.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Bildiğiniz gibi bu bir Afgan inisiyatifiydi. İlk önce kötü hava koşulları nedeniyle bir ertelenme söz konusu oldu. Bunların Türkiye'ye gelme çalışmaları kendi içlerinde devam ediyor. Biz burada sadece lojistik destek sağlıyoruz kendilerine, yer temin ediyoruz. Yoksa kimlerin geleceği, ne zaman geleceği, hangi çerçevede gelip görüşecekleri Afganların kararı olacak ve doğrusu da budur.

Soru : Efendim “Amerika Birleşik Devletleri'nin etkin olduğu alanlarda Amerikalılar'la işbirliği yapacağız” dediniz. Amerika bu savaşın asıl unsuru olduğuna göre, bu sözlerinizden ‘biz sıcak savaşın tam içindeyiz' anlamı çıkıyor.

Başbakan Ecevit : Sıcak savaşın nerede olacağı, nerede biteceği, nerede oluşacağı henüz belli değil. Onun için bir şey söyleyemem.

Soru : Sayın Başbakanım, talep içeriğinde de olabilir, bizim planlamamız doğrultusunda da olabilir. Askerlerimiz oraya ağır silah götürecekler mi, yoksa normal bir teçhizatla mı gidecekler?

Başbakan Ecevit : Bunlar Genelkurmay Başkanlığı'nın konusu. Askerlerimizin donatım veya başka bakımdan gereklerini Genelkumay Başkanlığımız Hükümetle birlikte oluşturacaktır. Ama daha bugün birinci gün.

Soru : Sayın Başbakan, ‘26 Ekim tarihinde tarafımıza ulaşmış Amerika Birleşik Devletleri'nin bu konudaki talebi' deniyor açıklamada. Söz konusu talep 26 Ekim'de ulaşmıştır. Bu talep askeri mi yoksa siyasi kanallardan mı geldi?

Başbakan Ecevit : Resmi kanallardan geldi. Böyle bir aşamada askeri karar odağı ile siyasi karar odağı birbirinden ayrılamaz. Ciddi bir devlette bunlar beraber yürür.

Soru : Türkiye asker gönderme konusunda hazırlıklarını tamamlamıştı. Peki 26 Ekim'de talepte bulunulduysa, bu süre içerisinde bunun gizli tutulması hangi bilgilerin değerlendirildiğine işaret ediyor?

Başbakan Ecevit : Her bilgiyi değerlendirmemiz çok doğal. Araya Cumhuriyet Bayramı da girdi, çok kısa bir sürede gerekli düşünsel hazırlık yapıldı. Şimdi bunun uygulamaya ilişkin aşamasına gelmiş bulunuyoruz.

Soru : Efendim, şu anda aktif destek veren tek İslam ülkesiyiz. Öteki İslam ülkeleri ile bir diplomatik temas, onları bir bilgilendirme, onlarla bir diplomatik bir zemin söz konusu mu?

Başbakan Ecevit : Bu konu hakkında bilgiyi Dışişleri Bakanlığı Sayın Ziyal versin.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Evet efendim hepsi yapılıyor.

Soru : Hangi düzeyde?

Başbakan Ecevit : Sayın Müsteşar belki siz bu konuda daha iyi bilgi verebilirsiniz.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI MÜSTEŞARI UĞUR ZİYAL: Diplomatik kanalları kullanıyoruz.

Soru : Efendim, Hükümet, Silahlı Kuvvetler, MİT arasındaki eşgüdümden bahsettiniz. Ama Sayın Cumhurbaşkanı'nı saymadınız. Bunu açıklayabilir misiniz?

Başbakan Ecevit : Beraber düşünceleri oluşturduk. Bugün de Bakanlar Kurulu kararını kesinleştirmeden veya açıklamadan önce Sayın Cumhurbaşkanı'nı ziyaret ettim. Ona da en son bilgileri sunduk ve onayını aldık.

Soru : Efendim, Türkiye ekonomi alanında zor bir dönemden geçiyor. Bu karar alınırken acaba bizim IMF ve Dünya Bankası'yla yaptığımız görüşmelerde artı bir talepte bulunma veya alacağımız kredilerde, yardımlarda artı bir şey isteme gibi bir durum söz konusu olacak mı ya da Amerika'ya karşı biz bunu kabul ettik derken acaba böyle bir görüşme oldu mu?

Başbakan Ecevit : Şimdi Türkiye açısından bu terörizmle mücadele o kadar yaşamsal önem taşıyor ki bu konuda attığımız adımı ekonomik ve ticari açıdan pazarlık konusu yapmayız. Bunu içimize sindiremezdik. Ama ben eminim ki Türkiye'nin öneminin bilincinde olan dost ve müttefik ülkeler bu konuda Türkiye'nin gereksinmelerini de herhalde göz önünde tutacaklardır. Bundan kuşkum yok. Dediğim gibi, ‘oraya şu kadar sayıda askeri birlik gönderiyoruz ama buna karşılık da siz bize şunları taahhüt edin' demeyi içimize sindiremezdik. Bunlar kendiliğinden oluşabilir, eğer sağlıklı ilişkiler varsa, ki çok sağlıklı ilişkilerimiz vardır.

Soru: Sayın Başbakanım, Türkiye'nin attığı bu adımı, yani bu harekata katkıda bulunma adımını cumhuriyet tarihimizde başka hangi kararla karşılaştırabiliyorsunuz?

Başbakan Ecevit : Her kararın kendine özgü özellikleri vardır. Elbette Kıbrıs Barış Harekatı'nda önemli bir adım atılmış oldu. NATO üyeliğine girerken çok önemli bir adım atılmış oldu. Fakat her olayın kendine özgü koşulları vardır. Kore'ye katılırken de Türkiye'nin önemli birtakım öngörüleri vardı.

Soru : Sayın Başbakanım, Afganistan'daki olaylara göre gönderdiğimiz asker sayısını artırmamız söz konusu olabilir mi?

Başbakan Ecevit : Şu sırada buna gereksinim duyulmuyor.

Soru :Efendim, asker gönderme iç güvenlik zaafına neden olabilir mi, öyle bir endişeniz var mı?

Başbakan Ecevit : Hayır, yok. Çünkü çok sayıda asker gönderilmesi söz konusu olmaz. Türkiye'nin kendi sorunları var.

Soru : Terörist saldırılar bağlamında sormuştum.

Başbakan Ecevit : Terörist saldırılar Türkiye'de zaten devam ediyor. Büyük ölçüde azaldı, büyük ölçüde geriledi ama çeşitli konularda bölücü akımla, din sömürüsüyle, militan komunizmle ilgili olarak çeşitli alanlardan gelen tehditlerle zaten karşı karşıyayız. Onun için askeri birliklerimizin sayısı da belirli bir düzeyin altına inmemek durumundadır. Elbette oraya gidecek asker sayısının da Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarıyla uyumlu olmasını göz önünde tutacağız.

Soru : Askerlerimiz rütbeli mi, yani subay, astsubay mı?

Başbakan Ecevit : Evet, rütbeli.

Soru : Efendim bugün bu karar açıklanırken Saadet Partisi Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu ve asker gönderme kararının iptalini istedi. Acaba Meclis'te yaptığınız konuşma benzeri gibi, Saadet Partisi'ni hala Taliban'ı eleştirme konusunda çekingen mi buluyorsunuz?

Başbakan Ecevit : Artık o konulara girmeyi doğru bulmuyorum. Olabildiğince ulusal uyum içinde bu görevin üstesinden gelmeyi temenni ediyorum.

Teşekkür ederim.
 


(1 KASIM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.